30 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Etiyopya’da bulunan Homo sapiens’in yaşı yeniden hesaplandı

Etiyopya’da bulunan Homo sapiens fosillerin yaşı bölgede bulunan volkanik küllerin incelenmesi ile bilinenden daha geriye tarihlendi.

Etiyopya’da ele geçen fosiller üzerinde yapılan incelemelerde Homo sapiens’in yaşı 197.000 yıl öncesine dayandığı hesaplanmıştı.

1960 yılının sonlarında volkanik kül tortu katmalarında bulunan fosiller üzerinde yapılan en son araştırmada Homo sapiens’in yaşı 233.000 yıl kadar geriye çekildiği raporlandı.

OMO I olarak bilinen kalıntıların yeni tarihlendirmesi, bölgeden ve uzak volkanlardan gelen külün ayrıntılı bir incelemesi sonucu ortaya çıkarıldı.

Araştırmanın sonuçları Nature dergisinde yayınladı.

Londra’daki Doğa Tarihi Müzesi’nde paleoantropolog olan ve aynı zamanda kalıntıları inceleyen Chris Stringer, bir e-postada, “Bu çalışma, Omo I iskeletinin kesinlikle 230,000 yaşından büyük olduğunu göstermek açısından önemlidir” dedi.

Cambridge Üniversitesi’nde volcanologist olan Céline Vidal, kalıntılar, erken insan atalarının yaşadığı dönemde volkanik olarak çok aktif olan bir bölge olan güney Etiyopya’daki aşağı Omo vadisinin Kibish Formasyonu’nda bulundu.

Bununla birlikte, yarık vadisi, göller ve ormanlık alanlarla dolu olduğu için bu çağda yaşamak için çekici bir yer olurdu. Volkanlar, alet yapmak için verimli topraklar ve bol miktarda obsidyen kaya yaratmış olurdu. Vidal, vadinin “türlerin gelişmesi için kaynaklar sağladığını” söylüyor.

Vidal, kötü korunmuş kemiklerin yaşını doğrudan belirlemenin zor olduğunu söylüyor. Bunun yerine, araştırmacılar Omo I’in çevresini araştırdılar. Daha önceki çabalar, 200.000 yaşın biraz altında bir yaş veren, fosillerin üstünde veya altında olmayan ancak yakınında bulunan bir volkanik kül tabakasına odaklanmıştı. Vidal, “Fakat büyük belirsizlik, bu kül tabakasının fosillere göre konumudur” diyor.

Omo I’i çevreleyen tortulların çok üzerinde olmayan bir buçuk metre kalınlığındaki kül tabakası daha da heyecan verici. Bu tortu, açıkça altındaki fosillerden biraz daha genç, ancak yaşını saptamak zor oldu. Malzemenin hamur gibi bir kıvamı var, bu da bilim adamlarının radyometrik tarihleme adı verilen bir teknik kullanarak analiz etmesini çok ince yapıyor .

1960'larda Etiyopya'daki Omo Nehri'nde keşfedilen bu kafatasları, bilinen en eski insan fosilleri arasında yer alıyor.  M. H. Day
1960’larda Etiyopya’daki Omo Nehri’nde keşfedilen bu kafatasları, bilinen en eski insan fosilleri arasında yer alıyor. M. H. Day

Ancak külün bileşimini belirleyebilirler diyen Vidal, “Her volkanik tortunun kendi parmak izi, kendi kimyasal imzası vardır” diyor. Araştırmacılar serpintiden sorumlu yanardağı tespit edebilirlerse, aynı patlamadan başka yerlerde daha kolay yaşlanabilecek daha büyük kayalar bulabilirler.

Vidal ve diğer araştırma üyeleri, Etiyopya’da 300.000 ila 60.000 yıl önce meydana gelen büyük volkanik patlamaları araştırarak bu sorunun üstesinden geldi. “Bu projenin daha geniş anlamı, bu büyük patlamaların o zamanlar Homo sapiens’in evrimi ve göç kalıpları üzerinde bir etkisi olup olmadığını anlamaktı ” diyor.

