17 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Orta Çağ Avrupası’nın Korkunç İşkence Aletleri

İnsanoğlu icatları sadece insanlığın iyiliği için hizmete sokmamıştır. Sadece acı ve ızdırap için aletler tasarlamış, kurbanlarının ölümünü uzatmanın yollarını da aramıştır.

Tarihin en acımasız milleti olarak bilinen Assurluların pabucunu dama attıracak işlemler Ortaçağ sakinlerinin gündelik hayatına dahil olmuştu.

İşkencenin adı bile yeterince korkunçken birde bunları okumak bir çoğumuzun isteyeceği bir şey olmayabilir. Ancak insanlığın acımasızlığının düzeyini görmek içinde kuşkusuz bir yol gösterici olabilir.

Okumanın bile acı verdiği listemize başlayalım.

İşkence Rafı

Londra Kulesi’nde David Bjorgen tarafından fotoğraflanan bir işkence rafı.

 

Muhtemelen Orta Çağ’dan en çok bilinen işkence aleti olan raf, her iki ucunda da makaralar bulunan ahşap bir platformdu. Kurbanın elleri ve ayakları her iki uca bağlanır ve makaralar döndürülerek kurbanın vücudu gerilerek uygulanırdı.

Rafta çok fazla gerilmiş bir kişinin kıkırdakları, bağ ve kemiklerinin kırılma sesleri patlama şeklinde olurdu. Bu işlem sonucunda en hafif sonuç olarak el ve ayak bilek kemiklerinin yerinden çıkması ile sonuçlanırdı.

Testere

Testere denildiği zaman hepimizin aklına ilk gelen normal olarak tahta ve kalın malzemeleri kesmek için kullandığımız sıradan bir alettir.

Ne yazık ki testere bildiğimiz özellik dışında Orta çağda işkence ile insanları öldürebilmek için kullanılıyordu.

Kurban baş aşağı tutulacak, kanın kafasına gelmesine izin verilecek ve ardından işkenceci onları bacaklarının arasından yavaşça kesmeye başlayacaktı.

Kurban bu kesme işlemi sürecinde çoğu zaman bilinçli kalmaktadır. Genellikle sadece testere orta bölümlere çarptığında kurban bayılır ve ölür.

Göğüs Yırtıcı veya Örümcek

Zinadan suçlanan veya kürtaj olmuş kadınlara uygulanan bir işkence aletiydi.

Adından da anlaşılacağı gibi, sivri uçlarla biten pençe benzeri bir cihaz ısıtılır ardından bir kadının göğüslerini parçalamak için kullanılırdı.

Suçlanan kadınların çoğu suçları tespit edilemeyen kişilerden oluşurdu. Suçlarının kesinleşmemesi onların ceza almayacağı anlamına gelmiyordu.

Bu tür suçlamaların çoğu Engizisyon mahkemeleri tarafından onaylanırdı.

Diz Ayırıcı

İspanyol Engizisyonu sırasında sıkça kullanılan diz ayırıcı, doğal olarak, bir kurbanın dizini ayırmak için kullanıldı.

Cihaz, arkada bir vida bulunan iki çivili ahşap bloktan yapılmıştır ve dizin ön ve arka tarafına kelepçelenmiştir. Vidanın bir dönüşü ile bir diz kolayca ve acı verici bir şekilde sakat kalırdı.

Vücudun diğer bölgelerinde de kullanıldı.

Baş Kırıcı

İsimler konusunda son derece yaratıcı olan kafa kırıcı (göğüs sökücü ve diz ayırıcıya çok benzer) tam olarak adlandırıldığı şeyi yaptı.

Tekerlek

Orta Çağ boyunca Almanya’da en yaygın olarak kullanılan tekerlek, en sevilen infaz biçimiydi. Kurban yerde tekerleğe bağlanmış ve her bir ana eklemin (bilek, ayak bilekleri, kalçalar, omuzlar, dizler) altına tahta çapraz parçalar yerleştirilmiştir.

