Kuzey Sırbistan’daki Gomolava arkeolojik alanında yürütülen disiplinlerarası bir araştırma, yaklaşık 2.800 yıl önce yaşanmış kitlesel bir şiddet olayını ortaya koydu. Çalışma, prestijli bilim dergisi Nature Human Behaviour’da yayımlandı.
Mezarda bulunan 77’den fazla bireyin neredeyse tamamı kadın ve çocuklardan oluşuyor. Araştırmacılara göre bu demografik tablo, Avrupa tarihöncesi için olağan değil ve bilinçli bir hedef seçimine işaret ediyor.
Yakın Mesafeden Uygulanan Şiddet
Osteolojik incelemeler ve BT taramaları, birçok bireyin darp ve kesici alet yaralanmaları sonucu hayatını kaybettiğini gösterdi. Travmalar, doğrudan ve yakın mesafeli saldırıları düşündürüyor.
Ancak mezarın düzeni dikkat çekici.
Ölüler rastgele bırakılmamış. Kişisel süs eşyaları, seramik kaplar ve yaklaşık 100 hayvana ait kalıntılar gömüye eşlik ediyor. Çukurun en altına sağlam bir buzağı yerleştirilmiş; üzerine yanmış tahıllar ve kırık öğütme taşları bırakılmış. Bu ayrıntılar, aceleyle yapılmış bir gömüden çok, kurgulanmış ve hatırlanmak istenen bir eylemi düşündürüyor.
Disiplinlerarası Yaklaşım Ne Ortaya Koydu?
Çalışmanın baş yazarlarından Dr. Miren Iraeta Orbegozo, yöntemin kapsamına dikkat çekiyor:
“Osteoloji, BT taramaları, radyokarbon tarihleme, genetik ve izotop analizlerini bir araya getirerek yalnızca bu insanların nasıl öldüğünü değil, aynı zamanda Erken Demir Çağı’nda toplulukların nasıl yaşadığını ve nasıl dönüştüğünü de gösterebildik.”

Genetik veriler, mezardaki bireylerin çoğunun yakın akraba olmadığını ortaya koydu. İzotop analizleri ise bir kısmının farklı bölgelerde büyüdüğünü ve farklı beslenme alışkanlıklarına sahip olduğunu gösteriyor.
Leiden Üniversitesi’nden Dr. Jason Laffoon ise çalışmanın metodolojik önemini şöyle vurguladı:
“Bu araştırma, yenilikçi disiplinlerarası yöntemlerin kitlesel şiddetin karmaşık dinamiklerini anlamamıza nasıl yeni kapılar açtığını gösteriyor. Bulgular yalnızca arkeolojik kayıt için değil, yapısal şiddetin farklı biçimlerini anlamak açısından da daha geniş bir potansiyel taşıyor.”
Neden Kadınlar ve Çocuklar?
Araştırmanın kıdemli yazarlarından Hannes Schroeder, bulguların sosyal boyutuna dikkat çekerek şunları söyledi.
“Kadınların ve çocukların sistematik biçimde hedef alınması, soy hatlarını kırmaya ve topluluk direncini zayıflatmaya yönelik bir strateji olabilir.”
Erken Demir Çağı toplumlarında soy bağı ve kuşaklar arası süreklilik, mülkiyet ve toplumsal düzen açısından belirleyiciydi. Bu nedenle belirli yaş ve cinsiyet gruplarının ortadan kaldırılması, yalnızca fiziksel değil, yapısal bir müdahale anlamına gelebilirdi.
Bronz Çağı Sonrası Çalkantı
Olayın, Bronz Çağı’nın ardından yaşanan çalkantılı bir dönemde gerçekleştiği düşünülüyor. Bu süreçte birçok topluluk yeni yerleşimler kuruyor, tahkimli alanları yeniden kullanıyor ve arazi kontrolü için rekabete giriyordu. Gomolava’daki toplu gömü, bu daha geniş ölçekli dönüşüm ve çatışma ortamının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
