7 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hitit Ekonomisinde Ticaret Para ve Faiz

MÖ. 1650 yılında kurulmuş olan Hitit devleti. Zaman için de güçlenmiş ve eski dünyanın büyük İmparatorluklarından biri olarak tarihteki yerini almıştır. Hititlerin başkenti olan Hattuşa’da bulunmuş olan arşivler de bu toplum hakkında önemli bilgilere ulaşılmıştır.

Başta başkent Hattuşa olmak üzere bulunan bütün kayıtların hepsi devlet arşivlerinden oluşmakta ve hemen hepsi de devlete ait kamu binalarından çıkarılmıştır. Dolayısıyla bütün arşiv yazımları devlet tarafından yapılmıştır. Ne yazık ki bu arşivler de çok fazla ticari bilgiye rastlanmaması Hititlerin ticarete çok önem vermediği gibi bir algıya sebep olurken bu konuda ki merakı da arttırmıştır.

Hitit başkenti Hattuşa

Assur Ticaret Kolonileri çağındaki gibi şahıslara ait kira kontratları, satış belgeleri, veya mektup yazışmaları ele geçmemiştir. Bu dönemlerde bulunan bu belgelerin varlığı olmasaydı bugün o tarihlerde ticaretin olmadığını yada kayda geçecek kadar önemli olmadığını konuşuyor olacaktık.

Bu dönemde ciddi bir kayıt arşivi olduğu belgelenmiştir. Hititlerde ticaretin devlet tekelinde olduğunu kabul edersek bulunan arşivlerin daha fazla ticaret hakkında olması gerekmez miydi? Bu soruya dayanarak Hitit devletin de ticaretin böyle bir tekel altında olmadığını şu anki buluntularla rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hitit Krallarının tüccarları kanunlarla güvenliğe almaları da önemlidir. Tamamen ilgisiz kalacakları bir ticaret ortamında kralların kanun kuralları yapması da anlamsız olacaktır. Hititçe “Happira” kelimesinin Pazar yeri anlamına gelmesi de ticaretin günlük yaşamda varlığına ve önemine işarettir. Bu kelimenin zenginlik anlamına gelen “Happina” kelimesinden türetilmesine de özellikle dikkat çekmek gerekir.

Tüccarların, Hitit Devleti’nin koruması altında oldukları, elimize geçen kanun metinlerinden anlaşılmaktadır:

“Eğer biri bir tüccarı öldürürse, o 100 mina gümüş ödesin ve onun evine baksın. Eğer bu, Luwiya’da (Arzawa) ya da Pala’da olursa, o, 100 mina gümüş ödesin ve malları yerine koysun. Eğer bu Hatti Ülkesi’nde olursa, o kendisi bahsedilen tüccarı (gömülmesi için) getirsin/götürsün”

Bir tüccarı öldürmek büyük bir suç sayılmaktadır. 100 mina gümüşün yaklaşık 4000 koyuna ya da 400 sığıra denk geldiği düşünüldüğünde, bu cezanın ne denli ağır olduğu daha da iyi anlaşılmaktadır.

Hitit mührü

En ilginç olan durumda Hitit Devletinde ticareti yapılan malların birçoğu yasalarca belirlenmiştir. Ticari mallar Hititlerin, genellikle kullandıkları ağırlık ölçüsü šekel ile gösterilmiştir. Bir Hitit šekeli yaklaşık 12,5 grama eşittir. Kanunlarda da geçen bir diğer ağırlık ölçüsü ise mina’dır. Hititlerde 60 šekel bir mina ile eşittir, dolayısıyla bir mina yaklaşık 500 gramdır. Ancak her yerde bu ağırlık ölçüleri aynı değerde değildi. Babil’de örneğin bir šekel sadece 8,3 gram idi. Bu nedenle yazılı kaynaklarda bazı durumlarda hangi ülkenin ağırlıklarıyla ölçüldüğü özellikle belirtilmektedir.

