23 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tarihin İlk Bilinen Barış Antlaşmasına Açılan Kapı Kadeş Savaşı

Takvimler M.Ö. 1274 yılını göstermekte… Yer günümüz Suriye toprakları içinde kalan Kadeş ovası… Dönemin iki büyük egemen gücü Hititler ve Mısır karşı karşıya geldi. Anadolu ve Mezopotamya topraklarının büyük egemen gücü Hititler ile Ortadoğu da söz sahibi olan yüksek medeniyet sahibi Mısırlılar, tarihin ilk bilinen yazılı uluslararası barış anlaşması ile sonuçlanacak bir savaşa sürüklenmişlerdi.

İki dev ordu çarpışıyor: KADEŞ

İnsanlık tarihinde büyük öneme sahip olan Kadeş Barış Antlaşması‘nın gerçekleşmesine yol açan dönemin siyasi sahnesine kısaca göz atalım.

Kadeş Barış Anlaşmasına götüren süreçte Anadolu’da ilk merkezi yönetimi kurarak imparatorluk haline gelen Hititlerin başında Büyük Kahraman Kral II. Muwaattali, Mısır’da ise firavun II. Ramses bulunmaktadır.

II. Muwaattali, kardeşi III. Hattuşili’yi Yukarı Ülke Hakpiş’e kral olarak atayıp başkenti tanrıları ve ölü ruhları da yanına alarak güneye Tarhuntaşşa’ya taşımıştır (CTH 81) . Bu taşımanın nedenleri arasında Mısırlılar ile aralarında uzun zamandır süren Kuzey Suriye topraklarında yer alan stratejik öneme sahip Kadeş ovasının hakimiyetini sağlamak da düşünülmektedir.

Mısır Firavunu II. Ramses, tahta geçtikten sonra Kuzey Suriye üzerinde azalan hakimiyeti tekrar kurmak için hazırlıklara başlar. Hükümdarlığı elinde bulundurduğu 4. yılında M.Ö. 1274 yılının Nisan ayı ortalarında gerçekleştirdiği irili ufaklı seferler ile vasal kralıkları hatta Amurru krallığını bile tekrar kendi tarafına çekmeyi başarır. Lakin, II. Ramses’in aslı hedefi Kadeş’i almaktı.

Firavun II. Ramses’in bu hasmane saldırılarını haber alan Muwaattali kayıtlara geçen şu kelimeler ile durumun vahametini aktarır. “Ben, majeste, nereye sefere çıkarsam çıkayım, siz tanrılar elimden tutarsınız ve Amurru Ülkesi’ni fethedersem-ister silahlarla yeneyim, ister benimle barış yapsınlar- ve Amurru kralını tutsak alırsam… tanrıları armağana boğacağım”

Tanrılar huzurunda ant içen Hatti Ülkesi’nin Büyük Kahraman Kralı, Amurru üzerinden Mısır’a da ders vermek, otoritesini kabullendirmek için derhal karşı hazırlıklara başlar ve Hakpiş Kralı kardeşi III. Hattuşili’nin de desteğini alarak büyük bir ordu ile harekete geçer.

Kadeş Savaşı iki süper güç Hitit ve Mısır arasında M.Ö. 1274 yılında gerçekleşti.

Hitit ordusunun ilerlemeye başladığını haber alan Ramses ise, bu yaklaşan Hitit ordusuna karşı 4 büyük tabur oluşturdu. Bu 4 büyük tabur; kendisinin bizzat yönettiği Amon taburu, Ptah, Ra ve Set taburları idi.
Ramses’in müteffikleri ile birlikte oluşturduğu bu dört taburun mevcudu Mısır kaynaklarından edinilen bilgilere göre 20 bin piyade ve güçlü donanıma sahip 2 bin atlı arabadan oluşmaktadır. Hititler ise bu konuda yazılı bir kaynak bırakmamış ya da bırakmışlarsa da henüz elde edilemediğinden Hitit ordusunun kuvvet gücü bilgisine Mısır kaynaklarından ulaşılmaktadır. Mısırlılara göre, Hititlerin ordusu 37 bin piyade ve 3 bin 500 atlı arabadan oluşmaktaydı. Bu sayılar dönemin o zamana kadar kurulan en büyük orduların olduğunu göstermektedir.

