30 November 2025 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tanrıça Kybele Anavatanına Dönüyor

Bu toprakların hazineleri yıllarca yasadışı yollarla kaçırılmıştı. Bu hazinelerin birisi de bolluk ve bereket tanrısı Kybele Tanrıçası‘ydı. 60 yıl önce öz vatanından kaçırılan Kybele, nihayet hasretliğine son veriyor ve asıl toprağına tekrar dönüyor.

60 yıllık hasretliğin bitişini Kültür ve Turizm Bakanlığı verdi. Bakanlık konu ile ilgili bir açıklama yayınladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kybele’nin dönüşü ile ilgili yayınladığı basın bildirisinde şu bilgilere yer verildi.

Türkiye’den 1970’li yıllarda İsrail’e kaçırılan “Kybele Heykeli” uzmanlarca milattan sonra 3’üncü yüzyıla tarihlendiriliyor.

Yapılan incelemeler neticesinde, söz konusu heykelin tipolojik özelliği, kullanılan mermerin cinsi, işçiliği ve yazıtından edinilen bilgiler ışığında kuvvetle Anadolu kökenli olduğu anlaşılıyor.

Bir müzayede evinde satılmak üzere İsrail’den Amerika’ya ulaştırılan eserin iadesi sürecinde Bakanlığın ısrarlı takibi ile eser sahibinin son aşamadaki uzlaşmacı yaklaşımı önemli bir rol oynuyor.

Uzun yolculuk hikâyesinin ayrıntıları ise şöyle:

Türkiye’den kaçak yollarla İsrail’e ulaşan Roma Dönemi eseri olan “Kybele” burada bir İsrail vatandaşı tarafından satın alınıyor.

Yurt dışına çıkarmak üzere 2016 yılında İsrail makamlarına başvuruda bulunan eseri elinde bulunduran kişi heykelin Anadolu kökenli olduğunu beyan ediyor.

İsrail makamlarının eser fotoğraflarını Türkiye’ye iletmesi üzerine ise hemen takibe başlanıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı eser Amerika’ya ulaşmak üzereyken Anadolu kökenli olduğunu bildiriyor.

Ancak eser sahibinin heykeli bir müzayede evi aracılığıyla satmak istemesi üzerine Bakanlık ABD makamlarından bu satışın durdurulmasını talep ediyor.

Eseri elinde bulunduran kişi bu takibin ardından kendi malı olduğunu beyan ettiği heykele iyi niyetli bir alıcı olarak sahip olduğunu belirterek Amerika’da bir dava başvurusunda bulunuyor.

Anadolu’nun bolluk ve bereket tanrıçası Kybele

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye’nin New York Başkonsolosluğu “Kybele”nin iadesi konusundaki karşı iddialarını mahkemeye taşıyor.

Bir yandan da eserin ülkemize ait olduğunu ispatlamaya yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu çalışmalar da yine Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıklarının katkılarıyla gerçekleştiriliyor.

Heykelin, 1964 yılında Afyonkarahisar’da yapılan bir yol çalışmasında bulunmuş olan ve ilin müzesinde sergilenen “Kovalık Eserleri”ne tipolojik benzerliğinin İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü uzmanlarınca bilimsel raporla vurgulanması üzerine, kolluk kuvvetleri koordinasyonunda, Afyonkarahisar Müzesi Müdürlüğünce eserlerin çıkmış olduğu düşünülen bölgede 1960-1970’li yıllarda yaşamakta olan kişilerin bilgisine başvuruluyor.

Bu kişiler, kültür varlığı kaçakçılığı yaptığı adli kayıtlardan da bilinen bir şahsın 1960’lı yıllarda bölgede bulunduğunu ve köylerinde kaçak kazı yapan bir kişiden kültür varlığı satın aldığını ifade ediyor.

Ayrıca, ifadesine başvurulan kişilerden birinin heykeli fotoğrafını görmeden tarif edebilmesi ve kaçırılan “Kybele Heykeli”ni diğer benzer heykel fotoğraflar arasından seçebilmesi eserin Türkiye’de bulunduğunun destekleyici bir kanıtını oluşturuyor.

Söz konusu heykelin ortaya çıkarıldığı yıllarda Afyonkarahisar Müzesi Müdürü olarak görev yapmış olan merhum Hasan Tahsin Uçankuş’un ailesi onun kişisel arşivini Bakanlık uzmanlarına açıyor.

