26 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Afrika’nın Unutulmuş Krallığı “Kush”

Sudan’da kurulmuş olan en eski krallıklardan biridir. Bu krallık 5000 yıl önce muhteşem bir krallık kurmuş ve nedense akabinde unutulmuştur. Bu krallığı ananların ise sanki Mısır ülkesinin bir parçası gibi bahsetmesi oldukça şaşırtıcıdır. Peki bu ülke neden tarihin tozlu sayfalarında unutulmaya bırakılmıştır?

Sudan’ın başkenti olan Hartum’dan kuzeye doğru gidildiğinde Kush krallığının başkenti olan Meroe’ye ulaşılır. Meroe antik kentini bir yol ortadan ikiye ayırmaktadır. Doğuda Kraliyet mezarları batıda ise saray ve bir tapınağın kalıntıları bulunmaktadır.

14. yüzyıla ait Soleb Tapınağı, Mısır’ın saltanatının eski Nubia’yı kapsadığı bir dönemde Mısır firavunu III.Amenhotep tarafından inşa edilmiştir.

Bu ülke tarihte farklı isimlerle anılmaktaydı. Ta-Seti ya da Yay Ülkesi, bu isim ülke sakinlerinin uzman okçular olması sebebiyle bu şekilde adlandırıldı. Ta-Nehesi veya Bakır Ülkesi, Yunanca’dan Etiyopya veya Yanık Yüzler Ülkesi, Nubia ise muhtemelen bol miktarda bulunan altın için eski bir Mısır kelimesinden türetilmiştir.

Yaklaşık MÖ 2500 ile MS 300 arasında bölgeye hakim olan krallıktır Kush! Bazı dini geleneklerde Kush, Ham’ın oğlu ve soyundan gelenleri kuzeydoğu Afrika’da yaşayan Nuh’un torunu olan İncil’deki Cush ile bağlantılı olduğunu söyler.

Nedense Avrupalı ve Amerikalı arkeologlar yıllarca bu krallığı kendi önyargılarıyla değerlendirmişlerdir.  20. yüzyılın başlarında, Harvardlı bir Mısır bilimci olan George Reisner, Nubia yerleşim yeri olan Kerma’nın kalıntılarını gördükten sonra, burayı bir Mısır karakolu ilan etmiştir. Bununla da kalmayıp Boston Güzel Sanatlar Müzesi için Ekim 1918’de yayınlanan bir bültende, “Yerli zenci ırkı, ne ticaretin ne de anılmaya değer bir endüstriyi asla geliştirmemişti ve kültürel konumlarını Mısırlı göçmenlere ve ithal Mısır medeniyetine borçluydu” diye yazdı.

20 yy ortalarına kadar süren arkeolojik kazılar neticesinde Kerma’nın MÖ. 3000 lere kadar giden bir geçmişi olduğu kanıtlandı. Kerma güçlü ve en önemlisi yerli bir krallığın başkentiydi.

Mısır’a dahil olmak bir kenara Mısır’ın en büyük rakibi oldu ve zaman zaman onun önüne bile geçti.

Kush Krallığı harita. Kaynak

İlk Kush krallığı doğuya Kızıldeniz boyunca, Mısır ve antik Punt gibi komşu devletlerle fildişi, altın, bronz, abanoz ve kölelerle ticaret yaptı ve mavi sırlı çanak çömlek ve ince cilalı lale şeklindeki kırmızı- kahverengi seramikleriyle ünlendi.

İsviçreli arkeolog Charles Bonnet 1970 lerden itibaren bölgede bir çok çalışma yaptı. Kush krallığının ve başkent Kerma’nın eski tarihini yeniden yazacak olan keşifler yaptı. Dukki Gel olarak bilinen ve MÖ 2. binyıldan kalma bir Kushite metropolünü belirledi ve kazdı.

