4 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tanrı Marduk Babil Kralı Hammurabi’nin Egemenlik Silahı

Mezopotamya’da güçlü Tanrı Marduk Babil Kralı Hammurabi egemenliğinin gizli silahı olarak değerlendirilir. Tanrı Marduk Kral Hammurabi tarafından nasıl egemenlik silahı olarak kullanıldıysa yakın zaman kadar birçok kral, tanrı/tanrıları kendi egemenliklerinin güçlü olması için kullanmışlardır.

İnsanın kendi yaratılışını içinde bulunduğu çevrenin oluşumunu düşünmeye başlaması bir yaratıcı fikrinin doğmasına yol açmıştır. İnsan, zihninde şekillendirdiği, kendisini, sevdiklerini yaratan ekmek veren ve dünyayı, fırtınaları yöneten güçlü, sarsılmaz, ne dilerse olan sorgulanmayan her şeyi bilen bir Tanrıya ya da Tanrılara kul olmuştur. Soyut düşünme yetisi tam olarak gelişmediği için düşüncelerin de yer alan Tanrıyı maddeleştirmiş ve ona maddeden şekil vermiştir. Tanrılar heykelleri ile varlıklarını hissettirmişlerdir.

Tanrı devletin başıdır

Yaratıcı tanrı sadece kişilerin hayatında yer almaz. Yerleşik düzene geçen insan, kurduğu köy tipi siyasi oluşumlardan başlayarak tüm hiyerarşik örgütlenmelerde düzen sağlayıcı olarak tanrıyı tepe noktasına yerleştirir. Tanrı, zamanla gelişen ve devlet diye tanımladığımız organizasyonlarda kraldan önce gelen yönetici konumuna oturur.

Tarih de ilklerin yaşandığı Mezopotamya, yerleşik düzene geçen insan topluluklarının şehir devletleri adı altında kurduğu yönetim biçimlerine de ev sahipliği yapar. Devlet organizasyonun ilk örnekleri Sümerlerde görülür. Sümerlerin kurduğu şehir devletleri kralın gösterdiği güç ve otoritesi ile şekillenmektedir. Sümer şehir devletlerinin krallarının, kendisine sorgusuz sualsiz itaat edilmesi ve egemenliğinin sarsılmaması için başvurdukları en büyük silah Tanrı/Tanrılar olmuştur. Bu egemenlik koruyucusu kaynak Tanrı/Tanrılar diğer krallıklarda da görülmektedir. Mezopotamya dışında Hitit ve Mısır medeniyetlerinde de bu işlevsellik geçerlidir.

Hammurabi Tanrı Marduk ile Babili Yönetiyor

Mezopotamya toprakları üzerinde Sümerler ile başlayan devlet hiyerarşisi, güçlü ve daha büyük krallıklara evrilmiştir. Babil, Assur, Kassit ve Akad, bölgede güçlü krallıklar kurmuşlardır. Bu krallıkların içinde Mezopotamya bölgesini siyasi, askeri ve kültürel boyutta derinden etkilemiş Babiller önemli bir yer alır.

Akad İmparatorluğu zamanında küçük bir kent konumunda olan Babil, M.Ö. 1890 yıllarında bağımsızlığını ilan etmiştir. Sümer ve Akkad toprakları üzerinde kurdukları krallık Hammurabi ile güçlenmiş ve imparatorluk haline gelmiştir. Güney Mezopotamya’yı şekillendiren Babil İmparatorluğu’nun başkenti kutsal kent Nippur şehridir.

Yukarıda da geçtiği gibi önemsiz sade bir şehir olan Babil’i güçlü bir imparatorluk haline getiren Hammurabi, başarılarını her ne kadar gösterdiği siyasi, askeri gücüne borçluysa da elinde bir başka etkin silah daha vardı. Hammurabi’nin bu güçlü silahı Tanrı Marduk ve onun dininden başkası değildi.

Tanrı Marduk ve Hammurabi
Hammurabi, egemenliği ve otoritesini kuvvetlendirmek için babasının Tanrı Marduk olduğunu bile söylemiştir.

