27 March 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

5.000 Yıllık Hafıza Taşları: Ürdün’de Anlamı Hâlâ Çözülemeyen Tören Kompleksi Keşfedildi

Madaba yakınlarında yer alan Murayghat’ta, yapı taşlarıyla değil, ritüelleriyle inşa edilmiş bir tören kompleks alanı gün yüzüne çıkıyor.

Ürdün’ün Murayghat bölgesinde yürütülen arkeolojik kazılar, Erken Tunç Çağı’na tarihlenen gizemli bir törensel alanı ortaya çıkardı. Mezarlardan dev dikilitaşlara, geniş kamusal mimariden anıtsal çanaklara kadar uzanan kalıntılar, 5.000 yıl önce yaşanan büyük bir toplumsal krizin ardından şekillenen yeni bir inanç ve aidiyet sistemine ışık tutuyor.

Kazılar, Kopenhag Üniversitesi’nden Doç. Dr. Susanne Kerner liderliğindeki bir ekip tarafından yürütülüyor. Araştırmalar, bölgenin yalnızca ölü gömme alanı olmadığını, aynı zamanda kolektif hafızanın ve törensel pratiklerin merkezine dönüşen bir kutsal alan olduğunu öne sürüyor.

Hadjar al-Mansub, tek başına duran en büyük taş. Görsel Kaynak: Murayghat Projesi’nin Ritüel Manzaraları / Susanne Kerner

Toplumsal Çöküşten Törensel Dirilişe

Murayghat, M.Ö. 3600–3300 yılları arasına tarihlenen bir döneme ait: Tunç Çağı’nın ilk evreleri ve Kalkolitik kültürün çöküşü. İklim değişiklikleri, elit sembollerin kaybı ve merkezî otoritenin çökmesiyle şekillenen bu geçiş dönemi, halkın aidiyetini yeniden inşa etmek için ritüellere ve anıt yapılar inşa etmeye yöneldiği bir evreydi.

“Tapınaklar yıkıldığında bile insanlar birbirine tutunmanın yollarını arar. Murayghat bu arayışın taşa kazınmış hâli olabilir,” diyor Kerner.

At nalı şeklindeki dik taşlar ve hendekleri gösteren 1. Alanın (merkez tepecik) planı. Diğer çizgiler, yüzeydeki diğer taş yapıları göstermektedir. Görsel Kaynak: Murayghat Projesi’nin Ritüel Manzaraları / Susanne Kerner

Dikilitaşlar, Dolmenler ve Dev Çanaklar: Bir Ritüel Manzarası

Murayghat’ın en dikkat çekici unsurlarından biri, manzaraya bilinçli bir şekilde yerleştirilmiş dolmenler—dev taşlardan yapılmış mezar odaları. Bu mezarların çoğu, merkeze konumlandırılmış kutsal bir yükseltiye doğru yönlendirilmiş. Alan, ayrıca “Hadjar al-Mansub” olarak bilinen 2,4 metrelik dev bir dikilitaşa da ev sahipliği yapıyor. Bu taşın yönü, tören alaylarının izlediği bir aksı işaret ediyor olabilir.

Kazı alanında ortaya çıkarılan büyük seramik çanaklar ise (bazıları 27 litre hacminde), atalara adanan kurbanlar ya da kolektif yemek ritüelleri için kullanılmış olabilir. Bu tür objeler, sadece bir gömü geleneği değil, aynı zamanda aidiyet ve hatırlama pratiklerine dair ipuçları sunuyor.


Köy Değil, Kutsal Buluşma Noktası

Murayghat’ta günlük yaşam izlerine rastlanmaması—ocaklar, ev kalıntıları, depolar gibi unsurların eksikliği—buranın bir yerleşim değil, özel amaçlı törensel alan olduğunu destekliyor.

“Burası bir köy değil, bir araya gelme mekânı,” diyor Kerner. “Muhtemelen bölgesel bir tür mabet ya da ritüel platformu işlevi gördü.”


