27 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tanrı Marduk Babil Kralı Hammurabi’nin Egemenlik Silahı

Mezopotamya’da güçlü Tanrı Marduk Babil Kralı Hammurabi egemenliğinin gizli silahı olarak değerlendirilir. Tanrı Marduk Kral Hammurabi tarafından nasıl egemenlik silahı olarak kullanıldıysa yakın zaman kadar birçok kral, tanrı/tanrıları kendi egemenliklerinin güçlü olması için kullanmışlardır.

İnsanın kendi yaratılışını içinde bulunduğu çevrenin oluşumunu düşünmeye başlaması bir yaratıcı fikrinin doğmasına yol açmıştır. İnsan, zihninde şekillendirdiği, kendisini, sevdiklerini yaratan ekmek veren ve dünyayı, fırtınaları yöneten güçlü, sarsılmaz, ne dilerse olan sorgulanmayan her şeyi bilen bir Tanrıya ya da Tanrılara kul olmuştur. Soyut düşünme yetisi tam olarak gelişmediği için düşüncelerin de yer alan Tanrıyı maddeleştirmiş ve ona maddeden şekil vermiştir. Tanrılar heykelleri ile varlıklarını hissettirmişlerdir.

Tanrı devletin başıdır

Yaratıcı tanrı sadece kişilerin hayatında yer almaz. Yerleşik düzene geçen insan, kurduğu köy tipi siyasi oluşumlardan başlayarak tüm hiyerarşik örgütlenmelerde düzen sağlayıcı olarak tanrıyı tepe noktasına yerleştirir. Tanrı, zamanla gelişen ve devlet diye tanımladığımız organizasyonlarda kraldan önce gelen yönetici konumuna oturur.

Tarih de ilklerin yaşandığı Mezopotamya, yerleşik düzene geçen insan topluluklarının şehir devletleri adı altında kurduğu yönetim biçimlerine de ev sahipliği yapar. Devlet organizasyonun ilk örnekleri Sümerlerde görülür. Sümerlerin kurduğu şehir devletleri kralın gösterdiği güç ve otoritesi ile şekillenmektedir. Sümer şehir devletlerinin krallarının, kendisine sorgusuz sualsiz itaat edilmesi ve egemenliğinin sarsılmaması için başvurdukları en büyük silah Tanrı/Tanrılar olmuştur. Bu egemenlik koruyucusu kaynak Tanrı/Tanrılar diğer krallıklarda da görülmektedir. Mezopotamya dışında Hitit ve Mısır medeniyetlerinde de bu işlevsellik geçerlidir.

Hammurabi Tanrı Marduk ile Babili Yönetiyor

Mezopotamya toprakları üzerinde Sümerler ile başlayan devlet hiyerarşisi, güçlü ve daha büyük krallıklara evrilmiştir. Babil, Assur, Kassit ve Akad, bölgede güçlü krallıklar kurmuşlardır. Bu krallıkların içinde Mezopotamya bölgesini siyasi, askeri ve kültürel boyutta derinden etkilemiş Babiller önemli bir yer alır.

Akad İmparatorluğu zamanında küçük bir kent konumunda olan Babil, M.Ö. 1890 yıllarında bağımsızlığını ilan etmiştir. Sümer ve Akkad toprakları üzerinde kurdukları krallık Hammurabi ile güçlenmiş ve imparatorluk haline gelmiştir. Güney Mezopotamya’yı şekillendiren Babil İmparatorluğu’nun başkenti kutsal kent Nippur şehridir.

Yukarıda da geçtiği gibi önemsiz sade bir şehir olan Babil’i güçlü bir imparatorluk haline getiren Hammurabi, başarılarını her ne kadar gösterdiği siyasi, askeri gücüne borçluysa da elinde bir başka etkin silah daha vardı. Hammurabi’nin bu güçlü silahı Tanrı Marduk ve onun dininden başkası değildi.

Tanrı Marduk ve Hammurabi
Hammurabi, egemenliği ve otoritesini kuvvetlendirmek için babasının Tanrı Marduk olduğunu bile söylemiştir.

