19 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Mezopotamya tarım tarihini etkileyecek araştırma

Tarım, bereketli hilal olarak bilinen sulak Mezopotamya topraklarında başladı. Bilinen en eski tarım uygulamaları bu topraklarda görülür.

Buğday, arpa ekimi ile ilgili o döneme ait bilgilere sahibiz. Ancak, Rutgers araştırmacıları tarafından yürütülen bilimsel çalışma ile insanlığın en eski tarım uygulamalarına dair anlayışımız değişiyor.

Araştırmacılar, Mezopotamya topraklarında süpürge darısının (Panicum miliaceum) en erken kesin kanıtını ortaya çıkardılar.

Çalışmanın bulguları Scientific Reports dergisinde yayınlandı.

Rutgers Üniversitesi-New Brunswick Sanat ve Bilim Okulu’nda öğretim üyesi Elise Laugier, “Genel olarak, bu erken dönemde Mezopotamya’da görülen darı varlığı bölgedeki tarımsal kalkınmanın kabul edilen anlatısına ve eski toplumların kendilerini nasıl tedarik ettiğine dair modellerimize meydan okuyor” dedi.

Laugier, süpürge darısının ilk kez Doğu Asya’da evcilleştirilen “inanılmaz derecede sağlam, hızlı büyüyen ve çok yönlü bir yaz mahsulü” olduğunu da sözlerine ekledi.

MÖ 3.–1. binyıldan süpürge darısına ( Panicum miliaceum ) ait arkeobotanik kanıtlara sahip arkeolojik alanların haritası
MÖ 3.–1. binyıldan süpürge darısına ( Panicum miliaceum ) ait arkeobotanik kanıtlara sahip arkeolojik alanların haritası

Araştırmacılar, Mezopotamya’nın kuzey bölgesindeki MÖ ikinci binyılın ortalarında (yaklaşık 1500–1100 BCE) Khani Masi’den mikroskobik bitki kalıntılarını (fitolitler) analiz ettiler.

Laugier, “Bu Doğu Asya mahsulünün Mezopotamya’da ki varlığı, bu süre zarfında Avrasya’nın birbirine bağlı doğasını vurgulayarak, erken gıda küreselleşmesi hakkındaki bilgimize katkıda bulunuyor. Darı keşfimiz ve dolayısıyla yazlık ekim uygulamalarının kanıtları da bizi Mezopotamya’nın ilk şehirlerini, eyaletlerini ve imparatorluklarını besleyen ve sağlayan tarım sistemlerinin kapasitesini ve direncini yeniden düşünmeye zorluyor” dedi.

Darının, MÖ üçüncü binyıl kadar erken bir tarihte bölgede önemli bir ürün olduğunu tartışılıyor. Çizi yazılı tabletleri okuyan uzmanlar, darı için Akad dilindeki terimin ( duḫnu / tuḫnu ) ilk olarak Nippur ve Nuzi Mezopotamya bölgelerinde bulunan MÖ ikinci binyılın ortalarında metinlerde görüldüğünü söylüyorlar

Nuzi’den gelen metinler, darı’nın susamla birlikte ekildiğini öne sürüyor: “susam ve darı ekin ! zaten ekilmiş olan susam ve darıdan bir homer var ” veya arpa ile birlikte tahıl olarak hediye edildi.

Bazı uzmanlar ise duḫnu / tuḫnu kelimesini Akadca arsikku (Sümerce: AR.ZİG ) kelimesine bağlayarak, muhtemelen darı referanslarını MÖ üçüncü binyıla kadar geri götürmektedir.

Mezopotamya’da süpürge darısının keşfi, çevresel ve tarihi nedenlerle şaşırtıcıydı. Şimdiye kadar araştırmacılar, Mezopotamya’da darı, MÖ birinci binyılın sonlarında emperyal sulama sistemlerinin inşasına kadar yetiştirilmediğini düşünüyorlardı. Darı genellikle büyümek için yaz yağışlarına ihtiyaç duyar, ancak Güneybatı Asya’da yağışlı-kış ve kuru-yaz iklimi vardır ve tarımsal üretim neredeyse tamamen buğday ve arpa gibi kış aylarında yetiştirilen ürünlere dayanır.

