16 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Antik Çağ insanın beslenmesinde zengin fakir ayrımı dikkat çekiyor

Yerleşik hayata geçilmesi ile birlikte görülmeye başlayan yönetici, elit yapı, mülkiyet sahipliliği, kaynakların adaletsiz kazanımı ve dağılımından doğan varsıllığın yoksul kitleye hegomanyası Antik Çağ döneminde daha belirgin olmuştur.

Roma İmparatorluğu’nun siyasi ve ekonomik yapısını oluşturan yapı, toplum içinde keskin bir çizgi ile insanları ayırmıştır. Vatandaş Romalı, her zaman diğer alt kesime mensup bireye karşı avantajlı idi. Sadece alt kesim ile de kalmamakta bu keskinlik kendi içinde bile görülmekteydi. Varlıklı Romalı’nın beslenmesi bile bu keskinliği gösteren olgudur.

Pergamon Antik Kenti insanının beslenmesi varsıllarla yoksulları ayırt edilmesine yardımcı oluyor

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Bergama Antik Kenti’nde devam eden kazılarda elde edilen iskeletler üzerinde yapılan araştırmalar, kent insanın sağlık koşullarını, hastalıkları ve beslenme alışkanlıklarını anlamada yardımcı oluyor.

Pergamon olarak da bilenen antik kent içinde yer alan 2 nekropolden çıkarılan iskeletler üzerinde çalışma yapan Münih Ludwig Maximilians Üniversitesi Tarih Öncesi Protohistorik ve Roma Arkeolojisi Uzmanı Prof. Dr. Wolf Rüdiger Teegen’in uluslararası makaleleri de Antik Çağ’da yaşayanların beslenme alışkanları ve hastalıklarına ilişkin ipuçları veriyor.

Prof. Dr. Wolf Rüdiger Teegen-min
Münih Ludwig Maximilians Üniversitesi Tarih Öncesi Protohistorik ve Roma Arkeolojisi Uzmanı Prof. Dr. Wolf Rüdiger Teegen, antik çağ insanının beslenmesi üzerine araştırmalar yapıyor.

Prof. Dr. Wolf Rüdiger Teegen, AA muhabirine, fosil ve kemik kalıntıları üzerinde çalışmalar yürüttüğünü, bu kapsamda da yaklaşık 11 yıldır Bergama’da bulunduğunu söyledi.

Bölgede bulunan 300 iskelet ve kemik kalıntısı üzerinde araştırmalar yaptıklarını anlatan Teegen, çalışmalarının Roma ile Bizans dönemini de kapsadığını aktardı.

İncelemelerinde öncelikle “cinsiyet” ve “yaş” üzerinde durduklarını belirten Teegen, “Bazı iskeletlerde cinsiyet belirlemek imkansız oluyor. Yaş belirlemesi çok daha mümkün. Tipik bir yaş dağılımı görüyoruz. Roma ve Helenistik zamanlar için de bu geçerli. İnsanların ağırlıklı olarak 20 ila 40 yaşları arasında öldüğünü tespit edebiliyoruz. Daha ileri yaşlarda ölüm oranları ise daha düşük. Özellikle kadınların ölüm yaşı hamilelik ve doğum gibi sebeplerle 40 yaş altında.” dedi.

Hastalıklar konusunda geniş bir yelpaze var

Sert darbe gibi sebepler dışında ölüm sebeplerine çok nadir rastladıklarını kaydeden Teegen, ateş veya ishal gibi belirtilerle ilerleyen bazı hastalıkların iskelette iz bırakmadığını dile getirdi.

Hastalıklar konusunda geniş bir yelpaze olduğunu belirten Teegen, şöyle konuştu:

“Çalışmalar sırasında en sık rastladığımız bugün de yaşanan tartar, apse, diş kayıpları gibi sorunlar. Bu hastalıklar çocukluk ve gençlik döneminde de önemli rol oynuyordu. Özellikle kafatası üzerinde de duruyoruz. Örneğin sinüsler. Bu da kısmen o dönemde ısınmak için kullanılan ocak ateşinden kaynaklanıyordu. Bu sağlık açısından çok olumlu olmayan bir durum. Kış aylarında yetmeyen ısıtma nedeniyle kireçlenme, eklem iltihapları da görülebiliyordu.”

Pergamon nekropolünde çıkarılan iskelet
Fotoğraf AA

Beslenme alışkanlıklarını araştırıyorlar

Prof. Dr. Wolf Rüdiger Teegen, dönemin beslenme alışkanlıkları konusunda da yine dişlerden faydalandıklarını ifade ederek, “Karbonhidrat zengini bir beslenme biçiminin yaygın olduğunu görüyoruz. Ekmek ve yulaf lapası gibi.” diye konuştu.

Laboratuvardaki karbon ve azot araştırmalarından da birçok insanın bitki bazlı beslendiğini anladıklarını aktaran Teegen, “Belirli bir yüzde düzenli olarak et yiyebiliyordu. Çok et yiyen kişi sayısı ise azdı. Çünkü et yemek sosyal duruma bağlı olarak değişiyordu. Eğer parası varsa et ya da balık yiyebiliyordu. Yapılan araştırmalardan sığır etinin domuz etinden ucuz olduğunu biliyoruz. Domuz eti Roma İmparatorluğu döneminde çok rağbet görüyor. En pahalı et ise o dönemde tavşan etiydi.” ifadelerini kullandı.

