14 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Hitit Ekonomisinde Ticaret Para ve Faiz

MÖ. 1650 yılında kurulmuş olan Hitit devleti. Zaman için de güçlenmiş ve eski dünyanın büyük İmparatorluklarından biri olarak tarihteki yerini almıştır. Hititlerin başkenti olan Hattuşa’da bulunmuş olan arşivler de bu toplum hakkında önemli bilgilere ulaşılmıştır.

Başta başkent Hattuşa olmak üzere bulunan bütün kayıtların hepsi devlet arşivlerinden oluşmakta ve hemen hepsi de devlete ait kamu binalarından çıkarılmıştır. Dolayısıyla bütün arşiv yazımları devlet tarafından yapılmıştır. Ne yazık ki bu arşivler de çok fazla ticari bilgiye rastlanmaması Hititlerin ticarete çok önem vermediği gibi bir algıya sebep olurken bu konuda ki merakı da arttırmıştır.

Hitit başkenti Hattuşa

Assur Ticaret Kolonileri çağındaki gibi şahıslara ait kira kontratları, satış belgeleri, veya mektup yazışmaları ele geçmemiştir. Bu dönemlerde bulunan bu belgelerin varlığı olmasaydı bugün o tarihlerde ticaretin olmadığını yada kayda geçecek kadar önemli olmadığını konuşuyor olacaktık.

Bu dönemde ciddi bir kayıt arşivi olduğu belgelenmiştir. Hititlerde ticaretin devlet tekelinde olduğunu kabul edersek bulunan arşivlerin daha fazla ticaret hakkında olması gerekmez miydi? Bu soruya dayanarak Hitit devletin de ticaretin böyle bir tekel altında olmadığını şu anki buluntularla rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hitit Krallarının tüccarları kanunlarla güvenliğe almaları da önemlidir. Tamamen ilgisiz kalacakları bir ticaret ortamında kralların kanun kuralları yapması da anlamsız olacaktır. Hititçe “Happira” kelimesinin Pazar yeri anlamına gelmesi de ticaretin günlük yaşamda varlığına ve önemine işarettir. Bu kelimenin zenginlik anlamına gelen “Happina” kelimesinden türetilmesine de özellikle dikkat çekmek gerekir.

Tüccarların, Hitit Devleti’nin koruması altında oldukları, elimize geçen kanun metinlerinden anlaşılmaktadır:

“Eğer biri bir tüccarı öldürürse, o 100 mina gümüş ödesin ve onun evine baksın. Eğer bu, Luwiya’da (Arzawa) ya da Pala’da olursa, o, 100 mina gümüş ödesin ve malları yerine koysun. Eğer bu Hatti Ülkesi’nde olursa, o kendisi bahsedilen tüccarı (gömülmesi için) getirsin/götürsün”

Bir tüccarı öldürmek büyük bir suç sayılmaktadır. 100 mina gümüşün yaklaşık 4000 koyuna ya da 400 sığıra denk geldiği düşünüldüğünde, bu cezanın ne denli ağır olduğu daha da iyi anlaşılmaktadır.

Hitit mührü

En ilginç olan durumda Hitit Devletinde ticareti yapılan malların birçoğu yasalarca belirlenmiştir. Ticari mallar Hititlerin, genellikle kullandıkları ağırlık ölçüsü šekel ile gösterilmiştir. Bir Hitit šekeli yaklaşık 12,5 grama eşittir. Kanunlarda da geçen bir diğer ağırlık ölçüsü ise mina’dır. Hititlerde 60 šekel bir mina ile eşittir, dolayısıyla bir mina yaklaşık 500 gramdır. Ancak her yerde bu ağırlık ölçüleri aynı değerde değildi. Babil’de örneğin bir šekel sadece 8,3 gram idi. Bu nedenle yazılı kaynaklarda bazı durumlarda hangi ülkenin ağırlıklarıyla ölçüldüğü özellikle belirtilmektedir.

