26 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

5000 Yıllık Bedeviler Mağarası Bakıma Muhtaç Durumda

El Halil kentinde bulunan Bedeviler mağarası Roma işgaline karşı direnen Filistinlilerin tarihinin bir tanığıdır. İşgal altında bulunan Batı Şeria’daki El Halil kentinde bulunan mağara, Batı Şeria’nın güneyinde kalan Beyt Liban köyünün bir parçası olarak görünse de “C” bölgesine dahil olduğu için İsrail kontrolünde bulunuyor. İsrail devleti ise mağaranın bakımı için engellemelerde bulunuyor.

Mağarayı ziyaret etmek isteyenleri bakımsız ve toprak yollar bekliyor. Filistinliler’in resmi ve yerel düzeyde başvuruları sonuç getirmemiş. Bölgenin halkı mağaranın iyileştirme çalışmalarının yapılıp turizme kazandırılmasını istiyor.

Kireç taşından oluşan mağarada doğal duvarlarla birbirinden ayrılmış bölümler bulunuyor. Bu bölümlerden en eskisi ise (MÖ 322 – MÖ 63) Yunan dönemine ait. Farklı dönemlere ait bölümlerde bulunmakta.

Anadolu Ajansının yaptığı habere göre, mağara hakkında AA muhabirine bilgi veren arkeoloji araştırmacısı Cebr Muhaysin, Beyt Liban köyünde bulunan mağaranın, tarihinin 5 bin yıldan daha öncelere dayandığını belirtti.

Köyde MÖ 3200 erken Bronz Çağına kadar giden izler olduğunu ifade eden Muhaysin, “Köydeki mağara da Filistin’in en büyük mağaralarından biri. Bin metrekarenin üzerinde alana sahip. Mağaranın içinde MÖ 322 yılı Yunan dönemine ait de izler bulunuyor.” dedi.

Yunan dönemine ait izler arasında mağaranın duvarlarına oyulmuş açıklar olduğunu aktaran Muhaysin, bu açıkların, etlerinden ve gübrelerinden faydalanmak için güvercin yetiştirmek üzere kullanıldığını anlattı.

bedeviler mağarası 1
Roma döneminde mağaranın, genişletilmiş ve evlerin yapımı için taş ocağı olarak kullanılmıştır.Fotograf: Issam Rimawi / AA

Mağaranın, Romalılara karşı Filistinliler tarafından direniş amaçlı da kullanıldığını kaydeden Muhaysin, “Mağara, Filistinlilerin Romalı işgalcilere karşı kullandığı en önemli araçlardan biriydi. Bu kapsamda mağaraya giden tüneller de Romalı askerlere karşı önemli başarılar elde edilmesinde etkili olmuştu. Bu nedenle Romalılar bu mağaranın girişlerini ateşe vermişti.” diye konuştu.

Muhaysin daha sonra yine Romalılar döneminde bu mağaranın, genişletildiğini ve evlerin yapımı için taş ocağı olarak kullanıldığını aktardı.

Mağaranın, İsrail’in, inşasına 2002 yılında başladığı Ayrım Duvarı’na birkaç yüz metre uzaklıkta bulunduğunu ifade eden Muhaysin, Ayrım Duvarı’nın mağara ve mezar gibi yaklaşık 10 bin tarihi kalıntı ve yapıyı tahrip ettiğini belirtti.

“İsrail, 1967’de işgal edilen topraklarda kayıtlı yaklaşık 12 bin tarihi kalıntının 5 binini de yıktı.” diyen Muhaysin, 7 bin tarihi kalıntının yüzde 54’ünün tamamen İsrail kontrolü altındaki C Bölgesi’nde bulunduğunu kaydetti.

Filistin Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığının Batı Şeria’nın güney kentlerindeki temsilcisi Sami Ebu Arkub da “İsrail, Filistin’deki tarihi eserlerin korunması ve bakımı konusunda karşılaşılan en büyük zorluk.” ifadesini kullandı.

Halihazırda bakımı yapılan eserlerin de sivil toplum kuruluşları, belediyeler, yerel meclislerin iş birliğiyle gerçekleştirildiğini aktaran Ebu Arkub, İsrail’in Filistin güvenlik güçlerinin C Bölgesine girmesine izin vermediğini ve bazen buradaki eserlerin bakımını yapmak isteyen Filistin tarafına müdahalede bulunduğunu dile getirdi.

Filistin ile İsrail yönetimi arasında 1995’te imzalanan “İkinci Oslo Anlaşması” kapsamında işgal altındaki Batı Şeria A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı.

Yüzde 18’i kapsayan “A bölgesi’nin yönetimi idari ve güvenlik olarak Filistin’e, yüzde 21’lik “B bölgesi’nin idari yönetimi Filistin’e, güvenliği ise İsrail’e devredilirken, yüzde 61’ini kapsayan “C bölgesi’nin idare ve güvenliği İsrail’e bırakılmıştı.

Banner
Related Articles

“Gılgamış Rüya Tableti”ait olduğu topraklara dönüyor

29 Temmuz 2021

29 Temmuz 2021

3 bin 500 yıllık Akadça dilinde yazılmış “Gılgamış Rüya Tableti” olarak bilinen çivi yazılı tablet Amerika Birleşik Devletleri’nden asıl ait...

