30 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Büyük Piramit, düşündüğümüzden çok daha eski olabilir mi? Yeni erozyon araştırması tartışmayı yeniden alevlendirdi

Arkeolojinin en köklü tartışmalarından biri yeniden alevlendi. Gize’deki Büyük Piramit gerçekten bildiğimiz kadar “genç” mi, yoksa insanlık tarihinin çok daha erken bir dönemine mi uzanıyor?

Ocak 2026’da yayımlanan öncü bir çalışmada İtalyan mühendis Alberto Donini, alışılmışın dışında bir tarihleme yaklaşımı ortaya koydu. Göreceli Erozyon Yöntemi (Relative Erosion Method – REM) adını verdiği bu model, piramidin tabanındaki kireçtaşı yüzeylerde gözlenen aşınma izlerinin, yapının kabul edilen MÖ 2560 tarihinden on binlerce yıl daha eski olabileceğine işaret edebileceğini öne sürüyor.

Bu iddia doğrulanırsa, Antik Mısır kronolojisinde köklü sonuçlar doğurabilir. Ancak yöntem, varsayımlar ve yorumlar şimdiden ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.


Taş Üzerinden Tarih Okumak

Kireçtaşı kayalıkta düzgün erozyon. Kaynak: Donini, A. (2026)

Donini’nin çalışmasının merkezinde REM yer alıyor. Yöntem, aynı taş türünden, aynı çevresel koşullara maruz kalmış ancak farklı sürelerle açıkta kalmış yüzeyler arasındaki erozyon farkını karşılaştırarak yaş tahmini yapmayı amaçlıyor.

Gize’de bu karşılaştırmayı mümkün kılan önemli bir tarihsel ayrıntı var. Büyük Piramit, inşa edildiği dönemde pürüzsüz kireçtaşı kaplama bloklarıyla örtülüydü. Tarihsel kaynaklara göre bu kaplama taşları, özellikle 1303 yılındaki büyük Kahire depremi sonrasında ve Memlük döneminde sistemli biçimde sökülerek başka yapılarda kullanıldı.

Sonuç olarak, piramidin tabanındaki bazı kireçtaşı yüzeyler yaklaşık 675 yıldır rüzgâr, nem ve insan temasına açıkken, hemen yanlarındaki yüzeyler yapının ilk inşa edildiği günden bu yana açıkta bulunuyor.

Donini’ye göre, bu iki yüzey arasındaki aşınma farkı zamana çevrilebilir.


On İki Nokta, Çok Farklı Sonuçlar

Çalışmada piramidin tabanı çevresinde on iki ayrı ölçüm noktası incelendi. Bazı noktalarda kimyasal ve fiziksel etkenlerle oluşan küçük çukurlar (pitting erosion), bazı noktalarda ise daha homojen yüzey aşınmaları ölçüldü. Taştan kaybolan hacim veya derinlik tahmin edilerek oranlar çıkarıldı.

Kaplamanın kalan birkaç kireçtaşı bloğuyla birlikte Akhet Khufu’nun tabanı. Kaynak: Donini, A. (2026)

Örneklerden birinde, bir döşeme taşının antik dönemden beri açıkta kalan yüzeyinde derin oyuklar görülürken, yalnızca Orta Çağ’dan bu yana açıkta olan yüzeyde çok daha sınırlı bir aşınma tespit edildi. Bu orana dayalı hesaplama, tek bir nokta için bile 5.700 yıldan fazla bir maruziyet süresine işaret ediyor.

Diğer ölçümler çok daha çarpıcı. Bazı noktalar 20 bin ila 40 bin yıl aralığında değerlere ulaşıyor. Tüm ölçümlerin aritmetik ortalaması alındığında ise sonuç yaklaşık 24.900 yıl önceye, yani MÖ 22.900 civarına denk geliyor.


Kesin Tarih Değil, Olasılık Aralığı

Donini, REM’in kesin bir inşa tarihi verdiğini iddia etmiyor. Yöntemin amacı, yalnızca zamanın büyüklük mertebesini tahmin etmek. Belirsizliği hesaba katmak için temel bir istatistiksel analiz uygulanıyor ve bir olasılık eğrisi oluşturuluyor.

Bu modele göre, Büyük Piramit’in MÖ 9.000 ile MÖ 36.000 yılları arasında inşa edilmiş olma ihtimali yüzde 68,2 olarak hesaplanıyor. En yüksek olasılık ise MÖ 20 binli yıllar çevresinde yoğunlaşıyor.

