19 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Assur Saraylarından Osmanlıya Kalan Miras “Harem ve Saray Planı”

Dünya’da ilk emperyalist yayılımı gerçekleştiren Akad devletinden sonra tarih sahnesine çıkan Assur devleti Akadlıların yayılım hayallerini gerçeğe dönüştürmüştür. MÖ.9 yüzyılda tarihin en acımasız ve sömürgeci devlet anlayışı ile  Mezopotamyadan Anadoluya, Doğu Akdenizden Mısır kıyılarına kadar geniş bir hinterlandı içine alan bölgede yayılım göstermişlerdir.

Yeni Assur devletinden yaklaşık 2300 yıl sonra kurulacak olan Osmanlı İmparatorluğu ile Saray planından içindeki harem bölümüne kadar benzerlik göstermesi oldukça şaşırtıcıdır.

Yeni Assur devletine başkentlikte yapmış olan Kalhu’da (Musul yakınlarında) arkeolojik araştırmalar sonucu bulunan Kuzeybatı Sarayı’nın (MÖ. 9 YY.)Topkapı sarayı ile plan bakımından benzerliği şaşırtıcıdır. Doğu uygarlığının 2500 yılık bir süreçte kendi mirasını bir şekilde muhafaza etmeyi başardığının en iyi tanığıdır.

Bölgede büyük bir imparatorluk kuran Pers imparatorluğunun da Assur ve Babil saray planını benimsediği görülmektedir. Pers imparatorluğunun başkenti Persepolis’te yapılan arkeolojik araştırmaların sonuçlarıda bunu doğrulamaktadır. Türkler’in Doğu İskitler ile başlayan tarih yolculuğunda İran coğrafyası içinde bulunmaları bu kültürün Türk-İslam Anadolusuna  aktarılmasına sebep olmuş gibi görünmektedir.

Kuzeybatı sarayı planı turuncu ile belirtilmiş kısım taht odasıdır, hemen dışında ki babanu (dış avlu) ve taht odasından sonra merkezde kalan bitanu (iç avlu) görünmektedir.

Yeni Assur saray planına baktığımız da Babanu denilen bir dış avlu ve bu avluyu çevreleyen küçük işlevsel odalara sahip olduğu görülür. Babanu’dan “taht odasına “geçilirdi. Taht odası adından da anlaşılacağı üzerine kralın kabul salonu idi. Krallar girenin sol tarafında kalan bir taht altlığı ile yükseltilmiş taht üzerinde otururdu. Taht odası renkli ve gösterişli freskolar ile süslenirdi. Taht odası sarayın en büyük kapalı mekanıydı ve dikdörtgen bir plana sahipti. Bitanu ise iç avlu anlamına gelmekteydi. Bitanu taht odasından sonra geçilen iç avluydu. Babanu ve bitaniyi birbirine taht odası bağlardı. Harem bitanu yakınlarında yer alır ve dışarıdan kimsenin giremeyeceği şekilde konumlandırılmıştı. Harem yeni Assur saraylarının en korunaklı bölümüydü.

Osmanlı saraylarında ki birun (babanu), enderun (bitanu), Arz Odası (Ana Kabul Salonu) ve Harem bölümleri plan bakımından incelendiğinde büyük bir benzerlik göstermektedirler.

Harem kültürünün kökeni MÖ. 9 yy. kadar gitmektedir. islamiyet öncesi Türk gelenek ve görenekleri içinde  yer bulmamış olan bu kültürün hem mekansal olarak hem de kurumsal anlamda yapılandırılması Yeni Assur sarayları ile olmuştur.Öncelikle harem bir Sami geleneğidir. Harem yapılanmasıyla birlikte bu bölümde hadım edilmiş görevlilerin de öncelikle Yeni Assur’da görüldüğünüde belirtmek gerekir. Harem’in sorumluluğu ise “şar eşi” denilen hadım ağaya aittir.

Osmanlı imparatorluğunda 2300 yıl önce varlık gösteren bir devletin başka bir devletin yapı planlarının bu kadar benzerlik göstermesi oldukça şaşırtıcıdır.

Kaynak: DÖNMEZ, Ş. (2020), “Osmanlı Haremi’ne Assur’un Selamı Var”, Tarih Dergisi, Sayı: 70, S:12-13

Banner
Related Articles

Süpermarket inşaat alanında Roma taban mozaiği bulundu

18 Mart 2023

18 Mart 2023

Oxford Arkeolojisi arkeologlarından oluşan bir ekip, İngiltere’nin Buckinghamshire kentindeki Olney kasabasında kurulacak süpermarketin inşaat alanında Roma taban mozaiği keşfetti. Bir...

