25 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Karaganda’da bulunan İskit-Saka ve onun erken dönemine ait piramit ile ilgili detaylara ulaşıldı

Kazakistan’nın Karaganda bölgesinde bulunan İskit-Saka ve erken dönemine ait 3400 yıllık piramit ile ilgili detaylara ulaşıldı.

Piramidi inceleyen uzmanlar, Karajartas anıt mezarın, Andronovo döneminin son evresini oluşturan Begazı Dandibay döneminden bir hükümdara ait olduğunu belirlendi.

Karajartas anıt mezarı, Karaganda Üniversitesi Sarı Arka Arkeoloji Heyeti tarafından tespit edildi ve 4 kazı sezonunda detaylı çalışmalar gerçekleştirildi.

Kazakistan Cumhuriyeti Milli Müzesinden Dr. Aibar Kassenali ve Dr. Serhan Çınar keşfedilen piramitle ilgili TRT Haber’den Ayşe Şimşek’e değerlendirmelerde bulundu.

Dr. Aibar Kassenali, buluntular üzerinde yapılan karbon 14 analizlerinin sonucuna göre, piramit yapısının Milattan Önce (M.Ö) 14 ile 12. yüzyıllar arasına tarihlendirildiğini; bu tarihlendirmenin anlamını, “Bölgede tespit edilen birden fazla piramidal basamaklı anıt mezarların varlığı, Sarı Arka bozkırları içerisinde yer alan Taldı Nehir vadisinin, Bronz Çağı’nda Andronovo topluluklarınca Mısır’daki Nil Vadisi gibi büyük liderlerinin gömüldüğü krallar vadisi olarak kullanıldığını gösteriyor” sözleriyle açıkladı.

Karajartas anıt mezarı_Kazakistan
Fotoğraf: Dr. Aibar Kassenali

Dr. Aibar Kassenali, mezar odasındaki bulgular incelendiğinde, bozkır piramidinin Andronovo döneminde Kazak bozkırlarına hükmeden yerel bir hükümdar adına yaptırılmış olabileceğini söyledi. Kassenali, Karajartas piramidinde bulunan kesme taşlar ve anıt mezarın boyutuna bakıldığında Bronz Çağı’nda ve bozkır gibi oldukça kurak bir bölgede böylesine devasa bir yapının inşa edilmiş olmasının, Begazı Dandibay topluluklarının ulaşmış olduğu yüksek sanat anlayışı ve zengin ruhani inanışın göstergesi olduğunu vurguladı.

İskit-Saka ve onun erken dönemini oluşturan Begazı Dandibay topluluklarındaki piramidal mezar yapıları hakkında antik dönem tarihi kaynaklarında da bilgiler bulunduğunu belirtenDr. Serhan Çınar ayrıca, Karajartas’ta tespit edilen basamaklı piramidal anıt mezarların tarihi kayıtlarda geçen İskit çağına ait mezar yapılarının erken versiyonları olabileceğinin altını çizdi.

Dr. Serhan Çınar, bölgedeki kazı çalışmaları sırasında anıt mezarların yanı sıra yine Begazı-Dandibay topluluklarına ait olduğu tespit edilen Kent adında bir proto-şehir yerleşkesi de bulunduğunu açıkladı.

Dr. Çınar, “15 hektarlık alana yayılan bu merkez, kronolojik olarak, Ön Asya’daki Troya 4; Yunanistan anakarasındaki Erken Miken dönemi ve Mısır’daki Orta Krallık şehir devletlerinin gelişmiş katmanları ile aynı tarihi dönemde varlık göstermişti. Yerleşke içerisinde labirent kapılar, hendekler ve çıkıntılı surlar vardı. Bu antik kentler, nizami planlı bir sokak ağı ve su toplama sistemleri bulunuyordu.” dedi.

Dr. Aibar Kassenali ayrıca, “Kaya resimlerinden anlaşıldığı kadarıyla bu türden gün dönümleri, Andronovo toplumunda ay ve güneşin birbirine kavuştuğu dönemler olarak algılanmış ve halk nezdinde bu kutsi kavuşma çeşitli şenliklerle kutlanmıştır. Bu doğrultuda Karajartas anıt mezar piramidinin sadece bir mezar alanı olmayıp Andronovo toplulukları için aynı zamanda dini merasimlerin gerçekleştirildiği bir kutsal alan olarak kullanıldığı anlaşılıyor” ifadelerini kullandı.

