3 June 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Louvre Müzesi’nin Enteresan Tarihi

Paris’te bulunan Louvre Müzesi dünyanın en tanınmış ve büyük müzelerinden biridir. Aynı zamanda Dünyanın en çok ziyaret edilen müzesi olma ünvanına da sahiptir.

Müzenin Paris’te bulunması ve birçok insanın Paris’i ölmeden görmek istemeleri gibi sebeplerde mevcuttur. Bununla birlikte Da Vinci’nin Mona Lisa, Venus de Milo ve Michelangelo’nun Ölen Kölesi dahil olmak üzere insanlığın şimdiye kadar ürettiği en dikkat çekici sanat eserlerinden bazılarıyla doludur. Louvre Müzesi’nde her bir esere sadece 35 saniyenizi bile ayırsanız hepsini görmenizin 3 aydan fazla süreceği söyleniyor.

Fransa’nın ilk kralı Philippe Augustus tarafından inşa edilen 12. yüzyıldan kalma bir kale olan günümüz yapısı, 16. yüzyılda, askeri kayıplardan sarsılan Kral I. Francis’in daha iyi kontrol etmek için şehre daha yakın olması gerektiğine karar vermesiyle ortaya çıkmıştır. Kral I. Francis kalenin büyük bir kısmını ykarak, 1546’da kendisi için bir saray inşa etti.O zamandan beri, Louvre krallar için bir konut (ve hapishane), işgalciler tarafından işgal edilen terk edilmiş, çürümüş bir mülk, çalıntı mallar için bir depo ve tabii ki bir müzedir.

Dört yüzyıldır ayakta duran bu yapının tarihi hiçde sıradan değildir. En enteresan olanları sizler için derledik.

Sanatçı Sığınağı

Kral Henry IV

Henry IV (1589) tahta çıktığında paris dinsel bir savaştan çıkmış ve bütün parlaklığını yitirmişti. Pratik bir kral olan Henry IV tahtı sahiplenmek ve çatışmalara son vermek için Katolikliğe dönüş yapmıştı. Hedefi Paris’i eski ihtişamına geri döndürmekti.

Kral Paris’i bedava güzelleştirmek adına sanatçılara Louvre’de bedava konuklama sundu. O dönem Paris’te sanatçıların iyi kazanması söz konusu bile değildi. Paris’i güzelleştirmek karşılığında ücretsiz kalacak yer sahibi olmak oldukça iyi bir anlaşmaydı.

Bu o kadar iyi çalıştı ki, halk arasında Güneş Kral olarak bilinen Henry’nin torunu Louis XIV, uygulamaya devam etti.

Louvre Bir Kraliyet Hapishanesiydi

Kraliçe Marie Antoinette

Louis XIV sarayını Versailles’a taşıdıktan ve Louvre’u çürümeye terk ettikten sonra, hiçbir kral 100 yıldan fazla bir süre orada evini yapmadı. Louis XVI, 1791’de Louvre’a geri döndüğünde, Kral Louis tutuklandı.

Kral ve karısı Marie Antoinette kendilerini devrimin ortasında buldular. Kötü yönetimleri yüzünden halkla bağlantılarını kaybetmişlerdi.

Tuilleries Sarayı’nda (o zamanlar Louvre kompleksinin bir parçası) bir yıldan fazla bir süre kilit altında tutuldular.

Devrimci hükümet başlangıçta bir krala kaba davranmakta tereddüt etti, ancak Louis’in gücünü yeniden kazanmak için Avusturya’dan yardım almaya çalıştığı anlaşıldığında, ihanetten yargılandı, suçlu bulundu ve Ocak 1793’te başı kesildi.

Naziler Louvre’u Çalıntı Eşya Deposu Olarak Kullandılar

Naziler Louvre’u Çalıntı Eşya Deposu Olarak Kullandılar

Fransa neredeyse 2 gecede almanlar tarafından fethedildi. Kukla bir hükümetle birlikte savaşı işgal altında geçirdi.

Her şey olabildiğince yanlış bir şekilde ilerlerken Fransızlar bir şeyi gerçekten doğru yaptılar. Bir Alman istilası açıkça yaklaştığında Louvre’u temizlediler ve paha biçilmez sanat koleksiyonunu sakladılar. 25 Ağustos 1939’da Louvre onarım için üç günlüğüne kapatıldı, ancak hiçbir onarım yapılmadı. Bunun yerine, yüzlerce kendini işine adamış personel ve gönüllü, müzedeki hemen hemen her önemli sanat eserini ve heykeli toplamak ve onları saklanmak için ülkenin dört bir yanındaki uzak kalelere götüren 200’den fazla araçtan oluşan bir filoya yerleştirmek için günün her saati çalıştı.

