24 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Geçmişin Mutfak Sırları

Arkeologlar, sırsız seramik tencerelerin şimdiki ve geçmiş yemeklerin kimyasal kalıntılarını emdiğini buldular.

California Üniversitesi, Berkeley liderliğindeki bir araştırma ekibi, sırsız seramik tencere sadece pişirilen son akşam yemeğinin değil, aynı zamanda potansiyel olarak bir tencerenin ömrü boyunca pişirilen daha önceki yemeklerin kalıntılarını da koruyarak geçmişe bir pencere açtığını keşfetti.

Scientific Reports dergisinde bildirilen bulgular, binlerce yıl öncesine dayanan yemek kültürünün izini seramik kapların kimyasal analizleri ile sürebileceğimizi gösteriyor.

Araştırmanın başyazarı Melanie Miller, “Verilerimiz, geçmişte insanların tükettiği yemekleri ve belirli malzemeleri daha iyi yeniden yapılandırmamıza yardımcı olabilir ve bu da eski topluluklar içindeki sosyal, politik ve çevresel ilişkilere ışık tutabilir” dedi.

Araştırmacılar yaptıkları pişirme deneyinde La Chamba seramik kapları kullandılar. La Chamba seramik kaplarının tarihi Kolomb öncesi Güney Amerika’ya kadar uzanmaktadır ve el yapımı kaplar günümüzde geleneksel yiyecekleri hazırlamak ve sunmak için popüler olmaya devam etmektedir.

La Chamba seramik kaplar

Araştırmacılar, her bir tencerede pişirilen yemeklerin kimyasal kalıntılarını analiz ederek, eski pişirme kaplarında bulunan birikintilerin yalnızca pişirilen son yemeğin veya önceki öğünlerin kalıntılarını yansıtıp yansıtmayacağını öğrenmeye çalıştılar.

Yedi şefin her gün pişirdikleri kaplar 8’ci öğünde arkeologların antik çömleklerde sıklıkla karşılaştıkları kömürleşmiş kalıntı türlerini kopyalamak ve bir tencerenin ömrü boyunca normalde olacakları taklit etmek için kömürleştirildi. Kaplar eski usullere göre dallarla temizlendi.

Genel olarak, gıda kalıntılarının kimyasal analizleri, farklı yemek zamanı ölçeklerinin farklı kalıntılarda temsil edildiğini göstermiştir. Örneğin, bir tencerenin altındaki kömürleşmiş parçalar, pişirilen en son yemeğin kanıtlarını içerirken, önceki yemeklerin kalıntıları, tencerenin içinde başka bir yerde biriken patinada ve tencereye emilen lipit kalıntısında bulunabilir durumdaydı.

Bu sonuçlar, bilim insanlarına uzun zaman önce insanların günlük diyetlerini incelemek için yeni bir araç sağlar ve aynı zamanda geçmiş dönemlerin gıda üretimi, tedarik ve dağıtım zincirleri için ipuçları içerir.

Miller, “Başkalarının bu deneyi bir sonraki seviyeye taşıması ve yiyecek kalıntılarının belirlenebileceği daha uzun zaman çizelgeleri kaydetmesi için kapıyı açtık” dedi.

Kaliforniya Üniversitesi – Berkeley tarafından sağlanan malzemeler . Orijinali Yasmin Anwar tarafından yazılmıştır.

https://www.sciencedaily.com/releases/2020/09/200911141651.htm sitesinden çeviri yapılmıştır.

Banner
Benzer Yazılar

Vampir olduğunu düşündükleri kadının tekrar dirilmemesi için orakla sabitlemişler

2 Eylül 2022

2 Eylül 2022

Korku filmi denilince akla çoğunlukla Vampir Drakula gelir. Romanya’da yaşadığı düşünülen Vampir Drakula’nın birçok sinema filmi çekilmiştir. Vampir, yaşadığı şatoda...

Ağzında bir tuğla ile gömülü bulunan 16. yüzyıldan kalma bir İtalyan ‘vampiri’nin yüzü yeniden oluşturuldu

28 Mart 2024

28 Mart 2024

16. yüzyılda Venedik’te mezarı kazılan ve ağzında tuğla bulunan bir “vampir”in yüzü yeniden oluşturuldu. Arkeologlar, 2006 yılında Venedik’teki Lazzaretto Nuovo...

“Anadolu Antik DNA” projesi Urartuların kökeninin Anadolu ve Levant bölgesi olduğunu gösteriyor

8 Eylül 2022

8 Eylül 2022

Türkiye merkezli gerçekleştirilen “Anadolu Antik DNA” projesi Van bölgesini merkez edinen Demir Çağı medeniyeti Urartuların kökeninin Anadolu ve Levant bölgesi...

