18 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Mevlana Müzesi’ni 3D Sanal Teknoloji İle Ziyaret Edebilirsiniz

“Dinle, bu ney nasıl şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor” beyiti ile başlar ünlü düşünür, Gönül Sultanı Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, 18 bin beyitten oluşan mesnevisine…

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin hayatına bakarsak, aslında hep bir ayrılık hep bir kopuş görürüz. Çocukluğu ile doğduğu topraklardan Afganistan’ın Belh şehri ile başlayan ayrılıklara, hem babası hem de hocası olan Bahaeddin Veled’i kaybedince bir düğüm daha atmış olur. Ama asıl yaşadığı, hayatının en büyük acısı, en büyük ayrılığı mesnevi dahil birçok eserinin membaı Şems-i Tebrizi’nin katledilmesi ile yaşadığı ayrılıktır.

Bu ayrılıkların sonu ise Şeb-i Aruz (gerdek gecesi, sevgili ile vuslat) ile biten en güzel buluşma anıdır. Ölümü ile bizlerin kendisi ile ayrılığı ama kendisinin ise, en kutsal kavuşması olmuştur Şeb-i Aruz…

Belh’ten kopup gelen gönül insanı, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Konya’da yaşamış, Konya ile bütünleşmiş, ama gönlünden diline düşen güzel sözleri ile dünyanın tanınan bir ismi olmuştur.

Her yılın Aralık ayında kutlanan Şeb-i Aruz törenleri ile Konya’ya yüzbinlerce insan dünyanın birçok noktasından akın etmektedir. Babası, birçok gönül dostu hatta Horasan Erenlerin mezarlarında olduğu, kendisinin ebedi istirahatgahı olan Konya Mevlana Müzesi’de yılın her günü ziyaretçilerle dolup taşmaktadır.

Alınan son kararla Gönül Sultanı Mevlânâ ‘nın türbesinin olduğu müze ücretsiz müze konumuna alınmıştır.

Ücretsiz müze olması, mevlevilik kültürünün izlerininin daha çok insana gösterilmesi tanıtılması için alınmış yerinde ve yararlı bir karar olmuştur. Şimdide, 3D teknolojisiyle sanal tura geçildi.

Gönül insanın maneviyatının solunduğu müze artık teknolojinin bize verdiği imkan ile 7/24 saat ziyaret edilebilmektedir.
http://www.mevlanamuzesi.com/360-sanaltur-izle/ internet adresinden müze 3D sanal olarak görüntülenmektedir.

Hz. Mevlana Türbesi ve Müzesi

Hz. Mevlânâ’nın Hakk’a yürüyüşünden bir yıl sonra, Selçuklu Sarayı’ndan Alâmeddin Kayser ile Emir Süleyman Pervâne’nin karısı Gürcü Hâtûn tarafından, oğlu Sultan Veled’ten izin alınarak, 1274’te Tebrizli Mimar Bedreddin’e yaptırılmıştır.

Günümüzde müze olarak kullanılan türbe, dört sütun (fil ayağı) üzerinde yükselen, güney cephesi kapalı diğer üç tarafı açık, geleneğe uygun olarak mezar odası, gövde ve külâh kısımlarından oluşur.

Mevlana'nın ve diğer erenlerin sanduklarının olduğu Huzûr-ı Pîr Bölümü
Mevlana’nın ve diğer erenlerin sanduklarının olduğu Huzûr-ı Pîr Bölümü

Türbenin Karamanoğlu Alâaddin Bey tarafından yaptırılan on altı dilimli gövdesi ve külâhı, dışı turkuaz renkli çinilerle kaplandığı için “Kubbe-i Hadrâ” (Yeşil Kubbe) adını almıştır.

Gövde ile külâh arasında, gövdeyi çepeçevre saran bir şerit hâlinde lâcivert zemin üzerine beyaz sülüs hattı ile Âyete’l-Kürsî yazılıdır. Sikke motifli, altın kaplı alemi bulunan türbenin yapım kitabesi yoktur.

Türbenin zaman zaman yenilenen çinileri son olarak 1964 yılı onarımında Kütahya’dan getirtilen çinilerle değiştirilmiştir.

Müze alanı bahçesi ile birlikte 6.500 m² iken, yeri istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m²ye ulaşmıştır. Müzenin avlusuna “Dervîşân Kapısı” ndan girilir. Avlunun kuzey ve batı yönü boyunca derviş hücreleri yer almaktadır. Güney yönü, matbah ve Hürrem Paşa Türbesi’nden sonra, Üçler Mezarlığı’na açılan Hâmûşân (Susmuşlar) Kapısı ile son bulur. Avlunun doğusunda ise Sinan Paşa, Fatma Hatun ve Hasan Paşa türbeleri yanında semahane ve mescit bölümleri ile Mevlâna ve aile fertlerinin mezarlarının da içerisinde bulunduğu ana bina yer alır. Avluya Yavuz Sultan Selim’in 1512 yılında yaptırdığı üzeri kapalı şadırvan ile “Şeb-i Arûs” havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil adı verilen çeşme yer almaktadır.

Mevlâna ve babası Bahaeddin Veled’in soyundan gelme, 10’u hanımlara ait olmak üzere 55 adet mezar ile, Hüsameddin Çelebi, Selâhaddin Zerkûbî ve Şeyh Kerimüddin gibi Mevlevîlikte makam sahibi olmuş 10 kişiye ait toplam 65 mezar bulunmaktadır. Müzede ayrıca, 6 Horasan erenin de mezarı yer almaktadır.

