29 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Büyük Piramit, düşündüğümüzden çok daha eski olabilir mi? Yeni erozyon araştırması tartışmayı yeniden alevlendirdi

Arkeolojinin en köklü tartışmalarından biri yeniden alevlendi. Gize’deki Büyük Piramit gerçekten bildiğimiz kadar “genç” mi, yoksa insanlık tarihinin çok daha erken bir dönemine mi uzanıyor?

Ocak 2026’da yayımlanan öncü bir çalışmada İtalyan mühendis Alberto Donini, alışılmışın dışında bir tarihleme yaklaşımı ortaya koydu. Göreceli Erozyon Yöntemi (Relative Erosion Method – REM) adını verdiği bu model, piramidin tabanındaki kireçtaşı yüzeylerde gözlenen aşınma izlerinin, yapının kabul edilen MÖ 2560 tarihinden on binlerce yıl daha eski olabileceğine işaret edebileceğini öne sürüyor.

Bu iddia doğrulanırsa, Antik Mısır kronolojisinde köklü sonuçlar doğurabilir. Ancak yöntem, varsayımlar ve yorumlar şimdiden ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.


Taş Üzerinden Tarih Okumak

Kireçtaşı kayalıkta düzgün erozyon. Kaynak: Donini, A. (2026)

Donini’nin çalışmasının merkezinde REM yer alıyor. Yöntem, aynı taş türünden, aynı çevresel koşullara maruz kalmış ancak farklı sürelerle açıkta kalmış yüzeyler arasındaki erozyon farkını karşılaştırarak yaş tahmini yapmayı amaçlıyor.

Gize’de bu karşılaştırmayı mümkün kılan önemli bir tarihsel ayrıntı var. Büyük Piramit, inşa edildiği dönemde pürüzsüz kireçtaşı kaplama bloklarıyla örtülüydü. Tarihsel kaynaklara göre bu kaplama taşları, özellikle 1303 yılındaki büyük Kahire depremi sonrasında ve Memlük döneminde sistemli biçimde sökülerek başka yapılarda kullanıldı.

Sonuç olarak, piramidin tabanındaki bazı kireçtaşı yüzeyler yaklaşık 675 yıldır rüzgâr, nem ve insan temasına açıkken, hemen yanlarındaki yüzeyler yapının ilk inşa edildiği günden bu yana açıkta bulunuyor.

Donini’ye göre, bu iki yüzey arasındaki aşınma farkı zamana çevrilebilir.


On İki Nokta, Çok Farklı Sonuçlar

Çalışmada piramidin tabanı çevresinde on iki ayrı ölçüm noktası incelendi. Bazı noktalarda kimyasal ve fiziksel etkenlerle oluşan küçük çukurlar (pitting erosion), bazı noktalarda ise daha homojen yüzey aşınmaları ölçüldü. Taştan kaybolan hacim veya derinlik tahmin edilerek oranlar çıkarıldı.

Kaplamanın kalan birkaç kireçtaşı bloğuyla birlikte Akhet Khufu’nun tabanı. Kaynak: Donini, A. (2026)

Örneklerden birinde, bir döşeme taşının antik dönemden beri açıkta kalan yüzeyinde derin oyuklar görülürken, yalnızca Orta Çağ’dan bu yana açıkta olan yüzeyde çok daha sınırlı bir aşınma tespit edildi. Bu orana dayalı hesaplama, tek bir nokta için bile 5.700 yıldan fazla bir maruziyet süresine işaret ediyor.

Diğer ölçümler çok daha çarpıcı. Bazı noktalar 20 bin ila 40 bin yıl aralığında değerlere ulaşıyor. Tüm ölçümlerin aritmetik ortalaması alındığında ise sonuç yaklaşık 24.900 yıl önceye, yani MÖ 22.900 civarına denk geliyor.


Kesin Tarih Değil, Olasılık Aralığı

Donini, REM’in kesin bir inşa tarihi verdiğini iddia etmiyor. Yöntemin amacı, yalnızca zamanın büyüklük mertebesini tahmin etmek. Belirsizliği hesaba katmak için temel bir istatistiksel analiz uygulanıyor ve bir olasılık eğrisi oluşturuluyor.

Bu modele göre, Büyük Piramit’in MÖ 9.000 ile MÖ 36.000 yılları arasında inşa edilmiş olma ihtimali yüzde 68,2 olarak hesaplanıyor. En yüksek olasılık ise MÖ 20 binli yıllar çevresinde yoğunlaşıyor.

