22 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

1.300 Yıllık Peru Tüysüz Köpek Kalıntıları Bulundu: Yavrular Çocuklar Gibi Beslenmiş

Polonyalı arkeologlar, Peru’nun kuzey kıyısındaki Castillo de Huarmey arkeolojik alanında 1.300 yıllık Peru tüysüz köpek kalıntıları buldular.

Peru tüysüz köpek kalıntıları üzerinde yapılan yeni araştırmaya göre Wari döneminde yaşayan bazı köpekler yalnızca insanların çevresinde dolaşan hayvanlar değildi; yavruluk dönemlerinde çocuklarınkine benzer bir beslenme düzenine sahipti ve özel bakım görmüşlerdi.

Castillo de Huarmey, antik And dünyasının en dikkat çekici mezarlık alanlarından biri olarak biliniyor. Wari kültürüyle bağlantılı bu merkez, daha önce seçkin mezarları, zengin dokumaları, seramikleri ve tören eşyalarıyla gündeme gelmişti. Ancak bu kez araştırmacıların dikkatini çeken şey değerli objeler değil; köpek kemikleri, dişler, korunmuş deri parçaları ve bu kalıntılarda saklı beslenme izleri oldu.

Wari nekropolünde insanlarla iç içe yaşayan köpekler

Dartmouth College, Varşova Üniversitesi ve Pittsburgh Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, Castillo de Huarmey’de bulunan en az 20 köpeğe ait kalıntıyı inceledi. Bunlar arasında yetişkin köpekler, birkaç haftalık yavrular, kısmen korunmuş iskeletler ve doğal biçimde mumyalanmış hayvanlar yer alıyor.

Wari kültürü, İnkalardan yüzyıllar önce And coğrafyasında geniş bir etki alanı kurmuştu. Yönetim merkezleri, yollar, tören alanları ve uzun mesafeli bağlantılarıyla bölgenin sonraki uygarlıkları üzerinde güçlü bir iz bıraktı. Castillo de Huarmey de bu dünyanın seçkinleriyle bağlantılı önemli bir defin ve tören merkeziydi.

Yeni bulgular, bu alandaki yaşamın yalnızca insan mezarları üzerinden anlaşılmayacağını gösterdi. Köpekler de gündelik hayatın, hareketliliğin ve ölümle ilgili ritüellerin bir parçasıydı.

Peru’da 1.300 Yıllık Tüysüz Köpek Kalıntıları Bulundu: Yavrular Çocuklar Gibi Beslenmiş
Peru’nun kuzey kıyısındaki Castillo de Huarmey’in havadan görünümü. Arkeologlar burada, Wari kültürüyle bağlantılı 1300 yıllık Peru Tüysüz Köpekleri kalıntılarını tespit etti. Fotoğraf: Prof. Miłosz Giersz/ Varşova Üniversitesi

Diş yapısı ve deri kalıntıları tüysüz köpekleri işaret etti

Araştırmacılar, bazı köpeklerin Peru tüysüz köpeğiyle ilişkili olabileceğini belirledi. Bu tanımlamada özellikle diş yapısı önemli rol oynadı. Çünkü tüysüzlüğe neden olan genetik özellik, aynı zamanda bazı dişlerin eksik gelişmesiyle bağlantılıdır.

Castillo de Huarmey’deki birkaç köpekte bu tip diş eksiklikleri saptandı. Doğal şekilde mumyalanmış bir köpeğe ait korunmuş deri parçaları üzerinde yapılan mikroskobik incelemeler de hayvanın çok seyrek tüylü olduğunu destekledi.

Bugün Peru’nun kültürel mirasının bir parçası kabul edilen Peru tüysüz köpeği, And dünyasında çok eski bir geçmişe sahip. Bu hayvanların yaklaşık iki bin yıl önce seramikler üzerinde betimlendiği biliniyor. Castillo de Huarmey’deki kalıntılar ise bu köpeklerin Wari toplumundaki yerini daha somut hale getiriyor.

Yavruların beslenmesi dikkat çekti

Araştırmanın en çarpıcı sonucu izotop analizlerinden geldi. Kemiklerdeki kimyasal izler, köpeklerin yaşamları boyunca ne tür yiyecekler tükettiğini ortaya koydu.

Peru’daki Castillo de Huarmey’den doğal olarak mumyalanmış bir köpek kafatası. Fotoğraf: Dr. Weronika H. Tomczyk/ Dartmouth College.

Sonuçlara göre köpeklerin çoğu insanlara benzer gıdalarla beslenmişti. Diyetlerinde mısır ya da mısırla beslenmiş hayvanlardan elde edilen et önemli yer tutuyordu. Bazı örneklerde hayvansal protein izleri de görüldü. Bu proteinler balık, et artıkları ya da yerleşim çevresinde erişilebilen başka gıdalardan gelmiş olabilir.