Vidal ve ekibi, püskürmelerin boyutunu ölçmek için, Kibish Formasyonu da dahil olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerinden kül örnekleri aldı. Omo I’in üzerindeki kül tabakasının kimyasal parmak izlerinin, yaklaşık 217 mil kuzeydoğudaki Shala yanardağının patlayıcı patlamasından elde edilenle eşleştiğini buldular.

Araştırmacılar, radyometrik tarihleme ile yanardağın çevresindeki yumruk büyüklüğündeki pomza taşlarını analiz ederek, patlamanın yaklaşık 233.000 yıl önce gerçekleştiğini hesapladılar. Bu, Omo I’in üzerindeki kül tabakasının da 233.000 yaşında olduğunu gösterir, bu nedenle atalara ait fosiller daha da yaşlı olmalıdır. Vidal, patlamanın ne kadar büyük olduğu göz önüne alındığında, taze, ince külün yüzlerce kilometre uzağa taşınmasının şaşırtıcı olmadığını söylüyor.

Genetik verilere dayanarak, bilim adamları Homo sapiens’in 350.000 ila 200.000 yıl önce diğer erken homininlerden ayrıldığını tahmin ettiler. Vidal, Omo I için minimum 233.000 yaşında olması “bu modelle mantıklı” diyor. Vidal, Omo I’de ve daha sonra insanlarda bulunan, uzun kafatası ve çene de dahil olmak üzere belirli özelliklere sahip olmadıklarını söylese de, Fas’tan başka bir fosil grubu 315.000 yıl öncesine tarihlendirildi.

Bir sonraki adımın, alt katmanlardan alınan ince kül örnekleriyle analizi tekrarlayarak fosiller için maksimum bir yaş belirlemek olacağını belirtiyor. Araştırmacılar ayrıca, kuzey Etiyopya’dan gelen ve yaklaşık 160.000 yaşında olduğu tahmin edilen, Herto fosilleri olarak bilinen, bölgedeki en eski ikinci modern insan kalıntılarının yaşı için tahminlerde ince ayar yapmayı umuyorlar.

Kaynak populer since

Banner
Benzer Yazılar

Pomeranya’da Gömülmüş Dört İskandinav Savaşçısı

8 Şubat 2021

8 Şubat 2021

Uzman analizlerine göre, Ciepłe’deki (Pomeranya) mezarlığın orta kısmına zengin mezar hediyeleri ile gömülen dört savaşçı İskandinavya’dan geldi. Boleslaw I. Brave’in...

Yahya Coşkun “Çalınan hiçbir kültür varlığımız yoktur”

16 Şubat 2023

16 Şubat 2023

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Yahya Coşkun merkez üssü Kahramanmaraş olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerde bölgede bulunan...

500 yaşındaki İnka mumyası, sanki derin bir uykuda “La Doncella”

24 Ağustos 2021

24 Ağustos 2021

1999’da Arjantin’deki yüksek Volcán Llullaillaco zirvesinin yakınında bulunan üç İnka mumyası tüm bilim adamlarını hayrete düşürdü. Bulunan 3 İnka o...

Norveç’te radar tarafından keşfedilen yeni büyük Viking çağı tekne mezarı

12 Nisan 2022

12 Nisan 2022

Arkeologlar, yere nüfuz eden bir radar (GPR) araştırması sırasında Norveç’teki Øyesletta yakınlarında Viking Çağından kalma bir tekne mezarı buldular. Bu...

Magnesia kazılarında Zeus Tapınağı’nın Giriş Kapısı Ortaya Çıkarılıyor

26 Eylül 2021

26 Eylül 2021

Efsaneye göre Thessalia’dan gelen Magnetler tarafından kurulmuş olan Magnesia Antik Kenti’nde Zeus Tapınağı’nın giriş kapısı ortaya çıkarılmaya başlandı. Aydın ilinin...

