3 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Şeytan’ın İkonografisi

Bu yazımızda Şeytan’ın ikonografisi ile şeytan kimliğinin sanatta nasıl yavaş yavaş şekillendiğini Sanat tarihini esas alarak kısaca irdelemeye çalıştık.

Şeytanın varoluşu Tüm zamanların en ünlü hikayesi olan Hz. Adem ile Havva’nın Cennet bahçelerinden kovuluşuyla başlar. Herkesin bildiği bu hikaye Yaratılış Kitabı’ndaki İbranice İncil’in başlangıcında bulunur.

Hikaye herkes tarafından bilindiği için burada tekrar etmeye gerek görmedim. Ahlak ve İtaat hakkında ki bu büyüleyici hikayede Yılan esas roldedir, Hz. Adem ve Havva’yı yasak elmayı (-ki elma olarak hiç tanımlanmadı!) yemeğe ikna eden kişidir.

Aslında burada şeytanın önceden yılan olmadığı açıkça belirtilmiştir. Yaratılış 3:14 uyarınca Tanrı, “Karnınızın üzerinde sürünecek ve hayatınızın her gün toz yiyeceksiniz” diyerek yılanı lanetledi.(Belki de anlatılmak istenen o zamanlar yılanın iki ayak üzerinde olmasıydı, kim bilir?) Eski İbranice de “şeytan” basitçe “düşman” veya “suçlayıcı” anlamına geliyordu.

Yeryüzünde ortaya çıkan yüzlerce uygarlık, yukarda da kısmen anımsatıldığı gibi Yaratılışın birçok anlatısını üretmiştir. Gerçekten de insanın en derin kaygısı kendine kökenler yaratmaktır. Bu kökenleri bilemediği zaman da uydurmuştu.

Erken Hristiyanlıkta Şeytan’ın kesin bir imgesi yoktur. İlk Günah kavramından hareketle yine yılan ön plandadır. Şeytan betimleri Constantinus’un tahta çıkmasından önce ve sonralarında tam anlamıyla yerine oturmaktadır. Siyasi etkilerle şeytan kimliği belirmektedir. Roma ve Helen kültürlerinin bilmedikleri bu şeytan ve kötülük kavramı bazı Tanrıların düşkünler olarak yeniden betimlenmesiyle canlanacaktır.

Luther Link’in de belirttiği gibi Şeytan’la ilgili düşüncelerimizin ille de Şeytan’ın resimlerdeki imgesiyle ilgili olmasa da, üç kaynağı vardır: Yeni Ahit’in ilk yorumları: Milton’un yarattığı Asi melek ile Blake’in ve Baudelaire’in romantik edebiyat geleneği; Şeytan’a ait kültlerin ve ortaçağda, Rönesans’ta, cadı ve büyücülerin şeytana bağlılıklarını yinelemek üzere zaman zaman toplandıkları kara günlerin popüler geleneğinden kaynaklıdır.

Şeytan IX. Yüzyılda ortaya çıktı ancak XIV. Yüzyıla kadar bizim bugün bildiğimiz Şeytan değildi! Genelde elinde üç çatallı mızrağı vardı ve bu mızrak aslında insanlara hiçte yabancı değildi. Poseidon’un meşhur 3 çatallı mızrağıydı bu! Tabii ki Poseidon’un mızrağının kökü ise M.Ö. 2000’den önce Eski Babil’in İklim Tanrısı Adad’ın üçlü şimşeğiydi. Ve edebi kaynaklarda şeytanın neden bir mızrak tuttuğu yazmaz. Böylece şeytan Klasik etkilerin ışığında IX. Yüzyılda karşımıza üç çatallı bir mızrakla çıkar.

Poseidon ve Mızrağı

Şeytanın sanatta ki özellikleri ikonografik özelliklere göre belirlenmesi zordur. XII. yüzyılda Romanesk bir kilise olan Autun’daki St. Lazare katedralinde, tek bir heykeltıraşa ait olan eserlerde bile Şeytan’ın temsili değişir. Üç yüzyıl sonra, Fra Angelico’nun Floransa’daki San Marco Manastırı’nda bulunan Kıyamet Gününde olduğu gibi aynı eser içinde bile değişik gösterimlere sahiptir. Kimi zaman kanatları ve boynuzları varken bazen de ne boynuzu ne de kanatlara sahiptir.

