2 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Oluz höyük dinsel kökleri ile şaşırtmaya devam ediyor

Amasya Oluz Höyük kazıları devam ediyor. Prof. Dr. Şevket Dönmez başkanlığında yürütülen Oluz Höyük kazıları ile Anadolu dinsel kökler ile ilgili yeni bilgilere ulaşılıyor,

Avcı-toplayıcı kültürden yerleşik yaşama geçen insan, dini ritüelleri ve dini yapı mimarisini de başlatmıştır. Kendi hayatını ve çevresinde oluşan olayları doğa güçleri ile özdeşleştiren ve anlamlandırmaya çalışan insan, her şeyin yaratıcısı ve düzenleyicisi olarak doğurganlık, bereketin, yaşamın kaynağı kadın idolünde görmüştür. Tarihin ilk bilinen yerleşim alanlarından olan Konya ilinin Çumra ilçesinde bulunan Çatalhöyük kazılarında bulunan Ana Tanrıça idolü bu savı desteklemektedir.

Çatalhöyük’te ortaya çıkarılan Ana Tanrıça, Anadolu topraklarında her dönem isim ve şekil değiştirerek etkinliğini sürdürmüştür. Ataerkil düşünce tarzının baskın olduğu zamana kadar Ana Tanrıça, Friglerin Matar, Mater, Matar Kubileya dedikleri ana tanrıça, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Hitit ve sonrasındaki Geç Hitit coğrafyasında Kubaba, Lykia’da Kybebe olarak adlandırılmıştır. Eski Yunanların Kybele, Romalıların ise Magna Mater (Büyük Ana) olarak isimlendirilmiştir. Ana Tanrıça’nın, Kubaba ismi anıldığı yer olan Amasya Oluz Höyük’de birde sunağı ortaya çıkarıldı. Kubaba’nın heykeli ve sunağının bulunması değerli kazanımlar elde edilmesini sağlamıştır.

Kubaba’nın heykelciği ve sunağının bulunduğu Oluz Höyük‘te kazı çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Şevket Dönmez GazeteDuvar’da yer alan röportajında ortaya çıkarılan Kubaba heykelciği ve sunağı ile ilgili bilgiler verdi.

Şevket Dönmez röportajında, Kubaba tanrıçasının “Friglerin Matar, Mater, Matar Kubileya dedikleri ana tanrıça, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Hitit ve sonrasındaki Geç Hitit coğrafyasında Kubaba, Lykia’da Kybebe olarak adlandırılıyordu. Eski Yunanların Kybele, Romalıların ise Magna Mater (Büyük Ana) olarak isimlendirdikleri ana tanrıça ile ilgili bulgular son yıllarda daha çok Kızılırmak Havzası ve yakın çevresinden geldiğini” ifade etti.

Amasya Oluz Höyük kazı çalışmaları
Amasya Oluz Höyük kazı çalışmaları coğrafyanın dinsel ilklerine inmede büyük rol oynamaktadır.

Dönmez, Kurul Kalesi’nde ele geçen Kubaba tanrıça heykeli ile Oluz Höyük kazı çalışmaları sırasında bulunan heykel arasındaki farklılıklar ve benzer noktalar ile Kubaba sunağı için şunları söyledi:

“Kurul kalesi, Karadeniz arkeolojisi için askeri ve dinsel açıdan çok değerli bulgular ve bilgiler sağlayan bir yerleşme durumuna geldi. Buraya gerçekleştirilmiş bir saldırı sonucunda yangın enkazı içinde kalmış olmaları Kurul kalesi bulgularının, günümüze ulaşmalarını sağlamış gibi görünüyor. Kurul kalesinde in-situ bulunmuş olan tahtında oturur durumdaki Kybele, gerçekte Kubaba’nın Yunanlaşmasını da yansıtmaktadır. Özellikle Anadolu’nun kıyı bölgelerinde M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren gerçekleşmeye başlayan Yunanlaşma ve sonrasındaki Romalılaşma sonucunda Kybele’nin ortaya çıktığını biliyoruz. Bugün yanlış bir şekilde Kubaba ve Matar, arkeoloji ve tarih yazımında çoğu kez ‘Kybele’ adıyla tanınıyor.
Oluz Höyük Kubaba heykelciği MÖ 6. yüzyıla ait olup, stilistik açıdan Frig sanatı özellikleri yansıtır. Kurul kalesi Kybele’si ise MÖ 1. yüzyıla tarihleniyor ve Yunan heykel sanatı etkisinde. Kızılırmak havzası Demir Çağı kültüründe Kubaba betimlerinin kent kapıları girişinde yer aldıkları görüyoruz. Boğazköy-Büyükkale, Ovaören ve Kerkenes Dağ’da keşfedilen heykel ve idoller bunun en güzel örnekleri. Kurul kalesi Kybelesi’ni Anadolu kültürüne bağlayan en önemli husus belki de onun da kent kapısına yakın bir yerde, kenti koruyan özelliği ile bulunmuş olması.