Antik Side’nin Ana Tanrıçası Athena’ya Adanan Tapınak Yoğun İlgi Çekiyor

6 Mart 2025

6 Mart 2025

Antalya’nın Manavgat ilçesinde, binlerce yıllık tarihe tanıklık eden Side Antik Kenti’nin baş tanrıçası Athena Tapınağı’nın restorasyon sonrası yoğun ilgi görüyor....

Ordu’da cami cemaatının yıllardır oturduğu taşın, Roma İmparatoru III. Gordianus dönemi bir mil taşı olduğu ortaya çıktı

10 Kasım 2024

10 Kasım 2024

Ordu’nun Fatsa ilçesinde , Roma İmparatoru III. Gordianus (MS 239) dönemine ait mil taşı bulundu. 1800 yıllık mil taşının, uzun...

Yeni araştırma; Hint-Avrupa dillerinin Anadolu kökeni hakkında yeni bir bakış açısı getiriyor

31 Temmuz 2023

31 Temmuz 2023

Anadolu’nun kadim medeniyetleri Hitit, Luvi, Likya ve Friglerin kullandığı ve günümüzde dünyanın yarısının konuştuğu Hint-Avrupa dillerinin Anadolu kökeni hakkında yeni...

Dünya’nın en eski kalpazanlığı

22 Kasım 2020

22 Kasım 2020

Hayfa Üniversitesi ve Kudüs İbrani Üniversitesi, Arkeoloji Bilimi Dergisi’nin gelecek ay yayınlanması beklenen sayısında Dünya’nın en eski kalpazanlığı konusunu ele...

Mısır’da 59 Antik Tabut Bulundu

9 Kasım 2020

9 Kasım 2020

Mısır‘daki arkeologlar, 2500 yıldan daha uzun bir süre önce gömülmüş 59 adet iyi korunmuş ve mühürlenmiş ahşap tabutun keşfini duyurdu....

Dara Antik Kenti’nde keşfedilen agora gün yüzüne çıkarılıyor

6 Ocak 2024

6 Ocak 2024

Doğu Roma İmparatorluğu’nun Sasani saldırılarına karşı durmak için kurduğu Dara Antik Kenti’nde bir agora keşfedildi. Şehir, MS 507 yılında imparator...

İskit savaşçıları oklarını mağlup ettikleri düşmanlarının derisinden yapılmış deri kılıflarda taşıyorlardı

21 Aralık 2023

21 Aralık 2023

İskitlerin korkunç savaşçılar olarak tarihi 2.000 yıldan daha eskiye dayanıyor ve şimdi çok kurumlu bir antropolog ekibinin araştırması, onların acımasız...

Blaundos kazılarında 4 bin yıllık silindir mühür bulundu

28 Eylül 2022

28 Eylül 2022

Anadolu’da ticari hayatın gelişmesi ve çeşitlenmesinde önemli rol oynayan Asurlu tüccarların kullandıkları düşünülen mühürlerden bir örneğine Blaundos kazılarında karşılaşıldı. Asurlu...

İkinci Dünya Savaşında “Ölüm Vadisi” Olarak Adlandırılan yerde Kemikler ve Mermiler Bulundu

26 Ekim 2020

26 Ekim 2020

Polonya’da İkinci Dünya Savaşı sırasında toplu bir infaz yerini araştırmakta olan  araştırmacılar, Alman ölüm birliklerinin cesetleri ateşe vermeden önce binlerce...

Anglosakson manastırları Viking saldırılarına karşı düşünülenden daha dirençliydi

1 Şubat 2023

1 Şubat 2023

Reading Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden araştırmacılar, Anglosakson manastır topluluklarının Viking baskınlarına karşı düşünülenden daha dirençli olduğuna dair yeni kanıtlar buldular. Kent’teki...

Arkeologlar Tacikistan’da erken insan varlığına dair nadir kanıtlar ortaya çıkardı

10 Kasım 2024

10 Kasım 2024

Arkeologlar, Tacikistan’ın merkezindeki Zeravşan Vadisi’nde, bölgede erken insan yerleşimine dair bulgular sunan çok katmanlı bir arkeolojik alan keşfettiler. 150.000 ila...

Antik Dünya’nın en büyük agorasına sahip İtalya’nın Selinunte kentinde yapılan kazılarda “Sonuçlar beklentilerin çok ötesine geçti”

29 Temmuz 2022

29 Temmuz 2022

Yunan döneminin en önemli arkeolojik alanlarından biri olan İtalya’nın Selinunte Antik Kenti’nde, 33.000 metrekarelik alana sahip antik dünyanın en büyük...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]