9 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Halawa Yerleşmesi

Erken Tunç Çağı’nın geç yerleşimlerinden biri olan Halawa ilk olarak M. Van Loon tarafından 1967’de III. binyıl kalıntılarını bulmasıyla keşfedilmiştir.

Tabka barajının inşası nedeniyle su basmış Fırat bölgesinde 1970’lerin ortalarında bir dizi kurtarma kazısı olarak başlanmıştır. Bu sürede 1977-1986 yılları arasında Saarland Üniversitesi; kazı başkanı başta Prof. Dr. Winfried Orthmann olmak üzere Halawa’daki arkeolojik kazılara başlanmıştır. Halawa kazı sonuçları şu ana kadar 1981 ve 1989’da iki ön raporda yayınlanmıştır. Biz de bilgileri bu raporlar sayesinde edinebiliyoruz.

Hawala yerleşmesi
Halawa yerleşmesi harita gösterimi

Halawa yerleşmesi coğrafi konum olarak Suriye’nin kuzeyinde yer almaktadır. Selenkahiye, Emar, Mumbaka ve Habuba Kabira yerleşmelerine komşudur. Bugünkü Halawa köyünün hemen yanında bulunan site, Suriye’nin orta Fırat bölgesindeki Esad Rezervuarı’nın doğu kıyısında yer almaktadır.

Yerleşme de Mâri Kralı Enna-Dagan’dan Ebla Kralı’na yazılan mektup bulunmuştur. Mâri’nin bir zamanlar fethedilen alanlar için Ebla’ya olan iddiasını göstermeyi amaçlayan bir mektuptur. Bu raporlarda, yüksek yerlerde bir prensin varlığından bahsedilir. Bu sebeple bu bölge J.-W. Meyer tarafından arkeolojik olarak doğrulanabilir merkezi yerler olarak tanımlanmıştır. Halawa çevresindeki alan muhtemelen Gasur Prensliği’nin bir parçasıydı ve Halawa, büyüklüğü nedeniyle bu prensliğin merkezi konumu olabilirdi.

Mimari olarak yerleşim, sokaklarla çevrili bloklardan oluşmaktadır. Toplam 80 konut birimi birbirinden ayırt edilebilir şekilde bulunmuştur. Hepsi aynı büyüklükte ve benzer bir kat planına sahiplerdir. Yerleşim genel olarak merkezi planlı bir izlenim vermektedir. Yerleşim yapıları yalnızca ekonomik koşullarla değil, aynı zamanda akrabalık ilişkileriyle ve belirli dini toplulukların sınırlandırılmasıyla da şekillenmiştir.

Binalar, katmanlar olarak ayrılmıştır. Örneğin bina katmanı 3 bina katmanı 2’den tamamen farklı bir yerleşim yapısına sahiptir. Yerleşimde merkezin en yüksek noktasında, 20x13m’lik bir bina kazılmıştır. İlk Tunç Çağı’nda yerleşimde bir şehir duvarının varlığı ortaya çıkmıştır. Kuzey, doğu ve güneyde duvarlı bir alanın varlığı biliniyor. Sadece doğudaki bir kapıdan birkaç binadan oluşan bir tapınak alanına erişimin sağlandığı düşünülüyor. Yerleşme alanları boyut ve oda yapıları açısından büyük farklılıklar göstermektedir.

Araştırmacılar tarafından bu farklılığın merkezi açıdan planlanmayan bir gelişme olduğu düşünülmektedir. Bunun yanında J.W. Meyer evlerde malzemeler için saklama kaplarının ve özel saklama odalarının varlığı nedeniyle, fazlalıkların sadece depolanabileceği değil, aynı zamanda satılıyor olabileceğinden de şüphelenmiştir. Fazlalıklarını doğrudan üst-merkeze taşıyan bir tarımsal üretim merkezi olan bir bina bulunmuştur.

Halawa’nın yerleşim sisteminin hem Erken Tunç Çağı’nda hem de Orta Tunç Çağı’nda yeniden inşa edilmeye çalışıldığı açıktır. Orta Tunç Çağı’nda bina planı olarak yerleşim tamamen farklı bir tabloya sahip ve kamu binalarının eksik olduğu anlaşılıyor. Bu da Halawa’nın bu dönemde merkezi bir yer olarak statüsünü kaybettiğini gösteriyor. Büyük depolama gemilerinin eksikliği de kısa vadeli gıda dağıtımına bağımlı bir nüfusun göstergesidir.

Yerleşimde bulunan kil tabletlerden de elde edilen bilgiye göre Fırat’ın batı yakasında yaklaşık 20 km uzaklıkta bulunan Emar, baskın merkezdir. 1994 yılında Tell Halawa’nın A bölümünde ele geçen küçük buluntular yayınlandı ve ön raporların yayınlanmış seramikleri birkaç kez karşılaştırmalı kronolojik çalışmalara konu olmuştur.

