3 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hitit Ekonomisinde Ticaret Para ve Faiz

MÖ. 1650 yılında kurulmuş olan Hitit devleti. Zaman için de güçlenmiş ve eski dünyanın büyük İmparatorluklarından biri olarak tarihteki yerini almıştır. Hititlerin başkenti olan Hattuşa’da bulunmuş olan arşivler de bu toplum hakkında önemli bilgilere ulaşılmıştır.

Başta başkent Hattuşa olmak üzere bulunan bütün kayıtların hepsi devlet arşivlerinden oluşmakta ve hemen hepsi de devlete ait kamu binalarından çıkarılmıştır. Dolayısıyla bütün arşiv yazımları devlet tarafından yapılmıştır. Ne yazık ki bu arşivler de çok fazla ticari bilgiye rastlanmaması Hititlerin ticarete çok önem vermediği gibi bir algıya sebep olurken bu konuda ki merakı da arttırmıştır.

Hitit başkenti Hattuşa

Assur Ticaret Kolonileri çağındaki gibi şahıslara ait kira kontratları, satış belgeleri, veya mektup yazışmaları ele geçmemiştir. Bu dönemlerde bulunan bu belgelerin varlığı olmasaydı bugün o tarihlerde ticaretin olmadığını yada kayda geçecek kadar önemli olmadığını konuşuyor olacaktık.

Bu dönemde ciddi bir kayıt arşivi olduğu belgelenmiştir. Hititlerde ticaretin devlet tekelinde olduğunu kabul edersek bulunan arşivlerin daha fazla ticaret hakkında olması gerekmez miydi? Bu soruya dayanarak Hitit devletin de ticaretin böyle bir tekel altında olmadığını şu anki buluntularla rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hitit Krallarının tüccarları kanunlarla güvenliğe almaları da önemlidir. Tamamen ilgisiz kalacakları bir ticaret ortamında kralların kanun kuralları yapması da anlamsız olacaktır. Hititçe “Happira” kelimesinin Pazar yeri anlamına gelmesi de ticaretin günlük yaşamda varlığına ve önemine işarettir. Bu kelimenin zenginlik anlamına gelen “Happina” kelimesinden türetilmesine de özellikle dikkat çekmek gerekir.

Tüccarların, Hitit Devleti’nin koruması altında oldukları, elimize geçen kanun metinlerinden anlaşılmaktadır:

“Eğer biri bir tüccarı öldürürse, o 100 mina gümüş ödesin ve onun evine baksın. Eğer bu, Luwiya’da (Arzawa) ya da Pala’da olursa, o, 100 mina gümüş ödesin ve malları yerine koysun. Eğer bu Hatti Ülkesi’nde olursa, o kendisi bahsedilen tüccarı (gömülmesi için) getirsin/götürsün”

Bir tüccarı öldürmek büyük bir suç sayılmaktadır. 100 mina gümüşün yaklaşık 4000 koyuna ya da 400 sığıra denk geldiği düşünüldüğünde, bu cezanın ne denli ağır olduğu daha da iyi anlaşılmaktadır.

Hitit mührü

En ilginç olan durumda Hitit Devletinde ticareti yapılan malların birçoğu yasalarca belirlenmiştir. Ticari mallar Hititlerin, genellikle kullandıkları ağırlık ölçüsü šekel ile gösterilmiştir. Bir Hitit šekeli yaklaşık 12,5 grama eşittir. Kanunlarda da geçen bir diğer ağırlık ölçüsü ise mina’dır. Hititlerde 60 šekel bir mina ile eşittir, dolayısıyla bir mina yaklaşık 500 gramdır. Ancak her yerde bu ağırlık ölçüleri aynı değerde değildi. Babil’de örneğin bir šekel sadece 8,3 gram idi. Bu nedenle yazılı kaynaklarda bazı durumlarda hangi ülkenin ağırlıklarıyla ölçüldüğü özellikle belirtilmektedir.

