25 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tunç Çağı Çobanlarının Yolculukları Hakkında Yeni Görüş

Şu anda güney Rusya’da bulunan Bronz Çağı doğa pastoralistleri, daha önce düşünülenden daha kısa mesafeler kat ettiler. Hint-Avrupa dillerinin bu bölgeden gelmiş olabileceğine inanılıyor ve bu bulgular, teknik ve tarımsal yeniliklerin Avrupa’ya nasıl yayıldığına dair yeni sorular ortaya çıkarıyor. Basel Üniversitesi’nin katılımıyla uluslararası bir araştırma ekibi bu konuda bir makale yayınladı.

Tunç Çağı boyunca (yaklaşık MÖ 3900 – 1000), çobanlar ve aileleri kuzeye Kafkasya’nın yamaçlarını ve bozkırlarına taşıyarak yanlarında koyun, keçi ve sığırlarını götürdüler. Hint-Avrupa dillerini, yerli atlar ve metal silahlar gibi teknik yenilikleri Avrupa’ya getiren Hint-Germen gruplarının bu bölgeden çıkmış olabileceği düşünülüyor.

Şimdiye kadar uzmanlar, bu teknoloji transferinin bu hareketli kırsal toplulukların uzun mesafeli göçlerine ve ticaret bağlantılarına dayandığını ve bu hareketliliğin Orta Doğu ile Avrupa’yı birbirine bağladığını varsaydılar. Basel Üniversitesi’nin katılımıyla uluslararası bir araştırma ekibi bu toplulukların gerçekten bu kadar uzun mesafeler kat edip etmediğini sorguladılar. Çalışmalarını da Plos One dergisinde yayınladılar.

Beslenme, düşük hareketlilik seviyelerini ortaya çıkarır

Araştırmacılar, göçleri hakkında sonuçlar çıkarmak için Bronz Çağı doğal toplumlarının rejimlerini yeniden oluşturdular. Analizleri, Kafkasya yaylalarında ve kuzeye komşu bozkırlarda bulunan mezar höyüklerinden ve mezarlardan alınan iskelet kalıntılarına dayanıyordu. Basel Üniversitesi’nde misafir Profesör Kurt Alt, “Bu insan kemikleri ve dişleri arkeolojik hazinelerdir” diyor. “Ekonomik stratejiler, bunlarla ilişkili hareketlilik modelleri ve sosyal farklılaşma hakkında daha derin bir anlayış kazanmak için temel kaynaklardır.”

Araştırma ekibi, sekiz bölgeden alınan 150 kişinin iskelet kalıntılarından kemik kolajeninde ki izotopik karbon ve nitrojen bileşimini analiz etti. Buluntular, MÖ 5000 ila 500 yılları arasında bir döneme kadar uzanıyor. Ayrıca bilim adamları bu verileri 50 hayvanın kemik kolajenindeki izotopik oranları ve o zamanın yerel bitki örtüsü ile karşılaştırdı.

Görünüşe göre, bu grupların yiyeceklerinin esas olarak kalıntılarının bulunduğu manzaralardaki gıda maddelerine dayanıyordu.

Çalışmanın ortak yazarı olan Basel Üniversitesi Çevre Bilimleri Bölümü’nden Sandra Pichler, “Topluluklar görünüşte kendi ekolojik alanları içinde kaldılar ve bozkır, orman bozkırları veya daha yüksek bölgeler arasında geçiş yapmadılar” diye açıklıyor. İzotop analizine göre et, süt ve süt ürünleri bu bireylerin temel yiyeceklerinin büyük bir bölümünü oluştururken, yabani bitkiler tarafından da destekleniyordu. Tunç Çağı’nın sonuna kadar, diyetleri daha çok ekili tahıllara dayalı olmaya başladı, muhtemelen bu bakımdan ana mahsul darı idi.

Teknoloji transferi

“Bu çalışmanın bulguları, Kafkas topluluklarının çok hareketli olmadıklarını ve büyük ölçekli göçlere girişmediklerini ima ediyor, bu da MÖ 4. ve 3. bin yılların vagonlar veya metal silahlar gibi devrim niteliğindeki teknik yeniliklerinin başka yollarla aktarıldığını gösteriyor.”

Zamanın doğal toplulukları daha kısa mesafelerde hareket etselerdi, teknolojiler bir gruptan diğerine metal silahlar, bronz işlenmesi ve atların evcilleştirilmesi bilgisini aktaramazdı.

https://www.sciencedaily.com/releases/2020/10/201021111553.htm  Sitesinden çeviri yapılmıştır.

Banner
Related Articles

Tarihteki ilk kadın parfümörü Tapputi’nin 3 bin 200 yıllık parfümü yeniden hayat buldu

24 Temmuz 2022

24 Temmuz 2022

Mezopotamya ve Anadolu kültüründe çiçek ve baharatlardan elde edilen kokular tanrılara sunu olarak kullanıldığı için önemli bir madde idi. Soyluların...

