26 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

“Hepimiz Genomlarında Bir Miktar Neandertal Soyu Taşıyoruz”

Max Planck Enstitüsü’nün arkeogenetik bölümünden Kay Prufer ” Hepimiz genomlarında bir miktar neandertal soyu taşıyoruz” dedi.

Bulgaristan’da yer alan Bacho Kiro Mağarası’ndan 45.930 ile 42.580 yıl öncesine tarihlenen üç bireyin genom verileri araştırma konusu oldu.

Nature dergisinde yapılan araştırma ile ilgili bir makale yayınlandı. Yayınlanan makalede şu bilgilere yer verildi.

Mağarada bulunan bu üç birey şimdiye kadar Avrupa’da keşfedilen en erken Geç Pleistosen modern insanları ve bir İlk Üst Paleolitik eser topluluğu ile ilişkilidirler. Daha önce incelenen iki benzer yaştaki kişinin aksine Romanya 7 ve Sibirya’dan daha sonraki popülasyonlara belirgin bir şekilde katkıda bulunmayan bu bireyler, Doğu Asya ve Amerika’daki günümüz ve eski popülasyonlarla, daha sonraki Batı Avrasya popülasyonlarına göre daha yakından bağlantılıdır.

Bu, daha önce genetik kayıtlardan bilinmeyen Avrupa’ya modern bir insan göçüne ait olduklarını gösteriyor ve Avrupa’daki en eski modern insanlar ile daha sonra Avrasya’daki insanlar arasında en azından bir miktar süreklilik olduğuna dair kanıt sağlıyor. Dahası, üç bireyin de aile tarihlerinde birkaç nesil önce Neandertal atalarına sahip olduklarını bulduk, bu da ilk Avrupalı ​​modern insanların Neandertallerle karıştığını doğruluyor ve böyle bir karışımın yaygın olabileceğini öne sürüyor.

phys.org‘dan Sara Hussein kaleme aldığı haberinde; 45.000 yıl öncesine dayanan insan kalıntılarının genetik sıralaması, Avrupa’ya daha önce bilinmeyen bir göçü ortaya çıkardığı ve bu dönemde Neandertallerle karışmanın daha önce düşünülenden daha yaygın olduğunu yazdı. Araştırmanın geçen yıl Bulgaristan’daki bir mağarada bulunan çok sayıda antik insan kalıntısının -bir bütün diş ve kemik parçaları da dahil olmak üzere- analizine dayandığı belirtilen haber şöyle devam ediyor.

Genetik sıralama, kalıntıların Doğu Asya ve Amerika’daki günümüz popülasyonlarıyla Avrupa’daki popülasyonlardan daha yakından bağlantılı olan bireylerden geldiğini buldu.

Zlatı kůňnun çoğunlukla eksiksiz olan kafatasının yandan görünüşü. Foto: Martin Frouz
Kay Prufer ” Hepimiz genomlarında bir miktar neandertal soyu taşıyoruz” Foto: Martin Frouz

Nature dergisinde Çarşamba günü yayınlanan araştırma, “Bu, daha önce genetik kayıtlardan bilinmeyen Avrupa’ya modern bir insan göçüne ait olduklarını gösteriyor” bilgisini aktardı.

Çalışma ayrıca, “Avrupa’daki en eski modern insanlar ile daha sonra Avrasya’daki insanlar arasında en azından bir miktar süreklilik olduğuna dair kanıt sağlıyor”, diye ekledi.

Avrupa’daki modern insanlar, daha önce tahmin edilenden daha fazla Neandertallerle karıştı

Almanya’daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nde araştırmaya liderlik eden yardımcı araştırmacı Mateja Hajdinjak, bulguların, erken insan göçlerine dair önceki anlayışımızı Avrupa’ya kaydırdığını söyledi.

AFP’ye verdiği demeçte, “Avrupa’daki modern Avrupalıların en eski tarihinin bile nasıl çalkantılı olabileceğini ve nüfus değişimlerini içerebileceğini gösterdiğini söyleyen Mateja Hajdinjak, bulguların ortaya çıkardığı bir olasılık, “daha sonra Batı Avrasya’da yer değiştiren (başka gruplar tarafından), ancak yaşamaya devam eden ve Doğu Avrasya’daki insanlara atalara katkıda bulunan insan gruplarının dağılması” olduğunu da sözlerine ekledi.

Kalıntılar geçen yıl Bulgaristan’daki Bacho Kiro mağarasında keşfedildi ve o sırada insanların Avrupa’da Neandertallerle birlikte sanıldığından çok daha önce yaşadıklarının kanıtı olarak kabul gördü.

