27 May 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

6 Bin Yıllık Mezar Tümülüsleri Neden Hep Yükseklerde? Yeni Araştırma Gizemi Çözüyor

Portekiz’in kuzeyinde, İspanya’nın Galiçya bölgesiyle sınır oluşturan dağlık alanda yer alan 6 bin yıllık megalitik mezar tümülüsleri, arkeologların uzun süredir yanıt aradığı bir soruyu yeniden gündeme taşıdı. Yeni bir bilimsel çalışma, bu yapıların rastgele yerleştirilmediğini, aksine son derece bilinçli tercihlerle yüksek noktalara kurulduğunu ortaya koyuyor.

Serra do Laboreiro adı verilen bu engebeli coğrafya, yüzlerce taş yığma mezar yapısına ev sahipliği yapıyor. 700 ila 1.300 metre rakım arasında uzanan bu alan, tarih öncesi toplulukların çevreyle kurduğu ilişkiyi anlamak için adeta doğal bir laboratuvar niteliğinde.

Kazmadan Anlaşılmaya Çalışıldı

Araştırmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, klasik kazı yöntemlerinden farklı bir yaklaşım benimsemesi. Bilim insanları, tümülüslerin içini incelemek yerine çevreyle olan ilişkisini analiz etti. Bu yöntem, arkeolojide “peyzaj arkeolojisi” olarak biliniyor.

Çalışmada, yoğun bitki örtüsünün altındaki yüzey detaylarını ortaya çıkarabilen LiDAR teknolojisi kullanıldı. Böylece daha önce kaydedilmiş noktalar yeniden değerlendirildi.

İlk etapta 269 olarak bilinen yapı sayısı, yapılan doğrulamalar sonucunda 178’e düşürüldü. Yanlış kayıtlar ve tekrar eden noktalar ayıklandıktan sonra, analiz için güvenilir bir veri seti oluşturuldu.

Serra do Laboreiro bölgesinin İber Yarımadası içindeki konumunu ve çalışma alanında tespit edilen megalitik anıtların (beyaz noktalar) dağılımını gösteren harita. Kaynak: D. Lima e Silva ve ark., 2026, Journal of Archaeological Science

Tesadüf Değil, Bilinçli Yer Seçimi

Araştırma kapsamında yükseklik, eğim, sırt hatlarına yakınlık, kayalık alanlara mesafe ve ufuk görünümü gibi sekiz farklı coğrafi unsur incelendi. Bu veriler, aynı bölgede rastgele oluşturulan yaklaşık bin noktayla karşılaştırıldı.

Sonuçlar oldukça net: Sekiz değişkenden yedisi istatistiksel olarak anlamlı çıktı. Yani bu yapılar doğaya gelişigüzel bırakılmış değil; bilinçli bir yer seçiminin ürünü.

Tümülüslerin büyük bölümü yüksek noktalarda, sırt hatlarına yakın, kayalık oluşumların çevresinde ve doğal sınırların kesiştiği alanlarda yoğunlaşıyor.

Yükseklik Neden Bu Kadar Önemli?

Araştırmaya göre en belirleyici faktör açık ara yükseklik. Tümülüslerin büyük çoğunluğu, rastgele dağılıma kıyasla belirgin şekilde daha yüksek rakımlarda yer alıyor.

Bu durum, tarih öncesi toplulukların özellikle yüksek alanları tercih ettiğini gösteriyor. Yüksek noktalar hem görünürlük hem de kalıcılık açısından avantaj sağlıyor. Ancak mesele sadece pratik değil; bu tercihlerin sembolik bir anlam taşıdığı da düşünülüyor.

Eğim faktörü de devreye giriyor. Yani her yüksek alan uygun değil; belirli topografik koşulların sağlanması gerekiyor. Bu da yer seçiminin rastlantısal değil, oldukça seçici bir süreç olduğunu ortaya koyuyor.

Ufuk Çizgisi Belirleyici, Ama Görüş Alanı Değil

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri ise “görüş alanı” ile ilgili. Tümülüslerin geniş ufuklara bakan noktalarda yer aldığı görülüyor. Ancak ilginç şekilde, toplam görülebilen alanın büyüklüğü yer seçiminde belirleyici değil.

Bu bulgu, daha önceki “geniş alanı kontrol etme” teorilerini zayıflatıyor.