Tunç Çağı’nı Yeniden Yazmak

Murayghat, dolmen alanlarının göçebe ya da kabile mezarlıklarından ibaret olduğu yönündeki klasik varsayımları sarsıyor. Buluntular, kriz sonrası toplumların inançlarını, sosyal organizasyonlarını ve aidiyetlerini nasıl yeniden şekillendirdiğini anlamak için güçlü bir pencere açıyor.

Trench 9, arka planda L.9000 duvarının bulunduğu Oda 1’i göstermektedir. Kaya kesiminin solunda ve sağında, küçük dikdörtgen çukurlarla birlikte çukur izleri bulunmaktadır. Sağ alt kısımda büyük bir çukur görülmektedir. Görsel Kaynak: Murayghat Projesi’nin Ritüel Manzaraları / Susanne Kerner

Yerel kalker taşlarından elde işlenmiş anıtlar, bu toplumların hâlâ “anımsamak”, “bağ kurmak” ve “bir yere ait olmak” gibi temel insani dürtüler etrafında şekillenen yeni ritüeller geliştirdiğini gösteriyor.


Taşlara Kazınmış Bir Toplumsal Yeniden Doğuş

Bugünün iklim krizleri ve toplumsal dönüşümleriyle yankı uyandıran Murayghat, insanlığın her çağda adaptasyon, kolektif hafıza ve yeniden örgütlenme ihtiyacına sahip olduğunu kanıtlıyor. Üstelik bunu kelimelerle değil, taşlarla anlatıyor.

Kazılar hâlâ sürüyor. Ama Murayghat’ın hikâyesi çoktan yazılmaya başlandı—ve bu hikâye, eski çağlara değil, belki de bugüne ayna tutuyor.

Kapak Fotoğrafı: Kuzeyden merkezi tepenin (Alan 1) görünümü, dikilmiş taşların çoklu dizilimlerini vurgulamaktadır. Kaynak: Murayghat Projesi’nin Ritüel Manzaraları / Susanne Kerner

Kerner, S. (2025). Dolmens, standing stones and ritual in Murayghat. Levant, 1–16. https://doi.org/10.1080/00758914.2025.2513829

Banner
Benzer Yazılar

2000 yıllık kenevir kalıntılarında en eski çevre kirliliğinin izleri keşfedildi

10 Şubat 2023

10 Şubat 2023

Tarih boyunca kumaş yapımında ve keyif verici madde olarak kullanılan kenevir ilk ıslah edilerek yetiştirilen bitkiler arasındadır. Kenevirin dokuma hammaddesi...

“Gladyatörler Kenti” olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti’nin ana caddesinin kazı çalışmaları başladı

7 Nisan 2023

7 Nisan 2023

Muğla’nın Yatağan ilçesinde “Gladyatörler kenti” olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti’nin ana caddesinin kazı çalışmaları başladı. Stratonikeia Antik Kenti kazı başkanlığını...

Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü “Ara Güler Fotoğraflarında Arkeoloji” sergisine ev sahipliği yapıyor

17 Nisan 2022

17 Nisan 2022

Duayen fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in 21’i Türkiye’den 1’i Moğolistan’dan olmak üzere toplam 22 arkeolojik alanda çektiği 132 fotoğrafının yer aldığı...

Ana Tanrıça Ma’ya ithaf edilen tapınağın çıkartılması hedefleniyor

26 Temmuz 2022

26 Temmuz 2022

M. Ö. 2 binli yıllarda Anadolu’da tapınım gören Ana Tanrıça Ma’nın Tokat Niksar’da yer alan Komana Antik Kenti’nde bulunan tapınağının...

Kuzey İngiltere’de keşfedilen 11.000 yıllık insan kalıntıları

26 Ocak 2023

26 Ocak 2023

Central Lancashire Üniversitesi’ndeki (UCLan) uluslararası bir arkeolog ekibi, İngiltere’nin Cumbria kentindeki Heaning Wood Bone mağarasında 11.000 yıllık insan kalıntıları keşfetti....

