Karabük’ün Eskipazar ilçesindeki Hadrianopolis Antik Kenti’nde, yaklaşık 1750 yıllık pitos mezar gün yüzüne çıkarıldı. Büyük bir seramik küp içine yapılan mezarda insan iskeletinin yanı sıra kaplar, kandil, sikke, bıçak ve kemik tokalar bulundu.
Geç Kalkolitik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim gören Hadrianopolis’te kazı ve restorasyon çalışmaları, Karabük Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ersin Çelikbaş başkanlığında sürdürülüyor.
Bölgede ilk örneklerden biri olabilir
Kazı ekibinin ulaştığı mezar, yalnızca içindeki buluntular nedeniyle değil, mezar tipi açısından da dikkat çekici. Antik dönemde büyük depolama kapları olarak kullanılan pitoslar, bazı dönemlerde gömü kabı olarak da kullanılmıştı.
Prof. Dr. Çelikbaş’a göre Hadrianopolis’te bulunan bu örnek, Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde bugüne kadar belgelenmiş ilk pitos mezarlardan biri olabilir.

Çelikbaş, mezarın önemini şu sözlerle anlattı:
“Buluntular bizim için önemli fakat mezarın pitos mezar olması daha önemli çünkü bölgede, özellikle Batı Karadeniz’in iç bölgelerinde bugüne kadar yapılan herhangi bir yüzey araştırmasında ya da kazı çalışmasında pitos mezara rastlanmamıştı. Dolayısıyla bu pitos mezar bir ilk olarak da görülebilir.”
Probus sikkesi mezarın tarihini gösterdi
Mezarın içinde bulunan sikke, gömünün tarihine ilişkin önemli bir ipucu verdi. Sikkenin Roma İmparatoru Probus’a ait olduğu belirlendi. Probus, MS 276 ile 282 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nu yönetmişti.
Bu buluntu, mezarın MS 3. yüzyılın sonlarına doğru yapılmış olabileceğini gösteriyor. Böylece Hadrianopolis ve çevresindeki Roma dönemi ölü gömme gelenekleri için daha net bir tarih aralığı elde edildi.
Çelikbaş, bu noktaya özellikle dikkat çekerek, pitos mezarın Hadrianopolis’te ölü kültünün anlaşılması açısından yeni ve önemli bir veri sunduğunu belirtti.

Mezar armağanları arasında Pontic Sigillata kapları var
Pitos mezarda iskeletle birlikte 7 kap, kandil, sikke, bıçak ve 2 kemik toka bulundu. Kapların önemli bir bölümünün Karadeniz dünyasıyla ilişkilendirilen Pontic Sigillata türüne ait olduğu ifade edildi.
Hadrianopolis kazılarında bu seramik türüne farklı alanlarda da rastlanması, kentin Roma dönemindeki bölgesel üretim ve kullanım alışkanlıkları hakkında ek bilgi sağlıyor.
Mezarda bulunan iki kemik toka ise gömülen kişinin kadın olabileceği ihtimalini güçlendirdi. Ancak bu konuda kesin sonucun, iskelet ve buluntular üzerinde yapılacak ayrıntılı incelemelerden sonra netleşmesi bekleniyor.

Prof. Dr. Çelikbaş, eserlerin envanterlik nitelikte olduğunu ve Hadrianopolis’in ölü gömme geleneklerinin anlaşılmasına önemli katkı sağlayacağını söyledi.
Hadrianopolis daha çok Roma ve Erken Bizans dönemine ait yapıları, mozaikleri ve dini mimarisiyle biliniyor. Yeni bulunan pitos mezar ise kentin anıtsal kalıntılarından farklı olarak, geç Roma döneminde yaşamış bir bireyin gömü ritüeline dair daha kişisel izler taşıyor.
