16 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tanrı Marduk Babil Kralı Hammurabi’nin Egemenlik Silahı

Mezopotamya’da güçlü Tanrı Marduk Babil Kralı Hammurabi egemenliğinin gizli silahı olarak değerlendirilir. Tanrı Marduk Kral Hammurabi tarafından nasıl egemenlik silahı olarak kullanıldıysa yakın zaman kadar birçok kral, tanrı/tanrıları kendi egemenliklerinin güçlü olması için kullanmışlardır.

İnsanın kendi yaratılışını içinde bulunduğu çevrenin oluşumunu düşünmeye başlaması bir yaratıcı fikrinin doğmasına yol açmıştır. İnsan, zihninde şekillendirdiği, kendisini, sevdiklerini yaratan ekmek veren ve dünyayı, fırtınaları yöneten güçlü, sarsılmaz, ne dilerse olan sorgulanmayan her şeyi bilen bir Tanrıya ya da Tanrılara kul olmuştur. Soyut düşünme yetisi tam olarak gelişmediği için düşüncelerin de yer alan Tanrıyı maddeleştirmiş ve ona maddeden şekil vermiştir. Tanrılar heykelleri ile varlıklarını hissettirmişlerdir.

Tanrı devletin başıdır

Yaratıcı tanrı sadece kişilerin hayatında yer almaz. Yerleşik düzene geçen insan, kurduğu köy tipi siyasi oluşumlardan başlayarak tüm hiyerarşik örgütlenmelerde düzen sağlayıcı olarak tanrıyı tepe noktasına yerleştirir. Tanrı, zamanla gelişen ve devlet diye tanımladığımız organizasyonlarda kraldan önce gelen yönetici konumuna oturur.

Tarih de ilklerin yaşandığı Mezopotamya, yerleşik düzene geçen insan topluluklarının şehir devletleri adı altında kurduğu yönetim biçimlerine de ev sahipliği yapar. Devlet organizasyonun ilk örnekleri Sümerlerde görülür. Sümerlerin kurduğu şehir devletleri kralın gösterdiği güç ve otoritesi ile şekillenmektedir. Sümer şehir devletlerinin krallarının, kendisine sorgusuz sualsiz itaat edilmesi ve egemenliğinin sarsılmaması için başvurdukları en büyük silah Tanrı/Tanrılar olmuştur. Bu egemenlik koruyucusu kaynak Tanrı/Tanrılar diğer krallıklarda da görülmektedir. Mezopotamya dışında Hitit ve Mısır medeniyetlerinde de bu işlevsellik geçerlidir.

Hammurabi Tanrı Marduk ile Babili Yönetiyor

Mezopotamya toprakları üzerinde Sümerler ile başlayan devlet hiyerarşisi, güçlü ve daha büyük krallıklara evrilmiştir. Babil, Assur, Kassit ve Akad, bölgede güçlü krallıklar kurmuşlardır. Bu krallıkların içinde Mezopotamya bölgesini siyasi, askeri ve kültürel boyutta derinden etkilemiş Babiller önemli bir yer alır.

Akad İmparatorluğu zamanında küçük bir kent konumunda olan Babil, M.Ö. 1890 yıllarında bağımsızlığını ilan etmiştir. Sümer ve Akkad toprakları üzerinde kurdukları krallık Hammurabi ile güçlenmiş ve imparatorluk haline gelmiştir. Güney Mezopotamya’yı şekillendiren Babil İmparatorluğu’nun başkenti kutsal kent Nippur şehridir.

Yukarıda da geçtiği gibi önemsiz sade bir şehir olan Babil’i güçlü bir imparatorluk haline getiren Hammurabi, başarılarını her ne kadar gösterdiği siyasi, askeri gücüne borçluysa da elinde bir başka etkin silah daha vardı. Hammurabi’nin bu güçlü silahı Tanrı Marduk ve onun dininden başkası değildi.

Tanrı Marduk ve Hammurabi
Hammurabi, egemenliği ve otoritesini kuvvetlendirmek için babasının Tanrı Marduk olduğunu bile söylemiştir.

