14 January 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Anadolu’da Muşki Sorunsalı ve Muşki Seramiği

Muşkiler, Demir Çağı döneminde Anadolu’da yaşamış,  Kafkasyadan gelmiş bir halktır.

Muşkiler yazılı kaynaklara bakıldığında Assur kaynaklarında görülseler de Hitit yazılı kaynaklarında onlarla ilgili bir yazıya rastlanmaması ilginçtir. Acaba Muşki terimi Assur’luların belli bir yargılama kelimesi olabilir mi? sorusunu akıllara getirmektedir.

Bazı yazarlar, Muşkilerin Yunan kaynaklarında geçen Mosçoiler ile aynı halk olduğunu ve bir Gürcü halkı olduğunu iddia etmiştir.  Asur kaynaklarında iki farklı grup Muşki olarak adlandırılmıştır. Biri MÖ. 12 ve 9. yüzyıllar arasında Murat Nehri ile Fırat arasında yaşamış olan “Doğulu Muşkiler”, diğeri ise MÖ 8. ve 7. yüzyıllar arasında Kapadokya ile Kilikya arasında yaşamış olan “Batılı Muşkiler.

Doğulu Muşkiler ile Batılı Muşkiler arasındaki fark kesin değildir, fakat Doğulu Muşkilerin bir kısmının MÖ 10. ve 8. yüzyıllar arasında Kilikya’ya göç ettiği düşünülmektedir. Doğulu veya Batılı Muşki’nin hangi dili konuştuğu hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmese de, bir çeşit Frig, Ermeni, Anadolu veya Gürcü dilini konuştukları tespit edilmiştir.

 Sargon Zamanı Frigler’in Muşkiler İle Olan Bağlantı Teorisi

MÖ 9. yüzyıl başlarıyla MÖ 8. yüzyıl arasında Asur baskılarıyla batıya doğru hareket eden Muşkiler’in daha önce Ege Göçleri ile Anadolu’ya gelen halklarla birleşmiş olmaları büyük bir olasılıktır. Nitekim, bu tarihten sonra Orta Anadolu’da Frigler’in egemenlikleri görülmektedir ki, bu da Muşkiler’in doğudaki etkinlikleri ile aynı zamana denk gelmektedir. Olasılıkla uzun bir süre Batı ve Orta Anadolu’da kalan ve Frigler olarak tanınan Trak budunları bu bölgenin yerel kültürleriyle şekillenirken, MÖ 12. yüzyıldan itibaren Asur’la sürekli çekişmeler içinde olan Muşkiler de doğu kültür değerleriyle yoğrulmuşlardır. Bu olgu, Frig sanatında görülen belirli yöresel farklılıkların da kaynağı olmuştur. Buna ek olarak, Anadolu’da boyalı seramiklerin üretimiyle eşzamanda başlayan Demir çağı yerleşimlerinin MÖ 9. yüzyıldan erkene gitmemesinin nedeni de, yine Muşkiler’in batıya hareketi ve siyasi birliğini yeniden oluşturma yönündeki süreciyle ilgili olmalıdır. Bütün bu değerlendirmeler sonucunda Frig ve Muşkiler’in aynı halk ve devlet olduklarını; batılı komşuları tarafından Frigler, doğulular tarafından ise Muşkiler olarak tanındıklarını, MÖ 8. yüzyılın son çeyreğinde kralları Mita ya da Midas döneminde en parlak dönemlerini yaşadıklarını düşünmektedirler.

Kral Sargon II. ye ait MÖ.713 kil mühür

Elazığ Yöresinde Kazılar ve Muşkiler Sorunu

Önce Keban ve sonra da Karakaya baraj gölü  alanlarında  yapılan  kurtarma  kazıları ile  bunlarla  ilişkili  yüzey  araştırmaları,  son 20 yılda Elazığ yöresini Anadolu’nun arkeolojik yönden en iyi araştırılmış bölgesi durumuna getirmiştir

Hitit imparatoru I. Suppiluliuma’ya ilişkin yazılı belgelerde bir krallık olarak beliren, IV. Tudhalia zamanında ise tümüyle Hitit İmparatorluğu’na bağlanan ve İşuvva denen bu yörede 2.  Bin yılda Hurri kökenli bir halkın oturduğu iyi bir biçimde bilinmektedir

Hitit İmparatorluk çağı ya da bir başka deyişle Son Tunç II döneminde bölge kültürünün pek çok yönüyle Hititleştiğini göstermektedir. Örneğin bu dönemin bölge seramiğini, gerek teknik ve gerekse biçim açısından Orta ve Güney Anadolu’nun büyük Hitit merkezlerinde bulunanlardan ayırt etmek hemen hemen olanaksızdır.