Karaganda'da İskit-Saka ve onun erken dönemine ait piramit bulundu
Fotoğraf: Dr. Aibar Kassenali

Karajartas piramidinin erken Türk arkeoloji ve tarih araştırmalarındaki yerini Dr. Serhan Çınar, maddeler halinde değerlendirdi:

Begazı Dandibay toplulukları, Proto-Türk kültürünü oluşturan Güney Sibirya’nın Karasuk kültürüyle de yakından bağlantılarının bulunduğunu gösteriyor.

Özellikle Begazı Dandibay evresine ait mozolelerdeki mezar odasına ulaşılan koridorlar, geleneksel Türk dini inanışının bir tezahürü olarak her zaman güneşin doğduğu yöne doğru açılıyor.

Yine bu döneme ait mezarlarda görülen yuvarlak tipli keramik kaplar, bozkır muhitinde kültürel bir devamlılığın simgesi olarak İskit-Saka dönemi ritüel kaplarına, daha ilerleyen dönemde ise Asya Hun döneminden itibaren Türk kabileleri arasında sıklıkla görülen geleneksel dökme kazanların arkaik versiyonlarını oluşturuyor.

Göktürk dönemine ait Türk-Runik yazı karakterleri arasında, Andronovo ve Begazı Dandibay evresine ait birçok tamga piktogramının bulunduğu biliniyor.

Yine mezar alanlarında görülen geometrik süslemeler ve tamga tipi karakterler, etnografik ve tarihi süreklilik açısından Ortaçağ dönemi Türk kabilelerinin sanatında yer buluyor.

Karajartas anıt mezarında ele geçen buluntu
Fotoğraf: Karaganda Üniversitesi Sarı Arka Arkeoloji Heyeti ‘nden Viktor Novozhenov (Facebook)

Proto-Türk kabilelerininde bulunduğu bozkır kabileleri için aidiyetlerin esas belirleyicisi yaşam biçimi oldu. Bu anlamda Karajartas buluntusu gibi bozkır çağına ait bulgular, 19. ve 20. yüzyıl tarih ve arkeoloji çalışmalarında, kültür ve medeniyetin şehir yaşamıyla ölçüldüğü geleneksel yorumların ötesinde global dünya üzerinde bozkır kavimlerinin tarihi rolünü ortaya koyan önemli bulgular olarak karşımıza çıkıyor.

Anıt mezardaki mezar odasında, etrafı granit plaka taşlarla çevrili bir lahit yapısı ve onun içerisinde ise burada gömülü olduğu anlaşılan Andronovo kabile reisine ait bir hükümdarın kafatasına ulaşıldı.

Mezar odasının üst kısmında, hükümdarın şahsi eşyalarının bırakıldığı özel niş alanında ise tunçtan imal edilmiş halkalı bir ok ucu, bir altın yüzük ve üzerinde arkaik dönem yazı üslubuna benzediği düşünülen gizemli bir çömlek parçası tespit edildi.

Mezar odasının çeşitli bölgelerinde ve piramidin çeşitli basamak bölümlerinde, bozkır kabilelerinin geleneksel defin merasimlerinde defin merasimi sırasında kullanılan ritüel amaçlı hayvan kemiklerine de rastlanıldı.

Karajartas anıt mezarı, zemin seviyesinde kare planlı olup dış duvarlar kenarlardan merkeze doğru yükselerek artan üst üste yığılmış granit yığma taşlardan inşa edildi. Anıt mezarı çevreleyen dış çit alanları kil harcıyla birbirine tutturulmuş granit plakalar dizilen menhir taşlarından oluşuyor.

Öte yandan mezar odasını çevreleyen iç duvarlar ile yapının dış hattını çevreleyen menhirler arasında bir geçit alanı tespit edildi.

Anıt mezarın iç kısmında ise küçük taşların üst üste dizilmesiyle yapılmış merkeze doğru kademeli biçimde yükselen 5 yükselti bölümünün bulunduğu anlaşıldı. Burada yapının dış hatlarını oluşturan ikinci duvar, mezar odasını çevreleyen iç duvarın üstüne binecek şekilde zemine dik bir şekilde yerleştirilen çok daha büyük granit plakaların birbirine yakın olarak tasarlamasıyla kapatıldığı görüldü.

