26 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tanrıça Kybele Anavatanına Dönüyor

Bu toprakların hazineleri yıllarca yasadışı yollarla kaçırılmıştı. Bu hazinelerin birisi de bolluk ve bereket tanrısı Kybele Tanrıçası‘ydı. 60 yıl önce öz vatanından kaçırılan Kybele, nihayet hasretliğine son veriyor ve asıl toprağına tekrar dönüyor.

60 yıllık hasretliğin bitişini Kültür ve Turizm Bakanlığı verdi. Bakanlık konu ile ilgili bir açıklama yayınladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kybele’nin dönüşü ile ilgili yayınladığı basın bildirisinde şu bilgilere yer verildi.

Türkiye’den 1970’li yıllarda İsrail’e kaçırılan “Kybele Heykeli” uzmanlarca milattan sonra 3’üncü yüzyıla tarihlendiriliyor.

Yapılan incelemeler neticesinde, söz konusu heykelin tipolojik özelliği, kullanılan mermerin cinsi, işçiliği ve yazıtından edinilen bilgiler ışığında kuvvetle Anadolu kökenli olduğu anlaşılıyor.

Bir müzayede evinde satılmak üzere İsrail’den Amerika’ya ulaştırılan eserin iadesi sürecinde Bakanlığın ısrarlı takibi ile eser sahibinin son aşamadaki uzlaşmacı yaklaşımı önemli bir rol oynuyor.

Uzun yolculuk hikâyesinin ayrıntıları ise şöyle:

Türkiye’den kaçak yollarla İsrail’e ulaşan Roma Dönemi eseri olan “Kybele” burada bir İsrail vatandaşı tarafından satın alınıyor.

Yurt dışına çıkarmak üzere 2016 yılında İsrail makamlarına başvuruda bulunan eseri elinde bulunduran kişi heykelin Anadolu kökenli olduğunu beyan ediyor.

İsrail makamlarının eser fotoğraflarını Türkiye’ye iletmesi üzerine ise hemen takibe başlanıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı eser Amerika’ya ulaşmak üzereyken Anadolu kökenli olduğunu bildiriyor.

Ancak eser sahibinin heykeli bir müzayede evi aracılığıyla satmak istemesi üzerine Bakanlık ABD makamlarından bu satışın durdurulmasını talep ediyor.

Eseri elinde bulunduran kişi bu takibin ardından kendi malı olduğunu beyan ettiği heykele iyi niyetli bir alıcı olarak sahip olduğunu belirterek Amerika’da bir dava başvurusunda bulunuyor.

Anadolu’nun bolluk ve bereket tanrıçası Kybele

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye’nin New York Başkonsolosluğu “Kybele”nin iadesi konusundaki karşı iddialarını mahkemeye taşıyor.

Bir yandan da eserin ülkemize ait olduğunu ispatlamaya yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu çalışmalar da yine Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıklarının katkılarıyla gerçekleştiriliyor.

Heykelin, 1964 yılında Afyonkarahisar’da yapılan bir yol çalışmasında bulunmuş olan ve ilin müzesinde sergilenen “Kovalık Eserleri”ne tipolojik benzerliğinin İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü uzmanlarınca bilimsel raporla vurgulanması üzerine, kolluk kuvvetleri koordinasyonunda, Afyonkarahisar Müzesi Müdürlüğünce eserlerin çıkmış olduğu düşünülen bölgede 1960-1970’li yıllarda yaşamakta olan kişilerin bilgisine başvuruluyor.

Bu kişiler, kültür varlığı kaçakçılığı yaptığı adli kayıtlardan da bilinen bir şahsın 1960’lı yıllarda bölgede bulunduğunu ve köylerinde kaçak kazı yapan bir kişiden kültür varlığı satın aldığını ifade ediyor.

Ayrıca, ifadesine başvurulan kişilerden birinin heykeli fotoğrafını görmeden tarif edebilmesi ve kaçırılan “Kybele Heykeli”ni diğer benzer heykel fotoğraflar arasından seçebilmesi eserin Türkiye’de bulunduğunun destekleyici bir kanıtını oluşturuyor.

Söz konusu heykelin ortaya çıkarıldığı yıllarda Afyonkarahisar Müzesi Müdürü olarak görev yapmış olan merhum Hasan Tahsin Uçankuş’un ailesi onun kişisel arşivini Bakanlık uzmanlarına açıyor.

