21 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Leonardo Da Vinci, Niçin Adana’ya Geldi

Ortaçağın en önemli bilim ve sanat insanı olan gerçekleştirdiği icatlarla ve çizdiği Mona Lisa tablosu ile hafızalara kazınan Leonardo Da Vinci’nin Adana’ya geldiği ifade edildi.

Ünlü bilim ve sanat insanı Leonardo Da Vinci‘nin Adana’ya gelişi hakkında Araştırmacı Yazar S. Haluk Uygur’un çalışması ilginç bilgilere ulaşılmasını sağladı.

Araştırmacı Yazar S. Haluk Uygur’un incelediği belgelere göre, Leonardo Da Vinci Adana’ya sel felaketinin önlenmesi için gelmiş.

S. Haluk Uygur araştırmasında, o zamanki ismi ile Klikya’ya, Toros Dağları’ndan gelen sel afetine çare bulması için davet edilen Leonardo Da Vinci’nin Adana’yı işaretlediği bir Türkiye haritası çizdiğini belirtti.

Leonardo Da Vinci'nin Adana'yı işaretlediği bir harita çizimi
Leonardo Da Vinci’nin Adana’yı işaretlediği bir harita çizimi

Altınoran atölyelerinde anlatacağı Sanat Tarihi dersi için Da Vinci’nin sanatsal ve bilimsel gözlemlerini anlattığı defterlerinin tercümelerini karıştırırken; birçok kişinin dikkat etmediğini düşündüğü uzunca yazılmış bazı notlara, çizimlere ve üzerinde Adana’yı özellikle işaretlediği bir Türkiye haritasına rastladığını vurgulayan Uygur, “Dokuz bin sayfa olduğu söylenen defterlerinin dört sayfasını ayırdığı bölümde, Suriye Defterdarı’na hitaben yazılmış iki mektubun kopyası vardı.

Adana’nın Selden Yok Olacağı Efsanesi

Belli ki Defterdar; Toroslar’dan gelen ve tufan gibi yok edici bir sele karşı, nasıl bir önlem almaları gerektiğini Da Vinci’ye sormuştu, usta da mektubunda ona yanıt veriyordu. Mektubunda öncelikle Toroslar’dan gelen sel felaketinin tüm dünyada yaşandığından bahsederek defterdarı rahatlatmaya çalışıyor, arkasından da devam ediyordu, “(…) ülkenizin bu bölgesinde, beni görevlendirdiğiniz konuda çalışmak üzere amacımıza en uygun olan şehre, Calindra şehrine girdim. Bu şehir Toros Dağları’nın eteklerinde yer alır ve batıya doğru büyük Toros Dağları’nın zirvelerini görür” dedi.

Da Vinci’nin birinci mektubunu Toros Dağları’nın zirvelerini, bu zirvelerde güneşin nasıl doğup, nasıl battığını uzun uzadıya anlatarak bitirdiğini ifade eden Uygur şöyle devam etti:

“Serge Bramly’nin Leonardo Da Vinci’yi anlattığı kitabın Türkçe versiyonunun 391. sayfasında da, yazarın 1514 yılında sel felaketleri ve tufanla uğraştığı, özellikle Suriye’deki sel felaketinin onu etkilemesi üzerine defterine tufan resimleri çizdiğini yazdığını fark edince, Calindra diye bahsettiği ve Toros Dağları eteğinde bulunan o şehrin peşine düştüm.

Calindra ile Aydıncık Karşıma ise elli yıl önceki ismi Gilendere, eski dönemdeki ismi ise Calyndra olan, günümüzde Mersin’in bir ilçesi olarak yaşayan Aydıncık çıktı. Gerçekten de Da Vinci’nin bahsettiği yıllarda Aydıncık, Avrupalı tacirlerin sıkça uğradığı bir limanmış. Tam o yılları bilemem ama bölgenin (tabi ki bu arada Adana’nın) tarih boyunca çok sel yaşadığını, hatta aynı bölgede olan Adana’nın selden yok olacağının efsane edildiğini bilmeyen yoktur. Leonardo ikinci mektubunda ise Suriye Defterdarı’ndan özür dilemektedir; ‘Saygıdeğer Defterdar, sitemlerinizde ima ettiğiniz üzere, beni tembellikle suçlamayınız. Bana gösterdiğiniz teveccüh ve sağladığınız yararlar beni bu kadar büyük ve dehşet verici olayın sebebini itina ile ve sabırla anlatmaya yöneltti.