Kalıntıların genetik analizi, aynı zamanda Avrupa’daki modern insanların, daha önce tahmin edilenden daha fazla Neandertallerle karıştığını da ortaya çıkardı.

Hajdinjak, “Bacho Kiro mağarası bireylerinin, yaşamlarından beş-yedi kuşak önce Neandertal atalarına sahip olduklarını, bu da Avrupa’daki bu ilk insanlar ile Neandertaller arasındaki karışımın (karışmanın) yaygın olduğunu öne sürüyor” dedi.

Avrupa’daki erken insan-Neandertal karışımına dair önceki kanıtlar, 40.000 yıl öncesine dayanan ve Romanya’da bulunan Oase 1 adlı tek bir kişiden geldiğini hatırlatan Hajdinjak, “Şimdiye kadar, bunun bir tesadüfi keşif olduğunu göz ardı edemedik.” Dedi.

İnsanlık tarihi “zamanda kayboldu”

Bulgulara, Çarşamba günü Nature Ecology and Evolution dergisinde yayınlanan, Çek Cumhuriyeti’nde bulunan bir kafatasından alınan örneklerin genom dizilimini içeren ayrı bir araştırma eşlik etti .

Kafatası 1950’de Zlaty kun bölgesinde bulundu, ancak yaşı o zamandan beri tartışmalara ve çelişkili bulgulara konu oldu.

İlk analiz, 30.000 yıldan daha eski olduğunu, ancak radyokarbon tarihlemesinin 15.000 yıla yakın bir yaş verdiğini gösterdi.

Araştırmayı yöneten Max Planck Enstitüsü’nün arkeogenetik bölümünden Kay Prufer, genetik analizin şimdi sorunu çözdüğünü ve en az 45.000 yaşında olduğunu düşündüğünü söyledi.

AFP’ye verdiği demeçte, “Atalarını 50.000 yıldan daha uzun bir süre önce Afrika’yı terk eden bireylere kadar izleyen herkesin genomlarında bir miktar Neandertal soyu taşıdığı gerçeğinden yararlanıyoruz” dedi.

Bu Neandertal izleri, modern insan genomlarında kısa bloklar halinde ve insanlık tarihinde giderek daha uzun olanları ortaya çıkıyor.

Prufer, “Sibirya’dan 45.000 yaşındaki Ust’-Ishim gibi yaşlı bireylerde bu bloklar çok daha uzundur” dedi.

“Zlaty kun kadınının genomunun Ust’-Ishim erkeğinden daha uzun bloklara sahip olduğunu görüyoruz. Bu, onun aynı zamanda hatta daha önce yaşadığına dair güvenimizi sağlıyor.”

Bacho Kiro’nun kaldığı aynı dönemden kalma olmasına rağmen, Zlaty kun kafatası modern Asya veya Avrupa popülasyonlarıyla genetik bağları paylaşmıyor.

İki set kalıntısını üreten popülasyonların birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu incelemeyi umduğunu söyleyen Prufer, “Bilinmeyen bir ülkeye giren ilk Avrupalıların kim olduğunu bilmiyoruz. Onların genomlarını analiz ederek, kendi tarihimizin zaman içinde kaybolan bir bölümünü çözüyoruz” dedi.

Banner
Benzer Yazılar

Maya Treni çalışması sırasında ortaya çıkarılan Maya mısır tanrısı tasvirli vazo

10 Ocak 2024

10 Ocak 2024

Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü’nden (INAH) arkeologlar, Maya Treni projesi kurtarma çalışmaları yürütüyorlar. Çalışmalarda bir mısır tanrısının oyulmuş görüntüsüne sahip...

Tarihi Bağlantılara Işık Tutan Keşif: III. Ramses’in Kraliyet Yazıtı Güney Ürdün’de Bulundu

22 Nisan 2025

22 Nisan 2025

Arkeoloji dünyası, Ürdün’ün güneyindeki büyüleyici Wadi Rum Koruma Alanı’nda yapılan dikkat çekici bir keşifle heyecanlandı. Mısır Firavunu III. Ramses’in (MÖ...

Güney Amerika’nın En Eski Uygarlığı Olarak Bilinen Caral Kültürüne Ait Yeni Bir Piramit Keşfedildi

8 Şubat 2025

8 Şubat 2025

Caral Arkeoloji Bölgesi ekibi, Peru’nun Lima Bölgesi, Barranca ilindeki Supe Vadisi’nde, Dünya Mirası listesindeki Caral-Supe Kutsal Şehri’nin bir kilometre batısında...

