21 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Orta Çağ Avrupası’nın Korkunç İşkence Aletleri

İnsanoğlu icatları sadece insanlığın iyiliği için hizmete sokmamıştır. Sadece acı ve ızdırap için aletler tasarlamış, kurbanlarının ölümünü uzatmanın yollarını da aramıştır.

Tarihin en acımasız milleti olarak bilinen Assurluların pabucunu dama attıracak işlemler Ortaçağ sakinlerinin gündelik hayatına dahil olmuştu.

İşkencenin adı bile yeterince korkunçken birde bunları okumak bir çoğumuzun isteyeceği bir şey olmayabilir. Ancak insanlığın acımasızlığının düzeyini görmek içinde kuşkusuz bir yol gösterici olabilir.

Okumanın bile acı verdiği listemize başlayalım.

İşkence Rafı

Londra Kulesi’nde David Bjorgen tarafından fotoğraflanan bir işkence rafı.

 

Muhtemelen Orta Çağ’dan en çok bilinen işkence aleti olan raf, her iki ucunda da makaralar bulunan ahşap bir platformdu. Kurbanın elleri ve ayakları her iki uca bağlanır ve makaralar döndürülerek kurbanın vücudu gerilerek uygulanırdı.

Rafta çok fazla gerilmiş bir kişinin kıkırdakları, bağ ve kemiklerinin kırılma sesleri patlama şeklinde olurdu. Bu işlem sonucunda en hafif sonuç olarak el ve ayak bilek kemiklerinin yerinden çıkması ile sonuçlanırdı.

Testere

Testere denildiği zaman hepimizin aklına ilk gelen normal olarak tahta ve kalın malzemeleri kesmek için kullandığımız sıradan bir alettir.

Ne yazık ki testere bildiğimiz özellik dışında Orta çağda işkence ile insanları öldürebilmek için kullanılıyordu.

Kurban baş aşağı tutulacak, kanın kafasına gelmesine izin verilecek ve ardından işkenceci onları bacaklarının arasından yavaşça kesmeye başlayacaktı.

Kurban bu kesme işlemi sürecinde çoğu zaman bilinçli kalmaktadır. Genellikle sadece testere orta bölümlere çarptığında kurban bayılır ve ölür.

Göğüs Yırtıcı veya Örümcek

Zinadan suçlanan veya kürtaj olmuş kadınlara uygulanan bir işkence aletiydi.

Adından da anlaşılacağı gibi, sivri uçlarla biten pençe benzeri bir cihaz ısıtılır ardından bir kadının göğüslerini parçalamak için kullanılırdı.

Suçlanan kadınların çoğu suçları tespit edilemeyen kişilerden oluşurdu. Suçlarının kesinleşmemesi onların ceza almayacağı anlamına gelmiyordu.

Bu tür suçlamaların çoğu Engizisyon mahkemeleri tarafından onaylanırdı.

Diz Ayırıcı

İspanyol Engizisyonu sırasında sıkça kullanılan diz ayırıcı, doğal olarak, bir kurbanın dizini ayırmak için kullanıldı.

Cihaz, arkada bir vida bulunan iki çivili ahşap bloktan yapılmıştır ve dizin ön ve arka tarafına kelepçelenmiştir. Vidanın bir dönüşü ile bir diz kolayca ve acı verici bir şekilde sakat kalırdı.

Vücudun diğer bölgelerinde de kullanıldı.

Baş Kırıcı

İsimler konusunda son derece yaratıcı olan kafa kırıcı (göğüs sökücü ve diz ayırıcıya çok benzer) tam olarak adlandırıldığı şeyi yaptı.

Tekerlek

Orta Çağ boyunca Almanya’da en yaygın olarak kullanılan tekerlek, en sevilen infaz biçimiydi. Kurban yerde tekerleğe bağlanmış ve her bir ana eklemin (bilek, ayak bilekleri, kalçalar, omuzlar, dizler) altına tahta çapraz parçalar yerleştirilmiştir.

İşkenceci, ağır demirle güçlendirilmiş bir tekerlekle çapraz parçaları çekiçlemeye başlardı. Suçlunun bütün kemikleri kırılana kadar çekiçle dövülmeye devam edilirdi. Kurban ölünceye kadar halka sergilenirdi.

Bu cezalandırma şekli Roma İmparatorluğunda oldukça bilinen ve uygulanan bir ceza şekliydi.

Tahta At (İspanyol eşeği)

Tahta at, tahta midilli veya İspanyol eşeği, tarih boyunca, özellikle Amerikan sömürge döneminde ve Ortaçağ da kullanılan son derece acı verici bir işkence cihazına verilen isimdir. Cihazın üç çeşidi vardır, ancak prensip ve tasarım aynıdır.

Ahşap alet üçgen şeklinde ve açılıdır, genellikle üstte keskinleştirilmiştir. Kurban, düşmelerini önlemek için ayak bileklerine ilave ağırlıklar eklenerek, tüm vücut ağırlığını vulvasına koyarak üçgen ‘at’ın üzerine binmeye zorlanırdı.

Söylemeye gerek yok, ek ağırlıklar kurbanın tüm vücudunu aşağı çekerek kasıklarına ciddi şekilde zarar verir ve hatta bazen ikiye bölerdi.

Judas Beşiği

Tahta ata benzer şekilde, Yahuda beşiği piramit şeklinde ve keskinleştirilmiş bir cihazdı ve üzerine bir kurbanın iplerle indirildiği. Kurban alçaltıldığında cihaz anüsünü, vulvasını veya skrotumunu yavaşça yırtıyordu.

Cihaz genellikle İspanyol Engizisyonu’na atfedilse de, bu zamandan önce karnaval gösterilerinin bir parçası olarak var olduğuna dair kanıtlarda vardır.