Hammurabi, meşruiyetini güçlendirmek ve insanüstü güç sahibi olduğunu göstermek için babasının Tanrı Marduk olduğunu bile söylemiştir. Bölgede yapılan kazılarda bulunan kil tabletlerde “doğurgan dölyatağından krallığa uygun (?) bir prens; anamın karnından savaşçıyım ben, doğuştan kudretli bir adamım ben; Anam Ninsun’un döl yatağından benim için tatlı bir kutsayış çıktı; ben döl yatağında kutsanmış soylu bir oğulum; dölyatağından verimli bir tohum, tapınılan bir kralım ben” ifadeleri yer alır. Böylelikle, Kral Hammurabi, Tanrı Marduk’u ön plana çıkararak yürüttüğü her tür faaliyette en büyük meşruiyet sağlayıcısı yapmıştır. Hammurabi böylelikle ben Tanrı Marduk’un isteğine göre hareket ediyorum mesajını vermiş olmaktadır.

Tanrı Marduk, zaten Babil inanışında, kralları seçen, onlara güç veren yol gösteren bir tanrıydı. Krallar, kendisinin vekili idi. Bu yüzden krallar Tanrı Marduk’un sözleriyle konuşurlardı. Kanunlar, Tanrı Marduk’un izni ile yapılmaktaydı. Hammurabi, çivi yazılı tabletlere yazdırdığı kanunlar için “Sözlerim değiştirilmesin” ibaresini ekleyerek Tanrı Marduk’un gölgesini yansıtmış olmaktaydı.

Babil tanrısı Marduk
Tanrı Marduk, Babil inanışında, kralları seçen, onlara güç veren yol gösteren bir tanrıydı. Krallar, kendisinin vekili idi.

Babil İmparatorluğu’nun en büyük kralı olan Hammurabi, ülkenin en ücra köşelerinde dahi otoritesini hissettirebilmek amacıyla ülke sınırları içerisinde dini
bir birliktelik oluşturmayı hedeflemiş ve bütün imparatorluğa Tanrı Marduk’un başını çektiği yeni bir dini yaymayı amaçlamıştır. Bu amacı görev edinen ruhban
sınıfı mensupları ilk dönemlerden itibaren Babil kentinin koruyucu tanrısı olduğu kabul edilen Marduk’un baş rolünü üstlendiği ve içerisinde gözden geçirilen Sumer mitlerinden anlatıların da bulunduğu yeni mitler oluşturmuş ve bu mitlerin ağızdan ağıza tüm ülkeye yayılmasını sağlayarak Marduk’u ülkenin en güçlü tanrısı pozisyonuna yüceltmek istemişlerdir. Şüphesizdir ki, söz konusu dini birlikteliğin kurulmak istenmesinin yegane sebebi ülke içerisindeki siyasal parçalanmışlığı ortadan kaldırarak Hammurabi’nin etrafında şekillenecek olan merkezi bir otorite tesis etmektir.

Ülkenin iç politikasında etkin bir araç olarak kullanılan dini inanışlar çerçevesinde Hammurabi’ye de dini bir misyon yüklenmiş ve söz konusu kral kendisini Tanrı Marduk’un yeryüzündeki vekili olarak deklare etmiştir. Bu yöntemle kendisine bir kutsiyet kazandırmayı hedefleyen Hammurabi, yazdırtmış olduğu metinlerde tanrılarla yeryüzünde yaşayan canlılar arasındaki irtibatı sağlayan dini bir karakter olarak yansıtılmıştır. Tüm bu gelişmelerden hareketle Hammurabi’nin geniş bir coğrafya’ya hükmeden bir lider pozisyonuna oturabilmek amacıyla dini argümanları siyasal bir malzeme olarak kullandığı yorumunun yapılması mümkündür.

Yazımızda Okay Pekşen’in “Babil Krallarının Siyasal Meşrulaştırma Aracı: Tanrı Marduk” adlı makalesinden alıntılar yapılmıştır.

Banner
Benzer Yazılar

Persepolis Antik Mirasına Yeniden Hayat Veriliyor: Tarihi Yapılar Restore Ediliyor

8 Nisan 2025

8 Nisan 2025

İran’ın güneyindeki UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Persepolis’te, Nevruz tatili sonrasında önemli restorasyon çalışmaları yeniden başladı. Pers İmparatorluğu’nun (MÖ...

Antik Mısır’ın Kutsal Kedileri

19 Ekim 2020

19 Ekim 2020

Kediler bütün dünyada en çok beslenen evcil hayvanlardan biridir. Her mecrada sevildikleri gibi günümüzde de internet ortamının kahramanı durumundadırlar. Ne...

