31 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Özgürlük Sembolü Frig Şapkası’nın Türkiye’den Kolombiya’ya Yolculuğunun Hikayesi

Anadolu uygarlıkları içinde önemli bir krallık olan Frigler (Phrygia) modern dünyamızda şapkaları ile ünlüdürler. Frig şapkası, günümüzde özgürlüğün sembolü olarak kullanılmaktadır. Güney Amerika ülkelerinin armalarında dahi Frig şapkası kullanılagelmektedir.

Güney Amerika ülkesi Kolombiya resmi armasında yer alan Frig şapkasının Türkiye’den Kolombiya’ya uzanan yolculuğu makale konusu oldu. Bu ilginç yolculuğun başlangıcı makalenin başlangıç kısmında, 2013-2018 yıllarında Türkiye Cumhuriyeti Bogota Büyükelçisi olan Engin Yürür’ün gözlemleri ve Konya Selçuk Üniversitesi’nde eskiçağ uygarlıkları tarihi alanında görev yapan Prof. Dr. Hasan Bahar‘ın katkıları ile gerçekleştirilen araştırma sonucunda ortaya çıktığı ifade edilmektedir.

Frig şapkasının binlerce yıl boyunca birçok ulus tarafından özgürlük sembolü olarak kullanıldığına dikkat çeken makale, Prof. Dr. H. Bahar’ın danışmanlığında eskiçağ tarihi bölümünde doktorasını tamamlamış olan Yeşim Dilek ve 2013-2017 yıllarında Kolombiya’daki Türkiye Cumhuriyeti Bogota Büyükelçiliği’nde görev yapan Önder Boyacı ortak yazımı ile üretilmiştir.

Frigya Krallığı’nın hakimi olduğu topraklar

 

Frig Şapkasının Türkiye’den Kolombiya’ya Yolculuğu başlıklı makalede yer alan bazı bilgileri sizler için derledik.

“Frigya Başlığı, Frig Tanrısı Attis ile birlikte ortaya çıktı. Diriliş, onunla özdeşleştirildi. Attis’ten bahsetmeden önce, birlikte olduğu tanrıyı hatırlamak gerekir.
Çoğu kaynakta Frig ana tanrıçası Magna Mater ile ilişkilendirilir. Dinler tarihinde Magna Mater, Kybele (Cybele) olarak bilinir. Yunanlılar tarafından kullanılan ad Cybele, evrensel bir nitelik ve yaşam ve bereket tanrıçasıdır. Verimli toprakların tanrıçası ve kaynağı olarak Kybele kültü birçok yerde yayıldı ve sonraki Frig uygarlıklarında benimsendi. Ama en çok da Frig kültür mirasının bir sembolü olarak kaldı.”

Makale de Frig başlığının ortaya çıkışını anlatan iki mitolojiye yer verilmektedir. Bu hikayelerden birisi şöyle;
“Attis, annesi tarafından bir nehir kıyısında terk edilmiş bir yetimdir. Kybele’nin aşık olduğu çok güzel bir genç adama döner. Ama Kybele, onun herhangi bir kadınla birlikte olmasını yasaklar. Attis nehir perisine aşık olur. Sangaria ve onunla bir mağarada ilişki yaşar. Bu ilişkiyi haber alan Kybele delirir ve Attis’i hadım eder. Attis’in ölümüne neden olan bu hadım olayı sonrası Kybele’nin acıyla yas tuttuğunu gören Sabasius, Attis’i diriltip ölümsüz kılar. Tanrıçanın her yıl ilkbaharda Attis’e ulaştığını ve böylece doğanın yakınlaştığını yeni hayata kavuşulduğuna; ve tam tersi de, onu kaybettiğinde doğanın kış uykusuna yattığına inanılır.
Mart sonu veya Nisan başlarında kutlanan bu buluşma, bereket, yenilenme ve yeniden doğuşu temsil ediyordu. Böylece, kurtuluşunu, yeniden doğuşunu temsil eden Attis ile özdeşleşen şapka ve ebedi ve özgür hayatı, özgürlüğün ruhunu aşılayan bir sembol haline geldi insanların kafasında…

Frig tanrısı Attis, ölümsüz ve özgürlüğün sembolü olan Frig şapkası ile özdeşleşir.

