12 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Türkiye’nin En Büyük Depremleri

Türkiye en etkin deprem kuşaklarından biri üzerinde yer almaktadır. Sismik olarak oldukça aktif bir ülkedir ve hem Avrasya levhası, hem de Arap levhası ile Afrika levhası arasında yer almaktadır. Ayrıca; kendi sınırları içerisinde Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı ile deprem kuşağındadır.

Doğu Anadolu ile Kuzey Anadolu Fay Hatları yanal atılımlarla gerçekleşirken, Batı Anadolu Fay Hattı ise normal faylarla gerçekleşerek Ege’nin genişlemesine sebep olmaktadır. İran-Irak sınırında yer alan ve Afrika levhasının ana parçalarından biri olan Bitlis-Zagros Fay Hattı ise, Türkiye’nin doğusuna itme kuvveti uygulamaktadır ve bu yüzden dalma-batma zonu gerçekleşmekte, bu sebepten dolayı Doğu Anadolu Bölgesi her yıl birkaç milimetre yükselmektedir.

Bugün İzmir’de gerçekleşen depremde Batı Anadolu Fay Hattı üzerinde gerçekleşmiş bulunmaktadır. Yapılan son açıklamalara göre 7,0 ila 6,8 şiddetinde bir deprem olmuştur.

Ülkemiz tüm bunların birleşimiyle depremle iç içe yaşamaya hazır bir yer olması gerekmektedir. Depremin önceden kestirilemeyen bir afet olması da sadece alınacak önlemler neticesinde sonuçlar üzerinde ciddi etki yaratacaktır.

Ülkemizde her dönemde yıkıcı depremler olmuştur. Biz de bunları sizlere kısaca hatırlatarak her an deprem riskine karşı hazırlıklı olmamız gerektiğinin tekrar altını çizmek istedik.

1900 Yılı Öncesi Depremler

1894 Büyük İstanbul depremi: 10 Temmuz 1894’te Marmara Denizi’nde, saat 12:24’te, İzmit Çınarcık havzasında veya İzmit Körfezi’nde meydana geldi. Deprem yüzey dalgasının 7.0 tahmini büyüklüğünü vardı. İzmit Körfezi çevresinde Yalova, Sapanca ve Adapazarı ve İstanbul’da tahminen 1349 kişi öldü. Deprem 1,5 m yüksekliğinde tsunamiye neden oldu.

1859 Erzurum depremi:  2 Haziran saat 10.30’da meydana geldi. 15.000 can kaybına yol açan ve 6.1 büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet IX (Şiddetli) olarak hissedildi.

1855 Bursa depremi: 28 Şubat’ta meydana geldi. Resmi olarak kaydedilen büyüklük 7,5’tir. Bir yıkıp yıkma alametli deprem Türkiye’nin Bursa ilinin Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana geldi ve bütün Bursa’da ve diğer komşu şehirlerde şiddetli yıkıma sebep oldu. 300 kişi öldü ve binlerce ev ve işyeri harabe oldu ve bazı tarihsel anıtlar ve camileri de içeren yapılar çöktü. Daha sonra yangın şehir içinde yayıldı ve toplam ölü sayısını artırdı.

11 Nisan 1855 28 Şubat depreminin bir artçı şoku resmi olarak 7,0 büyüklüğünde kaydedildi. Bu artçı şok Gemlik’ten Mudanya’ya kadar olan bölgeyi etkiledi. 1.300 kişi öldü. Bursalı Gökmenzade Hacı Çelebi, Osmanlı Türkçesi ile yazdığı İşaret-numa adlı eserinde bu depremden bahsetti.

1766 Büyük İstanbul depremi: Marmara Denizi’nin doğusunda 22 Mayıs 1766 Perşembe sabahı olmuş bir büyük bir depremdir. Deprem İzmit’ten Tekirdağ’a kadar uzanan geniş bir alanda etkili olmuştur. Tsunami yaratmış, bu alanda önemli hasarlar meydana gelmiştir. 4.000’den fazla kişi ölmüştür.

İstanbul’da; Topkapı Sarayı, Fatih Camii, Yedikule, Eğrikapı, Edirnekapı, şehir surlarında ağır hasar, Galata ve Pera, Kapalıçarşı, Ayasofya ve diğer camiilerde hasar meydana gelmiştir.

