3 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Çatalhöyük’te 8 bin 500 yıllık trepanlı kafatası keşfedildi

Konya’da Neolitik Çağ yerleşimi 9.000 yıllık Çatalhöyük’te bulunan bir kafatasında trepanasyon (kafatası delme işlemi) izleri bulundu.

Güneyde Mezopotamya şehirlerinin yükselişinden binlerce yıl önce, proto-şehir Çatalhöyük Orta Anadolu’da gelişti. 34 dönümlük bir alana yayılmış ve 8,000 kadar kişiye ev sahipliği yapan, zamanının metropolüydü. İnsanlar bu toplulukta yaklaşık 2.000 yıl boyunca sürekli yaşadılar.

Arkeologlar, AA muhabirine yaptıkları açıklamada, geçen yıl yapılan kazılarda 7 kişinin bulunduğu ilginç bir mezara rastladıklarını söyledi.

Bir evin zemininde kazılan insan iskeletleri üzerinde yapılan çalışmalarda, genç bir erkek bireyin kafatası kemiklerinde 2,5 santimetre çapında delik bulundu.

Çatalhöyük Kazı Başkanı ve Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Umut Türkcan yaptığı açıklamada;

Çatalhöyük’de 16 tabaka boyunca bir yerleşim oldu. Dünyada eşi benzeri olmayan bir bölgedir. Kültürün çok yavaş ilerlediği ve terk edildiği bir yerleşim yeridir. Özellikle ‘kuzey Korugan’ dediğimiz sergi alanının yanındaki uzun sokakta bulduğumuz mahallede çalışmalarımız devam ediyor. Yerleşimin yamacına doğru yeni bir alan açtık. O bölgeyi açarken ikinci mahalleyi bulduk. Yeni alanda büyük bir bina tespit ettik. Çalışmaları 80 odacıklı yaklaşık 5 metrekarelik binada yoğunlaştırdık. Geçen yıl burada bir evde akbaba pençesiyle örtülmüş bir mezara rastladık. Kazının antropologları, 7 kişinin bulunduğu mezarın detaylı incelemelerini yaptı. Genç bir adam: “Bireyin kafatasındaki delme işlemi dikkatimizi çekti. Çatalhöyük’te ilk kez trepanasyonun açık bir örneğini gördük” dedi.

Türkcan, bulgulara ilişkin akademik çalışmanın yakın zamanda kamuoyu ile paylaşılacağını belirtti.

Fotoğraf: AA

Çalışma, Anadolu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Handan Üstündağ, Trakya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Başak Boz, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden Prof. Dr. Arzu Demirel ve yüksek lisans öğrencisi arkeolog Donald Kale tarafından gerçekleştirildi.

Kazının antropoloji ekibinde yer alan Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Handan Üstündağ, şunları söyledi:

“Kafatasının yan tarafından yaklaşık 2,5 santimetre çapında dairesel bir kesiden yuvarlak bir kemik parçası çıkarıldı. Bu işlem sırasında kafa derisini sıyırdıklarını gösteren birçok kesi izi bulduk. Bunun terapötik amaçlı bir trepanasyon olduğunu düşünüyoruz. Bu iskeletin 18-19 yaşlarında genç bir erkeğe ait olduğu tespit edildi. Bireyin bu operasyondan sonra yaşadığına dair bir belirti yoktur. Çünkü kemik dokusunda iyileşme belirtisi yoktu. Bu ameliyat yapıldığında bu kişi ya ölüyordu ya da çoktan ölmüştü” dedi.
Üstündağ, trepanasyon uygulamasının geçmişte tıbbi tedavi amacıyla kullanıldığının bilindiğini, trepanasyonun baş ağrısı, beyin kanaması, kafa travması sonrası kırık kemik parçalarının ve kanın temizlenmesi, beyinde sıvı birikimi ve ruhsal rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan bir yöntem olduğunu ifade etti.

Fotoğraf: AA

Anadolu’daki kazılarda trepanasyon uygulamasının birçok örneğinin bulunduğunu vurgulayan Üstündağ, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çatalhöyük’te bulduğumuz örnek en eskilerden biri. Aksaray’ın Kızılkaya köyü yakınlarında bulunan Aşıklı Höyük ve Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki Çayönü Höyüğü kazılarında Çatalhöyük’ten en az 1000 yıl daha eski uygulama örneklerine rastlanmıştır. Çatalhöyük’te trepanasyonun ilk kesin örneğini keşfettik.

“Buluntumuz Anadolu’daki en eski örneklerden biridir ve açılan çukurun büyüklüğü açısından aynı döneme ait diğer örneklerden ayrılmaktadır. Bulgularımız, 8.500 yıl önce yaşayan insanların hastalıkları tedavi etmeye, akrabalarının acılarını veya ıstıraplarını dindirmeye ve ölümleri önlemeye çalıştıklarını gösteriyor. Bu bulgu tıbbi öykü açısından da dikkat çekicidir” dedi.

Banner
Benzer Yazılar

Dr. Dercksen, “Asurca yazılı çivi yazılı kil tablette kurutulmuş et, karides ve balık gibi yiyeceklerin adına rastlandı.”

