6 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Özgürlük Sembolü Frig Şapkası’nın Türkiye’den Kolombiya’ya Yolculuğunun Hikayesi

Anadolu uygarlıkları içinde önemli bir krallık olan Frigler (Phrygia) modern dünyamızda şapkaları ile ünlüdürler. Frig şapkası, günümüzde özgürlüğün sembolü olarak kullanılmaktadır. Güney Amerika ülkelerinin armalarında dahi Frig şapkası kullanılagelmektedir.

Güney Amerika ülkesi Kolombiya resmi armasında yer alan Frig şapkasının Türkiye’den Kolombiya’ya uzanan yolculuğu makale konusu oldu. Bu ilginç yolculuğun başlangıcı makalenin başlangıç kısmında, 2013-2018 yıllarında Türkiye Cumhuriyeti Bogota Büyükelçisi olan Engin Yürür’ün gözlemleri ve Konya Selçuk Üniversitesi’nde eskiçağ uygarlıkları tarihi alanında görev yapan Prof. Dr. Hasan Bahar‘ın katkıları ile gerçekleştirilen araştırma sonucunda ortaya çıktığı ifade edilmektedir.

Frig şapkasının binlerce yıl boyunca birçok ulus tarafından özgürlük sembolü olarak kullanıldığına dikkat çeken makale, Prof. Dr. H. Bahar’ın danışmanlığında eskiçağ tarihi bölümünde doktorasını tamamlamış olan Yeşim Dilek ve 2013-2017 yıllarında Kolombiya’daki Türkiye Cumhuriyeti Bogota Büyükelçiliği’nde görev yapan Önder Boyacı ortak yazımı ile üretilmiştir.

Frigya Krallığı’nın hakimi olduğu topraklar

 

Frig Şapkasının Türkiye’den Kolombiya’ya Yolculuğu başlıklı makalede yer alan bazı bilgileri sizler için derledik.

“Frigya Başlığı, Frig Tanrısı Attis ile birlikte ortaya çıktı. Diriliş, onunla özdeşleştirildi. Attis’ten bahsetmeden önce, birlikte olduğu tanrıyı hatırlamak gerekir.
Çoğu kaynakta Frig ana tanrıçası Magna Mater ile ilişkilendirilir. Dinler tarihinde Magna Mater, Kybele (Cybele) olarak bilinir. Yunanlılar tarafından kullanılan ad Cybele, evrensel bir nitelik ve yaşam ve bereket tanrıçasıdır. Verimli toprakların tanrıçası ve kaynağı olarak Kybele kültü birçok yerde yayıldı ve sonraki Frig uygarlıklarında benimsendi. Ama en çok da Frig kültür mirasının bir sembolü olarak kaldı.”

Makale de Frig başlığının ortaya çıkışını anlatan iki mitolojiye yer verilmektedir. Bu hikayelerden birisi şöyle;
“Attis, annesi tarafından bir nehir kıyısında terk edilmiş bir yetimdir. Kybele’nin aşık olduğu çok güzel bir genç adama döner. Ama Kybele, onun herhangi bir kadınla birlikte olmasını yasaklar. Attis nehir perisine aşık olur. Sangaria ve onunla bir mağarada ilişki yaşar. Bu ilişkiyi haber alan Kybele delirir ve Attis’i hadım eder. Attis’in ölümüne neden olan bu hadım olayı sonrası Kybele’nin acıyla yas tuttuğunu gören Sabasius, Attis’i diriltip ölümsüz kılar. Tanrıçanın her yıl ilkbaharda Attis’e ulaştığını ve böylece doğanın yakınlaştığını yeni hayata kavuşulduğuna; ve tam tersi de, onu kaybettiğinde doğanın kış uykusuna yattığına inanılır.
Mart sonu veya Nisan başlarında kutlanan bu buluşma, bereket, yenilenme ve yeniden doğuşu temsil ediyordu. Böylece, kurtuluşunu, yeniden doğuşunu temsil eden Attis ile özdeşleşen şapka ve ebedi ve özgür hayatı, özgürlüğün ruhunu aşılayan bir sembol haline geldi insanların kafasında…

Frig tanrısı Attis, ölümsüz ve özgürlüğün sembolü olan Frig şapkası ile özdeşleşir.

