11 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Pergamon’da bulunan cam şişe, Roma tıbbının en tartışmalı uygulamasını doğruladı

Antik tıp metinlerinde sıkça geçen, ancak bugüne kadar yalnızca yazılı kaynaklarla bilinen sıra dışı bir uygulama ilk kez somut kanıtla doğrulandı. Pergamon’da yürütülen incelemelerde, Roma dönemine ait küçük bir cam kapta insan dışkısına dayalı bir tıbbi karışımın izleri tespit edildi.

Bu bulgu, Greko-Romen tıpta anlatılan bazı tedavilerin teorik olmadığını, günlük hekimlik pratiğinin bir parçası olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.


Sıradan sanılan kap, beklenmedik bir içeriğe işaret etti

İncelenen eser, Roma döneminde yaygın biçimde kullanılan bir unguentarium türü cam şişe. Bu tür kaplar, uzun yıllar boyunca parfüm, yağ veya kozmetik saklama kabı olarak yorumlandı.

Ancak Pergamon örneğinde durum farklıydı. Bergama Arkeoloji Müzesi koleksiyonunda yer alan ve MS 2. yüzyıla tarihlenen şişenin iç yüzeyinde, dikkat çekici bir organik kalıntı korunduğu belirlendi. Bu kalıntı, ayrıntılı kimyasal analiz için örneklendi.


Kimyasal analiz sonucu netti

Yapılan laboratuvar çalışmaları, insan sindirim sistemiyle doğrudan ilişkili iki temel biyokimyasal bileşiğin varlığını ortaya koydu. Bu maddeler, modern bilimde insan dışkısının güvenilir göstergeleri olarak kabul ediliyor.

Araştırmacılar, çevresel bulaşma veya modern dönem kaynaklı kirlenme ihtimalini dışlamak için titiz kontroller uyguladı. Sonuç değişmedi: kapta bulunan madde, bilinçli biçimde hazırlanmış bir karışıma işaret ediyordu.

Bu tespit, Roma dönemine ait bir tıbbi kapta insan dışkısının ilk kez doğrudan kimyasal olarak saptanması anlamına geliyor.


Kötü kokuya karşı bitkisel çözüm

Pergamon’da bulunan cam şişe, Roma tıbbının en tartışmalı uygulamasını doğruladı
Unguentariumdan elde edilen arkeolojik örnek. Kaynak: C. Atila ve ark., 2026, Journal of Archaeological Science: Reports

Analizlerde yalnızca dışkı izleri değil, aynı zamanda Anadolu’da yaygın olan kekik türlerinden elde edilen aromatik bir bileşik de belirlendi. Bu ayrıntı, bulgunun yorumlanmasında kritik rol oynadı.

Antik tıp yazarları, kötü kokulu içeriklerin çeşitli bitkilerle bastırıldığını açıkça yazar. Galen, Dioskorides ve Plinius, dışkı temelli ilaçların aromatik maddelerle karıştırılarak hastalara verildiğini aktarır.

Pergamon’da bulunan cam şişe, bu tariflerin yalnızca metinlerde kalmadığını, pratikte uygulandığını gösteriyor.


Pergamon’un tıptaki özel yeri

Pergamon, Roma dünyasında tıbbın en önemli merkezlerinden biriydi. Kent, hem hekimlik geleneği hem de Asklepios kültüyle öne çıkıyordu.

Buna rağmen, antik metinlerde anlatılan pek çok tedavi yönteminin arkeolojik karşılığı bugüne kadar bulunamamıştı. Özellikle sosyal açıdan rahatsız edici kabul edilen maddelerle hazırlanan ilaçlar, maddi kanıt bırakmamıştı.

Bu küçük cam kap, söz konusu boşluğu dolduran nadir örneklerden biri oldu.


Roma cam kaplarına bakış değişiyor

Bulgu, Roma dönemine ait küçük cam şişelerin işlevine dair yerleşik kabulleri de sorgulatıyor. Antik dünyada kozmetik, hijyen ve tedavi arasındaki sınırlar bugünkü kadar net değildi.

