15 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

“Hepimiz Genomlarında Bir Miktar Neandertal Soyu Taşıyoruz”

Max Planck Enstitüsü’nün arkeogenetik bölümünden Kay Prufer ” Hepimiz genomlarında bir miktar neandertal soyu taşıyoruz” dedi.

Bulgaristan’da yer alan Bacho Kiro Mağarası’ndan 45.930 ile 42.580 yıl öncesine tarihlenen üç bireyin genom verileri araştırma konusu oldu.

Nature dergisinde yapılan araştırma ile ilgili bir makale yayınlandı. Yayınlanan makalede şu bilgilere yer verildi.

Mağarada bulunan bu üç birey şimdiye kadar Avrupa’da keşfedilen en erken Geç Pleistosen modern insanları ve bir İlk Üst Paleolitik eser topluluğu ile ilişkilidirler. Daha önce incelenen iki benzer yaştaki kişinin aksine Romanya 7 ve Sibirya’dan daha sonraki popülasyonlara belirgin bir şekilde katkıda bulunmayan bu bireyler, Doğu Asya ve Amerika’daki günümüz ve eski popülasyonlarla, daha sonraki Batı Avrasya popülasyonlarına göre daha yakından bağlantılıdır.

Bu, daha önce genetik kayıtlardan bilinmeyen Avrupa’ya modern bir insan göçüne ait olduklarını gösteriyor ve Avrupa’daki en eski modern insanlar ile daha sonra Avrasya’daki insanlar arasında en azından bir miktar süreklilik olduğuna dair kanıt sağlıyor. Dahası, üç bireyin de aile tarihlerinde birkaç nesil önce Neandertal atalarına sahip olduklarını bulduk, bu da ilk Avrupalı ​​modern insanların Neandertallerle karıştığını doğruluyor ve böyle bir karışımın yaygın olabileceğini öne sürüyor.

phys.org‘dan Sara Hussein kaleme aldığı haberinde; 45.000 yıl öncesine dayanan insan kalıntılarının genetik sıralaması, Avrupa’ya daha önce bilinmeyen bir göçü ortaya çıkardığı ve bu dönemde Neandertallerle karışmanın daha önce düşünülenden daha yaygın olduğunu yazdı. Araştırmanın geçen yıl Bulgaristan’daki bir mağarada bulunan çok sayıda antik insan kalıntısının -bir bütün diş ve kemik parçaları da dahil olmak üzere- analizine dayandığı belirtilen haber şöyle devam ediyor.

Genetik sıralama, kalıntıların Doğu Asya ve Amerika’daki günümüz popülasyonlarıyla Avrupa’daki popülasyonlardan daha yakından bağlantılı olan bireylerden geldiğini buldu.

Zlatı kůňnun çoğunlukla eksiksiz olan kafatasının yandan görünüşü. Foto: Martin Frouz
Kay Prufer ” Hepimiz genomlarında bir miktar neandertal soyu taşıyoruz” Foto: Martin Frouz

Nature dergisinde Çarşamba günü yayınlanan araştırma, “Bu, daha önce genetik kayıtlardan bilinmeyen Avrupa’ya modern bir insan göçüne ait olduklarını gösteriyor” bilgisini aktardı.

Çalışma ayrıca, “Avrupa’daki en eski modern insanlar ile daha sonra Avrasya’daki insanlar arasında en azından bir miktar süreklilik olduğuna dair kanıt sağlıyor”, diye ekledi.

Avrupa’daki modern insanlar, daha önce tahmin edilenden daha fazla Neandertallerle karıştı

Almanya’daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nde araştırmaya liderlik eden yardımcı araştırmacı Mateja Hajdinjak, bulguların, erken insan göçlerine dair önceki anlayışımızı Avrupa’ya kaydırdığını söyledi.

AFP’ye verdiği demeçte, “Avrupa’daki modern Avrupalıların en eski tarihinin bile nasıl çalkantılı olabileceğini ve nüfus değişimlerini içerebileceğini gösterdiğini söyleyen Mateja Hajdinjak, bulguların ortaya çıkardığı bir olasılık, “daha sonra Batı Avrasya’da yer değiştiren (başka gruplar tarafından), ancak yaşamaya devam eden ve Doğu Avrasya’daki insanlara atalara katkıda bulunan insan gruplarının dağılması” olduğunu da sözlerine ekledi.

Kalıntılar geçen yıl Bulgaristan’daki Bacho Kiro mağarasında keşfedildi ve o sırada insanların Avrupa’da Neandertallerle birlikte sanıldığından çok daha önce yaşadıklarının kanıtı olarak kabul gördü.

