16 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Türkiye’nin En Büyük Depremleri

Türkiye en etkin deprem kuşaklarından biri üzerinde yer almaktadır. Sismik olarak oldukça aktif bir ülkedir ve hem Avrasya levhası, hem de Arap levhası ile Afrika levhası arasında yer almaktadır. Ayrıca; kendi sınırları içerisinde Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı ile deprem kuşağındadır.

Doğu Anadolu ile Kuzey Anadolu Fay Hatları yanal atılımlarla gerçekleşirken, Batı Anadolu Fay Hattı ise normal faylarla gerçekleşerek Ege’nin genişlemesine sebep olmaktadır. İran-Irak sınırında yer alan ve Afrika levhasının ana parçalarından biri olan Bitlis-Zagros Fay Hattı ise, Türkiye’nin doğusuna itme kuvveti uygulamaktadır ve bu yüzden dalma-batma zonu gerçekleşmekte, bu sebepten dolayı Doğu Anadolu Bölgesi her yıl birkaç milimetre yükselmektedir.

Bugün İzmir’de gerçekleşen depremde Batı Anadolu Fay Hattı üzerinde gerçekleşmiş bulunmaktadır. Yapılan son açıklamalara göre 7,0 ila 6,8 şiddetinde bir deprem olmuştur.

Ülkemiz tüm bunların birleşimiyle depremle iç içe yaşamaya hazır bir yer olması gerekmektedir. Depremin önceden kestirilemeyen bir afet olması da sadece alınacak önlemler neticesinde sonuçlar üzerinde ciddi etki yaratacaktır.

Ülkemizde her dönemde yıkıcı depremler olmuştur. Biz de bunları sizlere kısaca hatırlatarak her an deprem riskine karşı hazırlıklı olmamız gerektiğinin tekrar altını çizmek istedik.

1900 Yılı Öncesi Depremler

1894 Büyük İstanbul depremi: 10 Temmuz 1894’te Marmara Denizi’nde, saat 12:24’te, İzmit Çınarcık havzasında veya İzmit Körfezi’nde meydana geldi. Deprem yüzey dalgasının 7.0 tahmini büyüklüğünü vardı. İzmit Körfezi çevresinde Yalova, Sapanca ve Adapazarı ve İstanbul’da tahminen 1349 kişi öldü. Deprem 1,5 m yüksekliğinde tsunamiye neden oldu.

1859 Erzurum depremi:  2 Haziran saat 10.30’da meydana geldi. 15.000 can kaybına yol açan ve 6.1 büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet IX (Şiddetli) olarak hissedildi.

1855 Bursa depremi: 28 Şubat’ta meydana geldi. Resmi olarak kaydedilen büyüklük 7,5’tir. Bir yıkıp yıkma alametli deprem Türkiye’nin Bursa ilinin Mustafakemalpaşa ilçesinde meydana geldi ve bütün Bursa’da ve diğer komşu şehirlerde şiddetli yıkıma sebep oldu. 300 kişi öldü ve binlerce ev ve işyeri harabe oldu ve bazı tarihsel anıtlar ve camileri de içeren yapılar çöktü. Daha sonra yangın şehir içinde yayıldı ve toplam ölü sayısını artırdı.

11 Nisan 1855 28 Şubat depreminin bir artçı şoku resmi olarak 7,0 büyüklüğünde kaydedildi. Bu artçı şok Gemlik’ten Mudanya’ya kadar olan bölgeyi etkiledi. 1.300 kişi öldü. Bursalı Gökmenzade Hacı Çelebi, Osmanlı Türkçesi ile yazdığı İşaret-numa adlı eserinde bu depremden bahsetti.

1766 Büyük İstanbul depremi: Marmara Denizi’nin doğusunda 22 Mayıs 1766 Perşembe sabahı olmuş bir büyük bir depremdir. Deprem İzmit’ten Tekirdağ’a kadar uzanan geniş bir alanda etkili olmuştur. Tsunami yaratmış, bu alanda önemli hasarlar meydana gelmiştir. 4.000’den fazla kişi ölmüştür.

İstanbul’da; Topkapı Sarayı, Fatih Camii, Yedikule, Eğrikapı, Edirnekapı, şehir surlarında ağır hasar, Galata ve Pera, Kapalıçarşı, Ayasofya ve diğer camiilerde hasar meydana gelmiştir.