Ugarit’in, Hititler tarafından ele geçirilişinden sonra, Hitit-Ugarit ticari ilişkileri de doğal olarak artmıştır. Daha önce Yakın Doğu ticaretinde ağırlık Assurlu tüccarların elindeyken ikinci binyılın ortalarında bu ağırlık Doğu Akdeniz kıyılarındaki Ugarite kaymıştır. Hititlerin Akdeniz’e açılan kapısı Ura Limanı idi. Bu nedenle Hititlerin tüm deniz ticareti de Ura üzerinden yapılmaktaydı.

Ticaret o denli artmıştı ki, Ura’lı tüccarlar, Ugarit’te büyük güç sahibi olmuşlardı. Tüccarların bu denli güç kazanması Krallıkta rahatsızlığa neden olmuş olmalıdır ki Hitit Kralı III. Hattušili’nin Ugarit için çıkarmış olduğu bir fermanda bunu net olarak görmekteyiz.

Bu metne göre, Uralı tüccarlar, Ugarit’te fazlasıyla gayrimenkul ve arsa satın almışlardır, ayrıca Ugarit halkına faizli borç vererek onları kendilerine bağlamışlar ve halkı mağdur etmişlerdir. Bu duruma engel olmak amacıyla, Hitit kralı bir ferman çıkarmıştır. Bu fermana göre, Uralı tüccarlar sadece yaz aylarında, yani ticaret yapma döneminde, Ugarit’te kalma hakkına sahiptir. Gayrimenkul satın almaları ya da faizle borç vermeleri ise yasaklanmıştır.


Görüldüğü gibi Hitit Kralı direkt olarak uluslararası ticarete el koymaktadır.

Hitit Kralı ticareti, başka bir ülkeyi baskı altında tutabilmek için de kullanabiliyordu. Böyle bir durum, Šaušgamuwa Antlaşması adlı bir metinde görülmektedir. Hitit Kralı IV. Tuthaliya ile Amurru kralı Šaušgamuwa arasında imzalanan antlaşma şöyledir:

“Assur kralı majesteme nasıl düşman ise, o sana da aynı şekilde düşman olsun. Senin tüccarın, Assur Ülkesi’ne gitmesin! Onun tüccarını ise, ülkene bırakma, senin ülkenden de geçmezsin! Fakat eğer o senin ülkene gelirse, onu yakala ve onu majesteme gönder”.

Metinde de açıkça görüldüğü üzere Hitit Kralı Assur devletine ticaret ambargosu uyguluyor ve bu ambargo ile onu zayıflatmaya çalışıyordu. Bu durum aynı zamanda dünyanın ilk ambargosu da sayılabilir.

Hitit devletinin kurulması ve Hattuşa merkezli yönetilmesi belki de kolonilerin ortadan kalkmasını ve Assur’lu tüccarların Anadolu’dan çekilmelerinin nedeni Hitit devletinin ticareti tek elde tutma konusundaki kararlılığı olabilir. Prof. Dr. Ali Dinçol’un da belirttiği üzere “Hitit Kralları kendi topraklarında olasılıkla yabancı tüccarların ticaret yapmasına olanak vermemişlerdir”.

Daha önce de değindiğimiz gibi Hititler para yerine gümüş şekelleri kullanmaktaydılar. Özellikle Ugarit halkının faizle borçlanması yüzünden Ura’lı tüccarlara getirilen yasaklar arşivlerde okunmaktadır. Halkın bu şekilde mağdur olmasının önüne yasalarla geçilmeye çalışılmıştır. Ura’lı tüccarların ticaretine düzenleme getirilerek halkın mağduriyeti giderilmiştir.

Ura’lı tüccarların kışın kendi kentlerine gitmesi faizle borç veren bu tüccarların Ugarit halkına verdikleri borç karşılığında onların mülklerine el koymaları sebebiyle alınmış bir karardı. Mülklerin Ugarit’te kanunlarla garanti alınmasına çalışılmış olsa da borcunu ödeyemeyen kişi tüccarın hizmetine girerek borcunu ödemeliydi. Kuşkusuz kanunlar yöre halkına ait mülklerin el değiştirmesine engel olmaya çalışmaktaydı.

