26 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Sibirya’nın Son Şamanı: Donmuş Topraklardan Gelen DNA, Direnişin Sessiz Hikâyesini Anlatıyor

Sibirya’nın kuzeydoğusunda, kışın –50 dereceye inen sert coğrafyada zaman farklı işler. Burada toprak, geçmişi yok etmez; saklar. Şimdi ise bilim insanları, bu donmuş arşivden çıkan bir kadının hikâyesiyle hem sömürge tarihine hem de yerli toplumların direncine dair ezberleri sarsıyor.

Yakutistan’da (Saha Cumhuriyeti) yürütülen kapsamlı bir DNA araştırması, 14. ile 19. yüzyıllar arasında yaşamış 122 yerli Yakut bireyin doğal yollarla mumyalanmış kalıntılarını mercek altına aldı. Çalışmanın en çarpıcı bulgusu, 18. yüzyılda yaşamış ve araştırmacılar tarafından UsSergue1 olarak adlandırılan bir kadın şamana ait mezar oldu. Uzmanlara göre bu kadın, geleneksel Yakut şamanizminin bilinen son temsilcilerinden biri.

Tek Parça Ağaçtan Oyulmuş Bir Tabut

Sibirya’nın Son Şamanı:
Araştırmacıların UsSergue1 olarak tanımladığı kadın, Orta Yakutistan’da tek parça ağaçtan oyulmuş bir tabut içinde gömülü halde bulundu. Fotoğraf: Patrice Gérard / CNRS

Merkez Yakutistan’da bulunan mezarda, kadının tek bir ağaç gövdesinden oyulmuş tabut içine yerleştirildiği görüldü. Üzerindeki giysiler sıradan değildi: kürk başlık, deri bacak koruyucuları ve özellikle dikkat çeken kırmızı yün elbise. İthal kumaştan yapılmış bu elbise, dönemi için hem nadir hem de güçlü bir sembol.

Mezarın yakınında ortaya çıkarılan üç ata ait iskelet, ritüelin boyutunu açıkça gösterdi. At kurbanları, Yakut kültüründe yalnızca seçkin şamanlara özgü bir uygulama olarak biliniyor. Hayvanlardan birinin süslemeleri, şamanın kıyafetleriyle örtüşüyor. Bu ayrıntı, kadının yalnızca ruhani değil, aynı zamanda toplumsal açıdan da yüksek bir konumda bulunduğunu ortaya koyuyor.

Sibirya’nın Son Şamanı
Yakutistan’daki kazılar sırasında, bir Yakut şamanına ait mezarın hemen yanında ortaya çıkarılan at iskeletleri. Fotoğraf: Patrice Gérard / CNRS

Hristiyanlaştırmaya Rağmen Süren İnanç

Rus Çarlığı’nın 17. yüzyılda başlattığı yoğun Hristiyanlaştırma politikalarına rağmen, bu mezar Yakut şamanizminin 18. yüzyılın sonlarına kadar yaşamaya devam ettiğini gösteriyor. Uzmanlara göre bu, açık bir isyandan çok, bilinçli ve sessiz bir kültürel koruma biçimi.

Araştırmacılardan biri durumu şu sözlerle özetliyor: Bu kadın, klanının ruhani kimliğini temsil ediyor. Mezar düzeni, geleneksel inançların özellikle korunmak istendiğini gösteriyor.

DNA’nın Ortaya Çıkardığı Zor Bir Gerçek

Bilim insanlarını asıl şaşırtan unsur ise genetik veriler oldu. DNA analizine göre şamanın ebeveynleri ikinci dereceden akraba. Bu durum, amca–yeğen ya da teyze–yeğen gibi bir akrabalığa işaret ediyor. Çalışmadaki tüm Yakut bireyler arasında genetik açıdan en kapalı soy yapısı bu kadında tespit edildi.

Araştırmacılar, bugünün ahlaki yargılarının geçmişe doğrudan uygulanmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Söz konusu ilişkinin toplumsal olarak kabul görüp görmediği bilinmiyor. Ancak şamanın baskın bir Yakut soyundan gelmesi, bu tür evliliklerin ruhani ya da siyasi otoriteyi korumaya yönelik olabileceğini düşündürüyor.