Hammurabi, meşruiyetini güçlendirmek ve insanüstü güç sahibi olduğunu göstermek için babasının Tanrı Marduk olduğunu bile söylemiştir. Bölgede yapılan kazılarda bulunan kil tabletlerde “doğurgan dölyatağından krallığa uygun (?) bir prens; anamın karnından savaşçıyım ben, doğuştan kudretli bir adamım ben; Anam Ninsun’un döl yatağından benim için tatlı bir kutsayış çıktı; ben döl yatağında kutsanmış soylu bir oğulum; dölyatağından verimli bir tohum, tapınılan bir kralım ben” ifadeleri yer alır. Böylelikle, Kral Hammurabi, Tanrı Marduk’u ön plana çıkararak yürüttüğü her tür faaliyette en büyük meşruiyet sağlayıcısı yapmıştır. Hammurabi böylelikle ben Tanrı Marduk’un isteğine göre hareket ediyorum mesajını vermiş olmaktadır.

Tanrı Marduk, zaten Babil inanışında, kralları seçen, onlara güç veren yol gösteren bir tanrıydı. Krallar, kendisinin vekili idi. Bu yüzden krallar Tanrı Marduk’un sözleriyle konuşurlardı. Kanunlar, Tanrı Marduk’un izni ile yapılmaktaydı. Hammurabi, çivi yazılı tabletlere yazdırdığı kanunlar için “Sözlerim değiştirilmesin” ibaresini ekleyerek Tanrı Marduk’un gölgesini yansıtmış olmaktaydı.

Babil tanrısı Marduk
Tanrı Marduk, Babil inanışında, kralları seçen, onlara güç veren yol gösteren bir tanrıydı. Krallar, kendisinin vekili idi.

Babil İmparatorluğu’nun en büyük kralı olan Hammurabi, ülkenin en ücra köşelerinde dahi otoritesini hissettirebilmek amacıyla ülke sınırları içerisinde dini
bir birliktelik oluşturmayı hedeflemiş ve bütün imparatorluğa Tanrı Marduk’un başını çektiği yeni bir dini yaymayı amaçlamıştır. Bu amacı görev edinen ruhban
sınıfı mensupları ilk dönemlerden itibaren Babil kentinin koruyucu tanrısı olduğu kabul edilen Marduk’un baş rolünü üstlendiği ve içerisinde gözden geçirilen Sumer mitlerinden anlatıların da bulunduğu yeni mitler oluşturmuş ve bu mitlerin ağızdan ağıza tüm ülkeye yayılmasını sağlayarak Marduk’u ülkenin en güçlü tanrısı pozisyonuna yüceltmek istemişlerdir. Şüphesizdir ki, söz konusu dini birlikteliğin kurulmak istenmesinin yegane sebebi ülke içerisindeki siyasal parçalanmışlığı ortadan kaldırarak Hammurabi’nin etrafında şekillenecek olan merkezi bir otorite tesis etmektir.

Ülkenin iç politikasında etkin bir araç olarak kullanılan dini inanışlar çerçevesinde Hammurabi’ye de dini bir misyon yüklenmiş ve söz konusu kral kendisini Tanrı Marduk’un yeryüzündeki vekili olarak deklare etmiştir. Bu yöntemle kendisine bir kutsiyet kazandırmayı hedefleyen Hammurabi, yazdırtmış olduğu metinlerde tanrılarla yeryüzünde yaşayan canlılar arasındaki irtibatı sağlayan dini bir karakter olarak yansıtılmıştır. Tüm bu gelişmelerden hareketle Hammurabi’nin geniş bir coğrafya’ya hükmeden bir lider pozisyonuna oturabilmek amacıyla dini argümanları siyasal bir malzeme olarak kullandığı yorumunun yapılması mümkündür.

Yazımızda Okay Pekşen’in “Babil Krallarının Siyasal Meşrulaştırma Aracı: Tanrı Marduk” adlı makalesinden alıntılar yapılmıştır.

Banner
Related Articles

Irak’ta arkeologlar 2700 yıllık şarap presi buldu

24 Ekim 2021

24 Ekim 2021

Kuzey Irak’taki Faida’da, yaklaşık dokuz kilometre (5,5 mil) uzunluğunda bir sulama kanalının duvarlarına oyulmuş taş oymalar ve büyük ölçekli bir...

Antik Mısır’ın Kutsal Kedileri

19 Ekim 2020

19 Ekim 2020

Kediler bütün dünyada en çok beslenen evcil hayvanlardan biridir. Her mecrada sevildikleri gibi günümüzde de internet ortamının kahramanı durumundadırlar. Ne...

Golan Tepelerinde Kral Davut Dönemine Ait 3000 Yıllık Kale

28 Kasım 2020

28 Kasım 2020

İsrail Eski Eserler Kurumu’ndan bir arkeolog ekibi, MÖ 11. veya 10. yüzyılda Kral David’in (Kral Davut)  müttefiki Geshurites tarafından kurulduğuna...