Ancak genç tüysüz köpekler özel bir tablo sundu. Bu yavruların erken yaşlardaki beslenme düzeni, çocukların beslenmesine benzer izler taşıyordu. Bu durum, onların rastgele artıklarla beslenen hayvanlar olmadığını düşündürüyor. Araştırmacılara göre bazı yavrular bilinçli biçimde beslenmiş ve korunmuş olabilir.

Bu ayrıntı, Peru tüysüz köpeğinin And kültürlerindeki özel yeriyle de örtüşüyor. Bu köpeklerin sıcak derisinin ağrıları ve bazı rahatsızlıkları hafiflettiğine inanıldığı biliniyor. Dolayısıyla onlarla kurulan ilişki, yalnızca yarar ya da bekçilik üzerinden açıklanamayacak kadar karmaşıktı.

Her köpek aynı konumda değildi

Araştırma, köpeklerin tamamını “evcil dost” olarak tanımlamaktan kaçınıyor. Castillo de Huarmey’deki hayvanlar farklı yaşam biçimlerine sahipti.

Bazıları insanlara yakın yaşamış, insanlarla benzer gıdalar tüketmiş ve özel bakım görmüş olabilir. Bazıları ise yerleşimin çevresinde dolaşan, atıklardan yararlanan yarı bağımsız hayvanlardı.

Castillo de Huarmey’de bulunan mumyalanmış köpek kafatası. Görsel: Dr Weronika H. Tomczyk/ Dartmouth College.

Bir köpek ise diğerlerinden belirgin biçimde ayrıldı. Bu hayvanın beslenme izleri lama ve alpaka gibi And devegillerinin diyetine daha yakındı. Araştırmacılar, bu köpeğin sürülere eşlik etmiş, mevsimsel göçlerde bulunmuş ya da ticaret kervanlarıyla hareket etmiş olabileceğini düşünüyor.

And dünyasında lamalar taşımacılık ve değişim ağları için büyük önem taşıyordu. Köpekler bu hareketli düzen içinde sürüleri koruyan, tehlikeyi haber veren ya da insanlara yolculuklarda eşlik eden yardımcı hayvanlar olarak görev almış olabilir.

Mezarlarda köpeklerin varlığı tesadüf değil

Castillo de Huarmey’de bazı köpeklerin insan mezarlarıyla ilişkili bulunması, keşfin ritüel boyutunu güçlendiriyor. Bir yavru köpek, yüksek değer verilen bir zanaatkârın yanında yer alıyordu. Başka bir yavru, ana mezar alanının koruyucusu olduğu düşünülen bir erkek bireyle ilişkilendirildi. Bir yetişkin köpek ise ergenlik çağındaki bir çocukla birlikte bulundu.

Bu örnekler, köpeklerin mezar alanlarına rastlantısal biçimde karışmadığını düşündürüyor. And inançlarında köpeklerin ölen kişilere ölümden sonraki yolculukta eşlik ettiğine dair güçlü bir düşünce vardı. Özellikle siyah köpekler, yaşayanların dünyası ile ölülerin dünyası arasında rehber kabul edilebiliyordu.

Castillo de Huarmey’deki bulgular bu nedenle yalnızca hayvan kalıntıları değildir. Onlar, Wari toplumunda bakım, hareketlilik, inanç ve ölüm ritüellerinin nasıl iç içe geçtiğini gösteren nadir arkeolojik kanıtlar sunar.

1.300 yıl sonra bu köpekler, antik Peru’da insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin sadece pratik değil, aynı zamanda duygusal ve sembolik olduğunu ortaya koyuyor.

Kapak Görseli: Castillo de Huarmey’de ortaya çıkarılan Peru tüysüz köpek iskelet kalıntısı. Dr. Weronika H. Tomczyk/ Dartmouth College.

PAP

Banner
Benzer Yazılar

Araştırmacılar, imparatorun mezarında bulunan 2.000 yıllık bronz bir kabın kopyasından damıtılmış şarap ürettiler

4 Ocak 2025

4 Ocak 2025

Çin’de arkeologlar, bir imparatorun mezarından çıkarılan 2.000 yıllık bir bronz kabın replikasında damıtılmış şarap ürettiler ve bu, damıtılmış içki tekniğinin...

Arkeologlar Uşaklı Höyük’teki Kazılarda Hititlerin Yemek Kültürünün İzini Sürüyor

16 Temmuz 2025

16 Temmuz 2025

Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Büyük Taşlık köyündeki Uşaklı Höyük kazılarında, arkeologlar Hitit mutfağına dair çarpıcı bulgulara ulaştı. Antik tohum kalıntıları...