Bir  ‘mahpus’ luzzi’yi ifa etsin ve bir ‘mahpus’ ile ticaret hiç kimse yapmasın, oğlunu, ekin alanını, bağını hiç kimse satın almasın. [ki]m (kendisi için) bir ‘mahpus’la ticaret yaparsa, o zaman o ticaretten [vazgeçs]in: ‘mahpus’ ticarete koyduğunu o zaman geri als[ın].

Bu maddede ki kanuna göre ise: Mahkûmların tarım işi ile uğraşması istenilmiş ticaret yapmaları yaptırmaları yasaklanmıştır. Hitit coğrafyasında yaşayan herhangi bir kişi mahkûmla ticaret yapmış ise alım satımı yapılan ürünlerin geri alınması kanun tarafından istenilmiştir. Yine bu kanun maddesinde mahkûm kişiye ait arazilerin diğer kişilerce alım satımı yasaklanmıştır. Devlet bazı vatandaşlarının tarım sektörü dışına çıkmasını kanunun maddesi ile engellemiş, tarımsal üretimde yaşanabilecek ürün düşüşleri engellemeye çalışılmıştır.

Kanunlarda kişilerin borçları karşılığında tarım yapılan arazinin alınıp satılamayacağına dair de kesin kurallar konulmuştur. Bu kuralların tarımın devamlılığı için olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Hitit İvriz kaya kabartması

Sonuç olarak Hititler de krala bağlı bir ticaretin varlığı söz konusuyken serbest ticaret yapan kişilerinde olduğu görülmektedir. Serbest ticaret yapan tüccarların kayıtlarına ulaşılmamasının nedeni devlet kayıtlarında fazla bahsedilmemiş olmalarından ileri gelmektedir. Tabi bu duruma sebep olarak ahşap üzerine yazılmış belgeler olabileceği de unutulmamalıdır. Ahşap belgelerin bozulmadan günümüze denk ulaşması organik olan malzeme nedeniyle mümkün görünmemektedir. Ticaretin kanunlarla korunduğu ve gerektiğinde baskı unsuru olarak kullanıldığı da dikkatten kaçırılmamalıdır.

Kaynak: Alpaslan, M. 2003 “Hititler Çağında Anadolu ve Çevresinde Ticaret” İstanbul Üniversitesi Tarih Araştırma Merkezi, “Globus” Dünya Yayınevi, İSTANBUL

 

 

 

Banner
Benzer Yazılar

Trabzon’da 700 Yıllık Kilise Müze Oluyor

31 Ocak 2021

31 Ocak 2021

St. Michael kilisesinin 2018 yılında başlayan restorasyonu tamamlandı. Trabzon’un Akçaabat beldesinde bulunan 7 asırlık kilisenin bundan sonra müze olarak hizmet...

Hitit İmparatorluğu döneminden günümüze ulaşan nadir 3 bin 300 yıllık bronz miğfer

17 Temmuz 2022

17 Temmuz 2022

Hitit İmparatorluğu’nun önemli kült merkezlerinden biri olan Şapinuva’da 2002 yılında gerçekleştirilen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan 3 bin 300 yıllık bronz...

Anadolu arkeolojisi tarihinde ilk defa Med kültürü eserleri bulundu

17 Ekim 2022

17 Ekim 2022

Anadolu arkeolojisi tarihinde ilk defa Med kültürüne ait eserler ortaya çıkarıldı. Oluz höyük kazı başkanı Prof. Dr. Şevket Dönmez, “Bu...

Hititlerin Önemli Kült Merkezi Samuha’da Nadir Çivi Yazılı “Kuş Alâmeti Tableti” Keşfedildi

24 Temmuz 2025

24 Temmuz 2025

Sivas ‘da yer alan Hititlerin önemli bir kült merkezi olan Samuha’da (günümüzde Kayalıpınar) önemli bir keşif yapıldı. Arkeologlar, Hititlerin manevi...

