11 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Çin Seddi Yakınlarında Antik Kale Ortaya Çıkarıldı

Çin Seddi, Dünya’nın bilinen en uzun savunma amaçlı yapılan bir mimari yapıdır. Uzunluğu tam olarak bilinmeyen yapı, Çin’in doğusunda Pekin yakınlarındaki Sarı Deniz’den Gobi Çölü’ne kadar uzanmaktadır.

Bazı kaynaklara göre, Büyük Hun İmparatorluğu ve Moğol saldırılarına karşı M. Ö. 480 tarihinde yapımı başlamış olan Çin Seddi’nin yakınlarında, Shaanxi Eyaleti’nde şaşırtıcı derecede iyi korunmuş antik bir Çin Seddi kalesi keşfedildi.

Keşfedilen kale, 1368-1644 tarihleri arasında Ming Hanedanlığı’nın Çin’i yönettiği zaman yapıldığı düşünülmektedir.

Kale Köylülerin Toprak Aldığı Hendekte Bulundu

İki avlu ile ev kalıntıları, duvarlar ve büyük heykellerin bulunduğu Antik Kale, Nisan ayında yol çalışması sırasında köylülerin toprak aldığı hendekte bulundu.

Çin Seddi yakınlarında bulunan Antik Kale
Çin Seddi yakınlarında bulunan Antik Kale’nin oldukça iyi korunmuş olduğu görülüyor. Foto: RUETERS

Başlanılan kazı çalışmaları ile, ortaya çıkarılan avlulardan biri 60 metre uzunluğunda ve 25 metre genişliğinde olup duvarları, evleri ve tuğla döşemelerinin iyi korunduğu görülmüştür.

Arkeologlar ayrıca avluda bir taş tablet ortaya çıkardılar. Tabletteki yazıta göre avlu, Xianying Sarayı adı verilen bir tapınağın yeridir.

Avluda ayrıca, 30’dan fazla boyalı kil heykel de bulundu.

Diğer avlu ise daha büyük bir yapının kalıntılarının bulunduğu yerdir. Orada da 12 metre uzunluğunda ve üç metre yüksekliğinde kalan bir taban keşfedildi.

Çin Seddi’nin Yapılış Amacı

Dünyanın en büyük savunma mimari yapısı, Çin’in kuzeybatısı boyunca uzanmaktadır.

Po Hay körfezinden başlayan sed, Pekin’in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya oradan da Gobi Çölü’nün güneyinden batıya yönelerek devam eder.

Çin Seddi Dünyanın en uzun savunma amacıyla yapılmış mimari yapısıdır. UNESCO Dünya Miras Listesi’ndedir.

M. Ö. 220 yılında yapımı başlayan Çin Seddi’nin yapılış amacının ilk başta Çin’de yer alan beyliklerin birbirlerini korumak için olduğu biliniyor. Ülkenin kuzeyinde tehdit olarak görülen Büyük Hun İmparatorluğu ve Moğol saldırılarına karşı da kullanılmıştır.

Bazı tarihçilere göre ise; 21,196 km uzunluğundaki Çin Seddi’nin bir başka yapılış amacı da ülkeden kaçışı engellemektir.

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde uluslararası koruma altına alınmıştır.

Banner
Related Articles

Troya Müzesi’nde “Troyalı Kadınlar” sergisi açılıyor

7 Mart 2023

7 Mart 2023

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Troya Müzesi’nde “Troyalı Kadınlar” sergisi açılıyor. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim...

Aşıklı Höyük’ten sonra bir başka sıradışı trepanasyon (beyin ameliyatı) buluntusu Van’da keşfedildi

12 Kasım 2022

12 Kasım 2022

Anadolu’da ilk defa trepanasyon (beyin ameliyatı) buluntusuna Aşıklı Höyük kazılarında ulaşılması arkeoloji dünyasında büyük ses getirmişti. Aşıklı Höyük’ten sonra Anadolu’da...

Tibet Buzullarında Yüzlerce Yeni Mikrop Türü Keşfedildi

12 Temmuz 2022

12 Temmuz 2022

Dünya da, Kuzey ve Güney Kutup bölgelerinin dışında en çok buzul kütlesi Tibet platosunda bulunuyor. Tibet platosunda bulunan 46 bin...