Bu efsanenin daha yaygın olan ikinci versiyonunda Attis’in yeniden dirilişi biraz daha farklı bir şekilde anlatılmaktadır. Bu versiyonda tanrıça Kybele, Attis adında genç bir adama aşık olur. Ama Attis’in ailesi O’nun Kral Pessinus’un kızıyla evlenmesini ister. (bazı kaynaklarda o, Kral Midas’ın kızıdır.) Attis evlenmek üzereyken, Kybele aniden ortaya çıktı. Düğün, Attis’i çılgına çevirir ve kendisini hadım etmeye iter. Attis yeri sularken cinsel organlarından akan kanla orada bir bitki doğar ve bir çam ağacı büyür. Çam her zaman yeşil kalan ve uzun bir yaşam beklentisine sahip bir ağaçtır ve edebiyatta ölümsüzlük olarak değerlendirilir. Attis’de çama dönüşerek özgürlüğüne kavuşur.

Çamın şekli sembolik olarak Attis’in başlığının şeklini anımsatmaktadır. Bu çamın Attis ve şapkası ile özdeşleşme şeklidir. Bizde, Attis ve şapkasının özgürlük, gençlik ve dirilişin sembolleri olarak kullanımının olduğunu düşünüyoruz. Yüzyıllar boyunca özgürlük ve diriliş sembolü olarak Frigo şapka toplumların kökeni bu efsaneden gelir.

Bu mitler ile Hıristiyanlığın temelleri arasında da bir bağlantı kurulabilir. İlkinde olduğu gibi Attis efsanesi, Paskalya günü, (İsa Mesih’in diriliş günü 22 Mart Pazar günü kutlanıyor ya da mezheplere göre değişim göstererek 25 Nisan’da da kutlanıyor.) İsa Mesih’in çarmıha gerildikten sonra dirilişinin kutlanması (baharın dönmesi) Atis’in ölümcül sakatlanmasına örnek olabilir. Attis’in ikinci efsanesi, çağdaş toplumlarımızda çam ağacının sembolizminde bulundu. Çam, Attis’e izin veren nesnedir. özgürlüğünü yeniden kazan ve yeniden yaşa diye… Birçok Hıristiyan toplumunda, yeni yılın gelişi, Noel arifesinde sembol olarak bir çam ağacı süslenir.

Friga başlığının Roma döneminde nasıl sembol olduğu da makalede şu şekilde kalem alınmıştır. “Romalı köleler arasında özgürlük sembolüdür. Serbest bırakıldıktan sonra köleler, özgürlüklerini simgesel olarak bu şekilde göstermişlerdir. Kurtuluş töreninde köleler bu şapkayı taktılar. Öte yandan,

Roma imparatorları ,güçlerini ve sürekli karakterlerini göstermek kalıcı yönetimlerini belgelemek için, Frigya başlığı bulunan sikke ve madalyalar bastırmışlardır.

Yıllar içinde MS 68 ve 69, İmparator Galba, ebedi kuralına geri dönmek isteyen Anayasal hak olarak, bu şapkayı bir madalya üzerine basmıştır. Brutus, bu şapkanın devrimci potansiyelinin farkında olmuş ve  kölelerin kurtuluşu için, bu şapkayla bir madeni para basmıştır.

Homeros’un İlyada destanında Truva prensi Paris ünlü Frig şapkasını taktığı görülmektedir.

Truva prensi Paris ünlü Frig şapkasını takıyor.

Amazonlar, Karadeniz kökenli savaşçılar-bir erkek dünyasında özgürlüklerini sembolize etmek ve göstermek isteyen kadınlar- ve eski Yunanlıların efsanevi düşmanları da Frigya şapkası taktılar.

Modern dünyanın kapılarını açan Fransız İhtilali ve sonrasında Frig Şapkası’nın kullanımı hakkında şu notları makale de görebilmekteyiz.

