23 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Denizci bir halk olmayan Hititler Doğu Akdeniz ticaretini nasıl elinde tuttu

Anadolu, Tunç Çağı’nda önemli kara ticaret yollarına sahipti. Asurlu tüccarların kurduğu karumlar MÖ 2 binli yıllarda ticaretin ana damarlarını oluşturdu. Asurlu tüccarlar Mezopotamya’dan aldıkları ürünleri Anadolu’nun batısına kadar uzanan ticaret yolları ile taşıyarak ticaretin gelişmesini sağladılar.

Asurlu tüccarlar sadece ticari canlılığı getirmemiş beraberlerinde yazıyı da taşımışlardır.

Geç Tunç Çağı kara ticaret yollarının gelişimi zamanla deniz ticaretinin geniş çaplı kullanımının önünü açmıştır.

Özellikle Ulu Burun batığının keşfedilmesi Doğu Akdeniz’in 2. binyılda antik dünyanın bir
tür merkez üssü haline geldiğini ve deniz ticaretinin uluslararası ekonominin bel kemiğini oluşturmaya başladığını gösteriyor.

Dr. Öğr. Üyesi Eric Jean, bu dönemin ve bölgenin en büyük güçlerinden biri olan Hititler’in denizle olan ilişkisindeki rolünü bu bağlamda merak edebiliriz” diyor.

Asur Ticaret Yolları
Tunç Çağı Asur Ticaret Ağı Haritası (Ivan d’Hostinue ve Gojko Barjamovic)

Hititler, Asurluların kurduğu Kültepe/Kaniş karumunun yakınlarında temelleri atılan büyük ve güçlü bir imparatorluktur. Hattuşa’yı başkent yapan Hititler, hep bir kara imparatorluğu olarak bilinir. Dolayısıyla, deniz ve Hititler pek bağdaştırılmaz.

Hititler deniz için aruna kelimesini kullanıyorlardı. Hititlerin bıraktığı şimdiye kadar çözümü yapılmış çivi yazılı tabletlerde deniz ve denizcilikle ilgili fazla bir bilgi elde edilemedi.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Hititoloji Bölümü tarafından düzenlenen “Hititoloji’nin 107. Yılı” etkinlikleri çerçevesinde “Denizci Olmayan Bir Halkın Donanması mı? Hititler ve Denizin Kontrolü” başlıklı bir konuşma yapan Hitit Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eric Jean, “Orta Anadolu’da yerleşik olan Hititler denizci bir halk değildi, ancak donanmaya ihtiyaçları sadece yazılı kaynaklardan değil, aynı zamanda arkeolojik araştırmaların ortaya koyduğu verilerden de anlaşılabilir” dedi.

“Metinler, donanmanın Hititlerin Levant müttefikleri (Amurru, Ugarit) ya da vasalları tarafından tedarik edildiğini veya organize edildiğini ortaya koyarken, coğrafi avantajlarla birlikte metinlerin yorumlanması Akdeniz’den Orta Anadolu’daki Hitit merkezlerine ithal edilen ürünlerin dağılımı, ticaret sürecinde Kilikia kıyılarının ve limanlarının ne denli önemli olduklarını göstermektedir.”

Uluburun batığının ticari yol güzargahı
Uluburun batığının tahmini ticari yol güzargahı

Hititler denizci bir imparatorluk muydu?

Hititlerin, Kıbrıs (Alaşiya) adasına ulaşmaları ve ada ile ticaret yaptıklarına dair arkeolojik verilere ulaşılması, Ura’ya-günümüz Silifke ilçesi tarafları- özellikle Mısır ve Levant Bölgesi’nden gelen ürünlerin getirilmesi, Hititler denizci bir imparatorluk muydu? Sorusunu akla getiriyor.

Eric Jean, “Gurney’i dinlersek: “Hitit filosu yoktu ve Hititlerin kontrol ettiği anlaşılan Kıbrıs adası ile arasında hangi gemileri kullanıldığını bilmiyoruz.” Ancak Özlem Sir Gavaz’ın da fark ettiği gibi bu durumda Alaşiya üzerinde nasıl bir hakimiyet kurulduğu sorusu cevapsız kalmaktadır. Sir Gavaz’a göre: “Kuzey Suriye’nin ve burada bulunan liman kentlerinin Hitit kontrolüne girmesiyle birlikte Hititler, kara ve deniz ticareti üzerinde söz sahibi olmakla kalmamışlar, aynı zamanda iyi bir donanma sahibi de olmuşlardı” diyebiliriz.

