14 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tarihin İlk Bilinen Barış Antlaşmasına Açılan Kapı Kadeş Savaşı

Takvimler M.Ö. 1274 yılını göstermekte… Yer günümüz Suriye toprakları içinde kalan Kadeş ovası… Dönemin iki büyük egemen gücü Hititler ve Mısır karşı karşıya geldi. Anadolu ve Mezopotamya topraklarının büyük egemen gücü Hititler ile Ortadoğu da söz sahibi olan yüksek medeniyet sahibi Mısırlılar, tarihin ilk bilinen yazılı uluslararası barış anlaşması ile sonuçlanacak bir savaşa sürüklenmişlerdi.

İki dev ordu çarpışıyor: KADEŞ

İnsanlık tarihinde büyük öneme sahip olan Kadeş Barış Antlaşması‘nın gerçekleşmesine yol açan dönemin siyasi sahnesine kısaca göz atalım.

Kadeş Barış Anlaşmasına götüren süreçte Anadolu’da ilk merkezi yönetimi kurarak imparatorluk haline gelen Hititlerin başında Büyük Kahraman Kral II. Muwaattali, Mısır’da ise firavun II. Ramses bulunmaktadır.

II. Muwaattali, kardeşi III. Hattuşili’yi Yukarı Ülke Hakpiş’e kral olarak atayıp başkenti tanrıları ve ölü ruhları da yanına alarak güneye Tarhuntaşşa’ya taşımıştır (CTH 81) . Bu taşımanın nedenleri arasında Mısırlılar ile aralarında uzun zamandır süren Kuzey Suriye topraklarında yer alan stratejik öneme sahip Kadeş ovasının hakimiyetini sağlamak da düşünülmektedir.

Mısır Firavunu II. Ramses, tahta geçtikten sonra Kuzey Suriye üzerinde azalan hakimiyeti tekrar kurmak için hazırlıklara başlar. Hükümdarlığı elinde bulundurduğu 4. yılında M.Ö. 1274 yılının Nisan ayı ortalarında gerçekleştirdiği irili ufaklı seferler ile vasal kralıkları hatta Amurru krallığını bile tekrar kendi tarafına çekmeyi başarır. Lakin, II. Ramses’in aslı hedefi Kadeş’i almaktı.

Firavun II. Ramses’in bu hasmane saldırılarını haber alan Muwaattali kayıtlara geçen şu kelimeler ile durumun vahametini aktarır. “Ben, majeste, nereye sefere çıkarsam çıkayım, siz tanrılar elimden tutarsınız ve Amurru Ülkesi’ni fethedersem-ister silahlarla yeneyim, ister benimle barış yapsınlar- ve Amurru kralını tutsak alırsam… tanrıları armağana boğacağım”

Tanrılar huzurunda ant içen Hatti Ülkesi’nin Büyük Kahraman Kralı, Amurru üzerinden Mısır’a da ders vermek, otoritesini kabullendirmek için derhal karşı hazırlıklara başlar ve Hakpiş Kralı kardeşi III. Hattuşili’nin de desteğini alarak büyük bir ordu ile harekete geçer.

Kadeş Savaşı iki süper güç Hitit ve Mısır arasında M.Ö. 1274 yılında gerçekleşti.

Hitit ordusunun ilerlemeye başladığını haber alan Ramses ise, bu yaklaşan Hitit ordusuna karşı 4 büyük tabur oluşturdu. Bu 4 büyük tabur; kendisinin bizzat yönettiği Amon taburu, Ptah, Ra ve Set taburları idi.
Ramses’in müteffikleri ile birlikte oluşturduğu bu dört taburun mevcudu Mısır kaynaklarından edinilen bilgilere göre 20 bin piyade ve güçlü donanıma sahip 2 bin atlı arabadan oluşmaktadır. Hititler ise bu konuda yazılı bir kaynak bırakmamış ya da bırakmışlarsa da henüz elde edilemediğinden Hitit ordusunun kuvvet gücü bilgisine Mısır kaynaklarından ulaşılmaktadır. Mısırlılara göre, Hititlerin ordusu 37 bin piyade ve 3 bin 500 atlı arabadan oluşmaktaydı. Bu sayılar dönemin o zamana kadar kurulan en büyük orduların olduğunu göstermektedir.