M.Ö. 1274 yılında 4 taburu ile Kadeş’e doğru yürüyüşe geçen Ramses, Muwaattali’nin kurduğu casus tuzağına düşürmüştür. Muwaattali’nin bilerek Mısır ordusu içine gönderdiği İki bedevi casusunun verdikleri bilgilerle Ramses’in taktiksel hata yapmasını sağlar. Bu hata savaşın ilk gününde Hititlerin Mısırlılar karşısında hakimiyet kurmasına yol açar. Amon taburu dağılmak üzere iken Ramses diğer taburların acele yetişmesini sağlatması, ve ilk gün zaferinin coşkusu ile ganimete dalan Hitit ordusunda yer alan vassal krallık askerlerin düzensizliği bu sefer de Mısırlıları ezici güç durumuna getirir. Ancak, gerek Muwaattali’nin gerekse da kardeşi Hattuşi’nin askeri zeka ve taktiksel hareketleri savaşı Hititler lehine döndürmüştür. Ramses, geri çekilmeye başlayınca Hitit ordusu da Amurru’ya girer.

II. Ramses, Kadeş Savaşı’nın galibi kendisinin olduğunu göstermek için Karnak tapınağına propanga da çizimler yaptırmıştır.

Binlerce insanın öldüğü bu büyük meydan savaşında kimin galip geldiği şu an için bilinmezliğini korumaktadır. Savaş sonrası Mısır’a dönen Ramses’in Karnak tapınak duvarlarına yazdırdığı bilgilere göre bu savaşı Hititler kaybetmişti. Ama bunun iç politikaya yönelik bir propaganda olduğu düşünülmektedir. Hitit kaynaklarında ise başarı Hititlere aitti. Bu başarıyı destekleyici bilgi ise, savaş sonrası Muwaattali’nin, Mısır ülkesinin sınır eyalet kenti Apa’ya kadar ilerlemesi olabilir.

Büyük savaş kardeşim politikasına evriliyor

İki koca gün süren ve yukarıda da değindiğimiz gibi binlerce insanın ölmesine neden olan ve kazananın tam olarak belli olmadığı dönemin en büyük meydan savaşı Kadeş savaşı sonrası Hititlerde dengeler değişmiştir. Mısır’da ise hükümdarlık hala II. Ramses’in elinde idi.

Muwaattali savaş sonrası tanrı olmuştur. Yerine oğlu, Urhi-Teşup (III. Murşili) tahta geçmiştir. Urhi-Teşup hanedanlığının ilk zamanlarında amcası III. Hattuşili ile iyi ilişki içerisindeydi. Hattuşili’de, yiğeni Urhi Teşup’a destek vermekte ve onu korumaktaydı. Lakin, Urhi-Teşup, amcası Hattuşili’yi kendisine rakip olarak görmeye başlayınca onun elindeki tüm yetkileri geri aldı. Bu yetki geri alımı ve Urhi Teşup’un kızdırıcı siyaseti yüzünden Hattuşili’nin tevazusu yerini kine bırakmıştır. Hattuşili, Yukarı Ülke (Hakpiş) krallığı sırasında ve Kadeş’te gösterdiği askeri başarılarla ordu içinde takdir edilen bir kişilikti. Bundan dolayı, askeri ve siyasi kanattan almış olduğu destekle Hattuşili, Urhi Teşup’u tahtan indirerek onu sürgüne göndermiştir. Sürgüne gönderilen Urhi-Teşup, Mısır ülkesine kaçmış ve iadesi istenilmesine rağmen Mısır tarafından verilmemesi kısa çaplı siyası kriz yaşanmasına neden olmuştur.

