25 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Orta Çağ’da Veba Doktorları ve İlginç Üniformaları

Kara veba tarihin en ölümcül salgınıydı ve sadece birkaç yılda 25 milyon Avrupalıyı yok etti. Yönetimdekiler çaresizlikten  ikinci sınıf ve deneyimsiz doktorları yada hiçbir tıbbi eğitimi olmayan ama doktor olarak adlandırılan “Veba Doktorlarını” işe aldılar.

Önemli olan tek şey veba doktorunun vebadan etkilenen bölgelere girmeye ve ölü sayısını hesaplamaya istekli olmasıydı. 250 yıl veba ile savaşan insanlara umut 17. Y.Y. tehlikeli madde giysisine benzer kıyafetin icadıyla geldi. Umut geldi gelmesine ama maalesef işe yarar bir icat olmadı.

Bir veba doktorunun veya Medico della Peste’nin birincil sorumluluğu hastaları iyileştirmek veya tedavi etmek değildi. Kara ölüm kayıplarının izini sürmeleri, ara sıra otopsiye yardım ettikleri, ölüler ve ölenlerin iradelerine tanık oldukları için görevleri daha idari ve zahmetliydi.

Veba doktorlarının hastalarının mali durumundan yararlandıkları, ölen kişinin son nefesinde yanında olmalarından dolayı çoğu zaman onların vasiyetleriyle kaçmaları şaşkınlık yaratmıyordu. Buna rağmen bu veba muhasebecilerine saygı duyuluyor hatta fidye için alıkonuldukları da oluyordu.

Yerel belediyeler tarafından işe alınan ve para ödenen veba doktorları, ekonomik durumlarına bakılmaksızın herkesi saydılar, ancak zaman zaman daha zengin hastalara bir ücret karşılığında kendi buldukları tedavileri uygulamaktan da geri durmadılar.

Veba doktorları için tasarlanan koruyucu maskeler.

Vebanın tam olarak nasıl yayıldığı doktorlar ve hastalar için belirsizliğini korumaktaydı.

Yine de 17. yüzyıla gelindiğinde, doktorlar salgının kötü kokulu hava yoluyla yayıldığı fikri olan “miazma teorisini”  kabul ettiler. Bu teorinin kabulünden önce de veba doktorları çeşitli koruyucu giysiler giymişlerdi ancak 1619’da XIII. Louis’ün başhekimi Charles de l’Orme tarafından bir “üniforma” icat edildi.

Charles de l’Orme

De l’Orme bu kostüm hakkında şöyle yazdı:

“Burun yarım ayak uzunluğunda, gaga şeklinde, parfümle dolu … Montun altına Fas derisinden (keçi derisi) yapılmış botlar ve pürüzsüz tenli kısa kollu bir bluz giyiyoruz … Şapka ve eldivenler aynı deriden yapılmıştır … gözlerin üzerinde mutlaka gözlükler kullanılacak ”

Kokulu buharların giysilerinin liflerini yakalayabileceğine ve hastalıkları iletebileceğine inandıkları için de l’Orme, miyazmaları saptırmak için mumlu bir deri ceket, tozluklar, botlar ve eldivenlerden oluşan bir üniforma tasarladı. Kıyafet daha sonra vücut sıvılarını püskürtmek için keçi derisi üzerine beyaz hayvan yağı ile kaplandı. Veba doktoru ayrıca, bir doktor olduklarını belirtmek için belirgin bir siyah şapka takmak zorundaydı.

Doktor, hastalarıyla iletişim kurmak, onları incelemek ve ara sıra daha çaresiz ve saldırgan olanları uzaklaştırmak için kullandığı uzun tahta bir sopa taşırdı. Başka  kayıtlara göre ise hastalar vebanın Tanrı’dan gönderilen bir ceza olduğuna inandılar ve veba doktorundan tövbe ile onları kırbaçlamasını istediler.

Kötü kokulu hava ile kafur, nane, karanfil ve mür gibi tatlı otlar ve baharatlarla da savaşılıyordu. Bu bitkiler gagalı bir maskeye doldurulmuştu. Bazen bitkiler maskeye yerleştirilmeden önce tutuşturulurdu, böylece duman veba doktorunu daha fazla koruyabilirdi.

Berlin müzesinde sergilenen veba maskeleri.