Anıt mezarın merkezinin iç ölçüleri 3,5-4,5 metre boyutlarında olup, mezar alanının üst örtü yüksekliği yaklaşık 2 metreye ulaşıyor. Bu yükseltiler, kesme taşların üst üste yerleştirilmesiyle oluşan kuzey-güney ve doğu-batı cephelerinde toplamda 5’er adet basamaklar aracılığıyla sağlanıyor.

“Ön Asya’daki piramit yapılarında görülen eğimli parkur tekniğinin kullanıldığı tespit edildi”

Karaganda Karajartas anıt mezarı
Fotoğraf: Dr. Serhan Çınar

Bu bölgede ayrıca mezar odasını dışarıya bağlayan bir yolun varlığı tespit edildiğini açıklayan Dr. Aibar Kassenali, bu yol ile ilgili şu bilgilerin altını çizdi:

Özellikle Karajartas’taki anıtsal yapı, Kazak bozkırlarındaki ilk piramit yapısı değil.

Taldı Nehri boyunca bu türden piramidal basamaklı anıt mezar tipi yapılara, kazı çalışmaları 1946 yılında A.H Margulan tarafından tamamlanan Androno dönemine ait Sangru 1-3 adlı mezar alanlarında da rastlanıldı. Bu iki mezar alanı gerek daha küçük ebatlı olmaları ve mezar odasına giden bir yol alanlarının bulunmayışıyla Karajartas mozolesinden ayrılıyor.

Dr. Serhan Çınar, Begazı Dandibay kültürüne ilişkin şu bilgileri verdi:

Batı Türkistan sahasının Geç Bronz Çağı’nı temsil eden Begazı Dandibay kültürünün ana ekonomik uğraşısı metal ihracatıydı. Kent şehrinde, metalin dökümü ve Harezm, Urallar ve Yedisu bölgelerine ihraç edilmesi bölgenin elitleri aracılığıyla gerçekleşiyordu.

Özellikle Karajartas piramidini yaptıran Begazı dönemi hükümdarları, güneyde Türkmenistan Namazgâh Tepe 4, batıda Harezm Tagisken buluntuları ve doğuda Altay Dağlarına kadar uzanan geniş bir alana yönelik metal ihracatında bulunuyorlardı. Bu yeni evre bölgede bozkır aristokrasinin şekillendiği yeni bir sosyal elitizm olarak ortaya çıktı. Böylece Kazakistan’da ilk defa bozkır toplulukları arasındaki devlet oluşumunun alt evreleri şekillenmeye başladı.

Kapak Fotoğrafı: Dr. Aibar Kassenali

Banner
Benzer Yazılar

Antalya’da Roma dönemi taşları yurtdışına çıkarmak isteyen turiste istenilen ceza belli oldu

5 Ekim 2023

5 Ekim 2023

Geçtiğimiz günlerde Antalya Havalimanı’nda yapılan kontrollerde çantasında Roma Dönemine ait taşlar bulunan Belçikalı turist Kim Mergits için istenilen ceza belli...

Helenapolis Antik Kenti’nin merkezi jeoradar ile ortaya çıkarılacak

8 Aralık 2023

8 Aralık 2023

MÖ 4. yüzyıl sonlarında önemli liman kenti olan Helenapolis Antik Kenti’nin merkezi jeoradar ile ortaya çıkarılacak. Roma İmparatoru I. Konstantin’in...

Arkeologlar Tikal’de Teotihuacan Mimarisine Benzeyen Yeni Bir Piramit Keşfetti

17 Nisan 2021

17 Nisan 2021

Araştırmacılar, Guatemala’daki Tikal’de yeni bir piramit kompleksi keşfettiler. Guatemala’nın Petén bölgesindeki El Mirador’un yaklaşık 65 km güneyinde, Maya uygarlığının önemli bir bölgesi olan...

Şamuha Kenti Tanrıçası İştar’ın tapınağı çıkarılacak

11 Eylül 2021

11 Eylül 2021

Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa dışında bir dönem başkentlik yapan Şamuha (Kayalıpark-Sivas) idari kent olma dışında dini özelliği ile de dikkat...

