27 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Göbeklitepe Gücün Sembolü müydü? Yeni Araştırma Taş Tepeler’de “Ekstaz” Olasılığını Gündeme Taşıdı

On yıllardır Güneydoğu Anadolu’daki anıtsal Neolitik merkezler benzer bir çerçevede yorumlandı: devasa T biçimli dikilitaşlar, dramatik hayvan kabartmaları ve sık tekrarlanan fallik imgeler… Özellikle Göbeklitepe, çoğu zaman erken erkek egemenliğinin, doğurganlık kültlerinin ya da hiyerarşik dinsel otoritenin işareti olarak okundu.

Fallus = güç.
Bu eşitlik neredeyse tartışmasız kabul gördü.

Ancak yeni bir akademik çalışma bu yerleşik yorumu ciddi biçimde sorguluyor.

Arkeolog Emre Deniz Yurttaş’ın kaleme aldığı A Queer Feminist Perspective on the Early Neolithic Urfa Region, başlıklı araştırma, Taş Tepeler bölgesindeki fallik imgelerin erkek kimliğini ya da tahakkümü temsil etmekten çok, ritüel bir “eylem aracı” olarak işlev görmüş olabileceğini öne sürüyor.

Çalışma da incelenen alanlar. (Harita: Emre Deniz Yurttaş.) Kaynak: Yurttaş E. D. (2025), Cambridge Archaeological Journal

Çalışma; Sayburç, Karahantepe, Nevalı Çori ve Göbeklitepe’yi kapsıyor.

Buradaki “queer” kavramı modern kimliklere gönderme yapmıyor. Analitik bir araç olarak kullanılıyor. Amaç, bedeni ve cinselliği yalnızca üreme ya da toplumsal rol üzerinden okumaya alışmış modern bakışı kırmak.

Sayburç Neden Bu Tartışmanın Merkezinde?

Tartışmanın en net örneği Sayburç’taki kabartma.

Oturan bir insan figürü. Yanlarda hayvanlar. Figür, ereksiyon hâlindeki bir fallusu tutuyor. Sahne soyut değil, örtük değil. Açık ve eylem içeriyor.

Önceki yorumlarda bu tür imgeler çoğu zaman “gücün sembolü” olarak yumuşatıldı. Doğaya hükmetme, erkek otoritesi, soyut hâkimiyet anlatıları öne çıkarıldı.

Taş Tepeler – Sayburç

Fakat Sayburç kabartması bu yorumu zorlaştırıyor.

Burada soru değişiyor:
Bu beden kime ait? yerine
Bu beden ne yapıyor?

Taş Tepeler genelinde fallik imgeler çoğunlukla uyarılmış durumda betimlenmiş. Ancak üreme sahnesi yok. Penetrasyon yok. Çiftleşme anlatısı yok. Hâkimiyet sahnesi yok.

Bu boşluk tesadüf olmayabilir.


Ekstaz Bir Ritüel Tekniği Olabilir mi?

Antropolojik çalışmalar, birçok geleneksel toplumda trans hâline geçiş için bedensel tekniklerin kullanıldığını gösterir. Dans, ritim, sarhoşluk, tekrar… Ve bazen cinsel uyarım.

Bu çerçevede uyarılma bir “tabu” değil; bir araçtır. Algıyı dönüştürmenin yolu.

Yurttaş’a göre Taş Tepeler, insan–hayvan–nesne ayrımının katı olmadığı animistik bir dünya görüşü içinde değerlendirilmelidir. Bölgedeki dinamik, hibrit ve abartılı hayvan kabartmaları da bu yorumu destekler nitelikte.

Eğer amaç güç gösterisi değilse, belki de amaç sınır aşımıydı.
Bedensel yoğunluk aracılığıyla algı eşiğini geçmek.


Taş Sadece Taş mıydı?

Göbeklitepe’den totem direği. (Fotoğraf: © Alman Arkeoloji Enstitüsü/Nico Becker.) Kaynak: Yurttaş E. D. (2025), Cambridge Archaeological Journal

Araştırmanın dikkat çekici bir başka boyutu taşın rolü.