Beş yıl boyunca uzmanlar Esna kentindeki tapınak tavanında çok sayıda kabartma ortaya çıkardılar

20 Ekim 2023

20 Ekim 2023

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı ve Tübingen Üniversitesi’nin ortak projesi olan Esna kentindeki tapınak tavanında astronomik temsillere sahip çok...

Çin’de ortaya çıkarılan antik pişmiş toprak dansçılar ve müzisyenler

14 Kasım 2022

14 Kasım 2022

Çinli arkeologlar yakın zamanda Shanxi eyaletinin Datong kentindeki Kuzey Wei Hanedanlığı’na (386-534) tarihlenen bir mezardan pişmiş toprak heykelcik grubu keşfettiler....

Çömlek İçinde Gömülü 3800 Yıllık Bebek İskeleti

30 Aralık 2020

30 Aralık 2020

İsrailli arkeologlar kazı çalışmalarına ara vermeden devam ediyorlar. Son kazılarda çıkarılan çömlek içindeki 3800 yıllık bebek iskeleti heyecan yarattı. Ariel...

Tunceli Müzesi’nde sergilenen ok uçları 5.000 yıllık tarihe ışık tutuyor

23 Eylül 2021

23 Eylül 2021

Son Neolitik/İlk Kalkolitik dönemden İlk Tunç Çağa kadar 11 yapı katına sahip Pulur Sakyol Höyüğü ‘nde ortaya çıkarılan ve Tunceli...

Aizanoi’de heyecanlandıran keşif; Roma dönemi yuvarlak planlı çeşme kalıntısı bulundu

8 Kasım 2022

8 Kasım 2022

Anadolu’daki en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’na ev sahipliği yapan aynı zamanda UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer alan Aizanoi Antik...

İsviçre’de bir Tunç Çağı yerleşimi keşfedildi

18 Şubat 2024

18 Şubat 2024

Bern Kantonu Arkeoloji Servisi, Heimberg’deki bir inşaat projesi öncesinde 2023 sonbaharında bir kurtarma kazısı gerçekleştirdi. Kazı çalışması beklenen bir Roma...

Alexandria Troas kazılarında 2 bin 200 yıllık çarşı kapısı bulundu

18 Ekim 2021

18 Ekim 2021

Alexandria Troas kazılarında geçtiğimiz günlerde altar yapısı ortaya çıkarılmıştı. Şimdi de kentin çok önemli bir yapısına çarşı ile caddeyi bağlayan...

Girnavaz Höyüğün Cinleri

30 Kasım 2020

30 Kasım 2020

Girnavaz höyük Mardin iline bağlı Nusaybin ilçesinin kuzeyinde ve 4 km uzaklığındadır. Suriye sınırına çok yakın bir konumdadır. Kuzey Mezopotamya’dan...

Tarihi Eser Kaçakçılarına Yönelik “Miras” Operasyonu Düzenlendi

31 Mayıs 2022

31 Mayıs 2022

İçişleri Bakanlığı, Konya merkezli 38 ilde Anadolu’ya ait tarihi eserlerin yurtdışına kaçırılmasını sağlayan şüphelilere yönelik “Miras” operasyonu düzenlendiğini duyurdu. Bakanlık...

Kutsal Kase Housnslow Nehri’nin Altında mı?

19 Aralık 2020

19 Aralık 2020

Amatör bir arkeolog Kutsal kasenin yerini bildiğine inanıyor. Bilindiği üzere kutsal kase özel güçleri olduğu düşünülen ve Hz. İsa ve...

Arkeologlar deniz altında Neolitik Dönem yol keşfettiler

8 Mayıs 2023

8 Mayıs 2023

Arkeologlar, Adriyatik Denizi’nde yer alan Hırvat adası Korčula’yı yapay kara kütlesine bağlayan deniz altında Neolitik Dönem yol keşfettiler. Yol, Neolitik...

Katar Müzesi Asaila’da Yaptığı Yeni Keşifleri Duyurdu

13 Ocak 2021

13 Ocak 2021

Katar Müzeleri Arkeoloji Bölümü (QM), Katar’ın batısında, Umm Bab’ın yaklaşık 12 kilometre doğusunda yer alan ve ülkenin en eski arkeolojik...

Almanya’da 500 yıllık kurşun lanet tableti bulundu

16 Aralık 2023

16 Aralık 2023

Arkeologlar, Almanya’nın kuzey kıyısındaki Rostock şehrinde, 15. yüzyıldan kalma bir tuvalette Şeytan ve diğer iki şeytanı çağıran bir kurşun lanet...

Tuva’da Bulunan İskit Kral ve Kraliçesi’nin Yüzleri Yeniden Yapılandırıldı

12 Ocak 2021

12 Ocak 2021

1997’de Arzhan-2  höyüğünde bulunan ve 2001-2003 yılları arasında Rus-Alman araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından incelenen İskit “Kral” ve ‘Kraliçesi’nin” cenazeleri, arkeologlar...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]