24 September 2021 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Özgürlük Sembolü Frig Şapkası’nın Türkiye’den Kolombiya’ya Yolculuğunun Hikayesi

Anadolu uygarlıkları içinde önemli bir krallık olan Frigler (Phrygia) modern dünyamızda şapkaları ile ünlüdürler. Frig şapkası, günümüzde özgürlüğün sembolü olarak kullanılmaktadır. Güney Amerika ülkelerinin armalarında dahi Frig şapkası kullanılagelmektedir.

Güney Amerika ülkesi Kolombiya resmi armasında yer alan Frig şapkasının Türkiye’den Kolombiya’ya uzanan yolculuğu makale konusu oldu. Bu ilginç yolculuğun başlangıcı makalenin başlangıç kısmında, 2013-2018 yıllarında Türkiye Cumhuriyeti Bogota Büyükelçisi olan Engin Yürür’ün gözlemleri ve Konya Selçuk Üniversitesi’nde eskiçağ uygarlıkları tarihi alanında görev yapan Prof. Dr. Hasan Bahar‘ın katkıları ile gerçekleştirilen araştırma sonucunda ortaya çıktığı ifade edilmektedir.

Frig şapkasının binlerce yıl boyunca birçok ulus tarafından özgürlük sembolü olarak kullanıldığına dikkat çeken makale, Prof. Dr. H. Bahar’ın danışmanlığında eskiçağ tarihi bölümünde doktorasını tamamlamış olan Yeşim Dilek ve 2013-2017 yıllarında Kolombiya’daki Türkiye Cumhuriyeti Bogota Büyükelçiliği’nde görev yapan Önder Boyacı ortak yazımı ile üretilmiştir.

Frigya Krallığı’nın hakimi olduğu topraklar

 

Frig Şapkasının Türkiye’den Kolombiya’ya Yolculuğu başlıklı makalede yer alan bazı bilgileri sizler için derledik.

“Frigya Başlığı, Frig Tanrısı Attis ile birlikte ortaya çıktı. Diriliş, onunla özdeşleştirildi. Attis’ten bahsetmeden önce, birlikte olduğu tanrıyı hatırlamak gerekir.
Çoğu kaynakta Frig ana tanrıçası Magna Mater ile ilişkilendirilir. Dinler tarihinde Magna Mater, Kybele (Cybele) olarak bilinir. Yunanlılar tarafından kullanılan ad Cybele, evrensel bir nitelik ve yaşam ve bereket tanrıçasıdır. Verimli toprakların tanrıçası ve kaynağı olarak Kybele kültü birçok yerde yayıldı ve sonraki Frig uygarlıklarında benimsendi. Ama en çok da Frig kültür mirasının bir sembolü olarak kaldı.”

Makale de Frig başlığının ortaya çıkışını anlatan iki mitolojiye yer verilmektedir. Bu hikayelerden birisi şöyle;
“Attis, annesi tarafından bir nehir kıyısında terk edilmiş bir yetimdir. Kybele’nin aşık olduğu çok güzel bir genç adama döner. Ama Kybele, onun herhangi bir kadınla birlikte olmasını yasaklar. Attis nehir perisine aşık olur. Sangaria ve onunla bir mağarada ilişki yaşar. Bu ilişkiyi haber alan Kybele delirir ve Attis’i hadım eder. Attis’in ölümüne neden olan bu hadım olayı sonrası Kybele’nin acıyla yas tuttuğunu gören Sabasius, Attis’i diriltip ölümsüz kılar. Tanrıçanın her yıl ilkbaharda Attis’e ulaştığını ve böylece doğanın yakınlaştığını yeni hayata kavuşulduğuna; ve tam tersi de, onu kaybettiğinde doğanın kış uykusuna yattığına inanılır.
Mart sonu veya Nisan başlarında kutlanan bu buluşma, bereket, yenilenme ve yeniden doğuşu temsil ediyordu. Böylece, kurtuluşunu, yeniden doğuşunu temsil eden Attis ile özdeşleşen şapka ve ebedi ve özgür hayatı, özgürlüğün ruhunu aşılayan bir sembol haline geldi insanların kafasında…

Frig tanrısı Attis, ölümsüz ve özgürlüğün sembolü olan Frig şapkası ile özdeşleşir.

