29 April 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Tarih öncesi insanlar mezar taşı yerine kaya kristalleri kullandılar

İnsan, kaybettiği yakınlarını toprağa verdikten sonra mezar yerinin kaybolmaması için işaretler koyar. Her kültürde farklı sembol ve materyalin kullanıldığı mezar belirteçleri tarih öncesi topluluklarında da görülüyor.

Manchester Üniversitesi’nden arkeologlar, Cardiff Üniversitesi ve Herefordshire İlçe Konseyi ile işbirliği içinde, İngiltere’nin Herefordshire kentindeki Dorstone Hill’deki kazılar sırasında Neolitik Çağ mezar yapılarında kaya kristalleri keşfettiler.

Uzmanlar, kaya kristallerinin, kaya, taş, ağaç, dal, bitki gibi mezar belirteci olarak kullanılmış olacağı üzerinde düşünüyorlar.

Dorstone Tepesi’nde bulunan kaya kristalleri, büyük altıgen taşlarda oluşan nadir bir şeffaf kuvars türüdür. Kestirildiler ve kasıtlı olarak mezar höyüklerine bırakıldılar. Uzmanlar, kristal malzemenin potansiyel olarak 300 yıla kadar nesiller boyunca bölgeye yerleştirildiğine inanıyor.

Britanya Adaları’nda, bu kristallerin bu kadar yüksek bir saflık seviyesinde bulunduğu çok az yer var, en yakını Kuzey Galler’deki Snowdonia ve Güneybatı Galler’deki St David’s Head – bu, Dorstone Tepesi çevresinde yaşayan tarih öncesi insanların bölgeye ulaşmak için malzemeyi uzun mesafelere taşımış olmaları gerektiği anlamına geliyor.

İngiltere Neolitik Dönem insanı tarafından mezar taşı olarak kullanılan kaya kristali
Fotoğraf Manchester Üniversitesi

Kaya kristallerinin kanıtları, İngiltere’deki bir avuç tarih öncesi alanda bulunur, ancak amaçlarını veya önemlerini belirlemek için çok az araştırma yapılmıştır. Ekip, materyalin yerel kimlikleri ve Britanya Adaları çevresindeki yerlerle bağlantılarını göstermek ve mezar alanını işaretlemek için kullanıldığını tahmin ediyor.

Baş araştırmacı Dr. Nick Overton şunları söyledi: “Kristali bulmak son derece heyecan vericiydi çünkü son derece nadirdir – camdan önceki bir zamanda, bu mükemmel şeffaf katı malzeme parçaları gerçekten ayırt edici olmalıydı.”

“Kristaller, kullandıkları diğer taşlara kıyasla çok sıradışı görüneceklerdi ve vurulduklarında veya birbirine sürtündüklerinde ışık yaydıkları ve küçük gökkuşağı parçaları ürettikleri için son derece ayırt ediciydiler – kullanımlarının, bireyleri bir araya getiren, yerel kimlikleri oluşturan ve yaşayanları kalıntıları biriktirilen ölülerle ilişkilendiren unutulmaz anlar yaratacağını savunuyoruz” diye ekledi Dr. Overton.

Makaleye bu adresten ulaşabilirsiniz

https://doi.org/10.1017/S0959774322000142

Kapak Fotoğrafı Manchester Üniversitesi

Banner
Benzer Yazılar

Hattuşa’da 119 Yıllık Hitit Kazısı: Büyük Tapınak ve Saray Arasındaki Gizemli Alan İlk Kez Derinlemesine Araştırılıyor

3 Ağustos 2025

3 Ağustos 2025

Çorum’un Boğazkale ilçesinde, Anadolu’nun en önemli medeniyetlerinden Hititlerin başkenti Hattuşa’da 119 yıldır aralıksız süren kazı çalışmaları yeni bir döneme girdi....

Arkeologlar, Maya sıvasını dayanıklı kılan gizli bileşeni keşfettiler

23 Nisan 2023

23 Nisan 2023

Maya duvar ustaları, birçoğu bugün hala ayakta duran görkemli yapıları inşa etmek için kullandıkları sıvaları bilinmeyen bir formülle yapıyorlardı. Granada...

İskandinav tanrısı Odin’e atıfta bulunan bilinen en eski yazıt

8 Mart 2023

8 Mart 2023

Bilim insanları, 2020 yılında iki amatör arkeolog tarafından bulunan Vindelev hazinesinde ortaya çıkarılan altın bir diskin parçası üzerinde İskandinav tanrısı...