Dante’nin İnferno’sunda (1307) tüylü kanatların yerini yarasa kanatları alacaktır. Bruegel’in 1562’de yaptığı Asi Meleklerin Düşüşü ikonografik olarak X. yüzyılda Morgan Beatus’un bir dua kitabına yaptığı tezhiplere benzer. İkinci olarak da Kıyamet Günü gelir, burada Şeytan düşman değildir; Tanrı’nın işini yapmakta ve günahkârları cezalandırmaktadır. İlahi düzene hizmet eden bir varlığa dönüşmüştür.
Yeraltı mezarlarında ve lahitlerde hiç bir şeytan simgesi bulunmaz. Bu yüzden ikonografik olarak resmedilmek istenen şeytanı sanatına dahil etmek isteyenleri zor saatler beklemektedir. Şeytan’ın tek bir imgesinin olmamasının ve ikonografinin değişip durmasının önemli nedenlerindendir.

Brugel- Asi Meleklerin düşüşü (1562)

Şeytan’ın sanattaki işlevi ve rolü V. yüzyıl teolojisinden gelir, isimleri de. Yüzü ve şekli ise Hellenistik kaynaklardan – benimsenmiş Osiris’le ilişkili tanrılar ve Bes dahil- ve toplu dua niteliğindeki tiyatro oyunlarından gelir.

İlk Hristiyan resimleri Roma’daki yer altı mezarlıklarındadır, ama bunlarda Şeytan yoktur, V. yüzyıldan önce Şeytan resminin olmamasının nedeni bugün hala bu konuda çalışmalar yürüten sanat tarihçilerinin zihnini yorar. Şeytan ilk olarak IX. yüzyılda Pan’ın yüzüyle ve mağara adamı etekleriyle Utrecht Zeburu’nda ortaya çıkar.

Şeytan, Romanesk eserlerde tüylü, ilkel bir insandır; Gotik eserlerdeyse insan vücudu ve çirkin yüz hatları olan çıplak bir yaratıktır. Gotik dönemde ve Rönesans’daki Kıyamet Günlerinde de grotesk bir canavar olarak kalır.

Rönesans’ın tek büyük Şeytan ressamı Giotto’ydu, tek büyük Şeytan heykeltıraşıysa Donatello’ydu. Donatello’nun son eserleri arasında Floransa’daki Lorenzo’nun iki kürsüsü için yaptığı bronz kabartmalar vardır. Donatello’nun küçük yarasa kanatlı şeytanını görmek için dikkatlice bakmak gerekir.Görünen odur ki ünlü heykeltraş için bile şeytan o kadarda önemli değildir.

XVII. Yüzyıla gelindiğinde şeytan Shakespeare tarafından güzel bir şekle girecektir. Dante’nin korkunç Lucifer’ı artık modern dünyada kendini daha şık sunmayı öğrenmiş gözükmektedir.

Şeytan’ın özellikleri giderek etkisizleşirken, acımasız özelliklerle tanımlanan düşmanı şeytanlaştırma yönünde giderek artan bir eğilim oluşur. Antikçağdan beri, düşman her zaman “öteki”, yabancılaştırılandır. Şeytan’ın yerini alan bu düşmana önem vermeye başlayan modern dünya olsa da, o düşman aslında her zaman var olan olmuştur

Kaynak: Gerald Messadié, Şeytanın Genel Tarihi, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 1998

Luther Link, Şeytan: Yüzü Olmayan Maske, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2003

Umberto Eco, Çirkinliğin Tarihi, Doğan Kitap, İstanbul, 2009

 

Banner
Related Articles

Çin’de 170 milyon yıllık bir çiçek fosili keşfedildi

28 Mart 2023

28 Mart 2023

Çinli araştırmacılar, 170 milyon yıl öncesine dayanan bir çiçek fosili keşfettiler. Nanjing Jeoloji ve Paleontoloji Enstitüsü ve Çin Bilimler Akademisi...

Ragna, gelecekte yaşanabilecek hastalıklarla mücadele de yardımcı olacak

25 Şubat 2022

25 Şubat 2022

Avrupa’da 800 yıl önce yaşama veda etmiş Ragna, bizlere gelecekte yaşanabilecek hastalıklarla mücadele konusunda yardımcı olacak bilgiler veriyor. 2017’de uluslararası...

Tütün İçmenin 12 Bin Yıl Öncesine Uzandığına Dair Yeni Bulgular

12 Ekim 2021

12 Ekim 2021

Günümüzde en büyük sağlık ve ekonomik sorunlara yol açan tütün kullanımının 12 bin yıl öncesine dayandığına dair yeni bulgular keşfedildi....

