6 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

“Hepimiz Genomlarında Bir Miktar Neandertal Soyu Taşıyoruz”

Max Planck Enstitüsü’nün arkeogenetik bölümünden Kay Prufer ” Hepimiz genomlarında bir miktar neandertal soyu taşıyoruz” dedi.

Bulgaristan’da yer alan Bacho Kiro Mağarası’ndan 45.930 ile 42.580 yıl öncesine tarihlenen üç bireyin genom verileri araştırma konusu oldu.

Nature dergisinde yapılan araştırma ile ilgili bir makale yayınlandı. Yayınlanan makalede şu bilgilere yer verildi.

Mağarada bulunan bu üç birey şimdiye kadar Avrupa’da keşfedilen en erken Geç Pleistosen modern insanları ve bir İlk Üst Paleolitik eser topluluğu ile ilişkilidirler. Daha önce incelenen iki benzer yaştaki kişinin aksine Romanya 7 ve Sibirya’dan daha sonraki popülasyonlara belirgin bir şekilde katkıda bulunmayan bu bireyler, Doğu Asya ve Amerika’daki günümüz ve eski popülasyonlarla, daha sonraki Batı Avrasya popülasyonlarına göre daha yakından bağlantılıdır.

Bu, daha önce genetik kayıtlardan bilinmeyen Avrupa’ya modern bir insan göçüne ait olduklarını gösteriyor ve Avrupa’daki en eski modern insanlar ile daha sonra Avrasya’daki insanlar arasında en azından bir miktar süreklilik olduğuna dair kanıt sağlıyor. Dahası, üç bireyin de aile tarihlerinde birkaç nesil önce Neandertal atalarına sahip olduklarını bulduk, bu da ilk Avrupalı ​​modern insanların Neandertallerle karıştığını doğruluyor ve böyle bir karışımın yaygın olabileceğini öne sürüyor.

phys.org‘dan Sara Hussein kaleme aldığı haberinde; 45.000 yıl öncesine dayanan insan kalıntılarının genetik sıralaması, Avrupa’ya daha önce bilinmeyen bir göçü ortaya çıkardığı ve bu dönemde Neandertallerle karışmanın daha önce düşünülenden daha yaygın olduğunu yazdı. Araştırmanın geçen yıl Bulgaristan’daki bir mağarada bulunan çok sayıda antik insan kalıntısının -bir bütün diş ve kemik parçaları da dahil olmak üzere- analizine dayandığı belirtilen haber şöyle devam ediyor.

Genetik sıralama, kalıntıların Doğu Asya ve Amerika’daki günümüz popülasyonlarıyla Avrupa’daki popülasyonlardan daha yakından bağlantılı olan bireylerden geldiğini buldu.

Zlatı kůňnun çoğunlukla eksiksiz olan kafatasının yandan görünüşü. Foto: Martin Frouz
Kay Prufer ” Hepimiz genomlarında bir miktar neandertal soyu taşıyoruz” Foto: Martin Frouz

Nature dergisinde Çarşamba günü yayınlanan araştırma, “Bu, daha önce genetik kayıtlardan bilinmeyen Avrupa’ya modern bir insan göçüne ait olduklarını gösteriyor” bilgisini aktardı.

Çalışma ayrıca, “Avrupa’daki en eski modern insanlar ile daha sonra Avrasya’daki insanlar arasında en azından bir miktar süreklilik olduğuna dair kanıt sağlıyor”, diye ekledi.

Avrupa’daki modern insanlar, daha önce tahmin edilenden daha fazla Neandertallerle karıştı

Almanya’daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nde araştırmaya liderlik eden yardımcı araştırmacı Mateja Hajdinjak, bulguların, erken insan göçlerine dair önceki anlayışımızı Avrupa’ya kaydırdığını söyledi.

AFP’ye verdiği demeçte, “Avrupa’daki modern Avrupalıların en eski tarihinin bile nasıl çalkantılı olabileceğini ve nüfus değişimlerini içerebileceğini gösterdiğini söyleyen Mateja Hajdinjak, bulguların ortaya çıkardığı bir olasılık, “daha sonra Batı Avrasya’da yer değiştiren (başka gruplar tarafından), ancak yaşamaya devam eden ve Doğu Avrasya’daki insanlara atalara katkıda bulunan insan gruplarının dağılması” olduğunu da sözlerine ekledi.

Kalıntılar geçen yıl Bulgaristan’daki Bacho Kiro mağarasında keşfedildi ve o sırada insanların Avrupa’da Neandertallerle birlikte sanıldığından çok daha önce yaşadıklarının kanıtı olarak kabul gördü.