Araştırmacılar Kuşan yazısını deşifre etti

14 Temmuz 2023

14 Temmuz 2023

Köln Üniversitesi dilbilim bölümü’ndeki bir araştırma ekibi, Orta Asya tarihinin etkili devletlerinden biri olan Kuşan İmparatorluğu’na ait bir yazı sistemini...

Klazomenai Kazı Başkanı Prof. Dr. Yaşar Erkan Ersoy “kazı amacıyla iş makinelerinin kullanımı söz konusu değil”

11 Haziran 2022

11 Haziran 2022

Klazomenai Antik Kenti nekropol alanında iş makineleri ile kazı yapıldığına yönelik çıkan haberler üzerine Klazomenia Kazı Başkanı Prof. Dr. Yaşar...

Petrol sondaj alanında urne benzeri mezarların bulunduğu 2.000 yıllık bir mezarlık ortaya çıkarıldı.

16 Temmuz 2022

16 Temmuz 2022

İran’ın güneybatısındaki Huzistan eyaletinin başkenti Ahvaz’da bulunan petrol sondaj alanında urne benzeri mezarlara sahip eski bir mezarlık keşfedildi. Mezarlık, Ahvaz...

Abydos’da M.Ö 3000’lere Tarihlenen Bira Üretim Tesisi Bulundu

14 Şubat 2021

14 Şubat 2021

Bira, eski çağlardan bu yana tarihin en çok sevilen ve tüketilen içkisi olmuştur. Bira, eski çağlarda sadece insanların tükettiği  bir...

Suaygırları Yüzünden Çıkan Savaşta Öldürülen Mısır Firavunu

17 Şubat 2021

17 Şubat 2021

Firavun II. Seqenenre Taa savaş alanında korkunç bir ölümle karşılaştı. Live Science’de yayınlanan bir habere göre Firavun ülkesini korumak isterken...

İzmit’te tümülüsler definecilerin hışmına uğruyor

8 Ekim 2022

8 Ekim 2022

İzmit’te Roma döneminden kaldığı düşünülen “kral mezarları” olarak adlandırılan tümülüsler definecilerin hışmına uğruyor. İzmit’te Kabaoğlu Mahallesi Üçtepeler mevkisinde bulunan, Roma...

“Hepimiz Genomlarında Bir Miktar Neandertal Soyu Taşıyoruz”

7 Nisan 2021

7 Nisan 2021

Max Planck Enstitüsü’nün arkeogenetik bölümünden Kay Prufer ” Hepimiz genomlarında bir miktar neandertal soyu taşıyoruz” dedi. Bulgaristan’da yer alan Bacho...

Urfa Başbük Köyü’nde Asur Tanrılarını Betimleyen Kaya Resmi Bulundu

11 Mayıs 2022

11 Mayıs 2022

Asur Dönemi tanrılarının geçit törenini betimleyen kaya resmi 2017 yılında Urfa’nın Başbük köyünde kaçak kazı yapan kişiler tarafından açılan iki...

Antik İber Dili ile Baskça Arasında Derin Bir Bağa Sahip Olabilir

21 Ocak 2026

21 Ocak 2026

Avrupa’nın en gizemli dillerinden biri olan Baskçanın kökeni, yüzyıllardır dilbilimcilerin en çok tartıştığı konular arasında yer alıyor. Şimdi yeni bir...

İtalya’da keşfedilen 7.000 yıllık kanolar, Akdeniz’de denizcilik teknolojisinin erken gelişimini gösteriyor

21 Mart 2024

21 Mart 2024

İtalya’nın başkenti Roma’nın yaklaşık 30 km kuzeybatısındaki Neolitik (Geç Taş Devri) göl kıyısındaki La Marmotta köyünde 7.000 yaşında olduğu tahmin...

Novgorod’da huş ağacı kabuğu mektubu bulundu

27 Aralık 2021

27 Aralık 2021

Günümüzde kullandığımız kağıttan önce yazı yazmak için huş ağacının kabuğunun iç tabakası kullanılıyordu. Araştırmacılara, huş ağacı kabuğu mektupları o devirler...

Atalar Şehri Ahlat Mezar Taşları

16 Kasım 2020

16 Kasım 2020

Bitlis’in Nemrut ve Süphan dağlarıyla çevrili Van Gölü kıyısındaki naif bir ilçesi olan Ahlat, Türklerin Anadolu’ya giriş kapısıdır desek abartmamış...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]