Hasan Tahsin Bey’in arşivinde yapılan incelemelerde bir takım belgeler bulan uzmanlar, Afyonkarahisar’da meydana gelen tarihi eser kaçakçılığı olayının o dönem Konya’da ikamet eden bir kişi ile ilişkili olabileceğini sonucuna ulaşıyor.

Bu kişinin de Afyonkarahisar’daki tanık ifadesinde adı geçen kişiyle aynı kişi olması tanık ifadesinin tutarlılığını arttırıyor.

Konya’daki şahsın evine 1960’lı yıllarda yapılan baskına ilişkin bilgiye ulaşmak bu kişinin Afyonkarahisar’dan benzer eserleri yurt dışına kaçırmak üzere bulundurmuş olduğunu gösteriyor.

Konya Müzesi Müdürlüğünce bulunan savcılık belgeleri ise Afyonkarahisar’da anılan bölgede kaçakçılık eylemlerinin olduğunu ortaya koyuyor ve benzer eserlerin yasa dışı edinimi hususunda da ek deliller sağlıyor.

Bilimsel kanıtlar ve eserin ortaya çıkarıldığı yıllarda bölgede yaşayan görgü tanıklarının ifadeleri ile Afyonkarahisar’daki kaçakçılık olaylarına ilişkin belgeler “Kybele Heykeli”nin Türkiye’ye ait olduğunu doğruluyor.

Türkiye’nin hızlı ve titiz takibi sonucunda Amerika’da dava görülmeye başlamadan eser sahibi “Kyble Heykeli”ni uzlaşmacı bir tavır göstererek Türkiye’ye iade etmeyi kabul ediyor.

Kybele Heykeli Hakkında

Kybele, prehistorik dönemlerden itibaren Akdeniz Havzası’nda özellikle Anadolu’da bereket ve bolluğun sembolü ve koruyucusu Anatanrıça olarak tapınım görür.

Kybele’nin iki yanındaki aslanlar ana tanrıçanın doğa ve hayvanlar üzerindeki hâkimiyetini gösterir.

Antik dönem sosyal ve dini yaşamında kişilerin olmuş ya da olmasını diledikleri istekleriyle ilgili ya da inandıkları tanrısal varlığı onurlandırmak üzere tanrı ya da tanrıçalara adak sunmaları yaygın bir gelenektir.

Tanrıyı onurlandırmak üzere tapınaklar ya da kutsal alanlara sunulan materyaller ‘adak objesi’ olarak değerlendirilir.

Kişinin sosyal ve ekonomik statüsüne göre adak objeleri basit bir taş parçasından gösterişli bir heykele kadar çok çeşitlilik gösterir.

Yazıtında da yer aldığı üzere Sideropolisli Asklepiades’ın Oniki Tanrı Ana’ya sunduğu bu Kybele Heykeli bir adak heykelidir.

Heykelin kaidesinde bulunan yazıt bölümünde “Hermeios’un oğlu Sideropolis’li Asklepiades adağı Oniki Tanrı Ana’ya dikti” ifadesi yer almaktadır.

Banner
Benzer Yazılar

Kuzey İngiltere’deki Derbyshire’da 3.700 Yıllık Bronz Çağı Tören Alanı Keşfedildi

24 Mart 2025

24 Mart 2025

İngiltere’nin Derbyshire bölgesinde, Matlock yakınlarındaki Farley Wood ormanında arkeologlar önemli bir keşfe imza attı. Yapılan kazılarda, 3700 yıl öncesine, yani...

Misis Antik Kenti kazı çalışmaları başladı

26 Mayıs 2022

26 Mayıs 2022

Adana Yüreğir ilçesi sınırlarında yer alan Misis Antik Kenti 2022 yılı kazı çalışmalarına başlandı. Tarihi İpek Yolu üzerinde önemli bir...

Vikinglerde Kan Kartalı İşkencesi

14 Haziran 2021

14 Haziran 2021

Vikingler hakkında anlatılan bir çok hikaye var ve bu hikayeleri gerçekte olanlarla aslında hiç olmamış olanları birbirinden ayırt etmek bazen...