İşkenceci, ağır demirle güçlendirilmiş bir tekerlekle çapraz parçaları çekiçlemeye başlardı. Suçlunun bütün kemikleri kırılana kadar çekiçle dövülmeye devam edilirdi. Kurban ölünceye kadar halka sergilenirdi.

Bu cezalandırma şekli Roma İmparatorluğunda oldukça bilinen ve uygulanan bir ceza şekliydi.

Tahta At (İspanyol eşeği)

Tahta at, tahta midilli veya İspanyol eşeği, tarih boyunca, özellikle Amerikan sömürge döneminde ve Ortaçağ da kullanılan son derece acı verici bir işkence cihazına verilen isimdir. Cihazın üç çeşidi vardır, ancak prensip ve tasarım aynıdır.

Ahşap alet üçgen şeklinde ve açılıdır, genellikle üstte keskinleştirilmiştir. Kurban, düşmelerini önlemek için ayak bileklerine ilave ağırlıklar eklenerek, tüm vücut ağırlığını vulvasına koyarak üçgen ‘at’ın üzerine binmeye zorlanırdı.

Söylemeye gerek yok, ek ağırlıklar kurbanın tüm vücudunu aşağı çekerek kasıklarına ciddi şekilde zarar verir ve hatta bazen ikiye bölerdi.

Judas Beşiği

Tahta ata benzer şekilde, Yahuda beşiği piramit şeklinde ve keskinleştirilmiş bir cihazdı ve üzerine bir kurbanın iplerle indirildiği. Kurban alçaltıldığında cihaz anüsünü, vulvasını veya skrotumunu yavaşça yırtıyordu.

Cihaz genellikle İspanyol Engizisyonu’na atfedilse de, bu zamandan önce karnaval gösterilerinin bir parçası olarak var olduğuna dair kanıtlarda vardır.

Engizisyon Sandalyesi

Sandalyenin neredeyse tamamı sivri çivilerle donatılmıştı. Sandalyeye oturacak kişi çivilerin vücuduna tamamen işlemesi için vida ile sandalyeye sabitlenirdi. Bu korkunç aletin kullanım süresi ise daha korkunç çünkü 19 yy. sonlarına kadar neredeyse tüm Avrupa da kullanılmıştır.

Banner
Related Articles

Vaftizci Yahya’nın şehit edildiği Herod’un sarayı yeniden inşa edilecek

4 Şubat 2022

4 Şubat 2022

Hz. İsa’nın gelişini müjdeleyen Vaftizci Yahya’nın başının kesilerek şehit edildiği Herod’un Sarayı yeniden inşa edilecek. Vaftizci Yahya’nın şehit edildiği Herod...

İspanya’da Dev Fenike Savunma Hendeği Keşfedildi

5 Ocak 2021

5 Ocak 2021

İspanya’nın güneydoğusundaki Costa Blanca’daki Alicante eyaleti Guardamar del Segura kasabasında bulunan Cabezo Pequeño del Estaño’nun Fenike bölgesinde kazı yapan arkeologlar,...

Beş yıl boyunca uzmanlar Esna kentindeki tapınak tavanında çok sayıda kabartma ortaya çıkardılar

20 Ekim 2023

20 Ekim 2023

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı ve Tübingen Üniversitesi’nin ortak projesi olan Esna kentindeki tapınak tavanında astronomik temsillere sahip çok...

Anadolu’nun Kayıp Dili Sidece Çözülmeye Yaklaşıyor: Antik Alfabenin Harf Sayısı 31’e Çıktı

4 Haziran 2026

4 Haziran 2026

Antalya’daki Side Antik Kenti’nde taşlara kazınmış birkaç satırlık yazılar, Anadolu’nun en az bilinen dillerinden birini çözmeye çalışan araştırmacılar için giderek...

Vatikan ilk kez bir nekropolü halkın ziyaretine açıyor

17 Kasım 2023

17 Kasım 2023

Vatikan tarihinde ilk kez şehrin altında yer alan bir nekropolün halkın ziyaretine açılmasına izin veriyor. Vatikan’ın altında yer alan antik...

