11 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Anadolu’da Muşki Sorunsalı ve Muşki Seramiği

Muşkiler, Demir Çağı döneminde Anadolu’da yaşamış,  Kafkasyadan gelmiş bir halktır.

Muşkiler yazılı kaynaklara bakıldığında Assur kaynaklarında görülseler de Hitit yazılı kaynaklarında onlarla ilgili bir yazıya rastlanmaması ilginçtir. Acaba Muşki terimi Assur’luların belli bir yargılama kelimesi olabilir mi? sorusunu akıllara getirmektedir.

Bazı yazarlar, Muşkilerin Yunan kaynaklarında geçen Mosçoiler ile aynı halk olduğunu ve bir Gürcü halkı olduğunu iddia etmiştir.  Asur kaynaklarında iki farklı grup Muşki olarak adlandırılmıştır. Biri MÖ. 12 ve 9. yüzyıllar arasında Murat Nehri ile Fırat arasında yaşamış olan “Doğulu Muşkiler”, diğeri ise MÖ 8. ve 7. yüzyıllar arasında Kapadokya ile Kilikya arasında yaşamış olan “Batılı Muşkiler.

Doğulu Muşkiler ile Batılı Muşkiler arasındaki fark kesin değildir, fakat Doğulu Muşkilerin bir kısmının MÖ 10. ve 8. yüzyıllar arasında Kilikya’ya göç ettiği düşünülmektedir. Doğulu veya Batılı Muşki’nin hangi dili konuştuğu hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmese de, bir çeşit Frig, Ermeni, Anadolu veya Gürcü dilini konuştukları tespit edilmiştir.

 Sargon Zamanı Frigler’in Muşkiler İle Olan Bağlantı Teorisi

MÖ 9. yüzyıl başlarıyla MÖ 8. yüzyıl arasında Asur baskılarıyla batıya doğru hareket eden Muşkiler’in daha önce Ege Göçleri ile Anadolu’ya gelen halklarla birleşmiş olmaları büyük bir olasılıktır. Nitekim, bu tarihten sonra Orta Anadolu’da Frigler’in egemenlikleri görülmektedir ki, bu da Muşkiler’in doğudaki etkinlikleri ile aynı zamana denk gelmektedir. Olasılıkla uzun bir süre Batı ve Orta Anadolu’da kalan ve Frigler olarak tanınan Trak budunları bu bölgenin yerel kültürleriyle şekillenirken, MÖ 12. yüzyıldan itibaren Asur’la sürekli çekişmeler içinde olan Muşkiler de doğu kültür değerleriyle yoğrulmuşlardır. Bu olgu, Frig sanatında görülen belirli yöresel farklılıkların da kaynağı olmuştur. Buna ek olarak, Anadolu’da boyalı seramiklerin üretimiyle eşzamanda başlayan Demir çağı yerleşimlerinin MÖ 9. yüzyıldan erkene gitmemesinin nedeni de, yine Muşkiler’in batıya hareketi ve siyasi birliğini yeniden oluşturma yönündeki süreciyle ilgili olmalıdır. Bütün bu değerlendirmeler sonucunda Frig ve Muşkiler’in aynı halk ve devlet olduklarını; batılı komşuları tarafından Frigler, doğulular tarafından ise Muşkiler olarak tanındıklarını, MÖ 8. yüzyılın son çeyreğinde kralları Mita ya da Midas döneminde en parlak dönemlerini yaşadıklarını düşünmektedirler.

Kral Sargon II. ye ait MÖ.713 kil mühür

Elazığ Yöresinde Kazılar ve Muşkiler Sorunu

Önce Keban ve sonra da Karakaya baraj gölü  alanlarında  yapılan  kurtarma  kazıları ile  bunlarla  ilişkili  yüzey  araştırmaları,  son 20 yılda Elazığ yöresini Anadolu’nun arkeolojik yönden en iyi araştırılmış bölgesi durumuna getirmiştir

Hitit imparatoru I. Suppiluliuma’ya ilişkin yazılı belgelerde bir krallık olarak beliren, IV. Tudhalia zamanında ise tümüyle Hitit İmparatorluğu’na bağlanan ve İşuvva denen bu yörede 2.  Bin yılda Hurri kökenli bir halkın oturduğu iyi bir biçimde bilinmektedir

Hitit İmparatorluk çağı ya da bir başka deyişle Son Tunç II döneminde bölge kültürünün pek çok yönüyle Hititleştiğini göstermektedir. Örneğin bu dönemin bölge seramiğini, gerek teknik ve gerekse biçim açısından Orta ve Güney Anadolu’nun büyük Hitit merkezlerinde bulunanlardan ayırt etmek hemen hemen olanaksızdır.

