21 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hitit Ekonomisinde Ticaret Para ve Faiz

MÖ. 1650 yılında kurulmuş olan Hitit devleti. Zaman için de güçlenmiş ve eski dünyanın büyük İmparatorluklarından biri olarak tarihteki yerini almıştır. Hititlerin başkenti olan Hattuşa’da bulunmuş olan arşivler de bu toplum hakkında önemli bilgilere ulaşılmıştır.

Başta başkent Hattuşa olmak üzere bulunan bütün kayıtların hepsi devlet arşivlerinden oluşmakta ve hemen hepsi de devlete ait kamu binalarından çıkarılmıştır. Dolayısıyla bütün arşiv yazımları devlet tarafından yapılmıştır. Ne yazık ki bu arşivler de çok fazla ticari bilgiye rastlanmaması Hititlerin ticarete çok önem vermediği gibi bir algıya sebep olurken bu konuda ki merakı da arttırmıştır.

Hitit başkenti Hattuşa

Assur Ticaret Kolonileri çağındaki gibi şahıslara ait kira kontratları, satış belgeleri, veya mektup yazışmaları ele geçmemiştir. Bu dönemlerde bulunan bu belgelerin varlığı olmasaydı bugün o tarihlerde ticaretin olmadığını yada kayda geçecek kadar önemli olmadığını konuşuyor olacaktık.

Bu dönemde ciddi bir kayıt arşivi olduğu belgelenmiştir. Hititlerde ticaretin devlet tekelinde olduğunu kabul edersek bulunan arşivlerin daha fazla ticaret hakkında olması gerekmez miydi? Bu soruya dayanarak Hitit devletin de ticaretin böyle bir tekel altında olmadığını şu anki buluntularla rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hitit Krallarının tüccarları kanunlarla güvenliğe almaları da önemlidir. Tamamen ilgisiz kalacakları bir ticaret ortamında kralların kanun kuralları yapması da anlamsız olacaktır. Hititçe “Happira” kelimesinin Pazar yeri anlamına gelmesi de ticaretin günlük yaşamda varlığına ve önemine işarettir. Bu kelimenin zenginlik anlamına gelen “Happina” kelimesinden türetilmesine de özellikle dikkat çekmek gerekir.

Tüccarların, Hitit Devleti’nin koruması altında oldukları, elimize geçen kanun metinlerinden anlaşılmaktadır:

“Eğer biri bir tüccarı öldürürse, o 100 mina gümüş ödesin ve onun evine baksın. Eğer bu, Luwiya’da (Arzawa) ya da Pala’da olursa, o, 100 mina gümüş ödesin ve malları yerine koysun. Eğer bu Hatti Ülkesi’nde olursa, o kendisi bahsedilen tüccarı (gömülmesi için) getirsin/götürsün”

Bir tüccarı öldürmek büyük bir suç sayılmaktadır. 100 mina gümüşün yaklaşık 4000 koyuna ya da 400 sığıra denk geldiği düşünüldüğünde, bu cezanın ne denli ağır olduğu daha da iyi anlaşılmaktadır.

Hitit mührü

En ilginç olan durumda Hitit Devletinde ticareti yapılan malların birçoğu yasalarca belirlenmiştir. Ticari mallar Hititlerin, genellikle kullandıkları ağırlık ölçüsü šekel ile gösterilmiştir. Bir Hitit šekeli yaklaşık 12,5 grama eşittir. Kanunlarda da geçen bir diğer ağırlık ölçüsü ise mina’dır. Hititlerde 60 šekel bir mina ile eşittir, dolayısıyla bir mina yaklaşık 500 gramdır. Ancak her yerde bu ağırlık ölçüleri aynı değerde değildi. Babil’de örneğin bir šekel sadece 8,3 gram idi. Bu nedenle yazılı kaynaklarda bazı durumlarda hangi ülkenin ağırlıklarıyla ölçüldüğü özellikle belirtilmektedir.

