7 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Petra’da 116 Metrelik Kurşun Su Hattı Bulundu: Nabataean Mühendisliği Yeniden Değerlendiriliyor

Petra’nın su sistemi yıllardır “yerçekimiyle işleyen kanallar ağı” olarak anlatıldı. Pratik, düzenli, kontrollü. Yeni bulgular bu tabloyu karmaşıklaştırdı.

Jabal al-Madhbah yamacında, yaklaşık 2.500 metrekarelik bir alanda yürütülen ayrıntılı inceleme sırasında 116 metre uzunluğunda basınca dayanıklı bir kurşun su hattı ortaya çıkarıldı. Üstelik hat yerinde, yani in situ korunmuş durumda.

Levant bölgesinde bu ölçekte ve açık arazide kurşun boru kullanımı oldukça nadir. Genellikle yapı içlerinde rastlanır. Petra’da ise dağ yamacına yerleştirilmiş.

Bu tek başına dikkat çekici.

İki Evreli Bir Sistem

Araştırma, ‘Ain Braq hattının tek aşamada inşa edilmediğini gösterdi. Aynı koridorda iki farklı teknoloji kullanılmış.

İlk evrede kaynak suyu, basınca dayanıklı kurşun borularla taşınmış olmalı. Bu sistem ters sifon prensibiyle çalışabiliyordu; su eğimli arazide önce düşüyor, ardından yeniden yükselerek hedef noktaya ulaşıyordu. Petra’nın kırıklı topoğrafyasında bu ciddi bir mühendislik tercihi.

Kurşun ucuz değildi. Hammadde temini, eritme süreci, uzman işçilik ve bakım gerektiriyordu. Yani bu bir “zorunlu çözüm” değil, bilinçli bir yatırım.

Bir süre sonra hat kapatılmış.

Yerine açık kanallar ve pişmiş toprak borular devreye alınmış. Taş bir altyapı üzerine döşenen bu ikinci sistem, suyu iki çıkışlı küçük bir dağıtım kutusuna yönlendiriyor; buradan kentin farklı noktalarına paylaştırıyordu. Daha ekonomik, daha kolay onarılabilir bir düzen.

Teknik bir geri adım değil bu. Koşullara göre yeniden hesap.

Yerinde keşfedilen kurşun boru: Kaynak: Urban Development of Ancient Petra Project, N. Jungmann

Az Zantur ve Kentsel Gösteri

Kurşun hattın muhtemel hedefi, kente hâkim Az Zantur sırtındaki rezervuar. Bu yükseklikten itibaren suyun anıtsal yapılara yerçekimiyle dağıtılması mümkün.

Tarihsel çerçeve, Petra’nın en parlak dönemine, özellikle Aretas IV devrine işaret ediyor. Büyük Tapınak ve Bahçe-Havuz Kompleksi gibi projeler yalnızca suya ihtiyaç duymuyordu; suyu görünür kılıyordu.

Çöl başkentinde akan su, güç göstergesiydi.

Baraj ve Yoğun Altyapı

Araştırmada doğal bir kaya boşluğunu kapatan büyük bir baraj da belgelendi. Basamaklı ve düzensiz görünümlü cephe, Petra’daki diğer barajlardan farklı. Bu form, yüksek su basıncını dağıtmak için tasarlanmış olabilir. Aynı zamanda mevsimsel akışı kontrollü biçimde aşağı havzalara yönlendirmiş olması da ihtimal dahilinde.

Bu dar alanda dokuz ayrı su hattı, büyük bir rezervuar, iki sarnıç ve farklı boyutlarda yedi havza tespit edildi. Kaya yüzeyine oyulmuş yağmur toplama kanalları da tabloyu tamamlıyor.

Ortaya çıkan manzara tek bir kemer ya da basit bir hat değil. Zaman içinde değişen, denenen, uyarlanan bir sistem.

Petra’nın görkemi yalnızca kayaya oyulmuş cephelerden ibaret değil. Onu ayakta tutan su altyapısı da en az mimarisi kadar iddialı. Yeni keşif, bu altyapının sanılandan daha cesur ve daha deneysel olduğunu gösteriyor.

Urban Development of Ancient Petra Project

Jungmann, N. (2025). Rediscovering the ‘Ain Braq aqueduct: new insights into Petra’s urban water management. Levant: The Journal of the Council for British Research in the Levant, 1–19. doi:10.1080/00758914.2025.2592501

Kapak fotoğrafı: Urn Tomb, Petra, Ürdün – Wikipedia Commons

Banner
Benzer Yazılar

Perre Antik Kenti’ndeki 1500 Yıllık Dev Mozaikte Koruma Çalışmaları Sürüyor

30 Mayıs 2025

30 Mayıs 2025

Adıyaman’da bulunan Perre Antik Kenti’nde, 1500 yıl öncesine tarihlenen 125 metrekarelik dev mozaikte temizlik ve konservasyon çalışmaları başlatıldı. Adıyaman’ın tarihi...

