10 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Orta Çağ’da milyonlarca insanın ölümüne neden olan kara veba Orta Asya’dan yayılmış olabilir

Covid-19 pandemisi yaklaşık 2 yıl boyunca Dünya’yı kapattı. Az da olsa etkisini hala devam ettiren Covid-19 salgını tarih boyunca Dünya’da yaşanan büyük salgınlardan sadece biri olarak kayıtlara geçti.

Yaşadığımız salgınların en eski kayıtlarına Mezopotamya, Mısır ve Anadolu’da ele geçen çivi yazılı tabletler ve papirüslerden ulaşıyoruz.

Eski Çağ’da binlerce insanın ölümüne yol açan veba salgınlarının izlerini bu kayıtlarda görüyoruz.

Veba, yakın tarihe kadar insanlığa çok acı veren bir salgın hastalık olarak bilinir. Öyle ki veba, Kara Ölüm olarak kabul edilir. Fareler üzerinde yaşayan bitlerin yol açtığı bu acımasız hastalık hayvandan insana geçerek sonucu binlerce kişinin ölümüne neden olan salgına yol açar.

Veba en büyük kıyımını Orta Çağ’da 1346 ile 1353 yılları arasında yapmıştır. Kuzey Afrika, Asya ve Avrupa’yı kırıp geçiren veba daha çok Avrupa’yı etkilemiş ve Avrupa’yı karanlığa gömüştü.

Kıta Avrupası’nı en ücra köşesine kadar mahveden veba nasıl ortaya çıktı. Veba mikrobu nasıl taşındı?

Veba mikrobunu taşıyan farelerin ticaret gemileri ile Avrupa’ya taşındığı düşünülüyordu. Hijyen konusunda pek iyi bir görüntü vermeyen Orta Çağ Avrupa’sında veba hızla yayılmıştı.

Bugün Nature’da yayınlanan bir çalışma, vebanın çıkış noktasının 14. yüzyılda Orta Asya toprakları olduğunu işaret etti.

Çalışma ekibi, Kırgızistan’daki iki mezarda çıkarılan iskeletlerin dişlerinden elde ettikleri kalıntıların analizini gerçekleştirdiler. Analiz sonucu, 700 yıllık bu kalıntılarda vebaya neden olan bakteri Yersinia pestis’i tanımladılar.

İskoçya’daki Stirling Üniversitesi’nden çalışmanın ortak yazarı Philip Slavinpestis, pandemik mikropun atasının bu bölgede evrimleştiği sonucuna varıldığını, bulguların asırlık bir gizemi çözdüğünü ve ayrıca ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların anlaşılmasına yardımcı olabileceğini söyledi.

Orta Çağ veba salgının çıkış yeri Kırgızistan toprakları olarak düşünülüyor.
1885 ve 1892 yılları arasında kazılmış ve 1886’da burada fotoğraflanmış Kara-Djigach sitesi. Foto: AS Leybin

Philip Slavinpestis, “Farklı suşları izole fenomenler olarak değil, çok daha geniş bir evrimsel tablo içinde yer alan bir şey olarak ele almak her zaman önemlidir” dedi.

Norveç’teki Oslo Üniversitesi’nde arkeoloji, koruma ve tarih fahri profesörü ve yazarı Ole J. Benedictow ise, bulgular ilginç ancak başlangıç ​​niteliğinde ve bulguları genişletmek ve derinleştirmek için daha fazla araştırmanın gerekli olduğunu ifade ederek “Paleobiyolojik tarihsel veba çalışmaları hala erken bir gelişme aşamasında, gelecekte çok sayıda yeni ilginç bulgu ve birçok sürpriz bekleyebiliriz” diye konuştu.

İskoçya Stirling Üniversitesi’nde tarihçi ve bulguların ortak yazarı Philip Slavin, Kırgızistan’ında Issık Gölü yakınlarındaki iki mezarlığın kalıntılarını incelediler. 19. yüzyılda kazılan mezarların taşlarında- taşlar 1338’den 1339’a kadar uzanıyor- bazı cesetlerin “veba” kurbanı olduğunu belirtiyor.