Ayrıca yuvarlak cam gözlük takarlardı. Bir başlık ve deri bantlar gözlükleri ve maskeyi sıkıca doktorun kafasına bağlardı. Terli ve ürkütücü dış görünüşünün yanı sıra, gagaya delikler açılmış olduğu için kıyafet tamamen kusurluydu. Sonuç olarak, doktorların çoğu vebaya yakalandı ve öldü.

De l’Orme  96 yaşına kadar yaşayacak kadar şanslı olsa da, çoğu veba doktorunun takım elbiseyle bile çok kısa bir ömrü oldu ve hastalanmayanlar genellikle sürekli karantina altında yaşıyordu.

Veba doktorlarının korkunç tedavileri

Bubonic Plague yani Hıyarcıklı Veba’yı tedavi eden doktorların korkunç semptomlarla karşı karşıya kalmaları ve hastalığı derinlemesine anlayamadıkları için, otopsi yapmalarına genellikle izin verildi. Ancak bunlar hiçbir sonuç vermiyordu.

Veba doktorları büyük ölçüde vasıfsızdı, bu yüzden yanlış bilimsel teorileri doğru kabul ettiler. Gerçek doktorlardan daha az tıbbi bilgiye sahiptiler. Tedavileri ise bilimsellikten çok uzak tuhaftan, korkunç olana kadar değişiyordu.

Veba doktorlarının bir çizimi.

Hıyarcıklı Veba’da bakteriler dokuya geçmektedir. Şişmiş lenf nodları, hastalıkla ilişkili karakteristik buboları (hıyarcıklar) oluşturur. Bu buboların temiz tutulması ve patlaması önlenmelidir. O dönem bu bilgilerden haberdar olmayan veba doktorları buboları insan dışkısı ile kapladılar. Ayrıca bu irinleri boşaltmak için bubolarda delikler açtılar. Hatta bazıları bu şişkinlikleri civa ile yaktılar.

Bu girişimler iltihaplı yanık yaralarını ve kabarcıklarını açarak genellikle ölümü ve enfeksiyonun yayılmasını hızlandırdı.

Bugün, zatürre gibi hıyarcıklı ve sonraki salgınlarda, sıçanlar tarafından taşınmadığı ve kentsel ortamlarda yaygın olan Yersinia pestis bakterisinin neden olduğunu biliyoruz. Yersinia Pestis isimli bakterinin bir “insan parazit modeli” olduğu anlaşıldı. Yani hastalığı yayanlarda bulaştıranlarda insanlardı.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki son kentsel veba salgını 1924’te Los Angeles’ta meydana geldi ve o zamandan beri çeşitli antibiyotiklerle uygulanan bir tedavi sistemi geliştirildi.

Küçük bir not olarak geçelim “veba” kelime anlamı olarak salgın hastalık demektir. Arapça bir kelimedir. Kelime Osmanlıca’ya bir hastalık ismi olarak geçmiştir. Araplar ise veba’ya Taun demektedirler.

Banner
Related Articles

Kars Kızıl Mağaralar defineciler tarafından talan ediliyor

2 Ocak 2023

2 Ocak 2023

Kars merkeze 20 km uzaklıkta bulunan Kars halkının Kızıl Mağaralar olarak bildiği Borluk Deresi Vadisi içinde yer alan mağaraların defineciler...

Notre Dame Katedrali’de bulunan iki lahit sırlarını ortaya çıkarmaya başladı

12 Aralık 2022

12 Aralık 2022

Bu yılın başlarında Notre Dame Katedrali’nin nef ve transeptinin kesiştiği noktada yapılan bir kazıda bulunan iki lahitten birinin sahibi tespit...

1.300 Yıllık Peru Tüysüz Köpek Kalıntıları Bulundu: Yavrular Çocuklar Gibi Beslenmiş

22 Mayıs 2026

22 Mayıs 2026

Polonyalı arkeologlar, Peru’nun kuzey kıyısındaki Castillo de Huarmey arkeolojik alanında 1.300 yıllık Peru tüysüz köpek kalıntıları buldular. Peru tüysüz köpek...

İstanbul’un İlk Ev Sahipleri Gerçekten Yunanistan’dan Gelen Megaralılar mı?

