27 February 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Onna-Bugeisha, Japonya’nın Kadın Samurayları

Batı Dünyası, Samuray savaşçılarını doğaları gereği erkek olarak görmeye başlamadan çok önce kadın samuraylar vardı. Bu kadın samuraylar erkek meslektaşları kadar güçlü, tehlikeli ve en az onlar kadar ölümcüldüler.

Kadın samuraylar Onna-bugeisha olarak biliniyorlardı. Kendilerini savunma ve saldırı manevralarında erkeklerle aynı şekilde eğitim almaktaydılar. Kadınlar için özel olarak tasarlanmış bir kılıcı kullanmak üzere eğitildiler. Erkeklerden daha kısa boyları göz önüne alındığından daha iyi denge sağlamaları için Naginata adı verilen kılıçlar kullandılar.

Yıllarca erkek samuraylarla birlikte savaştılar, aynı standartlara tabi tutuldular ve aynı görevleri yerine getirmeleri bekleniyordu.

İlk kadın samuray savaşçılarından biri İmparatoriçe Jingu’dur.

İmparatoriçe Jingu ve tebaası.

Kraliçe Jingu, MS 200 yılında Kore’ye bir savaş düzenledi ve yönetti. Kadınların erkeklerden sonra geldiği ve onlara boyun eğmeleri, evde kalma ve çocuk bakıcısı rolünü oynaması gerektiği şeklindeki yaygın geleneksel fikre rağmen, Jingu gibi kadınlar için istisnalara izin verildi. Güçlü ve bağımsız kabul edilen bu kadınlar, erkek samuraylarla birlikte savaşmaya teşvik edildiler.

İmparatoriçe Jingu yolu açtıktan sonra, bir başka Onna-bugeisha adı yükseldi.

1180 ile 1185 arasında, iki yönetici Japon klanı arasında bir savaş çıktı. Genpei Savaşı, birbirini yönetmeleri gerektiğine inanan Minamoto ve Tiara klanlarını içeriyordu. Sonunda, Minamoto öne çıktı, ancak Tomoe Gozen olmasaydı, onlarda olmayabilirdi.

Savaşmaya başladıklarında İmparatoriçe Jingu 10, Tomoe Gozen 11 yaşındaydı.

Savaş alanında inanılmaz bir yeteneğe ve son derece yüksek bir zekaya sahip olarak tanımlandılar. Savaşta okçuluk ve ata binme becerisinin yanı sıra uzun, geleneksel bir samuray kılıcı olan katana kullanma ustalığını da gösterdiler.

Tomoe Gozen, naginata’yı iyi kullandığı gibi yakın dövüşte Kaiken hançerini de oldukça iyi kullanıyordu. (Kaiken hançeri 10 inç uzunluğa sahip çift kenarlı bir bıçaktır.)

Tomoe Gozen, Savaş alanı dışında da aynı derecede korkutucuydu. Birlikleri içgüdülerine güvenerek onun emirlerini dinledi. Siyasetle uğraştı ve yetkinliğinin haberi hızla Japonya’ya yayıldı. Çok geçmeden Minamoto klanının efendisi Tomoe Gozen’i Japonya’nın ilk kadın generali olarak onurlandırdı.

Tomoe Gozen.

Tomoe Gozen ise onu hiç hayal kırıklığına uğratmadı. 1184’te, 300 samurayı 2.000 Tiara klan savaşçısına karşı savaşa götürdü ve hayatta kalan beş kişiden biriydi. Aynı yıl Awazu Savaşı sırasında Musashi klanının en önemli savaşçısı Honda no Moroshige’yi yendi, başını kesip kafasını askerlerinin önüne attı.

Tomoe Gozen’in savaştan sonraki kaderi hakkında çok az şey biliniyor. Bazıları onun kaldığını ve ölümüne cesurca savaştığını söylüyor. Diğerleri onun Morosige’nin kafasınıda alarak at sırtında gittiğini iddia ediyor. Savaştan sonra hiçbir belge ortaya çıkmamış olsa da, onun bir samuray arkadaşıyla evlendiği ve ölümünden önce bir rahibe olduğunuda söylentiler arasındadır.