Hammurabi, meşruiyetini güçlendirmek ve insanüstü güç sahibi olduğunu göstermek için babasının Tanrı Marduk olduğunu bile söylemiştir. Bölgede yapılan kazılarda bulunan kil tabletlerde “doğurgan dölyatağından krallığa uygun (?) bir prens; anamın karnından savaşçıyım ben, doğuştan kudretli bir adamım ben; Anam Ninsun’un döl yatağından benim için tatlı bir kutsayış çıktı; ben döl yatağında kutsanmış soylu bir oğulum; dölyatağından verimli bir tohum, tapınılan bir kralım ben” ifadeleri yer alır. Böylelikle, Kral Hammurabi, Tanrı Marduk’u ön plana çıkararak yürüttüğü her tür faaliyette en büyük meşruiyet sağlayıcısı yapmıştır. Hammurabi böylelikle ben Tanrı Marduk’un isteğine göre hareket ediyorum mesajını vermiş olmaktadır.

Tanrı Marduk, zaten Babil inanışında, kralları seçen, onlara güç veren yol gösteren bir tanrıydı. Krallar, kendisinin vekili idi. Bu yüzden krallar Tanrı Marduk’un sözleriyle konuşurlardı. Kanunlar, Tanrı Marduk’un izni ile yapılmaktaydı. Hammurabi, çivi yazılı tabletlere yazdırdığı kanunlar için “Sözlerim değiştirilmesin” ibaresini ekleyerek Tanrı Marduk’un gölgesini yansıtmış olmaktaydı.

Babil tanrısı Marduk
Tanrı Marduk, Babil inanışında, kralları seçen, onlara güç veren yol gösteren bir tanrıydı. Krallar, kendisinin vekili idi.

Babil İmparatorluğu’nun en büyük kralı olan Hammurabi, ülkenin en ücra köşelerinde dahi otoritesini hissettirebilmek amacıyla ülke sınırları içerisinde dini
bir birliktelik oluşturmayı hedeflemiş ve bütün imparatorluğa Tanrı Marduk’un başını çektiği yeni bir dini yaymayı amaçlamıştır. Bu amacı görev edinen ruhban
sınıfı mensupları ilk dönemlerden itibaren Babil kentinin koruyucu tanrısı olduğu kabul edilen Marduk’un baş rolünü üstlendiği ve içerisinde gözden geçirilen Sumer mitlerinden anlatıların da bulunduğu yeni mitler oluşturmuş ve bu mitlerin ağızdan ağıza tüm ülkeye yayılmasını sağlayarak Marduk’u ülkenin en güçlü tanrısı pozisyonuna yüceltmek istemişlerdir. Şüphesizdir ki, söz konusu dini birlikteliğin kurulmak istenmesinin yegane sebebi ülke içerisindeki siyasal parçalanmışlığı ortadan kaldırarak Hammurabi’nin etrafında şekillenecek olan merkezi bir otorite tesis etmektir.

Ülkenin iç politikasında etkin bir araç olarak kullanılan dini inanışlar çerçevesinde Hammurabi’ye de dini bir misyon yüklenmiş ve söz konusu kral kendisini Tanrı Marduk’un yeryüzündeki vekili olarak deklare etmiştir. Bu yöntemle kendisine bir kutsiyet kazandırmayı hedefleyen Hammurabi, yazdırtmış olduğu metinlerde tanrılarla yeryüzünde yaşayan canlılar arasındaki irtibatı sağlayan dini bir karakter olarak yansıtılmıştır. Tüm bu gelişmelerden hareketle Hammurabi’nin geniş bir coğrafya’ya hükmeden bir lider pozisyonuna oturabilmek amacıyla dini argümanları siyasal bir malzeme olarak kullandığı yorumunun yapılması mümkündür.

Yazımızda Okay Pekşen’in “Babil Krallarının Siyasal Meşrulaştırma Aracı: Tanrı Marduk” adlı makalesinden alıntılar yapılmıştır.

Banner
Benzer Yazılar

Esna Tapınağı Orijinal Renklerine Kavuştu

15 Kasım 2020

15 Kasım 2020

Mısır  da bulunan Esna tapınağının keşfedilmesinin üzerinden 200 yıl geçtikten sonra araştırmacılar 2000 yıllık yazıtların orijinal renklerini ortaya çıkarmayı başardı....

Çömlek İçinde Gömülü 3800 Yıllık Bebek İskeleti

30 Aralık 2020

30 Aralık 2020

İsrailli arkeologlar kazı çalışmalarına ara vermeden devam ediyorlar. Son kazılarda çıkarılan çömlek içindeki 3800 yıllık bebek iskeleti heyecan yarattı. Ariel...

Arkeologlar, Nimrud’daki Asur Ninurta Tapınağı’nın içinde dikkat çekici şekilde korunmuş tapınaklar keşfettiler

1 Ocak 2025

1 Ocak 2025

Penn Müzesi’nin Iraklı arkeologlarla işbirliği yaparak yürüttüğü Nimrud’daki son arkeolojik çalışma, Irak’ın kuzeyindeki Nimrud antik kentinde yaklaşık 2.600 yıl önce...