Araştırmacı, sonuçların öncü nitelikte olduğunu özellikle vurguluyor ve bağımsız ölçümlerle doğrulanması çağrısında bulunuyor.


İklim, İnsan ve Kum Faktörü

Kırmızı işaretler, Akhet Khufu’nun G1 Piramidi üzerinde göreceli erozyon ölçümlerinin yapıldığı noktaları göstermektedir (Google Earth görüntüsü). Kaynak: Donini, A. (2026)

Çalışma, erozyon hızlarını etkileyebilecek birçok değişkeni açıkça kabul ediyor. Antik Mısır’ın ikliminin günümüze kıyasla daha nemli olması, erken dönemlerde aşınmayı hızlandırmış olabilir. Buna karşılık modern hava kirliliği ve asit yağmurları, son yüzyıllardaki erozyonu artırmış olabilir.

İnsan etkisi de önemli bir faktör. Günümüzde piramidin tabanı her gün binlerce ziyaretçi tarafından aşındırılırken, antik çağda bu temas çok daha sınırlıydı. Ayrıca bazı taş yüzeylerin dönemsel olarak kum altında kalmış olması da, erozyonu uzun süreli olarak yavaşlatmış olabilir.

Donini’ye göre tekil ölçümler yanıltıcı olabilir; ancak çok sayıda noktanın ortalamasını almak, hata payını azaltır.


Yerleşik Kronolojiyle Çatışma

REM ile elde edilen tarihler, Mısırbilimin yerleşik çerçevesiyle keskin biçimde çelişiyor. Ana akım görüş, yazılı kaynaklar, işçilik izleri, çevresel buluntular ve organik kalıntıların radyokarbon tarihlemesi sayesinde piramidi Eski Krallık Dördüncü Hanedan dönemine ve Khufu’nun saltanatına yerleştiriyor.

Donini ise bu çelişkiyi farklı bir ihtimalle açıklıyor: Piramit, Khufu’dan çok daha önce inşa edilmiş olabilir ve onun döneminde yalnızca onarılmış ya da yeniden işlevlendirilmiş olabilir. Bu fikir, uzun süredir marjinal yayınlarda yer alsa da, bugüne kadar ana akım arkeoloji tarafından kabul görmedi.

Çalışma henüz büyük bir arkeoloji dergisinde hakem değerlendirmesinden geçmedi. Pek çok uzman, erozyon hızlarının binlerce yıl boyunca doğrusal kabul edilmesinin ciddi metodolojik sorunlar barındırdığı görüşünde.


Tartışma Bitmiş Değil

REM’in arkeoloji için tamamlayıcı bir araç mı yoksa metodolojik bir çıkmaz mı olacağı şimdilik belirsiz. Ancak çalışma, dünyanın en çok araştırılmış yapılarından biri olan Büyük Piramit’in bile hâlâ temel sorular doğurabildiğini bir kez daha gösteriyor.

Şu aşamada piramit, Eski Krallık kronolojisindeki yerini koruyor. Yine de Donini’nin de ifade ettiği gibi, bağımsız doğrulamalar yapılmadan bu iddiaların kaderi belirlenemez. Tartışma, şimdilik kapanmış değil.

Donini, A. (2026). Preliminary report on the absolute dating of the Khufu Pyramid using the Relative Erosion Method (REM). University of Bologna. DOI:10.5281/zenodo.18315238

Cover Image Credit: Public Domain – Wikipedia Commons

Banner
Benzer Yazılar

Kırgızistan’da 1.75 metre yüksekliğinde eski bir büyük kil kap “hum” ortaya çıkarıldı

9 Mart 2024

9 Mart 2024

Kırgızistan’ın Oş vilayetindeki Uzgen kasabasında yapılan son arkeolojik kazılarda, “hum” olarak bilinen 1,75 metre yüksekliğinde bir kil kap ortaya çıkarıldı....

Arkeologlar Mısır’ın Luksor kentinde mücevherlerle dolu 11 mühürlü Orta Krallık mezarı buldu

9 Kasım 2024

9 Kasım 2024

Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı himayesinde çalışan Mısır-Amerikan misyonu olan Güney Asasif Koruma Projesi (The South Asasif Conservation Project) Mısır’ın...

Tozkoparan Höyük kazılarında çocuk iskeleti ortaya çıkarıldı

11 Ağustos 2021

11 Ağustos 2021

Tunceli Pertek ilçesi Tozkoparan köyünde yer alan Tozkoparan höyük de gerçekleştirilen kurtarma kazılarında çocuk iskeleti ortaya çıkarıldı. 2019 yılında tutulan...

