6 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Orta Asya’nın usta tüccarları, diplomatları ve din adamları Soğdlular

Soğdlular, Orta Asya’da Soğdiana adı verilen bir bölgede yaşamış bir halktır. Soğdlular, MÖ 6. yüzyıldan itibaren MÖ 8. yüzyıla kadar uzanan bir dönem boyunca varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Soğdiana, bugünkü Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan’ın bazı bölgelerini kapsayan geniş bir bölgeyi ifade etmektedir.

Soğdlular, dönemlerine göre oldukça gelişmiş şehircilik altyapısına, sulama sistemleri ile desteklenen tarıma, hayvancılığa, zanaat ve ticarete dayalı yerleşik uygarlık temsilcileriydi.

Kent devletleri şeklinde siyasi varlık gösteren Soğdlular, çevre ülkelerde ticari kolonileri teşkil etmiş olmalarına rağmen Orta Doğu yahudileri gibi düzenli ve istikrarlı siyasi birlik ve ordu teşkilatı kuramamışlardır.

“Sınırları kesin olmayan hatta dönemlere göre değişebilen Soğd; Amu Derya ve Sir Derya nehirleri arasında kalan, İslam dünyasında Maveraünnehir adıyla anılan coğrafyanın önemli bir bölümünü oluşturur.”

Yaşadıkları bölge dönemlerin en güçlü devletlerinin baskılarından uzak olması dolayısıyla huzur içinde yaşayan Soğd toplumu, Pers egemenliği sonrasında MÖ 4. yüzyılın sonlarında Büyük İskender komutasındaki Greklerin, MÖ 2. yüzyıldan MS 3. yüzyıla değin Kuşanların, 4. yüzyılın ilk yarısından itibaren Hsiung-nuların (Hunlular), 5. yüzyılda Heftalitlerin, 6. yüzyılda Türklerin, 7. yüzyıldan itibaren de Arapların egemenliğini kabul etmek zorunda kaldı.

Ticarete önem veren savaşçı özelliği taşımayan Soğdlular

Soğdlular, tarım ve ticaret ile uğraşan bir topluluktu. İpek Yolu’nun önemli bir kavşağı üzerinde yer aldıkları için ticarette büyük bir rol oynamışlardır. İpek, baharatlar, değerli taşlar ve diğer ticari mallar Soğdlular aracılığıyla Asya ve Avrupa arasında taşınmıştır.

Bu ticari devinim, kültürel etkileşimi de beraberinde getiriyordu.

“İpek Yolu’nun Efendileri” Soğdluların emperyal egemen bir gücün temsilcileri olmamaları nedeniyle yansız etnik kimliklerinin kendi ana yurtlarının dışında risk unsuru yaratmaması, kendilerine ticari ve diplomatik ilişkilerde önemli avantajlar veriyordu.

Soğd uygarlığı: “deve ve deve, ipek taşımacılığı” Pişmiş toprak mezar heykeli. 5. veya 6. yüzyıl. Paris, Cernuschi Müzesi

Farklı coğrafyalarla ve kültürlerle temasların doğal bir sonucu olarak Soğdlular, Zerdüştlükten Manihaizme çeşitli dinlerin misyonerleri, tahta oymacılık vb. sanatların, Pencakent ve Afrasiyab’daki olağanüstü duvar resimlerinin gösterdiği gibi özellikle resim sanatının usta sanatçılarıydı.

Yeni Tang Tarihi’nde, ‘Nerede kazanç varsa oraya giden’ bir halk olarak nitelendirilen Soğdlular, İpek Yolu’nun seçkin tüccarları, mahir diplomatları; düşünceleri, bilgileri, uygarlıkları ve kültürleri birbirine bağlayan “kültür arıları” olarak da görülür.

Çin ve Türk dillerini çocuk yaşta öğrenmeleri onları yine ticari hayatta başarılı kılmaktaydı. Bu özellikleri ayrıca diplomatik temsilcilik, tercümanlık görevlerinde bulunmayı da sağlamaktaydı

Soğdlular, aynı zamanda karmaşık bir kültüre ve dini inançlara sahip bir halktı. Zerdüştlük, Budizm ve Maniheizm gibi farklı dinler Soğdiana’da yaygın olarak pratik edilmiştir. Soğd dilinin yanı sıra, Farsça ve Arapça gibi diğer diller de konuşulmuştur.

9.-13. yüzyıl arasında yazılmış Soğdca metin. Fotoğraf: Wikipedia

Soğdlular hakkında bilinenler genellikle metinler aracılığıyla intikal eden bilgilerin yanı sıra özellikle bugün Özbekistan’da Afrasiyab, Tacikistan’da Pencakent’te bulunan sanat eseri duvar resimlerine dayalıdır. Bu görsel ögeler, gerek Soğd fenotipinin tanınmasında gerekse Soğdluların formal ve informal hayatlarının anlaşılmasında önemli veriler sunmaktadır.

Orta Çağ’da, İslam’ın yayılmasıyla birlikte Soğdiana ve Soğdlular, İslam kültürü ve Arap etkisi altına girmiştir. Soğdiana, daha sonra Samanoğulları ve Büyük Selçuklu İmparatorluğu gölgesinde yaşamışlardır. Sonunda, Moğol İmparatorluğu’nun istilasıyla Soğdiana’nın tarihi bir dönemi sona ermiştir.

Yazımızda Süer Eker’in “ORTA ASYA’NIN GİZEMLİ HALKI: SOĞDLULAR SOĞD VE SOĞDCA” adlı makalesinden yararlanılmıştır.

