21 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Türkiye’nin En Büyük Depremleri

Türkiye en etkin deprem kuşaklarından biri üzerinde yer almaktadır. Sismik olarak oldukça aktif bir ülkedir ve hem Avrasya levhası, hem de Arap levhası ile Afrika levhası arasında yer almaktadır. Ayrıca; kendi sınırları içerisinde Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı ile deprem kuşağındadır.

Doğu Anadolu ile Kuzey Anadolu Fay Hatları yanal atılımlarla gerçekleşirken, Batı Anadolu Fay Hattı ise normal faylarla gerçekleşerek Ege’nin genişlemesine sebep olmaktadır. İran-Irak sınırında yer alan ve Afrika levhasının ana parçalarından biri olan Bitlis-Zagros Fay Hattı ise, Türkiye’nin doğusuna itme kuvveti uygulamaktadır ve bu yüzden dalma-batma zonu gerçekleşmekte, bu sebepten dolayı Doğu Anadolu Bölgesi her yıl birkaç milimetre yükselmektedir.

Bugün İzmir’de gerçekleşen depremde Batı Anadolu Fay Hattı üzerinde gerçekleşmiş bulunmaktadır. Yapılan son açıklamalara göre 7,0 ila 6,8 şiddetinde bir deprem olmuştur.

Ülkemiz tüm bunların birleşimiyle depremle iç içe yaşamaya hazır bir yer olması gerekmektedir. Depremin önceden kestirilemeyen bir afet olması da sadece alınacak önlemler neticesinde sonuçlar üzerinde ciddi etki yaratacaktır.

Ülkemizde her dönemde yıkıcı depremler olmuştur. Biz de bunları sizlere kısaca hatırlatarak her an deprem riskine karşı hazırlıklı olmamız gerektiğinin tekrar altını çizmek istedik.

1900 Yılı Öncesi Depremler

1894 Büyük İstanbul depremi: 10 Temmuz 1894’te Marmara Denizi’nde, saat 12:24’te, İzmit Çınarcık havzasında veya İzmit Körfezi’nde meydana geldi. Deprem yüzey dalgasının 7.0 tahmini büyüklüğünü vardı. İzmit Körfezi çevresinde Yalova, Sapanca ve Adapazarı ve İstanbul’da tahminen 1349 kişi öldü. Deprem 1,5 m yüksekliğinde tsunamiye neden oldu.

1859 Erzurum depremi:  2 Haziran saat 10.30’da meydana geldi. 15.000 can kaybına yol açan ve 6.1 büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet IX (Şiddetli) olarak hissedildi.

1855 Bursa depremi: 28 Şubat’ta meydana geldi. Resmi olarak kaydedilen büyüklük 7,5’tir. Bir yıkıp yıkma alametli deprem Türkiye’nin Bursa ilinin Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana geldi ve bütün Bursa’da ve diğer komşu şehirlerde şiddetli yıkıma sebep oldu. 300 kişi öldü ve binlerce ev ve işyeri harabe oldu ve bazı tarihsel anıtlar ve camileri de içeren yapılar çöktü. Daha sonra yangın şehir içinde yayıldı ve toplam ölü sayısını artırdı.

11 Nisan 1855 28 Şubat depreminin bir artçı şoku resmi olarak 7,0 büyüklüğünde kaydedildi. Bu artçı şok Gemlik’ten Mudanya’ya kadar olan bölgeyi etkiledi. 1.300 kişi öldü. Bursalı Gökmenzade Hacı Çelebi, Osmanlı Türkçesi ile yazdığı İşaret-numa adlı eserinde bu depremden bahsetti.

1766 Büyük İstanbul depremi: Marmara Denizi’nin doğusunda 22 Mayıs 1766 Perşembe sabahı olmuş bir büyük bir depremdir. Deprem İzmit’ten Tekirdağ’a kadar uzanan geniş bir alanda etkili olmuştur. Tsunami yaratmış, bu alanda önemli hasarlar meydana gelmiştir. 4.000’den fazla kişi ölmüştür.

İstanbul’da; Topkapı Sarayı, Fatih Camii, Yedikule, Eğrikapı, Edirnekapı, şehir surlarında ağır hasar, Galata ve Pera, Kapalıçarşı, Ayasofya ve diğer camiilerde hasar meydana gelmiştir.

