5 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Şeytan’ın İkonografisi

Bu yazımızda Şeytan’ın ikonografisi ile şeytan kimliğinin sanatta nasıl yavaş yavaş şekillendiğini Sanat tarihini esas alarak kısaca irdelemeye çalıştık.

Şeytanın varoluşu Tüm zamanların en ünlü hikayesi olan Hz. Adem ile Havva’nın Cennet bahçelerinden kovuluşuyla başlar. Herkesin bildiği bu hikaye Yaratılış Kitabı’ndaki İbranice İncil’in başlangıcında bulunur.

Hikaye herkes tarafından bilindiği için burada tekrar etmeye gerek görmedim. Ahlak ve İtaat hakkında ki bu büyüleyici hikayede Yılan esas roldedir, Hz. Adem ve Havva’yı yasak elmayı (-ki elma olarak hiç tanımlanmadı!) yemeğe ikna eden kişidir.

Aslında burada şeytanın önceden yılan olmadığı açıkça belirtilmiştir. Yaratılış 3:14 uyarınca Tanrı, “Karnınızın üzerinde sürünecek ve hayatınızın her gün toz yiyeceksiniz” diyerek yılanı lanetledi.(Belki de anlatılmak istenen o zamanlar yılanın iki ayak üzerinde olmasıydı, kim bilir?) Eski İbranice de “şeytan” basitçe “düşman” veya “suçlayıcı” anlamına geliyordu.

Yeryüzünde ortaya çıkan yüzlerce uygarlık, yukarda da kısmen anımsatıldığı gibi Yaratılışın birçok anlatısını üretmiştir. Gerçekten de insanın en derin kaygısı kendine kökenler yaratmaktır. Bu kökenleri bilemediği zaman da uydurmuştu.

Erken Hristiyanlıkta Şeytan’ın kesin bir imgesi yoktur. İlk Günah kavramından hareketle yine yılan ön plandadır. Şeytan betimleri Constantinus’un tahta çıkmasından önce ve sonralarında tam anlamıyla yerine oturmaktadır. Siyasi etkilerle şeytan kimliği belirmektedir. Roma ve Helen kültürlerinin bilmedikleri bu şeytan ve kötülük kavramı bazı Tanrıların düşkünler olarak yeniden betimlenmesiyle canlanacaktır.

Luther Link’in de belirttiği gibi Şeytan’la ilgili düşüncelerimizin ille de Şeytan’ın resimlerdeki imgesiyle ilgili olmasa da, üç kaynağı vardır: Yeni Ahit’in ilk yorumları: Milton’un yarattığı Asi melek ile Blake’in ve Baudelaire’in romantik edebiyat geleneği; Şeytan’a ait kültlerin ve ortaçağda, Rönesans’ta, cadı ve büyücülerin şeytana bağlılıklarını yinelemek üzere zaman zaman toplandıkları kara günlerin popüler geleneğinden kaynaklıdır.

Şeytan IX. Yüzyılda ortaya çıktı ancak XIV. Yüzyıla kadar bizim bugün bildiğimiz Şeytan değildi! Genelde elinde üç çatallı mızrağı vardı ve bu mızrak aslında insanlara hiçte yabancı değildi. Poseidon’un meşhur 3 çatallı mızrağıydı bu! Tabii ki Poseidon’un mızrağının kökü ise M.Ö. 2000’den önce Eski Babil’in İklim Tanrısı Adad’ın üçlü şimşeğiydi. Ve edebi kaynaklarda şeytanın neden bir mızrak tuttuğu yazmaz. Böylece şeytan Klasik etkilerin ışığında IX. Yüzyılda karşımıza üç çatallı bir mızrakla çıkar.

Poseidon ve Mızrağı

Şeytanın sanatta ki özellikleri ikonografik özelliklere göre belirlenmesi zordur. XII. yüzyılda Romanesk bir kilise olan Autun’daki St. Lazare katedralinde, tek bir heykeltıraşa ait olan eserlerde bile Şeytan’ın temsili değişir. Üç yüzyıl sonra, Fra Angelico’nun Floransa’daki San Marco Manastırı’nda bulunan Kıyamet Gününde olduğu gibi aynı eser içinde bile değişik gösterimlere sahiptir. Kimi zaman kanatları ve boynuzları varken bazen de ne boynuzu ne de kanatlara sahiptir.