İncil’de Anlatılan Kral Davut’un Çarpıştığı Goliath Dev Olmayabilir!

3 Aralık 2020

3 Aralık 2020

İbranice İncil’de Kral Davut, Filistin devi Goliath’ı öldürmesi ve İsrail’i Kudüs merkezli büyük bir krallığa genişletmesiyle ünlüdür. İncil’de dev Goliath’ın...

Kültepe’de bulunan 2000 yıllık Anisa Levhası, o dönemde Anadolu’da Yunanca konuşulduğunu gösteriyor

13 Nisan 2024

13 Nisan 2024

Asur ticaret koloni çağının en önemli karumu olan Kültepe/Kanesh de yapılan kazılarda bulunan 2000 yıllık meclis kararına sahip Anisa Levhası,...

Zile Kalesi kazı çalışmaları başladı

9 Eylül 2022

9 Eylül 2022

Tokat’ın Zile ilçe merkezinde yer alan Zile Kalesi’nde kazı çalışmalarına başlandı. Kazılara Tokat Müzesi Müdürlüğü başkanlık edecek. Roma İmparatoru Jul...

Kuzey İngiltere’nin Carlisle kentinde ortaya çıkarılan iki anıtsal Roma heykel başı

25 Mayıs 2023

25 Mayıs 2023

3. yüzyılın başlarına tarihlendirilen iki anıtsal Roma heykel başı, kuzey İngiltere’deki Carlisle’deki bir kriket kulübünde yapılan kazılar sırasında ortaya çıkarıldı....

Konya’da 5 Bin Yıllık İnsan Yüzlü Çömlek Parçası Ortaya Çıkarıldı

17 Eylül 2025

17 Eylül 2025

Konya’nın Seydişehir ilçesindeki Gökhöyük’te yürütülen kazılarda, yaklaşık 5 bin yıl öncesine tarihlenen ve üzerinde insan yüzü betimlemesi bulunan çömlek parçası...

Ojo Guareña, Burgos Mağaralarını Kullananların 4600 Yıllık Ayak İzleri

13 Mart 2021

13 Mart 2021

Dünya’nın bir çok yerinde insanlara ait olduğu düşünülen bir çok ayak izi bulundu. Şüphesiz bunlardan bir çoğu insanın evrim teorisini...

Ukrayna’nın merkezinde keşfedilen hiyeroglifler ve Varangian sembolleri içeren bir mağara kompleksi

20 Kasım 2022

20 Kasım 2022

Eski Kiev Rus Devleti Kyivan döneminden kalma olduğu düşünülen hiyeroglifler ve Varangian sembolleri içeren antik bir mağara kompleksi, Kiev’in merkezinde...

Arkeologlar, Nimrud’daki Asur Ninurta Tapınağı’nın içinde dikkat çekici şekilde korunmuş tapınaklar keşfettiler

1 Ocak 2025

1 Ocak 2025

Penn Müzesi’nin Iraklı arkeologlarla işbirliği yaparak yürüttüğü Nimrud’daki son arkeolojik çalışma, Irak’ın kuzeyindeki Nimrud antik kentinde yaklaşık 2.600 yıl önce...

Arkeologlar Punt Ülkesini (Tanrı’nın Ülkesi) Bulabilmek İçin 3300 Yıllık Mumyaları Araştırıyor

17 Aralık 2020

17 Aralık 2020

Eski Mısırlılar canlı babun ve tütsü gibi egzotik malları elde edebilmek için kilometrelerce yol katettiler. Punt diyarı yani Tanrı’nın ülkesini...

Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi selden kısmen etkilendi

16 Mart 2023

16 Mart 2023

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Şanlıurfa’da yaşanan sel felaketinde Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ve Haleplibahçe Mozaik Müzesi’nin kısmen etkilendiğini açıkladı. Bakanlığın yayınladığı...

Ağlama Duvarı meydanı kazılarında Birinci Tapınak Dönemine ait kil mühür baskısı bulundu

1 Mart 2024

1 Mart 2024

Kudüs’teki Ağlama Duvarı meydanında devam eden kazılarda Birinci Tapınak Dönemine ait kil mühür baskısı (bulla) bulundu. Kazı ekibinde yer alan...

Tarihin En kötü 6 Mesleği

18 Ocak 2021

18 Ocak 2021

Günümüzde pek çok insan sevdiği ya da hayal ettiği işi yapmaktan çok uzak işlerde çalışmaktadır. Hatta bir çoğumuz için sevdiğimiz...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]