Prof. Dr. Veli Sevin tarafından belirlenmiş Muşki seramik çizimleri

Buna karşılık Hitit İmparatorluk Çağı ile Çağdaş merkezlerin hemen tümünde, söz konusu iskan yerlerinin yıkılışını izleyen yıllarda,  eğer ıssızlaşmamışsa,  farklı özellikleriyle dikkati çeken yeni kültür elemanlarının ortaya çıkmasına tanık olundu. Bunlardan en   belirgini  ise,  2.  binyılın  erken  dönemlerinde  bölgede  hiç  görülmeyen   yeni  bir  seramik  türünün  yaygın  bir  biçimde   kullanıma   girmiş   oluşudur.  Eskinin çok hızlı dönen çarkının aksine, hemen daima elde ya da çok ağır dönen bir çarkta yapılmış.

Çoğu kez koyu kırmızı ya da kahverenginde kalın bir astarla kaplanmış ve iyi açkılanmış olan bu seramiklerin en belirgin özelliği,  keskin profilli çanaklar ve çömleklerin ağız kenarlarından boyun ya da omuzlarına değin uzanan kesimlerinin yatay yivlerle bezenmiş oluşudur.

  Keskin profilli çanaklar.

 

Bölgede ilk kez karşılaşılan ve kimi değişimlere uğrayarak MÖ 8. yüzyılın içlerine  dek  kullanılacak   olan bu  türde  seramiği,  az önce sözünü ettiğimiz, Hitit İmparatorluk Çağı’nın çok hızlı dönen bir çarkta biçimlendirilmiş ve ince astarlı kaplarıyla teknik ve biçim açısından kıyaslamaya  olanak  yoktur.  Fırat ırmağının  batı  kıyısından   uzaklaştıkça  giderek   azalan   ve   Orta   Anadolu’ya   tümüyle   yabancı olan bu  türün  Elazığ  bölgesinde  yoğun   olarak   kullanıldığı   anlaşılmaktadır.

Bu karşılaştırmadan anlaşılacağı üzere,  Elazığ-Malatya yöresinde Erken Demir Çağ malzemesi veren höyüklerin sayısı, kuşkulu olanlar bir yana bırakılsa bile, Son Tunç II malzemesi verenlere kıyasla % 50 oranında bir artış göstermektedir.  Bu durum Erken Demir Çagı’nda nüfusun da artmış olabileceği yolunda bir kanıt olarak değerlendirilebilir.

Görülüyor ki, hem yazılı belgeler ve hem de arkeolojik bulgular, söz konusu tarihlerde Elazığ yöresinin bölgeye yabancı bir halkın göçlerine sahne olduğuna işaret etmektedirler.

Burada genel ya da daha rağbet bulmuş inanışın aksine, MÖ 8. yüzyılın ikinci yarısına ilişkin Asur yazılı belgelerinde karşımıza çıkan Muşkulu Mita’nın Frig  kralı  Midas ile eşitliği görüşünden yola çıkarak, bu halkın, MÖ 1200 yıllarındaki büyük göçler sırasında, tüm öteki Thrak kabileleri gibi, Boğazlar  üzerinden  Anadolu’ya girip, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya değin uzanmış olabilecekleri savını ileri sürmek doğru değil. Çünkü Erken Demir Çağı’nda Elazığ yöresinde yoğun olarak beliren yeni seramik geleneğinin batı dünyası ile hiçbir ilişkisi olmadığı açıktır. Buna karşılık bu türde seramik Transkafkasya’da, ünlü Urartu merkezi Karmir-Blur’un Urartu öncesi tabakasında bol miktarda bulunmuş, Transkafkasya’daki Şeytan dağı ile Doğu Gürcistan’daki 2. binyılın ikinci yarısı ve 1.binyilin başlarina tarihlenen kimi merkezlerde ve Erzurum yöresindeki Güzelova ile Pulur’da ele geçmiştir. Aynı şekilde Kuzeybatı İran’da, Urmiye Gölü’nün güney kiyısındaki Geoy Tepe’nin A katında ve son olarak da Van Gölü’nün güneydoğu kıyısı üzerindeki Dilkaya Höyüğü nekropolünde saptanmıştır. Hatta son olarak Toros Dağları’nın güneyinde, Adıyaman yakınlarındaki Tille Höyüğü’nde de yivli seramiğin varlığı belirlenmiştir.