“18. yüzyılda Frigya Attis Şapkası bir özgürlük sembolü olarak giyildi. Devrimciler, birçok ülkede yıllar boyunca bağımsızlık hareketleriyle özdeşleştirdiler. Bunların içinde en önemli hareket, 1789’da Fransız devrimcilerinden gelmiştir. Frig Şapkası, daha fazla özgürlük için kendilerini temsil eden bir sembol olarak görüldü. Ama Fransa Devrimi’nde kullanılmadan önce bu sembol Kuzey Amerika devrimcileri tarafından kullanıldı. Birçok resmi belgede yer almaktadır.

Frigya Başlığı’nın ilk görünüşünü bulmak için Amerikan isyanı, Paul Revere’nin eserlerine geri dönmeliyiz. 1766 yılında Sanatçı Revere, Damga Yasası’nın yakın zamanda yürürlükten kaldırılmasını kutlamak için Boston şehri için bir dikilitaş öngördü . Bu dikey anıtta Frigya Başlığı kullanıldı. Başlık, ayrıca 1768 tarihli gümüş bir bardakta da bulunur.

Fransız devriminde Bastille’in basılmasından birkaç ay sonra devrimciler tarafından Frigya şapkası takıldı. Sonra Fransa’nın birçok yerinde daha sık bulundu. Bu tarihten itibaren günlük hayatın her alanında, daha kaliteli porselenler, mobilyalarda, basit çanak çömleklerde kullanılmıştır. İnsan ve Vatandaş Hakları Beyannamenin görsel unsurunda da bulunur. Fransa’da Frigya Şapkası, devrim sırasında özgürlük ve daha sonra ülke geneline yayıldı. Fransız kadınlar ve özellikle siyasetle ilgilenen kadınlar arasında siyasi bir sembol ve karşı özgürlüğün sembolü olarak benimsenmiştir.

Dünyanın birçok yerinde kullanılan Frig Başlığı, makalenin de başlığını oluşturan Latin Amerika ülkelerinde  (Arjantin, Bolivya, Küba, Haiti, El Salvador, Nikaragua vb.) özgür devlet işareti gibi resmi kalkanlarda yer almıştır. 1834’ten beri Kolombiya devletinin arması olarak kullanılan Frig Şapkası bu düşüncenin temsilidir
Görünüşe göre yakın tarihi ilişkileri olan Anadolu Batı dünyası, Amerika kıtasıyla kültürel bir bağ paylaştı.

Bugün Türklerin yaşadığı Anadolu’dan gelen Frigya şapkası, Kolombiya ve Türkiye arasında güçlü bir sembol, güçlü bir köprü olmuştur.

Makalenin orjinal başlığı “EL VÍAJE DEL GORRO FRÍGÍO DESDE TURQUÍA HASTA” olarak tam metnini Tarih Okulu Dergisi (TOD) Şubat 2020 Yıl 13, Sayı XLIV, ss.266-284. de okuyabilirsiniz.

Banner
Benzer Yazılar

Göbeklitepe’de 12 Bin Yıllık İnsan Heykeli Ortaya Çıkarıldı

19 Eylül 2025

19 Eylül 2025

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’de yürütülen kazılarda, duvar içine yatay olarak yerleştirilmiş bir insan heykelinin gün...

“Görmediklerinizi Göreceksiniz” Projesinde, Bu Ay “Attika Kırmızı Figürlü Bodur Lekythoslar” Sergileniyor

11 Şubat 2021

11 Şubat 2021

İzmir Arkeoloji müzesi “Görmediklerinizi Göreceksiniz” adı altında başladığı projede bugüne kadar depolarındaki görülmemiş eserleri sergileyemeye geçtiğimiz ay başlamıştı. İzmir Arkeoloji...

Kremasyon ölü gömme ritüeli ve Anadolu’da görüldüğü yerler

16 Mart 2022

16 Mart 2022

Duygusal evrim, yerleşik kültüre geçen toplumlarda öbür dünya bilincini oluşturmaya başladı. Bu bilinç, ölü gömme ritüellerinin oluşmasını ve çeşitlenmesini sağladı....

