9 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Yozgat, Tiryns’deki Miken Kaldırımı’na Ait Dünyanın En Eski Mozaiği Olma Ünvanını Elinden Aldı!

Hitit Medeniyeti’nin Anadolu Tarihi üzerindeki etkileyici gücü her geçen gün yeni arkeolojik kazıların yapılmasıyla artmakta. Farklı ve etkileyici mimari özelliklerinin yanında öncü yenilikleriyle de bizi şaşırtmaya devam ediyorlar.

Yozgat İli’nin Sorgun İlçesine bağlı Büyük Taşlık Köyü sınırları içerisinde yer alan Uşaklı Höyüğü’nde dönemin en önemli keşfi yapıldı. Hitit Uygarlığı izleri taşıyan höyüğün, Fırtına Tanrısına (Teshup) yönelik ibadetlerin merkezi olan ve yazılı kaynaklara göre başkent Hattuşa ya iki-üç günlük yürüme mesafesinde bulunan “Zippalanda” adlı bir diğer önemli Hitit kentiyle ilişkili olduğu öngörülmektedir.

Uşaklı Höyüğün daha öncede Hitit Döneminde dini bir merkez olabileceği konuşulmaktayken şimdi başka bir ilkle dikkatleri üzerine topladı.

Uşaklı Höyük’te yapılan kazılarda Hitit dönemine ait büyük bir yapı ile ilişkili mozaik bir taş zemin ortaya çıktı. Bu benzersiz keşif, bu dönemin Yakın Doğu kamu mimarisindeki mozaik döşemenin kökeni hakkında yeni sorular ortaya çıkarıyor.

Hitit döneminde Orta Anadolu’da dış zemin, sokak ve avluların döşenmesinde arnavut kaldırımı ve döşeme taşlarının kullanıldığı daha önce belgelenmiştir. Bir kapının bulunduğu duvara paralel dikdörtgen bir parke taşı döşeme, Büyük Sarissa Tapınağı’nın kuzeydoğu portalının iç tarafını döşerken, Sapinuwa’da (modern Ortaköy), dış ve iç mekanlar arasında benzer döşeme düzenlemeleri bulunmuştur; bu tür hizalamalar, ritüel amaçlı kullanılan kaplamalı teraslarda da görülebilir. Büyükkale hisar kapısının avlusu kırmızı yontma taşlarla kaplı olup, Büyük Tapınak çevresi de yassı taşlarla kaplanmıştır.

Verilen bu örneklerde ki zeminler bilinçli olarak döşenmiştir, çakıl veya büyük kaldırım taşlarının kullanılmasıyla karakterize edilir ve bunlar dekoratif desenlerde düzenlenmemiştir. Uşaklı’nın zemini, belirli renklerde geometrik tasarımların oluşturulmasına olanak sağlamak için şekil ve renklerine göre özenle seçilmiş küçük taşlardan oluşması bakımından benzersizdir.

A alanında yapılan kazılar da II. Yapının (aşağı şehrin tapınağı olarak yorumlanan kısmında) doğusunda, avlu görünümündedir dikdörtgen döşemeli bir tabanın bir kısmı ortaya çıkarılmıştır . Zemin kısmen korunmuştur ve yaklaşık 7x3m’lik bir alanı kaplamaktadır. 3147 adet düzensiz şekilli ve çeşitli boyutlarda taştan oluşmaktadır.

Taşlar, koyu ile açık arasında değişen, geometrik desenler oluşturan ve zıt renklerde gruplar halinde düzenlenmiştir. Döşeme, güneybatıdan kuzeydoğuya uzanan uzun ekseni ile üç dikdörtgen çerçeveye bölünmüştür. Her dikdörtgen, beyaz, açık kırmızı ve siyah-mavi dahil olmak üzere farklı renklerde üç sıra üçgen içerir. İki taşın ise turuncu-sarı olduğu görülmekte. Sadece tasarımın güneydoğu kenarı gibi görünen kısım iyi korunmuştur ve bu yine beyaz, siyah-mavi ve beyazdan oluşan üç dar paralel taş bantından oluşan bir çerçeve olarak görünür; dış beyaz bandın taşları daha dar bir son bordür olacak şekilde ince kenarları üstte olacak şekilde döşenmiştir.

Anacleto D’Agostino göre:

Bugüne kadar, Tiryns’deki Miken kaldırımı, mozaik döşemenin en eski belgelenmiş örneği olarak kabul edilmiştir. Miken kaldırımının yapımı MÖ 2. binyılın ortalarına kadar uzanır, ancak kesin tasarımlar veya çok renkli çakıllar kullanmaz. En eski çok renkli, geometrik mozaik taş döşeme olan Uşaklı Höyük döşeme, daha sonraki polikromatik mozaik zeminler için bir Geç Tunç Çağı Anadolu öncüsü olabilir.

