10 August 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Venüs Figürleri Gerçekte Neyi Anlatıyor?

Venüs figürleri dünyanın en eski sanat eserlerinden biridir. 30.000 yıllık bir geçmişe sahip bu eserler araştırmacıların iki yüzyıldır ilgisini çekmiştir. Bu eserleri uzun yıllar boyunca bereket ve güzelliğin sembolü olduğu düşünülmüştür.

Colorado Üniversitesinde görevli bir araştırmacı MD Richard Johnson’a göre bu figürlerin bambaşka bir niteliği var.

Obesity dergisinde yayınlanan çalışmanın baş yazarı MD Richard Johnson heykelleri anlamanın anahtarı iklim değişikliği ve diyette yattığına inanıyor.

Colorado Üniversitesi’nde profesör olan Johnson, “Dünyadaki en eski sanat eserlerinden bazıları, Avrupa Buz Devri’ndeki avcı toplayıcıların zamanından kalma bu gizemli kilolu kadın figürleridir, burada obezite görmeyi hiç beklemeyeceksiniz! Bu heykelciklerin aşırı beslenme stresinin zamanlarıyla ilişkili olduğunu gösteriyoruz.” dedi.

Erken dönemim modern insanları yaklaşık 48.000 bin yıl önce Avrupa’ya girdi. Aurignacians olarak bilinen, kemik uçlu mızraklarla ren geyiği, at ve mamut avladılar. Yazın meyveler, balıklar, kuruyemişler ve bitkiler üzerinde yemek yediler. Ancak o zaman, şimdi olduğu gibi, iklim durağan kalmadı.

Sıcaklıklar -10/-15 santigrad dereceye kadar düştü. Bazı avcı toplayıcılar öldü, bazıları güneye kaçtı, kimileri de ormanlara saklandı.

Willendorf figürü

Obez figürler bu çaresiz zamanlarda ortaya çıktı. Boyları 6 ila 16 santimetre arasında değişiyordu ve taş, fildişi, boynuz veya bazen de kilden yapılmışlardı. Bazıları tılsım olarak takıldı ve taşındı.

Johnson ve ortak yazarları, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Sharjah Amerikan Üniversitesi’nden Antropoloji Profesörü John Fox, Ph.D. ve Tıp Doçenti Miguel Lanaspa-Garcia, Ph.D. CU Tıp Fakültesi heykellerin bel-kalça ve bel-omuz oranlarını ölçtü. Buzullara en yakın bulunanların, daha uzakta bulunanlara kıyasla en obez olduğunu keşfettiler. Figürlerin bu zor yaşam koşulları için ideal bir vücut tipini temsil ettiğine inanıyorlar.

Doktor olmanın yanı sıra antropoloji alanında lisans derecesine sahip olan Johnson, “Genç kadınlar ve özellikle buzulların yakınında yaşayanlar için vücut büyüklüğü ideallerini ilettiklerini öneriyoruz” dedi. “Buzullar ilerlerken vücut büyüklüğü oranlarının en yüksek olduğunu, iklim ısındığında ve buzullar çekildiğinde obezitenin azaldığını bulduk.”

Araştırmacılara göre obezite, istenen bir durum haline geldi. Kıtlık dönemlerinde obez bir kadın, yetersiz beslenmeden muzdarip olan bir çocuğu gebelik boyunca taşıyabilir. Dolayısıyla figürlere manevi bir anlam yüklenmiş olabilir. Bir kadını hamilelik, doğum ve emzirme yoluyla koruyabilecek bir fetiş ya da sihirli bir cazibe türü olarak görülmüş olabilir.

Figürlerin çoğu, anneden kıza nesilden nesile aktarılan yadigarlar olduğu düşünülmüş çünkü hepsi uzun zaman kullanılmış yada saklanmış olduklarını gösterecek kadar çok yıpranmış. Ergenliğe giren veya hamileliğin erken aşamalarında olan kadınlara, başarılı bir doğum sağlamak için istenen vücut kütlesini anlatabilme umuduyla verilmiş olabilir.
Yazarlar, “Artan yağ, bebeğin sütten kesilmesi yoluyla gebelik sırasında bir enerji kaynağı ve çok ihtiyaç duyulan yalıtım sağlayacaktır” dedi.

Johnson, obeziteyi teşvik etmenin, grubun bu en tehlikeli iklim koşullarında bir başka neslin daha devam etmesini sağladığını söyledi .

Johnson, “Figürler, anne ve yenidoğanların doğurganlığını ve hayatta kalmasını iyileştirmeye yardımcı olacak ideolojik bir araç olarak ortaya çıktı” dedi. “Sanat estetiği, böylece, giderek sertleşen iklim koşullarına uyum sağlamak için sağlığı ve hayatta kalmayı vurgulamada önemli bir işleve sahipti.”

Dr. Johnson teorisini desteklemek için modern tıp bilgisi ve arkeolojik verilere dayanarak antrolopolojideki davranışsal modelleme tekniklerini birleştirmiştir.

Makaleyi daha detaylı okumak isterseniz: https://phys.org/journals/obesity/

 

Banner
Related Articles

Yapay Zekâ, Hitit Çivi Yazılı Tabletlerde Antik Kâtiplerin El Yazısını Ayırt Edebiliyor

18 Mayıs 2026

18 Mayıs 2026

Hitit çivi yazılı tabletler, binlerce yıl önce Anadolu’da kurulan güçlü bir devletin hafızasını taşıyor. Ancak bu hafızanın büyük bölümü bugün...