Leonardo Da Vinci'nin Adana gezi notları
Leonardo Da Vinci’nin Adana gezi notları

Da Vinci Bir Seyyah Gibi Notlar Tutmuş

Bunu yapabilmek için zamana ihtiyacımız vardı.’ Arkasından da hem Küçük Asya’nın (yani Anadolu) hem de Toroslar’ın jeolojik özelliklerini anlatmaya başlıyor; Leonardo Da Vinci Toroslar’ı anlatıyor ‘Haziran ayı ortalarında, güneşin geldiği belli bir noktada Toros Dağı’nın gölgesi öyle bir yükseğe ulaşır ki bu gölge 12 günlük mesafedeki Sarmatya (Kafkasya) sınırlarını; Aralık ayının ortasında ise kuzeye doğru bir aylık yol mesafesindeki Hiperborya (Sibirya) Dağlarını bulur. (…)

Toroslar’ın özellikle güneye bakan, bol ürünün alınabildiği, çok güzel su kaynaklarının ve nehirlerin bulunduğu eteklerinde, zengin bir halk yaşar (Çukurova ve halkından bahsediyor). Üç mil kadar yukarı çıkınca büyük köknar, kayın ve buna benzer ağaçların bulunduğu ormana ulaşırız. Bu ormanlardan üç mil kadar sonra ise geniş çayırlar ve otlak alanlar gelir. (…) Ormanlık alanın üstünde kalan her şey çıplak kayalıktır.”

Leonardo Da Vinci’nin haritasındaki Adana ve Taşköprü yazdıklarından Da Vinci’nin Toroslar üzerinde dolaştığını ve çokça vakit geçirdiğinin anlaşıldığını belirten S. Haluk Uygur, daha sonra şunları kaydetti:

“Ustanın bölgeye geldiğinin en önemli kanıtı ise; İskenderun Körfezi’ni, Seyhan (belki de Ceyhan çünkü kenarında ‘Chıanı’ yazıyor. Ama İtalyancada “c” harfinin “s” diye okunduğunu dikkate alırsanız Seyhan da olabilir.) Nehrini ve hatta Adana’yı açıkça gösteren bir harita çizimi de yapmış olması. Ancak bölgede Seyhan ve Ceyhan isimli iki nehir olduğunu anlayamamış, ikisini tek nehir zannetmiş. İlginçtir bu harita üzerinde tam Adana’nın bulunduğu yerde bir de köprü var.

Biraz ötede bir köprü daha görülüyor. (Taşköprü ve Misis Köprüsü olma ihtimali yüksek) Daha uzun olan köprünün kenarında köprü ‘ponte’ yazıyor. Hatta köprünün adı da yazılı ama ben okuyamadım. Bu bilgilerden yola çıkarak dünya sanat tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ustasının bölgemize, belki de Adana’ya ama tartışmasız bir şekilde Aydıncık’a geldiğini; bölgenin yöneticilerinden destek, belki de para aldığını ve bölgemizin hala sorunu olan sel felaketine çareler düşündüğünü öğreniyoruz.”

Kaynak: İHA

Banner
Related Articles

Etiyopya’da bulunan Homo sapiens’in yaşı yeniden hesaplandı

13 Ocak 2022

13 Ocak 2022

Etiyopya’da bulunan Homo sapiens fosillerin yaşı bölgede bulunan volkanik küllerin incelenmesi ile bilinenden daha geriye tarihlendi. Etiyopya’da ele geçen fosiller...

Türkiye İş Bankası Müzesi’nde 250 İstiklal Madalyası “Bir Asrın Ardından” sergisinde ziyarete açılacak

27 Ekim 2021

27 Ekim 2021

29 Ekim’de Cumhuriyetimizin ilan edilişinin 98’nci yıl dönümünü kutlayacağız. İstiklal Savaşı’nda canını bu toprakların bağımsızlığı için bir an dahi tereddüte...

Hırvatistan’ın Šćedro Adası’ndaki Ratina Mağarasında 7.000 Yıllık Yaşam İzleri Keşfedildi

7 Mart 2025

7 Mart 2025

Hvar’ın güneyinde bulunan Šćedro Adası’ndaki son arkeolojik kazılar, adanın tarih öncesi geçmişine dair önceki anlayışlara meydan okuyan önemli bulguları ortaya...

