6 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

“Hepimiz Genomlarında Bir Miktar Neandertal Soyu Taşıyoruz”

Max Planck Enstitüsü’nün arkeogenetik bölümünden Kay Prufer ” Hepimiz genomlarında bir miktar neandertal soyu taşıyoruz” dedi.

Bulgaristan’da yer alan Bacho Kiro Mağarası’ndan 45.930 ile 42.580 yıl öncesine tarihlenen üç bireyin genom verileri araştırma konusu oldu.

Nature dergisinde yapılan araştırma ile ilgili bir makale yayınlandı. Yayınlanan makalede şu bilgilere yer verildi.

Mağarada bulunan bu üç birey şimdiye kadar Avrupa’da keşfedilen en erken Geç Pleistosen modern insanları ve bir İlk Üst Paleolitik eser topluluğu ile ilişkilidirler. Daha önce incelenen iki benzer yaştaki kişinin aksine Romanya 7 ve Sibirya’dan daha sonraki popülasyonlara belirgin bir şekilde katkıda bulunmayan bu bireyler, Doğu Asya ve Amerika’daki günümüz ve eski popülasyonlarla, daha sonraki Batı Avrasya popülasyonlarına göre daha yakından bağlantılıdır.

Bu, daha önce genetik kayıtlardan bilinmeyen Avrupa’ya modern bir insan göçüne ait olduklarını gösteriyor ve Avrupa’daki en eski modern insanlar ile daha sonra Avrasya’daki insanlar arasında en azından bir miktar süreklilik olduğuna dair kanıt sağlıyor. Dahası, üç bireyin de aile tarihlerinde birkaç nesil önce Neandertal atalarına sahip olduklarını bulduk, bu da ilk Avrupalı ​​modern insanların Neandertallerle karıştığını doğruluyor ve böyle bir karışımın yaygın olabileceğini öne sürüyor.

phys.org‘dan Sara Hussein kaleme aldığı haberinde; 45.000 yıl öncesine dayanan insan kalıntılarının genetik sıralaması, Avrupa’ya daha önce bilinmeyen bir göçü ortaya çıkardığı ve bu dönemde Neandertallerle karışmanın daha önce düşünülenden daha yaygın olduğunu yazdı. Araştırmanın geçen yıl Bulgaristan’daki bir mağarada bulunan çok sayıda antik insan kalıntısının -bir bütün diş ve kemik parçaları da dahil olmak üzere- analizine dayandığı belirtilen haber şöyle devam ediyor.

Genetik sıralama, kalıntıların Doğu Asya ve Amerika’daki günümüz popülasyonlarıyla Avrupa’daki popülasyonlardan daha yakından bağlantılı olan bireylerden geldiğini buldu.

Zlatı kůňnun çoğunlukla eksiksiz olan kafatasının yandan görünüşü. Foto: Martin Frouz
Kay Prufer ” Hepimiz genomlarında bir miktar neandertal soyu taşıyoruz” Foto: Martin Frouz

Nature dergisinde Çarşamba günü yayınlanan araştırma, “Bu, daha önce genetik kayıtlardan bilinmeyen Avrupa’ya modern bir insan göçüne ait olduklarını gösteriyor” bilgisini aktardı.

Çalışma ayrıca, “Avrupa’daki en eski modern insanlar ile daha sonra Avrasya’daki insanlar arasında en azından bir miktar süreklilik olduğuna dair kanıt sağlıyor”, diye ekledi.

Avrupa’daki modern insanlar, daha önce tahmin edilenden daha fazla Neandertallerle karıştı

Almanya’daki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nde araştırmaya liderlik eden yardımcı araştırmacı Mateja Hajdinjak, bulguların, erken insan göçlerine dair önceki anlayışımızı Avrupa’ya kaydırdığını söyledi.

AFP’ye verdiği demeçte, “Avrupa’daki modern Avrupalıların en eski tarihinin bile nasıl çalkantılı olabileceğini ve nüfus değişimlerini içerebileceğini gösterdiğini söyleyen Mateja Hajdinjak, bulguların ortaya çıkardığı bir olasılık, “daha sonra Batı Avrasya’da yer değiştiren (başka gruplar tarafından), ancak yaşamaya devam eden ve Doğu Avrasya’daki insanlara atalara katkıda bulunan insan gruplarının dağılması” olduğunu da sözlerine ekledi.

Kalıntılar geçen yıl Bulgaristan’daki Bacho Kiro mağarasında keşfedildi ve o sırada insanların Avrupa’da Neandertallerle birlikte sanıldığından çok daha önce yaşadıklarının kanıtı olarak kabul gördü.

