7 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tanrıça Kybele Anavatanına Dönüyor

Bu toprakların hazineleri yıllarca yasadışı yollarla kaçırılmıştı. Bu hazinelerin birisi de bolluk ve bereket tanrısı Kybele Tanrıçası‘ydı. 60 yıl önce öz vatanından kaçırılan Kybele, nihayet hasretliğine son veriyor ve asıl toprağına tekrar dönüyor.

60 yıllık hasretliğin bitişini Kültür ve Turizm Bakanlığı verdi. Bakanlık konu ile ilgili bir açıklama yayınladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kybele’nin dönüşü ile ilgili yayınladığı basın bildirisinde şu bilgilere yer verildi.

Türkiye’den 1970’li yıllarda İsrail’e kaçırılan “Kybele Heykeli” uzmanlarca milattan sonra 3’üncü yüzyıla tarihlendiriliyor.

Yapılan incelemeler neticesinde, söz konusu heykelin tipolojik özelliği, kullanılan mermerin cinsi, işçiliği ve yazıtından edinilen bilgiler ışığında kuvvetle Anadolu kökenli olduğu anlaşılıyor.

Bir müzayede evinde satılmak üzere İsrail’den Amerika’ya ulaştırılan eserin iadesi sürecinde Bakanlığın ısrarlı takibi ile eser sahibinin son aşamadaki uzlaşmacı yaklaşımı önemli bir rol oynuyor.

Uzun yolculuk hikâyesinin ayrıntıları ise şöyle:

Türkiye’den kaçak yollarla İsrail’e ulaşan Roma Dönemi eseri olan “Kybele” burada bir İsrail vatandaşı tarafından satın alınıyor.

Yurt dışına çıkarmak üzere 2016 yılında İsrail makamlarına başvuruda bulunan eseri elinde bulunduran kişi heykelin Anadolu kökenli olduğunu beyan ediyor.

İsrail makamlarının eser fotoğraflarını Türkiye’ye iletmesi üzerine ise hemen takibe başlanıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı eser Amerika’ya ulaşmak üzereyken Anadolu kökenli olduğunu bildiriyor.

Ancak eser sahibinin heykeli bir müzayede evi aracılığıyla satmak istemesi üzerine Bakanlık ABD makamlarından bu satışın durdurulmasını talep ediyor.

Eseri elinde bulunduran kişi bu takibin ardından kendi malı olduğunu beyan ettiği heykele iyi niyetli bir alıcı olarak sahip olduğunu belirterek Amerika’da bir dava başvurusunda bulunuyor.

Anadolu’nun bolluk ve bereket tanrıçası Kybele

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye’nin New York Başkonsolosluğu “Kybele”nin iadesi konusundaki karşı iddialarını mahkemeye taşıyor.

Bir yandan da eserin ülkemize ait olduğunu ispatlamaya yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu çalışmalar da yine Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıklarının katkılarıyla gerçekleştiriliyor.

Heykelin, 1964 yılında Afyonkarahisar’da yapılan bir yol çalışmasında bulunmuş olan ve ilin müzesinde sergilenen “Kovalık Eserleri”ne tipolojik benzerliğinin İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü uzmanlarınca bilimsel raporla vurgulanması üzerine, kolluk kuvvetleri koordinasyonunda, Afyonkarahisar Müzesi Müdürlüğünce eserlerin çıkmış olduğu düşünülen bölgede 1960-1970’li yıllarda yaşamakta olan kişilerin bilgisine başvuruluyor.

Bu kişiler, kültür varlığı kaçakçılığı yaptığı adli kayıtlardan da bilinen bir şahsın 1960’lı yıllarda bölgede bulunduğunu ve köylerinde kaçak kazı yapan bir kişiden kültür varlığı satın aldığını ifade ediyor.

Ayrıca, ifadesine başvurulan kişilerden birinin heykeli fotoğrafını görmeden tarif edebilmesi ve kaçırılan “Kybele Heykeli”ni diğer benzer heykel fotoğraflar arasından seçebilmesi eserin Türkiye’de bulunduğunun destekleyici bir kanıtını oluşturuyor.