Bu efsanenin daha yaygın olan ikinci versiyonunda Attis’in yeniden dirilişi biraz daha farklı bir şekilde anlatılmaktadır. Bu versiyonda tanrıça Kybele, Attis adında genç bir adama aşık olur. Ama Attis’in ailesi O’nun Kral Pessinus’un kızıyla evlenmesini ister. (bazı kaynaklarda o, Kral Midas’ın kızıdır.) Attis evlenmek üzereyken, Kybele aniden ortaya çıktı. Düğün, Attis’i çılgına çevirir ve kendisini hadım etmeye iter. Attis yeri sularken cinsel organlarından akan kanla orada bir bitki doğar ve bir çam ağacı büyür. Çam her zaman yeşil kalan ve uzun bir yaşam beklentisine sahip bir ağaçtır ve edebiyatta ölümsüzlük olarak değerlendirilir. Attis’de çama dönüşerek özgürlüğüne kavuşur.

Çamın şekli sembolik olarak Attis’in başlığının şeklini anımsatmaktadır. Bu çamın Attis ve şapkası ile özdeşleşme şeklidir. Bizde, Attis ve şapkasının özgürlük, gençlik ve dirilişin sembolleri olarak kullanımının olduğunu düşünüyoruz. Yüzyıllar boyunca özgürlük ve diriliş sembolü olarak Frigo şapka toplumların kökeni bu efsaneden gelir.

Bu mitler ile Hıristiyanlığın temelleri arasında da bir bağlantı kurulabilir. İlkinde olduğu gibi Attis efsanesi, Paskalya günü, (İsa Mesih’in diriliş günü 22 Mart Pazar günü kutlanıyor ya da mezheplere göre değişim göstererek 25 Nisan’da da kutlanıyor.) İsa Mesih’in çarmıha gerildikten sonra dirilişinin kutlanması (baharın dönmesi) Atis’in ölümcül sakatlanmasına örnek olabilir. Attis’in ikinci efsanesi, çağdaş toplumlarımızda çam ağacının sembolizminde bulundu. Çam, Attis’e izin veren nesnedir. özgürlüğünü yeniden kazan ve yeniden yaşa diye… Birçok Hıristiyan toplumunda, yeni yılın gelişi, Noel arifesinde sembol olarak bir çam ağacı süslenir.

Friga başlığının Roma döneminde nasıl sembol olduğu da makalede şu şekilde kalem alınmıştır. “Romalı köleler arasında özgürlük sembolüdür. Serbest bırakıldıktan sonra köleler, özgürlüklerini simgesel olarak bu şekilde göstermişlerdir. Kurtuluş töreninde köleler bu şapkayı taktılar. Öte yandan,

Roma imparatorları ,güçlerini ve sürekli karakterlerini göstermek kalıcı yönetimlerini belgelemek için, Frigya başlığı bulunan sikke ve madalyalar bastırmışlardır.

Yıllar içinde MS 68 ve 69, İmparator Galba, ebedi kuralına geri dönmek isteyen Anayasal hak olarak, bu şapkayı bir madalya üzerine basmıştır. Brutus, bu şapkanın devrimci potansiyelinin farkında olmuş ve  kölelerin kurtuluşu için, bu şapkayla bir madeni para basmıştır.

Homeros’un İlyada destanında Truva prensi Paris ünlü Frig şapkasını taktığı görülmektedir.

Truva prensi Paris ünlü Frig şapkasını takıyor.

Amazonlar, Karadeniz kökenli savaşçılar-bir erkek dünyasında özgürlüklerini sembolize etmek ve göstermek isteyen kadınlar- ve eski Yunanlıların efsanevi düşmanları da Frigya şapkası taktılar.

Modern dünyanın kapılarını açan Fransız İhtilali ve sonrasında Frig Şapkası’nın kullanımı hakkında şu notları makale de görebilmekteyiz.