Araştırmacı, Libya’daki Cyrene antik kenti yakınlarındaki bir su kanalının içinde Bacchus heykelinin başını buldu

2 Ocak 2024

2 Ocak 2024

Libyalı Arkeoloji araştırmacısı Issam Menfi, Yunan döneminden kalma Bacchus heykelinin başını Cyrene antik kenti yakınlarındaki bir su kanalının içinde buldu....

Baltık Denizi’nin Derinliklerinde Ortaya Çıkan Taş Devri Mimari Harikası: Avrupa’nın bilinen en büyük Taş Devri yapılarından biri olabilir

13 Şubat 2024

13 Şubat 2024

Baltık Denizi’nin derinliklerinde saklanan Taş Devri’nin mimari harikası, araştırmacılar tarafından keşfedildi. Almanya’nın Mecklenburg Körfezi’nde deniz yüzeyinin 21 metre (69 fit)...

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda ilk arkeolojik deney başladı

19 Ocak 2022

19 Ocak 2022

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda arkeologlar Flinders Üniversitesi’nden Doçent Doktor Alice Gorman ve California’daki Chapman Üniversitesi’nden Doçent Doktor Justin Walsh uzayda ilk...

Yaşamın DNA RNA Karışımından Geldiği Teorisini Destekleyen Keşif

30 Aralık 2020

30 Aralık 2020

Scripps Research’teki Kimyagerler, gezegenimizde yaşamın nasıl ortaya çıktığına dair DNA RNA karışımından geldiği teorisini destekleyen  şaşırtıcı bir keşif yaptılar. Angewandte...

İskit El İşçiliğinin En Değerli Ürünü Olan Dünyanın En Eski Halısı “Pazyryk Halısı” İnceleniyor

6 Mart 2021

6 Mart 2021

Altay Bölgesi Pazyryk Vadisinde bulunan Pazyryk halısı, 2016 yılında dünyanın en eski halısı olarak kabul edildi.Rus arkeolog Sergei Rudenko 1949’da...

Dara Antik Kenti’nde daha önce görülmeyen ampulla bulundu

11 Ocak 2022

11 Ocak 2022

Ampulla, antik dönemlerde Hristiyan hacıların kutsal merkezleri ziyaretleri sırasında oradan getirdikleri koku kaplarına verilen genel isimdir. Birçok antik dönem kent...

Çin’de ilk kez Petalodus köpekbalığı dişleri bulundu

29 Ağustos 2021

29 Ağustos 2021

Çin’de 290 milyon yıllık, taç yaprağı şeklinde dişleri olan bir köpekbalığı fosili keşfedildi. Kuzey Çin, Shanxi Eyaleti, Yangquan Şehrindeki Qianshi...

Tepecik Höyük kazılarında seramik fırını ortaya çıkarıldı

23 Ağustos 2021

23 Ağustos 2021

Kalkolitik Çağ’dan Roma dönemine uzanan kültür katmanlarına ev sahipliği yapan Tepecik Höyük kazılarında 3.500 yıllık seramik fırın ortaya çıkarıldı. Aydın...

Troya Müzesi’nde “Troyalı Kadınlar” sergisi açılıyor

7 Mart 2023

7 Mart 2023

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Troya Müzesi’nde “Troyalı Kadınlar” sergisi açılıyor. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim...

Bilim insanları “Gize Sfenksi’nin oluşumunda rüzgarın parmağı var mıydı?” sorusuna cevap aradı

1 Kasım 2023

1 Kasım 2023

Bilim insanları, Mısır’ın başkenti Kahire’de, Gize piramitleri bölgesinde yer alan Büyük Gize Sfenksi’nin oluşumunda rüzgar faktörünü araştırdılar. Büyük Gize Sfenksi,...

Hırvatistan’daki Nadir Mithras Kutsal Alanı, Romalıların Açık Havada İbadet Etmiş Olabileceğini Gösteriyor

6 Haziran 2026

6 Haziran 2026

Hırvatistan’ın Adriyatik kıyısına yakın Močići bölgesindeki nadir bir Mithras kutsal alanı, Roma İmparatorluğu’nun en gizemli dini kültlerinden birine dair yerleşik...

Tarihin En Kötü İşkence Cihazı “Pirinç Boğa”

16 Ocak 2021

16 Ocak 2021

Agrigentum Tiranlığı günümüzde Sicilya’nın güneybatısında Sicilya Özerk bölgesinde bulunan Agrigento il sınırları içindedir. Phalaris (MÖ 570-549) Agrigentum kentinin bilinen en...

Arkeologlar, Alfabenin Kayıp Halkasını Buldular

15 Nisan 2021

15 Nisan 2021

Yazı, uygarlık tarihinin başlangıcı olarak kabul edilir. Ekonomik hayatın bir sonucu olarak ortaya çıkan yazı, Mezopotamya halklarından Sümerliler tarafından bulunmuş...

Katalonya’da bir mağarada 7 bin yıllık gravürler bulundu

23 Mart 2023

23 Mart 2023

MÖ 5000 yıllarında avcı toplayıcı bir grup barındıkları mağaranın duvarına parmaklarını kullanarak gravürler yaptılar. 7 bin yıllık bu gravürler bazı...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]