5 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Dünya’nın En Eski Haritası “Çatalhöyük’te” Bulundu

Holosen dönemin başlamasıyla birlikte bir çok göl kurumuş ve yerleşime olanak tanır hale gelmiştir. Konya Ovası’da Holosen dönemde kuruyan göl tabanlarından biridir. Bu bölgede bir çok höyük bulunmaktadır. Bu höyüklerden en önemlilerinden biri de kuşkusuz Çumra ili sınırları içerisinde yer almakta olan Çatalhöyüktür.

Adını büyük ihtimal iki tepenin çatal gibi şekline borçludur. Bugün doğu ve batı olmak üzere iki höyük olsa da kazı çalışmaları batı höyük’te devam etmektedir. Sakinleri erken kalkolitik dönemde nehrin yön değiştirmesiyle batı höyüğe taşınmışlardır.

Çatalhöyük 1958 yılında James Mellaart tarafından bulunmuştur.1993’ten beri de Mellaart’ın öğrencisi olan Ian Hodder tarafından kazılar devam ettirilmiş olup günümüz de kazı çalışmalarını Doç. Dr. Çiler Çilingiroğlu devam ettirmektedir.

Doğu höyük, MÖ. 7400 – 6200 yıllarına tarihlenen 18 neolitik yerleşim katmanına rastlanmış. 12 ve 8 katmanlar Erken Neolitik’in (MÖ 6500 – 6000) ilk evresine tarihlenmektedir. 6 katman sonrası ise erken neolitiğin ikinci evresine aittir.

Batı höyükteki Kalkolitik Çağ tabakaları MÖ 6200 – 5200 yılları arasına tarihlenmektedir.

Yapının kuzey ve doğu duvarlarında 1963 yılı kazıları sırasında Çatalhöyük kent planı olduğu düşünülen bir harita ortaya çıkarılmıştır. Günümüzden yaklaşık olarak 8200 yıl öncesine tarihlenen (radyokarbon tarihleme yöntemi ile saptanan yaşı MÖ 6200 ± 97) bu çizim, dünyanın bilinen ilk haritasıdır. Yaklaşık olarak 3 metre uzunluğa ve 90 cm. yüksekliğe sahiptir. Hâlen Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Kendine özgü özellikleri vardır. Sanatın korunmuş olması, sembolizmin olması, sosyal yapı, çok fazla insanın yaşaması, boğa kültü, insanların evlerine gömülmesi, kafatasları, ata kültü, ev şekillerine bakıldığında eşitlikçi bir yaşam tarzı görülmektedir.

Enteresan bir şekilde çanak çömlek yapımından haberdar oldukları halde 5 tabakaya kadar yoğun bir kullanım göstermemişler. Bu orada yaşayanların sadece bir tercihidir. Muhtemelen ahşap işçiliğinde gelişmiş oldukları için geleneksel yapılarını değiştirmek istememişlerdi.

Kullandıkları konutlarda oldukça iç içeydi. Savaş ve yıkım izi görünmediği için bu iç içeliğin akrabalık ilişkilerinin yoğun bir bağ içerdiği anlamına gelebilirdi. Evlere damlardan girilirdi. Muhtemelen bu damlar sıcak günlerde sosyalleşme içinde kullanılıyordu. Ev için gerekli olan bir çok işinde buralarda olduğu düşünülmektedir. Düz damlı olan bu evlere günümüzde Güney doğu da rastlamaktayız.

Sanat anlayışının çok gelişmiş olduğu yerleşimde duvarlara yapılan resimler dikkat çekicidir. Konut duvarlarında yer alan tasvirler av ve dans sahneleri, insan ve hayvan resimleridir. Hayvan resimleri akbaba, leopar, çeşitli kuşlar, geyik ve aslan gibi hayvanlardır. Ayrıca 8800 yıl öncesine ait, kilim motifleri denilebilecek motifler de görülmektedir ve günümüz Anadolu kilim motifleriyle ilişkilendirilmektedir.

Boğa boynuz ve başları burada yaşayanlar için önemli olmalıdır. Birçok evin duvarında gerçek boğa başlarının kille sıvanmasıyla yapılan kabartmalar mevcuttur. Figürin buluntular sığır, domuz, koyun, keçi, boğa, köpek ve tek olarak sığır boynuzlarıdır.

Bu höyük’te Boğa kültü yaygın olarak görünmektedir.

Orta Doğu’da Çatalhöyük’ten daha eski neolitik yerleşmeler vardır. Örneğin Eriha Çatalhöyük’ten bin yıl daha eski bir neolitik yerleşimdir. Yine de Çatalhöyük, daha eski ya da çağdaşı yerleşimlerden farklı özelliklere sahiptir. Başta gelen farklardan biri de, on bin kişiye ulaşan nüfusudur.

Hodder’e göre Çatalhöyük “köy kavramını mantıksal boyutların ötesine taşıyan bir merkez”dir.

UNESCO tarafından 2012 yılında Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmesine karar verilmiştir.

Kaynak: Çatalhöyük Araştırma Projesi, Çatalhöyük 2008 Raporu

YAZAR, Müjde, Anadolu’da Neolitik Dönem Sanatı ve Merkezleri, Gazi
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Eskiçağ Tarihi
Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2008

 

 

Banner
Benzer Yazılar

Dr. Dercksen, “Asurca yazılı çivi yazılı kil tablette kurutulmuş et, karides ve balık gibi yiyeceklerin adına rastlandı.”