İsrail Tabor Doğa Koruma Alanı’nda nadir görülen 2.800 yıllık Assur bok böceği mühür bulundu

14 Şubat 2024

14 Şubat 2024

Bir doğa gezgini, Kuzey İsrail’deki Aşağı Celile’de yer alan Tabor Doğa Koruma Alanı’nda Birinci Tapınak döneminden kalma nadir görülen bir...

Deniz arkeoloğu Wisconsin Gölü’nde 3.000 yıllık kano keşfetti

23 Eylül 2022

23 Eylül 2022

Amerika Birleşik Devletleri’nin Wisconsin eyaletinin adını aldığı Wisconsin gölünde bir deniz arkeoloğu 3.000 yıllık kano keşfetti. Kızılderili kabilelerinin 14 bin...

Mısır El-Ezher Üniversitesi Mumyaların Sergilenmesine Karşı Çıkıyor

27 Ocak 2021

27 Ocak 2021

Mısır’ın önde gelen dini kurumlarından biri olan El-Ezher Üniversitesi’nin, eski Mısır mezarlarının kazılması ve mezarlarından çıkartılan mumyaların sergilenmesini yasaklaması protestolara...

Noceto Vasca Votiva’nın gizemi su ritüeli miydi?

13 Haziran 2021

13 Haziran 2021

Noceto Vasca Votiva, 2005 yılında kuzey İtalya’daki küçük bir tepede keşfedilen türünün tek örneği bir ahşap yapıdır. Bir müstakil ev...

Karadeniz’in Zeugması’nda 1800 yıllık Roma askerine ait demir maske bulundu

23 Kasım 2021

23 Kasım 2021

Karadeniz’in Zeugması olarak bilinen Hadrianaupolis Antik Kenti’nde yapılan kazılarda Roma askerine ait 1800 yıllık demir maske bulundu. Karabük’ün Eskipazar ilçesindeki...

Afrika’da karşılaşılan en eski dinozor “Mbiresaurus raathi”

3 Eylül 2022

3 Eylül 2022

Afrika’da şimdiye kadar bilinen en eski dinozor iskeleti bulundu. Dinozora “Mbiresaurus raathi” adı verildi. Kafatasının bir kısmının eksik olduğu görülen...

Kehribar İçinde 99 Milyon Yıldan Beri Korunan Gizemli Hayvan

20 Haziran 2021

20 Haziran 2021

Myanmar’da keşfedilen 99 milyon yıllık kehribar içine hapsolmuş hayvan kalıntısını bilim insanları küçük bir dinozorun kafatası olarak değerlendirmişlerdi. Kehribarın 99...

Dicle Nehri kenarında 3400 yıllık Mitanni Kenti ortaya çıkarıldı

30 Mayıs 2022

30 Mayıs 2022

Medeniyetin yeşerdiği topraklar olarak bilinen Mezopotamya’da 3400 yıllık Mitanni Kenti ortaya çıkarıldı. Mezopotamya’yı oluşturan iki nehirden biri olan Dicle nehrinin...

HS2 arkeologları nadir bulunan Roma ahşap figürün ortaya çıkardı

13 Ocak 2022

13 Ocak 2022

İngiltere’de hızlı tren HS2 projesi kapsamında yapılan arkeolojik çalışmalar sırasında erken Roma döneminden kalma nadir bir ahşap oyma figürün keşfedildi....

Yeni AI Aracı ‘Fragmentarium’ Eski Babil Metinlerini Bir Araya Getiriyor

14 Şubat 2023

14 Şubat 2023

Almanya’daki Ludwig Maximilian Üniversitesi Asuroloji Enstitüsü’ndeki dilbilimciler tarafından, eski Babil metinlerinin okunaksız parçalarını bir araya getirmeye ve deşifre etmeye yardımcı...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]