23 July 2026 Gelecek Geçmişin Ürünüdür

Leonardo Da Vinci, Niçin Adana’ya Geldi

Ortaçağın en önemli bilim ve sanat insanı olan gerçekleştirdiği icatlarla ve çizdiği Mona Lisa tablosu ile hafızalara kazınan Leonardo Da Vinci’nin Adana’ya geldiği ifade edildi.

Ünlü bilim ve sanat insanı Leonardo Da Vinci‘nin Adana’ya gelişi hakkında Araştırmacı Yazar S. Haluk Uygur’un çalışması ilginç bilgilere ulaşılmasını sağladı.

Araştırmacı Yazar S. Haluk Uygur’un incelediği belgelere göre, Leonardo Da Vinci Adana’ya sel felaketinin önlenmesi için gelmiş.

S. Haluk Uygur araştırmasında, o zamanki ismi ile Klikya’ya, Toros Dağları’ndan gelen sel afetine çare bulması için davet edilen Leonardo Da Vinci’nin Adana’yı işaretlediği bir Türkiye haritası çizdiğini belirtti.

Leonardo Da Vinci'nin Adana'yı işaretlediği bir harita çizimi
Leonardo Da Vinci’nin Adana’yı işaretlediği bir harita çizimi

Altınoran atölyelerinde anlatacağı Sanat Tarihi dersi için Da Vinci’nin sanatsal ve bilimsel gözlemlerini anlattığı defterlerinin tercümelerini karıştırırken; birçok kişinin dikkat etmediğini düşündüğü uzunca yazılmış bazı notlara, çizimlere ve üzerinde Adana’yı özellikle işaretlediği bir Türkiye haritasına rastladığını vurgulayan Uygur, “Dokuz bin sayfa olduğu söylenen defterlerinin dört sayfasını ayırdığı bölümde, Suriye Defterdarı’na hitaben yazılmış iki mektubun kopyası vardı.

Adana’nın Selden Yok Olacağı Efsanesi

Belli ki Defterdar; Toroslar’dan gelen ve tufan gibi yok edici bir sele karşı, nasıl bir önlem almaları gerektiğini Da Vinci’ye sormuştu, usta da mektubunda ona yanıt veriyordu. Mektubunda öncelikle Toroslar’dan gelen sel felaketinin tüm dünyada yaşandığından bahsederek defterdarı rahatlatmaya çalışıyor, arkasından da devam ediyordu, “(…) ülkenizin bu bölgesinde, beni görevlendirdiğiniz konuda çalışmak üzere amacımıza en uygun olan şehre, Calindra şehrine girdim. Bu şehir Toros Dağları’nın eteklerinde yer alır ve batıya doğru büyük Toros Dağları’nın zirvelerini görür” dedi.

Da Vinci’nin birinci mektubunu Toros Dağları’nın zirvelerini, bu zirvelerde güneşin nasıl doğup, nasıl battığını uzun uzadıya anlatarak bitirdiğini ifade eden Uygur şöyle devam etti:

“Serge Bramly’nin Leonardo Da Vinci’yi anlattığı kitabın Türkçe versiyonunun 391. sayfasında da, yazarın 1514 yılında sel felaketleri ve tufanla uğraştığı, özellikle Suriye’deki sel felaketinin onu etkilemesi üzerine defterine tufan resimleri çizdiğini yazdığını fark edince, Calindra diye bahsettiği ve Toros Dağları eteğinde bulunan o şehrin peşine düştüm.

Calindra ile Aydıncık Karşıma ise elli yıl önceki ismi Gilendere, eski dönemdeki ismi ise Calyndra olan, günümüzde Mersin’in bir ilçesi olarak yaşayan Aydıncık çıktı. Gerçekten de Da Vinci’nin bahsettiği yıllarda Aydıncık, Avrupalı tacirlerin sıkça uğradığı bir limanmış. Tam o yılları bilemem ama bölgenin (tabi ki bu arada Adana’nın) tarih boyunca çok sel yaşadığını, hatta aynı bölgede olan Adana’nın selden yok olacağının efsane edildiğini bilmeyen yoktur. Leonardo ikinci mektubunda ise Suriye Defterdarı’ndan özür dilemektedir; ‘Saygıdeğer Defterdar, sitemlerinizde ima ettiğiniz üzere, beni tembellikle suçlamayınız. Bana gösterdiğiniz teveccüh ve sağladığınız yararlar beni bu kadar büyük ve dehşet verici olayın sebebini itina ile ve sabırla anlatmaya yöneltti.

