30 November 2025 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tarihin İlk Bilinen Barış Antlaşmasına Açılan Kapı Kadeş Savaşı

Takvimler M.Ö. 1274 yılını göstermekte… Yer günümüz Suriye toprakları içinde kalan Kadeş ovası… Dönemin iki büyük egemen gücü Hititler ve Mısır karşı karşıya geldi. Anadolu ve Mezopotamya topraklarının büyük egemen gücü Hititler ile Ortadoğu da söz sahibi olan yüksek medeniyet sahibi Mısırlılar, tarihin ilk bilinen yazılı uluslararası barış anlaşması ile sonuçlanacak bir savaşa sürüklenmişlerdi.

İki dev ordu çarpışıyor: KADEŞ

İnsanlık tarihinde büyük öneme sahip olan Kadeş Barış Antlaşması‘nın gerçekleşmesine yol açan dönemin siyasi sahnesine kısaca göz atalım.

Kadeş Barış Anlaşmasına götüren süreçte Anadolu’da ilk merkezi yönetimi kurarak imparatorluk haline gelen Hititlerin başında Büyük Kahraman Kral II. Muwaattali, Mısır’da ise firavun II. Ramses bulunmaktadır.

II. Muwaattali, kardeşi III. Hattuşili’yi Yukarı Ülke Hakpiş’e kral olarak atayıp başkenti tanrıları ve ölü ruhları da yanına alarak güneye Tarhuntaşşa’ya taşımıştır (CTH 81) . Bu taşımanın nedenleri arasında Mısırlılar ile aralarında uzun zamandır süren Kuzey Suriye topraklarında yer alan stratejik öneme sahip Kadeş ovasının hakimiyetini sağlamak da düşünülmektedir.

Mısır Firavunu II. Ramses, tahta geçtikten sonra Kuzey Suriye üzerinde azalan hakimiyeti tekrar kurmak için hazırlıklara başlar. Hükümdarlığı elinde bulundurduğu 4. yılında M.Ö. 1274 yılının Nisan ayı ortalarında gerçekleştirdiği irili ufaklı seferler ile vasal kralıkları hatta Amurru krallığını bile tekrar kendi tarafına çekmeyi başarır. Lakin, II. Ramses’in aslı hedefi Kadeş’i almaktı.

Firavun II. Ramses’in bu hasmane saldırılarını haber alan Muwaattali kayıtlara geçen şu kelimeler ile durumun vahametini aktarır. “Ben, majeste, nereye sefere çıkarsam çıkayım, siz tanrılar elimden tutarsınız ve Amurru Ülkesi’ni fethedersem-ister silahlarla yeneyim, ister benimle barış yapsınlar- ve Amurru kralını tutsak alırsam… tanrıları armağana boğacağım”

Tanrılar huzurunda ant içen Hatti Ülkesi’nin Büyük Kahraman Kralı, Amurru üzerinden Mısır’a da ders vermek, otoritesini kabullendirmek için derhal karşı hazırlıklara başlar ve Hakpiş Kralı kardeşi III. Hattuşili’nin de desteğini alarak büyük bir ordu ile harekete geçer.

Kadeş Savaşı iki süper güç Hitit ve Mısır arasında M.Ö. 1274 yılında gerçekleşti.

Hitit ordusunun ilerlemeye başladığını haber alan Ramses ise, bu yaklaşan Hitit ordusuna karşı 4 büyük tabur oluşturdu. Bu 4 büyük tabur; kendisinin bizzat yönettiği Amon taburu, Ptah, Ra ve Set taburları idi.
Ramses’in müteffikleri ile birlikte oluşturduğu bu dört taburun mevcudu Mısır kaynaklarından edinilen bilgilere göre 20 bin piyade ve güçlü donanıma sahip 2 bin atlı arabadan oluşmaktadır. Hititler ise bu konuda yazılı bir kaynak bırakmamış ya da bırakmışlarsa da henüz elde edilemediğinden Hitit ordusunun kuvvet gücü bilgisine Mısır kaynaklarından ulaşılmaktadır. Mısırlılara göre, Hititlerin ordusu 37 bin piyade ve 3 bin 500 atlı arabadan oluşmaktaydı. Bu sayılar dönemin o zamana kadar kurulan en büyük orduların olduğunu göstermektedir.