Ugarit’in, Hititler tarafından ele geçirilişinden sonra, Hitit-Ugarit ticari ilişkileri de doğal olarak artmıştır. Daha önce Yakın Doğu ticaretinde ağırlık Assurlu tüccarların elindeyken ikinci binyılın ortalarında bu ağırlık Doğu Akdeniz kıyılarındaki Ugarite kaymıştır. Hititlerin Akdeniz’e açılan kapısı Ura Limanı idi. Bu nedenle Hititlerin tüm deniz ticareti de Ura üzerinden yapılmaktaydı.

Ticaret o denli artmıştı ki, Ura’lı tüccarlar, Ugarit’te büyük güç sahibi olmuşlardı. Tüccarların bu denli güç kazanması Krallıkta rahatsızlığa neden olmuş olmalıdır ki Hitit Kralı III. Hattušili’nin Ugarit için çıkarmış olduğu bir fermanda bunu net olarak görmekteyiz.

Bu metne göre, Uralı tüccarlar, Ugarit’te fazlasıyla gayrimenkul ve arsa satın almışlardır, ayrıca Ugarit halkına faizli borç vererek onları kendilerine bağlamışlar ve halkı mağdur etmişlerdir. Bu duruma engel olmak amacıyla, Hitit kralı bir ferman çıkarmıştır. Bu fermana göre, Uralı tüccarlar sadece yaz aylarında, yani ticaret yapma döneminde, Ugarit’te kalma hakkına sahiptir. Gayrimenkul satın almaları ya da faizle borç vermeleri ise yasaklanmıştır.


Görüldüğü gibi Hitit Kralı direkt olarak uluslararası ticarete el koymaktadır.

Hitit Kralı ticareti, başka bir ülkeyi baskı altında tutabilmek için de kullanabiliyordu. Böyle bir durum, Šaušgamuwa Antlaşması adlı bir metinde görülmektedir. Hitit Kralı IV. Tuthaliya ile Amurru kralı Šaušgamuwa arasında imzalanan antlaşma şöyledir:

“Assur kralı majesteme nasıl düşman ise, o sana da aynı şekilde düşman olsun. Senin tüccarın, Assur Ülkesi’ne gitmesin! Onun tüccarını ise, ülkene bırakma, senin ülkenden de geçmezsin! Fakat eğer o senin ülkene gelirse, onu yakala ve onu majesteme gönder”.

Metinde de açıkça görüldüğü üzere Hitit Kralı Assur devletine ticaret ambargosu uyguluyor ve bu ambargo ile onu zayıflatmaya çalışıyordu. Bu durum aynı zamanda dünyanın ilk ambargosu da sayılabilir.

Hitit devletinin kurulması ve Hattuşa merkezli yönetilmesi belki de kolonilerin ortadan kalkmasını ve Assur’lu tüccarların Anadolu’dan çekilmelerinin nedeni Hitit devletinin ticareti tek elde tutma konusundaki kararlılığı olabilir. Prof. Dr. Ali Dinçol’un da belirttiği üzere “Hitit Kralları kendi topraklarında olasılıkla yabancı tüccarların ticaret yapmasına olanak vermemişlerdir”.

Daha önce de değindiğimiz gibi Hititler para yerine gümüş şekelleri kullanmaktaydılar. Özellikle Ugarit halkının faizle borçlanması yüzünden Ura’lı tüccarlara getirilen yasaklar arşivlerde okunmaktadır. Halkın bu şekilde mağdur olmasının önüne yasalarla geçilmeye çalışılmıştır. Ura’lı tüccarların ticaretine düzenleme getirilerek halkın mağduriyeti giderilmiştir.

Ura’lı tüccarların kışın kendi kentlerine gitmesi faizle borç veren bu tüccarların Ugarit halkına verdikleri borç karşılığında onların mülklerine el koymaları sebebiyle alınmış bir karardı. Mülklerin Ugarit’te kanunlarla garanti alınmasına çalışılmış olsa da borcunu ödeyemeyen kişi tüccarın hizmetine girerek borcunu ödemeliydi. Kuşkusuz kanunlar yöre halkına ait mülklerin el değiştirmesine engel olmaya çalışmaktaydı.

