9 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

5.700 Yıllık Sakız İçindeki İnsan Hikayesi

Sakız, gündelik hayatta birçoğumuzun çiğnediği ürün… Eskilerin ağız ve diş sağlığı içinde kullandığı sakızın, 5.700 yıl öncesinden bir insanın hayat hikayesini barındırdığını duymak oldukça şaşırtıcı…

5. 700 yıldan beri iyi bir şekilde korunmuş bir sakız parçası, Taş Devri Danimarkalı bir kadının genetik bilgilerini bizlere ulaştırdı. Sakız, türümüzün evrimine yeni bir ışık tutmuş oldu.

Sakızın içinden koyu tenli, siyah saçlı ve mavi gözlü bir kadın çıktı

Çamuruyla bilinen bir adada bulunan Paleolitik sakız mükemmel bir şekilde korunduğu görüldü. Bilim insanları,  sakızı kullanan bireyin cildini, saçını ve göz rengini, patojenik profilini, diş sağlığını, yeme kültürünü ve daha fazlasını içindeki DNA‘dan belirleyebilmiştir.

M. Ö. 3.700 yılında, koyu tenli, siyah saçlı ve mavi gözlü bir kadın, Danimarka’da Lolland adasında Syltholm adlı bir yerde yaşıyordu ve tükürmeden önce 1 santimetre uzunluğundaki huş ağacını çiğniyordu. Tükürdüğü huş ağacı sakızı, bilim insanları onu bir şekilde tanımlamayı, korumayı ve incelemeyi başarıncaya kadar bin yıl boyunca çamurla kaplandı.

Araştırmacılar, sahada tüm genomunun yanı sıra ağzında yaşayan diğer türlerin genomunu da toplayabildiler. Kadın, laktoza tahammülsüzdü, yabani yiyecekleri tarımsal tahıl temellerine tercih ediyor gibiydi ve bugün çoğumuzun sahip olduğu viral bir enfeksiyonu taşıyordu.

“Kemikten başka herhangi bir şeyden eksiksiz bir antik insan genomu elde etmek inanılmaz” diyen araştırmayı yöneten Kopenhag Üniversitesi Globe Enstitüsünden Doçent Hannes Schroeder,  “Dahası, DNA’yı oral mikroplardan ve birkaç önemli insan patojeninden de aldık, bu da bunu, özellikle insan kalıntısının olmadığı dönemler için çok değerli bir antik DNA kaynağı haline getiriyor” dedi.

Lolanın illüstrasyonu Tom Björklund -Kopenhag Üniversitesi
Sakız içine DNA’sını bırakan Lolanın illüstrasyonu Tom Björklund -Kopenhag Üniversitesi

Zamanda bir pencere

Üzerinde sakız bulunan adanın isminden sonra “Lola” olarak adlandırılan bu kişinin koyu tenli olması, kuzey Avrupalıların uyarlanabilir açık teninin çok daha sonra evrimleştiğini düşündürüyor. Bir dizi nedenden ötürü, huş ağacı kabuğunu aşağıya çevirerek yapılan sakızı çiğniyor olabilirdi.

Antiseptik özelliklerinden dolayı Danimarkalı kadın sakızı diş ağrısını hafifletmek için çiğniyordu yada bugün çoğumuzu sakız çiğnemeye götüren monoton kemirmenin tadı için kullanıyordu.

Sakızın içinde günümüz insanlarında da bulunan % 90 enfekte Epstein-Barr virüsü, viral DNA. Muhtemelen Lola’nın en son yediği yemek olan yeşilbaş ördek ve fındığın DNA’sı bulundu.

Syltholm’daki kazılara katılan Theis Jensen, “Syltholm tamamen benzersizdir. Neredeyse her şey çamurda mühürlendi, bu da organik kalıntıların korunmasının kesinlikle olağanüstü olduğu anlamına geliyor. Danimarka’daki en büyük Taş Devri bölgesi ve arkeolojik buluntular, bölgeyi işgal eden insanların vahşi kaynakları, tarım ve evcil hayvanların güney İskandinavya’ya ilk kez tanıtıldığı dönem olan Neolitik Çağ’a kadar yoğun bir şekilde kullandığını gösteriyor” dedi.

Makalede yer alan görseller Tom Björklund / Kopenhag Üniversitesi

Banner
Benzer Yazılar

Büyük İskender’in Annesinin Mezarı Bulundu

11 Temmuz 2021

11 Temmuz 2021

Profesör Athanasios Bidas, antik dönemin güçlü imparatoru Makedonya kralı Helen Birliği’nin lideri Büyük İskender’in annesinin mezarının bulunduğunu doğruladı. 20’li yaşlarda Makedonya...

Slovakya’nın Vráble kenti Neolitik yerleşim alanında 36 başsız insana ait kalıntılar bulundu

26 Eylül 2022

26 Eylül 2022

Arkeologlar, Batı Slovakya’nın Vráble kentinde M. Ö. 5250-4950 tarihli bir yerleşim yerinde yaklaşık 36 başsız insan cesedinin kalıntılarını içeren bir...