Prof. Dr. Veli Sevin tarafından belirlenmiş Muşki seramik çizimleri

Buna karşılık Hitit İmparatorluk Çağı ile Çağdaş merkezlerin hemen tümünde, söz konusu iskan yerlerinin yıkılışını izleyen yıllarda,  eğer ıssızlaşmamışsa,  farklı özellikleriyle dikkati çeken yeni kültür elemanlarının ortaya çıkmasına tanık olundu. Bunlardan en   belirgini  ise,  2.  binyılın  erken  dönemlerinde  bölgede  hiç  görülmeyen   yeni  bir  seramik  türünün  yaygın  bir  biçimde   kullanıma   girmiş   oluşudur.  Eskinin çok hızlı dönen çarkının aksine, hemen daima elde ya da çok ağır dönen bir çarkta yapılmış.

Çoğu kez koyu kırmızı ya da kahverenginde kalın bir astarla kaplanmış ve iyi açkılanmış olan bu seramiklerin en belirgin özelliği,  keskin profilli çanaklar ve çömleklerin ağız kenarlarından boyun ya da omuzlarına değin uzanan kesimlerinin yatay yivlerle bezenmiş oluşudur.

  Keskin profilli çanaklar.

 

Bölgede ilk kez karşılaşılan ve kimi değişimlere uğrayarak MÖ 8. yüzyılın içlerine  dek  kullanılacak   olan bu  türde  seramiği,  az önce sözünü ettiğimiz, Hitit İmparatorluk Çağı’nın çok hızlı dönen bir çarkta biçimlendirilmiş ve ince astarlı kaplarıyla teknik ve biçim açısından kıyaslamaya  olanak  yoktur.  Fırat ırmağının  batı  kıyısından   uzaklaştıkça  giderek   azalan   ve   Orta   Anadolu’ya   tümüyle   yabancı olan bu  türün  Elazığ  bölgesinde  yoğun   olarak   kullanıldığı   anlaşılmaktadır.

Bu karşılaştırmadan anlaşılacağı üzere,  Elazığ-Malatya yöresinde Erken Demir Çağ malzemesi veren höyüklerin sayısı, kuşkulu olanlar bir yana bırakılsa bile, Son Tunç II malzemesi verenlere kıyasla % 50 oranında bir artış göstermektedir.  Bu durum Erken Demir Çagı’nda nüfusun da artmış olabileceği yolunda bir kanıt olarak değerlendirilebilir.

Görülüyor ki, hem yazılı belgeler ve hem de arkeolojik bulgular, söz konusu tarihlerde Elazığ yöresinin bölgeye yabancı bir halkın göçlerine sahne olduğuna işaret etmektedirler.

Burada genel ya da daha rağbet bulmuş inanışın aksine, MÖ 8. yüzyılın ikinci yarısına ilişkin Asur yazılı belgelerinde karşımıza çıkan Muşkulu Mita’nın Frig  kralı  Midas ile eşitliği görüşünden yola çıkarak, bu halkın, MÖ 1200 yıllarındaki büyük göçler sırasında, tüm öteki Thrak kabileleri gibi, Boğazlar  üzerinden  Anadolu’ya girip, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya değin uzanmış olabilecekleri savını ileri sürmek doğru değil. Çünkü Erken Demir Çağı’nda Elazığ yöresinde yoğun olarak beliren yeni seramik geleneğinin batı dünyası ile hiçbir ilişkisi olmadığı açıktır. Buna karşılık bu türde seramik Transkafkasya’da, ünlü Urartu merkezi Karmir-Blur’un Urartu öncesi tabakasında bol miktarda bulunmuş, Transkafkasya’daki Şeytan dağı ile Doğu Gürcistan’daki 2. binyılın ikinci yarısı ve 1.binyilin başlarina tarihlenen kimi merkezlerde ve Erzurum yöresindeki Güzelova ile Pulur’da ele geçmiştir. Aynı şekilde Kuzeybatı İran’da, Urmiye Gölü’nün güney kiyısındaki Geoy Tepe’nin A katında ve son olarak da Van Gölü’nün güneydoğu kıyısı üzerindeki Dilkaya Höyüğü nekropolünde saptanmıştır. Hatta son olarak Toros Dağları’nın güneyinde, Adıyaman yakınlarındaki Tille Höyüğü’nde de yivli seramiğin varlığı belirlenmiştir.