Altay Dağları’nda 2.500 Yıllık Çene Rekonstrüksiyonu: Demir Çağı Tıbbı Sanılandan Çok Daha Gelişmiş

17 Şubat 2026

17 Şubat 2026

Altay Dağları’nın sert rüzgârları altında yaşayan bir kadın… Ağır bir kafa travması geçiriyor. Normal şartlarda ölümcül sayılabilecek bir yaralanma. Fakat...

Çorum’da Köktürk dönemi kurganlarına benzeyen yapılarla karşılaşıldı

17 Kasım 2022

17 Kasım 2022

Çorum’da Köktürk dönemi kurganlarına benzeyen birçok salur damgalı mezar yapıları ile karşılaşıldı. 1071 öncesi toplu mezar ve kurgan yapılarına Çorum’un...

Tacámbaro’nun çakal adamı heykeli

26 Ocak 2022

26 Ocak 2022

Bir MezoAmerikan uygarlığı olan Tarascan (Purépecha) kültürüne ait ((MS 1400-1521) Tacámbaro’nun çakal adamı heykeli, Instituto Nacional de Antropología e Historia...

Milli Mücadelenin Ateşlendiği Ev “Atatürk Müzesi”

12 Aralık 2020

12 Aralık 2020

Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün Milli Mücadeleyi başlattığı İstanbul Şişli’deki ev “Atatürk Müzesi” olarak hizmet veriyor. Vatanın kurtulması için başlatılan mücadelenin...

Çanakkale Müzesi 1911 yılında 10 bin kuruş ödenekle kurulmuş

5 Ocak 2022

5 Ocak 2022

Osmanlı Devleti müzecilik tarihi denilince akla Osman Hamdi Bey ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri gelir. Osman Hamdi Bey’in özverili çalışmalarının bir...

Taş Devrinin Bilinmeyen Müzik Aletleri

21 Aralık 2020

21 Aralık 2020

Müzik dünyanın evrensel dilidir. Atalarımızın bizden binlerce yıl önce güzel seslerin cazibesine kapılıp kapılmadığını bilmemiz mümkün değil. Ama bildiğimiz ve...

İnka Kurban Ritüeline Dair Bildiklerimiz Değişiyor: Çocuk Mumyalarda Ölüm Sonrası Müdahale İzleri

3 Şubat 2026

3 Şubat 2026

And Dağları’nın zirvelerinde bulunan İnka çocuk mumyaları, uzun yıllar boyunca tek bir anın tanığı olarak görüldü: ritüel kurban.Yeni bilimsel veriler,...

Arkeologlar, Utah Çölü’nde Buzul Çağı insan ayak izlerini keşfettiler – 12.000 yıldan daha eski olabilir.

27 Temmuz 2022

27 Temmuz 2022

Cornell Üniversitesi’nde Araştırma Bilimcisi olan Daron Duke ve Thomas Urban, Utah Çölü’nde 88 korunmuş Buzul Çağı insan ayak izi keşfetti....

Arjantin’de Devasa Bir Dinazor Bulundu Ancak Fon Bulunamadığı İçin Çalışmalara Devam Edilemiyor

29 Ocak 2021

29 Ocak 2021

Arjantin’in güney Patagonya bölgesinde 2012 yılında bulunan devasa bir titanozor sauropod kalıntıları, şimdiye kadar bulunan en büyük dinazorlardan biri olabilir....

Lagina’daki Hekate Tapınağı: Muğla’nın Gizemli Kutsal Alanı

9 Haziran 2025

9 Haziran 2025

Ege Bölgesi’nin kalbinde, Muğla’nın Yatağan ilçesi yakınlarında yer alan Lagina Antik Kenti, antik dünyanın en gizemli ve etkileyici kutsal alanlarından...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]