Naziler Louvre geldiklerinde geride pek bir şey kalmamıştı. Onlarda, Başta Yahudi aileler olmak üzere zengin Fransız ailelerinden çalınan sanatı geçici olarak saklamak için kullandılar. Birkaç yıl boyunca Louvre, esasen, çoğu Almanya’daki seçkin Nazi evlerine giden çalıntı mallar için bir depoydu. Neyse ki, bir casus neyin nereye gönderildiğini takip etmeyi başardı ve sanat eserlerinin çoğu sonunda hak sahiplerine iade edildi.

Tarihteki En Garip Sanat Soygunu Louvre’da Gerçekleşti

Mona Lisa

Sanat soygunu denildiğinde hepimizin aklına filmlerdeki gibi çok profesyonel hırsızlar geliyor. Aylarca çalınacak eser için tatbikat yapan hırsızlar. Ama buradaki hırsızlık olayı bu kadar şaşalı değil yine de hırsızımız Mona Lisa’yı 2 yıl elinde tutabilmiş. Evet yanlış okumadınız ünlü Mona Lisa tablosu çalınmış müzeden.

1911’de gerçekleşen olayda müzenin eski bir çalışanı olan Vincenzo Peruggia, müzeye gelip biraz gezindikten sonra bir dolaba saklanıp sabahta bir şey olmamış gibi müze üniformasını giymiştir. O zamanlar tablo duvarda asılı durmaktaymış. Bir merdiven boşluğunda tabloyu çerçevesinden çıkarmış, hatta merdiven altındaki kapıyı açamadığı için çalışanlardan biri kendisine yardım bile etmiştir.

Mona Lisa’nın bir günden fazla kayıp olduğunu kimse fark etmedi. Ve iki yıl boyunca, Peruggia tabloyu dairesinde tutarken akşamlarını ona bakarak geçirirken, yapılan soruşturmalar sonuç vermedi.

1913’te Mona Lisa’nın satışını düzenlemeye çalışırken nihayet yakalandı. Peruggia hırsızlıktan suçlu bulundu ve anavatanı İtalya’da bir tür kahraman olarak görüldüğü için sadece yedi ay hapis yattı.

Bir Mezarın Tamamı Louvre Müzesine Taşındı

Philippe Pot Anıtı Kaynak: Wikipedia

1899’da Philippe Pot’un inanılmaz derecede ürkütücü mezarı müzeye kuruldu. Philippe Pot, Burgundy Düküdür. Bir kireçtaşı levha üzerinde şövalye miğferi, tuniği ve kaskı ile yatmaktadır. Vücudunu taşıyan 8 yas tutan gerçek boyutlarıyla yapılmışlardır.

Anıt Burundi tarzının son mezarı olmasına rağmen en azından şimdiye kadar bilinen son mezar, sonraki mezar yapılarını da etkilemiştir.

Mezar Fransız Devrimi sırasında satılmıştır. Louvre müzesi daha sonra anıtı tekrar satın alma yoluyla koleksiyonuna eklemiştir.

Fransa Savaşla Birlikte Rosetta Taşını da Kaybetti

Rosetta Taşı, Londra British Museum’da sergileniyor.

Louvre kuşkusuz bugüne kadar üretilmiş en güzel sanat eserlerini sergiliyor. Bu eserlerin bir çoğunu da Napolyon komutanlığında Fransız ordusunun yağmalaması sonucu elde etmişti. Napolyon iktidardan düştüğü zaman bu eserlerin bir kısmı gerçek sahiplerine iade edildi.

Tarihin neredeyse en önemli parçası olan Rosetta Taşı, Louvre mirasının da bir parçasıydı. Rosetta taşı sayesinde mısır Hiyerogliflerini anlamak mümkün oldu. 1799 yılında Napolyon güçleri tarafından Mısır’da keşfedilen Rosetta taşı 3 dilde yazılmıştı. Bu yazılar Demotik, Hiyeroglif ve antik Yunanca’dır.1822 yılında, Jean Francois champollion tarafından çözümlenmiştir.

Fransızlar 1801’de İngilizler tarafından mağlup edildiğinde, antlaşma Fransız ordusunun Mısır’da elde ettiği tüm ganimetlerin İngilizlere devredilmesi gerektiğini ve buna ünlü Rosetta Taşı’nın da dahil olacağını belirtiyordu. Fransızlar hile yapmaya çalıştı: Taşı Kahire’den İskenderiye’ye taşıdılar ve çeşitli argümanlar ortaya atarken geciktirmeye çalıştılar. Ancak İngilizler kararlıydı ve taş teslim edildi. Londra British Museum’da sergilenmeye devam ediyor.

Banner
Benzer Yazılar

Bir Battaniye Yapmak İçin Kaç Hindi Tüyü Gerekir?

30 Kasım 2020

30 Kasım 2020

Atalarımızın bizim kadar şanslı olmadıkları dönemlerde kendilerini sıcak tutabilmek için alternatif bir çok şeye ihtiyaçları vardı. Bu alternatiflerden bazıları da...

