25 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tanrı Marduk Babil Kralı Hammurabi’nin Egemenlik Silahı

Mezopotamya’da güçlü Tanrı Marduk Babil Kralı Hammurabi egemenliğinin gizli silahı olarak değerlendirilir. Tanrı Marduk Kral Hammurabi tarafından nasıl egemenlik silahı olarak kullanıldıysa yakın zaman kadar birçok kral, tanrı/tanrıları kendi egemenliklerinin güçlü olması için kullanmışlardır.

İnsanın kendi yaratılışını içinde bulunduğu çevrenin oluşumunu düşünmeye başlaması bir yaratıcı fikrinin doğmasına yol açmıştır. İnsan, zihninde şekillendirdiği, kendisini, sevdiklerini yaratan ekmek veren ve dünyayı, fırtınaları yöneten güçlü, sarsılmaz, ne dilerse olan sorgulanmayan her şeyi bilen bir Tanrıya ya da Tanrılara kul olmuştur. Soyut düşünme yetisi tam olarak gelişmediği için düşüncelerin de yer alan Tanrıyı maddeleştirmiş ve ona maddeden şekil vermiştir. Tanrılar heykelleri ile varlıklarını hissettirmişlerdir.

Tanrı devletin başıdır

Yaratıcı tanrı sadece kişilerin hayatında yer almaz. Yerleşik düzene geçen insan, kurduğu köy tipi siyasi oluşumlardan başlayarak tüm hiyerarşik örgütlenmelerde düzen sağlayıcı olarak tanrıyı tepe noktasına yerleştirir. Tanrı, zamanla gelişen ve devlet diye tanımladığımız organizasyonlarda kraldan önce gelen yönetici konumuna oturur.

Tarih de ilklerin yaşandığı Mezopotamya, yerleşik düzene geçen insan topluluklarının şehir devletleri adı altında kurduğu yönetim biçimlerine de ev sahipliği yapar. Devlet organizasyonun ilk örnekleri Sümerlerde görülür. Sümerlerin kurduğu şehir devletleri kralın gösterdiği güç ve otoritesi ile şekillenmektedir. Sümer şehir devletlerinin krallarının, kendisine sorgusuz sualsiz itaat edilmesi ve egemenliğinin sarsılmaması için başvurdukları en büyük silah Tanrı/Tanrılar olmuştur. Bu egemenlik koruyucusu kaynak Tanrı/Tanrılar diğer krallıklarda da görülmektedir. Mezopotamya dışında Hitit ve Mısır medeniyetlerinde de bu işlevsellik geçerlidir.

Hammurabi Tanrı Marduk ile Babili Yönetiyor

Mezopotamya toprakları üzerinde Sümerler ile başlayan devlet hiyerarşisi, güçlü ve daha büyük krallıklara evrilmiştir. Babil, Assur, Kassit ve Akad, bölgede güçlü krallıklar kurmuşlardır. Bu krallıkların içinde Mezopotamya bölgesini siyasi, askeri ve kültürel boyutta derinden etkilemiş Babiller önemli bir yer alır.

Akad İmparatorluğu zamanında küçük bir kent konumunda olan Babil, M.Ö. 1890 yıllarında bağımsızlığını ilan etmiştir. Sümer ve Akkad toprakları üzerinde kurdukları krallık Hammurabi ile güçlenmiş ve imparatorluk haline gelmiştir. Güney Mezopotamya’yı şekillendiren Babil İmparatorluğu’nun başkenti kutsal kent Nippur şehridir.

Yukarıda da geçtiği gibi önemsiz sade bir şehir olan Babil’i güçlü bir imparatorluk haline getiren Hammurabi, başarılarını her ne kadar gösterdiği siyasi, askeri gücüne borçluysa da elinde bir başka etkin silah daha vardı. Hammurabi’nin bu güçlü silahı Tanrı Marduk ve onun dininden başkası değildi.

Tanrı Marduk ve Hammurabi
Hammurabi, egemenliği ve otoritesini kuvvetlendirmek için babasının Tanrı Marduk olduğunu bile söylemiştir.