Kalıntıların genetik analizi, aynı zamanda Avrupa’daki modern insanların, daha önce tahmin edilenden daha fazla Neandertallerle karıştığını da ortaya çıkardı.

Hajdinjak, “Bacho Kiro mağarası bireylerinin, yaşamlarından beş-yedi kuşak önce Neandertal atalarına sahip olduklarını, bu da Avrupa’daki bu ilk insanlar ile Neandertaller arasındaki karışımın (karışmanın) yaygın olduğunu öne sürüyor” dedi.

Avrupa’daki erken insan-Neandertal karışımına dair önceki kanıtlar, 40.000 yıl öncesine dayanan ve Romanya’da bulunan Oase 1 adlı tek bir kişiden geldiğini hatırlatan Hajdinjak, “Şimdiye kadar, bunun bir tesadüfi keşif olduğunu göz ardı edemedik.” Dedi.

İnsanlık tarihi “zamanda kayboldu”

Bulgulara, Çarşamba günü Nature Ecology and Evolution dergisinde yayınlanan, Çek Cumhuriyeti’nde bulunan bir kafatasından alınan örneklerin genom dizilimini içeren ayrı bir araştırma eşlik etti .

Kafatası 1950’de Zlaty kun bölgesinde bulundu, ancak yaşı o zamandan beri tartışmalara ve çelişkili bulgulara konu oldu.

İlk analiz, 30.000 yıldan daha eski olduğunu, ancak radyokarbon tarihlemesinin 15.000 yıla yakın bir yaş verdiğini gösterdi.

Araştırmayı yöneten Max Planck Enstitüsü’nün arkeogenetik bölümünden Kay Prufer, genetik analizin şimdi sorunu çözdüğünü ve en az 45.000 yaşında olduğunu düşündüğünü söyledi.

AFP’ye verdiği demeçte, “Atalarını 50.000 yıldan daha uzun bir süre önce Afrika’yı terk eden bireylere kadar izleyen herkesin genomlarında bir miktar Neandertal soyu taşıdığı gerçeğinden yararlanıyoruz” dedi.

Bu Neandertal izleri, modern insan genomlarında kısa bloklar halinde ve insanlık tarihinde giderek daha uzun olanları ortaya çıkıyor.

Prufer, “Sibirya’dan 45.000 yaşındaki Ust’-Ishim gibi yaşlı bireylerde bu bloklar çok daha uzundur” dedi.

“Zlaty kun kadınının genomunun Ust’-Ishim erkeğinden daha uzun bloklara sahip olduğunu görüyoruz. Bu, onun aynı zamanda hatta daha önce yaşadığına dair güvenimizi sağlıyor.”

Bacho Kiro’nun kaldığı aynı dönemden kalma olmasına rağmen, Zlaty kun kafatası modern Asya veya Avrupa popülasyonlarıyla genetik bağları paylaşmıyor.

İki set kalıntısını üreten popülasyonların birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu incelemeyi umduğunu söyleyen Prufer, “Bilinmeyen bir ülkeye giren ilk Avrupalıların kim olduğunu bilmiyoruz. Onların genomlarını analiz ederek, kendi tarihimizin zaman içinde kaybolan bir bölümünü çözüyoruz” dedi.

Banner
Benzer Yazılar

Bulgaristan’daki kazılar sırasında 2. yüzyıldan kalma yazıtlı mermer bir levha keşfedildi

23 Ekim 2023

23 Ekim 2023

Arkeologlar, Bulgaristan’ın Plovdiv eyaletinde küçük bir tatil beldesi olan Hisarya’da Roma Hamamları’nda eski bir Yunanca yazıt taşıyan 1.900 yıllık bir...

Hansel ve Gretel Masalının Ardındaki Acımasız Tarihi Gerçekler

11 Şubat 2021

11 Şubat 2021

1314 ve 1317 yılları arasında Avrupa’nın büyük bir kısmını etkileyen bir kıtlık süreci başladı. 1322 yılına kadar devam eden kıtlık...

Suriye’de 4000 Yıllık Savaş Anıtı “Beyaz Anıt” Ortaya Çıkarıldı

28 Mayıs 2021

28 Mayıs 2021

Arkeologlar, Suriye‘de Mısır Sakkara’da bulunan Eski Mısır Basamaklı Piramidine benzeyen 4.000 yıllık bir savaş anıtı ortaya çıkardılar. Yapımında kullanılan malzemelerin...