Tanrıça Kubaba heykelciğinin parçası
Tanrıça Kubaba heykelciğinin parçası

2010 yılında günyüzüne çıkmaya başlayan Kubaba Sunağı erken Zerdüşt Dini Kutsal Alanı

Oluz Höyük Kubaba Sunağı, 2010 döneminde ortaya çıkmaya başladı. Yapı, kareye yakın bir plan veren bölümüyle dikkati çekiyordu. Kazılar ilerledikçe ön kısmında zemini taşlarla döşenmiş bir avlusu bulunan değişik planlı bir yapı açığa çıktı. İçindeki taşların yoğunluğu yapının anlaşılmasını güçleştiriyordu. Bu arada yapıda Kubaba heykelciğinin alt kısmına ait bir parça bulundu. Bu heykelcik parçası açık bir şekilde Boğazköy Büyükkale ve Ankara Bahçelievler Kubaba heykelleri ile stil açısından benzerlikler taşıyordu. Yapıya kimlik kazandırma ve fonksiyon belirleme noktasında heykelciğin çok yardımı oldu. Bu bağlamda yapının bir tapınak olabileceğine dair ön değerlendirme içeren bir yayın yaptım. Sonrasında yapı üzerinde ve yakın çevresinde geliştirdiğimiz detaylı çalışmalarda burasının tapınaktan ziyade bir sunak olabileceğini düşünmeye başladım. Yapı bir kapalı mekana sahip değildi, kare görünümlü kısmı ise taşlarla dolu masif bir görünümdeydi. Bu da Frigya Bölgesi’nde görülen kaya sunaklarının taştan bir örneği ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyordu.

Tanrıça Kubaba Heykelciğinin tamamlanmış çizimi
Tanrıça Kubaba Heykelciğinin tamamlanmış çizimi

Kubaba Sunağı’nın hemen batısına inşa edilmiş olan bir Ateşgede ve erken Zerdüşt Dini Kutsal Alanı, bugün de yaşayan bir dünya dini olan Zerdüştiliğin köklerine inmemize fırsat veriyor. Ayrıca Kubaba sunağının çevresinde yapılan çalışmalarda ele geçen delinmiş koyun parmak ve aşık kemikleri, söz konusu yapının kutsallığına ve sunak işlevine işaret eden çok önemli arkeolojik bulgular. Romalı yazar Apuleius, hayatının bir büyü sonucu eşeğe dönüştüğü bir sürecini anlattığı ‘Metamorphoses’ (‘Başkalaşımlar’) adlı eserinde heykelini bizzat sırtında taşıdığı Romalıların DeaSyria adını verdikleri Atargatis adlı tanrıça ile ilgili törenlerde yaşadıklarını anlatır. Pek çok yönü nedeniyle Kubaba ile özdeşleştirebileceğimiz DeaSyria ile ilgili ayinlerde zikir benzeri gösteriler yaparak kendilerinden geçen rahiplerin bedenlerini, kan gelinceye kadar koyunların parmak kemiklerinin bağlanmış olduğu püsküllü kamçılarla dövdüklerinden bahseder.

DeaSyria ayinlerinin Önasya ana tanrıçalarının gelenekselliğinden temel almış olabileceği düşünüldüğünde, Kubaba tapınağı ve yakın çevresinde ele geçmiş olan delinmiş koyun parmak kemikleri ile aşık kemiklerinin Apuleius’un tanık olduğu ayinlerin benzerinin Oluz Höyük’te, belki de tapınak çevresinde gerçekleşmiş olabileceğine işaret ettikleri kanısındayım. Bu bağlamda, Oluz Höyük Kubaba sunağı ve yakın çevresinde bulunmuş olan delinmiş koyun parmak kemikleri ile aşık kemiklerinin Kubaba ile ilgili olabilecek ayinlerde kamçılara bağlanıp kullanılmış nesneler olabileceği düşünülebilir.

Banner
Related Articles

Almanya’da “yerden ısıtmalı” 2.000 yıllık eşsiz lüks Roma villası bulundu

3 Kasım 2022

3 Kasım 2022

Almanya’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Bavyera’nın Kempten kentinde termal banyolu ve yerden ısıtmalı lüks bir Roma villası ortaya...

Atatürk’ün Arkeolojiye Verdiği Önem

28 Ekim 2020

28 Ekim 2020

Tabiatın esrar dolu sinesine her gün daha çok girmekte olan insan zekası, realiteye kavuşmak için çalışanları tatmin edecek ve insanlık...

