10 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

İskitlerin Ok Uçlu Paraları

Yerleşik düzene geçilmesiyle birlikte sosya-ekonomik alanda birçok değişimler görülmüştür. Üretimin çeşitlenmesi ve oluşan üretim fazlası sonucunda toplumsal gruplar oluşmaya, meslekler oluşmaya başlamıştır. Üretim fazlası ticaretin gelişmesine ve yazının doğmasına yol açmıştır. Ticarette ilk zamanlar takas yöntemi ile alış-veriş yapılmış ise de zamanla bu yöntem uygulanabilirliğini kaybetmiştir. Ve takas yöntemi yerini para/sikke dediğimiz materyale bırakmıştır.

Paranın Lidyalılar tarafından bulunduğunu biliyoruz ancak para olarak kabul edebileceğiz değişim materyallerine Lidyalılardan önceki toplumlarda da görmekte olduğumuzu da belirtmeliyiz. Ancak, nümismatik açıdan bu materyallerin para olarak değerlendirilmesi için belli standartlar taşıması- boyut, içerdiği kimyasal bileşimler ve hangi otoritenin bastırdığı- gerektiği için paranın başlangıç tarihini Lidya Kralı Kraisos dönemi olarak başlatırız.

Lidya’dan önce gümüş çubuklar, demir çubuklar kullanılıyordu

M. Ö. 1700 yıllarında Anadolu’da ilk bilinen merkezi devleti kuran Hititler, değiş tokuş aracı olarak gümüş çubuklar kullanmışlardır. Mezopotamya ölçü birimi olarak kullanılan MINA yı alan Hititler, Mezopotamya’dan farklı olarak 1 MINA 40 Şekel (500 gr) olarak değer vermişlerdir. Bu gümüş çubuklar, herhangi bir çizim ve otorite damgası barındırmıyordu.

Anadolu’da yerleşik kültürlerden olan Greklerde Hititlere benzeyen değişim araçları kullanmışlardır. Grekler, ticarette çeşitli madenleri, demir çubukları para olarak değerlendirmişlerdir. Dünya’nın diğer ucuna Çin’e baktığımızda ise bakır ve bronz kalıplarının deniz kabuğu biçiminde kesilerek kullanıldığını görmekteyiz. Paranın değişik şekillerde değişik materyaller kullanılarak üretildiğine dair verdiğimiz bu üç örnek dışında en ilginç örnek İskitlere ait para olacaktır.

İskitlerde para ok ucu şeklinde yapılıyordu.

Göçebe topluluk olarak bilinen İskitler, kültürleriyle insanlık tarihine damga vurmuşlardır. İç Asya’dan göç ederek Anadolu’nun kuzeyine Karadeniz bölgesine kadar inen İskitler, savaşçı kimliği ile ön plana çıkmışlardır. Karadeniz’e yerleşen Kimmerlerin güneye doğru yönelmesini neden olan İskitler, ok ve yay kullanımında ustalaşmışlardır. Öyle ki; Karadeniz’de yerleşik Grekler’in yazarları Karadeniz’i İskit yayına benzetmişlerdir. Ok ve yay ayrıca İskit kültüründe kutsal görülmüş savaş tanrısının doğrudan gücünün bir sembolü olmuştur.

İskitler dönemi savaş ok uçları
İskitler dönemi savaş ok uçları Kaynak: A. Helmuth

İskitler ile ok ve yay takımı özdeşleşmiştir. İskitler, bozkır toplumu olması hasebiyle avcılık ve güvenlik başta olmak üzere birçok alanda ok ve yay ve diğer savaş aletlerinde n yararlanmışlardır. Asıl kullanım alanı dışında savaş aletlerini gündelik ve diğer işler için kullanımlarını Herodotos; “Kralları Ariantas; İskitlerin kaç kişi olduklarını öğrenmek istemiş, her İskit’in kendisine bir kargı ucu getirmesi için haber salmış; getirmeyen öldürülecekmiş. Pek çok kargı ucu getirilmiş ve o da bunlardan kalıcı bir anıt yaptırmak istemiş. O zaman bu bakır kazan yapılmış, bu Exampeia denilen yerde kurbanlar bunun içine konur. İşte İskitlerin kaç kişi oldukları hakkında dinlediklerim bunlardır” diyerek aktarmıştır. Heredotos’un aktarımında da görüldüğü gibi İskitler, kargılarını nüfus sayımında kullanmışlardır.

Savaş aletlerinden kargı ucunun nüfus sayımında kullanan İskitler, ok uçlarını da para olarak kullanmışlar

Karadeniz’e yerleşen burada koloniler kuran Grek toplumu ile Kimmerleri güneye sürerek bölgeye yerleşen İskitler arasında kültürel, sosyal ve ekonomik ilişkiler başlamıştır. Her iki toplumda birbirlerine kendi öz değerlerini aşılamış ve karşılıklı kültür alış-verişi yaşanmıştır.