11 Ağustos 2022

11 Ağustos 2022

Anadolu’da yazılı tarihin başlangıç noktası Kültepe/Kaniş (Kanesh) Karum Höyüğü arkeolojik kazılarında ortaya çıkarılan Asurca yazılı çivi yazılı kil tabletler, M....

Demir Çağı dönemi at figürü Hasankeyf Kalesi kazılarında ortaya çıkarıldı

11 Aralık 2021

11 Aralık 2021

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Batman’ın Hasankeyf ilçesinde yürütülen Hasankeyf Kalesi kazı çalışmalarında MÖ 600 yıllarına tarihlendirilen at...

Yalova Çobankale’de Hashtag Sembollü Seramik Parçaları

23 Eylül 2021

23 Eylül 2021

Yalova’nın Altınova ilçesinde bulunan Çobankale’de arkeolojik kazılar devam ediyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü...

Van Gölü’nde yaşanan su çekilmesi Urartu dönemi limanı gün yüzüne çıkardı

22 Eylül 2022

22 Eylül 2022

Van Gölü’nde suların geri çekilmesi Urartu dönemi ana kayaya oyulmuş basamaklı limanı gün yüzüne çıkardı. Aşırı buharlaşma ve yağışların azalması...

Murat Höyük Kazılarında Bulunan “Çeç Damga Mühür”

4 Mayıs 2021

4 Mayıs 2021

Arkeoloji literatürüne 1945 yılında İsmail Kılıç Kökten tarafından tanımlanan “Çeç Damga Mühür” Doğu Anadolu Bölgesi kazılarında bulunmuştur. Çeç Damga Mührün,...

Hadrianopolis kazılarında keşfedilen testi içinde 1400 yıllık sikkeler çıktı

3 Ocak 2024

3 Ocak 2024

Karadeniz’in Zeugması olarak da bilinen Hadrianopolis Antik Kenti’nde devam eden kazılarda keşfedilen testi içinde 1400 yıllık on adet sikke bulundu....

Oluz Höyük, Hitit Fırtına Tanrısı Teşup’a adanmış tapınak barındırıyor olabilir

28 Kasım 2022

28 Kasım 2022

Tunç Çağı dönemi Anadolu topraklarında kendilerini Hatti ülkesinin insanları olarak tanıtan, Tunç Çağı Anadolusu’nda en büyük ve güçlü ilk merkezi...

Geleneksel düşünceye meydan okuyan antik yerleşimler “Karahantepe ve Taş Tepeler”

5 Aralık 2021

5 Aralık 2021

İnsanlık tarihinin 12 bin yıl öncesine ışık tutan ve arkeoloji dünyasının en büyük keşiflerinden biri olarak kabul edilen Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’nin...

Hitit kenti Büklükale’nin, Hurri toplumu ile yakın bağları olduğunu gösteren “önemli keşif”

20 Ekim 2022

20 Ekim 2022

Japon arkeologlar, Büklükale’de Hitit İmparatorluğu’nun ilk yıllarına ait Hurri dini arınma metnini içeren kil tablet parçasını keşfettiler. Araştırmacılara göre keşif,...

2500 Yıllık Afrodit Tapınağı Keşfedildi

2 Ocak 2021

2 Ocak 2021

Arkeologlar, İzmir iline bağlı Çeşme ve Urla ilçesi civarında Tanrıça Afrodit adına yapılmış 2500 yıllık bir tapınak keşfettiler. İzmir’e bağlı...

Tunceli’de Urartulara ait olduğu düşünülen iki açık hava tapınağı keşfedildi

28 Mart 2024

28 Mart 2024

Arkeologlar, biri Tunceli’nin en doğusunda, diğeri ise en batısında olmak üzere iki kale içinde açık hava tapınağı keşfettiler. Açık hava...

Büyük İskender’in Anadolu’da Perslere karşı ilk kazandığı zaferin 2.400 yıllık savaş alanı bulundu

29 Aralık 2024

29 Aralık 2024

Arkeologlar, 20 yıllık araştırmanın ardından Büyük İskender’in Küçük Asya’yı ele geçirmek için girdiği ilk önemli savaş olan efsanevi Granikos Muharebesi’nin...

Karakuş Tümülüsü’nde Kommagene Kraliçe Mezarları Bulundu

22 Eylül 2021

22 Eylül 2021

Adıyaman Karakuş Tümülüsü ‘nde, Kommagene Kralı II. Mithritades’in (M.Ö 36-21 ) annesi İsias, kız kardeşi Antiokhis ve Antiokhis’in kızı Aka...

Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü’nün Hazırlıkları Tamamlandı

23 Ocak 2021

23 Ocak 2021

Avrupa Birliği desteği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliği çerçevesinde “Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras...

Tesadüfen Bulunan Seramik Parçaları Bilecik Tarihini Değiştirdi

27 Nisan 2021

27 Nisan 2021

Bilecik’in Bahçelievler Mahallesi’nde boş arazi de bir vatandaşın tesadüf eseri bulduğu seramik parçaları Bilecik tarihini 9.000 yıl geriye götürdü. Vatandaşın...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]