Kadı Kalesi-Anaia Höyüğü’nde 1.500 yıllık vaftizhane bulundu

3 Aralık 2021

3 Aralık 2021

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yer alan Kadı Kalesi-Anaia Höyüğü’nde MS 5’nci yüzyılda yapıldığı tahmin edilen vaftizhane ortaya çıkarıldı. Kuşadası Kadı Kalesi...

Baraj suları altında kalan Gre Fılla Höyük’te yılan kabartmalı aletler bulundu

10 Mart 2023

10 Mart 2023

Ambar Çayı üzerinde kurulan barajın suları altında kalan Gre Fılla Höyük ve Kendale Hecela höyüklerinde gerçekleştirilen kurtarma kazılarında yılan kabartmalı...

Anadolu insanı kuraklık ve iklim değişikliğine uyum sağlıyordu. Ancak, salgın, deprem ve savaşlar bu uyumu bozuyordu.

28 Haziran 2022

28 Haziran 2022

Anadolu coğrafyası, kuraklık ve iklim değişikliğinin getirdiği zorluklar ile sürekli savaşmak zorunda kalmıştır. Kuraklık, Hattiler, Hititler, Frigler ve daha birçok...

Tozkoparan Höyük kazılarında çocuk iskeleti ortaya çıkarıldı

11 Ağustos 2021

11 Ağustos 2021

Tunceli Pertek ilçesi Tozkoparan köyünde yer alan Tozkoparan höyük de gerçekleştirilen kurtarma kazılarında çocuk iskeleti ortaya çıkarıldı. 2019 yılında tutulan...

Satala Antik Kenti’nde Mısır Tanrıçası İsis’in Bronz Büstü Bulundu

25 Ekim 2025

25 Ekim 2025

Roma lejyonlarının dini çeşitliliğine ışık tutan bronz İsis büstü, Karadeniz’in dağlarında doğu inançlarının izlerini gün yüzüne çıkardı. Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde...

Bergama Antik Kenti’nde 2500 yıllık yeni sur duvarları keşfedildi

14 Şubat 2022

14 Şubat 2022

Bergama Antik Kenti’nde MÖ 500 yıllarına tarihlendirilen yeni sur duvarları keşfedildi. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Bergama Antik Kenti’ni...

Midas’ın Gölgesi Bilecik’te mi? Karaağaç Tümülüsü Frig Kraliyet Gücünü Yeniden Düşündürüyor

15 Ocak 2026

15 Ocak 2026

Frigya denildiğinde akla gelen ilk merkez, kuşkusuz Gordion. Uzun yıllar boyunca Frig siyasi gücünün, kraliyet ritüellerinin ve elit yaşamın yalnızca...

Çiftçi Tarlasında Helenistik Döneme Ait Lahit Buldu

9 Nisan 2021

9 Nisan 2021

Manisa’nın Gölmarmara ilçesinde bir çiftçi tarlasını sürerken Helenistik Döneme lahit buldu. Manisa’nın Gölmarmara ilçesine bağlı Taşkuyucak Mahallesi Akçakoca mevkiinde E....

Solhan Kalesi, Urartu Krallığı’nın aşiret merkezi olabilir mi?

18 Ağustos 2022

18 Ağustos 2022

Urartu Krallığı, günümüz Doğu Anadolu Bölgesi, Kuzeybatı İran, Irak’ın küçük bir bölümü ile kuzeyde Aras Vadisi’ne kadar geniş bir coğrafyada...

Trakya’nın Bilinen En Eski Trak Yerleşimi Tekirdağ’da Kazılıyor

17 Nisan 2025

17 Nisan 2025

Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde Marmara Denizi’nin kıyısında önemli bir arkeolojik kazı çalışması yürütülüyor. Prof. Dr. Neşe Atik başkanlığındaki kazılar, Trakya bölgesinin...

Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde Apollon heykeli bulundu

19 Ağustos 2022

19 Ağustos 2022

Düzce’de bulunan Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde devam eden kazılarda Apollon heykeli bulundu. Konularp Antik Tiyatro’nun önünde kazı çalışmalarına devam...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]