Sebastia kazıları 100 Yıl Aradan Sonra Yeniden Başladı: Antik Samiriye’nin Tarihi Gün Yüzüne Çıkıyor

8 Haziran 2025

8 Haziran 2025

Yaklaşık bir asırdır arkeolojik çalışmalardan uzak kalan antik Sebastia kentinde yeniden başlatılan kazılar, tarih araştırmacılarını ve uzmanları heyecanlandıran bulgulara sahne...

Zernaki Tepe’de Altı Yeni Aramice Yazıt Bulundu: Doğu Anadolu’da Unutulmuş Part Sınırı Gün Yüzüne Çıkıyor

16 Ekim 2025

16 Ekim 2025

Doğu Anadolu’nun taşları bir kez daha konuştu. Van’ın Erciş ilçesindeki Zernaki Tepe kazılarında, altı yeni Aramice yazıt ortaya çıkarıldı. Yaklaşık...

Klazomenai Antik Kenti’ne iş makinesi girdi kazı başkanı suskun

8 Haziran 2022

8 Haziran 2022

İzmir Urla ilçesinde bulunan Klazomenai Antik Kenti’nde İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan alınan izinle, İzmir Arkeoloji Müzesi...

Hitler 1945’te İntihar Etmedi mi?

29 Kasım 2020

29 Kasım 2020

Arkeologlar Arjantin ormanındaki bir grup izole taş binayı incelemek için hızla ilerlerken, keşifleri İkinci Dünya Savaşı efsanesine yeni bir soluk...

Irak’ın Batı Çölü’nde 1,5 Milyon Yıllık El Baltaları ve Yedi Paleolitik Alan Keşfedildi

30 Ocak 2025

30 Ocak 2025

Free University of Brussels (Brüksel Özgür Üniversitesi) arkeologları, Irak’ın Batı Çölü’nde 10×20 kilometrelik bir alanda 1,5 milyon yıl öncesine tarihlenen...

Osmaniye’de Bulunan Kadın Figürlü Mozaik Portre Zeugma’yı Tahtından Edecek mi?

13 Kasım 2020

13 Kasım 2020

2015 yılında bir inşaat kazı çalışması sırasında Kadirli ilçesine bağlı Dere Mahallesi’nde ortaya çıkan mozaikler hayranlık ve şaşkınlık yaratmaya devam...

Peru’da 36 milyon yıllık balinaların ilk atasının kafatası bulundu

18 Mart 2022

18 Mart 2022

Paleontologlar, Peru’da günümüz balinaların ilk atası olduğunu düşündükleri 36 milyon yıllık deniz hayvanının kafatasını buldular. Peru Ulusal Üniversitesi paleontoloji şefi...

Neolitik Çağ’dan günümüze ulaşan en küçük ok ucu keşfedildi

30 Temmuz 2022

30 Temmuz 2022

Kudüs kenti yakınlarında yer alan Zion Dağı arkeolojik kazılarında Neolitik Çağ’dan günümüze ulaşan en küçük ok ucu keşfedildi. Narin pembe...

Uzuncaburç Antik Kenti’ne Özel Restorasyon

16 Şubat 2021

16 Şubat 2021

Helenistik dönemin önemli tapınak merkezlerinden ve iyi korunmuş şehirlerinden biri olan Uzuncaburç 2300 yıllık tarihini en iyi şekilde yansıtacak bir...

Anadolu’da Muşki Sorunsalı ve Muşki Seramiği

6 Ocak 2021

6 Ocak 2021

Muşkiler, Demir Çağı döneminde Anadolu’da yaşamış,  Kafkasyadan gelmiş bir halktır. Muşkiler yazılı kaynaklara bakıldığında Assur kaynaklarında görülseler de Hitit yazılı...

Avrupa’nın En Eski Savaşı Olduğu Düşünülüyordu, Pusuya Düşürülmüş Tüccarlar Oldukları Anlaşıldı!

26 Ekim 2020

26 Ekim 2020

Avrupa’nın bilinen en eski savaşının yeni analizi, Almanya’nın Tollense Vadisi’ndeki sahada ölen yaklaşık 1.400 kişinin acımasız bir yakın dövüşe katılan...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]