Bir  ‘mahpus’ luzzi’yi ifa etsin ve bir ‘mahpus’ ile ticaret hiç kimse yapmasın, oğlunu, ekin alanını, bağını hiç kimse satın almasın. [ki]m (kendisi için) bir ‘mahpus’la ticaret yaparsa, o zaman o ticaretten [vazgeçs]in: ‘mahpus’ ticarete koyduğunu o zaman geri als[ın].

Bu maddede ki kanuna göre ise: Mahkûmların tarım işi ile uğraşması istenilmiş ticaret yapmaları yaptırmaları yasaklanmıştır. Hitit coğrafyasında yaşayan herhangi bir kişi mahkûmla ticaret yapmış ise alım satımı yapılan ürünlerin geri alınması kanun tarafından istenilmiştir. Yine bu kanun maddesinde mahkûm kişiye ait arazilerin diğer kişilerce alım satımı yasaklanmıştır. Devlet bazı vatandaşlarının tarım sektörü dışına çıkmasını kanunun maddesi ile engellemiş, tarımsal üretimde yaşanabilecek ürün düşüşleri engellemeye çalışılmıştır.

Kanunlarda kişilerin borçları karşılığında tarım yapılan arazinin alınıp satılamayacağına dair de kesin kurallar konulmuştur. Bu kuralların tarımın devamlılığı için olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Hitit İvriz kaya kabartması

Sonuç olarak Hititler de krala bağlı bir ticaretin varlığı söz konusuyken serbest ticaret yapan kişilerinde olduğu görülmektedir. Serbest ticaret yapan tüccarların kayıtlarına ulaşılmamasının nedeni devlet kayıtlarında fazla bahsedilmemiş olmalarından ileri gelmektedir. Tabi bu duruma sebep olarak ahşap üzerine yazılmış belgeler olabileceği de unutulmamalıdır. Ahşap belgelerin bozulmadan günümüze denk ulaşması organik olan malzeme nedeniyle mümkün görünmemektedir. Ticaretin kanunlarla korunduğu ve gerektiğinde baskı unsuru olarak kullanıldığı da dikkatten kaçırılmamalıdır.

Kaynak: Alpaslan, M. 2003 “Hititler Çağında Anadolu ve Çevresinde Ticaret” İstanbul Üniversitesi Tarih Araştırma Merkezi, “Globus” Dünya Yayınevi, İSTANBUL

 

 

 

Banner
Benzer Yazılar

Anadolu’da bir ilk “İmparatorun koruyucusu” unvanını taşıyan lahit bulundu

29 Nisan 2022

29 Nisan 2022

Kocaeli’de Anadolu’da ilk defa “İmparatorun koruyucusu” unvanını taşıyan lahit bulundu. 2017-2019 yılları arasında bir binanın temel inşaatı sırasında arkeolojik maddi...

Eski Çağda Kütüphane Savaşları!

31 Ekim 2020

31 Ekim 2020

Biri dünyanın en eski ve büyük kütüphanesi diğeri 100 yıl sonra ona rakip olarak doğmuş. Bu iki eşsiz kütüphanenin ilginç...

Atalar Şehri Ahlat Mezar Taşları

16 Kasım 2020

16 Kasım 2020

Bitlis’in Nemrut ve Süphan dağlarıyla çevrili Van Gölü kıyısındaki naif bir ilçesi olan Ahlat, Türklerin Anadolu’ya giriş kapısıdır desek abartmamış...

Yeminler Altında Yaşamaya Zorlanan Kral Madduwatta

19 Nisan 2021

19 Nisan 2021

M.Ö. 1700 yılları Anadolu’da Hatti Ülkesi dış güçlerin saldırıları ve iç çekişmeler neticesinde yıkılmak üzere… Bu zaman diliminde irili ufaklı...

