11 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

“Hepimiz Genomlarında Bir Miktar Neandertal Soyu Taşıyoruz”

Max Planck Enstitüsü’nün arkeogenetik bölümünden Kay Prufer ” Hepimiz genomlarında bir miktar neandertal soyu taşıyoruz” dedi.

Bulgaristan’da yer alan Bacho Kiro Mağarası’ndan 45.930 ile 42.580 yıl öncesine tarihlenen üç bireyin genom verileri araştırma konusu oldu.

Nature dergisinde yapılan araştırma ile ilgili bir makale yayınlandı. Yayınlanan makalede şu bilgilere yer verildi.

Mağarada bulunan bu üç birey şimdiye kadar Avrupa’da keşfedilen en erken Geç Pleistosen modern insanları ve bir İlk Üst Paleolitik eser topluluğu ile ilişkilidirler. Daha önce incelenen iki benzer yaştaki kişinin aksine Romanya 7 ve Sibirya’dan daha sonraki popülasyonlara belirgin bir şekilde katkıda bulunmayan bu bireyler, Doğu Asya ve Amerika’daki günümüz ve eski popülasyonlarla, daha sonraki Batı Avrasya popülasyonlarına göre daha yakından bağlantılıdır.

Bu, daha önce genetik kayıtlardan bilinmeyen Avrupa’ya modern bir insan göçüne ait olduklarını gösteriyor ve Avrupa’daki en eski modern insanlar ile daha sonra Avrasya’daki insanlar arasında en azından bir miktar süreklilik olduğuna dair kanıt sağlıyor. Dahası, üç bireyin de aile tarihlerinde birkaç nesil önce Neandertal atalarına sahip olduklarını bulduk, bu da ilk Avrupalı ​​modern insanların Neandertallerle karıştığını doğruluyor ve böyle bir karışımın yaygın olabileceğini öne sürüyor.

phys.org‘dan Sara Hussein kaleme aldığı haberinde; 45.000 yıl öncesine dayanan insan kalıntılarının genetik sıralaması, Avrupa’ya daha önce bilinmeyen bir göçü ortaya çıkardığı ve bu dönemde Neandertallerle karışmanın daha önce düşünülenden daha yaygın olduğunu yazdı. Araştırmanın geçen yıl Bulgaristan’daki bir mağarada bulunan çok sayıda antik insan kalıntısının -bir bütün diş ve kemik parçaları da dahil olmak üzere- analizine dayandığı belirtilen haber şöyle devam ediyor.

Genetik sıralama, kalıntıların Doğu Asya ve Amerika’daki günümüz popülasyonlarıyla Avrupa’daki popülasyonlardan daha yakından bağlantılı olan bireylerden geldiğini buldu.

Zlatı kůňnun çoğunlukla eksiksiz olan kafatasının yandan görünüşü. Foto: Martin Frouz
Kay Prufer ” Hepimiz genomlarında bir miktar neandertal soyu taşıyoruz” Foto: Martin Frouz

Nature dergisinde Çarşamba günü yayınlanan araştırma, “Bu, daha önce genetik kayıtlardan bilinmeyen Avrupa’ya modern bir insan göçüne ait olduklarını gösteriyor” bilgisini aktardı.

Çalışma ayrıca, “Avrupa’daki en eski modern insanlar ile daha sonra Avrasya’daki insanlar arasında en azından bir miktar süreklilik olduğuna dair kanıt sağlıyor”, diye ekledi.

Avrupa’daki modern insanlar, daha önce tahmin edilenden daha fazla Neandertallerle karıştı

Almanya’daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nde araştırmaya liderlik eden yardımcı araştırmacı Mateja Hajdinjak, bulguların, erken insan göçlerine dair önceki anlayışımızı Avrupa’ya kaydırdığını söyledi.

AFP’ye verdiği demeçte, “Avrupa’daki modern Avrupalıların en eski tarihinin bile nasıl çalkantılı olabileceğini ve nüfus değişimlerini içerebileceğini gösterdiğini söyleyen Mateja Hajdinjak, bulguların ortaya çıkardığı bir olasılık, “daha sonra Batı Avrasya’da yer değiştiren (başka gruplar tarafından), ancak yaşamaya devam eden ve Doğu Avrasya’daki insanlara atalara katkıda bulunan insan gruplarının dağılması” olduğunu da sözlerine ekledi.

Kalıntılar geçen yıl Bulgaristan’daki Bacho Kiro mağarasında keşfedildi ve o sırada insanların Avrupa’da Neandertallerle birlikte sanıldığından çok daha önce yaşadıklarının kanıtı olarak kabul gördü.