Bu türde seramiğin kullanım alanı kuzeyde Erzurum çevresi ve Transkafkaya, güneyde Urmiye Gölu’nün batı kıyıları ve Adıyaman yöresi, batıda Fırat Irmağı ile sınırlı kalmaktadır.

Bu verilerden yola çıkarak,  2.binyilin son yüzyılları içinde bir  yandan,  büyük çaplı olarak  Kuzeybatı İran,  öte  yandan da, daha  küçük  çaplı  olmak  üzere  Doğu  Anadolu’yu  etkisi  altına alan Hint-Avrupa kökenli bir göç hareketinin  varlığı  kabul edilebilir. İşte Asur kralı I. Tuku1ti-apil-Eşarra’nın MÖ 12. Yüzyılın ortalarından beri Alzi’de oturduklarinı bildirdiği Muşkiler’in de Elaziğ yöresine bu göçler sirasında, ayrı bir kol halinde kuzeyden indikleri düşünülebilir. Çünkü yukarıda da değinmiş olduğumuz gibi bir devlet olarak tarih sahnesine çıkışları MÖ 8. yüzyılın başlarından daha öteye gidemeyen Frigleri, MÖ12. yüzyılda Elazığ, MÖ 9. yüzyılın başlarında da Yukarı Dicle bölgesinde karşımıza çıkan Muşkilerle eşit gösterebilecek inandırıcı hiçbir kanıta sahip degiliz. Buna  karşı1ık,  Asur belgelerine göre MÖ 8. yüzyılın ikinci yarısında batıda Tabal ülkesi civarı ve Que bölgesinin kuzeyinde ortaya çıkan Mita önderliğindeki Muşkiler’i, bir yandan Urartu, öte yandan da Assur baskısıyla batiya doğru göç etmiş ve bu yeni yöre kültürünü özümsemiş bir grup Doğu Muşkili olarak benimsemek akla daha yatkın görünmektedir.

SEVİN, V.  1998, ‘‘Elazığ Yöresi Erken Demir Çağı Muşkiler Sorunu’’, s.51-65 , makalesinden alınmıştır.

Banner
Benzer Yazılar

Arnavutluk’ta kayıp 2 bin yıllık antik kent Bassania bulunmuş olabilir

19 Haziran 2022

19 Haziran 2022

Arnavutluk’un kuzeybatısında İşkodra köyü yakınlarında 2018 yılında bir antik kentin izleri tespit edilmişti. Kazılarda ele edilen ilk bulgular 2 bin...

Hititlerin amansız düşmanları Kaşkalar’a ait ilk arkeolojik kanıtlar keşfedildi

16 Ocak 2025

16 Ocak 2025

Anadolu’da ilk merkezi devleti kuran Hint-Avrupalı Hititlerin amansız düşmanları Kaşkalar tarih sahnesinde gizemli bir topluluk olarak kaldı. Karadeniz bölgesinde yaşayan...

Yeni araştırma Mezopotamya’da güveç yemekleri yendiğini gösteriyor

23 Kasım 2022

23 Kasım 2022

Mezopotamya… İki nehrin arasında medeniyetin yeşerdiği topraklar… İlk kentsel oluşumlarının görüldüğü bu topraklarda arkeologlar gerçekleştirdikleri kazılarla günümüz yaşantısının ilklerini bulmaya...