Ugarit’in, Hititler tarafından ele geçirilişinden sonra, Hitit-Ugarit ticari ilişkileri de doğal olarak artmıştır. Daha önce Yakın Doğu ticaretinde ağırlık Assurlu tüccarların elindeyken ikinci binyılın ortalarında bu ağırlık Doğu Akdeniz kıyılarındaki Ugarite kaymıştır. Hititlerin Akdeniz’e açılan kapısı Ura Limanı idi. Bu nedenle Hititlerin tüm deniz ticareti de Ura üzerinden yapılmaktaydı.

Ticaret o denli artmıştı ki, Ura’lı tüccarlar, Ugarit’te büyük güç sahibi olmuşlardı. Tüccarların bu denli güç kazanması Krallıkta rahatsızlığa neden olmuş olmalıdır ki Hitit Kralı III. Hattušili’nin Ugarit için çıkarmış olduğu bir fermanda bunu net olarak görmekteyiz.

Bu metne göre, Uralı tüccarlar, Ugarit’te fazlasıyla gayrimenkul ve arsa satın almışlardır, ayrıca Ugarit halkına faizli borç vererek onları kendilerine bağlamışlar ve halkı mağdur etmişlerdir. Bu duruma engel olmak amacıyla, Hitit kralı bir ferman çıkarmıştır. Bu fermana göre, Uralı tüccarlar sadece yaz aylarında, yani ticaret yapma döneminde, Ugarit’te kalma hakkına sahiptir. Gayrimenkul satın almaları ya da faizle borç vermeleri ise yasaklanmıştır.


Görüldüğü gibi Hitit Kralı direkt olarak uluslararası ticarete el koymaktadır.

Hitit Kralı ticareti, başka bir ülkeyi baskı altında tutabilmek için de kullanabiliyordu. Böyle bir durum, Šaušgamuwa Antlaşması adlı bir metinde görülmektedir. Hitit Kralı IV. Tuthaliya ile Amurru kralı Šaušgamuwa arasında imzalanan antlaşma şöyledir:

“Assur kralı majesteme nasıl düşman ise, o sana da aynı şekilde düşman olsun. Senin tüccarın, Assur Ülkesi’ne gitmesin! Onun tüccarını ise, ülkene bırakma, senin ülkenden de geçmezsin! Fakat eğer o senin ülkene gelirse, onu yakala ve onu majesteme gönder”.

Metinde de açıkça görüldüğü üzere Hitit Kralı Assur devletine ticaret ambargosu uyguluyor ve bu ambargo ile onu zayıflatmaya çalışıyordu. Bu durum aynı zamanda dünyanın ilk ambargosu da sayılabilir.

Hitit devletinin kurulması ve Hattuşa merkezli yönetilmesi belki de kolonilerin ortadan kalkmasını ve Assur’lu tüccarların Anadolu’dan çekilmelerinin nedeni Hitit devletinin ticareti tek elde tutma konusundaki kararlılığı olabilir. Prof. Dr. Ali Dinçol’un da belirttiği üzere “Hitit Kralları kendi topraklarında olasılıkla yabancı tüccarların ticaret yapmasına olanak vermemişlerdir”.

Daha önce de değindiğimiz gibi Hititler para yerine gümüş şekelleri kullanmaktaydılar. Özellikle Ugarit halkının faizle borçlanması yüzünden Ura’lı tüccarlara getirilen yasaklar arşivlerde okunmaktadır. Halkın bu şekilde mağdur olmasının önüne yasalarla geçilmeye çalışılmıştır. Ura’lı tüccarların ticaretine düzenleme getirilerek halkın mağduriyeti giderilmiştir.

