26 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Yeni Çalışma: Ağrı Dağı’nın Nuh’un Gemisi Anlatısındaki Rolü Üç Din Perspektifinden Yeniden Değerlendirildi

Ağrı Dağı yüzyıllardır tek bir soruyla anılıyor: Nuh’un Gemisi gerçekten burada mı karaya oturdu?

Bu soru sayısız keşif girişimine, dağ tırmanışına ve tartışmaya yol açtı. Ancak 2025 tarihli yeni bir akademik çalışma, tartışmayı bambaşka bir noktaya taşıyor. Araştırma, geminin fiziksel kalıntılarını aramak yerine, Ağrı Dağı’nın Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’daki anlam katmanlarını karşılaştırmalı biçimde inceliyor.

Mesele artık yalnızca “Gemi nerede?” değil.
Asıl soru şu: Arkeolojik kanıt olmamasına rağmen Ağrı Dağı neden hâlâ bu kadar merkezi?


Yahudi Geleneğinde “Ararat Dağları”

Tevrat’ın Tekvin (Genesis) bölümünde geminin “Ararat dağlarına” oturduğu belirtilir. Buradaki ifade tek bir zirveyi değil, tarihsel olarak Urartu bölgesiyle ilişkilendirilen geniş bir coğrafyayı işaret eder.

Yahudi yorum geleneğinde ise odak noktası coğrafi kesinlikten çok teolojik anlamdır. Tufan anlatısı; ilahi adalet, insanın sorumluluğu ve ahitleşme kavramları çerçevesinde değerlendirilir.

Gemi’nin hangi zirveye indiği meselesi, geleneksel Yahudi düşüncesinde merkezi bir tartışma değildir. Önemli olan, yıkımdan sonra gelen yeniden başlangıç fikridir.

Bu yaklaşım, ilerleyen dönemlerde ortaya çıkan “fiziksel kalıntı arayışı”ndan belirgin biçimde ayrılır.


Hristiyanlıkta Zirveye Yönelen Arayış

Hristiyan dünyasında zamanla Ararat ifadesi bugünkü Ağrı Dağı ile özdeşleştirildi. Orta Çağ’dan itibaren dağa yönelik hac girişimleri ve keşif anlatıları ortaya çıktı. 19. ve 20. yüzyıllarda ise modern keşif ekipleri bölgede araştırmalar yürüttü.

Ancak bugüne kadar bilimsel olarak doğrulanmış herhangi bir gemi kalıntısı tespit edilemedi.

Jeolojik gerçekler bu durumu açıklayabilir. Ağrı Dağı bir stratovolkandır. Lav akıntıları, buzul hareketleri, çığlar ve sert iklim koşulları yüksek irtifada organik materyalin korunmasını son derece zorlaştırır.

Buna rağmen Hristiyan teolojisinde Ağrı Dağı’nın önemi yalnızca maddi kanıta dayanmaz. Dağ, tufandan sonra gelen ilahi merhametin sembolü olarak görülür. Yargının bittiği, yeni bir başlangıcın başladığı yer olarak yorumlanır.


İslam’da Cudi Dağı Vurgusu

Kur’an-ı Kerim’de ise geminin “Cudi” üzerine oturduğu belirtilir. Ağrı Dağı adı geçmez. İslam âlimleri Cudi’nin konumu üzerine farklı görüşler ileri sürmüş, çoğunlukla Güneydoğu Anadolu’daki bir dağla ilişkilendirmiştir.

Ancak İslam geleneğinde coğrafi konumdan çok ahlaki mesaj ön plandadır. Nuh kıssası sabır, tebliğ ve bireysel iman sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilir.

Özellikle Nuh’un oğlunun kurtulmaması vurgulanır. Bu ayrıntı, soy bağı değil, inancın belirleyici olduğunu gösterir.

Dolayısıyla İslamî anlatıda dağın kendisi merkezde değildir. Mesaj merkezdir.