Grekler, M. Ö. 812 yılında Megaranlar ve Miletli denizcilerin kurdukları Sinope kentine yerleşerek Karadeniz’de kolonileşme hareketlerine girişmişlerdir. Grekler, ürettikleri ihtiyaç fazlası ürünleri bölgede pazarlamışlar, kendilerinde olmayan ürünleri de satın alarak ticari hayata yön vermişlerdir. Köle ticaretinin de yapıldığı kolonilerde ki ticari hayatta ilk başta takas usulü benimsemiş -sadece köle ticaretinde gümüş kullanılmış- ancak zamanla sıkıntılar baş göstermeye başlayınca Lidya dönemi öncesi nümismatik olmayan para kullanılmıştır.

Karadeniz bölgesinde Greklerle başlayan ticari hayatta kullanılan ilk para örneği ok uçları olmuştur. Ok uçlarının arkeolojik kayıtlara göre Kimmerler’de para manasına geldiği belirlenmiştir. M. Ö. 8. yy’larında Kimmerler’in ok uçlarını para yerine kullandıkları görülmektedir. Ok uçlarının para olarak kullanımı Kimmerler’den sonra İskitler’de devam ettirmiştir.

Kimmerler'in kullandığı ok uçlu para örnekleri
Kimmerler’in kullandığı ok uçlu para örnekleri Kaynak: museum.com.ua

Kimmer ve İskitlerin ok uçlarının para olarak kullanılmasında ana etken bu iki toplumun demir dökümcülüğünün ileri boyutta olmasına dayandırılabilir. İskitlerde demir dökümcülerin ellerindeki ok ucu kalıplarının para üretimi içinde kullanılmış olmasına yönelik düşünceler bu savı destekler niteliktedir.

İskit ok uçlarının para olarak kullanıldığı yerler

İskit parası diyeceğimiz ok uçları ortalama 0,70 – 4,01 gram aralığında ağırlığa ve 17 – 32,2 milimetre uzunluğa sahiptir. Bu tip ok uçlu paralar Kuzeybatı Karadeniz kıyı kentlerinden olan M.Ö. VI. ile M.Ö. IV. yüzyıllar arasında Apollonia, Kerkinitis, Tomis, Histria,Nikonion, Berezan ve Olbia’da yoğunlukla kullanılmıştır.
Apollonia, Olbia ve Histria kentlerinde, vazoların içinde bu tip ok uçları bulunmuştur. Vazolar haricinde kentlerin mezarlarında da görülmüştür. Mezar bölgelerinde bulunan ok uçlarının sadece para olarak değerlendirilmemesi yönünde düşünceler de bulunmaktadır. Çünkü en nihayetinde İskitler, savaşçı bir toplum ve kurganlarda ölen kişinin savaş aletleri de konulmaktadır.

Grek kolonileri içinde İskit tipi paraların kullanılması, bu bölgelerde İskit egemenliğinin sadece askeri alanda sınırlı kalmayıp, ekonomik alanda da varlığını göstermektedir.

İskitlerin kullandığı ok uçlu para
İskitlerin kullandığı ok uçlu para Kaynak: museum.com.ua

İskitler dönemine tarihlenen, savaş amaçlı oluşturulan ok uçlarının yapılan tahlillerinde ağırlıklı olarak bakırın kullanıldığı ve az miktarda kalay karıştırıldığı tespit edilmiştir. Bronzdan yapılan savaş amaçlı ok uçlarının dışında para amaçlı kullanılan ok uçlarında gümüş ve antimon maddelerinin de karıştırıldığı belirlenmiştir.
Üzerlerinde herhangi bir emare görülmeyen ok uçları M. Ö. VI. yüzyılla birlikte Karadeniz’in kuzeyindeki koloni kentlerinde belirli semboller işlenmeye başlanmıştır. Tahıl ya da tahıl ürünleri alım-satımında kullanılan ok uçları üzerine başak deseni, deniz ürünleri alım-satımında kullanıldığı düşünülen ok uçları üzerine balık deseni işlenmiştir.

Çeşitli şekillerde ok uçlu paralar
Çeşitli şekillerde ok uçlu paralar Kaynak: G. M. Talmatchi

Kimmerler ile birlikte İskitlerinde kullandığı ok uçlu paraların kurganlardan çıkarılan büyük bir bölümü günümüzde Köstence Sanat Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

Yazımızda Said Mübin Çalış’ın “Kimmer-İskit Oku Ucu Biçimindeki Paraları” adlı makalesinden yararlanılmıştır. Makaleye “Uluslararası Eskiçağ Tarihi Araştırmaları Dergisi/3/2021 den ulaşabilirsiniz.

Banner
Benzer Yazılar

Diyarbakır Surları’nda 1500 yıllık kandil bulundu

1 Eylül 2022

1 Eylül 2022

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Koruma Uygulama ve Denetim Büroları Şube Müdürlüğü tarafından yapılan ‘Surlarda Diriliş’ temasıyla...

Olympos Antik Kenti’nde “Doğru Yolda Olanlar Girebilir” Yazıtı Ortaya Çıktı

19 Haziran 2025

19 Haziran 2025

Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Olympos Antik Kenti’nde sürdürülen kazılarda Bizans dönemine ait 1 Nolu Kilise’nin zemininde mozaiklerle işlenmiş yazıt ve yeni...

