11 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

6 Bin Yıllık Mezar Tümülüsleri Neden Hep Yükseklerde? Yeni Araştırma Gizemi Çözüyor

Portekiz’in kuzeyinde, İspanya’nın Galiçya bölgesiyle sınır oluşturan dağlık alanda yer alan 6 bin yıllık megalitik mezar tümülüsleri, arkeologların uzun süredir yanıt aradığı bir soruyu yeniden gündeme taşıdı. Yeni bir bilimsel çalışma, bu yapıların rastgele yerleştirilmediğini, aksine son derece bilinçli tercihlerle yüksek noktalara kurulduğunu ortaya koyuyor.

Serra do Laboreiro adı verilen bu engebeli coğrafya, yüzlerce taş yığma mezar yapısına ev sahipliği yapıyor. 700 ila 1.300 metre rakım arasında uzanan bu alan, tarih öncesi toplulukların çevreyle kurduğu ilişkiyi anlamak için adeta doğal bir laboratuvar niteliğinde.

Kazmadan Anlaşılmaya Çalışıldı

Araştırmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, klasik kazı yöntemlerinden farklı bir yaklaşım benimsemesi. Bilim insanları, tümülüslerin içini incelemek yerine çevreyle olan ilişkisini analiz etti. Bu yöntem, arkeolojide “peyzaj arkeolojisi” olarak biliniyor.

Çalışmada, yoğun bitki örtüsünün altındaki yüzey detaylarını ortaya çıkarabilen LiDAR teknolojisi kullanıldı. Böylece daha önce kaydedilmiş noktalar yeniden değerlendirildi.

İlk etapta 269 olarak bilinen yapı sayısı, yapılan doğrulamalar sonucunda 178’e düşürüldü. Yanlış kayıtlar ve tekrar eden noktalar ayıklandıktan sonra, analiz için güvenilir bir veri seti oluşturuldu.

Serra do Laboreiro bölgesinin İber Yarımadası içindeki konumunu ve çalışma alanında tespit edilen megalitik anıtların (beyaz noktalar) dağılımını gösteren harita. Kaynak: D. Lima e Silva ve ark., 2026, Journal of Archaeological Science

Tesadüf Değil, Bilinçli Yer Seçimi

Araştırma kapsamında yükseklik, eğim, sırt hatlarına yakınlık, kayalık alanlara mesafe ve ufuk görünümü gibi sekiz farklı coğrafi unsur incelendi. Bu veriler, aynı bölgede rastgele oluşturulan yaklaşık bin noktayla karşılaştırıldı.

Sonuçlar oldukça net: Sekiz değişkenden yedisi istatistiksel olarak anlamlı çıktı. Yani bu yapılar doğaya gelişigüzel bırakılmış değil; bilinçli bir yer seçiminin ürünü.

Tümülüslerin büyük bölümü yüksek noktalarda, sırt hatlarına yakın, kayalık oluşumların çevresinde ve doğal sınırların kesiştiği alanlarda yoğunlaşıyor.

Yükseklik Neden Bu Kadar Önemli?

Araştırmaya göre en belirleyici faktör açık ara yükseklik. Tümülüslerin büyük çoğunluğu, rastgele dağılıma kıyasla belirgin şekilde daha yüksek rakımlarda yer alıyor.

Bu durum, tarih öncesi toplulukların özellikle yüksek alanları tercih ettiğini gösteriyor. Yüksek noktalar hem görünürlük hem de kalıcılık açısından avantaj sağlıyor. Ancak mesele sadece pratik değil; bu tercihlerin sembolik bir anlam taşıdığı da düşünülüyor.

Eğim faktörü de devreye giriyor. Yani her yüksek alan uygun değil; belirli topografik koşulların sağlanması gerekiyor. Bu da yer seçiminin rastlantısal değil, oldukça seçici bir süreç olduğunu ortaya koyuyor.

Ufuk Çizgisi Belirleyici, Ama Görüş Alanı Değil

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri ise “görüş alanı” ile ilgili. Tümülüslerin geniş ufuklara bakan noktalarda yer aldığı görülüyor. Ancak ilginç şekilde, toplam görülebilen alanın büyüklüğü yer seçiminde belirleyici değil.

Bu bulgu, daha önceki “geniş alanı kontrol etme” teorilerini zayıflatıyor.