İran’ın Kaldar Mağarasında İnsan Göçündeki ‘Kayıp Halka’nın Bir Parçası Bulunmuş Olabilir

4 Nisan 2021

4 Nisan 2021

Kaldar mağarası, İran’daki Orta ve Üst Paleolitik Çağ’dan geçişe kanıt sağlayan önemli bir arkeolojik sit alanıdır. Mağara, 1.290 metre yükseklikte, Lorestan...

Zile Kalesi kazı çalışmaları başladı

9 Eylül 2022

9 Eylül 2022

Tokat’ın Zile ilçe merkezinde yer alan Zile Kalesi’nde kazı çalışmalarına başlandı. Kazılara Tokat Müzesi Müdürlüğü başkanlık edecek. Roma İmparatoru Jul...

Arkeologlar, İspanya’da bir mağara kompleksinde 16.800 yıllık bir Paleolitik yapı keşfettiler

3 Aralık 2023

3 Aralık 2023

Arkeologlar, İspanya’nın Cantabria eyaletindeki Ribamontán al Monte belediyesinde bulunan La Garma mağara kompleksinde 16.800 yıllık bir Paleolitik yapı keşfettiler. La...

Çekya’da Yürüyüşçüler 3,7 Kilogram Ağırlığında Sırp/Boşnak Altın Sikke Keşfetti

29 Nisan 2025

29 Nisan 2025

Çekya Cumhuriyeti’nin huzurlu Zvičina Tepesi yamaçlarında doğa yürüyüşü yapan iki talihli gezgin, şans eseri olağanüstü bir keşfe imza attılar. Şubat...

İskenderiye’de 1.305 metrelik Greko-Romen antik kaya tünelini keşfedildi

4 Kasım 2022

4 Kasım 2022

Santo Domingo Üniversitesi’nden bir Mısır-Dominik arkeolojik misyonu tarafından Eski Mısır kenti Tapuziris Magna’nın altında 1.305 metre uzunluğunda bir Greko-Romen tüneli...

Kaçakçılar Roma Antik Kentini Tarumar Ettiler

19 Nisan 2021

19 Nisan 2021

Anadolu’nun eşsiz kültürel değerlerini heba eden kaçakçılar bu seferde Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Hisarcıklı Kalesi bölgesinde bulunan Roma döneminden kalma antik...

Mersin’de 60 Milyon Yaşında Salyangoz Fosili Bulundu

22 Mayıs 2021

22 Mayıs 2021

Mersin’in Toroslar ilçesinde 60 milyon yaşına tarihlenen salyangoz fosili bulundu. Süleyman Uygun tarafından bulunan salyangoz fosili Mersin Üniversitesi Su Ürünleri...

Sillyon Antik Kenti’nin stadyumu gün yüzüne çıkarılıyor

26 Nisan 2024

26 Nisan 2024

Antalya’nın Serik ilçesindeki Sillyon Antik Kenti’nin 10 bin kişilik stadyumu gün yüzüne çıkarılıyor. Kazı ekibi şu ana kadar stadyumun yüzde...

Çorum’da Köktürk dönemi kurganlarına benzeyen yapılarla karşılaşıldı

17 Kasım 2022

17 Kasım 2022

Çorum’da Köktürk dönemi kurganlarına benzeyen birçok salur damgalı mezar yapıları ile karşılaşıldı. 1071 öncesi toplu mezar ve kurgan yapılarına Çorum’un...

Dünyanın en eski darphanesi Çin’de Keşfedildi

8 Ağustos 2021

8 Ağustos 2021

Çin’de Sarı Nehir yakınında bulunan antik Guanzhuang kentinin kazılarında dünyanın en eski darphanesi keşfedildi. Darphanenin bulunduğu Guanzhuang, M. Ö. 800...

Hitit İmparatorluğu döneminden günümüze ulaşan nadir 3 bin 300 yıllık bronz miğfer

17 Temmuz 2022

17 Temmuz 2022

Hitit İmparatorluğu’nun önemli kült merkezlerinden biri olan Şapinuva’da 2002 yılında gerçekleştirilen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan 3 bin 300 yıllık bronz...

Sular çekilince Skepsis Antik Kenti’nin hamam ve kilise kalıntıları ortaya çıktı

26 Kasım 2022

26 Kasım 2022

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi Kurşunlu Tepesi’nde yer alan Skepsis Antik Kenti’nin hamam ve kilise kalıntıları Bayramiç barajının sularının çekilmesi ile tekrar...

Cengiz Han’ın torunu Kubilay Han döneminden kalma süslemeli oymalı tuğlalı 12 mezar ortaya çıkarıldı

22 Mayıs 2023

22 Mayıs 2023

Çin’in Shandong kentinde kazı yapan arkeologlar, yaklaşık 700 yıllık olduğu tahmin edilen 12 süslemeli oymalı tuğlalı mezar ortaya çıkardılar. Mezarlar,...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]