Dante’nin İnferno’sunda (1307) tüylü kanatların yerini yarasa kanatları alacaktır. Bruegel’in 1562’de yaptığı Asi Meleklerin Düşüşü ikonografik olarak X. yüzyılda Morgan Beatus’un bir dua kitabına yaptığı tezhiplere benzer. İkinci olarak da Kıyamet Günü gelir, burada Şeytan düşman değildir; Tanrı’nın işini yapmakta ve günahkârları cezalandırmaktadır. İlahi düzene hizmet eden bir varlığa dönüşmüştür.
Yeraltı mezarlarında ve lahitlerde hiç bir şeytan simgesi bulunmaz. Bu yüzden ikonografik olarak resmedilmek istenen şeytanı sanatına dahil etmek isteyenleri zor saatler beklemektedir. Şeytan’ın tek bir imgesinin olmamasının ve ikonografinin değişip durmasının önemli nedenlerindendir.

Brugel- Asi Meleklerin düşüşü (1562)

Şeytan’ın sanattaki işlevi ve rolü V. yüzyıl teolojisinden gelir, isimleri de. Yüzü ve şekli ise Hellenistik kaynaklardan – benimsenmiş Osiris’le ilişkili tanrılar ve Bes dahil- ve toplu dua niteliğindeki tiyatro oyunlarından gelir.

İlk Hristiyan resimleri Roma’daki yer altı mezarlıklarındadır, ama bunlarda Şeytan yoktur, V. yüzyıldan önce Şeytan resminin olmamasının nedeni bugün hala bu konuda çalışmalar yürüten sanat tarihçilerinin zihnini yorar. Şeytan ilk olarak IX. yüzyılda Pan’ın yüzüyle ve mağara adamı etekleriyle Utrecht Zeburu’nda ortaya çıkar.

Şeytan, Romanesk eserlerde tüylü, ilkel bir insandır; Gotik eserlerdeyse insan vücudu ve çirkin yüz hatları olan çıplak bir yaratıktır. Gotik dönemde ve Rönesans’daki Kıyamet Günlerinde de grotesk bir canavar olarak kalır.

Rönesans’ın tek büyük Şeytan ressamı Giotto’ydu, tek büyük Şeytan heykeltıraşıysa Donatello’ydu. Donatello’nun son eserleri arasında Floransa’daki Lorenzo’nun iki kürsüsü için yaptığı bronz kabartmalar vardır. Donatello’nun küçük yarasa kanatlı şeytanını görmek için dikkatlice bakmak gerekir.Görünen odur ki ünlü heykeltraş için bile şeytan o kadarda önemli değildir.

XVII. Yüzyıla gelindiğinde şeytan Shakespeare tarafından güzel bir şekle girecektir. Dante’nin korkunç Lucifer’ı artık modern dünyada kendini daha şık sunmayı öğrenmiş gözükmektedir.

Şeytan’ın özellikleri giderek etkisizleşirken, acımasız özelliklerle tanımlanan düşmanı şeytanlaştırma yönünde giderek artan bir eğilim oluşur. Antikçağdan beri, düşman her zaman “öteki”, yabancılaştırılandır. Şeytan’ın yerini alan bu düşmana önem vermeye başlayan modern dünya olsa da, o düşman aslında her zaman var olan olmuştur

Kaynak: Gerald Messadié, Şeytanın Genel Tarihi, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 1998

Luther Link, Şeytan: Yüzü Olmayan Maske, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2003

Umberto Eco, Çirkinliğin Tarihi, Doğan Kitap, İstanbul, 2009

 

Banner
Related Articles

Blaundos kazılarında 4 bin yıllık silindir mühür bulundu

28 Eylül 2022

28 Eylül 2022

Anadolu’da ticari hayatın gelişmesi ve çeşitlenmesinde önemli rol oynayan Asurlu tüccarların kullandıkları düşünülen mühürlerden bir örneğine Blaundos kazılarında karşılaşıldı. Asurlu...

Anadolu’nun İçlerinde Fenike İzleri: Oluz Höyük’te Olası Bebek Küp Mezarları Bulundu

30 Aralık 2025

30 Aralık 2025

Amasya yakınlarındaki Oluz Höyük’te yürütülen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan bebek ve cenin mezarları, Fenike dünyasına ait ritüel uygulamaların Anadolu’nun içlerine...