Hammurabi, meşruiyetini güçlendirmek ve insanüstü güç sahibi olduğunu göstermek için babasının Tanrı Marduk olduğunu bile söylemiştir. Bölgede yapılan kazılarda bulunan kil tabletlerde “doğurgan dölyatağından krallığa uygun (?) bir prens; anamın karnından savaşçıyım ben, doğuştan kudretli bir adamım ben; Anam Ninsun’un döl yatağından benim için tatlı bir kutsayış çıktı; ben döl yatağında kutsanmış soylu bir oğulum; dölyatağından verimli bir tohum, tapınılan bir kralım ben” ifadeleri yer alır. Böylelikle, Kral Hammurabi, Tanrı Marduk’u ön plana çıkararak yürüttüğü her tür faaliyette en büyük meşruiyet sağlayıcısı yapmıştır. Hammurabi böylelikle ben Tanrı Marduk’un isteğine göre hareket ediyorum mesajını vermiş olmaktadır.

Tanrı Marduk, zaten Babil inanışında, kralları seçen, onlara güç veren yol gösteren bir tanrıydı. Krallar, kendisinin vekili idi. Bu yüzden krallar Tanrı Marduk’un sözleriyle konuşurlardı. Kanunlar, Tanrı Marduk’un izni ile yapılmaktaydı. Hammurabi, çivi yazılı tabletlere yazdırdığı kanunlar için “Sözlerim değiştirilmesin” ibaresini ekleyerek Tanrı Marduk’un gölgesini yansıtmış olmaktaydı.

Babil tanrısı Marduk
Tanrı Marduk, Babil inanışında, kralları seçen, onlara güç veren yol gösteren bir tanrıydı. Krallar, kendisinin vekili idi.

Babil İmparatorluğu’nun en büyük kralı olan Hammurabi, ülkenin en ücra köşelerinde dahi otoritesini hissettirebilmek amacıyla ülke sınırları içerisinde dini
bir birliktelik oluşturmayı hedeflemiş ve bütün imparatorluğa Tanrı Marduk’un başını çektiği yeni bir dini yaymayı amaçlamıştır. Bu amacı görev edinen ruhban
sınıfı mensupları ilk dönemlerden itibaren Babil kentinin koruyucu tanrısı olduğu kabul edilen Marduk’un baş rolünü üstlendiği ve içerisinde gözden geçirilen Sumer mitlerinden anlatıların da bulunduğu yeni mitler oluşturmuş ve bu mitlerin ağızdan ağıza tüm ülkeye yayılmasını sağlayarak Marduk’u ülkenin en güçlü tanrısı pozisyonuna yüceltmek istemişlerdir. Şüphesizdir ki, söz konusu dini birlikteliğin kurulmak istenmesinin yegane sebebi ülke içerisindeki siyasal parçalanmışlığı ortadan kaldırarak Hammurabi’nin etrafında şekillenecek olan merkezi bir otorite tesis etmektir.

Ülkenin iç politikasında etkin bir araç olarak kullanılan dini inanışlar çerçevesinde Hammurabi’ye de dini bir misyon yüklenmiş ve söz konusu kral kendisini Tanrı Marduk’un yeryüzündeki vekili olarak deklare etmiştir. Bu yöntemle kendisine bir kutsiyet kazandırmayı hedefleyen Hammurabi, yazdırtmış olduğu metinlerde tanrılarla yeryüzünde yaşayan canlılar arasındaki irtibatı sağlayan dini bir karakter olarak yansıtılmıştır. Tüm bu gelişmelerden hareketle Hammurabi’nin geniş bir coğrafya’ya hükmeden bir lider pozisyonuna oturabilmek amacıyla dini argümanları siyasal bir malzeme olarak kullandığı yorumunun yapılması mümkündür.

Yazımızda Okay Pekşen’in “Babil Krallarının Siyasal Meşrulaştırma Aracı: Tanrı Marduk” adlı makalesinden alıntılar yapılmıştır.

Banner
Benzer Yazılar

Yeni araştırma Mezopotamya’da güveç yemekleri yendiğini gösteriyor

23 Kasım 2022

23 Kasım 2022

Mezopotamya… İki nehrin arasında medeniyetin yeşerdiği topraklar… İlk kentsel oluşumlarının görüldüğü bu topraklarda arkeologlar gerçekleştirdikleri kazılarla günümüz yaşantısının ilklerini bulmaya...

Abu Dabi’nin Ghagha adasında 8500 yıllık yapılar keşfedildi

18 Şubat 2022

18 Şubat 2022

Abu Dabi’deki arkeologlar, Ghagha adasında 8500 yıldan daha eski – daha önce düşünülenden en az 500 yıl önce – bilinen...

Deniz Kavimleri Kimdir?

6 Kasım 2020

6 Kasım 2020

Karanlık çağın başlangıcı olarak görülen Deniz kavimleri aslında kimdir ve nereden gelmişlerdir? Tarihi belgelerde adları geçer ama çoğunlukla onların kim...

