3 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tunç Çağı Çobanlarının Yolculukları Hakkında Yeni Görüş

Şu anda güney Rusya’da bulunan Bronz Çağı doğa pastoralistleri, daha önce düşünülenden daha kısa mesafeler kat ettiler. Hint-Avrupa dillerinin bu bölgeden gelmiş olabileceğine inanılıyor ve bu bulgular, teknik ve tarımsal yeniliklerin Avrupa’ya nasıl yayıldığına dair yeni sorular ortaya çıkarıyor. Basel Üniversitesi’nin katılımıyla uluslararası bir araştırma ekibi bu konuda bir makale yayınladı.

Tunç Çağı boyunca (yaklaşık MÖ 3900 – 1000), çobanlar ve aileleri kuzeye Kafkasya’nın yamaçlarını ve bozkırlarına taşıyarak yanlarında koyun, keçi ve sığırlarını götürdüler. Hint-Avrupa dillerini, yerli atlar ve metal silahlar gibi teknik yenilikleri Avrupa’ya getiren Hint-Germen gruplarının bu bölgeden çıkmış olabileceği düşünülüyor.

Şimdiye kadar uzmanlar, bu teknoloji transferinin bu hareketli kırsal toplulukların uzun mesafeli göçlerine ve ticaret bağlantılarına dayandığını ve bu hareketliliğin Orta Doğu ile Avrupa’yı birbirine bağladığını varsaydılar. Basel Üniversitesi’nin katılımıyla uluslararası bir araştırma ekibi bu toplulukların gerçekten bu kadar uzun mesafeler kat edip etmediğini sorguladılar. Çalışmalarını da Plos One dergisinde yayınladılar.

Beslenme, düşük hareketlilik seviyelerini ortaya çıkarır

Araştırmacılar, göçleri hakkında sonuçlar çıkarmak için Bronz Çağı doğal toplumlarının rejimlerini yeniden oluşturdular. Analizleri, Kafkasya yaylalarında ve kuzeye komşu bozkırlarda bulunan mezar höyüklerinden ve mezarlardan alınan iskelet kalıntılarına dayanıyordu. Basel Üniversitesi’nde misafir Profesör Kurt Alt, “Bu insan kemikleri ve dişleri arkeolojik hazinelerdir” diyor. “Ekonomik stratejiler, bunlarla ilişkili hareketlilik modelleri ve sosyal farklılaşma hakkında daha derin bir anlayış kazanmak için temel kaynaklardır.”

Araştırma ekibi, sekiz bölgeden alınan 150 kişinin iskelet kalıntılarından kemik kolajeninde ki izotopik karbon ve nitrojen bileşimini analiz etti. Buluntular, MÖ 5000 ila 500 yılları arasında bir döneme kadar uzanıyor. Ayrıca bilim adamları bu verileri 50 hayvanın kemik kolajenindeki izotopik oranları ve o zamanın yerel bitki örtüsü ile karşılaştırdı.

Görünüşe göre, bu grupların yiyeceklerinin esas olarak kalıntılarının bulunduğu manzaralardaki gıda maddelerine dayanıyordu.

Çalışmanın ortak yazarı olan Basel Üniversitesi Çevre Bilimleri Bölümü’nden Sandra Pichler, “Topluluklar görünüşte kendi ekolojik alanları içinde kaldılar ve bozkır, orman bozkırları veya daha yüksek bölgeler arasında geçiş yapmadılar” diye açıklıyor. İzotop analizine göre et, süt ve süt ürünleri bu bireylerin temel yiyeceklerinin büyük bir bölümünü oluştururken, yabani bitkiler tarafından da destekleniyordu. Tunç Çağı’nın sonuna kadar, diyetleri daha çok ekili tahıllara dayalı olmaya başladı, muhtemelen bu bakımdan ana mahsul darı idi.

Teknoloji transferi

“Bu çalışmanın bulguları, Kafkas topluluklarının çok hareketli olmadıklarını ve büyük ölçekli göçlere girişmediklerini ima ediyor, bu da MÖ 4. ve 3. bin yılların vagonlar veya metal silahlar gibi devrim niteliğindeki teknik yeniliklerinin başka yollarla aktarıldığını gösteriyor.”

Zamanın doğal toplulukları daha kısa mesafelerde hareket etselerdi, teknolojiler bir gruptan diğerine metal silahlar, bronz işlenmesi ve atların evcilleştirilmesi bilgisini aktaramazdı.

https://www.sciencedaily.com/releases/2020/10/201021111553.htm  Sitesinden çeviri yapılmıştır.

Banner
Related Articles

Kastabala Antik Kenti’nin tiyatrosu 2024 yılına kadar tamamen ortaya çıkarılacak

16 Aralık 2022

16 Aralık 2022

Osmaniye’nin 12 km kuzeybatısına düşen Kastabala Antik Kenti’nin tiyatro alanında devam eden kazı çalışmalarının 2024 yılına kadar tamamen bitirilmesi planlanıyor....