Pergamon örneği, bu kapların yalnızca kozmetik değil, tıbbi amaçlarla da kullanıldığını gösteriyor. Kap, yalnızca içeriği saklayan bir nesne değil; tedavinin sosyal olarak kabul edilebilir biçimde sunulmasını sağlayan bir araçtı.


Antik uygulamalar, modern tıbbı da düşündürüyor

Araştırmacılar, bu bulgunun modern tıpla doğrudan karşılaştırılmaması gerektiğini vurguluyor. Ancak günümüzde bazı bağırsak hastalıklarında uygulanan dışkı temelli tedaviler, antik dünyanın tamamen “akıl dışı” olmadığını da hatırlatıyor.

Roma hekimleri mikrobiyolojiyi bilmiyordu. Buna karşın gözleme dayalı tıbbi mantık, belirli maddelerin iyileştirici etkisine inanılmasını sağlamıştı.


Küçük bir buluntu, büyük bir değişim

Pergamon’dan çıkan bu mütevazı cam şişe, Roma tıbbına dair uzun süredir yalnızca metinlere dayanan bir alanı somut verilerle aydınlattı. Artık dışkı temelli tedaviler, yalnızca yazılı kaynaklarda geçen tuhaf reçetiler değil; hazırlanmış, saklanmış ve kullanılmış gerçek ilaçlar olarak karşımızda duruyor.

Bu keşif, antik tıbbın ne anlattığından çok, gerçekte ne uyguladığını anlamamız açısından önemli bir dönüm noktası niteliğinde.

Atila, C., Demirbolat, İ., & Babaç Çelebi, R. (2026). Feces, fragrance and medicine: Chemical evidence of ancient therapeutics in a Roman unguentarium. Journal of Archaeological Science: Reports

Volume 70, April 2026, 105589. https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S2352409X26000246?via%3Dihub

Kapak Görseli:
Roma unguentariumları, genellikle kozmetik kapları olarak yorumlanan; kokulu yağlar, merhemler ve yeni bulgulara göre tıbbi amaçla hazırlanmış maddelerin saklandığı küçük cam kaplardı.
Kaynak: Antiguarian

Banner
Benzer Yazılar

Trian Çeşmesi 1900 Yıl Sonra Tekrar Canlandırılacak

17 Nisan 2021

17 Nisan 2021

Denizli’de yer alan Laodikeia antik kenti içindeki Trian çeşmesi 1900 yıl sonra tekrar canlandırılacak. Trian çeşmesi için gerçekleştirilecek çalışmalara  CHP’li...

North Yorkshire’da bir evin mutfak zemininin altında bir fincan içerisinde bulunan altın sikkeler açık artırma ile satılıyor

8 Eylül 2022

8 Eylül 2022

Kuzey Yorkshire’daki bir çift, mutfaklarının döşeme tahtalarının altına gömülü 18. yüzyılın başlarından kalma altın sikkeler buldu. Sikkeler, nesiller boyunca Kuzey...

En eski Budist tapınaklarından biri ortaya çıkarıldı

3 Şubat 2022

3 Şubat 2022

Budizm’in kurucusu Siddhartha Gautama’nın ölümünden birkaç yüzyıl sonra inşa edildiği düşünülen en eski Budist tapınaklarından birisi Pakistan’da ortaya çıkarıldı. MÖ...

Arkeologlar Derneği’nin Paylaşımı Kadın Arkeologlardan Tepki Topladı

22 Aralık 2021

22 Aralık 2021

Arkeologlar Derneği’nin sosyal medya hesabından yaptığı “Türkiye’nin kadın arkeologları hiç durmadan mesleğimize katkıda bulunmaya devam ediyor. Yolları açık olsun” videolu...

Eskişehir’in tarihsel özetini sunan Şarhöyük-Dorylaion kazıları yeniden başlıyor

29 Temmuz 2022

29 Temmuz 2022

Eskişehir’de ilk yerleşim izlerinin görüldüğü Şarhöyük-Dorylaion kazıları Anadolu Üniversitesi öncülüğünde yeniden başlıyor. M. Ö. 4. Bin yılının ikinci yarısına ait...