Assur Saraylarından Osmanlıya Kalan Miras “Harem ve Saray Planı”

25 Aralık 2020

25 Aralık 2020

Dünya’da ilk emperyalist yayılımı gerçekleştiren Akad devletinden sonra tarih sahnesine çıkan Assur devleti Akadlıların yayılım hayallerini gerçeğe dönüştürmüştür. MÖ.9 yüzyılda...

Theodosius Limanı’ndaki gemi enkazında bulunan 1.600 yıllık kadın sandalet ve tarak

14 Nisan 2023

14 Nisan 2023

Marmara Denizi kıyısında inşa edilen ikinci büyük liman olan Theodosius Limanı’nın (Portus Theodosiacus) kazıları sırasında ortaya çıkarılan 1.600 yıllık sandalet...

Yunan tanrılarının kenti Bergama’da halk Kibele kültünü yaşatıyor

25 Ağustos 2021

25 Ağustos 2021

Yunan tanrılarına adanmış birçok kutsal mimari yapının görüldüğü Bergama Antik Kenti’nde ortaya çıkarılan Anadolu’nun bereket tanrıçası Kibele figürünleri ve kutsal...

Anadolu’nun İçlerinde Fenike İzleri: Oluz Höyük’te Olası Bebek Küp Mezarları Bulundu

30 Aralık 2025

30 Aralık 2025

Amasya yakınlarındaki Oluz Höyük’te yürütülen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan bebek ve cenin mezarları, Fenike dünyasına ait ritüel uygulamaların Anadolu’nun içlerine...

Tunç Çağı Dönemine Ait En Büyük Tanrıça Heykeli Bulundu

22 Kasım 2020

22 Kasım 2020

Anadolu toprakları, tunç çağı dönemine ait eşsiz eserlerle dolu… Bugüne kadar gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar neticesinde bu topraklarda insanlık tarihi açısından...

Diyarbakır Zerzevan Kalesi’nde ABD ulusal sembolünü taşıyan bir rozet bulundu

4 Ekim 2021

4 Ekim 2021

Daha önce Roma İmparatorluğu döneminde askeri bir yerleşim yeri olarak kullanılan Diyarbakır Zerzevan Kalesi’nde kazılara devam ediliyor. Kazılarda, ABD’nin Büyük...

Göbeklitepe üzerindeki sır perdesini aralayacak yeni buluntulara ulaşıldı

26 Ekim 2022

26 Ekim 2022

Neolitik Çağ’ın başlangıç tarihini değiştirecek Göbeklitepe kazılarında bu yıl yerleşik düzene ait yeni buluntulara ulaşıldı. Kazılarda ortaya çıkarılan günlük kullanım...

Zonguldak İnönü Mağarası’nda 5 Bin Yıllık Kömürle Tedavi ve Antibiyotik Direncine Dair Kanıtlar Bulundu

12 Eylül 2025

12 Eylül 2025

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜN) öncülüğünde yürütülen disiplinlerarası bir proje, Türkiye’nin Karadeniz kıyısındaki tarih öncesi topluluklara dair çarpıcı bulgular ortaya...

Matar Kubilea’yı Tanıyalım

16 Aralık 2020

16 Aralık 2020

Hitit devletinin MÖ. 1200-1190’larda yıkılışıyla birlikte Anadolu bütünsellikten dağılışa doğru sürüklenme dönemine girdi. (Hitit devletinin küçük kent krallıklarını kendi yönetimi...

Tarihi Urartulara dayanan Zernaki Tepe’de kale suru ortaya çıkarıldı

14 Ekim 2022

14 Ekim 2022

Van’ın Erçiş ilçesi Yukarı Işıklı mahallesinde yer alan Doğu Anadolu Bölgesi’nin tek ızgara planlı antik kenti Zernaki Tepe’de kale suru...

Köylüler tarafından yıllarca ahır olarak kullanılan Roma hamamının tabanında mozaikler ortaya çıkarıldı

3 Ocak 2025

3 Ocak 2025

Muğla’nın Milas ilçesindeki Herakleia Antik Kenti’nde, köylüler tarafından uzun yıllar ahır olarak kullanılan Roma hamamının tabanında timsah, yunus, flamingo ve...

Zile Kalesi’nde Kayalara Oyularak Yapılmış Antik Tiyatro Ortaya Çıkarılmayı Bekliyor

9 Ağustos 2022

9 Ağustos 2022

Tokat’ın Zile ilçesinde bulunan 4 bin yıllık höyük üzerine kurulu Zile Kalesi’nde kayalara oyularak yapılmış antik tiyatronun toprak altında kalan...

Hititler de Büyü Ritüelleri “Ak Büyü ve Kara Büyü”

20 Ekim 2020

20 Ekim 2020

Eski kültürlerden bizlere miras bir sürü farklı gelenek görenek iyi yada kötü inanç kökleri kalmıştır. Bunlar dolaylı yada direk olarak...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]