Söz konusu heykelin ortaya çıkarıldığı yıllarda Afyonkarahisar Müzesi Müdürü olarak görev yapmış olan merhum Hasan Tahsin Uçankuş’un ailesi onun kişisel arşivini Bakanlık uzmanlarına açıyor.

Hasan Tahsin Bey’in arşivinde yapılan incelemelerde bir takım belgeler bulan uzmanlar, Afyonkarahisar’da meydana gelen tarihi eser kaçakçılığı olayının o dönem Konya’da ikamet eden bir kişi ile ilişkili olabileceğini sonucuna ulaşıyor.

Bu kişinin de Afyonkarahisar’daki tanık ifadesinde adı geçen kişiyle aynı kişi olması tanık ifadesinin tutarlılığını arttırıyor.

Konya’daki şahsın evine 1960’lı yıllarda yapılan baskına ilişkin bilgiye ulaşmak bu kişinin Afyonkarahisar’dan benzer eserleri yurt dışına kaçırmak üzere bulundurmuş olduğunu gösteriyor.

Konya Müzesi Müdürlüğünce bulunan savcılık belgeleri ise Afyonkarahisar’da anılan bölgede kaçakçılık eylemlerinin olduğunu ortaya koyuyor ve benzer eserlerin yasa dışı edinimi hususunda da ek deliller sağlıyor.

Bilimsel kanıtlar ve eserin ortaya çıkarıldığı yıllarda bölgede yaşayan görgü tanıklarının ifadeleri ile Afyonkarahisar’daki kaçakçılık olaylarına ilişkin belgeler “Kybele Heykeli”nin Türkiye’ye ait olduğunu doğruluyor.

Türkiye’nin hızlı ve titiz takibi sonucunda Amerika’da dava görülmeye başlamadan eser sahibi “Kyble Heykeli”ni uzlaşmacı bir tavır göstererek Türkiye’ye iade etmeyi kabul ediyor.

Kybele Heykeli Hakkında

Kybele, prehistorik dönemlerden itibaren Akdeniz Havzası’nda özellikle Anadolu’da bereket ve bolluğun sembolü ve koruyucusu Anatanrıça olarak tapınım görür.

Kybele’nin iki yanındaki aslanlar ana tanrıçanın doğa ve hayvanlar üzerindeki hâkimiyetini gösterir.

Antik dönem sosyal ve dini yaşamında kişilerin olmuş ya da olmasını diledikleri istekleriyle ilgili ya da inandıkları tanrısal varlığı onurlandırmak üzere tanrı ya da tanrıçalara adak sunmaları yaygın bir gelenektir.

Tanrıyı onurlandırmak üzere tapınaklar ya da kutsal alanlara sunulan materyaller ‘adak objesi’ olarak değerlendirilir.

Kişinin sosyal ve ekonomik statüsüne göre adak objeleri basit bir taş parçasından gösterişli bir heykele kadar çok çeşitlilik gösterir.

Yazıtında da yer aldığı üzere Sideropolisli Asklepiades’ın Oniki Tanrı Ana’ya sunduğu bu Kybele Heykeli bir adak heykelidir.

Heykelin kaidesinde bulunan yazıt bölümünde “Hermeios’un oğlu Sideropolis’li Asklepiades adağı Oniki Tanrı Ana’ya dikti” ifadesi yer almaktadır.

Banner
Related Articles

Almanya’da Batavi savaşçılarına ait nadir bir süvari maskesi keşfedildi

23 Temmuz 2022

23 Temmuz 2022

4 yıl önce Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Krefeld kentindeki bir savaş alanında bulunan paslı aşınmış bir plakanın, 1. yüzyıla kadar...

Son Assur Başkenti “Ninive”

30 Ocak 2021

30 Ocak 2021

Ninive, Kuzey Irak’ta bugünkü Musul kenti yakınında, Dicle Nehri’nin doğu kıyısında bulunan eski bir Asur şehridir. Asur İmparatorluğu, MÖ 25....

Simferopol yakınlarında bir İskit höyüğü keşfedildi

5 Mayıs 2022

5 Mayıs 2022

Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü arkeologları, Kırım Piedmont’ta yaptıkları keşif gezisinde M. Ö. 4. yüzyıla ait bir mezar höyüğü keşfettiler....