1688 İzmir depremi: 10 Temmuz yerel saat ile 12.59’da meydana geldi. 16.000 can kaybına yol açan ve tahmini olarak 7.0 Ms büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet X (Yoğun) olarak hissedildi.

1653 İzmir depremi: 23 Şubatta tahmini değerlere göre 7.5 büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet X (Yoğun) olarak hissedildi. Yaklaşık 2500 kişi aldı.

1509 Büyük İstanbul depremi: 1509 Büyük İstanbul Depremi, Marmara Denizi’nde Adalar yakınlarında 10 Eylül 1509’da olmuş bir depremdir. Depremin büyüklüğü ve yarattığı ağır hasar sebebiyle halk arasında Küçük Kıyamet (Kıyamet-i Suğra) olarak adlandırılmıştır.

Depremde 160.000 nüfusa ve 35.000 yerleşim birimine sahip olan İstanbul’da, aralarında Osmanlı Hanedanı’ndan bazı kişilerin de bulunduğu 13.000 kişi ölmüş, 1070 ev tamamen yıkılmıştır.

Depremde, Şehrin Surları, Edirnekapı, Silivrikapı, Yedikule, İshak Paşa Kapısı, Topkapı Sarayı, Fatih Camisi, Anadolu Hisarı, Yoros Kalesi, Boğaziçi, Heybeliada, Burgazada, Silivri, Rumeli Hisarı, Kızkulesi, Haliç, Galata ve Pera ağır hasar görmüştür. Birçok kervansaray, hamam, mescit yıkılmıştır.

İstanbul ve Pera’nın bazı bölgelerinde, yerde yarılmalar, su ve kum fışkırmaları oluşmuştur. Deprem, tsunamiye neden olmuştur. Tsunami, şehrin surlarını, Galata ve İstanbul’daki birçok duvarı aşmış ve ağır hasara neden olmuştur. Bu duvarlara yakın olan bazı evlerin denize battığı görülmüştür.

557 Konstantinopolis depremi: 14 Aralık gecesi gerçekleşmiştir. Agathias, İoannis Malalas ve Günah Çıkartıcı Theofanis’in eserlerinde anlatılan bu deprem, Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’e ve depremlerle sık sık karşılaşılan bölgeye büyük zarar verdi. Daha küçük depremler, sırasıyla, nisan ve ekim ayında olmak üzere, büyük olaydan önce gerçekleşmişti. Aralık ayında ana deprem eşsiz bir gaddarlık ile şehri “neredeyse tamamen yıktı”. Ertesi yıl kubbesinin çöküşüne etkisi olacak şekilde Ayasofya’ya zarar verirken, Konstantinopolis surlarına verdiği zarar Hun işgalcilerin sonraki dönemler kolaylıkla nüfuz edebilmelerine neden oldu.

526 Antakya depremi: 526 tarihinde Mayıs sonlarında olasılıkla 20. ve 29. günleri bir büyük deprem Suriye ve Türkiye’de Antakya’yı yaklaşık 250.000 kişiyi öldürerek vurdu. Depremi bir yangın takip etti ve deprem sonrası ayakta kalan binaların çoğunu tahrip etti. Modified Mercalli scale’sındaki zarar tahminleri: VIII Antakya, VII Dafna & Seleukia’dır. Seleukia limanında bir 0,7 – 0,8 m’lik arazi çıkıntısı hesap edildi ve limanın sonradan gelen çamurla dolması onu kullanılamaz şekilde bıraktı. Bu olay tarihte altıncı ölümcül tabii felaket ve ikinci ölümcül depremdi.

262 Güneybatı Anadolu depremi: Anadolu’nun batı ve güney kıyılarında yer alan şehirleri Roma’nın Efes kenti ile beraber 262 yılında veya muhtemelen 261. yılında harap etmiştir. Bu depremin merkez üssü büyük olasılıkla güney Ege denizindeydi. Dönemin raporları, muhtemelen bir tsunami nedeniyle birçok şehrin denizden gelen suyun altında kaldığını belirtmektedir. 