Sibirya’nın Son Şamanı
Fotoğraf: Patrice Gérard / CNRS

Sömürge Var, Çöküş Yok

Çalışmanın genel sonuçları, Sibirya’nın sömürgeleşmesine dair yaygın anlatıları da sorgulatıyor. 1632’de Rus hakimiyeti başlamış olsa da Yakut toplumunda büyük bir nüfus çöküşü, kitlesel yer değiştirme ya da genetik kırılma tespit edilmedi. Aksine, genetik süreklilik yüzyıllar boyunca korunmuş durumda.

Bunun temel nedeni coğrafya olarak görülüyor. Aşırı soğuklar ve ulaşılmazlık, bölgeye yoğun dış yerleşimi neredeyse imkânsız kıldı. Rus etkisi toplumun üzerine eklendi; onu ortadan kaldırmadı.

Bu süreklilik, dişlerdeki mikrobiyal kalıntılarda bile izleniyor. Araştırmacılar, Rus temasından sonra beslenme alışkanlıklarında büyük değişim bekledi. Ancak ağız mikrobiyomu verileri, gündelik yaşamın büyük ölçüde aynı kaldığını ortaya koydu.

Fotoğraf: Patrice Gérard-CNRS

Sessiz Bir Direnişin Tanığı

Bu şamanın hikâyesi, yalnızca arkeolojik bir bulgu değil. Kırmızı elbisesi, atları, soyu ve DNA’sı; isyan etmeden direnmenin, asimile olmadan hayatta kalmanın mümkün olduğunu gösteriyor.

Fotoğraf: Patrice Gérard-CNRS

Donmuş topraklar altında iki buçuk yüzyıl boyunca sessiz kalan bu kadın, bugün bilim sayesinde yeniden konuşuyor. Verdiği mesaj net:
Fetih her zaman yok oluş anlamına gelmez. Bazen yalnızca hayatta kalma biçimini değiştirir.

Crubézy, É., Guarino-Vignon, P., Seguin-Orlando, A. et al. An ancient DNA perspective on the Russian conquest of Yakutia. Nature (2026). https://doi.org/10.1038/s41586-025-09856-5

Kapak Görseli: Patrice Gérard-CNRS

Banner
Benzer Yazılar

Unutulmuş Bir İmparatorluğun Başkenti “Karakurum”

14 Ocak 2021

14 Ocak 2021

Karakurum şimdilerde sadece bir sit alanı olsa da bir zamanlar Dünya’yı kasıp kavuran Moğolların başkentiydi. Karakurum bizim çok da yabancı...

Ege Bölgesi’nin ilk çiftçilerine ev sahipliği yapan Ulucak Höyük’te bereket sembolü kadın figürlü heykelcik bulundu

8 Ağustos 2022

8 Ağustos 2022

8 bin 850 yıl önce Ege Bölgesi’ne yerleşen ilk çiftçilere ev sahipliği yapan Ulucak Höyük kazılarında bu yıl bereket ve...

İskoç arkeologlar, ünlü Antonine Duvarı’nın kayıp savunma kalesini keşfettiler

25 Nisan 2023

25 Nisan 2023

Tarihi Çevre İskoçya (HES) arkeologları ünlü Antonine Duvarı yakınlarında inşa edilmiş kayıp savunma kalesini keşfettiler. UNESCO Dünya Miras Alanı’nda yer...

Restorasyonları Biten 3 Müze Ziyaretçilerini Bekliyor

29 Aralık 2020

29 Aralık 2020

Restorasyon çalışmaları biten Tunceli Müzesi, Konya Akşehir Taş Eserler Müzesi, Bursa Türk-İslam Eserleri Müzesi (Yeşil Medrese) ziyaretçilerine kapılarını açtı. Tunceli...