Bu efsanenin daha yaygın olan ikinci versiyonunda Attis’in yeniden dirilişi biraz daha farklı bir şekilde anlatılmaktadır. Bu versiyonda tanrıça Kybele, Attis adında genç bir adama aşık olur. Ama Attis’in ailesi O’nun Kral Pessinus’un kızıyla evlenmesini ister. (bazı kaynaklarda o, Kral Midas’ın kızıdır.) Attis evlenmek üzereyken, Kybele aniden ortaya çıktı. Düğün, Attis’i çılgına çevirir ve kendisini hadım etmeye iter. Attis yeri sularken cinsel organlarından akan kanla orada bir bitki doğar ve bir çam ağacı büyür. Çam her zaman yeşil kalan ve uzun bir yaşam beklentisine sahip bir ağaçtır ve edebiyatta ölümsüzlük olarak değerlendirilir. Attis’de çama dönüşerek özgürlüğüne kavuşur.

Çamın şekli sembolik olarak Attis’in başlığının şeklini anımsatmaktadır. Bu çamın Attis ve şapkası ile özdeşleşme şeklidir. Bizde, Attis ve şapkasının özgürlük, gençlik ve dirilişin sembolleri olarak kullanımının olduğunu düşünüyoruz. Yüzyıllar boyunca özgürlük ve diriliş sembolü olarak Frigo şapka toplumların kökeni bu efsaneden gelir.

Bu mitler ile Hıristiyanlığın temelleri arasında da bir bağlantı kurulabilir. İlkinde olduğu gibi Attis efsanesi, Paskalya günü, (İsa Mesih’in diriliş günü 22 Mart Pazar günü kutlanıyor ya da mezheplere göre değişim göstererek 25 Nisan’da da kutlanıyor.) İsa Mesih’in çarmıha gerildikten sonra dirilişinin kutlanması (baharın dönmesi) Atis’in ölümcül sakatlanmasına örnek olabilir. Attis’in ikinci efsanesi, çağdaş toplumlarımızda çam ağacının sembolizminde bulundu. Çam, Attis’e izin veren nesnedir. özgürlüğünü yeniden kazan ve yeniden yaşa diye… Birçok Hıristiyan toplumunda, yeni yılın gelişi, Noel arifesinde sembol olarak bir çam ağacı süslenir.

Friga başlığının Roma döneminde nasıl sembol olduğu da makalede şu şekilde kalem alınmıştır. “Romalı köleler arasında özgürlük sembolüdür. Serbest bırakıldıktan sonra köleler, özgürlüklerini simgesel olarak bu şekilde göstermişlerdir. Kurtuluş töreninde köleler bu şapkayı taktılar. Öte yandan,

Roma imparatorları ,güçlerini ve sürekli karakterlerini göstermek kalıcı yönetimlerini belgelemek için, Frigya başlığı bulunan sikke ve madalyalar bastırmışlardır.

Yıllar içinde MS 68 ve 69, İmparator Galba, ebedi kuralına geri dönmek isteyen Anayasal hak olarak, bu şapkayı bir madalya üzerine basmıştır. Brutus, bu şapkanın devrimci potansiyelinin farkında olmuş ve  kölelerin kurtuluşu için, bu şapkayla bir madeni para basmıştır.

Homeros’un İlyada destanında Truva prensi Paris ünlü Frig şapkasını taktığı görülmektedir.

Truva prensi Paris ünlü Frig şapkasını takıyor.

Amazonlar, Karadeniz kökenli savaşçılar-bir erkek dünyasında özgürlüklerini sembolize etmek ve göstermek isteyen kadınlar- ve eski Yunanlıların efsanevi düşmanları da Frigya şapkası taktılar.

Modern dünyanın kapılarını açan Fransız İhtilali ve sonrasında Frig Şapkası’nın kullanımı hakkında şu notları makale de görebilmekteyiz.