Laugier, süpürge darısının "ilk kez Doğu Asya'da evcilleştirilen "inanılmaz derecede sağlam, hızlı büyüyen ve çok yönlü bir yaz mahsulü" olduğunu söyledi.
Laugier, süpürge darısının “ilk kez Doğu Asya’da evcilleştirilen “inanılmaz derecede sağlam, hızlı büyüyen ve çok yönlü bir yaz mahsulü” olduğunu söyledi.

Tarımsal üretimin Mezopotamya şehirlerini, devletlerini ve imparatorluklarını desteklemek ve tedarik etmek için temel olduğu düşünülmektedir. Araştırmacıların, mahsullerin ve gıdaların aslında yaz aylarında yetiştirildiğine dair yeni kanıtları, önceki çalışmaların, yarı kurak ekosistemlerdeki eski tarımsal gıda sistemi toplumlarının kapasitelerini ve direncini büyük ölçüde yeterince takdir etmediği anlamına geliyor.

Yeni çalışma aynı zamanda, geçmişte tarımsal inovasyonun yerel bir girişim olduğunu ve imparatorluk tarımsal yoğunlaştırma rejimlerinde kullanılmadan çok önce yerel çeşitlendirme stratejilerinin bir parçası olarak benimsendiğini gösteren artan arkeolojik araştırmaların bir parçasıdır.

Laugier, “Darı bugün yarı kurak Güneybatı Asya veya Amerika Birleşik Devletleri’nde yaygın veya tercih edilen bir gıda olmasa da, Asya ve Afrika’nın diğer bölgelerinde hala yaygındır. Darı doyurucu, hızlı büyüyen, düşük su gerektiren ve besleyici, glütensiz bir tahıldır ve yarı kurak gıda sistemlerimizin dayanıklılık kapasitelerini artırmak için çok fazla potansiyel barındırabilir. Günümüzün tarımsal yenilikçileri, daha çeşitliliğe yatırım yapmayı düşünmelidir. Dayanıklı gıda sistemleri, tıpkı eski Mezopotamya’da insanların yaptığı gibi.”

Laugier, Rutgers’da doktora derecesini alan misafir bilim insanıdır. Dartmouth Koleji’nde bu konuyla ilgili araştırmasına başladı ve araştırma ekibinin antik Irak araştırmalarında fitolit analizini daha yaygın hale getirmeyi umduğunu çünkü bunun bölgedeki tarım tarihi ve uygulamasıyla ilgili varsayımlara meydan okuyabileceğini söyledi.

Kaynak phys.org

Banner
Benzer Yazılar

Antik Side’nin Ana Tanrıçası Athena’ya Adanan Tapınak Yoğun İlgi Çekiyor

6 Mart 2025

6 Mart 2025

Antalya’nın Manavgat ilçesinde, binlerce yıllık tarihe tanıklık eden Side Antik Kenti’nin baş tanrıçası Athena Tapınağı’nın restorasyon sonrası yoğun ilgi görüyor....

Uzmanlar, Garibin Tepe’de bulunan anıtsal ve üç boyutlu Urartu heykelinin sırrını ortaya çıkarmak üzere

9 Kasım 2024

9 Kasım 2024

Van’ın Tuşba İlçesi’nde geçen yıl kurtarma kazısı yapılan alanda arkeologlar tarafından yaklaşık 1 ton ağırlığında Urartular dönemine ait bazalt taşından...

Eskişehir’de Roma Dönemi Eserler Ele Geçirildi

23 Haziran 2021

23 Haziran 2021

Eskişehir İl Jandarma Komutanlığ ekipleri tarihi eser kaçakçılarına yönelik operasyon düzenledi. Yapılan operasyonda Roma Dönemi eserler ele geçirildi. DHA’nın verdiği...

Urartu Kralı Argişti’nin bronz kalkanı bilinmeyen bir ülkenin adını ortaya çıkardı

30 Ocak 2023

30 Ocak 2023

Urartu Kralı Argişti’ye ait bronz kalkanın üzerinde yer alan yazıt bilinmeyen bir ülkenin adını ortaya çıkardı. Rezan Has Müzesi tarafından...