Ugarit’in, Hititler tarafından ele geçirilişinden sonra, Hitit-Ugarit ticari ilişkileri de doğal olarak artmıştır. Daha önce Yakın Doğu ticaretinde ağırlık Assurlu tüccarların elindeyken ikinci binyılın ortalarında bu ağırlık Doğu Akdeniz kıyılarındaki Ugarite kaymıştır. Hititlerin Akdeniz’e açılan kapısı Ura Limanı idi. Bu nedenle Hititlerin tüm deniz ticareti de Ura üzerinden yapılmaktaydı.

Ticaret o denli artmıştı ki, Ura’lı tüccarlar, Ugarit’te büyük güç sahibi olmuşlardı. Tüccarların bu denli güç kazanması Krallıkta rahatsızlığa neden olmuş olmalıdır ki Hitit Kralı III. Hattušili’nin Ugarit için çıkarmış olduğu bir fermanda bunu net olarak görmekteyiz.

Bu metne göre, Uralı tüccarlar, Ugarit’te fazlasıyla gayrimenkul ve arsa satın almışlardır, ayrıca Ugarit halkına faizli borç vererek onları kendilerine bağlamışlar ve halkı mağdur etmişlerdir. Bu duruma engel olmak amacıyla, Hitit kralı bir ferman çıkarmıştır. Bu fermana göre, Uralı tüccarlar sadece yaz aylarında, yani ticaret yapma döneminde, Ugarit’te kalma hakkına sahiptir. Gayrimenkul satın almaları ya da faizle borç vermeleri ise yasaklanmıştır.


Görüldüğü gibi Hitit Kralı direkt olarak uluslararası ticarete el koymaktadır.

Hitit Kralı ticareti, başka bir ülkeyi baskı altında tutabilmek için de kullanabiliyordu. Böyle bir durum, Šaušgamuwa Antlaşması adlı bir metinde görülmektedir. Hitit Kralı IV. Tuthaliya ile Amurru kralı Šaušgamuwa arasında imzalanan antlaşma şöyledir:

“Assur kralı majesteme nasıl düşman ise, o sana da aynı şekilde düşman olsun. Senin tüccarın, Assur Ülkesi’ne gitmesin! Onun tüccarını ise, ülkene bırakma, senin ülkenden de geçmezsin! Fakat eğer o senin ülkene gelirse, onu yakala ve onu majesteme gönder”.

Metinde de açıkça görüldüğü üzere Hitit Kralı Assur devletine ticaret ambargosu uyguluyor ve bu ambargo ile onu zayıflatmaya çalışıyordu. Bu durum aynı zamanda dünyanın ilk ambargosu da sayılabilir.

Hitit devletinin kurulması ve Hattuşa merkezli yönetilmesi belki de kolonilerin ortadan kalkmasını ve Assur’lu tüccarların Anadolu’dan çekilmelerinin nedeni Hitit devletinin ticareti tek elde tutma konusundaki kararlılığı olabilir. Prof. Dr. Ali Dinçol’un da belirttiği üzere “Hitit Kralları kendi topraklarında olasılıkla yabancı tüccarların ticaret yapmasına olanak vermemişlerdir”.

Daha önce de değindiğimiz gibi Hititler para yerine gümüş şekelleri kullanmaktaydılar. Özellikle Ugarit halkının faizle borçlanması yüzünden Ura’lı tüccarlara getirilen yasaklar arşivlerde okunmaktadır. Halkın bu şekilde mağdur olmasının önüne yasalarla geçilmeye çalışılmıştır. Ura’lı tüccarların ticaretine düzenleme getirilerek halkın mağduriyeti giderilmiştir.

Ura’lı tüccarların kışın kendi kentlerine gitmesi faizle borç veren bu tüccarların Ugarit halkına verdikleri borç karşılığında onların mülklerine el koymaları sebebiyle alınmış bir karardı. Mülklerin Ugarit’te kanunlarla garanti alınmasına çalışılmış olsa da borcunu ödeyemeyen kişi tüccarın hizmetine girerek borcunu ödemeliydi. Kuşkusuz kanunlar yöre halkına ait mülklerin el değiştirmesine engel olmaya çalışmaktaydı.