Ura’lı tüccarların kışın kendi kentlerine gitmesi faizle borç veren bu tüccarların Ugarit halkına verdikleri borç karşılığında onların mülklerine el koymaları sebebiyle alınmış bir karardı. Mülklerin Ugarit’te kanunlarla garanti alınmasına çalışılmış olsa da borcunu ödeyemeyen kişi tüccarın hizmetine girerek borcunu ödemeliydi. Kuşkusuz kanunlar yöre halkına ait mülklerin el değiştirmesine engel olmaya çalışmaktaydı.

Bir  ‘mahpus’ luzzi’yi ifa etsin ve bir ‘mahpus’ ile ticaret hiç kimse yapmasın, oğlunu, ekin alanını, bağını hiç kimse satın almasın. [ki]m (kendisi için) bir ‘mahpus’la ticaret yaparsa, o zaman o ticaretten [vazgeçs]in: ‘mahpus’ ticarete koyduğunu o zaman geri als[ın].

Bu maddede ki kanuna göre ise: Mahkûmların tarım işi ile uğraşması istenilmiş ticaret yapmaları yaptırmaları yasaklanmıştır. Hitit coğrafyasında yaşayan herhangi bir kişi mahkûmla ticaret yapmış ise alım satımı yapılan ürünlerin geri alınması kanun tarafından istenilmiştir. Yine bu kanun maddesinde mahkûm kişiye ait arazilerin diğer kişilerce alım satımı yasaklanmıştır. Devlet bazı vatandaşlarının tarım sektörü dışına çıkmasını kanunun maddesi ile engellemiş, tarımsal üretimde yaşanabilecek ürün düşüşleri engellemeye çalışılmıştır.

Kanunlarda kişilerin borçları karşılığında tarım yapılan arazinin alınıp satılamayacağına dair de kesin kurallar konulmuştur. Bu kuralların tarımın devamlılığı için olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Hitit İvriz kaya kabartması

Sonuç olarak Hititler de krala bağlı bir ticaretin varlığı söz konusuyken serbest ticaret yapan kişilerinde olduğu görülmektedir. Serbest ticaret yapan tüccarların kayıtlarına ulaşılmamasının nedeni devlet kayıtlarında fazla bahsedilmemiş olmalarından ileri gelmektedir. Tabi bu duruma sebep olarak ahşap üzerine yazılmış belgeler olabileceği de unutulmamalıdır. Ahşap belgelerin bozulmadan günümüze denk ulaşması organik olan malzeme nedeniyle mümkün görünmemektedir. Ticaretin kanunlarla korunduğu ve gerektiğinde baskı unsuru olarak kullanıldığı da dikkatten kaçırılmamalıdır.

Kaynak: Alpaslan, M. 2003 “Hititler Çağında Anadolu ve Çevresinde Ticaret” İstanbul Üniversitesi Tarih Araştırma Merkezi, “Globus” Dünya Yayınevi, İSTANBUL

 

 

 

Banner
Related Articles

9.750 Yıllık Sokak, Orta Anadolu’da Gün Işığına Çıktı: Neolitik Dönem Anlayışını Sarsıyor

26 Ağustos 2025

26 Ağustos 2025

Arkeologlar, insanlık tarihinin bilinen en eski sokak örneklerinden birini ortaya çıkarmış olabilir—bu keşif, ikonik Çatalhöyük neolitik dönem yerleşiminden yaklaşık 750...

Göbeklitepe Monoliti Birleşmiş Milletler’de Sergilenecek

15 Mayıs 2021

15 Mayıs 2021

Yerleşik tarihi baştan aşağı değiştiren devrim niteliğinde ki Dünyanın en eski inanç merkezi Göbeklitepe Birleşmiş Milletler’e gidiyor.  Göbeklitepe’de bulunan bir...

Anadolu’nun En Büyük Bizans Mozaiği Kayseri’de Bulundu

28 Ekim 2021

28 Ekim 2021

Kayseri İncesu arkeolojik kazılarında Anadolu’nun en büyük Bizans mozaiği ortaya çıkarıldı. Kayseri Müzesi denetiminde devam eden İncesu kazılarında şimdiye kadar,...