Kibyra Antik Kenti’nde kış aylarında üzeri kapatılan Medusa Mozaiği yeniden ziyarete açıldı

12 Nisan 2025

12 Nisan 2025

Burdur’un Gölhisar ilçesindeki Kibyra Antik Kenti, kış aylarında koruma altına alınan Medusa mozaiğiyle yeniden ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Yaklaşık 2000 yıllık...

Girit Adası’nda nadir görülen Minos Dönemi mezar ve ölü hediyeleri bulundu

23 Ekim 2022

23 Ekim 2022

Girit Adası’nın doğusunda yer alan Lasithi’de devam eden Sissi arkeoloji kazılarında adada nadir görülen Minos Dönemi mezar ve ölü hediyeleri...

Arkeologlar deniz altında Neolitik Dönem yol keşfettiler

8 Mayıs 2023

8 Mayıs 2023

Arkeologlar, Adriyatik Denizi’nde yer alan Hırvat adası Korčula’yı yapay kara kütlesine bağlayan deniz altında Neolitik Dönem yol keşfettiler. Yol, Neolitik...

Uçuk virüsü 5 bin yıl önce bir öpüşme sonucunda ortaya çıkmış olabilir

28 Temmuz 2022

28 Temmuz 2022

Yapılan bir araştırmaya göre, gündelik hayatımızı zehir eden baş belası uçuk, bilimsel adı ile Herpes simpleks enfeksiyonu 5 bin yıl...

Karaman’da 1.300 Yıllık Komünyon Ekmeği Bulundu: Üzerinde “Kutsanmış İsa’ya Şükranlarımızla” Yazıyor

11 Ekim 2025

11 Ekim 2025

Karaman’ın Ermenek ilçesindeki Topraktepe (Eirenepolis) Antik Kenti kazılarında, erken Hristiyanlık dönemine ait 1.300 yıllık bezemeli Komünyon ekmeği bulundu. Kültür ve...

Anadolu’nun En Büyük Bizans Mozaiği Kayseri’de Bulundu

28 Ekim 2021

28 Ekim 2021

Kayseri İncesu arkeolojik kazılarında Anadolu’nun en büyük Bizans mozaiği ortaya çıkarıldı. Kayseri Müzesi denetiminde devam eden İncesu kazılarında şimdiye kadar,...

Ulucak Höyüğü’nde Tilki Postlu 8 Bin Yıllık Erkek Figürü Gün Yüzüne Çıkarıldı

29 Ağustos 2025

29 Ağustos 2025

İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde yer alan ve kentin bilinen en eski yerleşim alanı kabul edilen Ulucak Höyüğü’nde yürütülen kazılarda, 8 bin...

Çatalhöyük Araştırmasına Polonya’dan Ödül: Neolitik Toplumda Kadınların Merkezi Rolü Çalışması

22 Ocak 2026

22 Ocak 2026

Anadolu’nun en önemli Neolitik yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük, bu kez kazılarıyla değil, toplumsal yapıya dair ezber bozan bilimsel sonuçlarıyla uluslararası...

Zeus Tapınağı, Limyra’da 43 Yıl Sonra Gün Yüzüne Çıktı

15 Kasım 2025

15 Kasım 2025

Antalya’nın Finike ilçesindeki Limyra Antik Kenti’nde, 1982’den beri epigrafik kayıtlarda varlığı bilinen ancak bir türlü tespit edilemeyen Zeus Tapınağı sonunda...

Çin’de 80 milyon yıl öncesine ait ‘dinozor dans pisti’ bulundu

20 Nisan 2021

20 Nisan 2021

Çin’de araştırmacılar, literatürde “dinozor dans pisti” olarak tanımlanan 1.600 metrekarelik bir alanda birçok dinozor ayak izi buldular. Dinozor dans pistinde...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]