Anıtsal dikilitaşlar yalnızca temsil aracı mıydı? Yoksa ritüelin aktif katılımcıları mı?

Etnografik paraleller, bazı kültürlerde nesnelerin “etkin” kabul edildiğini gösteriyor. Ruhsal gücü taşıyan, depolayan ya da aktaran varlıklar olarak.

Bu perspektiften bakıldığında, fallik imgeler yalnızca bedeni değil, taşı da eyleme dahil eden bir ritüel teknolojisi olabilir.

Bu da ritüel gücünün belirli bir cinsiyet ya da sınıfa ait olmadığını düşündürüyor.


Hiyerarşi İzleri Nerede?

Taş Tepeler bölgesinde şimdiye dek belirgin bir elit mezar geleneği, servet birikimi ya da katı toplumsal sınıflaşma kanıtı ortaya çıkmış değil.

Toplulukların görece eşitlikçi bir yapıda olduğu düşünülüyor.

Bu durumda fallusu doğrudan “erkek egemenliğinin simgesi” olarak okumak zorlaşıyor. Araştırma, ritüel yaşamın merkezinde güçten çok ekstazın yer almış olabileceğini savunuyor.


Bu Yorum Neden Önemli?

Bu çalışma geçmişe modern kimlikler atfetmiyor. Aksine, modern varsayımların arkeolojik yorumu nasıl şekillendirdiğini görünür kılıyor.

Göbeklitepe genellikle “dünyanın ilk tapınağı” olarak tanımlanır. Ancak belki de burası yalnızca anıtsal mimarinin başlangıcı değil, aynı zamanda beden, algı ve ritüel deneyim üzerine radikal denemelerin mekânıydı.

Taş Tepeler, Neolitik insanın yalnızca hayatta kalma mücadelesi vermediğini; aynı zamanda sınırları zorladığını gösteriyor olabilir.

Güç mü?
Yoksa ekstaz mı?

Tartışma yeni başlıyor.

Yurttaş E. D. “A Queer Feminist Perspective on the Early Neolithic Urfa Region: The Ecstatic Agency of the Phallus.” Cambridge Archaeological Journal. 2025;35(3):489-503. doi:10.1017/S0959774325000083

Kapak fotoğrafı: Sayburç Kabartması. (Özdoğan Referans Özdoğan 2022, şekil 4; fotoğraf: Bekir Köşker.) Kaynak: Yurttaş E. D. (2025), Yurttaş E. D. (2025), Cambridge Archaeological Journal

Banner
Benzer Yazılar

Çin’de ilk kez Petalodus köpekbalığı dişleri bulundu

29 Ağustos 2021

29 Ağustos 2021

Çin’de 290 milyon yıllık, taç yaprağı şeklinde dişleri olan bir köpekbalığı fosili keşfedildi. Kuzey Çin, Shanxi Eyaleti, Yangquan Şehrindeki Qianshi...

Fas’ta 1 milyon 300 bin yıllık balta üretim tesisi bulundu

30 Temmuz 2021

30 Temmuz 2021

Çok uluslu bir arkeolog ekibi, Fas’ta 1.3 milyon yıl öncesine dayanan en eski Taş Devri el baltası üretim tesisinin keşfini...

Karahantepe’de tarihte bir ilk: İnsan yüzlü T biçimli dikilitaş bulundu

6 Ekim 2025

6 Ekim 2025

Şanlıurfa’daki Neolitik yerleşim alanı Karahantepe’de, arkeoloji dünyasında yankı uyandıran bir keşif yapıldı. İlk kez insan yüzü betimli bir T biçimli...

Dünya’nın En Eski Üniversitesine Sahip Şehri Bir Müze İstiyor

14 Aralık 2020

14 Aralık 2020

Dünyanın ilk üniversite ve bilim merkezine ev sahipliği yapmasıyla tanınan Dezful, Sasani döneminde kültür ve bilimin gelişmesinde önemli bir rol...

Taklamakan Çölü’nün oluştuğu tarih bulundu

22 Şubat 2023

22 Şubat 2023

Asya’nın ikinci büyük Çin’in ise en büyük kum çölü olan Taklamakan Çölü’nün oluştuğu tarih bulundu. Çin’in kuzeybatısında yer alan ve...