Aizanoi kazılarında kemik atölyesi ortaya çıkarıldı

13 Kasım 2021

13 Kasım 2021

UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi’nde yer alan Aizanoi Antik Kenti’nde gerçekleştirilen kazı çalışmalarında kemik atölyesi ve kandil dükkanı ortaya çıkarıldı. İkinci...

Uzaydan Bakıldığında Unesco’nun Dünya Mirası Alanları

4 Kasım 2020

4 Kasım 2020

UNESCO kelimesi, İngilizce “United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization” kelimelerinin baş harfleri alınarak oluşturulmuş ve dilimize “Birleşmiş Milletler Eğitim,...

Gwalior’un Tarihi Kale Şehirleri UNESCO Listesinde

7 Aralık 2020

7 Aralık 2020

Hindistanın Madhya Pradesh eyaletine bağlı olan Gwalior tarihiyle tanınan bir şehirdir. Bu tarihi güzellikleri UNESCO’nun listesine girmesi ile taçlandırılacak. Eyalet...

Endonezya’da bir mağarada bulunan 31.000 yıllık iskelet amputasyonun bilinen en eski kanıtı olabilir

7 Eylül 2022

7 Eylül 2022

Yeni bir araştırmanın sonucuna göre; Endonezya’da bir mağarada bulunan 31.000 yıllık iskelet amputasyonun bilinen en eski kanıtı olabilir. Genç yetişkine...

Hristiyanlığın ilk yıllarında piskoposlar Antik Çağ’ın bilgilerinden yararlanıyorlardı

13 Temmuz 2022

13 Temmuz 2022

Hristiyanlığın ilk yıllarında piskoposlar, Hristiyanlığı yaymak, Kilise’nin toplum üzerindeki etkisini artırmak için Antik Çağ’ın bilgilerinden ve düzenledikleri ritüellerin oluşturduğu yoğun...

Peru’nun And Dağları’nda 4750 Yıllık Megalitik Taş Alan Keşfedildi

16 Şubat 2024

16 Şubat 2024

Wyoming Üniversitesi’nden iki antropoloji profesörü, And Dağları’nda, yaklaşık 5.000 yıl önce eski göçebe gruplar tarafından inşa edilen Callacpuma taş alan...

Çayönü Tepesi’nde DNA Araştırmaları, Anadolu’nun Erken İnsan Ağlarındaki Rolünü Ortaya Koyuyor

5 Ocak 2026

5 Ocak 2026

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yer alan Çayönü Tepesi’nde bulunan insan kemikleri üzerinde yürütülen DNA analizleri, Anadolu’nun Neolitik Çağ’da yalnızca bir yerleşim...

Prof. Dr. Mehmet Ölmez, İlteriş Kutluğ Kağan adına dikilen taş üzerindeki yazıtı değerlendirdi

24 Ağustos 2022

24 Ağustos 2022

Moğolistan’da II. Göktürk Kağanlığı’nın kurucusu İlteriş Kutluğ Kağan adına dikilen dikili taş üzerinde Eski Türkçe ve Soğdça yazıt bulunduğu Türk...

Endonezya’da keşfedilen 7200 yıllık iskelette, bilinmeyen bir insan grubu ortaya çıktı

28 Ağustos 2021

28 Ağustos 2021

Bu hafta yayınlanan bir araştırmaya göre, arkeologlar Endonezya’da dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan “farklı bir insan soyuna” sahip bir kadın...

Belçika’da Arkeologlar Roma Dönemine Ait Çok İyi Korunmuş Bir Köpek İskeleti Keşfetti

25 Mart 2025

25 Mart 2025

Belçika’nın Zottegem kenti yakınlarındaki Velzeke’de arkeologlar, MS 1. ila 3. yüzyıllara tarihlenen bir Roma yerleşiminde yaptıkları kazılarda oldukça ilginç bir...

Tapınak olduğu düşünülen yapının anıtsal bir çeşme olduğu ortaya çıktı

26 Kasım 2024

26 Kasım 2024

Hyllarima antik kentinde bir zamanlar tapınak olduğu düşünülen yapının aslında anıtsal bir çeşme olduğu belirlendi. Muğla’ya yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda...

Sırçalıtepe Höyük kazılarından elde edilen sonuçlar bölgenin 9 bin 300 yıllık geçmişe sahip olduğunu gösteriyor

26 Ağustos 2022

26 Ağustos 2022

Kapadokya bölgesinin en önemli yerleşim alanlarında biri olan Sırçalıtepe Höyük kazılarından elde edilen buluntular bölgenin 9 bin 300 yıllık geçmişe...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]