“18. yüzyılda Frigya Attis Şapkası bir özgürlük sembolü olarak giyildi. Devrimciler, birçok ülkede yıllar boyunca bağımsızlık hareketleriyle özdeşleştirdiler. Bunların içinde en önemli hareket, 1789’da Fransız devrimcilerinden gelmiştir. Frig Şapkası, daha fazla özgürlük için kendilerini temsil eden bir sembol olarak görüldü. Ama Fransa Devrimi’nde kullanılmadan önce bu sembol Kuzey Amerika devrimcileri tarafından kullanıldı. Birçok resmi belgede yer almaktadır.

Frigya Başlığı’nın ilk görünüşünü bulmak için Amerikan isyanı, Paul Revere’nin eserlerine geri dönmeliyiz. 1766 yılında Sanatçı Revere, Damga Yasası’nın yakın zamanda yürürlükten kaldırılmasını kutlamak için Boston şehri için bir dikilitaş öngördü . Bu dikey anıtta Frigya Başlığı kullanıldı. Başlık, ayrıca 1768 tarihli gümüş bir bardakta da bulunur.

Fransız devriminde Bastille’in basılmasından birkaç ay sonra devrimciler tarafından Frigya şapkası takıldı. Sonra Fransa’nın birçok yerinde daha sık bulundu. Bu tarihten itibaren günlük hayatın her alanında, daha kaliteli porselenler, mobilyalarda, basit çanak çömleklerde kullanılmıştır. İnsan ve Vatandaş Hakları Beyannamenin görsel unsurunda da bulunur. Fransa’da Frigya Şapkası, devrim sırasında özgürlük ve daha sonra ülke geneline yayıldı. Fransız kadınlar ve özellikle siyasetle ilgilenen kadınlar arasında siyasi bir sembol ve karşı özgürlüğün sembolü olarak benimsenmiştir.

Dünyanın birçok yerinde kullanılan Frig Başlığı, makalenin de başlığını oluşturan Latin Amerika ülkelerinde  (Arjantin, Bolivya, Küba, Haiti, El Salvador, Nikaragua vb.) özgür devlet işareti gibi resmi kalkanlarda yer almıştır. 1834’ten beri Kolombiya devletinin arması olarak kullanılan Frig Şapkası bu düşüncenin temsilidir
Görünüşe göre yakın tarihi ilişkileri olan Anadolu Batı dünyası, Amerika kıtasıyla kültürel bir bağ paylaştı.

Bugün Türklerin yaşadığı Anadolu’dan gelen Frigya şapkası, Kolombiya ve Türkiye arasında güçlü bir sembol, güçlü bir köprü olmuştur.

Makalenin orjinal başlığı “EL VÍAJE DEL GORRO FRÍGÍO DESDE TURQUÍA HASTA” olarak tam metnini Tarih Okulu Dergisi (TOD) Şubat 2020 Yıl 13, Sayı XLIV, ss.266-284. de okuyabilirsiniz.

Banner
Benzer Yazılar

Antik Çağlardan Günümüze “Domuz”

17 Mart 2021

17 Mart 2021

Domuz İslamiyette  haram edilen hayvanlardan biri olduğu için Müslümanlar için yiyecek statüsünde görülmez. Ama tarihte uzunca bir müddet geriye doğru...

Tevrat’da Geçen Hz. İbrahim’in Hikayesi Hangi Mitolojik Hikayeye Benziyor?

30 Eylül 2020

30 Eylül 2020

Mitolojik hikayelerdeki genel karakterlerin bir çoğu günümüz dinsel hikayelere de kaynaklık etmektedir. Hatta o kadar fazla benzeyenler vardır ki insanlarda...

Doğu Anadolu’nun Kapadokya’sı Meya Antik Kenti

14 Kasım 2020

14 Kasım 2020

Meya mağaraları, Ağrı iline bağlı Diyadin ilçe merkezinin 15 km. güneybatısında Günbuldu köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Tarihi alan, köyün...