Araştırmacı, sonuçların öncü nitelikte olduğunu özellikle vurguluyor ve bağımsız ölçümlerle doğrulanması çağrısında bulunuyor.


İklim, İnsan ve Kum Faktörü

Kırmızı işaretler, Akhet Khufu’nun G1 Piramidi üzerinde göreceli erozyon ölçümlerinin yapıldığı noktaları göstermektedir (Google Earth görüntüsü). Kaynak: Donini, A. (2026)

Çalışma, erozyon hızlarını etkileyebilecek birçok değişkeni açıkça kabul ediyor. Antik Mısır’ın ikliminin günümüze kıyasla daha nemli olması, erken dönemlerde aşınmayı hızlandırmış olabilir. Buna karşılık modern hava kirliliği ve asit yağmurları, son yüzyıllardaki erozyonu artırmış olabilir.

İnsan etkisi de önemli bir faktör. Günümüzde piramidin tabanı her gün binlerce ziyaretçi tarafından aşındırılırken, antik çağda bu temas çok daha sınırlıydı. Ayrıca bazı taş yüzeylerin dönemsel olarak kum altında kalmış olması da, erozyonu uzun süreli olarak yavaşlatmış olabilir.

Donini’ye göre tekil ölçümler yanıltıcı olabilir; ancak çok sayıda noktanın ortalamasını almak, hata payını azaltır.


Yerleşik Kronolojiyle Çatışma

REM ile elde edilen tarihler, Mısırbilimin yerleşik çerçevesiyle keskin biçimde çelişiyor. Ana akım görüş, yazılı kaynaklar, işçilik izleri, çevresel buluntular ve organik kalıntıların radyokarbon tarihlemesi sayesinde piramidi Eski Krallık Dördüncü Hanedan dönemine ve Khufu’nun saltanatına yerleştiriyor.

Donini ise bu çelişkiyi farklı bir ihtimalle açıklıyor: Piramit, Khufu’dan çok daha önce inşa edilmiş olabilir ve onun döneminde yalnızca onarılmış ya da yeniden işlevlendirilmiş olabilir. Bu fikir, uzun süredir marjinal yayınlarda yer alsa da, bugüne kadar ana akım arkeoloji tarafından kabul görmedi.

Çalışma henüz büyük bir arkeoloji dergisinde hakem değerlendirmesinden geçmedi. Pek çok uzman, erozyon hızlarının binlerce yıl boyunca doğrusal kabul edilmesinin ciddi metodolojik sorunlar barındırdığı görüşünde.


Tartışma Bitmiş Değil

REM’in arkeoloji için tamamlayıcı bir araç mı yoksa metodolojik bir çıkmaz mı olacağı şimdilik belirsiz. Ancak çalışma, dünyanın en çok araştırılmış yapılarından biri olan Büyük Piramit’in bile hâlâ temel sorular doğurabildiğini bir kez daha gösteriyor.

Şu aşamada piramit, Eski Krallık kronolojisindeki yerini koruyor. Yine de Donini’nin de ifade ettiği gibi, bağımsız doğrulamalar yapılmadan bu iddiaların kaderi belirlenemez. Tartışma, şimdilik kapanmış değil.

Donini, A. (2026). Preliminary report on the absolute dating of the Khufu Pyramid using the Relative Erosion Method (REM). University of Bologna. DOI:10.5281/zenodo.18315238

Cover Image Credit: Public Domain – Wikipedia Commons

Banner
Related Articles

Antarktika Buzulu 9200 Yıl Önce Gerçekleşen Güneş Patlamasının İzlerini Barındırıyor

24 Mart 2022

24 Mart 2022

Son yılların en soğuk ve yağışlı günlerini geçiriyoruz. Mart ayının son haftasında meteoroloji hala bizlere bahar sıcaklığını yaşayacağız müjdesini veremiyor....

Tunç Çağı Çobanlarının Yolculukları Hakkında Yeni Görüş

22 Ekim 2020

22 Ekim 2020

Şu anda güney Rusya’da bulunan Bronz Çağı doğa pastoralistleri, daha önce düşünülenden daha kısa mesafeler kat ettiler. Hint-Avrupa dillerinin bu...

Kuzey Fransa’da 3.000 Yıllık Devasa Yerleşim Yeri Keşfedildi

24 Mart 2025

24 Mart 2025

Arkeologlar Kuzey Fransa’nın Hauts-de-France bölgesinde yaklaşık 3000 yıl öncesine Geç Tunç Çağı ve Erken Demir Çağı’na tarihlenen önemli bir yerleşim...