Hatsuyume Gecesi Gördüğünüz Rüyalar Tüm Yılınızı Etkiliyor “Japon Gelenekleri”

1 Ocak 2021

1 Ocak 2021

Rüya yorumlamak ve geleceği rüyalara göre anlamaya çalışmak insanın var oluşundan beri olağan bir durumdur. Kutsal kitaplarda bile bu durum...

Sebastia kazıları 100 Yıl Aradan Sonra Yeniden Başladı: Antik Samiriye’nin Tarihi Gün Yüzüne Çıkıyor

8 Haziran 2025

8 Haziran 2025

Yaklaşık bir asırdır arkeolojik çalışmalardan uzak kalan antik Sebastia kentinde yeniden başlatılan kazılar, tarih araştırmacılarını ve uzmanları heyecanlandıran bulgulara sahne...

Sutton Hoo Gemi Cenazesi “Britanya’nın Tutankhamunu”

3 Ocak 2021

3 Ocak 2021

İngiltere’nin ikinci dünya savaşına girmesine sayılı günler kala 1939 yılında amatör bir arkeolog olan Basil Brown tarafından eşsiz bir buluş...

Araştırmacılar Kuşan yazısını deşifre etti

14 Temmuz 2023

14 Temmuz 2023

Köln Üniversitesi dilbilim bölümü’ndeki bir araştırma ekibi, Orta Asya tarihinin etkili devletlerinden biri olan Kuşan İmparatorluğu’na ait bir yazı sistemini...

Umman’da Yeni Bir Arkeolojik Sit Alanı Keşfedildi

8 Temmuz 2021

8 Temmuz 2021

Umman Miras ve Turizm Bakanlığı yakın zamanda Al Dakhiliyah Valiliği, Sumail (Samail) Eyaleti, Al Khobar kasabasında antik bir alan keşfetti. Oman...

Brezilya’da 16 yeni antik kaya sanatı alanı tespit edildi

10 Mart 2024

10 Mart 2024

Brezilya’nın Tocantins’in Jalapão bölgesinde çalışan arkeologlar, 2.000 yıllık 16 yeni antik kaya sanatı alanı tespit etti. Bu alanlarda insan ve...

Yuvarlak hendek içinde görkemli nesnelerle birlikte bulunan Orta Çağ’dan kalma çifte mezar

23 Ağustos 2022

23 Ağustos 2022

Almanya’nın güneyindeki Kirchheim am Neckar Friedrichstrasse’de, Stuttgart’taki bölge konseyinde Devlet Anıtları Koruma Dairesi (LAD) tarafından denetlenen ve AAB şirketi tarafından...

Arkeologlar, Haltern’deki Roma askeri kampının bulunduğu yerde iki küçük Roma tapınağı keşfettiler

12 Kasım 2023

12 Kasım 2023

Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde yer alan Haltern bölgesinde eski Roma askeri kampının bulunduğu yerde iki küçük Roma tapınağı temel kalıntıları...

Arkeologlar, 5300 yıllık bir kafatasında bilinen ilk kulak ameliyatının kanıtlarını buldular.

20 Şubat 2022

20 Şubat 2022

İspanyol arkeologlar, insanların 5000 yıldan daha uzun bir süre önce kulak ameliyatı yapmaya başlamış olabileceğini söylüyor. İspanyol araştırmacılar, bir İspanyol...

Bergama Antik Kenti’nde 2500 yıllık yeni sur duvarları keşfedildi

14 Şubat 2022

14 Şubat 2022

Bergama Antik Kenti’nde MÖ 500 yıllarına tarihlendirilen yeni sur duvarları keşfedildi. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Bergama Antik Kenti’ni...

İngiltere’de 6. yüzyıldan kalma bir Anglo-Sakson mezarında domuz yağı içeren antik Roma kadehi keşfedildi

11 Aralık 2024

11 Aralık 2024

2018 yılında Lincolnshire’daki Scremby’de yapılan kazılarda, 6. yüzyıla ait bir kadın mezarında emaye kaplı bir bakır alaşımlı chalice (kupa) bulundu....

Hindistan’ın Goa kentinde ortaya çıkarılan Portekiz döneminden kalma nadir 832 bakır sikke

12 Kasım 2023

12 Kasım 2023

Hindistan’ın batı kıyısındaki Goa eyaletindeki Sattari, Nanoda’da bir kaju çiftliğinde 16. yüzyıl veya 17. yüzyıl Portekiz dönemine ait olduğuna inanılan...

İskoç arkeologlar, ünlü Antonine Duvarı’nın kayıp savunma kalesini keşfettiler

25 Nisan 2023

25 Nisan 2023

Tarihi Çevre İskoçya (HES) arkeologları ünlü Antonine Duvarı yakınlarında inşa edilmiş kayıp savunma kalesini keşfettiler. UNESCO Dünya Miras Alanı’nda yer...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]