Bir  ‘mahpus’ luzzi’yi ifa etsin ve bir ‘mahpus’ ile ticaret hiç kimse yapmasın, oğlunu, ekin alanını, bağını hiç kimse satın almasın. [ki]m (kendisi için) bir ‘mahpus’la ticaret yaparsa, o zaman o ticaretten [vazgeçs]in: ‘mahpus’ ticarete koyduğunu o zaman geri als[ın].

Bu maddede ki kanuna göre ise: Mahkûmların tarım işi ile uğraşması istenilmiş ticaret yapmaları yaptırmaları yasaklanmıştır. Hitit coğrafyasında yaşayan herhangi bir kişi mahkûmla ticaret yapmış ise alım satımı yapılan ürünlerin geri alınması kanun tarafından istenilmiştir. Yine bu kanun maddesinde mahkûm kişiye ait arazilerin diğer kişilerce alım satımı yasaklanmıştır. Devlet bazı vatandaşlarının tarım sektörü dışına çıkmasını kanunun maddesi ile engellemiş, tarımsal üretimde yaşanabilecek ürün düşüşleri engellemeye çalışılmıştır.

Kanunlarda kişilerin borçları karşılığında tarım yapılan arazinin alınıp satılamayacağına dair de kesin kurallar konulmuştur. Bu kuralların tarımın devamlılığı için olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Hitit İvriz kaya kabartması

Sonuç olarak Hititler de krala bağlı bir ticaretin varlığı söz konusuyken serbest ticaret yapan kişilerinde olduğu görülmektedir. Serbest ticaret yapan tüccarların kayıtlarına ulaşılmamasının nedeni devlet kayıtlarında fazla bahsedilmemiş olmalarından ileri gelmektedir. Tabi bu duruma sebep olarak ahşap üzerine yazılmış belgeler olabileceği de unutulmamalıdır. Ahşap belgelerin bozulmadan günümüze denk ulaşması organik olan malzeme nedeniyle mümkün görünmemektedir. Ticaretin kanunlarla korunduğu ve gerektiğinde baskı unsuru olarak kullanıldığı da dikkatten kaçırılmamalıdır.

Kaynak: Alpaslan, M. 2003 “Hititler Çağında Anadolu ve Çevresinde Ticaret” İstanbul Üniversitesi Tarih Araştırma Merkezi, “Globus” Dünya Yayınevi, İSTANBUL

 

 

 

Banner
Related Articles

Doğu Anadolu’nun Kapadokya’sı Meya Antik Kenti

14 Kasım 2020

14 Kasım 2020

Meya mağaraları, Ağrı iline bağlı Diyadin ilçe merkezinin 15 km. güneybatısında Günbuldu köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Tarihi alan, köyün...

Apollon Smintheus Tapınağı’nda 2.000 yıllık mezar ve 10’dan fazla iskelet bulundu

27 Aralık 2023

27 Aralık 2023

Çanakkale’deki Apollon Smintheus Tapınağı’nda 2 bin yıllık bir mezar ortaya çıkarıldı. Mezarın içinde 10’dan fazla iskelet bulundu. Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine...

İlk insanların Afrika’dan Avrupa’ya Geçiş Yolu Üzerindeki Göllüdağ Antik Kenti

3 Ekim 2021

3 Ekim 2021

Anadolu’nun coğrafi konumunun en önemli özelliği dünyanın kesişim noktası, köprüsü olmasıdır. Dünya haritasını karşımıza alıp, baktığımızda bu özellikli konumu görmemek...

Adıyaman’da T Biçimli Taşlar Ortaya Çıktı: Taş Tepeler Kültürü Fırat Havzasına mı Yayılıyor?