Ekip, bu vebanın kimliğini doğrulamak için yedi kişinin dişlerinden (bir kişinin kan dolaşımında bulunan patojenleri koruyan) genetik materyal çıkardı. Kara-Djigach mezarlığından üç kişide Y. pestis tespit ettiler.
DNA zamanla parçalanmış olsa da, dişlerden ikisi, ekibin bakteri türünün veba aile ağacındaki konumunu yeniden yapılandırması için yeterli materyal içeriyordu. Araştırmacılar , dişlerdeki Y. pestis türünün, bugün hala bulunan ve bunlardan biri Kara Ölüm’den sorumlu türü içeren çeşitli veba dallarının en son ortak atası olduğu sonucuna vardılar. Ek olarak, ekip, antik Kara-Djigach soyunun, çevreleyen Tian Shan dağlarının dağ sıçanlarında dolaşmaya devam eden Y. pestis ile yakından ilişkili olduğunu bildirdi.

Slavin, “Antik türün, geniş Tian Shan Dağı bölgesinde yerel olarak evrimleştiğini ve Kara-Djigach topluluğuna çok uzak bir kaynaktan dahil edilmediğini [bunu] büyük olasılıkla düşünüyoruz. Bir noktada bakteriler dağ sıçanlarından insanlara geçti” dedi.

Çalışma bulguları sonuç için yetersiz

Araştırmaya dahil olmayan Rutgers Üniversitesi-Newark’ta tıp tarihçisi Nükhet Varlık , yeni raporun Issık Gölü yakınlarındaki veba kurbanlarının gerçekten de vebadan öldüğünü doğruladığını söyledi. Ancak, bu mutlaka Kara Ölüm’ün kaynağını belirleyemeceğini belirten Varlık , “Burada bize makul bir başlangıç ​​senaryosu sunuluyor, ancak bu diğer olası senaryoları dışlamıyor” dedi.

Varlık, Kara Ölüm tarihi ve başlattığı pandemi için makalenin “daha ​​büyük etkileri” ile ilgili birçok soru kaldığını söyledi. Bunlar arasında, hastalığın yerel kemirgenlerden Issık Gölü yakınlarındaki insanlara bulaşmasına hangi koşulların yol açmış olabileceği veya enfeksiyonun bunun yerine başka bir yerden bulaşıp bulaşmadığı sayılabilir.
Varlık, “Ayrıca, bu yerel salgının tarihsel olarak Karadeniz bölgesinde 1346’da kaydedilen en erken Kara Ölüm vakasıyla nasıl bağlantılı olduğunu hala bilmiyoruz. Yersinia pestis ile ilgili evrimsel çalışmalar ve COVID-19 pandemisi ile ilgili modern deneyimimiz bize pandemilerin “gerçek kökenini” belirlemenin neredeyse imkansız olabileceğini öğretiyor” dedi.

Kaynak Populer Since

Banner
Related Articles

Laos’ta bir mağarada 130 bin yıllık Denisova insanı dişi keşfedildi

18 Mayıs 2022

18 Mayıs 2022

İnsan tarihi ile ilgili karanlık noktalar yeni buluntularla aydınlanmaya devam ediyor. Güneydoğu Asya ülkesi Laos’ta bir mağarada 130 bin yıllık...

Çavuştepe Höyüğü’nde Urartulu kadın yöneticinin mezarına ulaşıldı

8 Eylül 2021

8 Eylül 2021

Geçtiğimiz günlerde atı, sığırı, köpeği ile gömülen Urartulu üst düzey insanının mezarı haberini yapmıştık. Bugünde yine aynı yerde Çavuştepe Höyüğü...

Bayeux Gobleninde, Nazilerin Bulmak İstedikleri Neydi?

12 Şubat 2021

12 Şubat 2021

Bayeux Gobleni, dünyadaki en ünlü işleme olarak tarihe geçmiş durumdadır. Bilmeyenler için küçük bir açıklama eklersek İngiltere’nin Normanlar tarafından fethinin...

Arnavutluk’ta kayıp 2 bin yıllık antik kent Bassania bulunmuş olabilir

19 Haziran 2022

19 Haziran 2022

Arnavutluk’un kuzeybatısında İşkodra köyü yakınlarında 2018 yılında bir antik kentin izleri tespit edilmişti. Kazılarda ele edilen ilk bulgular 2 bin...