Akdeniz’deki antik depremlerin en kapsamlı değerlendirmesini yapan Nicholas Ambraseys, bu depremle ilgili en yazılı referansların en önemli kaynağını Trebellius Pollio’nun yazdığı iddia edilen  Historia Augusta‘dan bir anlatımı aktarır

141 Likya depremi: MS 141 ile 142 döneminde meydana gelmiştir. Likya ve Karya Roma eyaletlerinin çoğunu ve Rodos, İstanköy, Sömbeki ve Koyunluca adalarını etkilemiştir. Büyük su baskınına neden olan ciddi bir tsunamiye neden olmuştur. Bu depremin merkez üssü net olarak belirlenememiştir, tahmin edilen yerler Rodos’un kuzey ucu, Marmaris yakınlarında Rodos’un kuzeyinde Türk anakarası, ya da Rodos’un doğusunda denizin altıdır.

115 Antakya depremi: 13 Aralık 115 tarihinde meydana gelen ve Yüzey dalga büyüklüğü ölçeğinde tahmini büyüklüğü 7.5Ms ve Mercalli şiddet ölçeğinde tahmini maksimum XI (Ekstrem) yoğunlukta yaşanmış Türkiye coğrafyasında en çok ölüme sebep olan deprem. Antakya ve çevresinde çok büyük can ve mal kaybına sebep olmuştur. Tetiklediği tsunami dalgaları Caesarea Maritima limanında çok ciddi hasarlar vermiştir. Depremde yaklaşık 260.000 kişi hayatını kaybetmiştir.

Ülkemizde en şiddetli deprem ise 1939 Erzincan depremidir.26-27 Aralık 1939 tarihinde Erzincan’da oluşan çok şiddetli yer sarsıntısıdır. Yüzey dalgası büyüklüğü 7,9 richter ölçeği’ne göre büyüklüğü 7,2 olan deprem sonucunda toplam 32.962 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100.000 kişi de yaralanmıştır. Türkiye sınırları içerisinde yaşanmış en şiddetli ve büyüklük olarak kaydedilen en büyük deprem olarak kayda geçmiştir.

Bununla birlikte hala yaralarını saramadığımız çokta uzak tarihler olmayan depremlerimizi de hatırlarsak 1999 Düzce depremi, 1999 Gölcük depremi, 1998 Adana-Ceyhan depremi, 1995 Dinar depremi, 1992 Erzincan depremi, 2010 Elazığ depremi…

Ülkemizin konumu itibariyle depremle yaşamaya alışmak zorundayız. O yüzden sağlam adımlarla ilerlemeli. Öncelikle yaşadığımız mekanları sağlamlaştırmak ve önlemlerimizi her daim almak zorundayız. Umarız yarınlar bize depremleri korkusuz atlatmanın yollarını gösterir.

Kaynak: Pampal, Süleyman; Özmen, Bülent (2007). Türkiye’nin Deprem Gerçeği. Ankara: Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları

 

Banner
Benzer Yazılar

Batı Karadeniz Bölgesi’nde görülen su tanrıçası heykelciği Almanya’da ortaya çıkarıldı

14 Temmuz 2022

14 Temmuz 2022

Almanya’nın Bavyera eyaletinde gerçekleştirilen bir yol çalışmasında, Batı Karadeniz Bölgesi’nde görülen su tanrıçası heykelciği ortaya çıkarıldı. Bavyera Eyaleti Anıt Koruma...

Arkeologlar, Hitit kenti Samuha’da kuş falı tabletleri ve kraliyet mühürleri keşfetti

17 Eylül 2025

17 Eylül 2025

Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde yer alan Hitit yerleşim yeri Kayalıpınar, antik çağdaki adıyla Samuha, bu sezon yapılan kazılarda çarpıcı buluntulara sahne...

Prag’da 7.000 Yıllık Gizemli Dairesel Yapı Ortaya Çıkarılıyor

15 Eylül 2022

15 Eylül 2022

Arkeologlar, Çek Cumhuriyeti’nin Prag kentinin eteklerindeki Vinoř bölgesinde bulunan 7.000 yıllık roundel olarak adlandırılan (Çek dilinde ‘rondely’, yuvarlak anlamına geliyor)...

Efes Antik Kentine Su Götüren Kanal Bulundu

25 Mayıs 2021

25 Mayıs 2021

Efes Antik Kentine su götüren 2000 yıllık su kanalı bulundu. Aydın Arkeoloji Müzesi ekipleri tarafından ortaya çıkarılan 50 metrelik su...