Etiketler: , in HABER
Banner
Benzer Yazılar

Defineciler Van’da 2 bin 700 Yıllık Urartu Tapınağı Buldular

18 Haziran 2022

18 Haziran 2022

Van’ın 28 kilometre kuzeybatısında yer alan Alaköy’deki Garibin Tepe’de defineciler, 2 bin 700 yıllık Urartu tapınağı ortaya çıkardılar. İlk görüntüleri...

Suffolk’ta Doğu Anglia Krallığı’nın Kraliyet Salonu Bulundu

5 Ekim 2022

5 Ekim 2022

Günümüz Suffolk ve Norfolk’u kapsayan Doğu Anglia Krallığı’nın 1.400 yıllık ahşap kraliyet salonu Rendlesham, Suffolk’ta keşfedildi. 2015 yılında hava fotoğrafçılığı...

Galaktik Arkeoloji: Gökbilimciler Yıldızları Fosil Olarak Kullanarak Samanyolunu İnceliyor

14 Aralık 2020

14 Aralık 2020

Galaksimizin yıldız popülasyonunu anlamak, sadece kendi dünyamız hakkında değil, aynı zamanda bir bütün olarak evren hakkında da çok şey ortaya...

Bergama Antik Kenti’nde 2500 yıllık yeni sur duvarları keşfedildi

14 Şubat 2022

14 Şubat 2022

Bergama Antik Kenti’nde MÖ 500 yıllarına tarihlendirilen yeni sur duvarları keşfedildi. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Bergama Antik Kenti’ni...

Bulgar arkeologlar 2500 yıllık İskit asası keşfettiler

14 Ekim 2023

14 Ekim 2023

Kuzeydoğu Bulgaristan’daki tarih öncesi tuz üretimi merkezi olan Provadia-Solnitsata’da yapılan kazılar sırasında MÖ 5. yüzyıldan kalma bir İskit savaşcısına ait...

Kazakistan’da antik Türk dönemine ait 1300 yıllık taş baba heykeli bulundu

3 Ağustos 2021

3 Ağustos 2021

Kazakistan’ın güneyinde, Türkistan’dan yaklaşık 250 kilometre (155 mil) uzaklıkta, erken Türk dönemine ait 1300 yıllık bir taş baba heykeli keşfedildi....

Abhazya’da bulunan Kolhis kültürü kutsal alanında Mısır Yunan tanrı figürinleri keşfedildi

25 Eylül 2022

25 Eylül 2022

Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü arkeologları, Oçamçira (Abhazya Cumhuriyeti) kenti yakınlarındaki kazılar sırasında Kolhis kültürü M. Ö. 6-4. yüzyıllarına ait...

Bulgaristan’da tanrıça Tyche’nin heykel başı bulundu

10 Aralık 2024

10 Aralık 2024

Bulgaristan’da, günümüzdeki Plovdiv şehrinin bulunduğu alanda, Piskopos Bazilikası’nın kazıları sırasında Yunan tanrıçası Tyche’nin büyük bir heykelinin başı dikkat çekici bir...

Atalar Şehri Ahlat Mezar Taşları

16 Kasım 2020

16 Kasım 2020

Bitlis’in Nemrut ve Süphan dağlarıyla çevrili Van Gölü kıyısındaki naif bir ilçesi olan Ahlat, Türklerin Anadolu’ya giriş kapısıdır desek abartmamış...

İngiltere’de Orta Çağ Dönemine Ait Çin Parası Bulundu

1 Ocak 2021

1 Ocak 2021

İngiltere’de Orta Çağ dönemine ait Çin parası bulundu. Bu çağa ait paranın İngiltere’ye nasıl geldiği belli değil ancak paranın bulunması...

Oluz Höyük kazılarında Pers dönemine ait saray mutfağında 2 bin 500 yıllık yemek kalıntıları bulundu

17 Ekim 2023

17 Ekim 2023

MÖ 4500 yıllarına kadar uzanan yerleşim katmanlarına sahip Oluz Höyük’te Pers dönemine ait saray mutfağında 2 bin 500 yıllık yemek...

Esna Tapınağı’nın tavanında canlı renklerde 46 kartal ortaya çıktı

16 Mayıs 2022

16 Mayıs 2022

Mısır’da Luksor’un 35 mil güneyinde, Nil’in batı kıyısında bulunan Esna Tapınağı’nda Alman/Mısır uzmanlarının yaptıkları restorasyon çalışmaları sırasında tapınak kompleksinin bir...

Fatsa’nın Gaga Gölün de Kilise Kalıntıları Bulundu

20 Ekim 2020

20 Ekim 2020

Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Gaga Gölü’nün derinliklerinde batık bir kilisenin kalıntılarına rastlandı. Yüzeyin 15 metre altında (50 fit) altında kalan...

İznik Gölü sahilinde dolaşan bir aile 2 bin yıllık sikke buldu

2 Mayıs 2023

2 Mayıs 2023

İznik Gölü tarihin en büyük su çekilmesini yaşıyor. Göl sularının çekilmesi sonucu gölün dibinde yer alan tarihi bazilikanın kalıntıları ortaya...

Arkeologlar, Litvanya’da Yıkılan Büyük Vilna Sinagogu’nun Tevrat Sandığı’nı Ortaya Çıkardılar

30 Ağustos 2021

30 Ağustos 2021

Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılan kazılarda, Holokost sırasında Naziler tarafından tahrip edilen ve daha sonra Sovyetler tarafından tekrar yerle bir edilen Büyük Vilna Sinagogu’nun Tevrat...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]