1688 İzmir depremi: 10 Temmuz yerel saat ile 12.59’da meydana geldi. 16.000 can kaybına yol açan ve tahmini olarak 7.0 Ms büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet X (Yoğun) olarak hissedildi.

1653 İzmir depremi: 23 Şubatta tahmini değerlere göre 7.5 büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet X (Yoğun) olarak hissedildi. Yaklaşık 2500 kişi aldı.

1509 Büyük İstanbul depremi: 1509 Büyük İstanbul Depremi, Marmara Denizi’nde Adalar yakınlarında 10 Eylül 1509’da olmuş bir depremdir. Depremin büyüklüğü ve yarattığı ağır hasar sebebiyle halk arasında Küçük Kıyamet (Kıyamet-i Suğra) olarak adlandırılmıştır.

Depremde 160.000 nüfusa ve 35.000 yerleşim birimine sahip olan İstanbul’da, aralarında Osmanlı Hanedanı’ndan bazı kişilerin de bulunduğu 13.000 kişi ölmüş, 1070 ev tamamen yıkılmıştır.

Depremde, Şehrin Surları, Edirnekapı, Silivrikapı, Yedikule, İshak Paşa Kapısı, Topkapı Sarayı, Fatih Camisi, Anadolu Hisarı, Yoros Kalesi, Boğaziçi, Heybeliada, Burgazada, Silivri, Rumeli Hisarı, Kızkulesi, Haliç, Galata ve Pera ağır hasar görmüştür. Birçok kervansaray, hamam, mescit yıkılmıştır.

İstanbul ve Pera’nın bazı bölgelerinde, yerde yarılmalar, su ve kum fışkırmaları oluşmuştur. Deprem, tsunamiye neden olmuştur. Tsunami, şehrin surlarını, Galata ve İstanbul’daki birçok duvarı aşmış ve ağır hasara neden olmuştur. Bu duvarlara yakın olan bazı evlerin denize battığı görülmüştür.

557 Konstantinopolis depremi: 14 Aralık gecesi gerçekleşmiştir. Agathias, İoannis Malalas ve Günah Çıkartıcı Theofanis’in eserlerinde anlatılan bu deprem, Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’e ve depremlerle sık sık karşılaşılan bölgeye büyük zarar verdi. Daha küçük depremler, sırasıyla, nisan ve ekim ayında olmak üzere, büyük olaydan önce gerçekleşmişti. Aralık ayında ana deprem eşsiz bir gaddarlık ile şehri “neredeyse tamamen yıktı”. Ertesi yıl kubbesinin çöküşüne etkisi olacak şekilde Ayasofya’ya zarar verirken, Konstantinopolis surlarına verdiği zarar Hun işgalcilerin sonraki dönemler kolaylıkla nüfuz edebilmelerine neden oldu.

526 Antakya depremi: 526 tarihinde Mayıs sonlarında olasılıkla 20. ve 29. günleri bir büyük deprem Suriye ve Türkiye’de Antakya’yı yaklaşık 250.000 kişiyi öldürerek vurdu. Depremi bir yangın takip etti ve deprem sonrası ayakta kalan binaların çoğunu tahrip etti. Modified Mercalli scale’sındaki zarar tahminleri: VIII Antakya, VII Dafna & Seleukia’dır. Seleukia limanında bir 0,7 – 0,8 m’lik arazi çıkıntısı hesap edildi ve limanın sonradan gelen çamurla dolması onu kullanılamaz şekilde bıraktı. Bu olay tarihte altıncı ölümcül tabii felaket ve ikinci ölümcül depremdi.

262 Güneybatı Anadolu depremi: Anadolu’nun batı ve güney kıyılarında yer alan şehirleri Roma’nın Efes kenti ile beraber 262 yılında veya muhtemelen 261. yılında harap etmiştir. Bu depremin merkez üssü büyük olasılıkla güney Ege denizindeydi. Dönemin raporları, muhtemelen bir tsunami nedeniyle birçok şehrin denizden gelen suyun altında kaldığını belirtmektedir. 