Kalıntıların genetik analizi, aynı zamanda Avrupa’daki modern insanların, daha önce tahmin edilenden daha fazla Neandertallerle karıştığını da ortaya çıkardı.

Hajdinjak, “Bacho Kiro mağarası bireylerinin, yaşamlarından beş-yedi kuşak önce Neandertal atalarına sahip olduklarını, bu da Avrupa’daki bu ilk insanlar ile Neandertaller arasındaki karışımın (karışmanın) yaygın olduğunu öne sürüyor” dedi.

Avrupa’daki erken insan-Neandertal karışımına dair önceki kanıtlar, 40.000 yıl öncesine dayanan ve Romanya’da bulunan Oase 1 adlı tek bir kişiden geldiğini hatırlatan Hajdinjak, “Şimdiye kadar, bunun bir tesadüfi keşif olduğunu göz ardı edemedik.” Dedi.

İnsanlık tarihi “zamanda kayboldu”

Bulgulara, Çarşamba günü Nature Ecology and Evolution dergisinde yayınlanan, Çek Cumhuriyeti’nde bulunan bir kafatasından alınan örneklerin genom dizilimini içeren ayrı bir araştırma eşlik etti .

Kafatası 1950’de Zlaty kun bölgesinde bulundu, ancak yaşı o zamandan beri tartışmalara ve çelişkili bulgulara konu oldu.

İlk analiz, 30.000 yıldan daha eski olduğunu, ancak radyokarbon tarihlemesinin 15.000 yıla yakın bir yaş verdiğini gösterdi.

Araştırmayı yöneten Max Planck Enstitüsü’nün arkeogenetik bölümünden Kay Prufer, genetik analizin şimdi sorunu çözdüğünü ve en az 45.000 yaşında olduğunu düşündüğünü söyledi.

AFP’ye verdiği demeçte, “Atalarını 50.000 yıldan daha uzun bir süre önce Afrika’yı terk eden bireylere kadar izleyen herkesin genomlarında bir miktar Neandertal soyu taşıdığı gerçeğinden yararlanıyoruz” dedi.

Bu Neandertal izleri, modern insan genomlarında kısa bloklar halinde ve insanlık tarihinde giderek daha uzun olanları ortaya çıkıyor.

Prufer, “Sibirya’dan 45.000 yaşındaki Ust’-Ishim gibi yaşlı bireylerde bu bloklar çok daha uzundur” dedi.

“Zlaty kun kadınının genomunun Ust’-Ishim erkeğinden daha uzun bloklara sahip olduğunu görüyoruz. Bu, onun aynı zamanda hatta daha önce yaşadığına dair güvenimizi sağlıyor.”

Bacho Kiro’nun kaldığı aynı dönemden kalma olmasına rağmen, Zlaty kun kafatası modern Asya veya Avrupa popülasyonlarıyla genetik bağları paylaşmıyor.

İki set kalıntısını üreten popülasyonların birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu incelemeyi umduğunu söyleyen Prufer, “Bilinmeyen bir ülkeye giren ilk Avrupalıların kim olduğunu bilmiyoruz. Onların genomlarını analiz ederek, kendi tarihimizin zaman içinde kaybolan bir bölümünü çözüyoruz” dedi.

Banner
Benzer Yazılar

Peru’da 5000 Yıllık Caral Uygarlığında Yüksek Statülü Kadının Tüylü Mantolu Gömütü Bulundu

27 Nisan 2025

27 Nisan 2025

Peru’da arkeologlar Áspero arkeolojik sahasında Amerika kıtasının bilinen en eski medeniyeti olan Caral’ın önemli bir parçası olan antik balıkçı yerleşiminde...

400 Yıl Önce Keşfedilen Mumyaların Gizemleri Aydınlandı

13 Kasım 2020

13 Kasım 2020

İlk kez 1615’te İtalyan bir besteci tarafından bulunan mumyaların BT taramaları yapıldı. BT taramalarında mumyaların iç organlarıyla birlikte mumyalandıkları ortaya...

Mısır’ın Abusir kentinde Ölüler Kitabı metinleri ile donatılmış kraliyet katibinin mezarı keşfedildi

20 Şubat 2024

20 Şubat 2024

Çekya Mısırbilim Enstitüsü’nden (CIE) arkeologlar, Perslerin Mısır’ı işgali sırasında MÖ 5. veya 6. yüzyılda ölen bir kraliyet katibinin Ölüler Kitabı...