Ermeni Hafızasında Ağrı Dağı

Ağrı Dağı’nın anlamı yalnızca kutsal metinlerle sınırlı değildir. Ermeni tarih yazımında ve kültürel hafızasında dağ, kimlik ve süreklilik sembolü olarak yer alır. Bugün Türkiye sınırları içinde olmasına rağmen Erivan’dan görülebilir; Ermenistan’ın ulusal armasında yer alır.

Orta Çağ kroniklerinde Ermenilerin soyunun Nuh’un oğullarına dayandırıldığına dair anlatılar bulunur. Bu çerçevede Ağrı Dağı, yalnızca tufanın sonu değil, medeniyetin yeniden başladığı yer olarak tasvir edilir.

Coğrafi mesafe ile kültürel yakınlık arasındaki bu gerilim, dağın sembolik gücünü artırır.


Arkeolojik Sessizlik ve Süregelen Tartışma

Arkeoloji açısından bakıldığında Ağrı Dağı’nda doğrulanmış bir gemi kalıntısı bulunmamaktadır. Buzul hareketleri ve volkanik yapı, sistematik kazı ve araştırmayı zorlaştırır.

Ancak dikkat çekici olan şudur: Fiziksel kanıtın yokluğu anlatının etkisini azaltmamıştır.

Ağrı Dağı; Yahudi geleneğinde ahdin coğrafyası, Hristiyanlıkta kurtuluşun sembolü, İslam’da ise ahlaki dersin arka planı olarak varlığını sürdürür. Aynı dağ, farklı teolojik önceliklerle anlam kazanır.

Yeni çalışma, tartışmayı “Gemi orada mı?” sorusundan çıkarıp, “Ağrı Dağı nasıl bu kadar güçlü bir simgeye dönüştü?” sorusuna yöneltiyor.

Belki de asıl mesele, buzulların altında kalmış olası kalıntılar değil; yüzyıllardır canlı kalan bir anlatının gücüdür.

Bu makale de, A. Efe’nin “An assessment of Mount Ararat’s role in the narrative of Noah’s Ark: historical, religious and political perspectives” başlıklı çalışmasından (Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 11(2), 2025, s. 261–290) yararlanılmıştır. https://doi.org/10.31463/aicusbed.1646109

Banner
Benzer Yazılar

Avrupa insanına ait en eski çene kemiği ortaya çıktı

9 Temmuz 2022

9 Temmuz 2022

Avrupa kıtasında yaşayan ilk insana ait bilinen en eski çene kemiği ortaya çıkarıldı. Çene kemiğinin 1.4 milyon yaşında olduğu bildirildi....

Aziz Thaddeus’un mezarının Eğil Kalesi kazılarında bulunduğu düşünülüyor

15 Kasım 2024

15 Kasım 2024

Diyarbakır’da bulunan Eğil Kalesi’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda 1600-1900 yıl öncesine ait mezarlar bulundu. Kazı başkanı Prof. Dr. Vecihi Özkaya, mezarlardan...

Umman’da 4 Bin Yıllık Taş Oyun Tahtası Bulundu

10 Ocak 2022

10 Ocak 2022

Arkeologlar, Umman’daki Ayn Bani Saidah köyü yakınlarında yer alan Tunç Çağı ve Demir Çağı yerleşim kazılarında 4 bin yıllık taş...

Aşıklı Höyük’te 9500 yıl önce beyin ameliyatı olan kadın 3D ile canlandırılacak

12 Eylül 2021

12 Eylül 2021

Aksaray ilinde bulunan Aşıklı Höyük’te 1989 yılında yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan ve tarihte ilk beyin ameliyatını geçirdiğine inanılan kadın...