Hasan Tahsin Bey’in arşivinde yapılan incelemelerde bir takım belgeler bulan uzmanlar, Afyonkarahisar’da meydana gelen tarihi eser kaçakçılığı olayının o dönem Konya’da ikamet eden bir kişi ile ilişkili olabileceğini sonucuna ulaşıyor.

Bu kişinin de Afyonkarahisar’daki tanık ifadesinde adı geçen kişiyle aynı kişi olması tanık ifadesinin tutarlılığını arttırıyor.

Konya’daki şahsın evine 1960’lı yıllarda yapılan baskına ilişkin bilgiye ulaşmak bu kişinin Afyonkarahisar’dan benzer eserleri yurt dışına kaçırmak üzere bulundurmuş olduğunu gösteriyor.

Konya Müzesi Müdürlüğünce bulunan savcılık belgeleri ise Afyonkarahisar’da anılan bölgede kaçakçılık eylemlerinin olduğunu ortaya koyuyor ve benzer eserlerin yasa dışı edinimi hususunda da ek deliller sağlıyor.

Bilimsel kanıtlar ve eserin ortaya çıkarıldığı yıllarda bölgede yaşayan görgü tanıklarının ifadeleri ile Afyonkarahisar’daki kaçakçılık olaylarına ilişkin belgeler “Kybele Heykeli”nin Türkiye’ye ait olduğunu doğruluyor.

Türkiye’nin hızlı ve titiz takibi sonucunda Amerika’da dava görülmeye başlamadan eser sahibi “Kyble Heykeli”ni uzlaşmacı bir tavır göstererek Türkiye’ye iade etmeyi kabul ediyor.

Kybele Heykeli Hakkında

Kybele, prehistorik dönemlerden itibaren Akdeniz Havzası’nda özellikle Anadolu’da bereket ve bolluğun sembolü ve koruyucusu Anatanrıça olarak tapınım görür.

Kybele’nin iki yanındaki aslanlar ana tanrıçanın doğa ve hayvanlar üzerindeki hâkimiyetini gösterir.

Antik dönem sosyal ve dini yaşamında kişilerin olmuş ya da olmasını diledikleri istekleriyle ilgili ya da inandıkları tanrısal varlığı onurlandırmak üzere tanrı ya da tanrıçalara adak sunmaları yaygın bir gelenektir.

Tanrıyı onurlandırmak üzere tapınaklar ya da kutsal alanlara sunulan materyaller ‘adak objesi’ olarak değerlendirilir.

Kişinin sosyal ve ekonomik statüsüne göre adak objeleri basit bir taş parçasından gösterişli bir heykele kadar çok çeşitlilik gösterir.

Yazıtında da yer aldığı üzere Sideropolisli Asklepiades’ın Oniki Tanrı Ana’ya sunduğu bu Kybele Heykeli bir adak heykelidir.

Heykelin kaidesinde bulunan yazıt bölümünde “Hermeios’un oğlu Sideropolis’li Asklepiades adağı Oniki Tanrı Ana’ya dikti” ifadesi yer almaktadır.

Banner
Benzer Yazılar

British Museum, Bavulla İngiltere’ye Kaçırılan Antik Çinileri Özbekistan’a İade Edecek

16 Ekim 2020

16 Ekim 2020

İngiltere’nin Heathrow Havaalanı’nda bir yolcunun valizinden çıkan altı sırlı fayansın Birleşik Krallık Sınır Gücü tarafından ele geçirildiği ve Özbekistan’a geri...

Mısır’da Kölelerin Yaşamı Düşündüğümüz Kadar Zor Değildi!

23 Ekim 2020

23 Ekim 2020

Mısır Bilimci Dr. Andrzej Ćwiek Mısır’daki kölelerin hayatının düşündüğümüz kadar zor olmadığını anlatıyor. Popüler düşüncenin aksine Piramitlerin yapımında kölelerin çalışmadığını...

Kudüs’de bulunan gizemli köpekbalığı dişleri

10 Temmuz 2021

10 Temmuz 2021

Bilim adamları, Kudüs’teki Davut (David) Şehri’nde 2900 yıllık bir bölgede, olmaması gereken bir alanda açıklanamayan bir şekilde fosilleşmiş köpekbalığı dişleri...

Alinda Antik Kenti’nde 7000 yıllık mağara resimleri keşfedildi

18 Aralık 2021

18 Aralık 2021

Aydın’ın Karpuzlu ilçesinde yer alan Alinda Antik Kenti’nin çevresinde yürütülen yüzey araştırmasında bir mağarada 7000 yıllık mağara resimleri keşfedildi. Alinda...