1688 İzmir depremi: 10 Temmuz yerel saat ile 12.59’da meydana geldi. 16.000 can kaybına yol açan ve tahmini olarak 7.0 Ms büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet X (Yoğun) olarak hissedildi.

1653 İzmir depremi: 23 Şubatta tahmini değerlere göre 7.5 büyüklüğünde meydana gelen deprem. Mercalli şiddet ölçeğine göre en büyük şiddet X (Yoğun) olarak hissedildi. Yaklaşık 2500 kişi aldı.

1509 Büyük İstanbul depremi: 1509 Büyük İstanbul Depremi, Marmara Denizi’nde Adalar yakınlarında 10 Eylül 1509’da olmuş bir depremdir. Depremin büyüklüğü ve yarattığı ağır hasar sebebiyle halk arasında Küçük Kıyamet (Kıyamet-i Suğra) olarak adlandırılmıştır.

Depremde 160.000 nüfusa ve 35.000 yerleşim birimine sahip olan İstanbul’da, aralarında Osmanlı Hanedanı’ndan bazı kişilerin de bulunduğu 13.000 kişi ölmüş, 1070 ev tamamen yıkılmıştır.

Depremde, Şehrin Surları, Edirnekapı, Silivrikapı, Yedikule, İshak Paşa Kapısı, Topkapı Sarayı, Fatih Camisi, Anadolu Hisarı, Yoros Kalesi, Boğaziçi, Heybeliada, Burgazada, Silivri, Rumeli Hisarı, Kızkulesi, Haliç, Galata ve Pera ağır hasar görmüştür. Birçok kervansaray, hamam, mescit yıkılmıştır.

İstanbul ve Pera’nın bazı bölgelerinde, yerde yarılmalar, su ve kum fışkırmaları oluşmuştur. Deprem, tsunamiye neden olmuştur. Tsunami, şehrin surlarını, Galata ve İstanbul’daki birçok duvarı aşmış ve ağır hasara neden olmuştur. Bu duvarlara yakın olan bazı evlerin denize battığı görülmüştür.

557 Konstantinopolis depremi: 14 Aralık gecesi gerçekleşmiştir. Agathias, İoannis Malalas ve Günah Çıkartıcı Theofanis’in eserlerinde anlatılan bu deprem, Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’e ve depremlerle sık sık karşılaşılan bölgeye büyük zarar verdi. Daha küçük depremler, sırasıyla, nisan ve ekim ayında olmak üzere, büyük olaydan önce gerçekleşmişti. Aralık ayında ana deprem eşsiz bir gaddarlık ile şehri “neredeyse tamamen yıktı”. Ertesi yıl kubbesinin çöküşüne etkisi olacak şekilde Ayasofya’ya zarar verirken, Konstantinopolis surlarına verdiği zarar Hun işgalcilerin sonraki dönemler kolaylıkla nüfuz edebilmelerine neden oldu.

526 Antakya depremi: 526 tarihinde Mayıs sonlarında olasılıkla 20. ve 29. günleri bir büyük deprem Suriye ve Türkiye’de Antakya’yı yaklaşık 250.000 kişiyi öldürerek vurdu. Depremi bir yangın takip etti ve deprem sonrası ayakta kalan binaların çoğunu tahrip etti. Modified Mercalli scale’sındaki zarar tahminleri: VIII Antakya, VII Dafna & Seleukia’dır. Seleukia limanında bir 0,7 – 0,8 m’lik arazi çıkıntısı hesap edildi ve limanın sonradan gelen çamurla dolması onu kullanılamaz şekilde bıraktı. Bu olay tarihte altıncı ölümcül tabii felaket ve ikinci ölümcül depremdi.

262 Güneybatı Anadolu depremi: Anadolu’nun batı ve güney kıyılarında yer alan şehirleri Roma’nın Efes kenti ile beraber 262 yılında veya muhtemelen 261. yılında harap etmiştir. Bu depremin merkez üssü büyük olasılıkla güney Ege denizindeydi. Dönemin raporları, muhtemelen bir tsunami nedeniyle birçok şehrin denizden gelen suyun altında kaldığını belirtmektedir. 