Boncuklu Tarla’da 12.000 yıllık anıtsal bir stel keşfedildi

18 Aralık 2024

18 Aralık 2024

Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Ilısu Mahallesi’nde bulunan Boncuklu Tarla’da yapılan kazılarda, 12 bin yıllık, 2 metre 20 santim uzunluğunda oyma...

İnka Kurban Ritüeline Dair Bildiklerimiz Değişiyor: Çocuk Mumyalarda Ölüm Sonrası Müdahale İzleri

3 Şubat 2026

3 Şubat 2026

And Dağları’nın zirvelerinde bulunan İnka çocuk mumyaları, uzun yıllar boyunca tek bir anın tanığı olarak görüldü: ritüel kurban.Yeni bilimsel veriler,...

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Cizre’de Yapılan Müze kompleksi 2022’de Tamamlanacak”

11 Şubat 2021

11 Şubat 2021

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, kızılay Cizre Gönüllü merkezi’nin açılışı ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere Şırnak’a geldi. Hamidiye...

İlk Çağ kenti Daskyleion kazılarında 2 bin 500 yıllık içme su şebekesi bulundu

10 Ağustos 2022

10 Ağustos 2022

Balıkesir’in Bandırma ilçesinde bulunan İlk Çağ kenti Daskyleion arkeolojik kazılarında 10 metre uzunluğunda 2 bin 500 yıllık içme su şebekesi...

Hatay’da elektrik kablosu yenileme çalışmaları sırasında lahit bulundu

29 Mart 2024

29 Mart 2024

Geçen yıl Şubat ayında meydana gelen iki büyük depremle yıkılan Hatay’da, enerji şirketinin başlattığı elektrik kablolarının yenileme çalışmaları sırasında bir...

Ayanis Kalesi’nde ilk kez Urartulara ait çöplük alanı ortaya çıkarıldı

3 Eylül 2022

3 Eylül 2022

Van Tuşpa sınırlarında Urartu Krallığı’nın görkemli yapılarından biri olan Ayanis Kalesi’nde devam eden kazılarda ilk kez Urartulara ait çöplük alanı...

Hitit Bit-Hilaniler’inden Antik Yunan Tapınak Sütunlarına

13 Şubat 2021

13 Şubat 2021

Bit-Hilani kelimesinin Hititçe Hilambar yani kapı sözcüğünden türemiş olduğu düşünülmektedir. Demir çağında sıcak olan her yerde kullanılmış olan yapı türüdür....

İzmir Kazılarında 8.500 Yıllık Küçük El Aleti Ortaya Çıkarıldı

4 Haziran 2021

4 Haziran 2021

2021 arkeoloji kazı faaliyetleri başladı. İlk buluntu haberi 8.500 yıllık küçük bir el aletinin ortaya çıkarıldığı İzmir Bornova ilçesindeki Yeşilova...

Murat Tepe Kazılarında Urartu Dönemi Ünik Eserler Bulundu

11 Aralık 2021

11 Aralık 2021

Bingöl il sınırları içerisinde yer alan Kalehan 2 Baraj sularının altında kalan Murat Höyük ve Murat Tepe’de gerçekleştirilen kurtarma kazılarında...

Hollanda’da 4 Bin Yıllık Güneş Tapınağı Keşfedildi

22 Haziran 2023

22 Haziran 2023

İngiltere’nin ünlü Stonehenge yapısının bir benzeri Hollanda’da keşfedildi. Arkeologlara göre; Tiel Belediyesi’nde ortaya çıkarılan yapı Güneş’in hareketlerine göre inşa edilmiş...

İncil’de Anlatılan Kral Davut’un Çarpıştığı Goliath Dev Olmayabilir!

3 Aralık 2020

3 Aralık 2020

İbranice İncil’de Kral Davut, Filistin devi Goliath’ı öldürmesi ve İsrail’i Kudüs merkezli büyük bir krallığa genişletmesiyle ünlüdür. İncil’de dev Goliath’ın...

Hun imparatoru Atilla Roma’ya sadece altın için mi saldırıyordu?

15 Aralık 2022

15 Aralık 2022

Avrupa’da Tanrı’nın Kırbacı olarak tanınan Avrupa Hun İmparatoru Atilla, hükümdarlığı boyunca Batı ve Doğu Roma’nın korkulu rüyası olmuştu. MS 434-453...

Troya Müzesi’nde “Troyalı Kadınlar” sergisi açılıyor

7 Mart 2023

7 Mart 2023

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Troya Müzesi’nde “Troyalı Kadınlar” sergisi açılıyor. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]