22 Aralık 2020

22 Aralık 2020

İstanbul’un ilk kuruluşu denildiği zaman akla ilk gelen çeşitli efsanelerle düzenlenmiş Yunanistan’dan gelen Megaralılara ait hikayelerdir. Tarihsel anlatımlar efsanelerden hoşlanmış...

Erken Bizans Dönemi 1400 yıllık yapı restore ediliyor

21 Ocak 2022

21 Ocak 2022

Bodrum’da yer alan en erken MS 6’ncı yüzyıla tarihlendirilen Erken Bizans Dönemi yapı Bodrum Belediyesi tarafından restore ediliyor. Bodrum’un, Çiftlik...

İsveç’te bir Orta Çağ mezarında 4 metreden uzun kılıç bulundu

3 Ocak 2024

3 Ocak 2024

İsveç’in batı kıyısındaki liman kenti Halmstad’daki Lilla Torg’da yapılan arkeolojik araştırmalar sırasında alışılmadık ve heyecan verici bir keşif yapıldı. 6...

Anadolu’nun İçlerinde Fenike İzleri: Oluz Höyük’te Olası Bebek Küp Mezarları Bulundu

30 Aralık 2025

30 Aralık 2025

Amasya yakınlarındaki Oluz Höyük’te yürütülen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan bebek ve cenin mezarları, Fenike dünyasına ait ritüel uygulamaların Anadolu’nun içlerine...

Tesadüfen Bulunan Seramik Parçaları Bilecik Tarihini Değiştirdi

27 Nisan 2021

27 Nisan 2021

Bilecik’in Bahçelievler Mahallesi’nde boş arazi de bir vatandaşın tesadüf eseri bulduğu seramik parçaları Bilecik tarihini 9.000 yıl geriye götürdü. Vatandaşın...

Mayın temizleme dalgıçları MÖ 3. yüzyıldan kalma gemi enkazı keşfettiler

25 Haziran 2023

25 Haziran 2023

Hırvat ve İtalyan deniz mayın temizleme dalgıçları arasındaki işbirliğine dayalı eğitim tatbikatlarının bir sonucu olarak, doğu Adriyatik deniz tabanındaki en...

Kosova’da Tarihin Katmanları Arasında Bir Keşif: Vuçak Kalesi’nden 1700 Yıllık Roma Sunağı

23 Nisan 2025

23 Nisan 2025

Kosova’nın Vuçak Kalesi’nde 1700 Yıllık Roma Sunağı keşfedildi. Başbakan Albin Kurti’nin duyurduğu üzere, kalede yapılan arkeolojik kazılar, MS 3. yüzyıla...

Güney Afrika’da dünyanın bilinen en eski mezar alanı keşfedildi; Homo naledi mezarlığı

6 Haziran 2023

6 Haziran 2023

Güney Afrikalı paleontologlar, Johannesburg yakınlarındaki Rising Star Cave’de soyu tükenmiş hominin türü Homo naledi’ye ait mezar alanı keşfettiler. Paleoantropolog Lee...

Sağlık ve Temizlik Tanrıçası ‘Hygieia’nın Heykeli Bulundu

19 Ağustos 2021

19 Ağustos 2021

Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Coşkun’un kazı koordinatörlüğünde devam eden Aizanoi Antik Kenti...

Köpeği, sığırı, koyunu ve 4 atı ile birlikte gömülmüş Urartulunun mezarı ortaya çıkarıldı

5 Eylül 2021

5 Eylül 2021

Eski çağlarda ölüler sahip oldukları canlı cansız varlıkları ile birlikte gömülüyorlardı. Ölü hediyesi olarak konulan sunular kültürlere göre değişiklik gösteriyordu....

Arkeologlar Amerika’nın en eski kerpiç mimarisini keşfetti

8 Aralık 2021

8 Aralık 2021

Peru’nun kuzey kıyısında, araştırmacılar, El Nino’nun neden olduğu sellerin oluşturduğu doğal kil tortularından oyulmuş antik kerpiç tuğlalarla inşa edilmiş, Amerika’daki...

Sibirya’da 5000 Yıllık Mezarda “Maskeli ve Dövmeli” Heykel Keşfedildi

7 Ekim 2020

7 Ekim 2020

Batı Sibirya’nın Novosibirsk bölgesinin Vengerovsky bölgesinde Odinov kültüründen insanlara ait toplu mezar bulundu. Novosibirsk Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü ekibi tarafından...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]