“Krallığın deniz sınırlarının güvenliğini garanti eden deniz kültlerinin önerdiği gibi, kraliyet ve din anlamına gelen ideolojik amaçların yanı sıra ekonomik kalkınma için denizlerin kontrolü gerekliydi. Bu kontrol, tabi olunan krallıkların topraklarının kontrolüne dayanıyordu. Elbette denizci olmayan insanlar olan Hititler, daha iyi verimlilik için ülkelerin gerçeklerine nasıl yetki verileceğini ve bunlara nasıl uyum sağlanacağını bilen, merkezi bir yönetimden çok iyi organize edilmiş bir imparatorluğa liderlik ettiler” diyen Jean şu bilgileri paylaştı.

Kıbrıs Tunç Çağı seramiği
Kıbrıs Tunç Çağı seramiği (The Ashmolean Museum, Oxford)

“Hitit donanmasından da söz edebiliriz; ancak, 14. yüzyılda kuzey Suriye’nin boyun eğdirilmesinden önce var olan bir Hitit donanmasıdır. Kinet Höyük’ün (İskenderun) 16. yüzyılın ortalarında Hitit işlerine karışması ve en geç 15. yüzyılda kırmızı parlak çark yapımı malların ve mavi-mor kumaşların tedarik edilmesi, ilk Hitit donanmasının müttefik Kizzuwatna krallığı veya Ura bölgesi aracılığıyla Kilikia filolarından oluşturulmuş olabileceğini ortaya çıkarır. Parlak çark yapımı malların muhtemelen Dağlık Kilikia’da üretilmiş olması, Ura topraklarının Hatti’nin tedarikçisi olma rolünü hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz; özellikle Ura limanının işlevi belki de bu seramiği ihraç etmek olmasıydı.”

Ura, Hitit donanmasının oluşmasında ön ayak olmuş olabilir

“Geç Tunç Çağı’nda Doğu Akdeniz’de deniz ticaretinin uluslararası boyutunu gösteren haritaların çoğu Kilikia limanlarını içermez. Ancak, tekrarlıyorum, I. Şuppiluliuma’dan II. Şuppiluliuma’ya kadar Ugarit limanları ve donanması kullanılmadan önce, Hitit kralları Kilikia limanlarını kullanıyordu. Bu yokluk belki de Hatti’nin çelişkili durumunu yansıtıyor: emperyal bir güç ama Orta Anadolu’ya ithal edilen ender mallara bakılırsa nispeten kapalı. Nitekim kırmızı parlak çark yapımı malların istisnası seçilmiş malları belirtmektedir.

Ayrıca, Chris Monroe, bazı Ura tüccarlarının Hitit Krallığı için çalıştığını, diğerlerinin ise özel şahıslar tarafından istihdam edilmiş olabileceğini öne sürüyor. Stefano de Martino’nun öne sürdüğü gibi, Ura daha önce düşünülenden daha bağımsızdı; bu bağımsızlık veya göreli bağımsızlık muhtemelen sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomikti. Bana göre, boyun eğdirilen bölgelerin donanmaları Hitit krallığının hizmetine verildiyse, deniz ticareti kısmen, Ura ve Ugarit tüccarlarının kendilerini zenginleştirmelerini sağlayan özel girişimcilik faaliyetlerine dayanıyordu. 13. yüzyıla ait RS 17.130’nolu Ugarit belgesine göre, “Majestelerinin tüccarlarının”, yani Ura’nın tüccarlarının, Ugarit’inkiler pahasına rahatlarına bakma şekli, belki de Ura’nın Hitit donanmasının oluşumunda oynadığı rolü yansıtmaktadır.

Banner
Benzer Yazılar

İstanbul Saraçhane kazılarında1.500 yıllık gizli yeraltı geçidi ortaya çıkarıldı

16 Mayıs 2023

16 Mayıs 2023

Latin istilası sırasında tahrip olan İstanbul’un Saraçhane semtindeki Aziz Polyeuktos Kilisesi kalıntılarında devam eden kazılarda, 1.500 yıllık bir yeraltı geçidi...

Tarih öncesi bilinen ilk balkonlu mimari yapıya ait buluntulara ulaşıldı

31 Ekim 2021

31 Ekim 2021

Anadolu mimarisinde yedinci ve sekizinci bin yıl öncesi bilinen ilk balkonlu mimari yapının buluntularına ulaşıldı. Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesindeki Domuztepe Höyüğü...

Asteroit Çarpmasaydı Dinozorlar Hala Dünyanın Hakimi Olabilirdi

19 Kasım 2020

19 Kasım 2020

Yapılan yeni araştırma sonuçları dinazorların yaşadığı dönemde dünyaya çarpan Asteroit olmasaydı dinazorların dünyaya hakim olmaya devam edebileceğini söylüyor. Dinozorlar, Geç...