ABD, kaçırılan 12 eseri Türkiye’ye iade ediyor

21 Mart 2023

21 Mart 2023

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy katıldığı bir televizyon programında Anadolu kökenli 12 eserin yarın Türkiye’ye gönderilmek üzere New...

Danimarka’daki Küçük Bir Damga, Sutton Hoo Miğferinin Kökenlerini Yeniden Şekillendiriyor

29 Mart 2025

29 Mart 2025

Danimarka’nın Tåsinge adasında yakın zamanda yapılan bir keşif, Anglo-Sakson tarihinin en değerli hazinelerinden biri olan Sutton Hoo miğferinin kökenleri hakkındaki...

Tunç Çağı Çobanlarının Yolculukları Hakkında Yeni Görüş

22 Ekim 2020

22 Ekim 2020

Şu anda güney Rusya’da bulunan Bronz Çağı doğa pastoralistleri, daha önce düşünülenden daha kısa mesafeler kat ettiler. Hint-Avrupa dillerinin bu...

Perre Antik Kenti’nde depremde yıkılmış yapı ortaya çıkarıldı

9 Kasım 2021

9 Kasım 2021

Kommagane Krallığı’nın 5 büyük kentinden biri olan günümüzde Pirin olarak bilinen Perre Antik Kenti kazı çalışmaları devam ediyor. M. Ö....

Stonehenge taşları güneş takviminin yaprakları olabilir

2 Mart 2022

2 Mart 2022

Dünya üzerinde gizemi hala tam olarak çözülememiş yapılar bulunuyor. Bunlardan birisi, İngiltere’deki Stonehenge taşlarıdır. Yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanan bu...

Yeni araştırma, Balear Adaları’nda keşfedilen Geç Tunç Çağı kılıçlarının benzersiz özelliklerini ve karmaşık kökenlerini ortaya koyuyor

26 Kasım 2024

26 Kasım 2024

Son yapılan bir araştırma , 20. yüzyılda Akdeniz’in batısındaki İspanya’ya bağlı Balear Adaları’nda yapılan kazılarda bulunan Geç Tunç Çağı kılıçlarının...

Yeni araştırma; Hint-Avrupa dillerinin Anadolu kökeni hakkında yeni bir bakış açısı getiriyor

31 Temmuz 2023

31 Temmuz 2023

Anadolu’nun kadim medeniyetleri Hitit, Luvi, Likya ve Friglerin kullandığı ve günümüzde dünyanın yarısının konuştuğu Hint-Avrupa dillerinin Anadolu kökeni hakkında yeni...

500 yaşındaki İnka mumyası, sanki derin bir uykuda “La Doncella”

24 Ağustos 2021

24 Ağustos 2021

1999’da Arjantin’deki yüksek Volcán Llullaillaco zirvesinin yakınında bulunan üç İnka mumyası tüm bilim adamlarını hayrete düşürdü. Bulunan 3 İnka o...

Endonezya’da bir mağarada bulunan 31.000 yıllık iskelet amputasyonun bilinen en eski kanıtı olabilir

7 Eylül 2022

7 Eylül 2022

Yeni bir araştırmanın sonucuna göre; Endonezya’da bir mağarada bulunan 31.000 yıllık iskelet amputasyonun bilinen en eski kanıtı olabilir. Genç yetişkine...

Aizanoi’de “Afrodit” ve “Dionysos” un heykel başları bulundu

29 Ekim 2021

29 Ekim 2021

Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde yer alan 5 bin yıllık geçmişe sahip Aizanoi Antik Kenti kazılarında aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’in ve...

Dünyanın En Büyük Yürüyen Memelisine Ait Fosil

18 Haziran 2021

18 Haziran 2021

Paleontologlar, Çin’in kuzeybatısındaki Gansu Eyaletindeki Linxia havzasında dünyanın en büyük yürüyen memelisine ait fosil buldular. Çinli ve Amerikalı paleontologlardan oluşan ekip...

Dünyanın en eski runik alfabesi ile yazılmış sözcüğün yer aldığı taş keşfedildi

18 Ocak 2023

18 Ocak 2023

Yazı, Sümerliler tarafından bulundu ve geliştirildi. Zamanla dünyanın birçok noktasında yazı kullanılmaya başladı. Norveç’te bilinen en eski yazı rün bunlardan...

Chichén Itzá’da yılan miğferi takan yontulmuş antik savaşçı yüz heykeli bulundu

14 Kasım 2023

14 Kasım 2023

Meksika’daki Chichén Itzá’da Casa Colorada arkeolojik kompleksinde, yılan başlıklı antropomorfik bir yüz heykeli bulundu. 9 Kasım Perşembe günü, Meksika Ulusal...

USF’deki bir araştırmacı, Swahili uygarlığından ilk antik DNA’yı keşfetti

29 Mart 2023

29 Mart 2023

Güney Florida Üniversitesi’nden bir antropolog, 7. yüzyıla kadar uzanan Doğu Afrika kıyıları boyunca müreffeh ticaret devletleri olan Swahili Uygarlığı’ndan ilk...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]