Dara Antik Kenti’nde daha önce görülmeyen ampulla bulundu

11 Ocak 2022

11 Ocak 2022

Ampulla, antik dönemlerde Hristiyan hacıların kutsal merkezleri ziyaretleri sırasında oradan getirdikleri koku kaplarına verilen genel isimdir. Birçok antik dönem kent...

Eski Çağda Kütüphane Savaşları!

31 Ekim 2020

31 Ekim 2020

Biri dünyanın en eski ve büyük kütüphanesi diğeri 100 yıl sonra ona rakip olarak doğmuş. Bu iki eşsiz kütüphanenin ilginç...

Klazomenai Antik Kenti’nde ilk defa mühür keşfedildi

20 Kasım 2022

20 Kasım 2022

12 İon Kent Devleti’nden biri olan Klazomenai Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda ilk defa kente ait kilden yapılmış mühür keşfedildi....

Kutsal Havariler Kilisesi’nde bir köle tarafından Tanrıya adanmış mozaik ortaya çıkarıldı

10 Ocak 2022

10 Ocak 2022

Hatay’ın Arsuz ilçesinde tesadüfen bulunan Kutsal Havariler Kilisesi’nde kazı çalışmaları devam ediyor. 2007 yılında Hataylı çiftçi Mehmet Keleş sahip olduğu...

2500 Yıllık Afrodit Tapınağı Keşfedildi

2 Ocak 2021

2 Ocak 2021

Arkeologlar, İzmir iline bağlı Çeşme ve Urla ilçesi civarında Tanrıça Afrodit adına yapılmış 2500 yıllık bir tapınak keşfettiler. İzmir’e bağlı...

Antik Karya’nın 2.500 Yıllık Dor Düzenli Kaya Mezarı Koruma Altına Alındı

29 Aralık 2025

29 Aralık 2025

Marmaris’te, yaklaşık 2.500 yıl önce kayaya oyularak inşa edilmiş anıtsal bir mezar yapısı koruma altına alındı. Yeşilbelde Kaya Mezarı olarak...

Haydarpaşa Gar Alanı, Arkeopark ve Gar Kompleksi, tasarım konseptiyle dünyada bir ilk olacak

8 Şubat 2021

8 Şubat 2021

Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı Adil Karaismailoğlu Haydarpaşa Gar alanı için beklenen müjdeyi verdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu...

Syedra antik kentini ziyaret edenler, popüler Roma oyunu “12 İşaret”i oynuyorlar

20 Kasım 2024

20 Kasım 2024

Antalya’nın Alanya ilçesinde bulunan Syedra Antik Kenti’nde, Romalıların popüler oyunu ’12 İşaret’ (ludus duodecim scriptorum) ziyaretçilere tanıtılıyor. “12 İşaret” oyunu...

Karadağ’ın zirvesinde Urartulara ait kale kalıntısına ulaşıldı

2 Temmuz 2022

2 Temmuz 2022

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığındaki kazı ekibi Urartulara ait en...

Bin yıllık Beşaret Kilisesi’nin freskleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

28 Mart 2024

28 Mart 2024

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Koramaz vadisindeki bin yıllık kayadan oyma Beşaret kilisesi, ihmaller ve definecilerin verdiği zararlar...

Metropolis Antik Kentinde Bulunan Sarnıçlar Şehrin Yaşamına Ayna Tutuyor

5 Ocak 2021

5 Ocak 2021

İzmir’in Torbalı ilçesine Yeniköy ve Özbey mahalleri sınırları içerisinde kalan Metropolis antik şehri kazıları 1990 yılından beri devam ediyor. Kültür...

Arkeologlar Laodikeia’nın Batı Tiyatrosu’nda 2.000 Yıllık Bir Athena Heykeli Ortaya Çıkardı

25 Nisan 2026

25 Nisan 2026

Yüzyıllar boyunca taş ve tozun altında kalmıştı. Şimdi ise Laodikeia’nın Batı Tiyatrosu’nda ortaya çıkarılan 2.000 yıllık Athena heykeli, kentin yalnızca...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]