21 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Afrika’nın Unutulmuş Krallığı “Kush”

Sudan’da kurulmuş olan en eski krallıklardan biridir. Bu krallık 5000 yıl önce muhteşem bir krallık kurmuş ve nedense akabinde unutulmuştur. Bu krallığı ananların ise sanki Mısır ülkesinin bir parçası gibi bahsetmesi oldukça şaşırtıcıdır. Peki bu ülke neden tarihin tozlu sayfalarında unutulmaya bırakılmıştır?

Sudan’ın başkenti olan Hartum’dan kuzeye doğru gidildiğinde Kush krallığının başkenti olan Meroe’ye ulaşılır. Meroe antik kentini bir yol ortadan ikiye ayırmaktadır. Doğuda Kraliyet mezarları batıda ise saray ve bir tapınağın kalıntıları bulunmaktadır.

14. yüzyıla ait Soleb Tapınağı, Mısır’ın saltanatının eski Nubia’yı kapsadığı bir dönemde Mısır firavunu III.Amenhotep tarafından inşa edilmiştir.

Bu ülke tarihte farklı isimlerle anılmaktaydı. Ta-Seti ya da Yay Ülkesi, bu isim ülke sakinlerinin uzman okçular olması sebebiyle bu şekilde adlandırıldı. Ta-Nehesi veya Bakır Ülkesi, Yunanca’dan Etiyopya veya Yanık Yüzler Ülkesi, Nubia ise muhtemelen bol miktarda bulunan altın için eski bir Mısır kelimesinden türetilmiştir.

Yaklaşık MÖ 2500 ile MS 300 arasında bölgeye hakim olan krallıktır Kush! Bazı dini geleneklerde Kush, Ham’ın oğlu ve soyundan gelenleri kuzeydoğu Afrika’da yaşayan Nuh’un torunu olan İncil’deki Cush ile bağlantılı olduğunu söyler.

Nedense Avrupalı ve Amerikalı arkeologlar yıllarca bu krallığı kendi önyargılarıyla değerlendirmişlerdir.  20. yüzyılın başlarında, Harvardlı bir Mısır bilimci olan George Reisner, Nubia yerleşim yeri olan Kerma’nın kalıntılarını gördükten sonra, burayı bir Mısır karakolu ilan etmiştir. Bununla da kalmayıp Boston Güzel Sanatlar Müzesi için Ekim 1918’de yayınlanan bir bültende, “Yerli zenci ırkı, ne ticaretin ne de anılmaya değer bir endüstriyi asla geliştirmemişti ve kültürel konumlarını Mısırlı göçmenlere ve ithal Mısır medeniyetine borçluydu” diye yazdı.

20 yy ortalarına kadar süren arkeolojik kazılar neticesinde Kerma’nın MÖ. 3000 lere kadar giden bir geçmişi olduğu kanıtlandı. Kerma güçlü ve en önemlisi yerli bir krallığın başkentiydi.

Mısır’a dahil olmak bir kenara Mısır’ın en büyük rakibi oldu ve zaman zaman onun önüne bile geçti.

Kush Krallığı harita. Kaynak

İlk Kush krallığı doğuya Kızıldeniz boyunca, Mısır ve antik Punt gibi komşu devletlerle fildişi, altın, bronz, abanoz ve kölelerle ticaret yaptı ve mavi sırlı çanak çömlek ve ince cilalı lale şeklindeki kırmızı- kahverengi seramikleriyle ünlendi.

İsviçreli arkeolog Charles Bonnet 1970 lerden itibaren bölgede bir çok çalışma yaptı. Kush krallığının ve başkent Kerma’nın eski tarihini yeniden yazacak olan keşifler yaptı. Dukki Gel olarak bilinen ve MÖ 2. binyıldan kalma bir Kushite metropolünü belirledi ve kazdı.

