9 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Denizci bir halk olmayan Hititler Doğu Akdeniz ticaretini nasıl elinde tuttu

Anadolu, Tunç Çağı’nda önemli kara ticaret yollarına sahipti. Asurlu tüccarların kurduğu karumlar MÖ 2 binli yıllarda ticaretin ana damarlarını oluşturdu. Asurlu tüccarlar Mezopotamya’dan aldıkları ürünleri Anadolu’nun batısına kadar uzanan ticaret yolları ile taşıyarak ticaretin gelişmesini sağladılar.

Asurlu tüccarlar sadece ticari canlılığı getirmemiş beraberlerinde yazıyı da taşımışlardır.

Geç Tunç Çağı kara ticaret yollarının gelişimi zamanla deniz ticaretinin geniş çaplı kullanımının önünü açmıştır.

Özellikle Ulu Burun batığının keşfedilmesi Doğu Akdeniz’in 2. binyılda antik dünyanın bir
tür merkez üssü haline geldiğini ve deniz ticaretinin uluslararası ekonominin bel kemiğini oluşturmaya başladığını gösteriyor.

Dr. Öğr. Üyesi Eric Jean, bu dönemin ve bölgenin en büyük güçlerinden biri olan Hititler’in denizle olan ilişkisindeki rolünü bu bağlamda merak edebiliriz” diyor.

Asur Ticaret Yolları
Tunç Çağı Asur Ticaret Ağı Haritası (Ivan d’Hostinue ve Gojko Barjamovic)

Hititler, Asurluların kurduğu Kültepe/Kaniş karumunun yakınlarında temelleri atılan büyük ve güçlü bir imparatorluktur. Hattuşa’yı başkent yapan Hititler, hep bir kara imparatorluğu olarak bilinir. Dolayısıyla, deniz ve Hititler pek bağdaştırılmaz.

Hititler deniz için aruna kelimesini kullanıyorlardı. Hititlerin bıraktığı şimdiye kadar çözümü yapılmış çivi yazılı tabletlerde deniz ve denizcilikle ilgili fazla bir bilgi elde edilemedi.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Hititoloji Bölümü tarafından düzenlenen “Hititoloji’nin 107. Yılı” etkinlikleri çerçevesinde “Denizci Olmayan Bir Halkın Donanması mı? Hititler ve Denizin Kontrolü” başlıklı bir konuşma yapan Hitit Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eric Jean, “Orta Anadolu’da yerleşik olan Hititler denizci bir halk değildi, ancak donanmaya ihtiyaçları sadece yazılı kaynaklardan değil, aynı zamanda arkeolojik araştırmaların ortaya koyduğu verilerden de anlaşılabilir” dedi.

“Metinler, donanmanın Hititlerin Levant müttefikleri (Amurru, Ugarit) ya da vasalları tarafından tedarik edildiğini veya organize edildiğini ortaya koyarken, coğrafi avantajlarla birlikte metinlerin yorumlanması Akdeniz’den Orta Anadolu’daki Hitit merkezlerine ithal edilen ürünlerin dağılımı, ticaret sürecinde Kilikia kıyılarının ve limanlarının ne denli önemli olduklarını göstermektedir.”

Uluburun batığının ticari yol güzargahı
Uluburun batığının tahmini ticari yol güzargahı

Hititler denizci bir imparatorluk muydu?

Hititlerin, Kıbrıs (Alaşiya) adasına ulaşmaları ve ada ile ticaret yaptıklarına dair arkeolojik verilere ulaşılması, Ura’ya-günümüz Silifke ilçesi tarafları- özellikle Mısır ve Levant Bölgesi’nden gelen ürünlerin getirilmesi, Hititler denizci bir imparatorluk muydu? Sorusunu akla getiriyor.

Eric Jean, “Gurney’i dinlersek: “Hitit filosu yoktu ve Hititlerin kontrol ettiği anlaşılan Kıbrıs adası ile arasında hangi gemileri kullanıldığını bilmiyoruz.” Ancak Özlem Sir Gavaz’ın da fark ettiği gibi bu durumda Alaşiya üzerinde nasıl bir hakimiyet kurulduğu sorusu cevapsız kalmaktadır. Sir Gavaz’a göre: “Kuzey Suriye’nin ve burada bulunan liman kentlerinin Hitit kontrolüne girmesiyle birlikte Hititler, kara ve deniz ticareti üzerinde söz sahibi olmakla kalmamışlar, aynı zamanda iyi bir donanma sahibi de olmuşlardı” diyebiliriz.

