19 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

9.000 Yıl Önce Kadınların Toplumdaki Yeri Nasıldı? Çatalhöyük’te Yeni Bulgular Bu Soruyu Cevaplıyor

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük, 9.000 yıl öncesine ışık tutmaya devam ediyor. Neolitik döneme ait bu yerleşim alanında yapılan son araştırma, kadınların toplumsal rolüyle ilgili çarpıcı bulgular ortaya koydu.

Türkiye, Danimarka, İsveç ve ABD’den bilim insanlarının yer aldığı uluslararası ekip, Çatalhöyük’te bulunan 131 bireyin genetik materyalini analiz etti. Araştırmanın sonuçları, 2024 yılında prestijli bilim dergisi Science’ta yayımlandı.

Kadın Soyu Hanelerin Şekillenmesinde Belirleyici

Çatalhöyük halkı ölülerini yaşadıkları evlerin altına gömüyordu. Ancak yapılan genetik analizler, aynı evde gömülü bireylerin çoğunlukla birbirine akraba olmadığını ortaya koydu. Buna karşın, kadın soyuna dayalı genetik bağların daha güçlü olduğu tespit edildi.

Bonn Üniversitesi’nden arkeolog Dr. Eva Rosenstock, bu bulguları şöyle yorumluyor:

“Kadın soyundan gelen bağlar erkeklere kıyasla daha belirgindi. Bu, hane yapılarının kadınlar etrafında şekillendiğini gösteriyor.”

Bu durum, toplumsal organizasyonun matrilokalite – yani evlilik sonrası kadının ailesiyle yaşama düzeni – şeklinde işlediğine işaret ediyor. Ancak tam anlamıyla bir anaerkil toplum (matriarkat) söz konusu değil. Yine de kadınların ev içindeki merkezi rolü, toplumsal statülerine dair güçlü ipuçları veriyor.

Kazılar ve Genetik Süreklilik

2006–2013 yılları arasında Dr. Rosenstock’un liderliğinde yürütülen kazılarda, Batı Höyük’te iki yeni doğmuş bebeğe ait iskelet bulundu. Bu bebeklerin genetik yapıları, Doğu Höyük’te gömülü bireylerle aynı gen havuzuna ait olduklarını gösterdi. Bu da Doğu ve Batı Höyük arasında kültürel ve biyolojik süreklilik olduğunu ortaya koydu. Önceki varsayımların aksine, yerleşimin birkaç yüzyıl boyunca kesintiye uğramadığı anlaşıldı.

Dr. Rosenstock, kazı süreci ve genetik analizlerle ilgili şu bilgileri paylaştı:

“Bu yöntemler bir süredir mevcut, ancak örnekleri oluşturan materyal yeni. Birkaç yıl öncesine kadar dişler genetik materyal için en iyi kaynak olarak görülüyordu. Oysa, insan vücudundaki en yoğun kemik olan petröz kemik, DNA’yı çok daha iyi koruyor.”

Çatalhöyük’teki Batı Höyüğü’nde bulunan ve M.Ö. 5900 ila 5800 yıllarına tarihlenen iki bebek, başları ve bacakları sola dönük olacak şekilde yüzüstü gömülmüştür. Olağanüstü korunmuş iskelet, 2009 yılında Eva Rosenstock ve Peter F. Biehl yönetiminde Jana Anvari tarafından bulundu. Jennifer Byrnes ayrıntılı osteolojik çalışmaları gerçekleştirmiştir. © Çatalhöyük Araştırma Projesi / Peter F. Biehl

Araştırma ekibi, iskeletleri uygun arkeolojik prosedürlere göre kazıp osteolojik (iskelet bilimi) verilerini kaydetti. Böylece örnekler, genetik analizlere anlamlı bir bağlamla birlikte sunuldu. Kurak karasal iklimin zorlayıcı koşullarına rağmen, petröz kemik sayesinde DNA analizleri başarıyla gerçekleştirilebildi.