Shakespeare’in Evinde Günlük Yaşamdan Kalıntılar Sanal Sergide Görülebilecek

15 Aralık 2020

15 Aralık 2020

Shakespeare Birthplace Trust vakfı ile işbirliği içinde Staffordshire Üniversitesi Arkeoloji Merkezi tarafından küratörlüğünü yapılan eserler Shakespeare Searching Bard’ın aile evi New...

Suudi Arabistan çölünde gizemli ve gerçek boyutlu deve oymaları bulundu

4 Ekim 2023

4 Ekim 2023

Arkeologlar, Suudi Arabistan’ın Nafud çölünün güney sınırına yakın bir kayanın üzerinde gerçek boyutlu deve oymaları buldular. Kuzey Arabistan’ın Neolitik dönemi,...

Assos Antik Kenti 500 Gün Boyunca Ziyarete Kapalı

28 Nisan 2021

28 Nisan 2021

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde bulunan Assos Antik Kenti, 500 gün boyunca ziyaretçilere kapalı olacak. Assos’un uzun bir süre kapalı olmasına antik...

Baltık Denizi’nin Derinliklerinde Ortaya Çıkan Taş Devri Mimari Harikası: Avrupa’nın bilinen en büyük Taş Devri yapılarından biri olabilir

13 Şubat 2024

13 Şubat 2024

Baltık Denizi’nin derinliklerinde saklanan Taş Devri’nin mimari harikası, araştırmacılar tarafından keşfedildi. Almanya’nın Mecklenburg Körfezi’nde deniz yüzeyinin 21 metre (69 fit)...

Pandemi Süreci Antik Kent Petra’da ki Eşekleri Aç Bıraktı

15 Kasım 2020

15 Kasım 2020

Covid 19 bütün ülke ekonomilerini zor durumda bırakmaya devam ederken salgından en çok etkilenen sektör kuşkusuz turizm oldu. Ürdün’ün Meşhur...

Gılgamış Rüya Tableti Irak’a Geri Döndü

8 Aralık 2021

8 Aralık 2021

Dünyanın bilinen en eski yazılı edebi ve dini içerikli çivi yazılı Gılgamış Rüya tableti koleksiyonunun kaçırılan parçası Salı günü (07...

Erciyes’in Gölgesinde 2.500 Metrede Olası Bir “Tapınak Şehri”nin Kalıntıları Ortaya Çıktı

1 Haziran 2026

1 Haziran 2026

Kayseri’de Erciyes Dağı’nın kuzeyinde yükselen Lifos Dağı’nda karların erimesi olası bir “Tapınak Şehri”ni yeniden görünür kıldı. Hacılar ilçesi sınırlarındaki 2...

Kral Tutankhamun’un Mumyalanmış Ereksiyon Halindeki Penisi Eski Dini Mücadeleyi Gösterebilir

15 Şubat 2022

15 Şubat 2022

Mısır kralı Tutankhamun, babası tarafından serbest bırakılan bir dini devrime karşı savaşmak için penisinin 90 derecelik bir açıyla mumyalanması da...

İzmir Arkeolojisi Müzesi’nde 2 bin yıllık Tanrı Hermes ve Herme heykelcikleri ilk kez sergileniyor

7 Aralık 2022

7 Aralık 2022

İzmir Arkeoloji Müzesi, “12 Ay 12 Sergi” projesi kapsamında müze envanterine kayıtlı olup şimdiye kadar sergilenmemiş 2 bin yıllık Tanrı...

Arkeologlar, 5300 yıllık bir kafatasında bilinen ilk kulak ameliyatının kanıtlarını buldular.

20 Şubat 2022

20 Şubat 2022

İspanyol arkeologlar, insanların 5000 yıldan daha uzun bir süre önce kulak ameliyatı yapmaya başlamış olabileceğini söylüyor. İspanyol araştırmacılar, bir İspanyol...

Yunus Emre Müzesi Bakımsızlıktan Harabeye Dönüyor

29 Temmuz 2021

29 Temmuz 2021

Okuduğu Türkçe şiirleri ile gönülleri fetheden tasavvuf ehli, halk ozanı Yunus Emre için, yetiştiği Eskişehir’de kurulan Yunus Emre Müzesi ve...

Harran Ören Yeri’nde tanrıça Gula ile ilişkilendirilen ritüel köpek mezarları ortaya çıkarıldı

17 Aralık 2024

17 Aralık 2024

Dünya’nın en eski yerleşim yerlerinden Harran Ören Yeri’nde, Demir Çağı’na ait 4 köpek mezarı ortaya çıkarıldı. Ritüel olarak gömülen köpekler,...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]