8.500 yıllık Yenikapı batıkları müze bekliyor

19 Haziran 2023

19 Haziran 2023

Marmaray projesi sırasında keşfedilen ve dünyanın en büyük antik gemi koleksiyonu olarak kabul edilen Yenikapı batıklarının koruma süreci, müze ve...

Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü’nün Hazırlıkları Tamamlandı

23 Ocak 2021

23 Ocak 2021

Avrupa Birliği desteği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliği çerçevesinde “Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras...

Smyrna Antik Tiyatrosu’nun kulisinde latrina bulundu

3 Kasım 2021

3 Kasım 2021

2400 yıllık Smyrna Antik Kenti’nin kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan ilginç buluntular heyecan yaratmaya devam ediyor. İzmir’in Kadifekakale semti yakınlarında yer...

Yeni buluntular Amida Höyük tarihini 9 bin yıla çekti

31 Aralık 2021

31 Aralık 2021

M. Ö. 6 bin kültür tabakasından Osmanlıya kadar birçok kültür izlerine ulaşılan Amida Höyük kazılarında bu yıl 900 parça buluntu...

Efes Antik Kentine Su Götüren Kanal Bulundu

25 Mayıs 2021

25 Mayıs 2021

Efes Antik Kentine su götüren 2000 yıllık su kanalı bulundu. Aydın Arkeoloji Müzesi ekipleri tarafından ortaya çıkarılan 50 metrelik su...

Kadı Kalesi-Anaia Höyüğü’nde 1.500 yıllık vaftizhane bulundu

3 Aralık 2021

3 Aralık 2021

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yer alan Kadı Kalesi-Anaia Höyüğü’nde MS 5’nci yüzyılda yapıldığı tahmin edilen vaftizhane ortaya çıkarıldı. Kuşadası Kadı Kalesi...

Bin yıllık Beşaret Kilisesi’nin freskleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

28 Mart 2024

28 Mart 2024

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Koramaz vadisindeki bin yıllık kayadan oyma Beşaret kilisesi, ihmaller ve definecilerin verdiği zararlar...

Karahantepe’de Kazı ve Koruma Projeleri Hızla İlerliyor

12 Mart 2025

12 Mart 2025

Karahantepe, Şanlıurfa’nın önemli Neolitik yerleşimlerinden biri olarak devam eden kazılarla adını duyurmaya devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu eşsiz...

Olympos Antik Kenti’nde Aristokrat Bir Kadına Ait Anıtsal Mezar Bulundu

25 Mayıs 2026

25 Mayıs 2026

Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Olympos Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, Roma döneminde yaşamış aristokrat bir kadına ait olduğu değerlendirilen anıtsal mezar ortaya...

Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde “Dionysos Kült Yeri”ni yansıtan bir aslan mozaiği bulundu

16 Kasım 2023

16 Kasım 2023

Düzce’de bulunan Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde ‘Dionysos Kült Yeri’ni tasvir eden bir mozaik bulundu. Prusias ad Hypium antik kentin...

Van’da Moğol İlhanlı Hükümdarı Hülagü Han’ın yazlık sarayının kalıntılarına ulaşıldı

7 Temmuz 2022

7 Temmuz 2022

Türk ve Moğolistanlı bilim insanlarından oluşan arkeoloji çalışma ekibi, Van’ın Çaldıran ilçesinde 1260’lı yıllarda Moğol İlhanlı Devleti hükümdarı Hülagü Han’ın...

Troya’nın Kalbinde Savaşın İzleri: Efsane Gerçek Mi Oluyor?

9 Temmuz 2025

9 Temmuz 2025

Çanakkale’nin Hisarlık Tepesi’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda, Troya Savaşı’nın tarihsel temellerine ışık tutabilecek yeni bulgular gün yüzüne çıkıyor. 3.500 yıllık sapan...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]