Horus Yolu’nun Muhafızları: Sina Çölünde Yeni Krallık Dönemi’ne Ait Dev Kale Bulundu

12 Ekim 2025

12 Ekim 2025

Kuzey Sina’da, antik Horus Askerî Yolu üzerinde yürütülen kazılarda Mısır’ın Yeni Krallık Dönemi’ne (MÖ 16.–11. yy) tarihlenen dev bir kale...

Almanya’da yol yapım işçileri asırlık tahta kaldırım keşfettiler

25 Aralık 2023

25 Aralık 2023

Kasım 2023’teki inşaat çalışmaları sırasında Fürth’teki yol yapım işçileri asırlık bir tahta kaldırım keşfettiler. Erken modern dönemin Franklarının bir zamanlar...

Dünya’nın En Eski Üniversitesine Sahip Şehri Bir Müze İstiyor

14 Aralık 2020

14 Aralık 2020

Dünyanın ilk üniversite ve bilim merkezine ev sahipliği yapmasıyla tanınan Dezful, Sasani döneminde kültür ve bilimin gelişmesinde önemli bir rol...

Tepecik Höyük kazılarında seramik fırını ortaya çıkarıldı

23 Ağustos 2021

23 Ağustos 2021

Kalkolitik Çağ’dan Roma dönemine uzanan kültür katmanlarına ev sahipliği yapan Tepecik Höyük kazılarında 3.500 yıllık seramik fırın ortaya çıkarıldı. Aydın...

“Hititler” Sergisi Güney Kore’de

8 Mart 2025

8 Mart 2025

Türkiye’den götürülen 212 eserin yer aldığı “Hititler” sergisi, Güney Kore’nin başkenti Seul’deki Baekje Müzesi’nde açıldı. Sergide, Hitit medeniyetine ait önemli...

Fatih Belediyesi Hitit Çivi Yazısı Atölyesi Düzenliyor

5 Aralık 2023

5 Aralık 2023

Fatih Belediyesi, Anadolu’nun kadim medeniyetlerinden Hititlerin kullandığı çivi yazısının uygulamasını öğrenmek isteyenler için Hitit Çivi Yazısı atölyesi düzenliyor. Hititlerin özellikle...

İskandinavya’nın Trøndelag’daki en eski gemi mezarı “Tarihi Yeniden Yazıyor”

16 Kasım 2023

16 Kasım 2023

Norveç’in Trøndelag ilçesindeki bir belediye olan Leka’da arkeologlar, İskandinavya’nın MS 700 yıllarına kadar uzanan en eski gemi mezarını ortaya çıkardılar....

“Görmediklerinizi Göreceksiniz” Projesinde Bu Ay Gladyatör Strigil’i Sergileniyor

22 Temmuz 2021

22 Temmuz 2021

 İzmir Arkeoloji Müzesi bu ay farklı bir sergiye ev sahipliği yapıyor.  Her ay yeni ve özel bir eserin ziyaretçilerle buluştuğu “Görmediklerinizi göreceksiniz”...

Troya Müzesi’nde “Troyalı Kadınlar” sergisi açılıyor

7 Mart 2023

7 Mart 2023

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Troya Müzesi’nde “Troyalı Kadınlar” sergisi açılıyor. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim...

Diyarbakır’da ilk defa sivri uçlu amfora bulundu

31 Temmuz 2022

31 Temmuz 2022

Diyarbakır Tarihi Surları’nın restorasyon çalışmaları sırasında bölgede ilk defa 1700 yıllık sivri uçlu amfora bulundu. Diyarbakır ilinin Sur ilçesinde yer...

Macaristan Gümrüğünde Yakalanan 412 Adet Tarihi Eser Türkiye’ye Getiriliyor

20 Şubat 2021

20 Şubat 2021

Kültür ve Turizm Bakanlığının, tarihi eser kaçakçılığıyla olan mücadelesi hız kesmeden devam ediyor. Ülkemizden yasadışı yollarla yurtdışına kaçırılan eserler için çalışmalar...

Gübreye Atılan 3 Adam Modern Avrupa’nın Kapılarını Açtı

20 Aralık 2020

20 Aralık 2020

Günümüz Modern Avrupası, demokrasi, insan hakları, ekonomik serbestlik konusunda ileri ülkeler barındırıyor. Almanya, İsviçre, İsveç, Norveç, Finlandiya bu ülkelerin başında...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]