Bunun yerine, tarih öncesi insanların belirli doğal referans noktalarına yöneldiği düşünülüyor. Sırt hatları, kaya oluşumları ve doğal sınırlar, bu yapıların konumlandırılmasında belirleyici olmuş gibi görünüyor.

Sadece Mezar Değil, Aynı Zamanda İşaret

Ortaya çıkan tablo, bu yapıların yalnızca gömü alanı olmadığını düşündürüyor.

Araştırmacılara göre tümülüsler, aynı zamanda mekânı tanımlayan ve sınırları belirleyen işaretler olarak kullanılmış olabilir. Doğal unsurların üzerine yerleştirilen bu yapılar, coğrafyayı kültürel bir haritaya dönüştürmüş olabilir.

Bu da, tarih öncesi toplulukların çevreyi sadece kullanmadığını, aynı zamanda anlamlandırdığını gösteriyor.

A Mota Grande (A), Outeiro do Ferro Penagache Tümülüsü (B) ve Outeiro do Ferro Penagache M5 (C) örneklerini gösteren görüntü. Kaynak: D. Lima e Silva ve ark., 2026, Journal of Archaeological Science

Zaman İçinde Değişen Bir Peyzaj

Araştırma, tüm bu yapıların aynı dönemde inşa edilmediğini de hatırlatıyor. Tümülüsler binlerce yıllık bir zaman dilimine yayılıyor.

Bazı alanlarda yoğun kümelenmeler görülürken, bazı yapılar daha izole noktalarda bulunuyor. Bu farklılık, farklı toplulukların farklı dönemlerde aynı peyzajı yeniden yorumladığını gösteriyor.

Yani bu alan, tek bir planın ürünü değil; uzun süreli bir insan-etkileşim sürecinin sonucu.

Avrupa Genelinde Benzer Bir Eğilim

Serra do Laboreiro’daki bu düzen, Avrupa genelinde gözlenen daha geniş bir eğilimin parçası.

İber Yarımadası’ndan Fransa’nın batısına kadar birçok bölgede, megalitik yapıların benzer şekilde belirli coğrafi özellikler etrafında kümelendiği biliniyor. Bu yapılar, zamanla sadece mezar değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın mekânsal karşılığına dönüşmüş durumda.

Sonuç: Peyzaj Bilinçli Şekillendirilmiş

Araştırmanın en net sonucu şu: Bu yapılar tesadüfen yerleştirilmedi.

Tarih öncesi topluluklar, yaşadıkları çevreyi dikkatle analiz etmiş, belirli noktaları seçmiş ve bu alanları anlam yükleyerek kalıcı hale getirmiş.

Bugün hâlâ dağ siluetine karşı yükselen bu taş yığınları, sadece geçmişin kalıntıları değil; aynı zamanda insanların binlerce yıl önce doğayı nasıl okuduğunu gösteren güçlü birer işaret.

Lima e Silva, D., Carrero-Pazos, M., Lara-Piñera, F., Fonte, J., & Vilas-Estévez, B. (2026). Spatial insights of the tumular phenomenon in Serra do Laboreiro region (NW Iberian Peninsula). Journal of Archaeological Science: Reports, 72, 105730. https://doi.org/10.1016/j.jasrep.2026.105730

Kapak fotoğrafı: Anta Grande da Comenda da Igreja. Prehistoric Portugal

Banner
Related Articles

Kadı Kalesi-Anaia Höyüğü’nde 1.500 yıllık vaftizhane bulundu

3 Aralık 2021

3 Aralık 2021

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yer alan Kadı Kalesi-Anaia Höyüğü’nde MS 5’nci yüzyılda yapıldığı tahmin edilen vaftizhane ortaya çıkarıldı. Kuşadası Kadı Kalesi...

Anadolu arkeolojisi tarihinde ilk defa Med kültürü eserleri bulundu

17 Ekim 2022

17 Ekim 2022

Anadolu arkeolojisi tarihinde ilk defa Med kültürüne ait eserler ortaya çıkarıldı. Oluz höyük kazı başkanı Prof. Dr. Şevket Dönmez, “Bu...

Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde “Dionysos Kült Yeri”ni yansıtan bir aslan mozaiği bulundu

16 Kasım 2023

16 Kasım 2023

Düzce’de bulunan Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde ‘Dionysos Kült Yeri’ni tasvir eden bir mozaik bulundu. Prusias ad Hypium antik kentin...