Kerma antik şehri. SUDAN

MÖ 1500 civarında, Mısır’ın firavunları Nil boyunca güneye yürüdüler ve Kerma’yı fethettikten sonra kaleler ve tapınaklar kurarak Mısır kültürünü ve dinini Nubia’ya taşıdılar. Mısırlılar, Jebel Barkal’da kutsal bir tapınak inşa ettiler. Eski Mısırlıların Yaratılışın kaynağı olduğuna inandıkları, gün batımını ölümle ilişkilendiren bir tapınaktı.

Mısır yönetimi MÖ 11. yüzyıla kadar Kush’ta hüküm sürdü. Mısır çekilirken Kushite krallarının yeni bir hanedanı, Kerma’nın 120 mil güneydoğusundaki Napata şehrinde yükselişe geçmişti. Napata’nın üçüncü kralı olan ve Sudan’da daha çok Piankhi olarak bilinen Piye, atlılardan, yetenekli okçulardan ve Nil’in kuzeye yelken açan deniz kuvvetlerinden oluşan bir orduyla kuzeye yürüdü. Mısır prenslerinden oluşan bir koalisyonu mağlup eden Piye, kralları genellikle Kara Firavunlar olarak bilinen Mısır’ın 25. Hanedanlığını kurdu.

Kara Firavunlar Dönemi

Piye, zaferini bugün Kahire’deki Mısır Müzesi’nde korunan koyu gri granit bir stel üzerinde Orta Mısır hiyeroglifleriyle yazılmış 159 satırlık bir yazıta kaydetti. Daha sonra yeni genişleyen krallığını yönetmek için Napata’ya döndü.

Piye’nin oğullarından biri olan ve Sudan’da Tirhaka olarak bilinen Taharqa’dan İbranice İncil’de Kudüs Kralı Hizkiya’nın müttefiki olarak bahsedilmiştir. Kraliyet mezarlığını 14 mil ötedeki Nuri’ye taşıdı ve kendisi için Kushite krallarını onurlandırmak için dikilenlerin en büyüğü olan bir piramit yaptırdı. Arkeologlar hala neden kraliyet mezarlığını taşıdığını tartışıyorlar.

El Kurru’da bulunan Kral Tantamani’nin mezarı

Kara Firavunların Mısır hakimiyeti yaklaşık bir asır sürdü, ancak Taharqa Mısır’ın kontrolünü Asurlular işgaliyle  kaybetti. MÖ altıncı yüzyıldan başlayarak, Napata Mısırlılar, Persler ve Romalılar tarafından tehdit edildiğinde, Kush kralları başkentlerini güneye Meroe’ye taşıdılar. Demir ve diğer değerli metaller açısından zengin bölgede birçok önemli ticaret yolunun kesişme noktasında bulunan bu şehir, Afrika ile Akdeniz arasında bir köprü haline geldi ve zenginleşti.

Krallık dışarıdan Mısır etkileri, Greko-Romen etkileri, ama aynı zamanda Afrika’dan da etkiler aldı.

Münih’teki Mısır Devlet Müzesi’nden Arnulf Schlüter, “bu etkiler ile birlikte kendi fikirlerini, kendi mimari ve sanatlarını oluşturduklarını” söyledi.

Meroe piramitleri

2011 yılında Unesco Dünya Mirası alanı olarak adlandırılan Meroe’deki piramitler, şüphesiz buradaki en çarpıcı özellik. Mısır’daki piramitler kadar eski veya büyük olmasalar da, daha dik olmaları bakımından benzersizdirler ve hepsi kraliyet ailelerine adanmamışlardır; soylular (en azından bunu karşılayabilenler) piramitlere gömülmeye başlanmıştır. Bugün birçok Sudanlı, ülkedeki ayakta duran antik piramitlerin sayısının (200’den fazla) Mısır’dakilerden fazla olduğunu biliyor.

Kush’u yaklaşık MÖ 40’tan MÖ 10’a kadar yöneten bir savaşçı-kraliçe olan Amanirenas’dı.Yunan coğrafyacı Strabon onu “erkeksi ve tek gözü kör bir kadın” olarak tanımlar.

