11 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Afrika’nın Unutulmuş Krallığı “Kush”

Sudan’da kurulmuş olan en eski krallıklardan biridir. Bu krallık 5000 yıl önce muhteşem bir krallık kurmuş ve nedense akabinde unutulmuştur. Bu krallığı ananların ise sanki Mısır ülkesinin bir parçası gibi bahsetmesi oldukça şaşırtıcıdır. Peki bu ülke neden tarihin tozlu sayfalarında unutulmaya bırakılmıştır?

Sudan’ın başkenti olan Hartum’dan kuzeye doğru gidildiğinde Kush krallığının başkenti olan Meroe’ye ulaşılır. Meroe antik kentini bir yol ortadan ikiye ayırmaktadır. Doğuda Kraliyet mezarları batıda ise saray ve bir tapınağın kalıntıları bulunmaktadır.

14. yüzyıla ait Soleb Tapınağı, Mısır’ın saltanatının eski Nubia’yı kapsadığı bir dönemde Mısır firavunu III.Amenhotep tarafından inşa edilmiştir.

Bu ülke tarihte farklı isimlerle anılmaktaydı. Ta-Seti ya da Yay Ülkesi, bu isim ülke sakinlerinin uzman okçular olması sebebiyle bu şekilde adlandırıldı. Ta-Nehesi veya Bakır Ülkesi, Yunanca’dan Etiyopya veya Yanık Yüzler Ülkesi, Nubia ise muhtemelen bol miktarda bulunan altın için eski bir Mısır kelimesinden türetilmiştir.

Yaklaşık MÖ 2500 ile MS 300 arasında bölgeye hakim olan krallıktır Kush! Bazı dini geleneklerde Kush, Ham’ın oğlu ve soyundan gelenleri kuzeydoğu Afrika’da yaşayan Nuh’un torunu olan İncil’deki Cush ile bağlantılı olduğunu söyler.

Nedense Avrupalı ve Amerikalı arkeologlar yıllarca bu krallığı kendi önyargılarıyla değerlendirmişlerdir.  20. yüzyılın başlarında, Harvardlı bir Mısır bilimci olan George Reisner, Nubia yerleşim yeri olan Kerma’nın kalıntılarını gördükten sonra, burayı bir Mısır karakolu ilan etmiştir. Bununla da kalmayıp Boston Güzel Sanatlar Müzesi için Ekim 1918’de yayınlanan bir bültende, “Yerli zenci ırkı, ne ticaretin ne de anılmaya değer bir endüstriyi asla geliştirmemişti ve kültürel konumlarını Mısırlı göçmenlere ve ithal Mısır medeniyetine borçluydu” diye yazdı.

20 yy ortalarına kadar süren arkeolojik kazılar neticesinde Kerma’nın MÖ. 3000 lere kadar giden bir geçmişi olduğu kanıtlandı. Kerma güçlü ve en önemlisi yerli bir krallığın başkentiydi.

Mısır’a dahil olmak bir kenara Mısır’ın en büyük rakibi oldu ve zaman zaman onun önüne bile geçti.

Kush Krallığı harita. Kaynak

İlk Kush krallığı doğuya Kızıldeniz boyunca, Mısır ve antik Punt gibi komşu devletlerle fildişi, altın, bronz, abanoz ve kölelerle ticaret yaptı ve mavi sırlı çanak çömlek ve ince cilalı lale şeklindeki kırmızı- kahverengi seramikleriyle ünlendi.

İsviçreli arkeolog Charles Bonnet 1970 lerden itibaren bölgede bir çok çalışma yaptı. Kush krallığının ve başkent Kerma’nın eski tarihini yeniden yazacak olan keşifler yaptı. Dukki Gel olarak bilinen ve MÖ 2. binyıldan kalma bir Kushite metropolünü belirledi ve kazdı.