M.Ö. 1274 yılında 4 taburu ile Kadeş’e doğru yürüyüşe geçen Ramses, Muwaattali’nin kurduğu casus tuzağına düşürmüştür. Muwaattali’nin bilerek Mısır ordusu içine gönderdiği İki bedevi casusunun verdikleri bilgilerle Ramses’in taktiksel hata yapmasını sağlar. Bu hata savaşın ilk gününde Hititlerin Mısırlılar karşısında hakimiyet kurmasına yol açar. Amon taburu dağılmak üzere iken Ramses diğer taburların acele yetişmesini sağlatması, ve ilk gün zaferinin coşkusu ile ganimete dalan Hitit ordusunda yer alan vassal krallık askerlerin düzensizliği bu sefer de Mısırlıları ezici güç durumuna getirir. Ancak, gerek Muwaattali’nin gerekse da kardeşi Hattuşi’nin askeri zeka ve taktiksel hareketleri savaşı Hititler lehine döndürmüştür. Ramses, geri çekilmeye başlayınca Hitit ordusu da Amurru’ya girer.

II. Ramses, Kadeş Savaşı’nın galibi kendisinin olduğunu göstermek için Karnak tapınağına propanga da çizimler yaptırmıştır.

Binlerce insanın öldüğü bu büyük meydan savaşında kimin galip geldiği şu an için bilinmezliğini korumaktadır. Savaş sonrası Mısır’a dönen Ramses’in Karnak tapınak duvarlarına yazdırdığı bilgilere göre bu savaşı Hititler kaybetmişti. Ama bunun iç politikaya yönelik bir propaganda olduğu düşünülmektedir. Hitit kaynaklarında ise başarı Hititlere aitti. Bu başarıyı destekleyici bilgi ise, savaş sonrası Muwaattali’nin, Mısır ülkesinin sınır eyalet kenti Apa’ya kadar ilerlemesi olabilir.

Büyük savaş kardeşim politikasına evriliyor

İki koca gün süren ve yukarıda da değindiğimiz gibi binlerce insanın ölmesine neden olan ve kazananın tam olarak belli olmadığı dönemin en büyük meydan savaşı Kadeş savaşı sonrası Hititlerde dengeler değişmiştir. Mısır’da ise hükümdarlık hala II. Ramses’in elinde idi.

Muwaattali savaş sonrası tanrı olmuştur. Yerine oğlu, Urhi-Teşup (III. Murşili) tahta geçmiştir. Urhi-Teşup hanedanlığının ilk zamanlarında amcası III. Hattuşili ile iyi ilişki içerisindeydi. Hattuşili’de, yiğeni Urhi Teşup’a destek vermekte ve onu korumaktaydı. Lakin, Urhi-Teşup, amcası Hattuşili’yi kendisine rakip olarak görmeye başlayınca onun elindeki tüm yetkileri geri aldı. Bu yetki geri alımı ve Urhi Teşup’un kızdırıcı siyaseti yüzünden Hattuşili’nin tevazusu yerini kine bırakmıştır. Hattuşili, Yukarı Ülke (Hakpiş) krallığı sırasında ve Kadeş’te gösterdiği askeri başarılarla ordu içinde takdir edilen bir kişilikti. Bundan dolayı, askeri ve siyasi kanattan almış olduğu destekle Hattuşili, Urhi Teşup’u tahtan indirerek onu sürgüne göndermiştir. Sürgüne gönderilen Urhi-Teşup, Mısır ülkesine kaçmış ve iadesi istenilmesine rağmen Mısır tarafından verilmemesi kısa çaplı siyası kriz yaşanmasına neden olmuştur.