Mezopotamya tarım tarihini etkileyecek araştırma

12 Ocak 2022

12 Ocak 2022

Tarım, bereketli hilal olarak bilinen sulak Mezopotamya topraklarında başladı. Bilinen en eski tarım uygulamaları bu topraklarda görülür. Buğday, arpa ekimi...

Büklükale’de bulunan 3.300 yıllık bir tablet, Hitit İmparatorluğu’nun bir yabancı istilası ile karşı karşıya kaldığını gösteriyor

11 Mart 2024

11 Mart 2024

Anadolu’nun ilk merkezi devleti olarak kabul edilen Hitit İmparatorluğu, MÖ 1600 yıllarında yükselmeye başlamış; güçlü bir siyasi ve askeri birlik...

Karpat mağaralarında Avrupa’daki en eski insan izleri aranacak

30 Ekim 2022

30 Ekim 2022

Doğu Avrupa’da yer alan Karpat Dağları’nda bulunan mağaralarda Avrupa’daki en eski insan izleri aranacak. Karpat Dağları, Çekya Cumhuriyeti, Slovakya, Polonya,...

Knossos Sarayı Görkemli Günlerinde Nasıl Görünüyordu

9 Mayıs 2021

9 Mayıs 2021

Knossos Sarayı, Minos Uygarlığı’na başkentlik yapan antik Knossos’un, ünlü bir mimari yapısıdır. Girit’in kuzeyinde, Kandiye şehri yakınlarında yer alan Knossos’un...

Güney Afrika’da dünyanın bilinen en eski mezar alanı keşfedildi; Homo naledi mezarlığı

6 Haziran 2023

6 Haziran 2023

Güney Afrikalı paleontologlar, Johannesburg yakınlarındaki Rising Star Cave’de soyu tükenmiş hominin türü Homo naledi’ye ait mezar alanı keşfettiler. Paleoantropolog Lee...

Genetik Analiz, Bir Kadını Bakır Çağı İspanya’sında En Yüksek Rütbeli Birey Olarak Ortaya Koyuyor: “Fildişi Hanımefendi”

7 Temmuz 2023

7 Temmuz 2023

Scientific Reports dergisinde 6 Temmuz Perşembe günü yayınlanan bir araştırmaya göre, İberya’daki antik Bakır Çağı toplumundaki en yüksek statülü birey,...

Dünya’nın En Eski Tekne Yapım Alanı Bouldnor Cliff

5 Ekim 2020

5 Ekim 2020

İngiltere’nin Wight Adası’ndaki Yarmouth’un 1 km doğusunda bulunan Bouldnor Cliff denizin 11 m. aşağısında bulunmuştur. Batıdan doğuya doğru uzanmakta olan...

Çatalca Kaleiçi Tarihi Surları Restorasyonunda Ytong Tartışması

26 Eylül 2021

26 Eylül 2021

İstanbul’un Çatalca ilçesinde yer alan Kaleiçi Tarihi Surları restorasyonunda ytong adı verilen inşaat malzemesi kullanıldığına dair iddialar tartışmaları beraberinde getirdi....

Çin’de 2.400 yıllık sifonlu tuvalet ortaya çıkarıldı

19 Şubat 2023

19 Şubat 2023

Çin’deki Yueyang antik kentinde 2.400 yıllık olduğu tahmin edilen sifonlu tuvaletin alt kısımları ortaya çıkarıldı. Bükülmüş bir boru da dahil...

Arkeologlar Gürcistan’da bilinmeyen bir dil içeren gizemli bir taş tablet buldular

5 Aralık 2024

5 Aralık 2024

Arkeologlar, Gürcistan’ın Dmanisi bölgesindeki Bashplemi Gölü yakınlarında bilinmeyen bir dilde yazıtlar içeren bir bazalt tablet ortaya çıkardılar. Tabletin kesin yaşı...

Dünyanın en eski darphanesi Çin’de Keşfedildi

8 Ağustos 2021

8 Ağustos 2021

Çin’de Sarı Nehir yakınında bulunan antik Guanzhuang kentinin kazılarında dünyanın en eski darphanesi keşfedildi. Darphanenin bulunduğu Guanzhuang, M. Ö. 800...

Boncuklu Höyük, Anadolu’da ilk yerleşik hayatın izlerini taşıyor

12 Eylül 2022

12 Eylül 2022

Konya’nın Karatay ilçesinde yer alan 11 bin 200 yıllık geçmişe sahip Boncuklu Höyük, Anadolu’da ilk yerleşik hayatın izlerini taşıyor. Boncuklu...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]