Halawa Yerleşmesinde Seramik

Fırat Vadisi içindeki seramiklerin kronolojik dizisinde Winfried Orthmann seramikleri üç aşamaya ayırdı. Bunların bazı özellikleri 1991’de E. Rova tarafından kaydedilmiştir.

Kısaca bahsedecek olursak En eski aşama yuvarlak zeminli ve eski malların baskın olduğu aşamadır Hama K, Tell Mardih, Mezopotamya dönemi ve Kuzey Suriye dönemlerine karşılık gelir. Sonraki aşama II, boyalı ve siyah bardaklar, dikey delinmiş kordon delikli kaplar, dışı kalınlaştırılmış ağızlı kaplar ve nispeten derli toplu bir görünüme sahip “Hama kapları” ile tanımlandı. Son olarak, en son aşama III’te, testiler ve kâseler üzerinde çok uçlu kenarların ortaya çıkması karakteristik bir özellik olmuştur.

Uruk dönemine tarihlenen seramiklerin de tipik özelliği ‘’S’’ şeklindeki kâselerdir. Seramik, arkeolojik kazılar sırasında ortaya çıkan en yaygın bulgudur. Kırılganlığı nedeniyle, seramiklerin kısa bir ömrü vardır. Bu nedenle seramikler, sürekli değişime tabi olmaları şartıyla kronolojik incelemeler için idealdir. Bunlar hem yerleşimin iç kronolojisine hem de diğer Kuzey Suriye bölgeleriyle karşılaştırmaya yardımcı olmaktadır.

Ele geçen diğer seramik buluntuları, temelde Orta Tunç Çağı’nın başlarına (MÖ 2000-1800)tarihlendirilmiştir. L. Nigro, Erken Tunç Çağı sonu ile Orta Tunç Çağı I arasındaki geçişin pürüzsüz olduğunu düşünmektedir. Buradaki belirleyici faktör tarihleme açısından önemli olan, seramiğin karşılaştırılmasıydı. Kil, taş ve kemik malzemelerinden yapılmış küçük buluntular ele geçmiştir ve malzemelerine göre ayrı ayrı incelenmişlerdir. Kemikler hariç olmak üzere, bulgulara göre münferit malzeme grupları içinde daha da fazla bir ayrım yapmak mümkündür.

Küçük seramik buluntular arasında; antropomorfik ve zoomorfik pişmiş toprak, araba modelleri, tütsü kutuları sayılabilir. Metal buluntular iğnelere ve diğer metal buluntulara ayrılır. Taş buluntulardan kabartma parçaları ele geçmiştir. Bunun yanında sürtünme taşları gibi kötü korunduğu için tasvir edilmeyen parçalar da vardır.

Mezar Gelenekleri

Son olarak biraz da mezarlık geleneklerinden bahsedecek olursak neredeyse tamamen yerleşim alanının dışında bir mezarlık bulunmuştur. Mezar eşyası olarak çömlek bıraktıklarını biliyoruz. Bu çömlekler dışa çekik ağızlı, şişkin ve basık gövdeli, düz diplidir. Oval biçimlendirilmiş, üzeri iri taş levhalarla örülmüş oda mezarlar yapmışlardır.

Kaynak : ORTHMANN, W., MEYER, W.J., ‘’Ausgrabungen in Halawa, Die Kleinfunde von Tell Halawa A, Band 6’’, (1994) Germany, Saarbrücken
ORTHMANN, W., HEMPELMANN, R.,‘’Ausgrabungen in Halawa, Die Bronzezeitliche Keramik von Tell Halawa A, Band 9’’, (2005) Germany, Saarbrücken

Banner
Benzer Yazılar

Hz. Süleyman Denizcilerin Kralı mıydı?

25 Nisan 2021

25 Nisan 2021

İsrail kralı, din alimi, peygamber Hz. Süleyman hakkında yeni bir görüş atıldı. Hz. Süleyman, denizcilerin kralı mıydı? İlahi kitaplarda, Tevrat,...

Mleiha’da Bulunan 2.300 Yıllık Gümüş Sikke Hazinesi Arabistan’ın Hellenistik Çağ’daki Rolünü Ortaya Koyuyor

18 Eylül 2025

18 Eylül 2025

409 gümüş sikke, Büyük İskender’in mirası ve antik ticaret ağlarıyla doğrudan bağlantı kuruyor Birleşik Arap Emirlikleri’nde arkeologlar, Arabistan’da bugüne kadar...