400 Yıl Önce Keşfedilen Mumyaların Gizemleri Aydınlandı

13 Kasım 2020

13 Kasım 2020

İlk kez 1615’te İtalyan bir besteci tarafından bulunan mumyaların BT taramaları yapıldı. BT taramalarında mumyaların iç organlarıyla birlikte mumyalandıkları ortaya...

Mezopotamya’da 4500 yıl önce ortaya çıkan melez hayvan: Kunga

17 Ocak 2022

17 Ocak 2022

Medeni Dünya’nın temel taşlarının atıldığı Mezopotamya’da bilinen ilk biyomühendislik çalışmanın ürünü Kunga adı verilen melez eşek olduğu açıklandı. Bir genomik...

9 Yaşında ki Çocuk Süleyman Tapınağına Ait Altın Bir Boncuk Buldu

1 Aralık 2020

1 Aralık 2020

Bar-Ilan üniversitesinin gönüllüler için düzenlemiş olduğu Temple Mount Eleme Projesi (TMSP) kapsamında çalışan 9 yaşındaki bir çocuk 3000 yıllık altın bir...

Beyrut Baalbek Pazarında Roma Mozaiği Bulundu

31 Aralık 2020

31 Aralık 2020

Beyrut’un kuzeydoğusunda ki Baalbek’te bir pazarı kazan işçiler MÖ 60 ile MS 300 yılları arasındaki Roma işgaline tarihlenen bir mozaik...

Irak’ın Batı Çölü’nde 1,5 Milyon Yıllık El Baltaları ve Yedi Paleolitik Alan Keşfedildi

30 Ocak 2025

30 Ocak 2025

Free University of Brussels (Brüksel Özgür Üniversitesi) arkeologları, Irak’ın Batı Çölü’nde 10×20 kilometrelik bir alanda 1,5 milyon yıl öncesine tarihlenen...

Neandertaller ve Homo Sapiens Aynı Teknolojiyi Kullanmış

15 Şubat 2021

15 Şubat 2021

Uzun zamandır Nubian teknolojisini sadece Homo sapiens’in kullandığı düşünülüyordu. Yapılan yeni araştırma sonuçları Neandertaller ve Homo sapiens’in aynı teknolojiyi kullandığını...

Persler Hakkında Bilinmeyen 5 Gerçek

22 Ocak 2021

22 Ocak 2021

Pers kültürü, 1000 yıldan daha fazla bir süre Yakın Doğu ve Dünya’nın geri kalanını etkiledi. Kültürleri, bir çok yönüyle uzun...

Arkeologlar, 1386 yıl önce aynı adı taşıyan ünlü savaşa tanık olan Jalula antik kentinin izlerini keşfetti

2 Aralık 2023

2 Aralık 2023

Irak Devlet Eski Eserler ve Miras Kurulu (SBAH), Jalula antik kentinin sınırlarının ve çeşitli yapılarının keşfedildiğini duyurdu. Irak Devlet Eski...

Mısırda Güzelliğin Sembolü Kraliçe Nefertiti, Mitanni Prensesi Tadukhipa Olabilir mi?

1 Kasım 2020

1 Kasım 2020

Kraliçe Nefertiti’nin eski Mitanni Krallığından gelen bir prenses olduğu ve adının aslında prenses Tadukhipa olabileceği bazı bilim insanları tarafından öne...

Bahreyn’de 3.300 Yıllık Dilmun Dönemi Seramik Yüz Gün Işığına Çıktı

11 Ocak 2026

11 Ocak 2026

Bahreyn’in güneyinde yer alan Hilla arkeolojik alanındaki kazılarda, Dilmun uygarlığına ait son derece nadir bir buluntu ortaya çıktı. Yaklaşık 3.300...

Sodom kentini yerle bir eden kozmik meteor izleri bulundu

21 Eylül 2021

21 Eylül 2021

Tevrat, İncil ve Kuran’da geçen Sodom kentini ve halkının (Lut kavmi olarak de geçer) yok oluş hikayesini hepimiz biliriz. Sodom...

Tarihin Az Bilinen Güçlü Krallığı “Mitanni Devleti”

2 Ekim 2020

2 Ekim 2020

Hurriler; MÖ 16. yüzyılın sonlarına doğru Kuzey-Batı Mezopotamya bugünkü Mardin civarına gelen Indo-Ari kökenli (Indo-Ari terimi Hint-Avrupa dil ailesi içinde...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]