Toplumsal Cinsiyet ve Hane Yapıları

Genetik analizler, hane yapılarının sadece biyolojik akrabalığa dayanmadığını, bunun yerine kültürel, sosyal ve muhtemelen ekonomik faktörlerin de etkili olduğunu gösteriyor. Kadın soyuna dayalı genetik yakınlık, kadınların hane birimlerinin temelini oluşturduğuna işaret ediyor.

Ayrıca, kadın mezarlarında daha zengin mezar eşyalarının bulunması, kadınların toplum içindeki yüksek statüsünü yansıtan bir diğer önemli bulgu.

Evlerin Ataların Üzerine Kurulması

Çatalhöyük’te evler, önceki yapıların kalıntılarının üzerine inşa ediliyordu. Bu, yalnızca yerleşim dokusunun dikey olarak gelişmesine neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda atalara dayalı bir yaşam kültürü oluşturuyordu. İnsanlar, kelimenin tam anlamıyla atalarının kalıntılarının üzerinde yaşamlarını sürdürüyorlardı.

Ancak MÖ 6000 civarında bu gelenek kısa bir süreliğine kesintiye uğradı ve yerleşim Batı Höyük’e kaydı. Yeni kazı ve analizler, bu geçişin radikal bir kültürel kopuş değil, evrimsel bir süreklilik olduğunu ortaya koydu.

Kadınların Gücü Ne Zaman Geri Plana Atıldı?

Bu araştırma da sunulan yeni bulgular, Neolitik çağda kadınların sadece ev içinde değil, toplumun genel yapısında da önemli roller üstlendiğini gösteriyor. Ancak zamanla bu rolün nasıl azaldığı, erkek soyunun ve ataerkil yapının nasıl baskın hale geldiği hâlâ araştırma konusu.

Bilim insanları, bu sorulara yanıt bulmak için Avrupa ve Batı Asya’daki diğer Neolitik yerleşimlerde de benzer genetik analizlerin yapılması gerektiğini vurguluyor.

Çatalhöyük’te yapılan son araştırmalar, 9.000 yıl önce kadınların toplumsal düzende güçlü ve belirleyici roller oynadığını ortaya koyuyor. Arkeolojik verilerle desteklenen genetik bulgular, Neolitik dönemde kadınların sadece figürinlerde değil, gerçek hayatta da merkezi bir konuma sahip olduğunu gösterdi.

University of Bonn

“Female lineages and changing kinship patterns in Neolithic Çatalhöyük,” in: “Science,” DOI: 10.1126/science.adr2915
Kapak Görseli: Eva Rosenstock 2008 yılında Batı Çatalhöyük kazıları sırasında: – Ön planda, MÖ 6. bin yıldan kalma yapılara ait kerpiç bir duvar görülüyor. Fotoğraf: Çatalhöyük Araştırma Projesi

Banner
Benzer Yazılar

Mısırlı çocuk 142 köpekle birlikte gömülü bulundu

17 Ocak 2023

17 Ocak 2023

Faiyum Oasis nekropolündeki kazılarda 142 köpekle birlikte gömülmüş bir çocuk mezarı bulundu. 142 köpekle gömülü çocuk mezarının yer aldığı nekropol...

Mısır’da kraliyet sfenks heykeli ortaya çıkarıldı

6 Mart 2023

6 Mart 2023

Bir Mısır arkeolojik misyonu, Mısır’ın güneyinde Roma dönemi kireçtaşı kabininin içinde bir kraliyet sfenks heykeli keşfetti. Eski Eserler Bakanlığı Pazartesi...

Beşparmak Dağlarının 8000 Yıllık Gizemi

24 Ekim 2020

24 Ekim 2020

Günümüzde “Beşparmak” adıyla bilinen Latmos Dağı Söke ve Milas ilçeleri arasında yer almakta ve Antik dönem’de Karia Bölgesi’nin kuzeybatı köşesini...

Side’de 1300 yıllık Sinagog ortaya çıkarıldı

27 Aralık 2021

27 Aralık 2021

Antalya’nın Manavgat ilçesinin Side bölgesinde yaşadığı bilinen ilk Yahudi topluluğa ait 1300 yıllık sinagog ortaya çıkarıldı. Bir evin altında bulunan...