Gökçeada’da 8.800 Yıllık Çiftçi Evleri Ortaya Çıktı: Ege Adaları’nda Bir İlk

31 Ağustos 2025

31 Ağustos 2025

Türkiye’nin en batısında yer alan Gökçeada’da, Uğurlu-Zeytinlik Höyüğü kazılarında Ege tarihini baştan yazacak bir keşif yapıldı. Arkeologlar, adada 8.800 yıl...

İranlı Arkeologlar, Nahavand Kentindeki Laodikea Tapınağı’nı Aramaya Devam Edecek

12 Ocak 2021

12 Ocak 2021

İranlı arkeologlar, İran’ın batısındaki Hamedan eyaletindeki modern Nahavand kasabasının altına gömüldüğüne inanılan esrarengiz Laodikea Tapınağı kalıntılarını gün yüzüne çıkarmak için son bir girişimde bulunacaklar. ...

Kehribar İçinde 99 Milyon Yıldan Beri Korunan Gizemli Hayvan

20 Haziran 2021

20 Haziran 2021

Myanmar’da keşfedilen 99 milyon yıllık kehribar içine hapsolmuş hayvan kalıntısını bilim insanları küçük bir dinozorun kafatası olarak değerlendirmişlerdi. Kehribarın 99...

Arkeologlar, Atina’daki en eski Demir Çağı evini keşfettiler

26 Mayıs 2023

26 Mayıs 2023

Göttingen Üniversitesi’nden arkeologlar, Atina’nın güneyindeki Thorikos’ta Atina’daki en eski Demir Çağı evini keşfettiler. Keşif, erken Yunan tarihi için beklenmedik ve...

Muğla İl Jandarma Tarihi Likya Yolu’nun güvenliği için çalışmalarına devam ediyor

21 Haziran 2022

21 Haziran 2022

Tarihi ve doğa yürüyüş rotaların en ilgi çeken güzergahlarında biri olan Tarihi Likya Yolu, Muğla İl Jandarma Komutanlığı’nın çalışmaları ile...

Sezar’ın ünlü sözlerini kaleme aldığı Zile Kalesi’nde çevre düzenlemesi yapılıyor

15 Ocak 2022

15 Ocak 2022

Roma İmparatorluğu’nun en etkili askeri ve politik liderlerinden biri olan Jul Sezar’ın unutulmaz sözü “veni, vidi, vici” yi kaleme aldığı...

Bosna’daki tarih öncesi Kopilo mezarlarında keşfedilen yeni fibula türleri

28 Ağustos 2022

28 Ağustos 2022

Saraybosna’nın yaklaşık 70 mil batısında M.Ö. 1300 civarında kurulan bir tepe yerleşimi olan Kopilo’da gerçekleştirilen arkeolojik kazıda birkaç Tunç Çağı...

Çiftçi Tarlasında Helenistik Döneme Ait Lahit Buldu

9 Nisan 2021

9 Nisan 2021

Manisa’nın Gölmarmara ilçesinde bir çiftçi tarlasını sürerken Helenistik Döneme lahit buldu. Manisa’nın Gölmarmara ilçesine bağlı Taşkuyucak Mahallesi Akçakoca mevkiinde E....

Türklerin Moğolistan’daki Göbeklitepesi Hüys Tolgoy Yazıtı

20 Mart 2022

20 Mart 2022

İlk dönem Türk Kaganlık tarihini çoğunlukla Çin yazılı kaynaklarından öğrenmekteyiz. Çin kaynaklarının haricinde az sayıda Türklere ait yazılı kaynaklarda bulunmaktadır....

Perre Antik Kenti’nde 1500 Yıllık Roma Dönemi Yaşam Alanı Gün Yüzüne Çıkarıldı

17 Kasım 2025

17 Kasım 2025

Adıyaman’daki Perre Antik Kenti’nde yürütülen 2025 kazı sezonu, bölgenin Roma dönemine ait yerleşim düzeni hakkında önemli bir bulgu daha sağladı....

Roma’ya meydan okuyan denizlerin kraliçesi: ‘Kraliçe Teuta’

31 Ekim 2023

31 Ekim 2023

İlirya Kraliçesi Teuta, İlirya antik çağının ve Arnavut mirasının en sıra dışı figürlerinden biridir. Korsan kraliçesi olarak da adlandırıldı. Onun...

Vindolanda, Hadrian Duvarı’nın 1900’ncü yıldönümünü bir sunak keşfiyle kutluyor

9 Şubat 2022

9 Şubat 2022

Vindolanda Roma Kalesi kazı ekibi, Hadrian Duvarı’nın 1900’ncü yıldönümü şaşırtıcı bir arkeolojik keşif sonucunda elde edilen bir taş sunakla kutlanmaya...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]