İngiltere’nin kutsal adasında bulunan somon omurlarından yapılmış en eski tespih

29 Haziran 2022

29 Haziran 2022

İngiltere’de “Kutsal Ada” (Holy Islands) olarak bilinen Northumberland kıyılarının hemen dışındaki Lindisfarne adasında, arkeologlar İngiltere’de somon omurlarından yapılmış şimdiye kadar...

Paris’teki Luksor Dikilitaşı’nda 3300 Yıllık Gizli Mesajlar Ortaya Çıktı

1 Mayıs 2025

1 Mayıs 2025

Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan ve 1830’larda Mısır’dan getirilen 3.300 yıllık Luksor Dikilitaşı, son restorasyon çalışmaları sırasında yepyeni sırlarını, gizli...

Gürcistan’daki Roma Apsaros Kalesi’nde Lejyon X Fretensis’in kanıtları bulundu

28 Mayıs 2023

28 Mayıs 2023

Polonyalı bilim insanları, Yahudi ayaklanmalarını acımasızca bastırmasıyla bilinen Lejyon X Fretensis’in, MS 2. yüzyılın başlarında, Karadeniz kıyısındaki Colchis’teki Apsaros Roma...

Uşabti heykelcikleri İzmir Arkeoloji Müzesi’nde Sergileniyor

17 Eylül 2021

17 Eylül 2021

Mısır inancında ölen kişiye öbür alemde hizmet etmesi için yanına konulan Uşabti heykelcikleri İzmir Arkeoloji Müzesi’nde ziyarete açıldı. Mısır Uşabti...

“Cehennem Kapısı”nın bu yıl ziyaretçilere açılması bekleniyor

26 Temmuz 2021

26 Temmuz 2021

Denizli Pamukkale ilçesinde bulunan Hierapolis antik kentinde yer alan “Cehennem Kapısı”nın bu yıl içinde ziyaretçilere açılması bekleniyor. 2 bin 200...

Yeni Keşfedilen Fosil, Soyu Tükenmiş Bir İnsan Türünün Evrimine İşaret Ediyor

10 Kasım 2020

10 Kasım 2020

Paranthropus robustos soyu tükenmiş insan türlerinden bir tanesidir. Bu türün erkeklerinin dişilerden önemli ölçüde büyük olduğu düşünülmekteydi. Günümüz primatlarından orangutanlar,...

“Türk-Kağan” Yazılı Antik Para, Türk Adının Bilinen En Eski Belgesi Olabilir

15 Mayıs 2025

15 Mayıs 2025

Özbekistan’da arkeologlar, Türk tarihine ışık tutacak olağanüstü bir bulguya ulaştı. Üzerinde “Türk-Kağan” ifadesi yer alan, 6. yüzyıla ait bronz bir...

Amida Höyük’te Halaf Dönemi Ev Planı Görüldü

24 Ekim 2021

24 Ekim 2021

Diyarbakır merkez Sur ilçesinde bulunan Amida Höyük’te Halaf dönemi ev planı görüldü. Höyük’te ayrıca, 3 tabakada yanık izleri ile karşılaşıldı....

Troya’nın Kalbinde Savaşın İzleri: Efsane Gerçek Mi Oluyor?

9 Temmuz 2025

9 Temmuz 2025

Çanakkale’nin Hisarlık Tepesi’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda, Troya Savaşı’nın tarihsel temellerine ışık tutabilecek yeni bulgular gün yüzüne çıkıyor. 3.500 yıllık sapan...

Antik Yunan’da düzenlenen partiler “Kaos, anarşi, seks ve aşırı içki” içeriyordu

4 Aralık 2023

4 Aralık 2023

Bilim insanlarına göre Antik Yunan felsefeyi ve demokrasinin gelişmesini sağladı. Kurdukları şehir devletleri modern devlet ve toplum anlayışının temellerini oluşturdu....

Türkiye’nin En Büyük Depremleri

30 Ekim 2020

30 Ekim 2020

Türkiye en etkin deprem kuşaklarından biri üzerinde yer almaktadır. Sismik olarak oldukça aktif bir ülkedir ve hem Avrasya levhası, hem...

Hitit döneminin önemli bir yönetim merkezi olan Oylum Höyük’te 2025 Kazıları Başladı

28 Temmuz 2025

28 Temmuz 2025

Kilis’in hemen güneyinde, Suriye sınırının sıfır noktasında yer alan ve Güneydoğu Anadolu’nun en büyük höyüklerinden biri olan Oylum Höyük’te 2025...

Erek Dağı eteklerinde Urartulara ait onlarca çivi yazılı pithos bulundu

10 Kasım 2024

10 Kasım 2024

Van’ın İpekyolu ilçesinde Erek Dağı eteklerindeki kale kalıntısında yapılan arkeolojik kazılarda, Urartular döneminde yağ, tahıl ve içeceklerin muhafaza edildiği çivi...

Asar Kayası İkinci Kurul Kalesi Olabilir

30 Mayıs 2021

30 Mayıs 2021

Ordulu doğa savunucuları, Asar Kayası bölgesinin Anadolu tarihine ışık tutan Kurul Kalesi gibi benzer tarihsel kalıntılara sahip bir alan olabileceğini...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]