Arkeologlar Mexico City’de insan külleriyle dolu bir Aztek sunağı ortaya çıkardılar

1 Aralık 2021

1 Aralık 2021

Meksika’da arkeologlar, Mexico City’nin eğlence ve mariachi müziğiyle ünlü merkezi Plaza Garibaldi’de 16. yüzyıldan kalma bir sunak keşfettiler. Hernan Cortes...

Diyarbakır’da ilk defa sivri uçlu amfora bulundu

31 Temmuz 2022

31 Temmuz 2022

Diyarbakır Tarihi Surları’nın restorasyon çalışmaları sırasında bölgede ilk defa 1700 yıllık sivri uçlu amfora bulundu. Diyarbakır ilinin Sur ilçesinde yer...

Almanya’da Batavi savaşçılarına ait nadir bir süvari maskesi keşfedildi

23 Temmuz 2022

23 Temmuz 2022

4 yıl önce Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Krefeld kentindeki bir savaş alanında bulunan paslı aşınmış bir plakanın, 1. yüzyıla kadar...

Kazakistan’da 2.700 Yıllık Bronz Bıçaklar Bulundu: Saka Dönemine Işık Tutan Keşif

19 Temmuz 2025

19 Temmuz 2025

Kazakistan’ın Pavlodar bölgesindeki Bayanaul ilçesinde, Margulan Üniversitesi’nden arkeologlar tarafından yapılan kazılarda, 2.700 yıllık nadir bronz bıçaklar gün yüzüne çıkarıldı. Keşif,...

7 bin yıllık mezarda inek kanı içildiğine dair en eski kanıtlar ele geçti

24 Mart 2023

24 Mart 2023

Sudan’da arkeologlar bir mezarda inek kanı içme ritüelinde kullanılmış olduğunu düşündükleri kemik aletler buldu. İnek kanı içme günümüzde Doğu Afrika’da...

Arkeologlar Gürcistan’da bilinmeyen bir dil içeren gizemli bir taş tablet buldular

5 Aralık 2024

5 Aralık 2024

Arkeologlar, Gürcistan’ın Dmanisi bölgesindeki Bashplemi Gölü yakınlarında bilinmeyen bir dilde yazıtlar içeren bir bazalt tablet ortaya çıkardılar. Tabletin kesin yaşı...

30 bin yıl önce Sibirya’dan başlayan göç Göbeklitepe’yi şekillendirmiş olabilir

24 Haziran 2022

24 Haziran 2022

Neolitik tarihinin başlangıç noktasını M. Ö. 10 binlere çeken Göbeklitepe kültürünün şekillenmesinde 30 bin yıl önce Sibirya’dan başlayan göç dalgasının...

Geçmişin Mutfak Sırları

19 Ekim 2020

19 Ekim 2020

Arkeologlar, sırsız seramik tencerelerin şimdiki ve geçmiş yemeklerin kimyasal kalıntılarını emdiğini buldular. California Üniversitesi, Berkeley liderliğindeki bir araştırma ekibi, sırsız...

Tacámbaro’nun çakal adamı heykeli

26 Ocak 2022

26 Ocak 2022

Bir MezoAmerikan uygarlığı olan Tarascan (Purépecha) kültürüne ait ((MS 1400-1521) Tacámbaro’nun çakal adamı heykeli, Instituto Nacional de Antropología e Historia...

Aztekler’in İspanyol Kolonistleri Yedikleri Yer Tecoaque Kasabasın da Yeni Bulgular Ortaya Çıkarıldı

19 Ocak 2021

19 Ocak 2021

Meksika Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü, Azteklerin Nahuatl dilinde “onları yedikleri yer” anlamına gelen Tecoaque kasabasında yıllarca süren kazı çalışmalarının...

Seramik kap üretme yeteneği Avrupa’ya Sibirya ve Hazar Denizi bölgesi üzerinden geldi.

7 Ocak 2023

7 Ocak 2023

Yeni bir çalışma, seramik kap yapma bilgisinin Orta Doğu ve Uzak Doğu’dan değil Sibirya ve Hazar Denizi bölgesi üzerinden Avrupa’ya...

Prag yakınlarında 7.000 yıllık bir yerleşim yeri ortaya çıkarıldı

24 Aralık 2024

24 Aralık 2024

Arkeologlar, Nupak yakınlarındaki Prag çevre yolunun planlanan tamamlanma güzergahında, yaklaşık 7.000 yıl öncesine ait yerleşim yeri keşfetti. Keşif, Prag Çek...

Arkeologlar, Frankfurt Roma kenti NIDA’da en eski Hristiyan muskasını ortaya çıkardı

14 Aralık 2024

14 Aralık 2024

Frankfurt’ta ortaya çıkarılan antik bir gümüş muska, bölgedeki Hıristiyanlık tarihini 50 ila 100 yıl geriye götürüyor. Gümüş muska artık Kuzey...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]