Suffolk’ta Doğu Anglia Krallığı’nın Kraliyet Salonu Bulundu

5 Ekim 2022

5 Ekim 2022

Günümüz Suffolk ve Norfolk’u kapsayan Doğu Anglia Krallığı’nın 1.400 yıllık ahşap kraliyet salonu Rendlesham, Suffolk’ta keşfedildi. 2015 yılında hava fotoğrafçılığı...

4500 yaşında Tunç Çağı Çiftçisinin Mezarı Ortaya Çıkarıldı

8 Ağustos 2021

8 Ağustos 2021

İngiltere’de Cambridgeshire arkeolojik kazısında yaklaşık 4500 yıllık tunç çağı çiftçisinin mezarı ortaya çıkarıldı. Tunç çağı çiftçisine ait iskelet, Cambridgeshire Burwell’de,...

Yeni çalışma, 3.600 yıllık Nebra Gök Diski’nin antik sırlarını açığa çıkarıyor

4 Aralık 2024

4 Aralık 2024

1999’da Almanya’da keşfedilen Nebra Gök Diski (Nebra Sky Disc), evrenin bilinen en eski tasviridir. UNESCO’nun “yirminci yüzyılın en önemli arkeolojik...

Bin yıllık Beşaret Kilisesi’nin freskleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

28 Mart 2024

28 Mart 2024

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Koramaz vadisindeki bin yıllık kayadan oyma Beşaret kilisesi, ihmaller ve definecilerin verdiği zararlar...

Misis Antik Kenti kazı çalışmaları için hizmet protokolü imzalandı

6 Aralık 2023

6 Aralık 2023

Tarihi İpek yolu üzerinde yer alan Misis Antik Kenti kazı çalışmaları için destek protokolü imzalandı. İmzalar, Kültür Varlıkları ve Müzeler...

Toniná Site Museum Kısaca Tanıyalım

8 Aralık 2020

8 Aralık 2020

Dünya üzerinde irili ufaklı birçok müze vardır. İçinde barındırdığı tarihi değerler ile başı çeken belli başlı kült müzeler her dönemin...

Ayasuluk Tepesi kazılarında bulunan Miken figürünü Arzava Krallığı’nın başkentinin Selçuk olduğunu kuvvetlendiriyor

11 Haziran 2022

11 Haziran 2022

Ayasuluk Tepesi kazılarında, Anadolu Tunç Çağı krallıklarından Arzava Krallığı’nın başkenti Appasas’ın Selçuk olduğunu kuvvetlendiren 3 bin 200 yıllık Miken figürünü...

Novgorod’da huş ağacı kabuğu mektubu bulundu

27 Aralık 2021

27 Aralık 2021

Günümüzde kullandığımız kağıttan önce yazı yazmak için huş ağacının kabuğunun iç tabakası kullanılıyordu. Araştırmacılara, huş ağacı kabuğu mektupları o devirler...

1.300 Yıllık Peru Tüysüz Köpek Kalıntıları Bulundu: Yavrular Çocuklar Gibi Beslenmiş

22 Mayıs 2026

22 Mayıs 2026

Polonyalı arkeologlar, Peru’nun kuzey kıyısındaki Castillo de Huarmey arkeolojik alanında 1.300 yıllık Peru tüysüz köpek kalıntıları buldular. Peru tüysüz köpek...

Mecdelli Meryem’in doğduğu yer Migdal’da ikinci sinagog keşfedildi

13 Aralık 2021

13 Aralık 2021

İsrailli arkeologlar, Mecdelli Meryem’in (Magdalalı Meryem olarak da bilinir) doğum yeri olduğu tahmin edilen Migdal’da (Magdala) İkinci Tapınaklar Dönemi’nden kalma...

Norfolk Mührü Twitter Kullancısı Tarafından Çözüldü

3 Temmuz 2021

3 Temmuz 2021

Orta Çağ döneminden kalmış Norfolk mührü twitter kullanıcısı Alex Cortez’in araştırmaları sonucunda çözüldü. Yangın ile büyük hasar görmüş olan 13....

Kuzey Yunanistan’daki MÖ 4. yüzyıl Kraliyet Mezar sakinlerinin kimlikleri tespit edildi

26 Ocak 2024

26 Ocak 2024

Kuzey Yunanistan’daki Vergina’da bozulmamış MÖ 4. yüzyıl Kraliyet Mezarları’nın sakinlerinin kimlikleri tespit edildi. Mezarlar, İskender’in babasının, üvey annesinin, üvey kardeşlerinin...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]