Banner
Benzer Yazılar

Yapılan Araştırmalar Neandertal Bebeklerin Vücut Yapısını Ortaya Çıkarıyor

10 Ekim 2020

10 Ekim 2020

İspanya, Burgos’taki İnsan Evrimi Ulusal Araştırma Merkezi’nden paleobiyolog Daniel Garcia-Martínez liderliğindeki bir ekip, Neandertallerin bebeklikten çocukluğa doğru geçiş aşamaları hakkında...

Çatalhöyük’te cinsiyeti belli olmayan insan figürlü heykelcik bulundu

28 Aralık 2021

28 Aralık 2021

Anadolu’nun ilk yerleşim yerlerinden birisi olan Konya’nın Meram ilçesine bağlı Çatalhöyük Neolitik yerleşiminde cinsiyeti belli olmayan insan figürlü heykelcik bulundu....

Obsidyen taşlarının analizi Minos Uygarlığı’nın yıkılış düşüncelerine farklı boyut kazandırıyor

25 Ağustos 2022

25 Ağustos 2022

Tunç Çağı döneminde Girit Adası’nda yüksek medeniyet kuran Minos Uygarlığı’nın yıkılıp Miken Uygarlığına evrilme süreci üzerine kurulan teorileri sarsacak yeni...

Antik Deniz İpek Yolu’nun başlangıç noktası UNESCO listesine girdi

27 Temmuz 2021

27 Temmuz 2021

Çin’de çevrimiçi düzenlenen UNESCO 44’üncü Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda Çin’in Fujian eyaletinde bulunan Antik Deniz İpek Yolu’nun başlangıç noktası tarihi...

Levent Vadisi’nde bulunan 2800 yıllık Hitit tanrıçası heykelciği

13 Kasım 2023

13 Kasım 2023

65 milyon yıllık bir jeolojik oluşum sonucu meydana gelen Levent Vadisi’nde MÖ 8. yüzyıla tarihlenen Hitit tanrıçası figürü dikkat çekiyor....

Kars Kızıl Mağaralar defineciler tarafından talan ediliyor

2 Ocak 2023

2 Ocak 2023

Kars merkeze 20 km uzaklıkta bulunan Kars halkının Kızıl Mağaralar olarak bildiği Borluk Deresi Vadisi içinde yer alan mağaraların defineciler...

Gelin Buketinin Bilinmeyen Tarihi

25 Ocak 2021

25 Ocak 2021

Düğün çiçeklerinin tarihi düşündüğümüzden daha eskidir. Şimdi kullanılmış olan çiçek buketlerinden farklı olsalar bile hemen hemen bütün çiçek buketlerinin amacı...

Kuşadası’nda Helenistik Döneme ait tümülüs ortaya çıkarıldı

4 Ocak 2023

4 Ocak 2023

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yürütülen yüzey araştırmasında Helenistik Döneme ait tümülüs ortaya çıkarıldı. Kuşadası’nın Kuştur mevkiinde keşfedilen tümülüsün yaklaşık 2350 yıllık...

Bilinen en eski Bask dili ile yazılmış metin keşfedildi

15 Kasım 2022

15 Kasım 2022

İspanya’da arkeologlar, ülkenin kuzeyindeki Navarre bölgesi Irulegi arkeolojik alanında, “bilinen en eski Bask dili metni” içerdiğine inandıkları bir buluntu keşfettiler....

Antik Samikon Kenti’nde Poseidon tapınağı bulunmuş olabilir

11 Ekim 2022

11 Ekim 2022

Yunan ve Avusturyalı arkeologlar, M. S. 6’ncı yüzyılda terk edilmiş Antik Samikon Kenti’nde Poseidon tapınağına ulaşmış olabilirler. Samikon kenti, Eleia...

Polonyalı arkeologlar, Roma lejyoner kampında antik bir “buzdolabı” keşfettiler

30 Eylül 2022

30 Eylül 2022

Polonyalı arkeologlar, Novae’deki (Bulgaristan) Roma lejyoner kampındaki kazılar sırasında antik “buzdolabı” olarak tanımlanabilecek yiyecekleri depolamak için kullanılan seramik plakalardan yapılmış...

Luksor’da “Amun’un Şarkıcıları”na Ait Boyalı Tabutlar Ortaya Çıkarıldı

2 Mart 2026

2 Mart 2026

Mısır’ın Luksor kentinde yürütülen kazılarda, Üçüncü Ara Dönem’e tarihlenen ve “Amun’un Şarkıcıları” olarak bilinen kadın din görevlilerine ait 22 ahşap...

2 bin yıllık Herkül kaya kabartması tahrip ediliyor

17 Şubat 2024

17 Şubat 2024

Bursa’nın İznik ilçesindeki 2000 yıllık Herkül kaya kabartması tahrip ediliyor. Roma döneminde bölgede çalışan taş işçileri tarafından yapıldığı düşünülen Herkül...

Abydos’da M.Ö 3000’lere Tarihlenen Bira Üretim Tesisi Bulundu

14 Şubat 2021

14 Şubat 2021

Bira, eski çağlardan bu yana tarihin en çok sevilen ve tüketilen içkisi olmuştur. Bira, eski çağlarda sadece insanların tükettiği  bir...

Kendini demir halkalarla zincirleyen Bizans keşişe ait iskelet bulundu

5 Ocak 2023

5 Ocak 2023

Kudüs yakınlarında 2017 yılında gerçekleştirilen kazılar sırasında kendini demir halkalarla zincirleyen Bizans keşişe ait iskelet bulundu. Kilolarca ağırlıkta demir halkalarla...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]