Kerma antik şehri. SUDAN

MÖ 1500 civarında, Mısır’ın firavunları Nil boyunca güneye yürüdüler ve Kerma’yı fethettikten sonra kaleler ve tapınaklar kurarak Mısır kültürünü ve dinini Nubia’ya taşıdılar. Mısırlılar, Jebel Barkal’da kutsal bir tapınak inşa ettiler. Eski Mısırlıların Yaratılışın kaynağı olduğuna inandıkları, gün batımını ölümle ilişkilendiren bir tapınaktı.

Mısır yönetimi MÖ 11. yüzyıla kadar Kush’ta hüküm sürdü. Mısır çekilirken Kushite krallarının yeni bir hanedanı, Kerma’nın 120 mil güneydoğusundaki Napata şehrinde yükselişe geçmişti. Napata’nın üçüncü kralı olan ve Sudan’da daha çok Piankhi olarak bilinen Piye, atlılardan, yetenekli okçulardan ve Nil’in kuzeye yelken açan deniz kuvvetlerinden oluşan bir orduyla kuzeye yürüdü. Mısır prenslerinden oluşan bir koalisyonu mağlup eden Piye, kralları genellikle Kara Firavunlar olarak bilinen Mısır’ın 25. Hanedanlığını kurdu.

Kara Firavunlar Dönemi

Piye, zaferini bugün Kahire’deki Mısır Müzesi’nde korunan koyu gri granit bir stel üzerinde Orta Mısır hiyeroglifleriyle yazılmış 159 satırlık bir yazıta kaydetti. Daha sonra yeni genişleyen krallığını yönetmek için Napata’ya döndü.

Piye’nin oğullarından biri olan ve Sudan’da Tirhaka olarak bilinen Taharqa’dan İbranice İncil’de Kudüs Kralı Hizkiya’nın müttefiki olarak bahsedilmiştir. Kraliyet mezarlığını 14 mil ötedeki Nuri’ye taşıdı ve kendisi için Kushite krallarını onurlandırmak için dikilenlerin en büyüğü olan bir piramit yaptırdı. Arkeologlar hala neden kraliyet mezarlığını taşıdığını tartışıyorlar.

El Kurru’da bulunan Kral Tantamani’nin mezarı

Kara Firavunların Mısır hakimiyeti yaklaşık bir asır sürdü, ancak Taharqa Mısır’ın kontrolünü Asurlular işgaliyle  kaybetti. MÖ altıncı yüzyıldan başlayarak, Napata Mısırlılar, Persler ve Romalılar tarafından tehdit edildiğinde, Kush kralları başkentlerini güneye Meroe’ye taşıdılar. Demir ve diğer değerli metaller açısından zengin bölgede birçok önemli ticaret yolunun kesişme noktasında bulunan bu şehir, Afrika ile Akdeniz arasında bir köprü haline geldi ve zenginleşti.

Krallık dışarıdan Mısır etkileri, Greko-Romen etkileri, ama aynı zamanda Afrika’dan da etkiler aldı.

Münih’teki Mısır Devlet Müzesi’nden Arnulf Schlüter, “bu etkiler ile birlikte kendi fikirlerini, kendi mimari ve sanatlarını oluşturduklarını” söyledi.

Meroe piramitleri

2011 yılında Unesco Dünya Mirası alanı olarak adlandırılan Meroe’deki piramitler, şüphesiz buradaki en çarpıcı özellik. Mısır’daki piramitler kadar eski veya büyük olmasalar da, daha dik olmaları bakımından benzersizdirler ve hepsi kraliyet ailelerine adanmamışlardır; soylular (en azından bunu karşılayabilenler) piramitlere gömülmeye başlanmıştır. Bugün birçok Sudanlı, ülkedeki ayakta duran antik piramitlerin sayısının (200’den fazla) Mısır’dakilerden fazla olduğunu biliyor.

Kush’u yaklaşık MÖ 40’tan MÖ 10’a kadar yöneten bir savaşçı-kraliçe olan Amanirenas’dı.Yunan coğrafyacı Strabon onu “erkeksi ve tek gözü kör bir kadın” olarak tanımlar.