Leonardo Da Vinci'nin Adana gezi notları
Leonardo Da Vinci’nin Adana gezi notları

Da Vinci Bir Seyyah Gibi Notlar Tutmuş

Bunu yapabilmek için zamana ihtiyacımız vardı.’ Arkasından da hem Küçük Asya’nın (yani Anadolu) hem de Toroslar’ın jeolojik özelliklerini anlatmaya başlıyor; Leonardo Da Vinci Toroslar’ı anlatıyor ‘Haziran ayı ortalarında, güneşin geldiği belli bir noktada Toros Dağı’nın gölgesi öyle bir yükseğe ulaşır ki bu gölge 12 günlük mesafedeki Sarmatya (Kafkasya) sınırlarını; Aralık ayının ortasında ise kuzeye doğru bir aylık yol mesafesindeki Hiperborya (Sibirya) Dağlarını bulur. (…)

Toroslar’ın özellikle güneye bakan, bol ürünün alınabildiği, çok güzel su kaynaklarının ve nehirlerin bulunduğu eteklerinde, zengin bir halk yaşar (Çukurova ve halkından bahsediyor). Üç mil kadar yukarı çıkınca büyük köknar, kayın ve buna benzer ağaçların bulunduğu ormana ulaşırız. Bu ormanlardan üç mil kadar sonra ise geniş çayırlar ve otlak alanlar gelir. (…) Ormanlık alanın üstünde kalan her şey çıplak kayalıktır.”

Leonardo Da Vinci’nin haritasındaki Adana ve Taşköprü yazdıklarından Da Vinci’nin Toroslar üzerinde dolaştığını ve çokça vakit geçirdiğinin anlaşıldığını belirten S. Haluk Uygur, daha sonra şunları kaydetti:

“Ustanın bölgeye geldiğinin en önemli kanıtı ise; İskenderun Körfezi’ni, Seyhan (belki de Ceyhan çünkü kenarında ‘Chıanı’ yazıyor. Ama İtalyancada “c” harfinin “s” diye okunduğunu dikkate alırsanız Seyhan da olabilir.) Nehrini ve hatta Adana’yı açıkça gösteren bir harita çizimi de yapmış olması. Ancak bölgede Seyhan ve Ceyhan isimli iki nehir olduğunu anlayamamış, ikisini tek nehir zannetmiş. İlginçtir bu harita üzerinde tam Adana’nın bulunduğu yerde bir de köprü var.

Biraz ötede bir köprü daha görülüyor. (Taşköprü ve Misis Köprüsü olma ihtimali yüksek) Daha uzun olan köprünün kenarında köprü ‘ponte’ yazıyor. Hatta köprünün adı da yazılı ama ben okuyamadım. Bu bilgilerden yola çıkarak dünya sanat tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ustasının bölgemize, belki de Adana’ya ama tartışmasız bir şekilde Aydıncık’a geldiğini; bölgenin yöneticilerinden destek, belki de para aldığını ve bölgemizin hala sorunu olan sel felaketine çareler düşündüğünü öğreniyoruz.”

Kaynak: İHA

Banner
Related Articles

Isparta’nın Dağlarında Unutulan Pisidya Kenti Adada, 1.700 Yıllık Yaşamın İzlerini Koruyor

24 Mayıs 2026

24 Mayıs 2026

Isparta’nın Sütçüler ilçesindeki Adada Antik Kenti, Pisidia’nın dağlık coğrafyasında 1.700 yıl boyunca kesintisiz süren kent yaşamının izlerini taşıyor. Helenistik dönemden...

Uşabti heykelcikleri İzmir Arkeoloji Müzesi’nde Sergileniyor

17 Eylül 2021

17 Eylül 2021

Mısır inancında ölen kişiye öbür alemde hizmet etmesi için yanına konulan Uşabti heykelcikleri İzmir Arkeoloji Müzesi’nde ziyarete açıldı. Mısır Uşabti...

Arkeologlar, Utah Çölü’nde Buzul Çağı insan ayak izlerini keşfettiler – 12.000 yıldan daha eski olabilir.

27 Temmuz 2022

27 Temmuz 2022

Cornell Üniversitesi’nde Araştırma Bilimcisi olan Daron Duke ve Thomas Urban, Utah Çölü’nde 88 korunmuş Buzul Çağı insan ayak izi keşfetti....

Araştırmacılar 5.000 Yıllık Tekne Şeklindeki Höyüğün Nuh’un Gemisinin Fosilleşmiş Kalıntıları Olabileceğini Önerdi

18 Mart 2025

18 Mart 2025

Ağrı Dağı civarında yakın zamanda yapılan bir keşif, Nuh’un Gemisi’nin fosilleşmiş kalıntılarını bulduklarına inanan uzmanlar arasında ilgi uyandırdı. Araştırmacılar, uzun...