Uşaklı Höyük, Hitit tarihinin net desenli polikromatik bir mozaik zeminin ilk kanıtını ve daha sonraki çakıl mozaik zeminler için olası bir ilham kaynağı olacaktır.

Uşaklı Höyük Kazı Çalışmaları Hakkında Bilgi

Floransa Üniversitesi, 2008-2012 yılları arasında Uşaklı Höyük ve çevresinde arkeolojik, jeomorfolojik ve jeofizik araştırmalar yürütmüştür. 2013 yılında başlayan kazılar, yerleşimin zaman dizini, kentsel gelişimi ve topoğrafyasına ilişkin bilgilere erişilmesini sağlamıştır.

Uşaklı Höyüğün bulunduğu alana,hafif tümseklerle dalgalanarak uzanan bir ova olup; granitik ve bazaltik çıkıntılar arasında beliren zengin doğal su kaynakları ve dereler içermekte, bu durum tarım ve hayvancılık için ideal bir ortam teşkil etmektedir.

Kapadokya’yı Karadeniz, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu’ya bağlayan arasındaki önemli yolların buluşma noktasında yer alan Uşaklı, bugünkü Ankara-Sivas ve Kayseri-Çorum bağlantı yolları ile de kesişmektedir. Gerek stratejik konumu gerekse çevre koşullarının elverişliliği ve uyum potansiyeli sayesinde, Geç Bakır, Tunç ve Demir Çağları ile Roma-Bizans Dönemi’ni içine alan bir dönem boyunca uzun ve devamlı bir yerleşime maruz kaldığı görülmektedir.

Uşaklı’nın ilk ve başlıca kentsel gelişim evresini, araştırma çalışmaları sırasında yüzeyden toplanan bol sayıda malzeme, alan içerisindeki dağılımları ve kazılardan elde edilen sonuçlarla da doğrulandığı üzere Orta ve Geç Tunç Çağı ile Hitit Dönemi’ne tarihlendirmek mümkündür.

Uşaklı Höyük te bulunmuş olan çanak çömlek buluntuları

Bununla birlikte bulunan 6 adet kil tablet parçasında ki metinler yazışma, şenlik, bir efsaneye bağlı ayin ve kehanet metinleri ve Hitit baskı mühürlerinin de ele geçirilmesiyle, Uşaklı’nın M.Ö. 15.–12. yüzyıllar arasındaki Hitit imparatorluk düzeni kapsamında önemli bir idari ve siyasi rol oynadığı anlaşılmıştır.
Kazı alanı 4 bölümlendirilmiş olup A, B, C, D olarak isimlendirilmiştir.

A alanında : Günümüzde bu alanda anıtsal bir yapının 600 m²’sini gün yüzüne çıkarılmıştır. Hitit tekniğinde işlenmiş ve yüzeyinde korunmuş çeşitli büyük bloklar da dahil olmak üzere 875m²’lik bir alanda geniş avlular ve odaların varlığı görülmektedir. bu anıtsal binanın Hitit tapınaklarından biri olduğu düşünülmektedir.
B alanında: Bu alanda geç dönemden kalma bir bina saptanmıştır. Yapılan açmalarda bu kısımda çanak çömlek buluntularına rastlanmıştır.

C alanında: küçük höyüğün güneydoğu yamacında, toprağın yüzey tabakasının kaldırılması sırasında iki Hitit dönemi çivi yazılı tabletin bulunduğu bir bölümün yakınında yer almaktadır. Burada, akropolisin doğu yamacında karmaşık Demir Çağı teraslama ve sur sistemi ortaya çıkarıldı. Bronz çağına ait kalıntıların bir yangınla tahrip olduğu gözlenmektedir.

Son olarak D alanında ise : doğu – batı dorultusunda uzanan 60 m. uzunluğa sahip büyük bir bina bulunmuştur. Bu binanın mimarisine bakıldığında Hitit dönemine ait bir saray olarak tanımlamamızı sağlar.

 

Kaynak: D’Agostino, A. (2019). A mosaic floor from the Late Bronze Age building II of Uşaklı Höyük, central Turkey. Antiquity, 93(372)

http://usaklihoyuk.org/

Banner
Benzer Yazılar

Yoksulların Tanrılara sundukları 2 bin 300 yıllık mini adak kabı

26 Ağustos 2022

26 Ağustos 2022

Yoksulluk ve varsıllık tarihin her döneminde görülür. Sosyal, ekonomik, kültürel her alanda belirleyici çizgi olmuştur yoksulluk ve varsıllık. Varsıllar, toplumun...

Tarih öncesi dönemde anneler, çocuklarına ebeveynlik yapma konusunda bizimden çok daha yetenekliydi

24 Kasım 2021

24 Kasım 2021

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nin (ANU) yakın tarihli bir araştırmasına göre, eski kültürlerde yeni doğan bebeklerin ölüm oranı, yetersiz sağlık bakımı, hastalık...