Kardeşi II. Muwaattali’nin tahtına yiğeni Urhi-Teşup’u devirerek oturan III. Hattuşili, her ne kadar Urhi-Teşup yüzünden Mısır ile belli bir süre sıkıntılar yaşamış olsa da, çoğunlukla Hattuşili hükümdarlığı sırasında Mısırla iyi ilişkiler içerisinde kalmıştır. Bu iyi ilişkilere Hattuşili ve Ramses’i sürükleyen en önemli unsurlardan birisi Kuzey Suriye ticaret yoları üzerinde güçlenmeye başlayan Asur etkisi olmuştur. Kuzey Suriye ticaret yolları uğruna uzun yıllar hasım olan iki ülke bu sefer bu ticaret yolllarının paylaşımı için dostluk ve kardeşlik içinde yaşamaya başlamışlardır. Ve M.Ö. 1286 yılında yaşanan dostluk ve kardeşlik atmosferinin bir göstergesi olarak Hattuşili ile Ramses Kadeş Barış Antlaşması’nı mühürlemişlerdir.

Tarihin ilk bilinen yazılı uluslararası barış antlaşması “Kadeş Barış Antlaşması”

Tarihe ilk bilinen uluslararası yazılı barış anlaşması olarak kayda geçen ve günümüzde Kadeş Barış Anlaşması olarak bilinen III. Hattuşşili tarafından gümüş levhalara yazdırılarak Mısır’a gönderilmiştir. Lakin, günümüze kadar gümüş tablet bulunamamıştır.

Kadeş Barış Anlaşması’nın dili günün diplomatik dili Akadça olarak yazılmış, Hitit ve Mısır tanrılarının şahitliği altında Hitit Kralı III. Hattuşili ve Mısır Firavunu II. Ramses tarafından mühürlenmiştir.
Antlaşmanın kil tablet kopyası, 1906 yılı Boğazköy kazılarında kırık olarak bulunmuştur. Bulunan bu tablet şu an İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir. Mısır tarafında ise, tapınakların duvarlarına kopyalanmıştır. Bu anlaşmanın bir kopyası da şu anda Birleşmiş Miletler binasının 2. katında sergilenmektedir.
Dostluk ve kardeşlik göstergesi olan ve ilk bilinen barış anlaşmasının bir diğer özelliği ise, Hattuşili’nin karısı Pudehepa’nın da mührünün metin üzerinde olmasıdır. Günümüzde dahi hala kadın erkek eşitliği sağlanamamış ve kadının yeri ikinci üçüncü planda olmasına rağmen günümüzden 3500 yıl önce büyük bir antlaşmaya iki büyük kralın mührünün olduğu tablete kraliçenin de mührü yer alması oldukça önemlidir.

Kadeş Anlaşması’nın mühürlenmesi ile Hitit ve Mısır arasında dostluk rüzgarları esmeye başlamıştır. III. Hattuşili ile II. Ramses arasında sıklıkla mektuplaşmalar başlamıştır. Mektuplaşmalarda hitap “kardeşim” olarak kullanılmıştır. Hatta, bu hitap Kraliçe Pudehepa tarafından da kullanılmıştır.

Banner
Benzer Yazılar

Çatalhöyük’te cinsiyeti belli olmayan insan figürlü heykelcik bulundu

28 Aralık 2021

28 Aralık 2021

Anadolu’nun ilk yerleşim yerlerinden birisi olan Konya’nın Meram ilçesine bağlı Çatalhöyük Neolitik yerleşiminde cinsiyeti belli olmayan insan figürlü heykelcik bulundu....

Anadolu Mezopotamya ticaret yolunda bir merkez; Tavşanlı Höyük

23 Ekim 2021

23 Ekim 2021

Tunç Çağı döneminde Batı Anadolu’da ilk yerleşim yeri olduğu bilinen Tavşanlı höyük kazılarına devam ediliyor. Elde edilen son kazı sonuçları...

Anadolu Arkeolojisinde Bir İlk: Oluz Höyük’te 2 bin 600 yıllık kutsal oda ve Tanrıça Kubaba’yı simgeleyen taş bulundu

30 Kasım 2024

30 Kasım 2024

Amasya’nın Toklucak köyündeki Oluz Höyük yerleşim yerinde yapılan kazılarda, 2 bin 600 yıl öncesine ait Frig dönemine ait kutsal oda...