Diğer bir ünlü kraliçesi ise Naga kasabasında, başka bir kandake M.Ö. 1’den MS 25’e kadar hüküm süren Amanitore, yerli aslan tanrısı Apedemak’a adanmış bir tapınağın giriş kapısı duvarında eş vekili Kral Natakamani’nin yanında tasvir edilmiştir.

Kraliçe Amanitore

Pek çok bilim adamı Amanitore’nin halefi Amantitere’nin Yeni Ahit’te “Etiyopyalıların kraliçesi Candace” (Saba melikesi Belkıs) olarak anılan  ibadet için Kudüs’e giden Kushite kraliçesi olduğuna da inanılmaktadır.

MS. dördüncü yüzyılda, Kush’un gücü azalmaya başladı. Tarihçiler, bunu iklim değişikliğinden kaynaklanan kuraklık ve kıtlığın, doğuda rakip bir medeniyet olan Aksum’un yükselişi dahil olmak üzere bunun için farklı yorumlarda bulunuyorlar.

Yıllarca, Kush’un tarihi ve dünya medeniyetine katkıları büyük ölçüde göz ardı edildi. Erken Avrupalı ​​arkeologlar, burayı Mısır’ın bir yansımasından daha fazlası olarak göremediler.

Sudan’daki siyasi istikrarsızlık, ihmal ve az gelişmişlik, ülkenin eski tarihi hakkında yeterli araştırmayı engelledi.

Yine de Kush’un mirası, kendine özgü kültürel başarıları ve medeniyeti nedeniyle önemlidir: kendi dili ve yazısı vardı; ticarete ve vasıflı çalışmaya dayalı bir ekonomi; okçulukta iyi bilinen bir uzmanlık, sığır yetiştirmeye izin veren bir tarım modeli; süt, darı ve hurma gibi yerel çevreyi yansıtan yiyecekler içeren özgün bir mutfak. Eşsiz şehir planlaması ve güçlü kadın asilleriyle Mısır, Levant ve Mezopotamya’daki komşularından farklı olarak örgütlenmiş bir toplumdu.

Kaynak: Török, László. The Kingdom of Kush: History and Civilization (İngilizce). Brill. s. 49. ISBN 978-9004104488.

  • Kerma – İsviçre’nin Sudan’da yürüttüğü arkeolojik çalışmanın resmi internet sitesi
Banner
Benzer Yazılar

Antik Lidya kenti Patara’da 2400 yıllık Mutfak Ve Kadın Odası Bulundu!

8 Ekim 2020

8 Ekim 2020

Patara antik kentinde yapılan arkeolojik kazılarda bir mutfak ve bir “kadın odası” ortaya çıkarıldı. Kazılarda bulunmuş olan eserler arkeoloji dünyasını...

Bilim insanları Khufu Piramidi içinde yeni bir keşfe imza attılar

21 Mart 2023

21 Mart 2023

4.500 yıllık bir Mısır piramidi sırlarını dökmeye devam ediyor. Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan Khufu Piramidi’nin (Giza’nın Büyük Piramidi) içinde...

Kopya olduğu düşünülen kılıcın 3000 yıllık Tunç Çağı kılıcı olduğu ortaya çıktı

23 Ocak 2023

23 Ocak 2023

Chicago Field Müzesi’nde daha önce bir kopya olduğu düşünülen bir kılıcın, MÖ 1080 ila 900 yılları arasında tarihlenen 3000 yıllık...

İpek Yolu Üzerindeki Kuva’da 1.300 Yıllık Antik Şehir Surları Keşfedildi

11 Ocak 2026

11 Ocak 2026

Özbekistan’ın doğusunda yürütülen arkeolojik kazılarda, Kuva antik kentinin surlarının yaklaşık 1.300 yıl boyunca kesintisiz kullanıldığını ortaya koyan önemli bulgulara ulaşıldı....