İran’da Keşfedilen Elymaean Kaya Kabartması, Herkül–Hidra Mitine Olası Bir Gönderme Sunuyor

22 Aralık 2025

22 Aralık 2025

İran’ın güneybatısında ortaya çıkarılan yeni bir Elymaean kaya kabartması, sıra dışı betimlemesi ve Herkül ile Hidra arasındaki mitolojik mücadeleyi anımsatan...

Antik Dünya’nın en büyük agorasına sahip İtalya’nın Selinunte kentinde yapılan kazılarda “Sonuçlar beklentilerin çok ötesine geçti”

29 Temmuz 2022

29 Temmuz 2022

Yunan döneminin en önemli arkeolojik alanlarından biri olan İtalya’nın Selinunte Antik Kenti’nde, 33.000 metrekarelik alana sahip antik dünyanın en büyük...

Lincoln Katedrali’ndeki 10 Nadir Eser Çevrimiçi Yayında

9 Mayıs 2021

9 Mayıs 2021

Lincoln Katedrali’nde  bulunan nadir eserler artık çevrimiçi olarak halkın erişimine açıldı. Çevrimiçi halka açılan Lincoln Katedrali’nin ilk koleksiyonu gümüş koleksiyon...

Horus Yolu’nun Muhafızları: Sina Çölünde Yeni Krallık Dönemi’ne Ait Dev Kale Bulundu

12 Ekim 2025

12 Ekim 2025

Kuzey Sina’da, antik Horus Askerî Yolu üzerinde yürütülen kazılarda Mısır’ın Yeni Krallık Dönemi’ne (MÖ 16.–11. yy) tarihlenen dev bir kale...

9.000 Yıllık Kadın Avcı Cenazesi Tarih Öncesi Kadın Erkek Rollerini Yeniden Sorgulatıyor

5 Kasım 2020

5 Kasım 2020

Antropolojideki geleneksel düşünce, tarih öncesi avcılığın erkeklerin yiyecek toplama işinin de kadınların görevi olduğunu söyler. Yeni yapılan bir araştırma bunun...

Tütün İçmenin 12 Bin Yıl Öncesine Uzandığına Dair Yeni Bulgular

12 Ekim 2021

12 Ekim 2021

Günümüzde en büyük sağlık ve ekonomik sorunlara yol açan tütün kullanımının 12 bin yıl öncesine dayandığına dair yeni bulgular keşfedildi....

Orta Asya’nın İncisi Özbekistan’ın Yetiştirdiği Bilim İnsanları ve Tarihi Güzellikleri

16 Kasım 2020

16 Kasım 2020

Özbekistan tarihine baktığımız da ilk göreceğimiz şey elbette ki aynı kanı taşıyor olmamız. Özbekistan, günümüzdeki yedi bağımsız Türk devletinden biri...

Siloa Yazıtı’nın İsrail’e iadesi mümkün mü?

12 Mart 2022

12 Mart 2022

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Türkiye ziyareti sırasında İbrani tarihinin en önemli yazıtlarından biri olan Siloa Yazıtı’nın İsrail’e iade edilmesini istediği...

Knidos Antik Kenti’nde Emevi dönemine ait kitabeler bulundu

4 Nisan 2022

4 Nisan 2022

2016 yılından bu yana devam eden Knidos Antik Kenti kazılarında MS 685-711 yılları arasında bölgede hakimiyet kuran Emevilere ait kitabeler...

Araştırmacılar, ilk Neandertal ailesine ulaşmayı başardı.

19 Ekim 2022

19 Ekim 2022

Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü‘nden araştırmacılar tarafından yönetilen uluslararası bir ekip, Sibirya’daki uzak bir Neandertal topluluğundan on üç bireyin genomunu...

İzmir Büyükşehir Belediyesi Yeşilova ve Yassıtepe höyük temalı otobüsü sefere çıkardı

31 Mart 2022

31 Mart 2022

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 8 bin 500 yıllık geçmişe sahip Yeşilova ve Yassıtepe höyüklerinin tanıtımı için çalışmaya devam ediyor. İzmir Büyükşehir...

Umman’da 7 Bin Yıllık Sır: Neolitik Topluluklar Köpekbalığı Avlamış

19 Ocak 2026

19 Ocak 2026

Umman’ın bugünkü çöl iç bölgelerinde yaşayan Neolitik toplulukların, yaklaşık 7 bin yıl önce denizlerin en üst yırtıcılarından biri olan köpekbalıklarını...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]