Bunun yerine, tarih öncesi insanların belirli doğal referans noktalarına yöneldiği düşünülüyor. Sırt hatları, kaya oluşumları ve doğal sınırlar, bu yapıların konumlandırılmasında belirleyici olmuş gibi görünüyor.

Sadece Mezar Değil, Aynı Zamanda İşaret

Ortaya çıkan tablo, bu yapıların yalnızca gömü alanı olmadığını düşündürüyor.

Araştırmacılara göre tümülüsler, aynı zamanda mekânı tanımlayan ve sınırları belirleyen işaretler olarak kullanılmış olabilir. Doğal unsurların üzerine yerleştirilen bu yapılar, coğrafyayı kültürel bir haritaya dönüştürmüş olabilir.

Bu da, tarih öncesi toplulukların çevreyi sadece kullanmadığını, aynı zamanda anlamlandırdığını gösteriyor.

A Mota Grande (A), Outeiro do Ferro Penagache Tümülüsü (B) ve Outeiro do Ferro Penagache M5 (C) örneklerini gösteren görüntü. Kaynak: D. Lima e Silva ve ark., 2026, Journal of Archaeological Science

Zaman İçinde Değişen Bir Peyzaj

Araştırma, tüm bu yapıların aynı dönemde inşa edilmediğini de hatırlatıyor. Tümülüsler binlerce yıllık bir zaman dilimine yayılıyor.

Bazı alanlarda yoğun kümelenmeler görülürken, bazı yapılar daha izole noktalarda bulunuyor. Bu farklılık, farklı toplulukların farklı dönemlerde aynı peyzajı yeniden yorumladığını gösteriyor.

Yani bu alan, tek bir planın ürünü değil; uzun süreli bir insan-etkileşim sürecinin sonucu.

Avrupa Genelinde Benzer Bir Eğilim

Serra do Laboreiro’daki bu düzen, Avrupa genelinde gözlenen daha geniş bir eğilimin parçası.

İber Yarımadası’ndan Fransa’nın batısına kadar birçok bölgede, megalitik yapıların benzer şekilde belirli coğrafi özellikler etrafında kümelendiği biliniyor. Bu yapılar, zamanla sadece mezar değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın mekânsal karşılığına dönüşmüş durumda.

Sonuç: Peyzaj Bilinçli Şekillendirilmiş

Araştırmanın en net sonucu şu: Bu yapılar tesadüfen yerleştirilmedi.

Tarih öncesi topluluklar, yaşadıkları çevreyi dikkatle analiz etmiş, belirli noktaları seçmiş ve bu alanları anlam yükleyerek kalıcı hale getirmiş.

Bugün hâlâ dağ siluetine karşı yükselen bu taş yığınları, sadece geçmişin kalıntıları değil; aynı zamanda insanların binlerce yıl önce doğayı nasıl okuduğunu gösteren güçlü birer işaret.

Lima e Silva, D., Carrero-Pazos, M., Lara-Piñera, F., Fonte, J., & Vilas-Estévez, B. (2026). Spatial insights of the tumular phenomenon in Serra do Laboreiro region (NW Iberian Peninsula). Journal of Archaeological Science: Reports, 72, 105730. https://doi.org/10.1016/j.jasrep.2026.105730

Kapak fotoğrafı: Anta Grande da Comenda da Igreja. Prehistoric Portugal

Banner
Benzer Yazılar

Karkamış Antik Kenti kazıları Geç Hitit Dönemine Işık Tutuyor

6 Mayıs 2022

6 Mayıs 2022

Türkiye Suriye sınırında yer alan Karkamış Antik Kenti’nde devam eden kazılar Tunç Çağı özellikle de Geç Hitit Dönemine ait bulgular...

Kopya olduğu düşünülen kılıcın 3000 yıllık Tunç Çağı kılıcı olduğu ortaya çıktı

23 Ocak 2023

23 Ocak 2023

Chicago Field Müzesi’nde daha önce bir kopya olduğu düşünülen bir kılıcın, MÖ 1080 ila 900 yılları arasında tarihlenen 3000 yıllık...

Hristiyanlık Öncesi İskandinav Dinine Yeni Yorum

26 Şubat 2021

26 Şubat 2021

Hristiyanlıktan önceki İskandinav dini hakkında yapılan araştırmalar İskandinav dininde düşünülenden çok fazla çeşitlilik olduğunu gösterdi. Stockholm Üniversitesinin yaptığı 10 yıllık...