M.Ö. 1274 yılında 4 taburu ile Kadeş’e doğru yürüyüşe geçen Ramses, Muwaattali’nin kurduğu casus tuzağına düşürmüştür. Muwaattali’nin bilerek Mısır ordusu içine gönderdiği İki bedevi casusunun verdikleri bilgilerle Ramses’in taktiksel hata yapmasını sağlar. Bu hata savaşın ilk gününde Hititlerin Mısırlılar karşısında hakimiyet kurmasına yol açar. Amon taburu dağılmak üzere iken Ramses diğer taburların acele yetişmesini sağlatması, ve ilk gün zaferinin coşkusu ile ganimete dalan Hitit ordusunda yer alan vassal krallık askerlerin düzensizliği bu sefer de Mısırlıları ezici güç durumuna getirir. Ancak, gerek Muwaattali’nin gerekse da kardeşi Hattuşi’nin askeri zeka ve taktiksel hareketleri savaşı Hititler lehine döndürmüştür. Ramses, geri çekilmeye başlayınca Hitit ordusu da Amurru’ya girer.

II. Ramses, Kadeş Savaşı’nın galibi kendisinin olduğunu göstermek için Karnak tapınağına propanga da çizimler yaptırmıştır.

Binlerce insanın öldüğü bu büyük meydan savaşında kimin galip geldiği şu an için bilinmezliğini korumaktadır. Savaş sonrası Mısır’a dönen Ramses’in Karnak tapınak duvarlarına yazdırdığı bilgilere göre bu savaşı Hititler kaybetmişti. Ama bunun iç politikaya yönelik bir propaganda olduğu düşünülmektedir. Hitit kaynaklarında ise başarı Hititlere aitti. Bu başarıyı destekleyici bilgi ise, savaş sonrası Muwaattali’nin, Mısır ülkesinin sınır eyalet kenti Apa’ya kadar ilerlemesi olabilir.

Büyük savaş kardeşim politikasına evriliyor

İki koca gün süren ve yukarıda da değindiğimiz gibi binlerce insanın ölmesine neden olan ve kazananın tam olarak belli olmadığı dönemin en büyük meydan savaşı Kadeş savaşı sonrası Hititlerde dengeler değişmiştir. Mısır’da ise hükümdarlık hala II. Ramses’in elinde idi.

Muwaattali savaş sonrası tanrı olmuştur. Yerine oğlu, Urhi-Teşup (III. Murşili) tahta geçmiştir. Urhi-Teşup hanedanlığının ilk zamanlarında amcası III. Hattuşili ile iyi ilişki içerisindeydi. Hattuşili’de, yiğeni Urhi Teşup’a destek vermekte ve onu korumaktaydı. Lakin, Urhi-Teşup, amcası Hattuşili’yi kendisine rakip olarak görmeye başlayınca onun elindeki tüm yetkileri geri aldı. Bu yetki geri alımı ve Urhi Teşup’un kızdırıcı siyaseti yüzünden Hattuşili’nin tevazusu yerini kine bırakmıştır. Hattuşili, Yukarı Ülke (Hakpiş) krallığı sırasında ve Kadeş’te gösterdiği askeri başarılarla ordu içinde takdir edilen bir kişilikti. Bundan dolayı, askeri ve siyasi kanattan almış olduğu destekle Hattuşili, Urhi Teşup’u tahtan indirerek onu sürgüne göndermiştir. Sürgüne gönderilen Urhi-Teşup, Mısır ülkesine kaçmış ve iadesi istenilmesine rağmen Mısır tarafından verilmemesi kısa çaplı siyası kriz yaşanmasına neden olmuştur.