Tomoe Gozen’in saltanatından sonraki yüzyıllar boyunca Onna-bugeisha gelişti. Kadın savaşçılar, samurayların büyük bir bölümünü oluşturdu, köyleri korudu ve genç kadınları savaş sanatı ve naginata kullanımı konusunda eğitmek için Japon İmparatorluğu çevresinde bir çok okul açtılar. Japonya’nın her yerine yayılmış birçok farklı klan olmasına rağmen, hepsinde samuray savaşçıları vardı ve hepsi Onna-bugeisha’ya açıktı.

Sonunda, iktidardaki Tokugawa klanı ile İmparatorluk sarayı arasında 1868’de yaşanan huzursuzluk döneminde, Nakano Takeko adlı 21 yaşındaki Onna-bugeisha tarafından yönetilen Joshitai olarak bilinen bir grup özel kadın savaşçı birliği kuruldu.

Wikimedia Commons
Takeko’nun muhtemelen Joshitai’nin lideri olarak atanmasından önce çekilmiş bir fotoğrafı.

Takeko, geleneksel silahın daha kısa ve daha hafif versiyonu olan naginata’yı kullanmak için iyi eğitilmişti. Buna ek olarak, dövüş sanatları eğitimi almış ve babası İmparatorluk sarayında yüksek rütbeli bir memur olduğu için hayatı boyunca en iyi eğitimleri almıştı.

Onun komutası altında, Joshitai erkek samurayları takip ederek Aizu Savaşı’na girdi. Erkek savaşçıların yanında cesurca savaştılar, yakın dövüşte bir çok erkek savaşçıyı öldürdüler. Ne yazık ki, en yetenekli Onna-bugeisha bile bu savaşta hayatta kalamadı. Takeko savaşta yere düşünce vücudunun düşman ödülü olarak alınmaması için kız kardeşinden kafasını kesmesini istedi. Kız kardeşi, başını Aizo Bangemachi tapınağındaki bir çam ağacının köklerine gömerek onun son dileğini yerine getirdi. Daha sonra onuruna bir anıt inşa edildi.

Nakano Takeko anıtı Fukishima- Japonya

Takeko, son büyük kadın samuray savaşçısı olarak kabul edilir. Aizu Savaşıda, Onna-bugeisha’nın son savaşı olarak kabul edilir. Kısa bir süre sonra, feodal Japon askeri hükümeti Shogunate düştü ve liderliği devralmak üzere İmparatorluk sarayını terketti.

19. yüzyıldan Takeko’nun bir fotoğrafının yeniden yapılandırılması. Wikimedia Commons

Onna-bugeisha devri sona erse de, Takeko’dan sonra kadın savaşçılar yine var oldular. 1800’lü yıllarda kadınlar geleneksel cinsiyet rollerine meydan okumaya devam ettiler ve savaşlara katıldılar.

Bu arada dünyanın geri kalanı, samuray savaşçılarının büyük, güçlü erkekler olduğuna inanmayı seçti. İnanmak istedikleri gibi, kadınların itaatkar olduğuna ve Onna-bugeisha’nın efsanevi mirasını tarih sayfalarına etkili bir şekilde gömdükleri fikrini benimsediler.

Banner
Benzer Yazılar

Laos Kavanozlar Düzlüğü Sırrını Hala Koruyor

29 Nisan 2021

29 Nisan 2021

Güneybatı Asya ülkelerinden Laos’un dağ sırtlarında yaklaşık 30 mil alan içerisinde bulunan büyük taş kavanoz şeklinde kalıntılar üzerine çalışmalar devam...

Homo bodoensis, modern insanın atası olabilir mi?

28 Ekim 2021

28 Ekim 2021

Modern insanın atasını bulma üzerine çalışmalar aralıksız sürüyor. En son çalışma günümüzden yarım milyon yıl önce yaşamış Homo bodoensis üzerine...

Danimarka’da yaklaşık 2000 yıllık benzersiz bir runik yazıtlı küçük bir bıçak bulundu

22 Ocak 2024

22 Ocak 2024

Arkeologlar, yaklaşık 2000 yıl öncesine tarihlenebilen tamamen benzersiz runik yazıtlı küçük bir bıçak keşfettiler. Odense Müzesi’nden arkeologlar, Danimarka’nın en eski...