Aigai Antik Kenti’nde Athena Tapınağı Çıkarılmaya Başlandı

12 Ekim 2021

12 Ekim 2021

Manisa il sınırları içerisinde yer alan Yuntdağı bölgesinde, Aiol halkı tarafından kurulan Aigai Antik Kenti kazılarında Athena Tapınağı çıkarılmaya başlandı....

Ayasofya Cami “İmparatorluk Kapısı” zarar gördü.

19 Nisan 2022

19 Nisan 2022

Sanat Tarihi Derneği, sosyal medya hesabından Ayasofya Cami “İmparatorluk Kapısı’nın” zarar gördüğünü duyurdu. İmparatorluk Kapısı’nda oluşan zararı fotoğraflayan Sanat Tarihi...

Antik Dacia sfenksindeki ‘gizemli’ yazıt deşifre edildi

4 Ocak 2024

4 Ocak 2024

19. yüzyılın başlarında keşfedilen bronz Dacia sfenks heykelinin üzerindeki yazıtın gizemi tam bir asır geçtikten sonra çözüldü. Üçüncü yüzyıla tarihlenen...

Karakuş Tümülüsü’nün gizemi jeoradarla ortaya çıkarılacak

10 Ekim 2023

10 Ekim 2023

2 bin yıllık Karakuş Tümülüsü’nün gizemini ortaya çıkarmak için jeoradar çalışması başlatıldı. Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yusuf Kaan Kadıoğlu, “Bu çalışmayla...

Çeşme Kalesi’nin görüntüsünü bozan büfeler tepki topluyor

17 Şubat 2022

17 Şubat 2022

Osmanlı padişahı II. Bayezid döneminde 1508 yılında inşa edilen Çeşme Kalesi’nin önünde inşası devam eden betonarme 4 büfe ilçe halkının...

Yazılı kaynaklar, cinsiyetle ilgili öpüşmenin 4.500 yıl önce Mezopotamya halkları arasında görüldüğünü ortaya koyuyor

18 Mayıs 2023

18 Mayıs 2023

Kopenhag ve Oxford Üniversitesi’nden araştırmacılar, Mezopotamya’da elde edilen yazılı kaynaklarda cinsiyetle ilgili öpüşmenin 4.500 yıl önce Mezopotamya halkları arasında görüldüğünü...

Şaşırtıcı Keşif: Guatemala’da arkeologlar antik Maya kentindeki gizli mahalleyi ortaya çıkardı

28 Eylül 2021

28 Eylül 2021

Yakın tarihli bir lidar analizi, uzun süredir doğal bir tepe olduğu düşünülen Central Tikal’in Kayıp Dünya Kompleksi’ni çevreleyen bölgenin aslında...

Horasan’da keşfedilen Ahameniş dönemine ait altı kuleli dairesel bir yapı

5 Nisan 2024

5 Nisan 2024

Arkeologlar, Güney Horasan’daki Bircend yakınlarında, MÖ 6. yüzyılda inşa edilmiş, Ahameniş dönemine ait altı kuleli, dairesel bir kerpiç bina ortaya...

Urartu Arkeolojisine Adanmış Bir Ömür Altan Çilingiroğlu

19 Haziran 2021

19 Haziran 2021

Arkeoloji camiası çok değerli bir bilim insanını Prof. Dr. Altan Çilingiroğlu’nu kaybetti. Urartu, Doğu Anadolu, İran ve Kafkas tarihi ve...

Polonya’daki kazılar sırasında nadir görülen enkolpion keşfedildi

20 Ekim 2023

20 Ekim 2023

Arkeologlar, Polonya’nın Silezya Voyvodalığı’nın Lubliniec bölgesinde bulunan Woźniki’de, Doğu Ortodoks ve Doğu Katolik piskoposlar tarafından boyuna takılan, ortasında bir simge...

Yeni bir çalışma,10.000 yıl öncesine kadar uzanan pirinç hasadının en eski kanıtlarını sunuyor.

9 Aralık 2022

9 Aralık 2022

Güney Çin’den gelen taş aletler üzerine yapılan yeni bir çalışma, 10.000 yıl öncesine dayanan pirinç hasadının en eski kanıtlarını ortaya...

Çin’de ilk kez Petalodus köpekbalığı dişleri bulundu

29 Ağustos 2021

29 Ağustos 2021

Çin’de 290 milyon yıllık, taç yaprağı şeklinde dişleri olan bir köpekbalığı fosili keşfedildi. Kuzey Çin, Shanxi Eyaleti, Yangquan Şehrindeki Qianshi...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]