“18. yüzyılda Frigya Attis Şapkası bir özgürlük sembolü olarak giyildi. Devrimciler, birçok ülkede yıllar boyunca bağımsızlık hareketleriyle özdeşleştirdiler. Bunların içinde en önemli hareket, 1789’da Fransız devrimcilerinden gelmiştir. Frig Şapkası, daha fazla özgürlük için kendilerini temsil eden bir sembol olarak görüldü. Ama Fransa Devrimi’nde kullanılmadan önce bu sembol Kuzey Amerika devrimcileri tarafından kullanıldı. Birçok resmi belgede yer almaktadır.

Frigya Başlığı’nın ilk görünüşünü bulmak için Amerikan isyanı, Paul Revere’nin eserlerine geri dönmeliyiz. 1766 yılında Sanatçı Revere, Damga Yasası’nın yakın zamanda yürürlükten kaldırılmasını kutlamak için Boston şehri için bir dikilitaş öngördü . Bu dikey anıtta Frigya Başlığı kullanıldı. Başlık, ayrıca 1768 tarihli gümüş bir bardakta da bulunur.

Fransız devriminde Bastille’in basılmasından birkaç ay sonra devrimciler tarafından Frigya şapkası takıldı. Sonra Fransa’nın birçok yerinde daha sık bulundu. Bu tarihten itibaren günlük hayatın her alanında, daha kaliteli porselenler, mobilyalarda, basit çanak çömleklerde kullanılmıştır. İnsan ve Vatandaş Hakları Beyannamenin görsel unsurunda da bulunur. Fransa’da Frigya Şapkası, devrim sırasında özgürlük ve daha sonra ülke geneline yayıldı. Fransız kadınlar ve özellikle siyasetle ilgilenen kadınlar arasında siyasi bir sembol ve karşı özgürlüğün sembolü olarak benimsenmiştir.

Dünyanın birçok yerinde kullanılan Frig Başlığı, makalenin de başlığını oluşturan Latin Amerika ülkelerinde  (Arjantin, Bolivya, Küba, Haiti, El Salvador, Nikaragua vb.) özgür devlet işareti gibi resmi kalkanlarda yer almıştır. 1834’ten beri Kolombiya devletinin arması olarak kullanılan Frig Şapkası bu düşüncenin temsilidir
Görünüşe göre yakın tarihi ilişkileri olan Anadolu Batı dünyası, Amerika kıtasıyla kültürel bir bağ paylaştı.

Bugün Türklerin yaşadığı Anadolu’dan gelen Frigya şapkası, Kolombiya ve Türkiye arasında güçlü bir sembol, güçlü bir köprü olmuştur.

Makalenin orjinal başlığı “EL VÍAJE DEL GORRO FRÍGÍO DESDE TURQUÍA HASTA” olarak tam metnini Tarih Okulu Dergisi (TOD) Şubat 2020 Yıl 13, Sayı XLIV, ss.266-284. de okuyabilirsiniz.

Banner
Related Articles

Bergama Antik Kenti Dijital Ortamda Yerini Aldı

1 Şubat 2021

1 Şubat 2021

Kültür ve Turizm Bakanlığının da izniyle, Alman Enstitüsünün yaptığı çalışmalar sonucu  Bergama Antik Kenti MÖ. 3 yy. daki hali ile...

Yeni bulgular, Klaros Antik Kenti’nin Hıristiyanlıktan sonra da bir kahin merkezi olarak hizmet vermeye devam ettiğini gösteriyor

14 Eylül 2022

14 Eylül 2022

Milattan sonra beşinci ve yedinci yüzyıllara tarihlenen oyun tahtaları ve çatallı haç motifleri, İyonya’nın en önemli pagan kutsal alanlarından biri...

Harran Ören Yeri’nde tanrıça Gula ile ilişkilendirilen ritüel köpek mezarları ortaya çıkarıldı

17 Aralık 2024

17 Aralık 2024

Dünya’nın en eski yerleşim yerlerinden Harran Ören Yeri’nde, Demir Çağı’na ait 4 köpek mezarı ortaya çıkarıldı. Ritüel olarak gömülen köpekler,...