“Anadolu Antik DNA” projesi Urartuların kökeninin Anadolu ve Levant bölgesi olduğunu gösteriyor

8 Eylül 2022

8 Eylül 2022

Türkiye merkezli gerçekleştirilen “Anadolu Antik DNA” projesi Van bölgesini merkez edinen Demir Çağı medeniyeti Urartuların kökeninin Anadolu ve Levant bölgesi...

Duman arkeolojisi Nerja Mağarası’nın Avrupa’nın en çok ziyaret edilen mağarası olduğunu kanıtladı

26 Nisan 2023

26 Nisan 2023

Córdoba Üniversitesi’nden bir ekip tarafından yapılan yeni bir çalışma, Nerja Mağarası’nın Tarih Öncesi dönemde Avrupa’nın en çok ziyaret edilen mağarası...

Amasra’da lojman inşaatı için yapılan sondaj çalışması sırasında Roma eserleri bulundu

10 Mart 2024

10 Mart 2024

Bartın’ın Amasra ilçesinde bir site inşaatı için yapılan sondaj çalışması sırasında Roma dönemine ait altın küpeler, yüzükler, gözyaşı şişeleri ve...

Balawat (Imgur Enlil) Kapı Kabartmaları

2 Mart 2021

2 Mart 2021

Balawat, Dicle ve Zap Irmağının keşiştiği yani Assur üçgeni adı verilen bölgede yer almaktadır. Birinci başkent Kalhu güneyde, Durşarrukin en...

Son Assur Başkenti “Ninive”

30 Ocak 2021

30 Ocak 2021

Ninive, Kuzey Irak’ta bugünkü Musul kenti yakınında, Dicle Nehri’nin doğu kıyısında bulunan eski bir Asur şehridir. Asur İmparatorluğu, MÖ 25....

İran’ın batısındaki Anahita Tapınağı Restore Ediliyor

12 Haziran 2021

12 Haziran 2021

İran’ın batısındaki Kangavar şehrinde bulunan antik Anahita tapınağının restorasyon projesine başlandı. Anahita Tapınağı, Kermanşah ili, Kangavar Şehri’nin ortasında, Hamedan’dan Kirmanşah’a giden...

Karahantepe’de Kazı ve Koruma Projeleri Hızla İlerliyor

12 Mart 2025

12 Mart 2025

Karahantepe, Şanlıurfa’nın önemli Neolitik yerleşimlerinden biri olarak devam eden kazılarla adını duyurmaya devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu eşsiz...

3 Bin Yıllık Antik Kent Tehlike Altında

2 Ocak 2021

2 Ocak 2021

İzmir’in Aliağa ilçesi’nde yapılması planlanan liman için 3 bin yıllık antik kentin bir kısmı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya…...

Bayeux Gobleninde, Nazilerin Bulmak İstedikleri Neydi?

12 Şubat 2021

12 Şubat 2021

Bayeux Gobleni, dünyadaki en ünlü işleme olarak tarihe geçmiş durumdadır. Bilmeyenler için küçük bir açıklama eklersek İngiltere’nin Normanlar tarafından fethinin...

İtalya’da imparator Augustus’a ait olduğu düşünülen bir villanın kalıntılarına rastlandı

20 Nisan 2024

20 Nisan 2024

Güney İtalya’nın volkanik kül kaplı bir bölgesinde yapılan kazılar, 2.000 yıllık bir binanın kalıntılarını ortaya çıkardı. Kazı ekibi, yapının imparator...

İstanbullular Müze Gazhane’de Göbeklitepe’yi sanal ortamda gezebilecek

10 Eylül 2021

10 Eylül 2021

İnsanlık tarihinin bilinen en eski kült yapılarına ev sahipliği yapan Göbeklitepe’yi, İstanbullular, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği proje ile Müze Gazhane’de...

Nadir Bronz Kılıç, Sardinya’nın 3.200 Yıllık Kulelerinin Nasıl Kutsal Alanlara Dönüştüğünü Ortaya Koydu

12 Mayıs 2026

12 Mayıs 2026

Sardinya’da 3.200 yıllık taş bir kulenin içinde arkeologlar mühürlenmiş bir kuyu, parçalanmış törensel kaplar ve savaş için üretilmemiş bir bronz...

Genetik Analiz, Bir Kadını Bakır Çağı İspanya’sında En Yüksek Rütbeli Birey Olarak Ortaya Koyuyor: “Fildişi Hanımefendi”

7 Temmuz 2023

7 Temmuz 2023

Scientific Reports dergisinde 6 Temmuz Perşembe günü yayınlanan bir araştırmaya göre, İberya’daki antik Bakır Çağı toplumundaki en yüksek statülü birey,...

Hristiyanlığın ilk yıllarında piskoposlar Antik Çağ’ın bilgilerinden yararlanıyorlardı

13 Temmuz 2022

13 Temmuz 2022

Hristiyanlığın ilk yıllarında piskoposlar, Hristiyanlığı yaymak, Kilise’nin toplum üzerindeki etkisini artırmak için Antik Çağ’ın bilgilerinden ve düzenledikleri ritüellerin oluşturduğu yoğun...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]