Tatarlı Höyük’te, Orta Tunç Çağı’na ait, tabanı sıvalı bir yapı ortaya çıkarıldı

9 Kasım 2024

9 Kasım 2024

Arkeologlar, Adana’nın Ceyhan ilçesindeki Tatarlı Höyük’te Orta Çağ’dan kalma sıvalı zemine sahip bir yapı ortaya çıkardı. Tatarlı Höyük, Neolitik dönemden...

Tripolis’te 1600 Yıllık Lüks Villa Ortaya Çıktı: Konuklara Havuzda Yetiştirilen Balıklar İkram Edilmiş

19 Temmuz 2025

19 Temmuz 2025

Denizli’nin Buldan ilçesinde, Büyük Menderes Nehri kıyısında yer alan Tripolis Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda, Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen...

Antik Genomlar İskitlerin Yükselişi ve Kayboluşu Hakkında Yeni Bilgiler Veriyor

27 Mart 2021

27 Mart 2021

İskitler Demir çağının en önemli kültürlerinden biridir. Varlıkları hakkında bir çok bilgiye rağmen hala onlar hakkında bilinmyen bir çok şey...

İstanbul’da Yüzlerce Tarihi Eser Ele Geçirildi

7 Haziran 2021

7 Haziran 2021

İstanbul’da tarihi eser kaçakçılarına karşı belirlenen adreslere düzenlenen operasyonlarda 255’i sikke, 160’ı çeşitli form ve biçimlerde toplam 415 tarihi eser...

Arkeologlar Punt Ülkesini (Tanrı’nın Ülkesi) Bulabilmek İçin 3300 Yıllık Mumyaları Araştırıyor

17 Aralık 2020

17 Aralık 2020

Eski Mısırlılar canlı babun ve tütsü gibi egzotik malları elde edebilmek için kilometrelerce yol katettiler. Punt diyarı yani Tanrı’nın ülkesini...

Antik Yijin Şehri, Çin’deki En İyi 10 Arkeolojik Keşif Arasında

1 Şubat 2021

1 Şubat 2021

Hangzhou’nun Lin’an Bölgesi’nde bulunan Yijin Antik Kenti, 2020’nin Çin’deki en iyi 10 arkeolojik keşifleri arasına girdi. Yijin Antik Kenti, 2017...

Klazomenai Antik Kenti’nde ilk defa mühür keşfedildi

20 Kasım 2022

20 Kasım 2022

12 İon Kent Devleti’nden biri olan Klazomenai Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazılarda ilk defa kente ait kilden yapılmış mühür keşfedildi....

Tuva’da Bulunan İskit Kral ve Kraliçesi’nin Yüzleri Yeniden Yapılandırıldı

12 Ocak 2021

12 Ocak 2021

1997’de Arzhan-2  höyüğünde bulunan ve 2001-2003 yılları arasında Rus-Alman araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından incelenen İskit “Kral” ve ‘Kraliçesi’nin” cenazeleri, arkeologlar...

Anadolu’da ilk kez Türk adının geçtiği yazıt bulundu

3 Eylül 2022

3 Eylül 2022

Konya’nın Karatay ilçesinde bulunan Savatra Antik Kenti kazı sahasında Anadolu’da ilk kez Türk adının geçtiği yazıt bulundu. Anadolu’da 1071 Malazgirt...

Maltaş Tapınağı Adım Adım Ortaya Çıkıyor

26 Haziran 2021

26 Haziran 2021

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Frig Vadisi destinasyon çalışmaları sırasında bulunan Maltaş Tapınağı adım adım ortaya çıkarılıyor. Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesi Kayıhan...

Mısır’da bugüne kadar ortaya çıkarılan en büyük mumyalama çömlek zulası

10 Şubat 2022

10 Şubat 2022

Çek Mısır Bilim Enstitüsü’nden arkeologlar, 26. Hanedanlık dönemine tarihlenen bir grup mezar kuyusunda yapılan kazılar sırasında Mısır mumyalama uygulamasında kullanılan...

Arkeologlar, Haltern’deki Roma askeri kampının bulunduğu yerde iki küçük Roma tapınağı keşfettiler

12 Kasım 2023

12 Kasım 2023

Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde yer alan Haltern bölgesinde eski Roma askeri kampının bulunduğu yerde iki küçük Roma tapınağı temel kalıntıları...

Yorumlar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]