Japonya’nın Güçlü Kadın İmparatoru “İmparator Köken”

3 Temmuz 2021

3 Temmuz 2021

Japonya’da tennö kelimesi imparator kelimesiyle eşanlamlıdır. Ancak bu kelimenin çok özel olan bir tarafı da vardır, kelime tam anlamıyla cinsiyet...

Neolitik Çağ’dan günümüze ulaşan en küçük ok ucu keşfedildi

30 Temmuz 2022

30 Temmuz 2022

Kudüs kenti yakınlarında yer alan Zion Dağı arkeolojik kazılarında Neolitik Çağ’dan günümüze ulaşan en küçük ok ucu keşfedildi. Narin pembe...

Prusias ve Hypium Antik Kentinde Heyecanlı Gelişmeler

4 Aralık 2020

4 Aralık 2020

Prusias ve Hypium Antik Kentinde beklenmeyen buluntulara ulaşılması heyecanlı gelişmelerin kazı boyunca devam edeceğinin sinyallerini veriyor. Düzce’nin Konuralp mahallesinde yer...

Sebastia kazıları 100 Yıl Aradan Sonra Yeniden Başladı: Antik Samiriye’nin Tarihi Gün Yüzüne Çıkıyor

8 Haziran 2025

8 Haziran 2025

Yaklaşık bir asırdır arkeolojik çalışmalardan uzak kalan antik Sebastia kentinde yeniden başlatılan kazılar, tarih araştırmacılarını ve uzmanları heyecanlandıran bulgulara sahne...

Ukrayna’nın Poltava bölgesinde bulunan benzersiz İskit cam kolyeler

8 Ekim 2021

8 Ekim 2021

Arkeologlar, orta Ukrayna’nın Poltava bölgesindeki Kotelva kasabası yakınlarında amfora şeklinde benzersiz İskit cam kolyeler ortaya çıkardılar. Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi...

Stratonikeia Antik Kentinin Mitolojik Maskeleri

28 Kasım 2020

28 Kasım 2020

3.000 yıllık Stratonikeia antik kentinde yapılan arkeolojik kazılarda, 2.200 yıl öncesine tarihlendirilen taş blokları süsleyen 10 maske daha ortaya çıktı....

Portekiz’in Balsa antik Roma kentinde antik balık işleme atölyeleri keşfedildi

19 Temmuz 2022

19 Temmuz 2022

Güney Portekiz’deki en önemli ve sembolik arkeolojik alanlardan biri olan Roma kenti Balsa’da, arkeologlar M. S. 1. ve 2. yüzyıllarda...

Batı Baltık Denizi bölgesi için olağanüstü keşif: Alman Nehri’nin dibinde 400 yıllık bir batık bulundu

3 Ağustos 2022

3 Ağustos 2022

Almanya’nın kuzey kesiminde, Lübeck yakınlarındaki Trave’de rutin bir ölçüm sırasında, Kiel-Holtenau Su Yolları ve Denizcilik Kurumu (Wasserstraßen- und Schifffahrtsamt/WSA), on...

18.000 yıl önce, geç Pleistosen insanları “Dünyanın En Tehlikeli Kuşunu” yumurtadan çıkarıp büyütmüş olabilir.

2 Ekim 2021

2 Ekim 2021

Araştırmacılar, yumurta kabuğunun, insanlar ve kuşlar arasındaki geçmiş etkileşimleri netleştirme potansiyeline sahip, az çalışılmış bir arkeolojik malzeme olduğunu söylüyor. Bununla...

İstanbul’un İlk Ev Sahipleri Gerçekten Yunanistan’dan Gelen Megaralılar mı?

22 Aralık 2020

22 Aralık 2020

İstanbul’un ilk kuruluşu denildiği zaman akla ilk gelen çeşitli efsanelerle düzenlenmiş Yunanistan’dan gelen Megaralılara ait hikayelerdir. Tarihsel anlatımlar efsanelerden hoşlanmış...

İran’da Sasani Dönemine Ait Kaya Yazıtı Keşfedildi: Kraliyet Festivallerinin Takvimi İlk Kez Bu Kadar Net Görünüyor

25 Ocak 2026

25 Ocak 2026

İran’ın güneyindeki Marvdasht Ovası’nda tespit edilen Sasani dönemine ait kaya yazıtı, geç antik çağda kraliyet törenlerinin hangi tarihlerde düzenlendiğine dair...

Yeni kanıtlar Endonezya’daki Gunung Padang’ın Göbeklitepe’den bile daha eski olduğunu öne sürüyor

25 Kasım 2023

25 Kasım 2023

Endonezya’nın Batı Java kentinin yemyeşil manzaralarında yer alan devasa bir megalitik yapı olan Gunung Padang, dünyanın en eski piramidi olabilir....

Prostat Kanseri ve Şeker Hastalığı Neandertal Atalarımızın Mirası mı?

7 Aralık 2020

7 Aralık 2020

Çağımızın iki büyük sağlık sorunu prostat kanseri ve şeker hastalığı Neandertal atalarımızdan bizlere genlerle gelen bir miras mı? Tartu Üniversitesi‘nden bir...

Ana Tanrıça Ma’ya ithaf edilen tapınağın çıkartılması hedefleniyor

26 Temmuz 2022

26 Temmuz 2022

M. Ö. 2 binli yıllarda Anadolu’da tapınım gören Ana Tanrıça Ma’nın Tokat Niksar’da yer alan Komana Antik Kenti’nde bulunan tapınağının...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]