Anadolu’nun En Eski Yazılı Belgelerinin Bulunduğu Kültepe’de Sarayın Altında Bir Saray Keşfedildi

18 Aralık 2025

18 Aralık 2025

Kayseri yakınlarındaki Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri’nde yürütülen 2025 kazıları, Anadolu’nun erken tarihine dair bilinen çerçeveyi genişleten çarpıcı bir keşfi ortaya...

Van Gölü’nde yaşanan su çekilmesi Urartu dönemi limanı gün yüzüne çıkardı

22 Eylül 2022

22 Eylül 2022

Van Gölü’nde suların geri çekilmesi Urartu dönemi ana kayaya oyulmuş basamaklı limanı gün yüzüne çıkardı. Aşırı buharlaşma ve yağışların azalması...

Eski Ön Asya’nın En Büyük Heykel Atölyesi “Yesemek”

12 Ekim 2020

12 Ekim 2020

Yesemek taş ocağı 1890’lı yıllarda incirli (sam’al) kazılarını yürütmekte olan alman bilim adamı Felix von Luschan’ın önderliğinde bir grup tarafından...

Smyrna Antik Tiyatrosu’nda 1800 yıllık Satyros heykel başı çıkarıldı

30 Temmuz 2022

30 Temmuz 2022

İzmir, Kadifekale ve Smyrna Agorası arasındaki yamaçta bulunan Antik Smyrna Tiyatrosu’nda yapılan kazılarda M. S. 2. yüzyıla tarihlenen bir heykel...

Theodosius Limanı’ndaki gemi enkazında bulunan 1.600 yıllık kadın sandalet ve tarak

14 Nisan 2023

14 Nisan 2023

Marmara Denizi kıyısında inşa edilen ikinci büyük liman olan Theodosius Limanı’nın (Portus Theodosiacus) kazıları sırasında ortaya çıkarılan 1.600 yıllık sandalet...

Satala Antik Kenti’nde Mısır Tanrıçası İsis’in Bronz Büstü Bulundu

25 Ekim 2025

25 Ekim 2025

Roma lejyonlarının dini çeşitliliğine ışık tutan bronz İsis büstü, Karadeniz’in dağlarında doğu inançlarının izlerini gün yüzüne çıkardı. Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde...

Göbeklitepe’de 12 Bin Yıllık İnsan Heykeli Ortaya Çıkarıldı

19 Eylül 2025

19 Eylül 2025

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’de yürütülen kazılarda, duvar içine yatay olarak yerleştirilmiş bir insan heykelinin gün...

Batı Anadolu’da Bulunan 3.500 Yıllık Hitit Mührü Tunç Çağı’nın Siyasi Haritasını Yeniden Çizebilir

22 Mayıs 2026

22 Mayıs 2026

Denizli’deki Aşağıseyit Höyük’te ortaya çıkarılan küçük bir Hitit mührü, Batı Anadolu ile Hitit dünyası arasındaki ilişkiler hakkında önemli bir tartışmayı...

İzmir’de 1500 Yıllık Mozaik Kaçak Kazı Yapanların Elinden Kurtarıldı

3 Nisan 2021

3 Nisan 2021

Neredeyse her gün kaçak kazı yapıldığına dair haberleri bültenlerde okuyoruz. Kaçak kazı haberlerini okuyunca duyunca mutlaka üzülüyoruz. Ama, kimi haberlerde...

Madavans Mağaraları Dünyaya Tanıtılacak

6 Nisan 2021

6 Nisan 2021

Bitlis kent merkezine 65 km. uzaklıkta bulunan Ahlat, Selçuklu dönemine ait her biri sanat eseri niteliğindeki mezar taşları ile tanınmaktadır....

30 bin yıl önce Sibirya’dan başlayan göç Göbeklitepe’yi şekillendirmiş olabilir

24 Haziran 2022

24 Haziran 2022

Neolitik tarihinin başlangıç noktasını M. Ö. 10 binlere çeken Göbeklitepe kültürünün şekillenmesinde 30 bin yıl önce Sibirya’dan başlayan göç dalgasının...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]