Hattuşa kazılarında 2 bin 800 yıllık fil dişinden yapılmış süsleme parçası bulundu

13 Kasım 2023

13 Kasım 2023

Anadolu’nun ilk merkezi devlet teşkilatını kuran Hititlerin başkenti Hattuşa’da Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığında devam eden kazılarda 2 bin 800...

Ölü Şehirler

30 Ocak 2021

30 Ocak 2021

“Unutulmuş Şehirler” olarak da adlandırılan Ölü Şehirler, Halep platosunda Kuzey-Batı Suriye’de bulunan bir dizi antik kent, anıt ve yerleşim yeridir....

İncil’de Anlatılan Kral Davut’un Çarpıştığı Goliath Dev Olmayabilir!

3 Aralık 2020

3 Aralık 2020

İbranice İncil’de Kral Davut, Filistin devi Goliath’ı öldürmesi ve İsrail’i Kudüs merkezli büyük bir krallığa genişletmesiyle ünlüdür. İncil’de dev Goliath’ın...

Binlerce yıllık diş taşı Paleolitik insanın Paleo diyeti yapmadığını gösteriyor

27 Ekim 2022

27 Ekim 2022

Paleolitik Dönem araştırmalarında elde edilen verilere bakıldığında insanların tek yönlü beslenmeyi seçtiği görülür. Özellikle, mağaralarda ele geçen kemik ve taştan...

Vikingler, Kıyameti Önlemek İçin Volkanik Mağaraya Devasa Bir Tekne Oydular

26 Nisan 2021

26 Nisan 2021

Arkeologlar, Vikinglerin Ragnarök ile yani tanrıların öldürüldüğü ve dünyanın alevler içinde kaldığı hikaye ile ilişkilendirilen İzlanda da bir mağarada da...

1800 yıllık kurşun tabutun içinde mücevherlerle süslenmiş Romalı kız

9 Nisan 2023

9 Nisan 2023

Scopus Dağı arkeolojik kazılarında kurşun bir tabut bulundu. Tabut açıldığında mücevherleri ile birlikte gömülmüş bir Romalı kız görüldü. Romalı kız,...

Orta Asya’nın İncisi Özbekistan’ın Yetiştirdiği Bilim İnsanları ve Tarihi Güzellikleri

16 Kasım 2020

16 Kasım 2020

Özbekistan tarihine baktığımız da ilk göreceğimiz şey elbette ki aynı kanı taşıyor olmamız. Özbekistan, günümüzdeki yedi bağımsız Türk devletinden biri...

İtalya’da 16 Milyon Yıllık Yarasa Bulundu

2 Aralık 2020

2 Aralık 2020

Araştırmacılar, elde ettikleri şaşırtıcı buluntular ile bizleri heyecanlandırmaya devam ediyorlar. Bu heyecanlandırıcı buluntuların birisi de  16 Milyon yıllık yarasa oldu....

Yaşamın DNA RNA Karışımından Geldiği Teorisini Destekleyen Keşif

30 Aralık 2020

30 Aralık 2020

Scripps Research’teki Kimyagerler, gezegenimizde yaşamın nasıl ortaya çıktığına dair DNA RNA karışımından geldiği teorisini destekleyen  şaşırtıcı bir keşif yaptılar. Angewandte...

Hitit İmparatorluğu’nun Çivi Yazılı Tabletleri Dijital Dünyada Yeniden Doğuyor: TLHdig 0.2 Yayınlandı

26 Mart 2025

26 Mart 2025

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Boğazköy-Hattuşa’da keşfedilen ve MÖ 1650-1200 yılları arasında hüküm süren Hitit İmparatorluğu’na ait binlerce çivi...

Xianyang Havalimanı’nın genişletme projesi sırasında 3.500’den fazla antik mezar bulundu

17 Şubat 2021

17 Şubat 2021

Shaanxi Eyalet Arkeoloji Enstitüsü’ne göre, Xi’an’daki Xianyang Uluslararası Havalimanı’nın genişletme projesi sırasında 3.500’den fazla antik mezar dahil olmak üzere  4.600’den...

Cengiz Han’ın torunu Kubilay Han döneminden kalma süslemeli oymalı tuğlalı 12 mezar ortaya çıkarıldı

22 Mayıs 2023

22 Mayıs 2023

Çin’in Shandong kentinde kazı yapan arkeologlar, yaklaşık 700 yıllık olduğu tahmin edilen 12 süslemeli oymalı tuğlalı mezar ortaya çıkardılar. Mezarlar,...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]