Suudi Arabistan’ın “Cehennem Kapıları” ve Gizemli Yapıları

31 Mart 2024

31 Mart 2024

Suudi Arabistan’ın “Cehennem Kapıları” olarak adlandırılan gizemli neolitik yapıların bulunduğu bölgesinde, 9.000 yıl öncesine ait 400 civarında yapı bulunuyor. Geniş...

İrlanda’da keşfedilen 2000 yıllık incir Roma İmparatorluğu ile yapılan ticaret hakkında yeni pencere açacak

29 Kasım 2024

29 Kasım 2024

Kuzey Dublin’deki bir arkeolojik kazı da 2000 yıllık kömürleşmiş incir keşfedildi. Keşif, binlerce yıl önce Roma İmparatorluğu ile İrlanda arasında...

İnsan Boyunda ki 500 yıllık Paralar Bitcoinle Benzeştirildi “Rai Taşları”

5 Haziran 2021

5 Haziran 2021

Dünyada çok az para sistemi, küçük Batı Mikronezya adası Yap’ta kullanılan rai taş halkalarından daha benzersiz ve ilgi çekicidir. Kireçtaşı levhalardan...

Dara Antik Kenti’nde keşfedilen agora gün yüzüne çıkarılıyor

6 Ocak 2024

6 Ocak 2024

Doğu Roma İmparatorluğu’nun Sasani saldırılarına karşı durmak için kurduğu Dara Antik Kenti’nde bir agora keşfedildi. Şehir, MS 507 yılında imparator...

Polonya’da 4.000 yıldan daha eski bir bakır hançer bulundu

24 Şubat 2024

24 Şubat 2024

Polonya’da bir metal dedektör kullanıcısı 4.000 yıldan daha eski bir bakır hançer buldu. Podkarpackie Voyvodalığı’nda bir ormanlık alanda keşfedilen bakırdan...

Bir araştırmaya göre ilk insanlar geometri ve simetriye önem veriyordu ve 1,4 milyon yıl önce kasıtlı olarak küresel şekiller üretiyorlardı

7 Eylül 2023

7 Eylül 2023

İlk insanların 1.4 milyon yıl önce yaşadığı bir bölgede keşfedilen 4 yuvarlak, beyzbol topu büyüklüğündeki taşların incelenmesi, kasıtlı olarak kürelere...

Yeni AI Aracı ‘Fragmentarium’ Eski Babil Metinlerini Bir Araya Getiriyor

14 Şubat 2023

14 Şubat 2023

Almanya’daki Ludwig Maximilian Üniversitesi Asuroloji Enstitüsü’ndeki dilbilimciler tarafından, eski Babil metinlerinin okunaksız parçalarını bir araya getirmeye ve deşifre etmeye yardımcı...

Bulgaristan’da Keşfedilen Garip Maskenin Uzaylı Kafası Tartışmaların Göbeğinde

20 Kasım 2020

20 Kasım 2020

Bulgaristan’ın Provadiya kasabasının Solnitsata höyüğünde oldukça ilginç özellikleri olan bir kil maske bulundu. Maskenin uzaylıya benzetilen üçgen yüzü farklı yorumlara...

Hristiyanlığın ilk yıllarında piskoposlar Antik Çağ’ın bilgilerinden yararlanıyorlardı

13 Temmuz 2022

13 Temmuz 2022

Hristiyanlığın ilk yıllarında piskoposlar, Hristiyanlığı yaymak, Kilise’nin toplum üzerindeki etkisini artırmak için Antik Çağ’ın bilgilerinden ve düzenledikleri ritüellerin oluşturduğu yoğun...

Türkiye’de Arkeoloji Eğitimi Veren Üniversiteler

24 Kasım 2020

24 Kasım 2020

Kazı bilimi olarak da tanımlanan arkeoloji, “arkhaios” yani eski ve “logos” bilim kelimelerinin birleşmesi ile türetilmiştir. Eskinin bilimi olarak da...

Pazyryk Buz Mumyasında Gizli Dövmeler: 2.500 Yıllık Vücut Sanatı Dijital Olarak Yeniden Canlandırıldı

31 Temmuz 2025

31 Temmuz 2025

Sibirya’nın dondurucu topraklarında yüzyıllar boyunca saklı kalan bir beden, şimdi sadece geçmişi değil, insanlığın en eski sanatsal geleneklerinden birini de...

LiDAR Teknolojisi ile Romanya Ormanlarında 5.000 Yıllık Kale Keşfedildi

21 Mart 2025

21 Mart 2025

Romanya’nın Neamț bölgesindeki yoğun ormanların derinliklerinde, arkeologlar LiDAR teknolojisinin yardımıyla 5.000 yıllık bir kalenin kalıntılarını ortaya çıkardılar. Bu önemli keşif,...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]