Akdeniz’deki antik depremlerin en kapsamlı değerlendirmesini yapan Nicholas Ambraseys, bu depremle ilgili en yazılı referansların en önemli kaynağını Trebellius Pollio’nun yazdığı iddia edilen  Historia Augusta‘dan bir anlatımı aktarır

141 Likya depremi: MS 141 ile 142 döneminde meydana gelmiştir. Likya ve Karya Roma eyaletlerinin çoğunu ve Rodos, İstanköy, Sömbeki ve Koyunluca adalarını etkilemiştir. Büyük su baskınına neden olan ciddi bir tsunamiye neden olmuştur. Bu depremin merkez üssü net olarak belirlenememiştir, tahmin edilen yerler Rodos’un kuzey ucu, Marmaris yakınlarında Rodos’un kuzeyinde Türk anakarası, ya da Rodos’un doğusunda denizin altıdır.

115 Antakya depremi: 13 Aralık 115 tarihinde meydana gelen ve Yüzey dalga büyüklüğü ölçeğinde tahmini büyüklüğü 7.5Ms ve Mercalli şiddet ölçeğinde tahmini maksimum XI (Ekstrem) yoğunlukta yaşanmış Türkiye coğrafyasında en çok ölüme sebep olan deprem. Antakya ve çevresinde çok büyük can ve mal kaybına sebep olmuştur. Tetiklediği tsunami dalgaları Caesarea Maritima limanında çok ciddi hasarlar vermiştir. Depremde yaklaşık 260.000 kişi hayatını kaybetmiştir.

Ülkemizde en şiddetli deprem ise 1939 Erzincan depremidir.26-27 Aralık 1939 tarihinde Erzincan’da oluşan çok şiddetli yer sarsıntısıdır. Yüzey dalgası büyüklüğü 7,9 richter ölçeği’ne göre büyüklüğü 7,2 olan deprem sonucunda toplam 32.962 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100.000 kişi de yaralanmıştır. Türkiye sınırları içerisinde yaşanmış en şiddetli ve büyüklük olarak kaydedilen en büyük deprem olarak kayda geçmiştir.

Bununla birlikte hala yaralarını saramadığımız çokta uzak tarihler olmayan depremlerimizi de hatırlarsak 1999 Düzce depremi, 1999 Gölcük depremi, 1998 Adana-Ceyhan depremi, 1995 Dinar depremi, 1992 Erzincan depremi, 2010 Elazığ depremi…

Ülkemizin konumu itibariyle depremle yaşamaya alışmak zorundayız. O yüzden sağlam adımlarla ilerlemeli. Öncelikle yaşadığımız mekanları sağlamlaştırmak ve önlemlerimizi her daim almak zorundayız. Umarız yarınlar bize depremleri korkusuz atlatmanın yollarını gösterir.

Kaynak: Pampal, Süleyman; Özmen, Bülent (2007). Türkiye’nin Deprem Gerçeği. Ankara: Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları

 

Banner
Benzer Yazılar

Bosna’daki tarih öncesi Kopilo mezarlarında keşfedilen yeni fibula türleri

28 Ağustos 2022

28 Ağustos 2022

Saraybosna’nın yaklaşık 70 mil batısında M.Ö. 1300 civarında kurulan bir tepe yerleşimi olan Kopilo’da gerçekleştirilen arkeolojik kazıda birkaç Tunç Çağı...

Arkeoloji, Eski Afrika Toplumlarının Salgınları Nasıl Yönettiğini Gösteriyor

7 Kasım 2020

7 Kasım 2020

İnsan ırkı belirli dönemlerde büyük salgınlar yaşamıştır. Bunlardan en yıkıcı olanlardan biri şüphesiz Kara Veba (1347-1351), diğeri ise İspanyol Gribi...

Kars Kızıl Mağaralar defineciler tarafından talan ediliyor

2 Ocak 2023

2 Ocak 2023

Kars merkeze 20 km uzaklıkta bulunan Kars halkının Kızıl Mağaralar olarak bildiği Borluk Deresi Vadisi içinde yer alan mağaraların defineciler...

Çin’in Hebei bölgesinde antik şaraphane alanı ortaya çıkarıldı

6 Ocak 2022

6 Ocak 2022

Kuzey Çin’in Hebei bölgesinde, Ming Hanedanı sonlarına ve erken Qing Hanedanlıklarına kadar uzanan eski bir şaraphane ortaya çıkarıldı. 2021 yılının...