Paris’teki Luksor Dikilitaşı’nda 3300 Yıllık Gizli Mesajlar Ortaya Çıktı

1 Mayıs 2025

1 Mayıs 2025

Fransa’nın başkenti Paris’te yer alan ve 1830’larda Mısır’dan getirilen 3.300 yıllık Luksor Dikilitaşı, son restorasyon çalışmaları sırasında yepyeni sırlarını, gizli...

Taiyuan’da 8. Yüzyıla Ait Tang Hanedanı Mezarı Ortaya Çıkarıldı: Duvarlarda Sarı Saçlı Bir Yabancı

16 Ekim 2025

16 Ekim 2025

Çin’in kuzeyinde, Shanxi Eyaleti’nin başkenti Taiyuan yakınlarında ortaya çıkarılan 8. yüzyıla ait Tang Hanedanı mezarı, olağanüstü korunmuş duvar resimleriyle dikkat...

Teotihuacan Güneş Piramidi

8 Şubat 2021

8 Şubat 2021

Meksika’nın en ünlü piramidi kuşkusuz Teotihucan’daki Güneş Piramididir. Bu piramitler Mısır’da bulunan emsallerine göre biraz gölgede kalmış gibi görünseler de...

Antalya Müzesi, Anadolu’nun Güney Tarihine Işık Tutuyor

17 Nisan 2021

17 Nisan 2021

Türkiye’nin her yönüyle nefes kesen Akdeniz bölgesinin cenneti Antalya, inanılmaz kıyı şeridinin yanı sıra, antik eserler ve tarihi eserleri ile...

Philiskos’un meşhur dans eden Musa (Mousa) heykelinin orijinali ortaya çıkarıldı

7 Aralık 2023

7 Aralık 2023

Helenistik dönemin ünlü heykeltraşlarından Philiskos’un meşhur dans eden Musa (Mousa) heykelinin orijinali ortaya çıkarıldı. Roma dönem kopyaları Perge, Rodos ve...

Yeni çalışma, 3.600 yıllık Nebra Gök Diski’nin antik sırlarını açığa çıkarıyor

4 Aralık 2024

4 Aralık 2024

1999’da Almanya’da keşfedilen Nebra Gök Diski (Nebra Sky Disc), evrenin bilinen en eski tasviridir. UNESCO’nun “yirminci yüzyılın en önemli arkeolojik...

Antik dünyanın ‘Las Vegas’ı olarak bilinen Baia’daki Batık bir Roma villasında bulunan mermer kakma zeminler

11 Nisan 2023

11 Nisan 2023

Antik dünyanın ‘Las Vegas’ı olarak bilinen batık Baia kentinin Terme del Lacus bölgesinde gerçekleştirilen yeni araştırmalar antik Roma lüks villalarının...

Efes’ten Gelen Ustanın Elleriyle Yükselen Stratonikeia Kütüphanesi Yeniden Ortaya Çıkarılıyor

24 Haziran 2025

24 Haziran 2025

Muğla’nın Yatağan ilçesinde, yüzyıllardır suskunluğa bürünen bir bilgi mabedi, arkeolojik kazılar sayesinde yeniden ortaya çıkarılıyor. “Gladyatörler Şehri” olarak bilinen Stratonikeia...

Hırvatistan’ın Šćedro Adası’ndaki Ratina Mağarasında 7.000 Yıllık Yaşam İzleri Keşfedildi

7 Mart 2025

7 Mart 2025

Hvar’ın güneyinde bulunan Šćedro Adası’ndaki son arkeolojik kazılar, adanın tarih öncesi geçmişine dair önceki anlayışlara meydan okuyan önemli bulguları ortaya...

Japonya’nın gizemli monoliti Masuda’nın kaya gemisi

17 Nisan 2023

17 Nisan 2023

Japonya’nın Nara İli’nin Takaichi Bölgesi’nde yer alan Asuka köyü, gizemli taşlarıyla ünlüdür. Köyün antik kökenleri, Kofun Jidai (MS 3. yüzyıl...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]