Kerma antik şehri. SUDAN

MÖ 1500 civarında, Mısır’ın firavunları Nil boyunca güneye yürüdüler ve Kerma’yı fethettikten sonra kaleler ve tapınaklar kurarak Mısır kültürünü ve dinini Nubia’ya taşıdılar. Mısırlılar, Jebel Barkal’da kutsal bir tapınak inşa ettiler. Eski Mısırlıların Yaratılışın kaynağı olduğuna inandıkları, gün batımını ölümle ilişkilendiren bir tapınaktı.

Mısır yönetimi MÖ 11. yüzyıla kadar Kush’ta hüküm sürdü. Mısır çekilirken Kushite krallarının yeni bir hanedanı, Kerma’nın 120 mil güneydoğusundaki Napata şehrinde yükselişe geçmişti. Napata’nın üçüncü kralı olan ve Sudan’da daha çok Piankhi olarak bilinen Piye, atlılardan, yetenekli okçulardan ve Nil’in kuzeye yelken açan deniz kuvvetlerinden oluşan bir orduyla kuzeye yürüdü. Mısır prenslerinden oluşan bir koalisyonu mağlup eden Piye, kralları genellikle Kara Firavunlar olarak bilinen Mısır’ın 25. Hanedanlığını kurdu.

Kara Firavunlar Dönemi

Piye, zaferini bugün Kahire’deki Mısır Müzesi’nde korunan koyu gri granit bir stel üzerinde Orta Mısır hiyeroglifleriyle yazılmış 159 satırlık bir yazıta kaydetti. Daha sonra yeni genişleyen krallığını yönetmek için Napata’ya döndü.

Piye’nin oğullarından biri olan ve Sudan’da Tirhaka olarak bilinen Taharqa’dan İbranice İncil’de Kudüs Kralı Hizkiya’nın müttefiki olarak bahsedilmiştir. Kraliyet mezarlığını 14 mil ötedeki Nuri’ye taşıdı ve kendisi için Kushite krallarını onurlandırmak için dikilenlerin en büyüğü olan bir piramit yaptırdı. Arkeologlar hala neden kraliyet mezarlığını taşıdığını tartışıyorlar.

El Kurru’da bulunan Kral Tantamani’nin mezarı

Kara Firavunların Mısır hakimiyeti yaklaşık bir asır sürdü, ancak Taharqa Mısır’ın kontrolünü Asurlular işgaliyle  kaybetti. MÖ altıncı yüzyıldan başlayarak, Napata Mısırlılar, Persler ve Romalılar tarafından tehdit edildiğinde, Kush kralları başkentlerini güneye Meroe’ye taşıdılar. Demir ve diğer değerli metaller açısından zengin bölgede birçok önemli ticaret yolunun kesişme noktasında bulunan bu şehir, Afrika ile Akdeniz arasında bir köprü haline geldi ve zenginleşti.

Krallık dışarıdan Mısır etkileri, Greko-Romen etkileri, ama aynı zamanda Afrika’dan da etkiler aldı.

Münih’teki Mısır Devlet Müzesi’nden Arnulf Schlüter, “bu etkiler ile birlikte kendi fikirlerini, kendi mimari ve sanatlarını oluşturduklarını” söyledi.

Meroe piramitleri

2011 yılında Unesco Dünya Mirası alanı olarak adlandırılan Meroe’deki piramitler, şüphesiz buradaki en çarpıcı özellik. Mısır’daki piramitler kadar eski veya büyük olmasalar da, daha dik olmaları bakımından benzersizdirler ve hepsi kraliyet ailelerine adanmamışlardır; soylular (en azından bunu karşılayabilenler) piramitlere gömülmeye başlanmıştır. Bugün birçok Sudanlı, ülkedeki ayakta duran antik piramitlerin sayısının (200’den fazla) Mısır’dakilerden fazla olduğunu biliyor.

Kush’u yaklaşık MÖ 40’tan MÖ 10’a kadar yöneten bir savaşçı-kraliçe olan Amanirenas’dı.Yunan coğrafyacı Strabon onu “erkeksi ve tek gözü kör bir kadın” olarak tanımlar.