“Krallığın deniz sınırlarının güvenliğini garanti eden deniz kültlerinin önerdiği gibi, kraliyet ve din anlamına gelen ideolojik amaçların yanı sıra ekonomik kalkınma için denizlerin kontrolü gerekliydi. Bu kontrol, tabi olunan krallıkların topraklarının kontrolüne dayanıyordu. Elbette denizci olmayan insanlar olan Hititler, daha iyi verimlilik için ülkelerin gerçeklerine nasıl yetki verileceğini ve bunlara nasıl uyum sağlanacağını bilen, merkezi bir yönetimden çok iyi organize edilmiş bir imparatorluğa liderlik ettiler” diyen Jean şu bilgileri paylaştı.

Kıbrıs Tunç Çağı seramiği
Kıbrıs Tunç Çağı seramiği (The Ashmolean Museum, Oxford)

“Hitit donanmasından da söz edebiliriz; ancak, 14. yüzyılda kuzey Suriye’nin boyun eğdirilmesinden önce var olan bir Hitit donanmasıdır. Kinet Höyük’ün (İskenderun) 16. yüzyılın ortalarında Hitit işlerine karışması ve en geç 15. yüzyılda kırmızı parlak çark yapımı malların ve mavi-mor kumaşların tedarik edilmesi, ilk Hitit donanmasının müttefik Kizzuwatna krallığı veya Ura bölgesi aracılığıyla Kilikia filolarından oluşturulmuş olabileceğini ortaya çıkarır. Parlak çark yapımı malların muhtemelen Dağlık Kilikia’da üretilmiş olması, Ura topraklarının Hatti’nin tedarikçisi olma rolünü hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz; özellikle Ura limanının işlevi belki de bu seramiği ihraç etmek olmasıydı.”

Ura, Hitit donanmasının oluşmasında ön ayak olmuş olabilir

“Geç Tunç Çağı’nda Doğu Akdeniz’de deniz ticaretinin uluslararası boyutunu gösteren haritaların çoğu Kilikia limanlarını içermez. Ancak, tekrarlıyorum, I. Şuppiluliuma’dan II. Şuppiluliuma’ya kadar Ugarit limanları ve donanması kullanılmadan önce, Hitit kralları Kilikia limanlarını kullanıyordu. Bu yokluk belki de Hatti’nin çelişkili durumunu yansıtıyor: emperyal bir güç ama Orta Anadolu’ya ithal edilen ender mallara bakılırsa nispeten kapalı. Nitekim kırmızı parlak çark yapımı malların istisnası seçilmiş malları belirtmektedir.

Ayrıca, Chris Monroe, bazı Ura tüccarlarının Hitit Krallığı için çalıştığını, diğerlerinin ise özel şahıslar tarafından istihdam edilmiş olabileceğini öne sürüyor. Stefano de Martino’nun öne sürdüğü gibi, Ura daha önce düşünülenden daha bağımsızdı; bu bağımsızlık veya göreli bağımsızlık muhtemelen sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomikti. Bana göre, boyun eğdirilen bölgelerin donanmaları Hitit krallığının hizmetine verildiyse, deniz ticareti kısmen, Ura ve Ugarit tüccarlarının kendilerini zenginleştirmelerini sağlayan özel girişimcilik faaliyetlerine dayanıyordu. 13. yüzyıla ait RS 17.130’nolu Ugarit belgesine göre, “Majestelerinin tüccarlarının”, yani Ura’nın tüccarlarının, Ugarit’inkiler pahasına rahatlarına bakma şekli, belki de Ura’nın Hitit donanmasının oluşumunda oynadığı rolü yansıtmaktadır.

Banner
Benzer Yazılar

Endonezya’da bir mağarada bulunan 31.000 yıllık iskelet amputasyonun bilinen en eski kanıtı olabilir

7 Eylül 2022

7 Eylül 2022

Yeni bir araştırmanın sonucuna göre; Endonezya’da bir mağarada bulunan 31.000 yıllık iskelet amputasyonun bilinen en eski kanıtı olabilir. Genç yetişkine...

Roma Nasıl Düştü?

2 Kasım 2020

2 Kasım 2020

Kavimler göçünün başladığı sırada Roma İmparatorluğu dini mücadeleler, bitmek bilmeyen iç ayaklanmalar ve Sasani devletiyle savaşlarla mücadele etmekteydi. Halk bütün...