Mevlana Müzesi’nde, bu bölümlerden başka, semahane, mescit, halı kumaş, matbah ve derviş hücreleri yer almaktadır.

Banner
Benzer Yazılar

Mezopotamya’da keşfedilen silindirik mühürler yazının kökenine dair ipuçları sağlıyor

10 Kasım 2024

10 Kasım 2024

Bologna Üniversitesi’nden araştırmacılar, proto-çivi yazısı ile Uruk’ta MÖ 3000 civarından kalma antik silindir mühürlere oyulmuş eski taş resimler arasında bir...

Batı Anadolu’da 4.500 Yıllık İdoller: Tavşanlı Höyük’te Erken Tunç Çağı Ritüel Hazinesi

16 Eylül 2025

16 Eylül 2025

Kütahya’daki Tavşanlı Höyük’te yürütülen kazılarda, 4.500 yıl öncesine ait insan biçimli idoller gün yüzüne çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet...

Veba Kurbanları Her Zaman Toplu Gömülmemiş

23 Haziran 2021

23 Haziran 2021

14. yüzyılın ortalarında Avrupa nüfusunun %40 ila %60’ını öldüren Kara Ölüm (Veba), kıtayı kasıp kavuran yıkıcı bir salgın olarak dünya...

Roopkund Gölündeki Yüzlerce İskelet DNA Analizleriyle Şaşırttı

25 Şubat 2021

25 Şubat 2021

Himalayalar’ın yüksek kesimlerinde  Roopkund adı verilen bir buzul gölü bulunmaktadır. Bu göl yöresel halk tarafından Gizem gölü ya da İskeletler gölü...

Araştırmacılar Kuşan yazısını deşifre etti

14 Temmuz 2023

14 Temmuz 2023

Köln Üniversitesi dilbilim bölümü’ndeki bir araştırma ekibi, Orta Asya tarihinin etkili devletlerinden biri olan Kuşan İmparatorluğu’na ait bir yazı sistemini...

Kayıtlara Geçen En Eski Jinekolojik Tedavi

23 Aralık 2020

23 Aralık 2020

Bilim insanları yaptıkları son araştırmalarda 4000 yıl öncesine ait bir mumyada antik mısır tıp papirüslerinde yazdığı gibi bir tedavi uygulamasıyla...

Afrika’da karşılaşılan en eski dinozor “Mbiresaurus raathi”

3 Eylül 2022

3 Eylül 2022

Afrika’da şimdiye kadar bilinen en eski dinozor iskeleti bulundu. Dinozora “Mbiresaurus raathi” adı verildi. Kafatasının bir kısmının eksik olduğu görülen...

Abu Dabi’nin Ghagha adasında 8500 yıllık yapılar keşfedildi

18 Şubat 2022

18 Şubat 2022

Abu Dabi’deki arkeologlar, Ghagha adasında 8500 yıldan daha eski – daha önce düşünülenden en az 500 yıl önce – bilinen...

Laodikya’da Ortaya Çıkarılan Gizli Kiliseli Ev

31 Ekim 2020

31 Ekim 2020

Denizli sınırları içerisinde yer alan antik kent Laodikya’da kazı çalışmaları sırasında içerisinde bir kilisede  bulunan 20 odalı bir peristilyum ortaya...

Yeni araştırma sonucu; M. Ö. İkinci binyılda Batı Anadolu’da Luvi kültürü egemendi

5 Eylül 2022

5 Eylül 2022

Türk ve İsveçli arkeologlardan oluşan ekip, M. Ö. İkinci binyıllarında siyasi ve ekonomik olarak önemsiz olduğu düşünülen Batı Anadolu’da Luvi...

İngiltere’de Orta Çağ dönemi bir tabula oyun parçası keşfedildi

27 Nisan 2023

27 Nisan 2023

İngiltere’nin Bedfordshire, Bidwell West’teki arkeolojik kazılarda bir Orta Çağ dönemi savunma hendekli ahşap bina ortaya çıkarıldı. Saha ekibi hendek içinde...

Eflatunpınar Hitit Su Anıtı Adeta Can Çekişiyor

1 Ekim 2021

1 Ekim 2021

Hitit İmparatorluğu’nun en önemli kült merkezlerinden birisi olan Beyşehir Eflatunpınar Hitit Su Anıtı, son görüntüsü ile içleri sızlatıyor. MÖ 13’üncü...

Yeni Dünyanın Sodom veya Gomoresi

28 Kasım 2020

28 Kasım 2020

Sodom ve Gomore isimli şehirleri duymayan yoktur. Eski Ahitte lanetlenmiş günahkar kentlerdir. Nerede olduklarını merak edenler varsa Lut gölünün güneydoğusunda...

Orman Yangınları 800 Yıllık Tarihi Mezarlara da Zarar Verdi

4 Ağustos 2021

4 Ağustos 2021

Ülkemizin gözbebeği ormanlarımız bir haftadır yanıyor. Yangına müdahale ederken yaşamlarını yitiren yurttaşlarımız bizleri derin acılara boğarken, yüzlerce yurttaşımızda evlerini, mallarını...

Roma İmparatorluğunun zümrüt madenleri göçebelerin eline geçmiş olabilir

7 Mart 2022

7 Mart 2022

Universitat Autònoma de Barcelona ve Varşova Üniversitesi’nden arkeologlar tarafından yapılan yeni araştırma, Roma İmparatorluğu zümrüt madenlerinin 4. yüzyılda göçebelerin eline...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]