11 Ağustos 2022

11 Ağustos 2022

Anadolu’da yazılı tarihin başlangıç noktası Kültepe/Kaniş (Kanesh) Karum Höyüğü arkeolojik kazılarında ortaya çıkarılan Asurca yazılı çivi yazılı kil tabletler, M....

Side’de 1300 yıllık Sinagog ortaya çıkarıldı

27 Aralık 2021

27 Aralık 2021

Antalya’nın Manavgat ilçesinin Side bölgesinde yaşadığı bilinen ilk Yahudi topluluğa ait 1300 yıllık sinagog ortaya çıkarıldı. Bir evin altında bulunan...

Sular çekilince Skepsis Antik Kenti’nin hamam ve kilise kalıntıları ortaya çıktı

26 Kasım 2022

26 Kasım 2022

Çanakkale’nin Bayramiç ilçesi Kurşunlu Tepesi’nde yer alan Skepsis Antik Kenti’nin hamam ve kilise kalıntıları Bayramiç barajının sularının çekilmesi ile tekrar...

Aizanoi kazılarında kemik atölyesi ortaya çıkarıldı

13 Kasım 2021

13 Kasım 2021

UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi’nde yer alan Aizanoi Antik Kenti’nde gerçekleştirilen kazı çalışmalarında kemik atölyesi ve kandil dükkanı ortaya çıkarıldı. İkinci...

6. Yüzyıl İklim Krizinin Roma İmparatorluğu’nun Çöküşündeki Rolü Yeniden İncelendi

13 Nisan 2025

13 Nisan 2025

Uluslararası bir araştırma ekibi, 6. yüzyılda yaşanan ve Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne katkıda bulunmuş olabilecek “Geç Antik Küçük Buz Çağı” olarak...

Yazılı kaynaklar, cinsiyetle ilgili öpüşmenin 4.500 yıl önce Mezopotamya halkları arasında görüldüğünü ortaya koyuyor

18 Mayıs 2023

18 Mayıs 2023

Kopenhag ve Oxford Üniversitesi’nden araştırmacılar, Mezopotamya’da elde edilen yazılı kaynaklarda cinsiyetle ilgili öpüşmenin 4.500 yıl önce Mezopotamya halkları arasında görüldüğünü...

Hampi Krishna Tapınağı 20 Yıldır Restore Edilmiyor

9 Kasım 2020

9 Kasım 2020

Hampi Krishna Tapınak kompleksinin restorasyonu için anlaşmaya varılmasının üzerinden 20 yıl geçti. Tapınak  Tehlike Altındaki Dünya Mirası listesine 2000 yılında...

Adıyaman’ın Fazla Bilinmeyen Antik Kenti

4 Ocak 2021

4 Ocak 2021

Adıyaman deyince gözlerimizin önüne gelen eşsiz güzellikte ki Nemrut Dağı ve ünlü Komagene Krallığı olur. Adıyaman, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kadim...

Roma’ya meydan okuyan denizlerin kraliçesi: ‘Kraliçe Teuta’

31 Ekim 2023

31 Ekim 2023

İlirya Kraliçesi Teuta, İlirya antik çağının ve Arnavut mirasının en sıra dışı figürlerinden biridir. Korsan kraliçesi olarak da adlandırıldı. Onun...

Diyarbakır Surları’nda 1500 yıllık kandil bulundu

1 Eylül 2022

1 Eylül 2022

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Koruma Uygulama ve Denetim Büroları Şube Müdürlüğü tarafından yapılan ‘Surlarda Diriliş’ temasıyla...

Norveç’te muhtemelen Konstantinopolis’ten getirilen nadir bir Bizans altın sikkesi keşfedildi

10 Aralık 2023

10 Aralık 2023

Norveç’in güneyindeki Vestre Slidre belediyesindeki dağları araştıran bir metal dedektörü kullanıcısı, MS 960 civarında Konstantinopolis’te basılan ve İsa Mesih’i tasvir...

Arkeologlar, İngiltere’de bir asilzadenin mezarını ararken Neolitik henge keşfettiler

9 Nisan 2024

9 Nisan 2024

Newcastle Üniversitesi’nden arkeologlar, 714 yılında Crowland, Lincolnshire’da ölen ve bir asilzadenin oğlu olarak varlıklı bir hayattan vazgeçerek yalnızlık hayatıyla ünlenen...

8200 yıllık mezar insan kemiklerinden yapılmış ölü hediyesini barındırıyor

4 Temmuz 2022

4 Temmuz 2022

Taş Devri’nde insanlar, kaybettikleri yakınlarını çeşitli hayvan kemiklerinden yaptıkları kolye, yüzük ve buna benzer eşyalar ile gömüyorlardı. 8200 yıllık mezar...

Dünyanın en büyük ikinci su altı arkeoloji gemisi denize inmeye hazır

24 Ağustos 2022

24 Ağustos 2022

Dünyanın en büyük ikinci su altı arkeoloji gemisinin inşası tamamlandı. Modern teknolojiler ile donatılmış su altı arkeoloji gemisi denize indirilmek...

Müzelerde sergilenen eserler hint yağı ile korunabilir mi?

22 Nisan 2023

22 Nisan 2023

Müzelerde sergilenen eserler üzerinde birçok potansiyel tehlike bulunuyor. Toprağın altında yüzlerce binlerce koruna gelmiş eserler, ışık, nem, sıcaklık, hava kirliliği,...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]