Abu Dabi’nin Ghagha adasında 8500 yıllık yapılar keşfedildi

18 Şubat 2022

18 Şubat 2022

Abu Dabi’deki arkeologlar, Ghagha adasında 8500 yıldan daha eski – daha önce düşünülenden en az 500 yıl önce – bilinen...

Mısır’da 59 Antik Tabut Bulundu

9 Kasım 2020

9 Kasım 2020

Mısır‘daki arkeologlar, 2500 yıldan daha uzun bir süre önce gömülmüş 59 adet iyi korunmuş ve mühürlenmiş ahşap tabutun keşfini duyurdu....

Mezopotamya’da 4500 yıl önce ortaya çıkan melez hayvan: Kunga

17 Ocak 2022

17 Ocak 2022

Medeni Dünya’nın temel taşlarının atıldığı Mezopotamya’da bilinen ilk biyomühendislik çalışmanın ürünü Kunga adı verilen melez eşek olduğu açıklandı. Bir genomik...

Deniz Kavimleri Kimdir?

6 Kasım 2020

6 Kasım 2020

Karanlık çağın başlangıcı olarak görülen Deniz kavimleri aslında kimdir ve nereden gelmişlerdir? Tarihi belgelerde adları geçer ama çoğunlukla onların kim...

Suudi Arabistan’daki deve oymaları 8000 yaşında!

15 Eylül 2021

15 Eylül 2021

Suudi Arabistan’da bulunan gerçek boyutlu deve oymaları, neredeyse 8.000 yıl önce, çölün yeşil olduğu Neolitik dönemde oyulmuştur. Başlangıçta, bu kabartmaların...

Dünya’nın En Eski Müşteri Şikayeti 3800 Yaşında

17 Ocak 2021

17 Ocak 2021

Aldığımız üründen memnun kalmadığımız zaman hemen hemen hepimizin yaptığı şey ürün hakkında şikayetçi olmaktır. Bunu bazen müşteri hizmetlerini arayarak bazen...

Babil tabletinde Dünya’nın en eski hayalet çizimi

17 Ekim 2021

17 Ekim 2021

British Museum depolarında bulunan 3 bin 500 yıllık Babil çivi yazılı tablette Dünya’nın en eski hayalet çizimi tespit edildi. British...

AlUla, Eski Arap Medeniyetlerinin Yaşayan Müzesi

4 Kasım 2020

4 Kasım 2020

Al Ula vahası, modern Tayma şehrinin yaklaşık 110 km güneybatısında ve Medine’nin 380 km kuzeyinde, yemyeşil Wadi Al-Qura veya “köyler...

Suaygırları Yüzünden Çıkan Savaşta Öldürülen Mısır Firavunu

17 Şubat 2021

17 Şubat 2021

Firavun II. Seqenenre Taa savaş alanında korkunç bir ölümle karşılaştı. Live Science’de yayınlanan bir habere göre Firavun ülkesini korumak isterken...

Fizana Kadar Gidenlerin Görmesi Gereken Şehir Ghat!

12 Kasım 2020

12 Kasım 2020

Ghat başkent Trablus’a 1400 km uzaklıkta, Libya-Cezayir sınırının eteklerinde Fezzan’ın (Fizan) güneybatı bölgesinde, batı Libya çölünde yer alan antik bir...

Eski Çağda Kütüphane Savaşları!

31 Ekim 2020

31 Ekim 2020

Biri dünyanın en eski ve büyük kütüphanesi diğeri 100 yıl sonra ona rakip olarak doğmuş. Bu iki eşsiz kütüphanenin ilginç...

Balawat (Imgur Enlil) Kapı Kabartmaları

2 Mart 2021

2 Mart 2021

Balawat, Dicle ve Zap Irmağının keşiştiği yani Assur üçgeni adı verilen bölgede yer almaktadır. Birinci başkent Kalhu güneyde, Durşarrukin en...

Kayıtlara Geçen En Eski Jinekolojik Tedavi

23 Aralık 2020

23 Aralık 2020

Bilim insanları yaptıkları son araştırmalarda 4000 yıl öncesine ait bir mumyada antik mısır tıp papirüslerinde yazdığı gibi bir tedavi uygulamasıyla...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]