Kardeşi II. Muwaattali’nin tahtına yiğeni Urhi-Teşup’u devirerek oturan III. Hattuşili, her ne kadar Urhi-Teşup yüzünden Mısır ile belli bir süre sıkıntılar yaşamış olsa da, çoğunlukla Hattuşili hükümdarlığı sırasında Mısırla iyi ilişkiler içerisinde kalmıştır. Bu iyi ilişkilere Hattuşili ve Ramses’i sürükleyen en önemli unsurlardan birisi Kuzey Suriye ticaret yoları üzerinde güçlenmeye başlayan Asur etkisi olmuştur. Kuzey Suriye ticaret yolları uğruna uzun yıllar hasım olan iki ülke bu sefer bu ticaret yolllarının paylaşımı için dostluk ve kardeşlik içinde yaşamaya başlamışlardır. Ve M.Ö. 1286 yılında yaşanan dostluk ve kardeşlik atmosferinin bir göstergesi olarak Hattuşili ile Ramses Kadeş Barış Antlaşması’nı mühürlemişlerdir.

Tarihin ilk bilinen yazılı uluslararası barış antlaşması “Kadeş Barış Antlaşması”

Tarihe ilk bilinen uluslararası yazılı barış anlaşması olarak kayda geçen ve günümüzde Kadeş Barış Anlaşması olarak bilinen III. Hattuşşili tarafından gümüş levhalara yazdırılarak Mısır’a gönderilmiştir. Lakin, günümüze kadar gümüş tablet bulunamamıştır.

Kadeş Barış Anlaşması’nın dili günün diplomatik dili Akadça olarak yazılmış, Hitit ve Mısır tanrılarının şahitliği altında Hitit Kralı III. Hattuşili ve Mısır Firavunu II. Ramses tarafından mühürlenmiştir.
Antlaşmanın kil tablet kopyası, 1906 yılı Boğazköy kazılarında kırık olarak bulunmuştur. Bulunan bu tablet şu an İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir. Mısır tarafında ise, tapınakların duvarlarına kopyalanmıştır. Bu anlaşmanın bir kopyası da şu anda Birleşmiş Miletler binasının 2. katında sergilenmektedir.
Dostluk ve kardeşlik göstergesi olan ve ilk bilinen barış anlaşmasının bir diğer özelliği ise, Hattuşili’nin karısı Pudehepa’nın da mührünün metin üzerinde olmasıdır. Günümüzde dahi hala kadın erkek eşitliği sağlanamamış ve kadının yeri ikinci üçüncü planda olmasına rağmen günümüzden 3500 yıl önce büyük bir antlaşmaya iki büyük kralın mührünün olduğu tablete kraliçenin de mührü yer alması oldukça önemlidir.

Kadeş Anlaşması’nın mühürlenmesi ile Hitit ve Mısır arasında dostluk rüzgarları esmeye başlamıştır. III. Hattuşili ile II. Ramses arasında sıklıkla mektuplaşmalar başlamıştır. Mektuplaşmalarda hitap “kardeşim” olarak kullanılmıştır. Hatta, bu hitap Kraliçe Pudehepa tarafından da kullanılmıştır.

Banner
Benzer Yazılar

5 bin 600 yıllık elit evlerin çıkarıldığı Arslantepe Höyük kazıları başlıyor

9 Ağustos 2022

9 Ağustos 2022

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Arslantepe Höyük, 2022 kazı sezonuna başlıyor. Geçtiğimiz kazılarda M. Ö. 3600 yıllarına ait elit...

Bitlis’te 5000 yıllık Karaz kültürünün izlerine ulaşıldı

13 Ekim 2023

13 Ekim 2023

Bitlis’in Ahlat ilçesindeki İç Kale’de yapılan kazılarda 5000 yıllık Karaz Kültürü’nün izlerine rastlandı. Karaz Kültürü, Sovyet arkeolog Boris Kuftin’in araştırmalarında...

Karkamış Mühür Evi Buluntuları Geç Hitit Dönemine Işık Tutacak

29 Ekim 2021

29 Ekim 2021

Anadolu Geç Hitit krallıklarından Karkamış Antik Kenti’nde ortaya çıkarılan mühür evi Geç Hitit dönemine ait yeni bilgilere ulaşılmasını sağlayacak. Geçtiğimiz...

Amida Höyük’te Halaf Dönemi Ev Planı Görüldü

24 Ekim 2021

24 Ekim 2021

Diyarbakır merkez Sur ilçesinde bulunan Amida Höyük’te Halaf dönemi ev planı görüldü. Höyük’te ayrıca, 3 tabakada yanık izleri ile karşılaşıldı....