Kardeşi II. Muwaattali’nin tahtına yiğeni Urhi-Teşup’u devirerek oturan III. Hattuşili, her ne kadar Urhi-Teşup yüzünden Mısır ile belli bir süre sıkıntılar yaşamış olsa da, çoğunlukla Hattuşili hükümdarlığı sırasında Mısırla iyi ilişkiler içerisinde kalmıştır. Bu iyi ilişkilere Hattuşili ve Ramses’i sürükleyen en önemli unsurlardan birisi Kuzey Suriye ticaret yoları üzerinde güçlenmeye başlayan Asur etkisi olmuştur. Kuzey Suriye ticaret yolları uğruna uzun yıllar hasım olan iki ülke bu sefer bu ticaret yolllarının paylaşımı için dostluk ve kardeşlik içinde yaşamaya başlamışlardır. Ve M.Ö. 1286 yılında yaşanan dostluk ve kardeşlik atmosferinin bir göstergesi olarak Hattuşili ile Ramses Kadeş Barış Antlaşması’nı mühürlemişlerdir.

Tarihin ilk bilinen yazılı uluslararası barış antlaşması “Kadeş Barış Antlaşması”

Tarihe ilk bilinen uluslararası yazılı barış anlaşması olarak kayda geçen ve günümüzde Kadeş Barış Anlaşması olarak bilinen III. Hattuşşili tarafından gümüş levhalara yazdırılarak Mısır’a gönderilmiştir. Lakin, günümüze kadar gümüş tablet bulunamamıştır.

Kadeş Barış Anlaşması’nın dili günün diplomatik dili Akadça olarak yazılmış, Hitit ve Mısır tanrılarının şahitliği altında Hitit Kralı III. Hattuşili ve Mısır Firavunu II. Ramses tarafından mühürlenmiştir.
Antlaşmanın kil tablet kopyası, 1906 yılı Boğazköy kazılarında kırık olarak bulunmuştur. Bulunan bu tablet şu an İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir. Mısır tarafında ise, tapınakların duvarlarına kopyalanmıştır. Bu anlaşmanın bir kopyası da şu anda Birleşmiş Miletler binasının 2. katında sergilenmektedir.
Dostluk ve kardeşlik göstergesi olan ve ilk bilinen barış anlaşmasının bir diğer özelliği ise, Hattuşili’nin karısı Pudehepa’nın da mührünün metin üzerinde olmasıdır. Günümüzde dahi hala kadın erkek eşitliği sağlanamamış ve kadının yeri ikinci üçüncü planda olmasına rağmen günümüzden 3500 yıl önce büyük bir antlaşmaya iki büyük kralın mührünün olduğu tablete kraliçenin de mührü yer alması oldukça önemlidir.

Kadeş Anlaşması’nın mühürlenmesi ile Hitit ve Mısır arasında dostluk rüzgarları esmeye başlamıştır. III. Hattuşili ile II. Ramses arasında sıklıkla mektuplaşmalar başlamıştır. Mektuplaşmalarda hitap “kardeşim” olarak kullanılmıştır. Hatta, bu hitap Kraliçe Pudehepa tarafından da kullanılmıştır.

Banner
Benzer Yazılar

Diyarbakır Surları’nda 1500 yıllık kandil bulundu

1 Eylül 2022

1 Eylül 2022

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Koruma Uygulama ve Denetim Büroları Şube Müdürlüğü tarafından yapılan ‘Surlarda Diriliş’ temasıyla...

Perre Antik Kenti’nde 1500 Yıllık Roma Dönemi Yaşam Alanı Gün Yüzüne Çıkarıldı

17 Kasım 2025

17 Kasım 2025

Adıyaman’daki Perre Antik Kenti’nde yürütülen 2025 kazı sezonu, bölgenin Roma dönemine ait yerleşim düzeni hakkında önemli bir bulgu daha sağladı....

Yıkım çalışmaları sırasında 2 bin 500 yıllık boğa figürlü kırlent ortaya çıktı

20 Nisan 2022

20 Nisan 2022

Sinop’ta Kent Meydanı Millet Bahçesi projesi için tarihi surların önünde bulunan yapıların yıkım çalışmaları sırasında 2 bin 500 yıllık boğa...

Tarihte “Suda Doğum” ilk olarak Ani Örenyeri’nde uygulanmış olabilir

7 Eylül 2022

7 Eylül 2022

Dünya da son 30 yıldan bu yana büyük ilgi gören “suda doğum” uygulaması bebeğin dünya ile adaptasyonunu hızlandırmayı amaçlıyor. Uygulama...