9 Yaşında ki Çocuk Süleyman Tapınağına Ait Altın Bir Boncuk Buldu

1 Aralık 2020

1 Aralık 2020

Bar-Ilan üniversitesinin gönüllüler için düzenlemiş olduğu Temple Mount Eleme Projesi (TMSP) kapsamında çalışan 9 yaşındaki bir çocuk 3000 yıllık altın bir...

Korku Mağarası’nda Yeni Ölü Deniz Parşömenleri Bulundu

16 Mart 2021

16 Mart 2021

İsrail’de Korku Mağarası’nda tarihlenen en eski ölü deniz parşömenleri bulundu. İsrailli arkeologların keşfettikleri ölü deniz parşömenler yaklaşık 2000 yılına tarihlendi....

Suudi Arabistan’ın kuzey kesiminde 200.000 yıllık el baltası keşfedildi

6 Kasım 2023

6 Kasım 2023

Suudi Arabistan AlUla Kraliyet Komisyonu (RCU), AlUla Valiliği’ndeki Qurh alanındaki arkeolojik kazı ekiplerinin 200.000 yıldan daha eski olduğu tahmin edilen...

Tutankhamun’un mumyalanmasında kullanılan natron tuzu keseleri

20 Eylül 2021

20 Eylül 2021

Eski Mısır inancında mumyalama önemli bir yer tutardı. Özellikle firavun krallar başta olmak üzere üst düzey saray görevlileri ve diğer...

Saqqara nekropolünde 4.000 yıllık beş mezar keşfedildi

19 Mart 2022

19 Mart 2022

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı, Kahire’nin güneybatısındaki Saqqara nekropolünde 4 bin yıllık beş antik mezarın keşfedildiğini duyurdu. Bakanlık açıklamasında...

Beyrut Baalbek Pazarında Roma Mozaiği Bulundu

31 Aralık 2020

31 Aralık 2020

Beyrut’un kuzeydoğusunda ki Baalbek’te bir pazarı kazan işçiler MÖ 60 ile MS 300 yılları arasındaki Roma işgaline tarihlenen bir mozaik...

Antik parşömenler, MS birinci yüzyılda Petra’da yaşayan Nebati bir kadının hayatı hakkında şaşırtıcı bilgiler ortaya koyuyor

19 Aralık 2023

19 Aralık 2023

Petra, iki bin yıl önce güçlü bir ticaret imparatorluğunun başkentiydi. Ticarette uzmanlaşmış ve uzun yıllar bölgenin siyasi, kültürel ve ekonomik...

Sakkara’da kraliyet hekimi “Tanrıça Selket’in Büyücüsü”nün antik mastaba mezarı keşfedildi

8 Ocak 2025

8 Ocak 2025

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Sakkara arkeolojik alanının güney bölgesinde Fransız ve İsviçreli ortak arkeoloji ekibi,...

III. Amenhotep’in mezar tapınağında iki büyük sfenks bulundu

22 Ocak 2022

22 Ocak 2022

Mısır’ı MÖ 1386 ila 1349 yılları arasında yöneten, Muhteşem Amenhotep olarak da bilinen Firavun Kral III. Amenhotep’in mezar tapınağında iki...

Türkiye Coğrafyasında Yaşayan Eski Topluluklar İklim Değişikliğine Kolayca Adepte Oldular

2 Kasım 2020

2 Kasım 2020

İklim değişikliği toplumsal çöküşü tetikleyebilir ve popülasyonları hareket etmeye zorlayabilir, ancak her zaman değil! Yeni arkeolojik araştırmalar, antik Türkiye’deki popülasyonların,...

Eski Mısır sürme içeriğinin düşünülenden daha çeşitli olduğu ortaya çıktı

28 Nisan 2022

28 Nisan 2022

Araştırmacılar, Londra’daki Petrie Müzesi koleksiyonundan 11 sürme kabının içeriğini analiz ettiler ve sürme tarifinin önceden düşünülenden daha çeşitli olduğunu ortaya...

Beş yıl boyunca uzmanlar Esna kentindeki tapınak tavanında çok sayıda kabartma ortaya çıkardılar

20 Ekim 2023

20 Ekim 2023

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı ve Tübingen Üniversitesi’nin ortak projesi olan Esna kentindeki tapınak tavanında astronomik temsillere sahip çok...

8.000 yıllık Yarmukian dönemi Ana Tanrıça heykelciği keşfedildi

8 Temmuz 2022

8 Temmuz 2022

İsrail Eski Eserler Kurumu, Sha’ar Hagolan Yarmukian arkeolojik alanında devam eden kazılarda 8.000 yıllık Yarmukian dönemi Ana Tanrıça heykelciği keşfedildiğini...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]