Kalıntıların genetik analizi, aynı zamanda Avrupa’daki modern insanların, daha önce tahmin edilenden daha fazla Neandertallerle karıştığını da ortaya çıkardı.

Hajdinjak, “Bacho Kiro mağarası bireylerinin, yaşamlarından beş-yedi kuşak önce Neandertal atalarına sahip olduklarını, bu da Avrupa’daki bu ilk insanlar ile Neandertaller arasındaki karışımın (karışmanın) yaygın olduğunu öne sürüyor” dedi.

Avrupa’daki erken insan-Neandertal karışımına dair önceki kanıtlar, 40.000 yıl öncesine dayanan ve Romanya’da bulunan Oase 1 adlı tek bir kişiden geldiğini hatırlatan Hajdinjak, “Şimdiye kadar, bunun bir tesadüfi keşif olduğunu göz ardı edemedik.” Dedi.

İnsanlık tarihi “zamanda kayboldu”

Bulgulara, Çarşamba günü Nature Ecology and Evolution dergisinde yayınlanan, Çek Cumhuriyeti’nde bulunan bir kafatasından alınan örneklerin genom dizilimini içeren ayrı bir araştırma eşlik etti .

Kafatası 1950’de Zlaty kun bölgesinde bulundu, ancak yaşı o zamandan beri tartışmalara ve çelişkili bulgulara konu oldu.

İlk analiz, 30.000 yıldan daha eski olduğunu, ancak radyokarbon tarihlemesinin 15.000 yıla yakın bir yaş verdiğini gösterdi.

Araştırmayı yöneten Max Planck Enstitüsü’nün arkeogenetik bölümünden Kay Prufer, genetik analizin şimdi sorunu çözdüğünü ve en az 45.000 yaşında olduğunu düşündüğünü söyledi.

AFP’ye verdiği demeçte, “Atalarını 50.000 yıldan daha uzun bir süre önce Afrika’yı terk eden bireylere kadar izleyen herkesin genomlarında bir miktar Neandertal soyu taşıdığı gerçeğinden yararlanıyoruz” dedi.

Bu Neandertal izleri, modern insan genomlarında kısa bloklar halinde ve insanlık tarihinde giderek daha uzun olanları ortaya çıkıyor.

Prufer, “Sibirya’dan 45.000 yaşındaki Ust’-Ishim gibi yaşlı bireylerde bu bloklar çok daha uzundur” dedi.

“Zlaty kun kadınının genomunun Ust’-Ishim erkeğinden daha uzun bloklara sahip olduğunu görüyoruz. Bu, onun aynı zamanda hatta daha önce yaşadığına dair güvenimizi sağlıyor.”

Bacho Kiro’nun kaldığı aynı dönemden kalma olmasına rağmen, Zlaty kun kafatası modern Asya veya Avrupa popülasyonlarıyla genetik bağları paylaşmıyor.

İki set kalıntısını üreten popülasyonların birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu incelemeyi umduğunu söyleyen Prufer, “Bilinmeyen bir ülkeye giren ilk Avrupalıların kim olduğunu bilmiyoruz. Onların genomlarını analiz ederek, kendi tarihimizin zaman içinde kaybolan bir bölümünü çözüyoruz” dedi.

Banner
Related Articles

İzmir’de 14 bin yıllık insan izleri bulunan mağarada çalışmalar devam ediyor

18 Şubat 2022

18 Şubat 2022

İzmir’in Dikili ilçesinde 14 bin yıl öncesine uzanan insan izlerinin bulunduğu mağarada inceleme ve araştırma çalışmalarına aralıksız devam ediliyor. Dikili...

Ulucak Höyüğü’nde 7 bin 700 yıllık kostüm giymiş insan figürleri bulundu

5 Ekim 2023

5 Ekim 2023

İzmir’in Kemalpaşa ilçesindeki Ulucak Höyüğü’nde yapılan kazı çalışmalarında, 7 bin 700 yıllık ikisi aynı kostümü giymiş üç insan figürü bulundu....

Macaristan’da ortaya çıkarılan eşsiz cerrahi aletlerle gömülmüş Romalı bir doktorun mezarı

29 Nisan 2023

29 Nisan 2023

Macar arkeologlar, Budapeşte’ye yaklaşık 1 km uzaklıktaki Jászberény şehri yakınlarında yüksek kaliteli cerrahi aletlerle gömülmüş 8. yüzyıldan kalma bir Romalı...