Neandertaller Zamanında Savaş: Türümüzün 100.000 Yıldan Fazla Bir Süre Üstünlük İçin Nasıl Savaştığı

3 Kasım 2020

3 Kasım 2020

Yaklaşık 600.000 yıl önce insanlık ikiye bölündü. Bir grup Afrika’da kaldı ve bize dönüştü. Diğeri karadan Asya’ya, ardından Avrupa’ya geçti...

Knossos Sarayı’nın görkemli taht odasının Avrupa’nın en eski taht odası olduğu düşünülüyor

16 Mart 2024

16 Mart 2024

Bir Tunç Çağı kültürü olan Minos uygarlığı, MÖ 2700 ile MÖ 1450 yılları arasında Girit adasında gelişti. Bu uygarlığın dikkat...

Beckwith “İskit Felsefesi Peki Sonuçta Klasik Bir Avrasya Çağı Var mıydı?”

6 Şubat 2021

6 Şubat 2021

Amerikalı sinolog ve dilbilimci olan Prof. Christopher I. Beckwith, Indiana Üniversitesi’nde “İskit Felsefesi Peki Sonuçta Klasik Bir Avrasya Çağı Var...

Tunceli Müzesi’nde sergilenen ok uçları 5.000 yıllık tarihe ışık tutuyor

23 Eylül 2021

23 Eylül 2021

Son Neolitik/İlk Kalkolitik dönemden İlk Tunç Çağa kadar 11 yapı katına sahip Pulur Sakyol Höyüğü ‘nde ortaya çıkarılan ve Tunceli...

Yeni Stadyum İnşaatı Öncesi 3000 Yıllık Tunç Çağı Yerleşimi Ortaya Çıkarıldı

30 Temmuz 2025

30 Temmuz 2025

Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde, Wolmirstedt kasabasında yapılması planlanan milyonlarca euroluk yeni spor stadyumu inşaatı öncesinde arkeologlar, Geç Tunç Çağı’na ait geniş...

Laodikeia Antik Kenti’nde 1.800 Yıllık Roma Dönemi Hermes Heykel Başı Ortaya Çıktı

1 Ocak 2026

1 Ocak 2026

Denizli yakınlarındaki Laodikeia Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, Roma dönemine tarihlenen yaklaşık 1.800 yıllık bir Hermes heykel başı bulundu. Eser, kentin...

İtalyan Hükümeti Kolezyum’a Açılır Kapanır Zemin İnşa Edecek

6 Ocak 2021

6 Ocak 2021

MS.80’de tamamlanan Kolezyum, İtalya’nın en önemli yapılarından biridir. İtalyan Hükümeti, sanat performanslarının ünlü arenada yapılabilmesi için Kolezyuma (Colosseum) amfi tiyatrosuna geri...

Gübreye Atılan 3 Adam Modern Avrupa’nın Kapılarını Açtı

20 Aralık 2020

20 Aralık 2020

Günümüz Modern Avrupası, demokrasi, insan hakları, ekonomik serbestlik konusunda ileri ülkeler barındırıyor. Almanya, İsviçre, İsveç, Norveç, Finlandiya bu ülkelerin başında...

Brakisefalik, düz yüzlü köpeklerin ilk sahipleri Romalılar olabilir

15 Nisan 2023

15 Nisan 2023

Brakisefalik, basık bir burun ve düz yüze sahip soluk alıp verirken hırıltılar çıkaran köpek ırkına verilen addır. Sevimli görüntüleri ile...

Tuzu Para Olarak Sadece Romalılar Kullanmıyordu

24 Mart 2021

24 Mart 2021

Tuz, her dönem değerli bir madendi. Gıdaların korunmasında, yemeklerin lezzetli olmasında, hayvanların beslenmesinde, sağlık alanında kullanılmasına kadar birçok alanda tuza...

Arkeoloji Kazı Çalışmaları İçin 64 Milyon TL Destek

20 Haziran 2021

20 Haziran 2021

2021 yılı arkeoloji kazı çalışmaları için Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Türk Tarih Kurumu Başkanlığı tarafından 64 milyon...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]