Antandros Antik Kenti’nde 2 bin 350 yıllık Kibele Heykeli’ne ulaşıldı

21 Ağustos 2022

21 Ağustos 2022

Balıkesir’in Edremit İlçesi Altınoluk Beldesi’nin 4 kilometre doğusunda, İda Dağı (Kazdağı) eteklerinde, Pelasglar tarafından kurulmuş olan Antandros Antik Kenti’nde devam...

Uzuncaburç Antik Kenti’ne Özel Restorasyon

16 Şubat 2021

16 Şubat 2021

Helenistik dönemin önemli tapınak merkezlerinden ve iyi korunmuş şehirlerinden biri olan Uzuncaburç 2300 yıllık tarihini en iyi şekilde yansıtacak bir...

İzmir’de 14 bin yıllık insan izleri bulunan mağarada çalışmalar devam ediyor

18 Şubat 2022

18 Şubat 2022

İzmir’in Dikili ilçesinde 14 bin yıl öncesine uzanan insan izlerinin bulunduğu mağarada inceleme ve araştırma çalışmalarına aralıksız devam ediliyor. Dikili...

Kibyra Antik Kentinde Yeni Keşifler

27 Kasım 2020

27 Kasım 2020

Burdur ilindeki Kibyra antik kentinde ait iki tanrı heykeli ortaya çıkarıldı. Kibyra (veya Cibyra Magna), MÖ ikinci yüzyılda dört şehir...

Anadolu Arkeolojisinde Heyecanlandıran Keşif “Kybele Mağarası”

29 Mart 2021

29 Mart 2021

Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde Roma dönemine ait olduğu belirlenen mağaranın Anadolu kültüründe özel bir yeri bulunan Ana Tanrıça Kybele’ye adanmış bir...

Sodom kentini yerle bir eden kozmik meteor izleri bulundu

21 Eylül 2021

21 Eylül 2021

Tevrat, İncil ve Kuran’da geçen Sodom kentini ve halkının (Lut kavmi olarak de geçer) yok oluş hikayesini hepimiz biliriz. Sodom...

Adıyaman’ın Fazla Bilinmeyen Antik Kenti

4 Ocak 2021

4 Ocak 2021

Adıyaman deyince gözlerimizin önüne gelen eşsiz güzellikte ki Nemrut Dağı ve ünlü Komagene Krallığı olur. Adıyaman, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kadim...

Karakuş Tümülüsü’nde Kommagene Kraliçe Mezarları Bulundu

22 Eylül 2021

22 Eylül 2021

Adıyaman Karakuş Tümülüsü ‘nde, Kommagene Kralı II. Mithritades’in (M.Ö 36-21 ) annesi İsias, kız kardeşi Antiokhis ve Antiokhis’in kızı Aka...

Köpekleri tarafından öldürülen Akteon’un mitolojik hikâyesinin resmedildiği mermer blok bulundu

6 Ağustos 2022

6 Ağustos 2022

Düzce Belediyesi’nin destekleri ile devam eden Prusias ad Hypium Antik Kenti kazı çalışmalarında, köpekleri tarafından öldürülen Akteon’un mitolojik hikâyesinin resmedildiği...

Bahreyn’de 3.300 Yıllık Dilmun Dönemi Seramik Yüz Gün Işığına Çıktı

11 Ocak 2026

11 Ocak 2026

Bahreyn’in güneyinde yer alan Hilla arkeolojik alanındaki kazılarda, Dilmun uygarlığına ait son derece nadir bir buluntu ortaya çıktı. Yaklaşık 3.300...

Kültepe’de 4 Bin Yıllık Aslan Çene Kemiği Ortaya Çıkarıldı

14 Eylül 2021

14 Eylül 2021

Anadolu yazılı tarihinin başlangıç noktası Kültepe’de kazı çalışmaları devam ediyor. Kazılarda 4 bin yıllık aslan çene kemiği ortaya çıkarıldı. Kültepe...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]