Lublin kırsalında şaşırtıcı bir keşif! Mısır ve Roma tanrılarının antik figürinleri bulundu

8 Mayıs 2023

8 Mayıs 2023

Mısır tanrısı Osiris’i tasvir eden iki antik figürin ve Roma tanrısı Bacchus’un bir büstü, Polonya’nın Lublin kentinin Opole bölgesinde bulundu....

Darwin’in Ünlü Hayat Ağacı Taslağıda Dahil Olmak Üzere İki Defteri Kayıp

25 Kasım 2020

25 Kasım 2020

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi, bir hırsız tarafından Charles Darwin’in ikonik 1837 “Hayat Ağacı” taslağını içeren iki not defterinin çalınmış olabileceğini...

“Trumpington Haçı” ile gömülmüş 7. yüzyıl Anglo-Sakson genç bir kızın yüzü yeniden canlandırdı

21 Haziran 2023

21 Haziran 2023

İngiltere yakınlarındaki dikkat çekici bir arkeolojik keşifte, “Trumpington Haçı” olarak bilinen nadir bir altın garnet haçı ile gömülmüş 7. yüzyıldan...

Efes’ten Gelen Ustanın Elleriyle Yükselen Stratonikeia Kütüphanesi Yeniden Ortaya Çıkarılıyor

24 Haziran 2025

24 Haziran 2025

Muğla’nın Yatağan ilçesinde, yüzyıllardır suskunluğa bürünen bir bilgi mabedi, arkeolojik kazılar sayesinde yeniden ortaya çıkarılıyor. “Gladyatörler Şehri” olarak bilinen Stratonikeia...

3 Bin 500 Yıllık Hitit Kenti Büklükale Kazılarında Yeni Binaların Çıkarılması Hedefleniyor

1 Haziran 2022

1 Haziran 2022

Büklükale, Hitit İmparatorluğu’nun en önemli yerleşim alanlarından biri olarak dikkat çekiyor. Her yıl Mayıs ve Haziran aylarında devam eden Büklükale...

Prof. Dr. Mehmet Ölmez, İlteriş Kutluğ Kağan adına dikilen taş üzerindeki yazıtı değerlendirdi

24 Ağustos 2022

24 Ağustos 2022

Moğolistan’da II. Göktürk Kağanlığı’nın kurucusu İlteriş Kutluğ Kağan adına dikilen dikili taş üzerinde Eski Türkçe ve Soğdça yazıt bulunduğu Türk...

Beyrut Baalbek Pazarında Roma Mozaiği Bulundu

31 Aralık 2020

31 Aralık 2020

Beyrut’un kuzeydoğusunda ki Baalbek’te bir pazarı kazan işçiler MÖ 60 ile MS 300 yılları arasındaki Roma işgaline tarihlenen bir mozaik...

Arkeologlar, 7000 yıllık pamuk kalıntılarına ulaştılar

18 Aralık 2022

18 Aralık 2022

İnsan için giyinme, yeme, içme, barınma kadar önemli bir ihtiyaçtır. Yerleşik düzene geçen insan, giyim ihtiyacını karşılamak için hayvanların deri...

Urartu Kralı II. Rusa Döneminde Yapılan Sarayın Fil Ayakları Çıkarılacak

15 Ekim 2021

15 Ekim 2021

M. Ö. 685-645 yılları arasında hüküm süren Urartu Kralı II. Rusa tarafından inşa edilen sarayın fil ayaklarının çıkarılması için çalışmalar...

Obsidyen taşlarının analizi Minos Uygarlığı’nın yıkılış düşüncelerine farklı boyut kazandırıyor

25 Ağustos 2022

25 Ağustos 2022

Tunç Çağı döneminde Girit Adası’nda yüksek medeniyet kuran Minos Uygarlığı’nın yıkılıp Miken Uygarlığına evrilme süreci üzerine kurulan teorileri sarsacak yeni...

Karaköy Sen Piyer Han Bakıma Alınıyor

8 Temmuz 2021

8 Temmuz 2021

İstanbul’un güzide mimari yapılarından Karaköy Sen Piyer Han İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bakıma alınıyor. Karaköy semtinde yer alan İstanbul’un ünlü...

Aydıntepe Yer Altı Şehri Kazıları Devam Ediyor

15 Mart 2021

15 Mart 2021

Bayburt’ta 1996 yılında bulunan Altıntepe yer altı şehri kazıları devam ediyor. Altıntepe ilçesinde inşaat kazısı sırasında ortaya çıkarılan yer altı...

3 Bin Yıllık Antik Kent Tehlike Altında

2 Ocak 2021

2 Ocak 2021

İzmir’in Aliağa ilçesi’nde yapılması planlanan liman için 3 bin yıllık antik kentin bir kısmı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya…...

Seramik kap üretme yeteneği Avrupa’ya Sibirya ve Hazar Denizi bölgesi üzerinden geldi.

7 Ocak 2023

7 Ocak 2023

Yeni bir çalışma, seramik kap yapma bilgisinin Orta Doğu ve Uzak Doğu’dan değil Sibirya ve Hazar Denizi bölgesi üzerinden Avrupa’ya...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]