Daskyleion antik kentinde Pers-Yunan savaşlarını anlatan taş kabartmalar bulundu

16 Ağustos 2021

16 Ağustos 2021

Balıkesir’in Bandırma ilçesindeki Dascylium antik kentinde, M. Ö. 5. yüzyılda Yunanlılar ve Persler arasındaki bir savaşı tasvir eden bir kabartma...

Kraliyetler Arası İlk Resmi Boşanma Davası

18 Haziran 2021

18 Haziran 2021

Tunç Çağı döneminde yaşanan ve çivi yazılı tabletlere kaydedilen kraliyetler arası ilk resmi boşanma Ugarit kralı ve kraliçesi arasında yaşanmıştır....

Türk Mitolojisinde Kurt Kurtarıcı ve Rehberdir

3 Mayıs 2021

3 Mayıs 2021

İçindekiler1 Akay Kine; Kurt, kurtarıcı ve önderdir2 Uluma ölüm getirir o yüzden iyi kabul edilmez3 “Kan Ağlıyorum” lafının geliş hikayesi...

İstinat Duvarı Çalışmasına Bakarken Roma Döneminden Kalma Stel Keşfetti

14 Ocak 2021

14 Ocak 2021

Erdoğan Tunaboylu, Bursa iline bağlı Nilüfer ilçesinde ki Evinin karşısında yapılan istinat duvarının yapımını izlerken Roma döneminden kalma steli keşfetti....

Uzuncaburç Antik Kenti’ne Özel Restorasyon

16 Şubat 2021

16 Şubat 2021

Helenistik dönemin önemli tapınak merkezlerinden ve iyi korunmuş şehirlerinden biri olan Uzuncaburç 2300 yıllık tarihini en iyi şekilde yansıtacak bir...

Şanlıurfa’da 10.000 yıllık yerleşim yeri keşfedildi

21 Haziran 2021

21 Haziran 2021

Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesine bağlı Sayburç Mahallesi’nde bir evin bahçesinde neolitik döneme ait yerleşim yeri keşfedildi. Göbeklitepe gibi önemli bir arkeolojik...

Yalova Çobankale’de Hashtag Sembollü Seramik Parçaları

23 Eylül 2021

23 Eylül 2021

Yalova’nın Altınova ilçesinde bulunan Çobankale’de arkeolojik kazılar devam ediyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü...

Lohusa Kadınların Korkulu Rüyası

16 Aralık 2020

16 Aralık 2020

Türk mitolojisinde yer alan kötü karakterlerden birisidir Albastı… Lohusa kadınların ve bebeklerin korkulu rüyası Albastı, Türk coğrafyası ve  İç ve...

Metropolis Antik Kentinde Bulunan Sarnıçlar Şehrin Yaşamına Ayna Tutuyor

5 Ocak 2021

5 Ocak 2021

İzmir’in Torbalı ilçesine Yeniköy ve Özbey mahalleri sınırları içerisinde kalan Metropolis antik şehri kazıları 1990 yılından beri devam ediyor. Kültür...

6.500 yıllık İnönü Mağarası Anadolu Tarihine Işık Tutuyor

21 Ağustos 2021

21 Ağustos 2021

Kuzey Anadolu’da bilinen en eski Protohistorik insan yerleşim izleri görülen 6.500 yıllık İnönü Mağarası, Erken Tunç Çağı dönemi kültürü hakkında...

Yunan tanrılarının kenti Bergama’da halk Kibele kültünü yaşatıyor

25 Ağustos 2021

25 Ağustos 2021

Yunan tanrılarına adanmış birçok kutsal mimari yapının görüldüğü Bergama Antik Kenti’nde ortaya çıkarılan Anadolu’nun bereket tanrıçası Kibele figürünleri ve kutsal...

Sağlık ve Temizlik Tanrıçası ‘Hygieia’nın Heykeli Bulundu

19 Ağustos 2021

19 Ağustos 2021

Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Coşkun’un kazı koordinatörlüğünde devam eden Aizanoi Antik Kenti...

Yorumlar
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mail bültenimize katılmak için e-posta adresinizi yazınız.