Kalıntıların genetik analizi, aynı zamanda Avrupa’daki modern insanların, daha önce tahmin edilenden daha fazla Neandertallerle karıştığını da ortaya çıkardı.

Hajdinjak, “Bacho Kiro mağarası bireylerinin, yaşamlarından beş-yedi kuşak önce Neandertal atalarına sahip olduklarını, bu da Avrupa’daki bu ilk insanlar ile Neandertaller arasındaki karışımın (karışmanın) yaygın olduğunu öne sürüyor” dedi.

Avrupa’daki erken insan-Neandertal karışımına dair önceki kanıtlar, 40.000 yıl öncesine dayanan ve Romanya’da bulunan Oase 1 adlı tek bir kişiden geldiğini hatırlatan Hajdinjak, “Şimdiye kadar, bunun bir tesadüfi keşif olduğunu göz ardı edemedik.” Dedi.

İnsanlık tarihi “zamanda kayboldu”

Bulgulara, Çarşamba günü Nature Ecology and Evolution dergisinde yayınlanan, Çek Cumhuriyeti’nde bulunan bir kafatasından alınan örneklerin genom dizilimini içeren ayrı bir araştırma eşlik etti .

Kafatası 1950’de Zlaty kun bölgesinde bulundu, ancak yaşı o zamandan beri tartışmalara ve çelişkili bulgulara konu oldu.

İlk analiz, 30.000 yıldan daha eski olduğunu, ancak radyokarbon tarihlemesinin 15.000 yıla yakın bir yaş verdiğini gösterdi.

Araştırmayı yöneten Max Planck Enstitüsü’nün arkeogenetik bölümünden Kay Prufer, genetik analizin şimdi sorunu çözdüğünü ve en az 45.000 yaşında olduğunu düşündüğünü söyledi.

AFP’ye verdiği demeçte, “Atalarını 50.000 yıldan daha uzun bir süre önce Afrika’yı terk eden bireylere kadar izleyen herkesin genomlarında bir miktar Neandertal soyu taşıdığı gerçeğinden yararlanıyoruz” dedi.

Bu Neandertal izleri, modern insan genomlarında kısa bloklar halinde ve insanlık tarihinde giderek daha uzun olanları ortaya çıkıyor.

Prufer, “Sibirya’dan 45.000 yaşındaki Ust’-Ishim gibi yaşlı bireylerde bu bloklar çok daha uzundur” dedi.

“Zlaty kun kadınının genomunun Ust’-Ishim erkeğinden daha uzun bloklara sahip olduğunu görüyoruz. Bu, onun aynı zamanda hatta daha önce yaşadığına dair güvenimizi sağlıyor.”

Bacho Kiro’nun kaldığı aynı dönemden kalma olmasına rağmen, Zlaty kun kafatası modern Asya veya Avrupa popülasyonlarıyla genetik bağları paylaşmıyor.

İki set kalıntısını üreten popülasyonların birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu incelemeyi umduğunu söyleyen Prufer, “Bilinmeyen bir ülkeye giren ilk Avrupalıların kim olduğunu bilmiyoruz. Onların genomlarını analiz ederek, kendi tarihimizin zaman içinde kaybolan bir bölümünü çözüyoruz” dedi.

Banner
Benzer Yazılar

Tanrı Mars’ın Gravürü Romalılara mı Yoksa Britonlara mı Ait?

15 Ocak 2021

15 Ocak 2021

İngiltere’nin, Colchester şehrinde bulunan Roma dönemine ait mücevherden yapılmış yüzük mührün düşünülen tarihten çok daha eski olduğu ortaya çıktı. Üzerinde...

Dünya’nın En Eski Tekne Yapım Alanı Bouldnor Cliff

5 Ekim 2020

5 Ekim 2020

İngiltere’nin Wight Adası’ndaki Yarmouth’un 1 km doğusunda bulunan Bouldnor Cliff denizin 11 m. aşağısında bulunmuştur. Batıdan doğuya doğru uzanmakta olan...

Hititlerin Kayıp Başkenti Tarhuntašša’nın Olduğu Düşünülen Türkmen Karahöyük’te 2 Bin Yıllık Kemik Kalem Keşfedildi

20 Ağustos 2025

20 Ağustos 2025

Hitit Kralı II. Muvattali, Kadeş Savaşı öncesinde aldığı radikal bir kararla başkenti Hattuşa’dan Tarhuntašša’ya taşımıştı. Tarhuntašša’nın yeri hâlâ kesin olarak...