Herkül ve Büyük İskender’e bağlı ikiz tapınaklar Sümer şehri Girsu’da keşfedildi

29 Ocak 2024

29 Ocak 2024

Arkeologlar, Irak’ın güneydoğusunda şu anda Tello olarak bilinen bir Sümer şehri olan Girsu’daki kazılar sırasında biri diğerinin üzerine gömülü iki...

400 Yıl Önce Keşfedilen Mumyaların Gizemleri Aydınlandı

13 Kasım 2020

13 Kasım 2020

İlk kez 1615’te İtalyan bir besteci tarafından bulunan mumyaların BT taramaları yapıldı. BT taramalarında mumyaların iç organlarıyla birlikte mumyalandıkları ortaya...

Fizana Kadar Gidenlerin Görmesi Gereken Şehir Ghat!

12 Kasım 2020

12 Kasım 2020

Ghat başkent Trablus’a 1400 km uzaklıkta, Libya-Cezayir sınırının eteklerinde Fezzan’ın (Fizan) güneybatı bölgesinde, batı Libya çölünde yer alan antik bir...

26, Hanedan Rahibi Djehuty Imhotep’in Lahdi Minya’da Bulundu!

15 Ekim 2020

15 Ekim 2020

Mısır, Minya’daki Al-Ghoreifa arkeolojik kazı alanında antik Mısır tanrısı Djehuty’nin baş rahibinin lahiti bulundu. Tanrı Djehuty’nin 26. Hanedan (MÖ 688-525)...

Dünya’nın En Eski Müşteri Şikayeti 3800 Yaşında

17 Ocak 2021

17 Ocak 2021

Aldığımız üründen memnun kalmadığımız zaman hemen hemen hepimizin yaptığı şey ürün hakkında şikayetçi olmaktır. Bunu bazen müşteri hizmetlerini arayarak bazen...

Dendera Tapınağının İkinci Restorasyon Aşaması Tamamlandı

10 Mart 2021

10 Mart 2021

Tanrıça Hathor’a adanmış olan Dendera Tapınağı kompleksi uzun bir süredir restorasyon görmekteydi. Yukarı Mısır’da bulunan Dendera tapınağı, tanrıça Hathor’a adanmış...

9 Yaşında ki Çocuk Süleyman Tapınağına Ait Altın Bir Boncuk Buldu

1 Aralık 2020

1 Aralık 2020

Bar-Ilan üniversitesinin gönüllüler için düzenlemiş olduğu Temple Mount Eleme Projesi (TMSP) kapsamında çalışan 9 yaşındaki bir çocuk 3000 yıllık altın bir...

Arkeologlar, 1386 yıl önce aynı adı taşıyan ünlü savaşa tanık olan Jalula antik kentinin izlerini keşfetti

2 Aralık 2023

2 Aralık 2023

Irak Devlet Eski Eserler ve Miras Kurulu (SBAH), Jalula antik kentinin sınırlarının ve çeşitli yapılarının keşfedildiğini duyurdu. Irak Devlet Eski...

Jiroft Uygarlığı: Mezopotamya’nın Gizemli Rakibi

26 Mart 2025

26 Mart 2025

Güneydoğu İran’daki son arkeolojik keşifler, özellikle yaklaşık 5.000 yıl önce gelişen Jiroft Uygarlığı olmak üzere, erken uygarlıklara dair anlayışımızı yeniden...

Golan Tepelerinde Kral Davut Dönemine Ait 3000 Yıllık Kale

28 Kasım 2020

28 Kasım 2020

İsrail Eski Eserler Kurumu’ndan bir arkeolog ekibi, MÖ 11. veya 10. yüzyılda Kral David’in (Kral Davut)  müttefiki Geshurites tarafından kurulduğuna...

Her Devrin Fenomeni, Paranın Enteresan Tarihi

28 Ekim 2020

28 Ekim 2020

“Paraya dair yazmak onu elde etmekten daha kolaydır; ve onu kazananlar, para hakkında sadece yazmayı başarabilenlere büyük destek verirler. “Voltaire,...

Persepolis Antik Mirasına Yeniden Hayat Veriliyor: Tarihi Yapılar Restore Ediliyor

8 Nisan 2025

8 Nisan 2025

İran’ın güneyindeki UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Persepolis’te, Nevruz tatili sonrasında önemli restorasyon çalışmaları yeniden başladı. Pers İmparatorluğu’nun (MÖ...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]