Engizisyon Sandalyesi

Sandalyenin neredeyse tamamı sivri çivilerle donatılmıştı. Sandalyeye oturacak kişi çivilerin vücuduna tamamen işlemesi için vida ile sandalyeye sabitlenirdi. Bu korkunç aletin kullanım süresi ise daha korkunç çünkü 19 yy. sonlarına kadar neredeyse tüm Avrupa da kullanılmıştır.

Banner
Related Articles

20 bin yıllık kolyede insan DNA’sı tespit edildi

3 Mayıs 2023

3 Mayıs 2023

Paleolitik Çağ insanı hakkında bilgiler sunan Denisova Mağarası’nda keşfedilen 20 bin yıllık bir kolyede insan DNA’sı bulundu. Paleolitik Çağ mezar...

Bolu’da işçiler Roma Dönemi lahit buldular

30 Ekim 2022

30 Ekim 2022

Bolu’da bir inşaatın bahçe duvarının temelini kazan işçiler Roma Dönemi’nde ait olduğu düşünülen lahit ortaya çıkardılar. Bolu Tepecik Mahallesi’nde bir...

Japonya’da Doğu Asya’nın en eski Dako kılıcı keşfedildi

28 Ocak 2023

28 Ocak 2023

Japonya’nın Nara bölgesinde bulunan Tomio Maruyama mezar höyüğünde Doğu Asya’nın en eski Dako kılıcı keşfedildi. Dako kılıcının bulunduğu mezar MÖ...

Orta Çağ’da Veba Doktorları ve İlginç Üniformaları

20 Ocak 2021

20 Ocak 2021

Kara veba tarihin en ölümcül salgınıydı ve sadece birkaç yılda 25 milyon Avrupalıyı yok etti. Yönetimdekiler çaresizlikten  ikinci sınıf ve...

Yapay Zeka Filologların Kil Tabletler Üzerindeki Çalışmasına Yardımcı Olacak

5 Kasım 2020

5 Kasım 2020

Yazıyı bulan Sümerliler ilk yazı örneklerini, bizlere fırınlanmış kil tabletler aracılığıyla ulaştırdılar. İlk başta, ticaret için kullanılan yazı zamanla edebiyat,...

Eski Bir İnsan Grubu olan Denisovalılar Hakkında Yeni Gelişmeler

15 Kasım 2020

15 Kasım 2020

Şu anda Tibet Budist tapınağı olarak kullanılan dağın kenarındaki Baishiya Karst Mağarası, onlarca bin yıldır Denisovalılar olarak bilinen tarih öncesi...

259 Yıllık Güneş Saatine Boya Badana Yapıldı

25 Ocak 2021

25 Ocak 2021

Akademisyen Tarihçi Dr. Fatih Köse, twitter hesabından 259 yıllık güneş saati üzerine yapılan boya badanalı restorasyon çalışmasını “İnsan nereye boya...

Kültür Bakanlığı’ndan Pergamon Müzesi’ne çağrı: “Zeus Tapınağı memleketine dönmeli”

18 Ekim 2023

18 Ekim 2023

Türkiye’den götürülen ve en çok ziyaret edilen eserlerden biri olan Zeus Tapınağı’na ev sahipliği yapan Almanya’daki Pergamon (Bergama) Müzesi, dört...

Esna Tapınağı’nın tavanında canlı renklerde 46 kartal ortaya çıktı

16 Mayıs 2022

16 Mayıs 2022

Mısır’da Luksor’un 35 mil güneyinde, Nil’in batı kıyısında bulunan Esna Tapınağı’nda Alman/Mısır uzmanlarının yaptıkları restorasyon çalışmaları sırasında tapınak kompleksinin bir...

Pompeii’de Kaçmaya Çalışan Vezüv Kurbanı Medicus (Romalı Bir Doktor) Olabilir

17 Mayıs 2026

17 Mayıs 2026

Pompeii’de kaçmaya çalışırken hayatını kaybeden bir Vezüv kurbanı üzerinde yapılan yeni incelemeler, adamın Roma döneminde tıbbi pratikle bağlantılı bir kişi...

Polonyalı Keşif, Dünya’nın 7 Harikasından Biri olan Machu Picchu’nun Yapımına Işık Tutuyor

15 Ocak 2021

15 Ocak 2021

Peru And dağları ile Amazon havzası arasında ki buluşma noktasında ki inanılmaz manzaraya gömülmüş gibi duran Machu Picchu kalıntıları, İnka...

Tenedos Antik Kenti’nde 2700 yıllık çocuk mezarlığı keşfedildi

2 Mart 2024

2 Mart 2024

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Takaoğlu başkanlığında Tenedos antik kenti’nde devam eden kazılarda 2700...

Kayıp Olduğu Bilinmeyen Da Vinci Kopyası Bulundu

20 Ocak 2021

20 Ocak 2021

Leonardo da Vinci’nin ünlü “Salvator Mundi” tablosunun önemli bir kopyasının, geçen yıl kaybolduğu ve bugüne kadar da kimsenin haberinin olmadığı...

Kuzey Çin’de 5500 yıllık beşgen yapı bulundu

13 Kasım 2021

13 Kasım 2021

Arkeologlar, kuzey Çin’in Shanxi Eyaleti, Taiyuan’da 5500 yıl öncesine dayanan beşgen bir yapının kalıntılarını keşfettiler. Taiyuan Arkeoloji Enstitüsüne göre, kalıntılar,...

Tripolis kazılarında altı yıl önce gövdesi bulunan heykelin başı ortaya çıkarıldı

20 Kasım 2024

20 Kasım 2024

Helenistik dönemde Apollonia ismiyle kurulan ve daha sonra Tripolis ismiyle anılan antik kentte yapılan kazılarda altı yıl önce bir heykelin...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]