3000 yıllık “Romeo ve Juliet” Bilinmezliklerinin Çözülmesini Bekliyor

16 Aralık 2020

16 Aralık 2020

İngiliz oyun yazarı William Shakespeare‘in dünya klasikleri arasında yer alan eşsiz eseri Romeo ve Juliet oyununu bilmeyen yoktur. 1591-1596 arasında...

Rutland’da Köleliğin Nadir Kanıtı Olarak Tanımlanan Zincirlenmiş Bir İskelet Bulundu

7 Haziran 2021

7 Haziran 2021

Arkeologlar, Rutland’da bir kuyuya atılmış bir suçlu olabileceği düşünülen bir Roma kölesinin iskeletini buldular. Uzmanlara göre yetişkin erkek, bir hendekte...

Arkeologlar, Son Akşam Yemeği’nin Yendiği Bölgede Antik Kilise Buldu

30 Aralık 2020

30 Aralık 2020

Arkeologlar, Hz. İsa ve havarilerinin son akşam yemeğini yediği evin yeri olduğuna inanılan bölgede bir Bizans kilisesi ve 2.000 yıllık...

Bulgaristan’da Bakır Çağı Dönemine Ait Fırınlar Bulundu

4 Kasım 2020

4 Kasım 2020

Bulgaristan’ın Tuna Nehri yakınlarında gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalarda bakır çağı dönemine ait iki fırın bulundu. Rusçuk Bölge Tarih Müzesi’nden araştırmacılar tarafından...

Adena Kültürü İzleri: Büyük Yılan Höyüğü

15 Haziran 2021

15 Haziran 2021

Kızılderili toplumuna ait Adena kültürü izlerini barındırdığı düşünülen Büyük Yılan Höyüğü üzerinde değişik teoriler kurulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nin Ohio eyaletinde...

Onna-Bugeisha, Japonya’nın Kadın Samurayları

21 Ocak 2021

21 Ocak 2021

Batı Dünyası, Samuray savaşçılarını doğaları gereği erkek olarak görmeye başlamadan çok önce kadın samuraylar vardı. Bu kadın samuraylar erkek meslektaşları...

Güney Amerika’nın En Eski Uygarlığı Olarak Bilinen Caral Kültürüne Ait Yeni Bir Piramit Keşfedildi

8 Şubat 2025

8 Şubat 2025

Caral Arkeoloji Bölgesi ekibi, Peru’nun Lima Bölgesi, Barranca ilindeki Supe Vadisi’nde, Dünya Mirası listesindeki Caral-Supe Kutsal Şehri’nin bir kilometre batısında...

Fas’ta 1 milyon 300 bin yıllık balta üretim tesisi bulundu

30 Temmuz 2021

30 Temmuz 2021

Çok uluslu bir arkeolog ekibi, Fas’ta 1.3 milyon yıl öncesine dayanan en eski Taş Devri el baltası üretim tesisinin keşfini...

Aizanoi kazılarında kemik atölyesi ortaya çıkarıldı

13 Kasım 2021

13 Kasım 2021

UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi’nde yer alan Aizanoi Antik Kenti’nde gerçekleştirilen kazı çalışmalarında kemik atölyesi ve kandil dükkanı ortaya çıkarıldı. İkinci...

Magnesia kazılarında Zeus Tapınağı’nın Giriş Kapısı Ortaya Çıkarılıyor

26 Eylül 2021

26 Eylül 2021

Efsaneye göre Thessalia’dan gelen Magnetler tarafından kurulmuş olan Magnesia Antik Kenti’nde Zeus Tapınağı’nın giriş kapısı ortaya çıkarılmaya başlandı. Aydın ilinin...

İngiltere’nin kutsal adasında bulunan somon omurlarından yapılmış en eski tespih

29 Haziran 2022

29 Haziran 2022

İngiltere’de “Kutsal Ada” (Holy Islands) olarak bilinen Northumberland kıyılarının hemen dışındaki Lindisfarne adasında, arkeologlar İngiltere’de somon omurlarından yapılmış şimdiye kadar...

Danimarka’da Neolitik Döneme Işık Tutan “Woodhenge” Keşfedildi

1 Mart 2025

1 Mart 2025

Danimarka’nın Aars kasabasında yapılan son arkeolojik keşif, Avrupa’nın Neolitik dönemine dair bildiklerimizi kökten değiştirecek nitelikte. Vesthimmerland Müzesi arkeologları, MÖ 2600-1600...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]