Flaman Arkeolojik Buluntularının Fransız Hazinesinden Çalındığı Ortaya Çıktı

17 Aralık 2020

17 Aralık 2020

Belçika’nın flaman bölgesinde bulunan Limburg ilinde toprak satın alan bir Fransız vatandaşının tarlasından MÖ. 3.yy ait 14.000 adet Roma sikkesi...

İngiltere’de Romalılara Ait Tuz Üretim Alanı keşfedildi.

9 Ekim 2020

9 Ekim 2020

Spalding Western Relief Road için hazırlık çalışmaları kapsamında bir grup arkeolog Pinchbeck’te bir kazı çalışması yürütüyor. Yine bu çalışmalar kapsamında...

Persler Hakkında Bilinmeyen 5 Gerçek

22 Ocak 2021

22 Ocak 2021

Pers kültürü, 1000 yıldan daha fazla bir süre Yakın Doğu ve Dünya’nın geri kalanını etkiledi. Kültürleri, bir çok yönüyle uzun...

Bulgaristan’da tanrıça Tyche’nin heykel başı bulundu

10 Aralık 2024

10 Aralık 2024

Bulgaristan’da, günümüzdeki Plovdiv şehrinin bulunduğu alanda, Piskopos Bazilikası’nın kazıları sırasında Yunan tanrıçası Tyche’nin büyük bir heykelinin başı dikkat çekici bir...

Kral VIII. Henry’nin Talihsiz Eşleri Adına Basılmış Altın Sikkeler Bulundu

9 Aralık 2020

9 Aralık 2020

British Museum bu yılki, çoğunluğu ülkenin metal arama meraklıları tarafından yapılan Taşınabilir Eski Eserler Planına (PAS) kayıtlı keşiflerin ayrıntılarını açıkladı....

İspanya’nın güneyinde “Benzeri görülmemiş” Fenike nekropolü keşfedildi.

29 Nisan 2022

29 Nisan 2022

Güney İspanya’daki Osuna bölgesinde M. Ö. 4. veya 5. yüzyıldan kalma bir Fenike nekropolü bulundu. İber yarımadasında yaşayan Fenikelilerin ölülerini...

Dünyanın En Büyük İmparatorluğu Hangisiydi?

7 Kasım 2020

7 Kasım 2020

Dünya üzerinde kurulan en büyük imparatorluk hangisiydi? Sorusuna verilecek cevap aşağı yukarı bellidir. Kimisi Büyük Roma İmparatorluğu diyecek, kimi Cengiz...

Babil Kulesi inşasında kullanıldığı düşünülen tuğla bulundu

4 Kasım 2021

4 Kasım 2021

Dünya’nın 7 harikasından biri olan Babil’in Asma Bahçeleri içinde bulunan Babil Kulesi’nin inşasında kullanıldığı tahmin edilen tuğla bulundu. Babil’i işgal...

Baltık Denizi’nin Derinliklerinde Ortaya Çıkan Taş Devri Mimari Harikası: Avrupa’nın bilinen en büyük Taş Devri yapılarından biri olabilir

13 Şubat 2024

13 Şubat 2024

Baltık Denizi’nin derinliklerinde saklanan Taş Devri’nin mimari harikası, araştırmacılar tarafından keşfedildi. Almanya’nın Mecklenburg Körfezi’nde deniz yüzeyinin 21 metre (69 fit)...

Diyarbakır Surları’nın iki burcunun restorasyonu tamamlandı

19 Ocak 2023

19 Ocak 2023

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından “Surlar’da Diriliş” mottosuyla başlatılan çalışmalarda Dağkapı 1 ve 2 nolu burçların restorasyonu tamamlandı. UNESCO Dünya Kültür...

Antikythera mekanizmasının bulunduğu yerde devasa mermer kafa ortaya çıktı

20 Haziran 2022

20 Haziran 2022

Yunanistan Kültür Bakanlığı, dünyanın ilk analog bilgisayarı olarak kabul edilen Antikythera mekanizmasının çıkarıldığı yerde devasa mermer kafanın bulunduğunu bildirdi. 1900’lü...

Şerif Yaşar ”Böyle giderse Ayasofya 2050’yi göremez!”

29 Mayıs 2022

29 Mayıs 2022

Ayasofya Müzesi, 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile  Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi adı ile ibadete açıldı. Açılışı üzerinden 2 yıl geçen Ayasofya...

Tunç Çağı Çobanlarının Yolculukları Hakkında Yeni Görüş

22 Ekim 2020

22 Ekim 2020

Şu anda güney Rusya’da bulunan Bronz Çağı doğa pastoralistleri, daha önce düşünülenden daha kısa mesafeler kat ettiler. Hint-Avrupa dillerinin bu...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]