Silla Prensesine Ait 1500 Yıllık Takılar Göz Kamaştırdı

12 Aralık 2020

12 Aralık 2020

Arkeologlar, Güney Kore’nin Kuzey Gyeongsang Eyaletindeki Gyeongju kentinde gömülü bir Silla Prensesinin mezarında yüzlerce mezar eşyası keşfettiler. Silla, MÖ 57’de...

Tavşanlı Höyük’te 4 bin yıllık salyangoz kabukları keşfedildi

22 Aralık 2024

22 Aralık 2024

Tavşanlı Höyüğü’nde sürdürülen kazılarda arkeologlar, 4 bin yıllık salyangoz kabukları buldu. Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde bulunan Tavşanlı Höyüğü, Anadolu’nun en büyük...

Tarihi kiliselerden çalınan ikonalar Fener Rum Patriği Bartholomeos’a teslim edildi

10 Ağustos 2021

10 Ağustos 2021

2007 yılında Gökçeada’daki tarihi kiliselerden çalınan ikonalar, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından bugün Troya Müzesi’nde Fener Rum Patriği Bartholomeos’a...

İtalya’da Camorra’dan Alınan Arazide Roma Villası Keşfedildi: Cicero’nun Damadı Dolabella’ya Ait Olabilir

4 Nisan 2026

4 Nisan 2026

İtalya’nın güney kıyılarında, bir zamanlar mafyanın kontrolünde olan bir arazi, beklenmedik bir keşfe sahne oldu. Yıllarca kapalı kalan Villa Ferretti...

Blaundos Antik Kenti’nde Tanrıça Demeter’in sunak alanı bulundu

22 Aralık 2021

22 Aralık 2021

Uşak’ın Ulubey ilçesinde yer alan Blaundos Antik Kenti kazı çalışmalarında Bereket Tanrıçası Demeter’in sunak alanı ortaya çıkarıldı. Uşak Üniversitesi Arkeoloji...

Karadağ’ın zirvesinde Urartulara ait kale kalıntısına ulaşıldı

2 Temmuz 2022

2 Temmuz 2022

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığındaki kazı ekibi Urartulara ait en...

Bom Jesus: Namibya Çölü’nde Bulunan En Eski ve En Değerli Gemi Batığı

20 Mart 2025

20 Mart 2025

Dikkat çekici bir arkeolojik keşifte, 500 yıl önce batan Portekiz gemisi Bom Jesus (İyi İsa), Namibya çölünde bulundu ve altın...

Nadir Bulunan Kemik Alet Eski Avustralya Hakkında Bilgi Veriyor

18 Mart 2021

18 Mart 2021

Australian Archaeology dergisinde yayınlanan yeni bir makaleye göre, Güney Avustralya’daki Ngarrindjeri ülkesinde ortaya çıkarılan bir kemik ucunun analizi, First Nations Avustralyalıların davranış ve...

Çin’de 9.000 yıllık pirinç birası tarifi ortaya çıktı

3 Eylül 2021

3 Eylül 2021

Arkeologlar, Çin’in güneyinde bulunan bir mezarlıkta 9.000 yıllık pirinç birası tarifi ortaya çıkardılar. Eski çağlarda bira ve şarap tanrılara libasyon...

Meksikalı Arkeologlar Kafatası Kulesinin Yeni Bölümlerini Ortaya Çıkardı

12 Aralık 2020

12 Aralık 2020

Meksikalı yetkililer yaptıkları açıklamada, arkeologların Mexico City merkezinin altında 1400’lerden kalma ünlü bir Aztek insan kafatası kulesinin yeni bölümlerini ortaya...

Leuven’de Roma Dönemine Ait Ahşap Su Borusu Gün Yüzüne Çıkarıldı

8 Mayıs 2025

8 Mayıs 2025

Belçika’nın Leuven kentinde sürdürülen inşaat çalışmaları sırasında Roma dönemine ait ahşap bir su borusu ortaya çıkarıldı. Brusselsestraat bölgesinde, yeni bir...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]