Define Avcıları Yine Boş Durmadı 3 bin 500 Yıllık Antik Kenti Talan Ettiler

11 Şubat 2021

11 Şubat 2021

Anadolu topraklarının bizlere sunduğu toprak üstü toprak altı kültürel miraslar defineciler tarafından talan edilmeye devam ediyor. Para kazanma hırsı ile...

Anadolu’da bir ilk “İmparatorun koruyucusu” unvanını taşıyan lahit bulundu

29 Nisan 2022

29 Nisan 2022

Kocaeli’de Anadolu’da ilk defa “İmparatorun koruyucusu” unvanını taşıyan lahit bulundu. 2017-2019 yılları arasında bir binanın temel inşaatı sırasında arkeolojik maddi...

Bergama Antik Kenti’nde 2500 yıllık yeni sur duvarları keşfedildi

14 Şubat 2022

14 Şubat 2022

Bergama Antik Kenti’nde MÖ 500 yıllarına tarihlendirilen yeni sur duvarları keşfedildi. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Bergama Antik Kenti’ni...

Moğolistan’da bir mezarda keşfedilen boyalı bir ahşap eyer, modern biniciliğin en eski kanıtlarını temsil ediyor

14 Aralık 2023

14 Aralık 2023

Araştırmacılar, Moğolistan’ın Khovd eyaletinin engebeli arazisinde halk arasında “atlılar mağarası” olarak bilinen Urd Ulaan Uneet’teki bir mezarda demir üzengi ile...

Minos sanatının eşsiz eseri olan Pylos Combat Agate, Prehistorik çağın Davut’u olmalı

22 Kasım 2021

22 Kasım 2021

3.500 yıllık bir Yunan mezarında bulunan eser o kadar iyi tasarlanmış ki, bir Rönesans eseri kadar canlı ve gerçekçi bir...

Bir İlk: Güney Kore’de Mücevher Böceği Kanatlarıyla Süslenmiş 1400 Yıllık Silla Tacı Gün Yüzüne Çıkarıldı

26 Mayıs 2025

26 Mayıs 2025

Doğa ile ihtişamın büyüleyici birleşimini yansıtan bir keşifle, Güney Koreli arkeologlar Silla Krallığı’na ait antik bir mezarda, kafatasına yerleştirilmiş 1400...

Tatarlı Höyük’te 4 bin yıllık çöp çukuru bulundu

26 Ekim 2021

26 Ekim 2021

Neolitik dönemden Roma dönemine kadar birçok yerleşim izi görülen Tatarlı Höyük’te 4 bin yıllık çöp çukuru ortaya ortaya çıkarıldı. Tatarlı...

Avrupa’nın Akraba Evliliğinden Muzdarip Kral ve Kraliçeleri

23 Ocak 2021

23 Ocak 2021

Avrupa Kraliyet ailesinin genel olarak varisleri yakın akraba evliliklerinden olan çocuklardı. Gücü elinde tutmak isteyen büyüklerin onayladığı evlilikleri yapan bu...

İspanyol arkeologlar 2.600 yıllık antik gemi batığını çıkarmayı başardılar

25 Aralık 2024

25 Aralık 2024

İspanyol arkeologlar, ülkenin güneydoğu kıyılarındaki sularda ilk kez keşfedilen 2.600 yıllık bir gemi batığını, 20 yıl süren çalışmaların ardından başarıyla...

Kahramanmaraş depremi 2 bin yıllık Roma Kalesi’ni yıktı

6 Şubat 2023

6 Şubat 2023

Kahramanmaraş merkezli deprem Anadolu’da yaşanan yüzyılın en şiddetli depremi olarak kayıtlara geçti. Haberi yazdığımız saat itibari ile 1541 vatandaş yaşamını...

Negev Çölü’nde binlerce yıllık devekuşu yumurtaları bulundu

18 Ocak 2023

18 Ocak 2023

Tarih öncesi çağlardan beri göçebeler tarafından kullanılan bir Negev kamp alanındaki ateş çukurunun yanında 4.000 ila 7.500 yıl öncesine tarihlenen...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]