Arinna’nın Güneş Tanrıçası İzmir Arkeoloji Müzesi’nde

6 Mart 2021

6 Mart 2021

Anadolu’nun bin tanrılı halkı Hititler‘in ana tanrıçası Arinna’nın Güneş Tanrıçası İzmir Arkeoloji Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor. Hitit panteonunda en büyük tanrı,...

Fas’ta 1 milyon 300 bin yıllık balta üretim tesisi bulundu

30 Temmuz 2021

30 Temmuz 2021

Çok uluslu bir arkeolog ekibi, Fas’ta 1.3 milyon yıl öncesine dayanan en eski Taş Devri el baltası üretim tesisinin keşfini...

ABD ve İngiltere’ye kaçırılan 42 tarihi eser Türkiye’ye döndü

2 Şubat 2024

2 Şubat 2024

ABD’de ve İngiltere’de ele geçirilen ve aralarında ünlü Roma İmparatoru Caracalla’nın genç ve yaşlı halini tasvir eden başlarında bulunduğu Anadolu...

Güney Amerika’nın En Eski Uygarlığı Olarak Bilinen Caral Kültürüne Ait Yeni Bir Piramit Keşfedildi

8 Şubat 2025

8 Şubat 2025

Caral Arkeoloji Bölgesi ekibi, Peru’nun Lima Bölgesi, Barranca ilindeki Supe Vadisi’nde, Dünya Mirası listesindeki Caral-Supe Kutsal Şehri’nin bir kilometre batısında...

İklim Değişikliği 50 Bin Yıllık Mağara Resimlerini Tehdit Ediyor

14 Mayıs 2021

14 Mayıs 2021

Hızlı ve plansız gelişen sanayileşme Dünya’nın dengesini bozmaya devam ediyor. Daha fazla üretme ve ekonomik açıdan güçlü olma hevesiyle birbiri...

Ani Ören Yeri’nde Bulunan Harabe Ebu’l Manuçehr Camisi İbadete Açılıyor

4 Ocak 2022

4 Ocak 2022

Türkiye’de skandal restorasyon çalışmalarına sıklıkla tanık olduk. Aslını korumayı bırakalım bu restorasyon çalışmaları ile nevi şahsına münhasır yeni eserler üretildiğini...

Japonya’nın Güçlü Kadın İmparatoru “İmparator Köken”

3 Temmuz 2021

3 Temmuz 2021

Japonya’da tennö kelimesi imparator kelimesiyle eşanlamlıdır. Ancak bu kelimenin çok özel olan bir tarafı da vardır, kelime tam anlamıyla cinsiyet...

Pakistan’da 1300 Yıllık Hindu Tapınağı Keşfedildi

21 Kasım 2020

21 Kasım 2020

Pakistan’ın Swat bölgesinde bir dağda Hindulara ait bir tapınak keşfedildi. Bölgede daha önce bu tarz bir tapınağa rastlanmamıştı. Pakistan ve...

Büyük İskender’in Doğduğu Saray 2021’de Ziyaretçi Kabul Edecek!

11 Ekim 2020

11 Ekim 2020

Yunanistan’ın Orta Makedonya bölgesindeki Pella’da Büyük İskender’in doğduğu saray 1957 yılında keşfedilmişti. 1957 yılında bir kısmı kazılmış olan sarayın 2021...

İrlanda’nın Newgrange’ı Mısır piramitlerinden ve Stonehenge’den daha eski

3 Haziran 2021

3 Haziran 2021

Newgrange, İrlanda’nın Eski Doğusundaki Boyne Vadisi’nde bulunan 5.200 yıllık antik bir mezardır. Arkeologlar Newgrange’ı bir geçit mezarı olarak sınıflandırdılar, ancak Newgrange...

Yassıtepe Höyük’te 5000 yıllık tanrıça heykelciği bulundu

25 Ekim 2023

25 Ekim 2023

Yassıtepe Höyük (Yeşilova Höyük) kazılarında bir örneği Midilli Adası’nda rastlanan 10 cm boyunda tanrıça heykelciği bulundu. Pişmiş topraktan yapılmış tanrıça...

“Trumpington Haçı” ile gömülmüş 7. yüzyıl Anglo-Sakson genç bir kızın yüzü yeniden canlandırdı

21 Haziran 2023

21 Haziran 2023

İngiltere yakınlarındaki dikkat çekici bir arkeolojik keşifte, “Trumpington Haçı” olarak bilinen nadir bir altın garnet haçı ile gömülmüş 7. yüzyıldan...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]