Japon Arkeologlar Kaman Kalehöyük’te 4.200 Yıllık Demir İşçiliğine Dair Kanıt Buldu

19 Şubat 2025

19 Şubat 2025

Japon arkeologlar, Orta Anadolu’daki Kaman Kalehöyük kazı alanında 4.200 yıllık bir Tunç Çağı katmanında demir işçiliğinin tarihini değiştirebilecek önemli kanıtlar...

Adıyaman’da Nadir Keşif: 1.800 Yıllık Kubbeli Roma Mezarı Ortaya Çıkarıldı

29 Aralık 2025

29 Aralık 2025

Adıyaman’da gün yüzüne çıkarılan yeni bir arkeolojik yapı, Roma döneminde elit gömü geleneklerine dair önemli ipuçları verecek. Besni kırsalında tespit...

Norveç’te radar tarafından keşfedilen yeni büyük Viking çağı tekne mezarı

12 Nisan 2022

12 Nisan 2022

Arkeologlar, yere nüfuz eden bir radar (GPR) araştırması sırasında Norveç’teki Øyesletta yakınlarında Viking Çağından kalma bir tekne mezarı buldular. Bu...

Arkeolog, İrlanda’daki kısmen batık bir yapının tarih öncesi bir mezar olduğunu söylüyor

25 Ekim 2022

25 Ekim 2022

Yeni araştırmalar, yıllar önce Güney İrlanda’daki küçük Rostellan köyünün kuzeyinde, Rostellan Ormanı’ndaki Cork Limanı’nın doğu kıyısında bulunan yapının tarih öncesi...

Termessos Antik Kenti’nde Arkeologlar, Binlerce Yıl Sonra İki Anıtsal Mezarı Yeniden Ayağa Kaldırıyor

27 Kasım 2025

27 Kasım 2025

Antalya’nın sarp dağları arasında gizlenen Termessos Antik Kenti, bu yıl başlayan kapsamlı çalışmalarla yeniden dikkatlerin odağına yerleşti. Güllük Dağı’nın eteklerine...

Apollon Tapınağı’nın bulunduğu Kız Ada kazıları devam ediyor

13 Ekim 2022

13 Ekim 2022

Bursa’nın Nilüfer ilçesinde yer alan Gölyazı’daki 5 bin kişilik olduğu düşünülen antik tiyatro ve Apollon Tapınağı’nın yer aldığı Kız Ada...

AlUla, Eski Arap Medeniyetlerinin Yaşayan Müzesi

4 Kasım 2020

4 Kasım 2020

Al Ula vahası, modern Tayma şehrinin yaklaşık 110 km güneybatısında ve Medine’nin 380 km kuzeyinde, yemyeşil Wadi Al-Qura veya “köyler...

Yeni Keşfedilen Fosil, Soyu Tükenmiş Bir İnsan Türünün Evrimine İşaret Ediyor

10 Kasım 2020

10 Kasım 2020

Paranthropus robustos soyu tükenmiş insan türlerinden bir tanesidir. Bu türün erkeklerinin dişilerden önemli ölçüde büyük olduğu düşünülmekteydi. Günümüz primatlarından orangutanlar,...

Kilis’teki Oylum Höyük’te 3.300 Yıllık Hitit Tabletleri ve Yönetici Mühürleri Ortaya Çıkarıldı

20 Ekim 2025

20 Ekim 2025

Türkiye–Suriye sınır hattında yer alan Oylum Höyük’te, 3.300 yıl öncesine tarihlenen Hitit ve Akad dillerinde yazılmış dört çivi yazılı tablet...

300 yıllık kutsal deniz kızı mumyasının gizemi çözüldü

20 Şubat 2023

20 Şubat 2023

Mumyalanmış bir deniz kızı yüzyıllardır Japonların kutsalları arasında yer alıyor. Kendisine tapıyorlar çünkü deniz kızının iyileştirici güçlere sahip olduğuna inanıyorlar....

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]