Çanakkale’de 9 Milyon Yıllık Fosil Bulundu

11 Kasım 2020

11 Kasım 2020

Çanakkale‘de deniz kenarında 9 milyon yıllık fosil bulundu. Fosili bulan bir grup amatör balıkçı… İHA’nın haberine göre; Çanakkale’nin Yeniköy sahillerinde...

Klazomenai Antik Kenti’ne iş makinesi girdi kazı başkanı suskun

8 Haziran 2022

8 Haziran 2022

İzmir Urla ilçesinde bulunan Klazomenai Antik Kenti’nde İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan alınan izinle, İzmir Arkeoloji Müzesi...

Yeni araştırma, Polonya’da bulunan Neolitik bir rondelin inşası, kullanımı ve ritüel anlamı hakkında daha önce bilinmeyen yönleri ortaya çıkardı

13 Aralık 2024

13 Aralık 2024

Kuzey-batı Polonya’da Nowe Objezierze’de yapılan bir arkeolojik kazı, yaklaşık M.Ö. 4800 tarihli bir rondel keşfetti ve bu, Neolitik toplumların törensel...

Uzmanlar daha önce bilinmeyen Vincent van Gogh otoportresini ortaya çıkardılar

9 Ağustos 2022

9 Ağustos 2022

Edinburgh sanat tarihçisi tarafından yapılan araştırma sonucunda Hollandalı Post-Empresyonist ressam Vincent Willem van Gogh’a (Mart 1853 – 29 Temmuz 1890)...

Yeni araştırma, Balear Adaları’nda keşfedilen Geç Tunç Çağı kılıçlarının benzersiz özelliklerini ve karmaşık kökenlerini ortaya koyuyor

26 Kasım 2024

26 Kasım 2024

Son yapılan bir araştırma , 20. yüzyılda Akdeniz’in batısındaki İspanya’ya bağlı Balear Adaları’nda yapılan kazılarda bulunan Geç Tunç Çağı kılıçlarının...

Asur Tanrılarını Betimleyen Devasa Kabartma, Ninova’da Gün Yüzüne Çıkarıldı

15 Mayıs 2025

15 Mayıs 2025

Heidelberg Üniversitesi’nden arkeologlar, Kral Asurbanipal’in taht odasında eşsiz bir kabartma ortaya çıkardı. Heidelberg Üniversitesi bünyesindeki arkeologlar, Kuzey Mezopotamya’nın kalbinde, Musul...

Bergama’da basılan İmparator Caracalla Madalyonu Bulgaristan’daki Roma mezarında bulundu

15 Şubat 2024

15 Şubat 2024

2023’ün sonlarında Bulgaristan’ın Veliko Tırnovo bölgesindeki Strazhitsa belediyesine bağlı Nova Varbovka köyü yakınlarında keşfedilen Roma mezarların birinde, Roma imparatoru Caracalla’nın...

Kadınlar, Antik Yunan Seramiklerinin Ardındaki Gerçek Kahramanlar mıydı?

2 Ocak 2021

2 Ocak 2021

Dipylon amforasını klasik arkeolojiyle ilgilenen herkes duymuştur. Antik Atina kentinin kuzeybatısında Kerameikos’taki Dipylon Kapısı civarında Dipylon mezarlığında bulunmuştur. Amforayı yapan...

5.700 Yıllık Sakız İçindeki İnsan Hikayesi

5 Nisan 2021

5 Nisan 2021

Sakız, gündelik hayatta birçoğumuzun çiğnediği ürün… Eskilerin ağız ve diş sağlığı içinde kullandığı sakızın, 5.700 yıl öncesinden bir insanın hayat...

Osmanlı Mezar Taşları Mezarlık Duvarında Kullanılmış

20 Mart 2021

20 Mart 2021

Osmanlı mezar taşları mezarlık duvarı yapımında kullanılmış. İstanbul’un Şile ilçesi’nde Osmanlı dönemi 16 ve 17. yüzyıllarına ait kitabeli mezar taşları...

Galler’de nadir, erken bir Orta Çağ mezarlığı ortaya çıkarıldı

3 Ocak 2024

3 Ocak 2024

Arkeologlar, 6. veya 7. yüzyıla ait olduğu tahmin edilen erken Orta Çağ mezarlığı buldular. Mezarlarda iyi korunmuş halde çıkarılan iskeletlerin...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]