Giresun Adası Kurtarma Kazıları Başlıyor

18 Mayıs 2021

18 Mayıs 2021

Karadeniz Bölgesi’nde insan yerleşimin ilk örneklerinin görüldüğü Giresun Adası’nda kurtarma kazı çalışmaları tekrar başlıyor. Giresun Valiliği’nin konu ile ilgili olarak...

Arkeologlar Ostia Antica’da Yahudi Ritüel Hamamı Mikveh Keşfetti

15 Mart 2025

15 Mart 2025

Roma İmparatorluğu’nun kalbinde yer alan Ostia Antica’da yapılan son arkeolojik kazılar, bu önemli liman kentinde antik Yahudi toplumunun varlığına dair...

İspanya’nın Tossal de La Cala kalesinde 2.000 yıllık kayaya oyulmuş bir yüz keşfedildi

21 Mayıs 2023

21 Mayıs 2023

Arkeologlar, İspanya’nın doğu kıyısındaki Benidorm’daki bir Roma kalesi olan Toscal De La Cala’da kayaya oyulmuş bir yüz keşfettiler. Alicante Üniversitesi’nden...

Dünyanın ilk mobil CT tarayıcısı ile zarflı kil tabletler açılmadan okunabilecek

28 Ocak 2024

28 Ocak 2024

Sümerliler tarafından keşfedilen yazı insanlık tarihinin en önemli mihenk noktasıdır. Günümüze kadar ulaşabilen çivi yazılı kil tabletler, Sümer, Akad, Asur...

Karadeniz’in Zeugması Restore Edilecek

8 Şubat 2021

8 Şubat 2021

Hadrianaupolis Antik Kenti Karabük’ün Eskiyapar ilçesinin 3 km batısında yer almaktadır. Bu antik kentimiz ortaya çıkarılan eşsiz güzellikteki mozaikleri nedeniyle...

Bilim insanları, Mayaların esrarengiz 819 günlük sayımını çözdü

24 Nisan 2023

24 Nisan 2023

Mayalar, gök cisimlerinin hareketlerini yakından gözlemleyen ve tutulmaları ve diğer astronomik olayları tahmin etmek için karmaşık yöntemler geliştiren yetenekli astronomlardı....

Urartu Kralı II. Rusa Döneminde Yapılan Sarayın Fil Ayakları Çıkarılacak

15 Ekim 2021

15 Ekim 2021

M. Ö. 685-645 yılları arasında hüküm süren Urartu Kralı II. Rusa tarafından inşa edilen sarayın fil ayaklarının çıkarılması için çalışmalar...

Hitit Dönemine Ait Alacahöyük Barajı İlgi Bekliyor

12 Mart 2021

12 Mart 2021

Hititler için su çok önemli bir kaynaktı. Öyle ki, içme ve sulama için barajlar inşa etmişlerdi. İnşa ettikleri barajlardan Alacahöyük’te...

Sihirli yılan büyüleriyle süslenmiş bir Mısır mezarı keşfedildi

10 Kasım 2023

10 Kasım 2023

Giza ve Saqqara arasındaki Abusir’deki kazılar sırasında, Çek Mısırbilim Enstitüsü’ndeki (CIE) arkeologlar, mezarın sakinini yılan ısırıklarına karşı koruyan sihirli büyülere...

Aççana Höyük’te 3800 yıllık Akadca kil tablet bulundu

11 Ağustos 2023

11 Ağustos 2023

Şubat ayında yaşanan iki büyük yıkıcı depremden etkilenen Hatay’daki Aççana Höyük’te devam eden çalışmalarda 3800 yıllık Akadca çivi yazılı kil...

Arslantepe Höyüğü’nde 3 Bin Yıllık Geç Hitit Et Pişirme Fırını Keşfedildi

3 Eylül 2025

3 Eylül 2025

Arslantepe Höyüğü’nde arkeologlar, yaklaşık 3.000 yıllık bir yer altı et pişirme fırını keşfetti. Yapı, geleneksel tandıra benzer görünmesine rağmen farklı...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]