Akdeniz’deki antik depremlerin en kapsamlı değerlendirmesini yapan Nicholas Ambraseys, bu depremle ilgili en yazılı referansların en önemli kaynağını Trebellius Pollio’nun yazdığı iddia edilen  Historia Augusta‘dan bir anlatımı aktarır

141 Likya depremi: MS 141 ile 142 döneminde meydana gelmiştir. Likya ve Karya Roma eyaletlerinin çoğunu ve Rodos, İstanköy, Sömbeki ve Koyunluca adalarını etkilemiştir. Büyük su baskınına neden olan ciddi bir tsunamiye neden olmuştur. Bu depremin merkez üssü net olarak belirlenememiştir, tahmin edilen yerler Rodos’un kuzey ucu, Marmaris yakınlarında Rodos’un kuzeyinde Türk anakarası, ya da Rodos’un doğusunda denizin altıdır.

115 Antakya depremi: 13 Aralık 115 tarihinde meydana gelen ve Yüzey dalga büyüklüğü ölçeğinde tahmini büyüklüğü 7.5Ms ve Mercalli şiddet ölçeğinde tahmini maksimum XI (Ekstrem) yoğunlukta yaşanmış Türkiye coğrafyasında en çok ölüme sebep olan deprem. Antakya ve çevresinde çok büyük can ve mal kaybına sebep olmuştur. Tetiklediği tsunami dalgaları Caesarea Maritima limanında çok ciddi hasarlar vermiştir. Depremde yaklaşık 260.000 kişi hayatını kaybetmiştir.

Ülkemizde en şiddetli deprem ise 1939 Erzincan depremidir.26-27 Aralık 1939 tarihinde Erzincan’da oluşan çok şiddetli yer sarsıntısıdır. Yüzey dalgası büyüklüğü 7,9 richter ölçeği’ne göre büyüklüğü 7,2 olan deprem sonucunda toplam 32.962 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100.000 kişi de yaralanmıştır. Türkiye sınırları içerisinde yaşanmış en şiddetli ve büyüklük olarak kaydedilen en büyük deprem olarak kayda geçmiştir.

Bununla birlikte hala yaralarını saramadığımız çokta uzak tarihler olmayan depremlerimizi de hatırlarsak 1999 Düzce depremi, 1999 Gölcük depremi, 1998 Adana-Ceyhan depremi, 1995 Dinar depremi, 1992 Erzincan depremi, 2010 Elazığ depremi…

Ülkemizin konumu itibariyle depremle yaşamaya alışmak zorundayız. O yüzden sağlam adımlarla ilerlemeli. Öncelikle yaşadığımız mekanları sağlamlaştırmak ve önlemlerimizi her daim almak zorundayız. Umarız yarınlar bize depremleri korkusuz atlatmanın yollarını gösterir.

Kaynak: Pampal, Süleyman; Özmen, Bülent (2007). Türkiye’nin Deprem Gerçeği. Ankara: Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları

 

Banner
Benzer Yazılar

Mersin’de 60 Milyon Yaşında Salyangoz Fosili Bulundu

22 Mayıs 2021

22 Mayıs 2021

Mersin’in Toroslar ilçesinde 60 milyon yaşına tarihlenen salyangoz fosili bulundu. Süleyman Uygun tarafından bulunan salyangoz fosili Mersin Üniversitesi Su Ürünleri...

Tanrıça Kibele’nin Bulunduğu Kurul Kalesi Taş Ocağı Tehdidi Altında

20 Nisan 2021

20 Nisan 2021

2.100 yıllık Tanrıça Kibele’nin bulunduğu Kurul Kalesi arkeolojik çalışma alanının alt kesiminde yer alan taş ocağı işletmesinin patlattığı dinamitler yüzünden...

Ayasofya’nın bakımsız kalan yeraltı yapıları temizlenerek ziyarete açılacak

5 Ocak 2025

5 Ocak 2025

Dünyanın en harikulade eserleri arasında yer alan Ayasofya’nın, yeraltı tünelleri, tonozları, koridorları ve üç odalı yeraltı türbesinin temizlenerek ziyarete açılması...