Mısırlı arkeologlar, Ölüler Kitabı’ndan metinler içeren papirüs keşfetti

20 Ocak 2023

20 Ocak 2023

Mısır’ın Sakkara bölgesinde çalışan arkeologlar, bir yüzyıldan beri ilk kez Ölüler Kitabı’ndan metinler içeren 16 metre uzunluğunda bir papirüs ortaya...

Murat Tepe Kazılarında Urartu Dönemi Ünik Eserler Bulundu

11 Aralık 2021

11 Aralık 2021

Bingöl il sınırları içerisinde yer alan Kalehan 2 Baraj sularının altında kalan Murat Höyük ve Murat Tepe’de gerçekleştirilen kurtarma kazılarında...

4.000 yıl önce Vezüv Yanardağı’nın Plinian patlamasıyla gömülen Tunç Çağı köyü Afragola

1 Ekim 2022

1 Ekim 2022

Vezüv Yanardağı’nın Plinian patlaması, yaklaşık 4.000 yıl önce – Roma kenti Pompeii’yi gömmeden 2.000 yıl önce – güney İtalya’nın Campania...

Eski Mısır’ın Mona Lisa’sı Soyu Tükenmiş Bir Kaz Olabilir

26 Şubat 2021

26 Şubat 2021

“Medium kazları” olarak bilinen yaklaşık 4600 yıllık eserin detaylı incelenmesi sonucunda resimdeki kazların muhtemelen nesli tükenmiş olan bir kaz türüne...

İtalyan Versay eski ihtişamına geri dönüyor

19 Mayıs 2023

19 Mayıs 2023

Napoli yakınlarında uzun süredir ihmal edilmiş olan İtalyan Kraliyet Sarayı Caserta, kısmen Avrupa Birliği’nin kurtarma fonu tarafından finanse edilen geniş...

Viking Harald Bluetooth zamanından kalma büyük bir salon keşfedildi

30 Aralık 2022

30 Aralık 2022

Danimarka ve Norveç Kralı Viking Harald Bluetooth döneminden kalma büyük bir salon, Danimarka’nın Kuzey Jutland kentindeki Jammerbugt Belediyesi’nde bir köy...

Hititlerden Selçukluya Ev Sahipliği Yapan Beyşehir Müze İstiyor

3 Şubat 2021

3 Şubat 2021

Tarihi M.Ö. 7 bine dayanan Hitit, Selçuklu, Bizans ve Osmanlıya ev sahipliği yapmış birçok tarihi kültürel mekana sahip Konya’nın ilçesi...

Kuşadası’nda Helenistik Döneme ait tümülüs ortaya çıkarıldı

4 Ocak 2023

4 Ocak 2023

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yürütülen yüzey araştırmasında Helenistik Döneme ait tümülüs ortaya çıkarıldı. Kuşadası’nın Kuştur mevkiinde keşfedilen tümülüsün yaklaşık 2350 yıllık...

Peru’da 1200 yıllık Wari tapınak alanı keşfedildi

24 Şubat 2023

24 Şubat 2023

llinois Chicago Üniversitesi’nden arkeologlar, 1.200 yıl önce Wari İmparatorluğu tarafından güney Peru’daki Pakaytambo bölgesinde (MS 600-1000) inşa edilen bir tapınak...

İran’ın kuzeydoğusunda tesadüfen ortaya çıkarılan Orta Çağ yeraltı tünelleri

2 Ekim 2022

2 Ekim 2022

İran’ın kuzeydoğusundaki Shahr-e Belqeys (Belqeys Şehri) yakınlarındaki rutin bir yol inşaatı projesinde çalışan işçiler Orta Çağ yeraltı tünelleri keşfetti. Shahr-e...

Amazon nehrindeki kuraklık 2000 yıl önce kayalara oyulmuş insan yüzlerini ortaya çıkardı

24 Ekim 2023

24 Ekim 2023

Dünyanın en uzun nehirlerinden biri olan Amazon nehrinde yaşanan kuraklık 2000 yıl önce kayalara oyulmuş insan yüzlerini ortaya çıkardı. Brezilya...

Şerif Yaşar ”Böyle giderse Ayasofya 2050’yi göremez!”

29 Mayıs 2022

29 Mayıs 2022

Ayasofya Müzesi, 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile  Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi adı ile ibadete açıldı. Açılışı üzerinden 2 yıl geçen Ayasofya...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]