Uzuncaburç Antik Kenti’nde 1400 yıllık iskelet ortaya çıkarıldı

2 Ocak 2022

2 Ocak 2022

Mersin’de bulunan Uzuncaburç (Diocaesarea) Antik Kenti’nde 1400 yıllık iskelet ve çevresinde kolye, kolye ucu, küpe, amulet (muska), boru biçimli bilezik ve...

Binlerce yıllık diş taşı Paleolitik insanın Paleo diyeti yapmadığını gösteriyor

27 Ekim 2022

27 Ekim 2022

Paleolitik Dönem araştırmalarında elde edilen verilere bakıldığında insanların tek yönlü beslenmeyi seçtiği görülür. Özellikle, mağaralarda ele geçen kemik ve taştan...

Noceto Vasca Votiva’nın gizemi su ritüeli miydi?

13 Haziran 2021

13 Haziran 2021

Noceto Vasca Votiva, 2005 yılında kuzey İtalya’daki küçük bir tepede keşfedilen türünün tek örneği bir ahşap yapıdır. Bir müstakil ev...

İranlı çiftçilerin yaklaşık 3.000 yıl önce pirinç yetiştirdiğine dair kanıtlara ulaşıldı

18 Mayıs 2023

18 Mayıs 2023

İran’ın Mazandaran bölgesinde kazı yapan arkeologlar, İranlı çiftçilerin 3000 yıl önce pirinç yetiştirdiklerini ortaya çıkardı. Māzandarān, kuzeyde Hazar Denizi kıyısında...

İngiltere’de 6. yüzyıldan kalma bir Anglo-Sakson mezarında domuz yağı içeren antik Roma kadehi keşfedildi

11 Aralık 2024

11 Aralık 2024

2018 yılında Lincolnshire’daki Scremby’de yapılan kazılarda, 6. yüzyıla ait bir kadın mezarında emaye kaplı bir bakır alaşımlı chalice (kupa) bulundu....

Arkeologlar Gürcistan’da bilinmeyen bir dil içeren gizemli bir taş tablet buldular

5 Aralık 2024

5 Aralık 2024

Arkeologlar, Gürcistan’ın Dmanisi bölgesindeki Bashplemi Gölü yakınlarında bilinmeyen bir dilde yazıtlar içeren bir bazalt tablet ortaya çıkardılar. Tabletin kesin yaşı...

İnkaya Mağarası’nda Paleolitik Dönem taş atölyesi bulundu

25 Ekim 2022

25 Ekim 2022

Anadolu ile Balkanlar arasında insan hareketliliğine dair önemli bilgiler verecek İnkaya Mağarası’nda devam eden kazılarda Orta Paleolitik Dönem taş atölyesi...

Atina’da Yunan Tanrısı Hermes’e Ait Heykel Başı Bulundu

17 Kasım 2020

17 Kasım 2020

Antik Yunan Medeniyeti mitolojisinde yolcuların, tüccarların, habercilerin, kumarbazların ve hırsızların tanrısı olarak nitelendirilen Hermes’e ait heykel başı Atina‘da bulundu. Yunanistan...

İznik Gölü sahilinde dolaşan bir aile 2 bin yıllık sikke buldu

2 Mayıs 2023

2 Mayıs 2023

İznik Gölü tarihin en büyük su çekilmesini yaşıyor. Göl sularının çekilmesi sonucu gölün dibinde yer alan tarihi bazilikanın kalıntıları ortaya...

İranlı Arkeologlar, Nahavand Kentindeki Laodikea Tapınağı’nı Aramaya Devam Edecek

12 Ocak 2021

12 Ocak 2021

İranlı arkeologlar, İran’ın batısındaki Hamedan eyaletindeki modern Nahavand kasabasının altına gömüldüğüne inanılan esrarengiz Laodikea Tapınağı kalıntılarını gün yüzüne çıkarmak için son bir girişimde bulunacaklar. ...

Buzların İçinde Bulunan Kadın Altay Prensesi Miydi Yoksa Bir Şaman Mı?

1 Haziran 2021

1 Haziran 2021

1993 yılında Rus arkeolog Natalya Polosmak ve ekibi, Rusya’nın Altay Dağları bölgesinde, Çin sınırına yakın Ukok Platosu’nda eski bir mezar...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]