Bu türde seramiğin kullanım alanı kuzeyde Erzurum çevresi ve Transkafkaya, güneyde Urmiye Gölu’nün batı kıyıları ve Adıyaman yöresi, batıda Fırat Irmağı ile sınırlı kalmaktadır.

Bu verilerden yola çıkarak,  2.binyilin son yüzyılları içinde bir  yandan,  büyük çaplı olarak  Kuzeybatı İran,  öte  yandan da, daha  küçük  çaplı  olmak  üzere  Doğu  Anadolu’yu  etkisi  altına alan Hint-Avrupa kökenli bir göç hareketinin  varlığı  kabul edilebilir. İşte Asur kralı I. Tuku1ti-apil-Eşarra’nın MÖ 12. Yüzyılın ortalarından beri Alzi’de oturduklarinı bildirdiği Muşkiler’in de Elaziğ yöresine bu göçler sirasında, ayrı bir kol halinde kuzeyden indikleri düşünülebilir. Çünkü yukarıda da değinmiş olduğumuz gibi bir devlet olarak tarih sahnesine çıkışları MÖ 8. yüzyılın başlarından daha öteye gidemeyen Frigleri, MÖ12. yüzyılda Elazığ, MÖ 9. yüzyılın başlarında da Yukarı Dicle bölgesinde karşımıza çıkan Muşkilerle eşit gösterebilecek inandırıcı hiçbir kanıta sahip degiliz. Buna  karşı1ık,  Asur belgelerine göre MÖ 8. yüzyılın ikinci yarısında batıda Tabal ülkesi civarı ve Que bölgesinin kuzeyinde ortaya çıkan Mita önderliğindeki Muşkiler’i, bir yandan Urartu, öte yandan da Assur baskısıyla batiya doğru göç etmiş ve bu yeni yöre kültürünü özümsemiş bir grup Doğu Muşkili olarak benimsemek akla daha yatkın görünmektedir.

SEVİN, V.  1998, ‘‘Elazığ Yöresi Erken Demir Çağı Muşkiler Sorunu’’, s.51-65 , makalesinden alınmıştır.

Banner
Related Articles

Suudi Arabistan’da İslam öncesine ait yazıt ve boğa başı keşfedildi

18 Şubat 2023

18 Şubat 2023

Suudi arkeologlar, Necran bölgesindeki Al Ukhdud kazı alanında İslam öncesine ait yazıt ve bronz boğa başı keşfettiler. Keşfi, Suudi Arabistan...

Ölü Deniz Mağarasında Bulunan 1.900 Yıllık Aramice Yazıt, Bar Kochba İsyanı’nın Kaderini Ortaya Çıkarabilir

12 Ağustos 2025

12 Ağustos 2025

İsrail’in Ein Gedi Milli Parkı yakınlarındaki uzak bir mağaranın derinliklerinde, arkeologlar yaklaşık 1.900 yıl önce oyulmuş nadir bir Aramice yazıt...

İzmir Büyükşehir Belediyesi Yeşilova ve Yassıtepe höyük temalı otobüsü sefere çıkardı

31 Mart 2022

31 Mart 2022

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 8 bin 500 yıllık geçmişe sahip Yeşilova ve Yassıtepe höyüklerinin tanıtımı için çalışmaya devam ediyor. İzmir Büyükşehir...

Bin 700 Yıllık Lahidin Soyulmasını Lanet Bile Engelleyememiş

15 Şubat 2021

15 Şubat 2021

Antik dönemlerde bazı lahit sahipleri ebedi huzurların bozulmaması ve lahitlerinin soyulmaması için lanetleme yoluna gitmiştir. Çoğunlukla zengin ve üst sınıf...

Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde “Dionysos Kült Yeri”ni yansıtan bir aslan mozaiği bulundu

16 Kasım 2023

16 Kasım 2023

Düzce’de bulunan Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde ‘Dionysos Kült Yeri’ni tasvir eden bir mozaik bulundu. Prusias ad Hypium antik kentin...

Zeugma Antik Kenti Metaverse de gezilebilecek

6 Mart 2022

6 Mart 2022

Büyük İskender’in generallerinden I. Selevkos Nikator’un MÖ 300 yıllarında kurduğu ve muhteşem mozaikleri ile dikkatleri çeken Zeugma Antik Kenti metaverse...

Ertuğrul Fırkateyni Kazısı Koordinatörü Dr. Berta Lledo Turanlı yaşamını yitirdi

27 Temmuz 2021

27 Temmuz 2021

Türkiye’de su altı arkeolojisi üzerine çalışmaları ile tanınan İspanyol Arkeolog Dr. Berta Lledo Turanlı yaşamını yitirdi. II. Abdülhamit döneminde Japonya’ya...

İngiltere’nin en önemli Roma yollarından birinin bir bölümü güneydoğu Londra’daki Old Kent Yolu’nun altında ortaya çıkarıldı

15 Kasım 2024

15 Kasım 2024

Arkeologlar, güneydoğu Londra’daki Old Kent Yolu’nun altında, Roma döneminde inşa edilen en önemli yollardan birinin parçası olan bir Roma yolu...

Yeni araştırmalar, bugün yaşayan birçok hayvan türünün atalarının Çin’de bir deltada yaşamış olabileceğini öne sürüyor.

20 Nisan 2022

20 Nisan 2022

Yeni araştırmalar, bugün yaşayan birçok hayvan türünün atalarının Çin’de bir deltada yaşamış olabileceğini öne sürüyor. Araştırmacılar, Çin’in dağlık Yunnan eyaletindeki...

Göbeklitepe Sadece Tapınak Değildi

22 Kasım 2020

22 Kasım 2020

Avcı-toplayıcı kültür sonrası ilk yerleşim yeri uzun yıllar Çatalhöyük yerleşimi kabul edildi. Fakat, 1995 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden arkeolog Klaus...

İskoçya’da Bir Gölün Altında 5.000 Yıllık Ahşap Ada Platformu Keşfedildi

8 Mayıs 2026

8 Mayıs 2026

İskoçya’nın Outer Hebrides takımadalarında yer alan Loch Bhorgastail crannogu, taş yüzeyinin altında saklı 5.000 yıldan eski bir ahşap ada platformu...

İtalya’da imparator Augustus’a ait olduğu düşünülen bir villanın kalıntılarına rastlandı

20 Nisan 2024

20 Nisan 2024

Güney İtalya’nın volkanik kül kaplı bir bölgesinde yapılan kazılar, 2.000 yıllık bir binanın kalıntılarını ortaya çıkardı. Kazı ekibi, yapının imparator...

İngiltere’de 4000 yıllık veba DNA’sı bulundu

30 Mayıs 2023

30 Mayıs 2023

İngiltere’de iki toplu mezarda ele geçen 34 iskelet üzerinde yapılan araştırmalarda 4000 yıllık veba DNA’sı keşfedildi. Keşif, İngiltere’deki vebanın bugüne...

Kudüs Tepeleri’nde Roma dönemi nekromansi kanıtları; yağ lambaları, mızrak uçları ve kafatasları

14 Temmuz 2023

14 Temmuz 2023

Kudüs Tepeleri’ndeki Te’omim Mağarası, bir zamanlar insanların gelecek hakkında bilgi edinme umuduyla ölülerle iletişim kurduğu yer olarak hizmet etmiş olabilir....

Hitit İmparatorluğu’nun Çivi Yazılı Tabletleri Dijital Dünyada Yeniden Doğuyor: TLHdig 0.2 Yayınlandı

26 Mart 2025

26 Mart 2025

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Boğazköy-Hattuşa’da keşfedilen ve MÖ 1650-1200 yılları arasında hüküm süren Hitit İmparatorluğu’na ait binlerce çivi...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]