Diğer bir ünlü kraliçesi ise Naga kasabasında, başka bir kandake M.Ö. 1’den MS 25’e kadar hüküm süren Amanitore, yerli aslan tanrısı Apedemak’a adanmış bir tapınağın giriş kapısı duvarında eş vekili Kral Natakamani’nin yanında tasvir edilmiştir.

Kraliçe Amanitore

Pek çok bilim adamı Amanitore’nin halefi Amantitere’nin Yeni Ahit’te “Etiyopyalıların kraliçesi Candace” (Saba melikesi Belkıs) olarak anılan  ibadet için Kudüs’e giden Kushite kraliçesi olduğuna da inanılmaktadır.

MS. dördüncü yüzyılda, Kush’un gücü azalmaya başladı. Tarihçiler, bunu iklim değişikliğinden kaynaklanan kuraklık ve kıtlığın, doğuda rakip bir medeniyet olan Aksum’un yükselişi dahil olmak üzere bunun için farklı yorumlarda bulunuyorlar.

Yıllarca, Kush’un tarihi ve dünya medeniyetine katkıları büyük ölçüde göz ardı edildi. Erken Avrupalı ​​arkeologlar, burayı Mısır’ın bir yansımasından daha fazlası olarak göremediler.

Sudan’daki siyasi istikrarsızlık, ihmal ve az gelişmişlik, ülkenin eski tarihi hakkında yeterli araştırmayı engelledi.

Yine de Kush’un mirası, kendine özgü kültürel başarıları ve medeniyeti nedeniyle önemlidir: kendi dili ve yazısı vardı; ticarete ve vasıflı çalışmaya dayalı bir ekonomi; okçulukta iyi bilinen bir uzmanlık, sığır yetiştirmeye izin veren bir tarım modeli; süt, darı ve hurma gibi yerel çevreyi yansıtan yiyecekler içeren özgün bir mutfak. Eşsiz şehir planlaması ve güçlü kadın asilleriyle Mısır, Levant ve Mezopotamya’daki komşularından farklı olarak örgütlenmiş bir toplumdu.

Kaynak: Török, László. The Kingdom of Kush: History and Civilization (İngilizce). Brill. s. 49. ISBN 978-9004104488.

  • Kerma – İsviçre’nin Sudan’da yürüttüğü arkeolojik çalışmanın resmi internet sitesi
Banner
Benzer Yazılar

Karadeniz’in kıyı kesiminde günümüze ulaşan tek Roma tiyatrosu Tios tekrar kazılıyor

4 Aralık 2022

4 Aralık 2022

Karadeniz’in kıyı kesiminde günümüze ulaşabilen tek Roma tiyatrosu Tios, 10 yıl aradan sonra tekrar kazılıyor. Zonguldak Çaycuma ilçesine bağlı Filyos...

3 Bin 300 Yıllık Hitit Yazıtı Kapı Yapımında Kullanılmış

10 Mayıs 2021

10 Mayıs 2021

Kültürel varlıklarımız, birer birer bilgisizliğin ve cahilliğin kurbanı oluyor. Tarihin karanlıklarını aydınlatacak eserler, amacı dışında kullanılmaya devam ediyor. 3 Bin...

Dünya’nın En Eski Hayvan Tasviri Bulundu

14 Ocak 2021

14 Ocak 2021

Eski insanların sadece hayatta kalabilmekle ilgilendiklerini düşünmek kolaydır. Ama onlar hayatta kalabilmek için aletler icat ettiler değişen iklime uyum sağlabilmek...

Anadolu’da 16 Bin Yıllık Köpek İzleri: Pınarbaşı Bulguları Evcilleştirmenin Tarihini Geriye Çekti

29 Mart 2026

29 Mart 2026

Antik DNA analizleri Anadolu’da köpeklerin sanılandan çok daha erken ortaya çıktığını gösterdi. Türkiye’deki Pınarbaşı yerleşiminde incelenen kalıntılar köpeklerin yaklaşık 16...

Suriye’de Amazon savaşçılarının tasvir edildiği nadir Roma mozaiği bulundu

12 Ekim 2022

12 Ekim 2022

Suriye iç savaşının başlamasından bu yana 11 yıl geçti. Binlerce insanın ölmesine ve büyük yıkımlara yol açan çatışma yıllarında kültürel...