Bulunan İskelet Vezüv’den Kaçanları Kurtarmaya Çalışan Subaya Ait Olabilir

11 Mayıs 2021

11 Mayıs 2021

2.000 yıl önce patlayan Vezüv Yanardağı birçok insanın ölümüne yol açmıştı. Patlamanın şiddeti ve Vezüv’ün çıkardığı lav ve küf bulutu...

Diyarbakır Surları’nın iki burcunun restorasyonu tamamlandı

19 Ocak 2023

19 Ocak 2023

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından “Surlar’da Diriliş” mottosuyla başlatılan çalışmalarda Dağkapı 1 ve 2 nolu burçların restorasyonu tamamlandı. UNESCO Dünya Kültür...

İpek Yolu Üzerindeki Kuva’da 1.300 Yıllık Antik Şehir Surları Keşfedildi

11 Ocak 2026

11 Ocak 2026

Özbekistan’ın doğusunda yürütülen arkeolojik kazılarda, Kuva antik kentinin surlarının yaklaşık 1.300 yıl boyunca kesintisiz kullanıldığını ortaya koyan önemli bulgulara ulaşıldı....

Runik Yazıtlı Hz. İsa’nın Sözleri Olan Tahta Parçası Bulundu

30 Aralık 2021

30 Aralık 2021

Norveç’te arkeologlar Oslo’da Medieval Park’ta runik yazıtlı üzerinde Hz.İsa’nın sözleri olarak bilinen tahta parçası buldu. Buluntu yerinde ayrıca yine runik...

Misis Antik Kenti kazı çalışmaları için hizmet protokolü imzalandı

6 Aralık 2023

6 Aralık 2023

Tarihi İpek yolu üzerinde yer alan Misis Antik Kenti kazı çalışmaları için destek protokolü imzalandı. İmzalar, Kültür Varlıkları ve Müzeler...

Karadağ’ın zirvesinde Urartulara ait kale kalıntısına ulaşıldı

2 Temmuz 2022

2 Temmuz 2022

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığındaki kazı ekibi Urartulara ait en...

HS2 arkeologları nadir bulunan Roma ahşap figürün ortaya çıkardı

13 Ocak 2022

13 Ocak 2022

İngiltere’de hızlı tren HS2 projesi kapsamında yapılan arkeolojik çalışmalar sırasında erken Roma döneminden kalma nadir bir ahşap oyma figürün keşfedildi....

Gazze Şeridi’nde bir çiftçi 4.500 yıllık Kenan tanrıça heykeli buldu

25 Nisan 2022

25 Nisan 2022

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Khan Yunus şehrinde bir çiftçi, arazisinde çalışırken 4.500 yıllık Kenan tanrıça heykeli buldu. Turizm ve Eski Eserler...

İstanbul’un Fethi İlk Defa Fatih Sultan Mehmed Han-ı Gazi İhtifâli Olarak Kutlandı

29 Mayıs 2021

29 Mayıs 2021

Dünya tarihine bir çağ kapatıp bir çağ açan olarak geçen İstanbul’un fethi her yıl 29 Mayıs tarihinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor....

İngiltere’de 6. yüzyıldan kalma bir Anglo-Sakson mezarında domuz yağı içeren antik Roma kadehi keşfedildi

11 Aralık 2024

11 Aralık 2024

2018 yılında Lincolnshire’daki Scremby’de yapılan kazılarda, 6. yüzyıla ait bir kadın mezarında emaye kaplı bir bakır alaşımlı chalice (kupa) bulundu....

Kültepe Kazıları Suriye’de Bilinmeyen Bazı Olayları Çözebilecek

26 Mayıs 2021

26 Mayıs 2021

Anadolu’nun yazılı tarihini başlatan Kültepe kazıları Haziran ayında başlıyor. Kültepe kazı başkanı Prof. Dr. Fikri Kulaklıoğlu, Haziran ayında başlayacak ve...

Umman’da 4 Bin Yıllık Taş Oyun Tahtası Bulundu

10 Ocak 2022

10 Ocak 2022

Arkeologlar, Umman’daki Ayn Bani Saidah köyü yakınlarında yer alan Tunç Çağı ve Demir Çağı yerleşim kazılarında 4 bin yıllık taş...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]