Azerbaycan’da Bir İlk: Damcılı Mağarası’nda Mezolitik Döneme Ait İnsan Heykelciği Bulundu

19 Nisan 2025

19 Nisan 2025

Azerbaycan’ın Kazah bölgesinde yer alan dünyaca ünlü Damcılı Mağarası’nda yapılan arkeolojik kazılarda, Mezolitik döneme (Orta Taş Çağı) tarihlenen ilk insan...

İstinat Duvarı Çalışmasına Bakarken Roma Döneminden Kalma Stel Keşfetti

14 Ocak 2021

14 Ocak 2021

Erdoğan Tunaboylu, Bursa iline bağlı Nilüfer ilçesinde ki Evinin karşısında yapılan istinat duvarının yapımını izlerken Roma döneminden kalma steli keşfetti....

Tacámbaro’nun çakal adamı heykeli

26 Ocak 2022

26 Ocak 2022

Bir MezoAmerikan uygarlığı olan Tarascan (Purépecha) kültürüne ait ((MS 1400-1521) Tacámbaro’nun çakal adamı heykeli, Instituto Nacional de Antropología e Historia...

Kral Tutankhamun’un Mumyalanmış Ereksiyon Halindeki Penisi Eski Dini Mücadeleyi Gösterebilir

15 Şubat 2022

15 Şubat 2022

Mısır kralı Tutankhamun, babası tarafından serbest bırakılan bir dini devrime karşı savaşmak için penisinin 90 derecelik bir açıyla mumyalanması da...

Arkeologlar Başur Höyük’te Genç Kızların Törensel Olarak Kurban Edildiği 4.800 Yıllık Tunç Çağı Mezarlarını Ortaya Çıkardı

31 Mart 2025

31 Mart 2025

Mezopotamya ve Anadolu’da ilk uygarlıklar ortaya çıkmaya başlarken, sosyal yapı, ekonomi ve kültürde önemli dönüşümler yaşandı. Bu döneme ışık tutan...

Dünyanın En Büyük İmparatorluğu Hangisiydi?

7 Kasım 2020

7 Kasım 2020

Dünya üzerinde kurulan en büyük imparatorluk hangisiydi? Sorusuna verilecek cevap aşağı yukarı bellidir. Kimisi Büyük Roma İmparatorluğu diyecek, kimi Cengiz...

Demir Çağında La Hoya’da Yapılan Katliamın Kurbanlarını Bilim Adamları Analiz etti.

6 Ekim 2020

6 Ekim 2020

MÖ. Dördüncü yüzyılın ortalarında veya üçüncü yüzyılın sonlarına tarihlenen Demir Çağı yerleşmesi İspanya’nın kuzeyinde bulunan Rioja Alavesa bölgesinde bulunan, La...

Ambar Barajı Suları Altında Kalacak Gre Fılla Höyüğü Taşınıyor

20 Eylül 2022

20 Eylül 2022

M. Ö. 7 binli yıllara ait Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem buluntuları keşfedilen Gre Fılla Höyüğü, Ambar Barajı suları altında kalacak....

İlk Kadın Paleontolog Mary Anning’in Keşifleri ve Hayatı

5 Mart 2021

5 Mart 2021

İlk kadın Paleontolog Mary Anning, keşifleriyle yaşadığı dönemin tüm bilim insanlarını şaşkına çevirdi ama hiç birinden takdir yada övgü duymadı....

Klazomenai Antik Kenti’nde ilk defa mühür keşfedildi

20 Kasım 2022

20 Kasım 2022

12 İon Kent Devleti’nden biri olan Klazomenai Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda ilk defa kente ait kilden yapılmış mühür keşfedildi....

Kayıp olduğu düşünülen 4.000 yıllık kama mezar İrlanda’da yeniden keşfedildi

22 Ocak 2024

22 Ocak 2024

İrlanda’nın güneybatı bölgesindeki County Kerry’de kayıp olduğu düşünülen 4.000 yıllık bir kama mezar yeniden keşfedildi. Altóir na Gréine (güneş sunağı)...

Çorum’daki ilk yerleşik hayat izlerine ait buluntular keşfedildi

22 Ocak 2023

22 Ocak 2023

Çorum’da 8 bin 500 yıl öncesine ait ilk yerleşik hayat izlerine ait buluntular keşfedildi. Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bölümünce iki yıldır...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]