Tanrıça Kybele Anavatanına Dönüyor

10 Aralık 2020

10 Aralık 2020

Bu toprakların hazineleri yıllarca yasadışı yollarla kaçırılmıştı. Bu hazinelerin birisi de bolluk ve bereket tanrısı Kybele Tanrıçası‘ydı. 60 yıl önce...

Antik Roma’nın Kutsal Bakireleri

24 Şubat 2021

24 Şubat 2021

Roma kadınlar için çok şey vaad eden bir yer değildi. Ailenizin statüsü yani soylu yada halktan biri olmanız yaşamınızı esas...

Arkeoloji Kazı Çalışmaları İçin 64 Milyon TL Destek

20 Haziran 2021

20 Haziran 2021

2021 yılı arkeoloji kazı çalışmaları için Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Türk Tarih Kurumu Başkanlığı tarafından 64 milyon...

Leuven’de Roma Dönemine Ait Ahşap Su Borusu Gün Yüzüne Çıkarıldı

8 Mayıs 2025

8 Mayıs 2025

Belçika’nın Leuven kentinde sürdürülen inşaat çalışmaları sırasında Roma dönemine ait ahşap bir su borusu ortaya çıkarıldı. Brusselsestraat bölgesinde, yeni bir...

Jiroft Uygarlığı: Mezopotamya’nın Gizemli Rakibi

26 Mart 2025

26 Mart 2025

Güneydoğu İran’daki son arkeolojik keşifler, özellikle yaklaşık 5.000 yıl önce gelişen Jiroft Uygarlığı olmak üzere, erken uygarlıklara dair anlayışımızı yeniden...

Sırçalıtepe Höyük kazılarından elde edilen sonuçlar bölgenin 9 bin 300 yıllık geçmişe sahip olduğunu gösteriyor

26 Ağustos 2022

26 Ağustos 2022

Kapadokya bölgesinin en önemli yerleşim alanlarında biri olan Sırçalıtepe Höyük kazılarından elde edilen buluntular bölgenin 9 bin 300 yıllık geçmişe...

İran’da Keşfedilen Elymaean Kaya Kabartması, Herkül–Hidra Mitine Olası Bir Gönderme Sunuyor

22 Aralık 2025

22 Aralık 2025

İran’ın güneybatısında ortaya çıkarılan yeni bir Elymaean kaya kabartması, sıra dışı betimlemesi ve Herkül ile Hidra arasındaki mitolojik mücadeleyi anımsatan...

Orkney Adası’na yapılan Tunç Çağı göçlerinin liderleri kadınlardı

8 Şubat 2022

8 Şubat 2022

Kuzey İskoçya’nın Orkney Adası’na, Avrupa’dan Tunç Çağı’nda başlayan göçlerin liderliğini kadınların yaptığına dair yeni kanıtlara ulaşıldı. İskoçya’nın kuzey kıyısında yer...

Nadir Bulunan Hitit Mührü Çorum Müzesinde Sergilenecek

20 Mart 2021

20 Mart 2021

Çorum Ortaköy’de bulunan Şapinuva bölgesi olarak tanımlanan yerde 3500 yıllık bir Hitit mührü bulundu. Şapinuva, Bilindiği üzere Hitit İmparatorluğunun en...

Ming Hanedanlığı dönemine ait mezar ortaya çıkarıldı

30 Kasım 2021

30 Kasım 2021

Çin’de M. S. 1368 ile 1644 tarihleri arasında varlık gösteren Ming Hanedanlığı dönemine ait bir antik mezar ortaya çıkarıldı. Çin...

İnsanlar, Avrupa’da “daha önce düşünülenden 1.000 yıl önce” büyük ölçekli savaşlara girdiler

5 Kasım 2023

5 Kasım 2023

Yeni bir araştırmaya göre, bir mezar alanından çıkarılan yüzlerce insan kalıntısı, Avrupa’da güçlü devletlerin oluşumundan çok önce Taş Devri insanları...

Misis Antik Kenti kazı çalışmaları başladı

26 Mayıs 2022

26 Mayıs 2022

Adana Yüreğir ilçesi sınırlarında yer alan Misis Antik Kenti 2022 yılı kazı çalışmalarına başlandı. Tarihi İpek Yolu üzerinde önemli bir...

Mısır’da, şimdiye kadar görülmemiş antik dini ritüeli barındıran bir tapınak keşfedildi

7 Ekim 2022

7 Ekim 2022

Mısır’daki Arap Çölü’ndeki bir Greko-Romen limanı olan Berenike sahasında kazı yapan arkeologlar, şimdiye kadar görülmemiş antik dini ritüeli barındıran bir...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]