Diğer bir ünlü kraliçesi ise Naga kasabasında, başka bir kandake M.Ö. 1’den MS 25’e kadar hüküm süren Amanitore, yerli aslan tanrısı Apedemak’a adanmış bir tapınağın giriş kapısı duvarında eş vekili Kral Natakamani’nin yanında tasvir edilmiştir.

Kraliçe Amanitore

Pek çok bilim adamı Amanitore’nin halefi Amantitere’nin Yeni Ahit’te “Etiyopyalıların kraliçesi Candace” (Saba melikesi Belkıs) olarak anılan  ibadet için Kudüs’e giden Kushite kraliçesi olduğuna da inanılmaktadır.

MS. dördüncü yüzyılda, Kush’un gücü azalmaya başladı. Tarihçiler, bunu iklim değişikliğinden kaynaklanan kuraklık ve kıtlığın, doğuda rakip bir medeniyet olan Aksum’un yükselişi dahil olmak üzere bunun için farklı yorumlarda bulunuyorlar.

Yıllarca, Kush’un tarihi ve dünya medeniyetine katkıları büyük ölçüde göz ardı edildi. Erken Avrupalı ​​arkeologlar, burayı Mısır’ın bir yansımasından daha fazlası olarak göremediler.

Sudan’daki siyasi istikrarsızlık, ihmal ve az gelişmişlik, ülkenin eski tarihi hakkında yeterli araştırmayı engelledi.

Yine de Kush’un mirası, kendine özgü kültürel başarıları ve medeniyeti nedeniyle önemlidir: kendi dili ve yazısı vardı; ticarete ve vasıflı çalışmaya dayalı bir ekonomi; okçulukta iyi bilinen bir uzmanlık, sığır yetiştirmeye izin veren bir tarım modeli; süt, darı ve hurma gibi yerel çevreyi yansıtan yiyecekler içeren özgün bir mutfak. Eşsiz şehir planlaması ve güçlü kadın asilleriyle Mısır, Levant ve Mezopotamya’daki komşularından farklı olarak örgütlenmiş bir toplumdu.

Kaynak: Török, László. The Kingdom of Kush: History and Civilization (İngilizce). Brill. s. 49. ISBN 978-9004104488.

  • Kerma – İsviçre’nin Sudan’da yürüttüğü arkeolojik çalışmanın resmi internet sitesi
Banner
Related Articles

İzlanda’da insan yapımı Viking mağarası keşfedildi

2 Haziran 2022

2 Haziran 2022

İzlanda Arkeoloji Enstitüsü’nden arkeologlar, İzlanda’nın Rangárvellir kentindeki Oddi köyü yakınlarında Viking döneminden kalma insan yapımı mağara keşfetti. Arkeologlar, insan yapımı...

Arkeologlar, Hitit kenti Samuha’da kuş falı tabletleri ve kraliyet mühürleri keşfetti

17 Eylül 2025

17 Eylül 2025

Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde yer alan Hitit yerleşim yeri Kayalıpınar, antik çağdaki adıyla Samuha, bu sezon yapılan kazılarda çarpıcı buluntulara sahne...

35.000 yıl önce ölen Afrikalı adamın yüzü yeniden canlandırıldı

4 Nisan 2023

4 Nisan 2023

Kutsal Nil kıyısında elinde baltayla ölen Afrikalı bir adamın yüzü 35.000 yıl sonra yeniden canlandırıldı. 17 ila 29 yaşları arasında...

Asar Kayası İkinci Kurul Kalesi Olabilir

30 Mayıs 2021

30 Mayıs 2021

Ordulu doğa savunucuları, Asar Kayası bölgesinin Anadolu tarihine ışık tutan Kurul Kalesi gibi benzer tarihsel kalıntılara sahip bir alan olabileceğini...

İklim Değişikliği 50 Bin Yıllık Mağara Resimlerini Tehdit Ediyor

14 Mayıs 2021

14 Mayıs 2021

Hızlı ve plansız gelişen sanayileşme Dünya’nın dengesini bozmaya devam ediyor. Daha fazla üretme ve ekonomik açıdan güçlü olma hevesiyle birbiri...