27 Ocak 2026

27 Ocak 2026

Adıyaman’da baraj sularının çekilmesiyle ortaya çıkan T biçimli taş yapılar, Göbeklitepe ile tanımlanan Neolitik dünyanın sanılandan daha geniş bir coğrafyaya...

Atatürk’ün Arkeolojiye Verdiği Önem

28 Ekim 2020

28 Ekim 2020

Tabiatın esrar dolu sinesine her gün daha çok girmekte olan insan zekası, realiteye kavuşmak için çalışanları tatmin edecek ve insanlık...

Her Devrin Fenomeni, Paranın Enteresan Tarihi

28 Ekim 2020

28 Ekim 2020

“Paraya dair yazmak onu elde etmekten daha kolaydır; ve onu kazananlar, para hakkında sadece yazmayı başarabilenlere büyük destek verirler. “Voltaire,...

Alexandria Troas Antik Kenti’nde 2.000 Yıllık Altar Bulundu

9 Ekim 2021

9 Ekim 2021

M. S. 1 ve 4’ncü yüzyıllarda döneminin en büyük ticari limanına sahip Alexandria Troas Antik Kenti’nde yapılan kazılarda 2.000 yıllık...

Türkiye’nin En Büyük Depremleri

30 Ekim 2020

30 Ekim 2020

Türkiye en etkin deprem kuşaklarından biri üzerinde yer almaktadır. Sismik olarak oldukça aktif bir ülkedir ve hem Avrasya levhası, hem...

Yıkım çalışmaları sırasında 2 bin 500 yıllık boğa figürlü kırlent ortaya çıktı

20 Nisan 2022

20 Nisan 2022

Sinop’ta Kent Meydanı Millet Bahçesi projesi için tarihi surların önünde bulunan yapıların yıkım çalışmaları sırasında 2 bin 500 yıllık boğa...

Myrleia Antik Kenti Açık Hava Müzesi Olacak

29 Ocak 2021

29 Ocak 2021

Bursa’nın Mudanya ilçesinde bulunan Myrleia Antik Kenti‘nin, açık hava müzesi olması için beklenen kamulaştırma Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan onay...

6.500 yıllık İnönü Mağarası Anadolu Tarihine Işık Tutuyor

21 Ağustos 2021

21 Ağustos 2021

Kuzey Anadolu’da bilinen en eski Protohistorik insan yerleşim izleri görülen 6.500 yıllık İnönü Mağarası, Erken Tunç Çağı dönemi kültürü hakkında...

Kapadokya’daki bir mezar odasında 2 bin 200 yıllık parmak izleri bulundu

14 Kasım 2024

14 Kasım 2024

Güzel atlar diyarı olarak bilinen Kapadokya’da, bir mezar odasında yapılan kazıda 2 bin 200 yıllık parmak izlerine rastlandı. M.Ö. 200...

Antik Çağ insanın beslenmesinde zengin fakir ayrımı dikkat çekiyor

25 Kasım 2021

25 Kasım 2021

Yerleşik hayata geçilmesi ile birlikte görülmeye başlayan yönetici, elit yapı, mülkiyet sahipliliği, kaynakların adaletsiz kazanımı ve dağılımından doğan varsıllığın yoksul...

2500 Yıllık Afrodit Tapınağı Keşfedildi

2 Ocak 2021

2 Ocak 2021

Arkeologlar, İzmir iline bağlı Çeşme ve Urla ilçesi civarında Tanrıça Afrodit adına yapılmış 2500 yıllık bir tapınak keşfettiler. İzmir’e bağlı...

Olimpiyat oyunlarının da düzenlendiği Antakya Antik Hipodrom’unda eğlence ve oyun mekanları ortaya çıkarıldı

29 Eylül 2022

29 Eylül 2022

M. Ö. 67 yıllarında inşa edilen Roma Dönemi Antakya Antik Hipodromu’nda eğlence ve oyun mekanları ortaya çıkarıldı. Helenistik Dönem yapılarının...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]