Hititli Matiya Hitit Tarihine Işık Tutacak

7 Eylül 2021

7 Eylül 2021

Günümüz Türkiye ve Suriye sınırları içerisinde yer alan Karkamış Antik Kenti, Asur, Hitit, Mitanni ve Mısır için stratejik konuma sahip...

Kleopatra’nın Mezarı Bulundu mu?

2 Şubat 2021

2 Şubat 2021

Kadim medeniyetlerde az da olsa güçlü kadın yöneticiler olmuştur. Bu güçlü yönetici kadınlardan birisi de, Mısır’ın son Kraliçesi Kleopatra‘dır. Mısır’ın...

Antandros Antik Kenti’nde 2 bin 350 yıllık Kibele Heykeli’ne ulaşıldı

21 Ağustos 2022

21 Ağustos 2022

Balıkesir’in Edremit İlçesi Altınoluk Beldesi’nin 4 kilometre doğusunda, İda Dağı (Kazdağı) eteklerinde, Pelasglar tarafından kurulmuş olan Antandros Antik Kenti’nde devam...

Efes Antik Kenti’nde 1400 yıllık Bizans mahallesi ortaya çıkarıldı

28 Ekim 2022

28 Ekim 2022

Antik Çağ’ın en önemli kentlerinden biri olan Efes Antik Kenti’nde devam eden kazılarda 1400 yıllık Bizans mahallesi ortaya çıkarıldı. Bizans...

Smyrna Antik Tiyatrosu’nun kulisinde latrina bulundu

3 Kasım 2021

3 Kasım 2021

2400 yıllık Smyrna Antik Kenti’nin kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan ilginç buluntular heyecan yaratmaya devam ediyor. İzmir’in Kadifekakale semti yakınlarında yer...

Musul’da 6 Metrelik Asur Kanatlı Boğası Ortaya Çıkarıldı: Dünyanın En Büyüğü

23 Eylül 2025

23 Eylül 2025

Irak’ın Musul kentinde yürütülen kazılarda, Asur sanatının bilinen en büyük lamassusu gün yüzüne çıkarıldı. Yaklaşık altı metre yüksekliğe ulaşan bu...

Uzuncaburç Antik Kenti’ne Özel Restorasyon

16 Şubat 2021

16 Şubat 2021

Helenistik dönemin önemli tapınak merkezlerinden ve iyi korunmuş şehirlerinden biri olan Uzuncaburç 2300 yıllık tarihini en iyi şekilde yansıtacak bir...

Tavşanlı Höyük’te 3 bin 300 yıllık eşsiz mühür ve Miken benzeri kılıç keşfedildi

18 Temmuz 2022

18 Temmuz 2022

8 bin yıllık geçmişe sahip olan Tavşanlı Höyük’te devam eden kazılarda 3 bin 300 yıllık eşsiz mühür ve Miken dönemi...

Oluz höyük dinsel kökleri ile şaşırtmaya devam ediyor

15 Şubat 2021

15 Şubat 2021

Amasya Oluz Höyük kazıları devam ediyor. Prof. Dr. Şevket Dönmez başkanlığında yürütülen Oluz Höyük kazıları ile Anadolu dinsel kökler ile...

İzmir’de 14000 yıllık yerleşim alanı keşfedildi

26 Kasım 2021

26 Kasım 2021

İzmir’de Dikili ve Bergama arasında bulunan bir mağarada 14000 yıllık yerleşim alanı keşfedildi. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün (DAI) yaptığı bilgilendirme de,...

Ulucak Höyüğü’nde 7 bin 700 yıllık kostüm giymiş insan figürleri bulundu

5 Ekim 2023

5 Ekim 2023

İzmir’in Kemalpaşa ilçesindeki Ulucak Höyüğü’nde yapılan kazı çalışmalarında, 7 bin 700 yıllık ikisi aynı kostümü giymiş üç insan figürü bulundu....

Smyrna Antik Tiyatrosu’nda 1800 yıllık Satyros heykel başı çıkarıldı

30 Temmuz 2022

30 Temmuz 2022

İzmir, Kadifekale ve Smyrna Agorası arasındaki yamaçta bulunan Antik Smyrna Tiyatrosu’nda yapılan kazılarda M. S. 2. yüzyıla tarihlenen bir heykel...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]