Apollon Tapınağı’nın Kayıp Sığınağı Bulundu

1 Ocak 2021

1 Ocak 2021

Yunan panteonunun en büyük tanrılarından Zeus’un oğlu Apollon’un kayıp sığınağı bulundu. Olympos Dağı’nın ürettiği mitolojide müziğin, sanatın, Güneş’in, ateş ve...

Isparta’nın Dağlarında Unutulan Pisidya Kenti Adada, 1.700 Yıllık Yaşamın İzlerini Koruyor

24 Mayıs 2026

24 Mayıs 2026

Isparta’nın Sütçüler ilçesindeki Adada Antik Kenti, Pisidia’nın dağlık coğrafyasında 1.700 yıl boyunca kesintisiz süren kent yaşamının izlerini taşıyor. Helenistik dönemden...

Doç. Dr. Erkan Fidan “Luvilere ait bir kent olabilir”

27 Kasım 2021

27 Kasım 2021

Anadolu üzerinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış eşsiz bir coğrafyadır. Prehistorya ve Protohistorya dönemlere ait Hatti, Hitit, Urartu, Frig, Lidya...

Güney Afrika’da dünyanın bilinen en eski mezar alanı keşfedildi; Homo naledi mezarlığı

6 Haziran 2023

6 Haziran 2023

Güney Afrikalı paleontologlar, Johannesburg yakınlarındaki Rising Star Cave’de soyu tükenmiş hominin türü Homo naledi’ye ait mezar alanı keşfettiler. Paleoantropolog Lee...

Fransa’da 1700 yıllık Roma ayakkabısı ve zanaat bölgesi bulundu

3 Haziran 2023

3 Haziran 2023

Fransız Ulusal Önleyici Arkeolojik Araştırma Enstitüsü (INRAP) arkeologları tarafından Therouanne kasabasının güneybatısında bir kanalın yakınında bir Roma dönemi zanaat bölgesi...

Cambridge arkeologları İngiltere’de 600 bin yıllık insan kalıntılarına ulaştı

22 Haziran 2022

22 Haziran 2022

Cambridge Üniversitesi arkeologları tarafından yürütülen araştırma ile İngiltere’de Neandertallerin atası olan Homo heidelbergensis’in varlığını ortaya koyan bulgulara ulaşıldı. Canterbury bölgesinde...

Karadeniz’in kıyı kesiminde günümüze ulaşan tek Roma tiyatrosu Tios tekrar kazılıyor

4 Aralık 2022

4 Aralık 2022

Karadeniz’in kıyı kesiminde günümüze ulaşabilen tek Roma tiyatrosu Tios, 10 yıl aradan sonra tekrar kazılıyor. Zonguldak Çaycuma ilçesine bağlı Filyos...

Palmira Antik Kenti Zafer Takı’nın Restorasyon Çalışmaları Başlıyor

22 Mart 2022

22 Mart 2022

Terör örgütü DEAŞ tarafından 2015 yılında yıkılan Palmira Antik Kenti Zafer Takı’nın restorasyon çalışmaları başlıyor. Proje, Rus ve Suriyeli arkeolog...

“Türk-Kağan” Yazılı Antik Para, Türk Adının Bilinen En Eski Belgesi Olabilir

15 Mayıs 2025

15 Mayıs 2025

Özbekistan’da arkeologlar, Türk tarihine ışık tutacak olağanüstü bir bulguya ulaştı. Üzerinde “Türk-Kağan” ifadesi yer alan, 6. yüzyıla ait bronz bir...

Kene ısırması sonucu vefat eden Arkeolog Murat Kurt son yolculuğuna uğurlandı

8 Haziran 2022

8 Haziran 2022

Erzurum Şenkaya ilçesi Akşar Mahallesi’nde devam eden arkeolojik çalışmaya katılan Arkeolog Murat Kurt, kene ısırması sonucu hayatını kaybetmişti. Arkeolog Murat...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]