Sırçalıtepe Höyük kazılarından elde edilen sonuçlar bölgenin 9 bin 300 yıllık geçmişe sahip olduğunu gösteriyor

26 Ağustos 2022

26 Ağustos 2022

Kapadokya bölgesinin en önemli yerleşim alanlarında biri olan Sırçalıtepe Höyük kazılarından elde edilen buluntular bölgenin 9 bin 300 yıllık geçmişe...

Dünya Arkeoloji Günü Kutlu Olsun!

17 Ekim 2020

17 Ekim 2020

Arkeoloji, Türkçe’ye yanlışlıkla da olsa kazı bilim olarak çevrilmiş bilim dalıdır. Halbuki kazı çalışmaları arkeolojinin sadece alt dallarından biridir. Arkeoloji...

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; “Ayasofya Paylaşımı Gerçeği Yansıtmıyor”

9 Mayıs 2022

9 Mayıs 2022

Ayasofya Camii’nin Osmanlı dönemi tarihi su haznesinin kapağı kırılarak ayakkabı konulduğuna dair yapılan haberler üzerine İstanbul İl Kültür ve Turizm...

Aççana Höyük’te Hitit tarihini etkileyecek 3250 yıllık mühür bulundu

19 Kasım 2021

19 Kasım 2021

Aççana Höyük kazılarında ortaya çıkarılan 3250 yıllık mühür baskısı ve kil tablet Hitit tarihini etkileyecek önemli bir keşif olarak değerlendiriliyor....

Schachner, “Hitit Mahallesi tamamen çıkarılmaya çalışılacak”

3 Eylül 2021

3 Eylül 2021

Anadolu tunç çağı döneminin ilk merkezi devleti olan Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa’da kazı çalışmaları devam ediyor. Hitit Mahallesi, bu yıl...

Göbeklitepe ve Karahantepe’de yeni keşifler: Karahantepe’de gerçekçi yüz ifadesine sahip insan heykeli bulundu

3 Ekim 2023

3 Ekim 2023

Göbeklitepe ve Karahantepe’de yeni buluntular keşfedildi. Göbekli Tepe, yaklaşık 12.000 yıllık tarihiyle dünyanın en eski megalitik alanıdır ve Karahantepe adında bir...

Assos’ta mezar hediyesi 2 bin yıllık düdük keşfedildi

18 Ekim 2022

18 Ekim 2022

Çanakkale Ayvacık ilçesinde yer alan Assos Ören Yeri’nde Roma döneminde çocuk mezarlarına konulan pişmiş topraktan yapılmış düdük keşfedildi. 2 bin...

Sanxingdui Harabeleri’nde Yeni Keşifler

27 Mart 2021

27 Mart 2021

Kelimenin tam anlamıyla “Üç Yıldız Yığınları” anlamına gelen Sanxingdui, antik Çin’de Shu Krallığı’na ait kültürel bir kalıntıdır. Bu isim, sitedeki 3...

Romen Yetkililer Çalınmış “Benzersiz” Viking Kaskını Buldular

21 Şubat 2021

21 Şubat 2021

Romen polisi, 10 yıl önce kaybolan Romanya’da benzersiz ve Avrupa’nın geri kalanında ise nadir bulunan “Viking kökenli” bir ortaçağ başlığını...

Tunç Çağı’nda savaş gemilerinin yapıldığı Dana Adası

31 Ekim 2023

31 Ekim 2023

Dana adası, Tunç Çağı’nda deniz kabilelerinin göçünden bu yana, Yunanlılar ve Persler arasındaki deniz savaşları da dahil olmak üzere birçok...

İran’da Sasani Dönemine Ait Kaya Yazıtı Keşfedildi: Kraliyet Festivallerinin Takvimi İlk Kez Bu Kadar Net Görünüyor

25 Ocak 2026

25 Ocak 2026

İran’ın güneyindeki Marvdasht Ovası’nda tespit edilen Sasani dönemine ait kaya yazıtı, geç antik çağda kraliyet törenlerinin hangi tarihlerde düzenlendiğine dair...

Bayeux Gobleninde, Nazilerin Bulmak İstedikleri Neydi?

12 Şubat 2021

12 Şubat 2021

Bayeux Gobleni, dünyadaki en ünlü işleme olarak tarihe geçmiş durumdadır. Bilmeyenler için küçük bir açıklama eklersek İngiltere’nin Normanlar tarafından fethinin...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]