Musul’da Asur dönemi anıtsal kaya oyma kabartması ortaya çıkarıldı

18 Ekim 2022

18 Ekim 2022

Iraklı arkeologlar tarafından Musul’da Maşki Kapısı’nda başlatılan kazı çalışmalarında Asur dönemi anıtsal kaya oyma kabartması ortaya çıkarıldı. Oymalar, M.Ö. 705’ten...

Her Devrin Fenomeni, Paranın Enteresan Tarihi

28 Ekim 2020

28 Ekim 2020

“Paraya dair yazmak onu elde etmekten daha kolaydır; ve onu kazananlar, para hakkında sadece yazmayı başarabilenlere büyük destek verirler. “Voltaire,...

Suaygırları Yüzünden Çıkan Savaşta Öldürülen Mısır Firavunu

17 Şubat 2021

17 Şubat 2021

Firavun II. Seqenenre Taa savaş alanında korkunç bir ölümle karşılaştı. Live Science’de yayınlanan bir habere göre Firavun ülkesini korumak isterken...

Akhenaton Tek Tanrılı Dinin Kurucusu ya da Akıllı Bir Politikacı

3 Ocak 2021

3 Ocak 2021

Mısır medeniyeti, dünya tarihine her alanda etki bırakan medeniyet olmuştur. Dünyanın yedi harikalarından birisi olan Mısır Piramitleri ile görkemliliğini günümüze...

Türkiye Coğrafyasında Yaşayan Eski Topluluklar İklim Değişikliğine Kolayca Adepte Oldular

2 Kasım 2020

2 Kasım 2020

İklim değişikliği toplumsal çöküşü tetikleyebilir ve popülasyonları hareket etmeye zorlayabilir, ancak her zaman değil! Yeni arkeolojik araştırmalar, antik Türkiye’deki popülasyonların,...

Jiroft Uygarlığı: Mezopotamya’nın Gizemli Rakibi

26 Mart 2025

26 Mart 2025

Güneydoğu İran’daki son arkeolojik keşifler, özellikle yaklaşık 5.000 yıl önce gelişen Jiroft Uygarlığı olmak üzere, erken uygarlıklara dair anlayışımızı yeniden...

Eridu’da Binlerce Yıllık Sulama Sistemi Keşfedildi

10 Mart 2025

10 Mart 2025

Arkeologlar ve jeologlardan oluşan uluslararası bir ekip, Irak’ın güneyindeki Eridu bölgesinde, MÖ 6. binden MÖ 1. bine kadar uzanan, olağanüstü...

İran Neolitiğinin Başlangıcı Ve Gelişimi

17 Ekim 2020

17 Ekim 2020

İran bugün Bereketli Hilal olarak adlandırılan bölgenin içinde kalır. Bu bölge bilinen en eski kültürlerin ev sahibi  ve yerleşik düzenin...

Girsu’daki son kazılarda Sümerlerin uygarlığı kurtaran yenilikçi teknolojisi ortaya çıkarıldı

24 Kasım 2023

24 Kasım 2023

Irak’ın güneyindeki modern Nasıriye kentinin yakınında yer alan antik Girsu kentinde, British Museum’un yakın zamanda yaptığı kazılarda, Sümerlerin 4000 yıl...

Aššur Medeniyetinde Kan Parası

5 Ocak 2021

5 Ocak 2021

Bir kişinin kazaren ya da kasten öldürülmesi sonrası maktulün ailesine verilen paraya kan parası denilmektedir… Günümüz maddi hukukunda tam olarak...

Esna Tapınağı Orijinal Renklerine Kavuştu

15 Kasım 2020

15 Kasım 2020

Mısır  da bulunan Esna tapınağının keşfedilmesinin üzerinden 200 yıl geçtikten sonra araştırmacılar 2000 yıllık yazıtların orijinal renklerini ortaya çıkarmayı başardı....

Eski Asur başkenti Khorsabad’da yapılan yeni bir manyetik araştırma, ABD Beyaz Sarayı’nın iki katı büyüklüğünde 127 odalı bir villayı ortaya çıkardı

27 Aralık 2024

27 Aralık 2024

Kuzey Irak’taki arkeologlar, bir zamanlar Asur’un eski başkenti olan Khorsabad’da kapsamlı bir manyetik araştırma gerçekleştirdiler ve bu teknolojinin yardımıyla 127...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]