Katar Müzesi Asaila’da Yaptığı Yeni Keşifleri Duyurdu

13 Ocak 2021

13 Ocak 2021

Katar Müzeleri Arkeoloji Bölümü (QM), Katar’ın batısında, Umm Bab’ın yaklaşık 12 kilometre doğusunda yer alan ve ülkenin en eski arkeolojik...

Halife Osman dönemi İslami kaya yazıtı keşfedildi

13 Haziran 2022

13 Haziran 2022

Suudi Arabistan’ın başkenti Mekke yakınlarında Halife Osman bin Affan dönemine tarihlenen İslami kaya yazıtı keşfedildi. Yazıt, İslam tarihinin başlangıcındaki önemli...

Tevrat’ta Adı Geçen Kral II. Yarovam’a Ait Mühür Bulundu

10 Aralık 2020

10 Aralık 2020

1980’de bir pazarda çok düşük bir ücretle satın alınan kil baskılı yazıtın MÖ 8. yüzyıl paleo-İbranice olarak yazılmış. Bu kil...

Eski Bir İnsan Grubu olan Denisovalılar Hakkında Yeni Gelişmeler

15 Kasım 2020

15 Kasım 2020

Şu anda Tibet Budist tapınağı olarak kullanılan dağın kenarındaki Baishiya Karst Mağarası, onlarca bin yıldır Denisovalılar olarak bilinen tarih öncesi...

Ayanis Kalesi’nde ilk kez Urartulara ait çöplük alanı ortaya çıkarıldı

3 Eylül 2022

3 Eylül 2022

Van Tuşpa sınırlarında Urartu Krallığı’nın görkemli yapılarından biri olan Ayanis Kalesi’nde devam eden kazılarda ilk kez Urartulara ait çöplük alanı...

Suudi Arabistan’ın kuzey kesiminde 200.000 yıllık el baltası keşfedildi

6 Kasım 2023

6 Kasım 2023

Suudi Arabistan AlUla Kraliyet Komisyonu (RCU), AlUla Valiliği’ndeki Qurh alanındaki arkeolojik kazı ekiplerinin 200.000 yıldan daha eski olduğu tahmin edilen...

2.000 Yıl Önce Guatemala’da Geliştirilen Antik Maya Su Arıtma Sistemi ‘Bugün Hala Çalışacak’ Durumda!

26 Ekim 2020

26 Ekim 2020

Antik Maya, Mesoamerica halkı dünyanın en eski su arıtma sistemlerinden biri geliştirdi. Bugün bile bu çalışma kullanılabilir durumdadır. ABD’li uzmanlar,...

Arkeologlar Kazakistan’da Altın Orda dönemine tarihlenen bir türbe keşfettiler

9 Temmuz 2023

9 Temmuz 2023

Khabar 15 haber ajansının bildirdiğine göre, 15. yüzyılda Altın Orda’ya kadar uzanan bir türbenin kalıntıları, Kazakistan’ın merkezi bir bölgesi olan Akmola Bölgesi’ndeki...

Knossos Sarayı Görkemli Günlerinde Nasıl Görünüyordu

9 Mayıs 2021

9 Mayıs 2021

Knossos Sarayı, Minos Uygarlığı’na başkentlik yapan antik Knossos’un, ünlü bir mimari yapısıdır. Girit’in kuzeyinde, Kandiye şehri yakınlarında yer alan Knossos’un...

Kazakistan çevre gönüllüleri Bronz Çağı petroglifleri keşfetti

2 Mayıs 2024

2 Mayıs 2024

Kazakistan’ın Zhambyl bölgesinde Taza (Temiz) Kazakistan çevre kampanyasının gönüllüleri tarafından yeni Tunç Çağı petroglifleri keşfedildi. Sarısu ilçesindeki Aktogay köyünden yaklaşık...

Batman Müzesi’nde Altın Sikkeler Kayboldu İddiası

20 Haziran 2021

20 Haziran 2021

Batman Müzesi’nde tarihi eser kaçakçıların elinden 2017 yılında kurtarılan  20’ye yakın Roma ve İslam dönemine ait altın sikkenin kaybolduğu iddia...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]