İsrailli Araştırmacılardan Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyübi’nin Hattin Zaferine Garip Yaklaşımlar

30 Ekim 2020

30 Ekim 2020

İsrailli araştırmacılar Selahaddin Eyyübi’nin önderliğinde kazanılan Hattin savaşı sonuçları için enteresan çıkarımlarda bulundular. İsrailli karıkoca iki arkeoloğun savaşın sonuçları hakkında...

Pompeii Domus’ta tanrıça Kibele kültü ile ilişkilendirilen pişmiş toprak figürünleri keşfedildi

27 Aralık 2023

27 Aralık 2023

Arkeologlar, Pompeii’deki Via del Vesuvio boyunca “Leda ve Kuğu Evi”nin bitişiğindeki Domus’ta yapılan son kazılarda 13 pişmiş toprak figürün ortaya...

Yeni Çalışma: Ağrı Dağı’nın Nuh’un Gemisi Anlatısındaki Rolü Üç Din Perspektifinden Yeniden Değerlendirildi

26 Şubat 2026

26 Şubat 2026

Ağrı Dağı yüzyıllardır tek bir soruyla anılıyor: Nuh’un Gemisi gerçekten burada mı karaya oturdu? Bu soru sayısız keşif girişimine, dağ...

Perulu arkeologlar deri ve saçları bozulmamış bir mumya ortaya çıkardılar

25 Nisan 2023

25 Nisan 2023

Perulu arkeologlar bin yıllık deri ve saçları bozulmamış 12-18 yaşında olduğu düşünülen bir çocuğa ait mumya ortaya çıkardılar. Peru’nun başkenti...

Güney Afrika’da dünyanın bilinen en eski mezar alanı keşfedildi; Homo naledi mezarlığı

6 Haziran 2023

6 Haziran 2023

Güney Afrikalı paleontologlar, Johannesburg yakınlarındaki Rising Star Cave’de soyu tükenmiş hominin türü Homo naledi’ye ait mezar alanı keşfettiler. Paleoantropolog Lee...

Kibyra Antik Kenti’nin yuvarlak planlı çeşme yapısının restorasyonu tamamlandı

26 Aralık 2022

26 Aralık 2022

Burdur’un Gölhisar ilçesinde yer alan Kibyra Antik Kenti’nin tamamen yıkık halde bulunan yuvarlak planlı çeşmesi altı yıl süren zorlu restorasyon...

Antik Dünya’nın en büyük lahdi Sidamara yıllar sonra Eros’una kavuştu

1 Temmuz 2022

1 Temmuz 2022

Karaman’ın Ambar Köyü’nde 140 yıl önce ortaya çıkartılan Antik Dünya’nın en büyük lahdi olarak kabul edilen Sidamara lahdinin eksik parçası...

Atina’da Yunan Tanrısı Hermes’e Ait Heykel Başı Bulundu

17 Kasım 2020

17 Kasım 2020

Antik Yunan Medeniyeti mitolojisinde yolcuların, tüccarların, habercilerin, kumarbazların ve hırsızların tanrısı olarak nitelendirilen Hermes’e ait heykel başı Atina‘da bulundu. Yunanistan...

Dünyanın en eski runik alfabesi ile yazılmış sözcüğün yer aldığı taş keşfedildi

18 Ocak 2023

18 Ocak 2023

Yazı, Sümerliler tarafından bulundu ve geliştirildi. Zamanla dünyanın birçok noktasında yazı kullanılmaya başladı. Norveç’te bilinen en eski yazı rün bunlardan...

Tarih öncesi dönemde anneler, çocuklarına ebeveynlik yapma konusunda bizimden çok daha yetenekliydi

24 Kasım 2021

24 Kasım 2021

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nin (ANU) yakın tarihli bir araştırmasına göre, eski kültürlerde yeni doğan bebeklerin ölüm oranı, yetersiz sağlık bakımı, hastalık...

Vakıflar Genel Müdürlüğü “Ayasofya Kebir Cami İmparator Kapısı, aşınma ve ufak bir dokunma ile tahrip olmuştur”

20 Nisan 2022

20 Nisan 2022

Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ayasofya Cami İmparator Kapısı’nda oluşan tahribat haberleri üzerine bir açıklama yayınladı. Açıklamada, tahribatın “aşınma, olağan yıpranma ve...

Comments
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

[mc4wp_form id=”621″]