Anadolu’nun En Büyük Bizans Mozaiği Kayseri’de Bulundu

28 Ekim 2021

28 Ekim 2021

Kayseri İncesu arkeolojik kazılarında Anadolu’nun en büyük Bizans mozaiği ortaya çıkarıldı. Kayseri Müzesi denetiminde devam eden İncesu kazılarında şimdiye kadar,...

Troya ile Tavşanlı Höyük arasındaki bağı gösteren bulgulara ulaşıldı

23 Ağustos 2022

23 Ağustos 2022

Anadolu’nun iki önemli arkeolojik sit alanı Troya ve Tavşanlı Höyük arasında Tunç Çağı’nda kurdukları bağı gösteren bulgulara ulaşıldı. Kütahya’nın Tavşanlı...

Giresun Adası Kurtarma Kazıları Başlıyor

18 Mayıs 2021

18 Mayıs 2021

Karadeniz Bölgesi’nde insan yerleşimin ilk örneklerinin görüldüğü Giresun Adası’nda kurtarma kazı çalışmaları tekrar başlıyor. Giresun Valiliği’nin konu ile ilgili olarak...

Apollon Tapınağı’nın bulunduğu Kız Ada kazıları devam ediyor

13 Ekim 2022

13 Ekim 2022

Bursa’nın Nilüfer ilçesinde yer alan Gölyazı’daki 5 bin kişilik olduğu düşünülen antik tiyatro ve Apollon Tapınağı’nın yer aldığı Kız Ada...

Türkçe, Korece, Moğolca ve Japonca 9.000 yıl önce yaşayan çiftçilerde izlendi

11 Kasım 2021

11 Kasım 2021

İletişim aracı dilin nasıl ve ne zaman ortaya çıktığına dair kesin bir bilgiye sahip değiliz. İnsanın ilk atasının, işaretler ve...

Side Antik Kenti tapınaklar ile anılacak

10 Haziran 2022

10 Haziran 2022

Geçtiğimiz yıl Side Antik Kenti’nde kaçak yapıların yıkılması ile başlayan arkeolojik kazı çalışmaları tüm hızı ile devam ediyor. Kasım ayında...

Elit Anglosakson mezarlarında bulunan fildişi halkaların kökeni

3 Temmuz 2023

3 Temmuz 2023

Eski Anglosakson kadınların seçkin bir sınıfı yüzlerce fildişi yüzükle gömüldü ve bu fildişi halkaların kökeni uzun zamandır bir gizem olarak...

Ulucak Höyüğü’nde 7 bin 700 yıllık kostüm giymiş insan figürleri bulundu

5 Ekim 2023

5 Ekim 2023

İzmir’in Kemalpaşa ilçesindeki Ulucak Höyüğü’nde yapılan kazı çalışmalarında, 7 bin 700 yıllık ikisi aynı kostümü giymiş üç insan figürü bulundu....

İskenderiye’de 1.305 metrelik Greko-Romen antik kaya tünelini keşfedildi

4 Kasım 2022

4 Kasım 2022

Santo Domingo Üniversitesi’nden bir Mısır-Dominik arkeolojik misyonu tarafından Eski Mısır kenti Tapuziris Magna’nın altında 1.305 metre uzunluğunda bir Greko-Romen tüneli...

Müzelerde sergilenen eserler hint yağı ile korunabilir mi?

22 Nisan 2023

22 Nisan 2023

Müzelerde sergilenen eserler üzerinde birçok potansiyel tehlike bulunuyor. Toprağın altında yüzlerce binlerce koruna gelmiş eserler, ışık, nem, sıcaklık, hava kirliliği,...

Kudüs Tepeleri’nde Roma dönemi nekromansi kanıtları; yağ lambaları, mızrak uçları ve kafatasları

14 Temmuz 2023

14 Temmuz 2023

Kudüs Tepeleri’ndeki Te’omim Mağarası, bir zamanlar insanların gelecek hakkında bilgi edinme umuduyla ölülerle iletişim kurduğu yer olarak hizmet etmiş olabilir....

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]