Hitit kenti Büklükale’nin, Hurri toplumu ile yakın bağları olduğunu gösteren “önemli keşif”

20 Ekim 2022

20 Ekim 2022

Japon arkeologlar, Büklükale’de Hitit İmparatorluğu’nun ilk yıllarına ait Hurri dini arınma metnini içeren kil tablet parçasını keşfettiler. Araştırmacılara göre keşif,...

Girnavaz Höyüğün Cinleri

30 Kasım 2020

30 Kasım 2020

Girnavaz höyük Mardin iline bağlı Nusaybin ilçesinin kuzeyinde ve 4 km uzaklığındadır. Suriye sınırına çok yakın bir konumdadır. Kuzey Mezopotamya’dan...

Tarihte “Suda Doğum” ilk olarak Ani Örenyeri’nde uygulanmış olabilir

7 Eylül 2022

7 Eylül 2022

Dünya da son 30 yıldan bu yana büyük ilgi gören “suda doğum” uygulaması bebeğin dünya ile adaptasyonunu hızlandırmayı amaçlıyor. Uygulama...

Aççana Höyük’te Hitit tarihini etkileyecek 3250 yıllık mühür bulundu

19 Kasım 2021

19 Kasım 2021

Aççana Höyük kazılarında ortaya çıkarılan 3250 yıllık mühür baskısı ve kil tablet Hitit tarihini etkileyecek önemli bir keşif olarak değerlendiriliyor....

Hilar Mağaraları ve Çayönü Kazı Çalışmaları Başlıyor

13 Nisan 2021

13 Nisan 2021

Diyarbakır Ergani ilçesi’nde 12 bin yıllık geçmişe sahip Hilar Mağaraları ve Çayönü arkeolojik alanında kazı çalışmaları başlıyor. Yerleşik hayatın ilk...

5 bin 600 yıllık elit evlerin çıkarıldığı Arslantepe Höyük kazıları başlıyor

9 Ağustos 2022

9 Ağustos 2022

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Arslantepe Höyük, 2022 kazı sezonuna başlıyor. Geçtiğimiz kazılarda M. Ö. 3600 yıllarına ait elit...

Kayseri’de Roma dönemine ait bir villanın kazısında 600 metrekarelik mozaik alan ortaya çıkarıldı

12 Kasım 2023

12 Kasım 2023

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Roma dönemine ait bir villanın devam eden kazısında 600 metrekarelik taban mozaiği ortaya çıkarıldı. Roma villasının...

Kibyra Antik Kenti’nin yuvarlak planlı çeşme yapısının restorasyonu tamamlandı

26 Aralık 2022

26 Aralık 2022

Burdur’un Gölhisar ilçesinde yer alan Kibyra Antik Kenti’nin tamamen yıkık halde bulunan yuvarlak planlı çeşmesi altı yıl süren zorlu restorasyon...

Hristiyanlık Öncesi İskandinav Dinine Yeni Yorum

26 Şubat 2021

26 Şubat 2021

Hristiyanlıktan önceki İskandinav dini hakkında yapılan araştırmalar İskandinav dininde düşünülenden çok fazla çeşitlilik olduğunu gösterdi. Stockholm Üniversitesinin yaptığı 10 yıllık...

Göbeklitepe ve Karahantepe’de yeni keşifler: Karahantepe’de gerçekçi yüz ifadesine sahip insan heykeli bulundu

3 Ekim 2023

3 Ekim 2023

Göbeklitepe ve Karahantepe’de yeni buluntular keşfedildi. Göbekli Tepe, yaklaşık 12.000 yıllık tarihiyle dünyanın en eski megalitik alanıdır ve Karahantepe adında bir...

Aššur Medeniyetinde Kan Parası

5 Ocak 2021

5 Ocak 2021

Bir kişinin kazaren ya da kasten öldürülmesi sonrası maktulün ailesine verilen paraya kan parası denilmektedir… Günümüz maddi hukukunda tam olarak...

Domuztepe Höyüğü kazılarında 7 bin 600 yıllık damga mühür ortaya çıkarıldı

12 Ekim 2022

12 Ekim 2022

Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Tekin başkanlığında devam eden Domuztepe Höyüğü kazılarında 7 bin...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]