Uşaklı Höyük’te ortaya çıkarılan dairesel yapı kutsal Hitit kenti Zippalanda’yı işaret ediyor olabilir

27 Aralık 2022

27 Aralık 2022

Uşaklı Höyük kazılarında ortaya çıkarılan dairesel yapı kayıp Hitit kutsal kenti Zippalanda’yı işaret ediyor olabilir. Bu savı geçtiğimiz kazı sezonlarında...

Mayın temizleme dalgıçları MÖ 3. yüzyıldan kalma gemi enkazı keşfettiler

25 Haziran 2023

25 Haziran 2023

Hırvat ve İtalyan deniz mayın temizleme dalgıçları arasındaki işbirliğine dayalı eğitim tatbikatlarının bir sonucu olarak, doğu Adriyatik deniz tabanındaki en...

Anadolu’da Muşki Sorunsalı ve Muşki Seramiği

6 Ocak 2021

6 Ocak 2021

Muşkiler, Demir Çağı döneminde Anadolu’da yaşamış,  Kafkasyadan gelmiş bir halktır. Muşkiler yazılı kaynaklara bakıldığında Assur kaynaklarında görülseler de Hitit yazılı...

Körzüt Kalesi’nde Urartu Kralı Menua’nın ikinci tapınağı gün yüzüne çıkarılıyor

20 Aralık 2022

20 Aralık 2022

Van ilinin Muradiye ilçesine bağlı Uluşar mahallesinde yer alan Urartu Kralı Menua’nın yaptırdığı Körzüt Kalesi’nde gerçekleştirilen kazı çalışmalarında ikinci tapınak...

6000 yıllık yerleşim yerindeki kazılar, Irak’taki en eski devlet kurumlarının ortaya çıkışına ve reddedilmesine dair kanıtlar ortaya çıkarıyor

6 Aralık 2024

6 Aralık 2024

Irak’ın kuzeyinde Shakhi Kora arkeolojik alanında M. Ö. 4. binyıla ait yerleşim yerinde yapılan yeni kazılar, ilk devlet kurumlarına dair...

Lagina’daki Hekate Tapınağı: Muğla’nın Gizemli Kutsal Alanı

9 Haziran 2025

9 Haziran 2025

Ege Bölgesi’nin kalbinde, Muğla’nın Yatağan ilçesi yakınlarında yer alan Lagina Antik Kenti, antik dünyanın en gizemli ve etkileyici kutsal alanlarından...

“Cehennem Kapısı”nın bu yıl ziyaretçilere açılması bekleniyor

26 Temmuz 2021

26 Temmuz 2021

Denizli Pamukkale ilçesinde bulunan Hierapolis antik kentinde yer alan “Cehennem Kapısı”nın bu yıl içinde ziyaretçilere açılması bekleniyor. 2 bin 200...

Alexandria Troas kazılarında 2 bin 200 yıllık çarşı kapısı bulundu

18 Ekim 2021

18 Ekim 2021

Alexandria Troas kazılarında geçtiğimiz günlerde altar yapısı ortaya çıkarılmıştı. Şimdi de kentin çok önemli bir yapısına çarşı ile caddeyi bağlayan...

DNA Çalışması, Antik Mısırlı Adamın Mezopotamya Köklerine Sahip Olduğunu Ortaya Koydu

2 Temmuz 2025

2 Temmuz 2025

Bilim insanları, Antik Mısır’a dair ilk bütün genom dizilimini gerçekleştirdi. Liverpool John Moores Üniversitesi ve Francis Crick Enstitüsü’nden araştırmacılar, 4.500...

Gordion Antik Kenti’nde Frigya Kraliyet Mezarına Ulaşıldı

5 Haziran 2025

5 Haziran 2025

Ankara’nın Polatlı ilçesinde yer alan Gordion Antik Kenti’nde, Frigya Krallığı’na ait olduğu düşünülen ahşap bir mezar odası ortaya çıkarıldı. Kültür...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]