Metropolis’te Roma dönemi hamamın merkezi ısıtma sistemi “Hypocaust” bulundu

11 Ağustos 2022

11 Ağustos 2022

İzmir Torbalı ilçesi’nde yer alan Metropolis Antik Kenti’nde Roma dönemi hamamın merkezi ısıtma sistemi “Hypocaust” ortaya çıkarıldı. Temeli 5 bin...

İskitlerin Ok Uçlu Paraları

4 Nisan 2021

4 Nisan 2021

Yerleşik düzene geçilmesiyle birlikte sosya-ekonomik alanda birçok değişimler görülmüştür. Üretimin çeşitlenmesi ve oluşan üretim fazlası sonucunda toplumsal gruplar oluşmaya, meslekler...

Tarih öncesi bilinen ilk balkonlu mimari yapıya ait buluntulara ulaşıldı

31 Ekim 2021

31 Ekim 2021

Anadolu mimarisinde yedinci ve sekizinci bin yıl öncesi bilinen ilk balkonlu mimari yapının buluntularına ulaşıldı. Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesindeki Domuztepe Höyüğü...

Hitit, Frig, Roma, Bizans kültür izlerinin görüldüğü Şarhöyük’te kazılar devam ediyor

13 Eylül 2022

13 Eylül 2022

Hitit, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dahil 8 kültürel tabakanın izlerini taşıyan Şarhöyük’te kazılar devam ediyor. Eskişehir kent merkezine çok...

İranlı arkeolog Hamidreza Karami, “toprak barajlar 2500 yıllık Ahameniş tekniğine göre inşa ediliyor”

3 Mart 2022

3 Mart 2022

MÖ 550 yıllarında Büyük Kiros’un liderliğinde kurulan Ahameniş, dönemin en önemli Pers imparatorluğudur. Büyük Kiros ile başlayan askeri fetihlerle Fenike,...

Deprem, Karakuş Tümülüsü’nde bulunan tokalaşma sütununu yıktı

12 Şubat 2023

12 Şubat 2023

Kahramanmaraş merkezli yaşanan iki büyük depremde etkilenen kültürel varlıklardan birisi de Adıyaman Karakuş Tümülüsü’nde bulunan tokalaşma sütunu oldu. Kommagene Krallığı...

Korsika adasında bulunan 6.000 yıllık yerleşim yeri

5 Mayıs 2023

5 Mayıs 2023

Fransa’nın Sotta kasabasında sosyal konut yapılacak alanda çalışan arkeologlar Punta Campana’nın (Korsika adası) yamaçlarını kazdılar ve geniş bir Neolitik alan...

Eflatunpınar Hitit Su Anıtı Adeta Can Çekişiyor

1 Ekim 2021

1 Ekim 2021

Hitit İmparatorluğu’nun en önemli kült merkezlerinden birisi olan Beyşehir Eflatunpınar Hitit Su Anıtı, son görüntüsü ile içleri sızlatıyor. MÖ 13’üncü...

İsviçre’de Keşfedilen Olağan Üstü Büyük Roma Binası

21 Ekim 2020

21 Ekim 2020

Arkeologlar, güneybatı İsviçre’de boyutları ve yapım yöntemi bölgede hiç görülmeyen bir Roma binası ortaya çıkardılar. İsviçre’nin Brig kasabası yakınlarındaki Valais...

Arkeologlar, Charles Dickens’a ilham verdiği düşünülen 200 yıllık bakımevini ortaya çıkarıyor

16 Kasım 2023

16 Kasım 2023

Londra Arkeoloji Müzesi’nden (MOLA) arkeologlar, Charles Dickens’a ilham verdiği düşünülen 200 yıllık bir Londra bakımevini ortaya çıkarıyorlar. Charles Dickens, Viktorya...

Japon Arkeologlar Kaman Kalehöyük’te 4.200 Yıllık Demir İşçiliğine Dair Kanıt Buldu

19 Şubat 2025

19 Şubat 2025

Japon arkeologlar, Orta Anadolu’daki Kaman Kalehöyük kazı alanında 4.200 yıllık bir Tunç Çağı katmanında demir işçiliğinin tarihini değiştirebilecek önemli kanıtlar...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]