Konya’nın Kapadokyası Kilistra Antik Kenti

26 Ocak 2021

26 Ocak 2021

Peribacaları, kiliseler, yer altı şehirleri denilince aklımıza ilk gelen yer Nevşehir, Aksaray arasında kalan Kapadokya olur. Eşsiz tarihi zenginliği ile...

Perre Antik Kenti’nde 1000 Yıllık Mezar Bulundu!

1 Temmuz 2021

1 Temmuz 2021

Kommagene Kralığı’nın en önemli kentlerinden birisi olan Perre Antik Kenti’nde kazı çalışmaları devam ediyor. Kazı çalışmalarını inceleyen Adıyaman Müze Müdürü...

Tek Tanrılı Dinlerin Başlangıç Noktası Oluz Höyük’te Havangah Namazı Kılınmış Olabilir

25 Mart 2022

25 Mart 2022

Amasya ilinin 25 kilometre batısında yer alan Oluz Höyük, dinsel yapılanma yönünden zengin bulgular veren antik kenttir. 15 yıldır devam...

Abydos’da M.Ö 3000’lere Tarihlenen Bira Üretim Tesisi Bulundu

14 Şubat 2021

14 Şubat 2021

Bira, eski çağlardan bu yana tarihin en çok sevilen ve tüketilen içkisi olmuştur. Bira, eski çağlarda sadece insanların tükettiği  bir...

Tunç Çağı’nda savaş gemilerinin yapıldığı Dana Adası

31 Ekim 2023

31 Ekim 2023

Dana adası, Tunç Çağı’nda deniz kabilelerinin göçünden bu yana, Yunanlılar ve Persler arasındaki deniz savaşları da dahil olmak üzere birçok...

Magnesia kazılarında Zeus Tapınağı’nın Giriş Kapısı Ortaya Çıkarılıyor

26 Eylül 2021

26 Eylül 2021

Efsaneye göre Thessalia’dan gelen Magnetler tarafından kurulmuş olan Magnesia Antik Kenti’nde Zeus Tapınağı’nın giriş kapısı ortaya çıkarılmaya başlandı. Aydın ilinin...

Bilecik’te 8.500 Yıllık Müzik Aleti Ortaya Çıkarıldı

4 Temmuz 2021

4 Temmuz 2021

Bilecik’te bir apartmanın altında 2 yıldır sürdürülen arkeolojik kazı çalışmalarında 8.500 yıllık 3 delikli müzik aleti ortaya çıkarıldı. Çalışmalarda ayrıca,11...

Hititlerin Kayıp Başkenti Tarhuntašša’nın Olduğu Düşünülen Türkmen Karahöyük’te 2 Bin Yıllık Kemik Kalem Keşfedildi

20 Ağustos 2025

20 Ağustos 2025

Hitit Kralı II. Muvattali, Kadeş Savaşı öncesinde aldığı radikal bir kararla başkenti Hattuşa’dan Tarhuntašša’ya taşımıştı. Tarhuntašša’nın yeri hâlâ kesin olarak...

Aspendos’da Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait bir Hermes heykeli bulundu

3 Mart 2025

3 Mart 2025

Antalya’nın Serik ilçesindeki Aspendos antik kentinde devam eden arkeolojik kazılarda, Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait bir Hermes heykeli keşfedildi. Kazılar, M.Ö....

Solhan Kalesi, Urartu Krallığı’nın aşiret merkezi olabilir mi?

18 Ağustos 2022

18 Ağustos 2022

Urartu Krallığı, günümüz Doğu Anadolu Bölgesi, Kuzeybatı İran, Irak’ın küçük bir bölümü ile kuzeyde Aras Vadisi’ne kadar geniş bir coğrafyada...

Neandertaller ve Homo Sapiens Aynı Teknolojiyi Kullanmış

15 Şubat 2021

15 Şubat 2021

Uzun zamandır Nubian teknolojisini sadece Homo sapiens’in kullandığı düşünülüyordu. Yapılan yeni araştırma sonuçları Neandertaller ve Homo sapiens’in aynı teknolojiyi kullandığını...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]